{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/516 Esas   2026/215 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/516 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2026/215<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t   ...<br>ÜYE\t\t: ...\t   ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t   ...<br>KATİP\t\t: ...\t ...<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8.ASLİYE  TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 14/12/2022<br>NUMARASI\t: 2021/361 Esas 2022/688 Karar<br><br>DAVA\t: Genel Kurul Kararının Hükümsüzlüğünün Tespiti<br>DAVA TARİHİ\t: 15/06/2021<br><br>KARAR TARİHİ\t: 05/03/2026<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 05/03/2026<br><br>\tTaraflar arasındaki Genel kurul kararının hükümsüzlüğünün tespiti istemine  ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik verilen hükme karşı, davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı dava dilekçesinde özetle; uzun süredir madde bağımlılığı sorunlarıyla uğraştığını, bu konuda tedavi gördüğünü, halen madde bağımlılığı ile mücadele eden ... Vakfında çalışmaya devam ettiğini, kısıtlılık gerektiren bu hali nedeniyle Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/318 Esas, 2014/635 Karar sayılı kararı ile vesayet altına da alındığını, henüz vesayet altına alınmadan önce ancak fiilen kısıtlılık gerektiren hali mevcut iken kötü niyetli kişilerce içinde bulunduğu durumdan faydalanılarak önce davalı şirkete hissedar yapıldığını sonra da şirket müdürü olarak yetkili kılındığını, TTK'nın 359/3 maddesinde, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin ve tüzel kişi adına tescil edilecek gerçek kişinin tam ehliyetli olmasının şart olduğunu, TMK'ya göre bir kişinin tam ehliyetli olabilmesi için ayırt etme gücüne sahip olması, ergin (reşit) olması ve kısıtlı olmaması gerektiğini, limited şirketlerde de ifa edilen görevin gereği olarak müdürlerin tam ehliyetli olmaları, bu kapsamda TTK'nın 353/3 maddesi hükmünün kıyas yoluyla uygulanması gerektiğini, TTK'nın 447.maddesinde genel kurul kararlarının butlanı hususunun düzenlendiğini, limited şirketlere ilişkin 622.maddede genel kurul kararlarının butlan ve iptaline ilişkin olarak anonim şirket genel kurul kararlarının butlanı ve iptaline ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağının düzenlendiğini, butlan hallerinin TTK'nın 447.maddesinde belirlenen hükümlerle sınırlı olmadığını, TBK'nın 27/1 madde hükmünde butlan sebeplerinin sayıldığını,  TTK'nın anonim şirketlere ilişkin bölümünde düzenlenen müdür seçilebilmek için tam ehliyetli olma şartının ve genel kurul kararlarının iptali ve butlanı hakkındaki hükümlerin limited şirketlere de uygulanacağının açık olduğunu belirterek şirket müdürü olarak yetkili kılınmasına dair davalı şirketin 06/01/2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı kararının hükümsüzlüğünün tespitine ve kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalıya tebligat yapıldığı halde davaya karşı cevap dilekçesi sunmadığı, duruşmalara katılmadığı görülmüştür.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; Davacının genel kurul karar tarihi itibariyle kısıtlı olmadığı, genel kurul karar tarihinden sonra Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 29/05/2014 tarih, 2014/318 esas, 2014/635 sayılı kararı ile ödeme imkanı olmadığı halde gereksiz yere borçlandığı, bu sebeple aleyhine icra takipleri yapılması sonucu ailesinin maddi sıkıntıya düştüğü, davranışlarının bu şekilde devam etmesi halinde kendisinin ve ailesinin darlık ve yokluğa düşme tehlikesinin bulunduğu anlaşıldığından TMK'nın 406 maddesi uyarınca bir yıl süre ile kısıtlanmasına karar verildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu'nun denetime ve hüküm kurmaya elverişli 04/11/2022 tarihli rapor içeriği itibariyle, davacının, kurulca 18/04/2022 tarihinde yapılan muayenesi sonucunda elde edilen bilgi ve bulgular ve tüm mevcut raporlarında irdelenmesi sonucu 06/01/2014 tarihinde fiil ehliyetine haiz bulunduğu, bu şekliyle ayırt etme gücüne sahip olduğu, tam ehliyetli olduğu anlaşılmakla açılan \"davanın reddine\"  dair karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı istinaf dilekçesinde özetle; ATK raporuna itirazının karşılanmadığını, ATK üst kuruldan rapor alınmadığını, kararın hatalı olduğunu, raporun yeterli gerekçe içermeyerek hükme elverişli bulunmadığını, çelişkili olduğunu,  davacının çocuk yaşlardan beri uyuşturucu kullanarak ve mücadele halinde olduğunu, Amatem kayıtları, epikriz raporları dikkate alındığında şirket kararı öncesi ve sonrasında davacının madde etkisi altında bulunup sağlıklı karar veremeyen yönlendirmeye açık biri olduğunu, OGK kararını iradesi ile aldığından söz edilemeyeceğini, kötüniyetli kişilerin bu durumdan yararlandğını, yaşının küçüklüğünden yararlanılarak şirkete önce ortak sonra müdür yapıldığını, sonrasında ise şirketin borçlandırıldığını, yüklü miktarda vergi borçları bulunduğunu, davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; davalı şirketin olağanüstü genel kurul toplantısı kararının hükümsüzlüğünün tespiti isteğine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDavalı şirketin ortak ve yetkililerini gösterir kayıtlar ve dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısına ilişkin toplantı tutanağı ve hazirun cetveli örneği ticaret sicil müdürlüğünden celp edilmiş yapılan incelemede; davalı şirketin 299536 sicil numarasında ... Özel Eğit. Hiz. Yayıncılık San. Tic. Ltd. Şti. olarak ticaret sicilinde kayıtlı olduğu, hali hazırda yetkilisi ve ortağının ... olduğu anlaşılmıştır. <br>Dava konusu 06/01/2014 tarihli, 2014/02 sayılı olağanüstü genel kurul toplantı tutanak örneğinin incelenmesinde;\" şirket ortaklarının şirket merkezinde toplanarak aşağıdaki kararı aldıklarının belirtilerek ...'nin, ...'den 9 payını, ...'nin yine ...'in 90 payını devraldığı ve ortakların ... ve ... olup 10 yıl süre ile ...'nin şirket müdürü olarak seçilmesine, şirket merkezinin ... adresine taşınmasına oy birliğiyle karar verildiği \" hususlarının yazılı olduğu anlaşılmıştır.<br>Davalı şirketin, hükümsüz olduğu ileri sürülen 06/01/2014 tarihli genel kurul kararından kısa bir süre sonra 28/02/2014 tarih, 2014/03 sayılı kararı ile bu kez davacı ...'nin toplam payını ...'ye devrettiği, müdürlük yetkisi iptal olunarak yerine şirket ortağı ...'nin aksi karar alınıncaya kadar müdür olarak şirketi münferiden temsil ve imzaya yetkili kılındığı hususlarının karar altına alındığı görülmüştür. Davacının, dava tarihinde davalı şirketin ortağı ya da müdür olmadığı anlaşılmakta ise de davanın ileri sürülüş şekli ile Ahlaka aykırı davranış bulunduğu iddiası gözetildiğinde TMK 2. maddesi kapsamında davacının, işbu davayı açabileceğinin kabulü gerekmiştir.<br>Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/318 Esas, 2014/635 Karar sayılı karar örneğinin incelenmesinde davacının ..., kısıtlı adayının ..., davanın vesayet davası olup davanın, 04/03/2014 tarihinde açıldığı, yapılan yargılama sonucunda; 29/05/2014 tarihli kararla kısıtlanması talep edilen ...'nin ödeme imkanı olmadığı halde gereksiz yere borçlandığı, bu sebeple aleyhine icra takipleri yapılması sonucu ailesinin maddi sıkıntıya düştüğü, davranışlarının bu şekilde devam etmesi halinde kendisinin ve ailesinin darlık ve yokluğa düşme tehlikesinin bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle; ...'nin TMK'nın 406 maddesi uyarınca 1 yıl süreyle kısıtlanmasına ve bu süre boyunca babası davacı ...'nin velayeti altına konulmasına, 1 yıl sonra takibinin gerektiği yönünde karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/166297 soruşturma sayılı hazırlık evrakının yapılan incelemesinde; müştekinin ..., şüphelilerin ..., ..., ..., ..., suçun, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, güveni kötüye kullanmak ve dolandırıcılık olup yapılan soruşturma sonucunda; 30/04/2017 tarihli kararla şüphelilerin üzerine atılı suçu işlediklerine dair müştekinin soyut iddiasından başka kamu davası açmaya yeter derecede kesin ve net delil elde edilemediğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır. <br>Mahkemece, davacının tedavi gördüğü hastanelerden tedaviye ilişkin belge örnekleri celp edilerek İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulundan rapor alınmasına karar verildiği, dava konusu 06/01/2014 genel kurul toplantı tarihi itibariyle davacının ayırt etme gücüne sahip olup olmadığı hususunda rapor düzenlenmesinin istenildiği, kurumca düzenlenen 04/11/2022 tarihli raporda; \"Yukarıda sıralanmış tıbbi belgeler ile adli tahkikat dosyasında belirlenen ve adli tıbbi yorumlamayı ilgilendiren hususların değerlendirilmesinden; Görülmekte olan Tespit davası nedeniyle, ‘06/01/2014 tarihli dava konusu olağan genel kurul toplantı tarihi itibariyle dosyadaki mevcut raporlar da irdelenerek davacının ayırt etme gücüne sahip olup olmadığı (akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olup olmadığı)’ sorulan ... oğlu, 1986 doğumlu ...’ nin Kurulca 18/04/2022 tarihinde yapılan muayenesi sonucunda elde edilen bilgi ve bulguların yorumlanmasından; halihazırda fiili ehliyetini müessir ve kişide  şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı veya zeka geriliği tespit edilmediği, dava dosyasının tetkikinde menfaatlerini müdrik ve telkinlere mukavim olabileceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre ...’nin 06/01/2014  tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğu  oy birliği ile mütalaa olunur.\" şeklinde görüş bildirildiği anlaşılmıştır. <br>Somut olayda; toplanan delillere, iddianın ileri sürülüş şekline ve tüm dosya kapsamına göre; işbu davada davacının, davalı şirketin 06/01/2014 tarih, 2014/02 sayılı olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararın hükümsüzlüğünün tespiti isteğinde bulunarak karar tarihi itibariyle tam ehliyetli olmadığını, uzun süredir uyuşturucu madde kullandığını, bu durumunu bilen kötüniyetli kişilerin bu durumundan faydalandığını, hiçbir bilgisi ve fikri olmadığı halde davalı şirket payının bedelsiz olarak kendisine devredilip davalı şirkete bu kararla müdür atandığını, bu suretle borçlandırıcı işlemlere sokulduğunu, karar tarihi itibariyle ayırt etme gücüne sahip olmadığı iddiasında bulunmuştur. <br><br>TMK'ya göre bir kişinin tam ehliyetli olabilmesi için ayırt etme gücüne sahip ergin ve kısıtlı olmaması gerektiği, TTK hükümlerine göre de Anonim Şirketlerde yer alan düzenlemelerden kıyasen; Limited Şirket Müdürünün tam ehliyetli olup medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olması gerektiği, bunun yanı sıra görev ve sorumluluk odaklı nitelikler ( özen ve sadakat borcu, rekabet yasağı, eşit işlem yapma, vekaleten temsil yetkisi kabiliyetine sahip olma gibi) ile idari ve teknik yetkinliklere ( mali okur yazarlık, stratejik planlama, kriz yönetimi gibi) sahip olması beklenmektedir.<br>Davacının, dosya kapsamındaki sağlık kuruluşlarınca düzenlenen raporları ve  tedavi kayıtları incelendiğinde; 2010 yılına ait kayıtlarda dahi davacı ...'nin 5-6 yıldır uyuşturucu madde bağımlılığı bulunduğuna ilişkin tespite yer verildiği, çocuk yaşlardan itibaren madde bağımlılığı( Bonzai, Jamaika, esrar, eroin, bali- tinergibi)  ile mücadele etmekte olduğu, sırasıyla 2010, 2011, 2012, 2013, 2014 yıllarına ait epikriz formlarının tümünde bu durumun kayıt altına alınmış  olduğu, davacının uzun sürelerle Denetimli Serbestlik altında bulundurularak uyuşturucu bağımlılığına ilişkin tedavi gördüğü, yapılan tedavilerde kalıcı bir sonuca ulaşılamadığı, davaya konu  2014/02 sayılı davalı şirket Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı Kararı'nın tarihi olan 06/01/2014 tarihi öncesi ve sonrası yakın tarihlerde 06/12/2013, 07/01/2014 ve 21/01/2014 tarihleri itibariyle davacının, madde etkisi altında olduğunu gösterir epikriz formlarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Amatem'den gelen kayıtlardan; davacının, hem davaya konu şirket kararı öncesi dönemde hem de sonrasında madde etkisi altında olma durumu devam eden, kolayca kullanılabilecek durumda olup sağlıklı karar veremeyen, yaşı itibariyle de yönlendirilmeye açık biri olduğu, uzun yıllar görüşmediği ... ile bir alışveriş merkezinde karşılaşması sonucu durumunu bilen bu kişinin telkinleri sonucu söz konusu davalı şirket hissesini bila bedel edinerek karşılıksız bu şirketin müdürü yapılması durumunu sorgulamadığı, olayı abisine anlatması üzerine ailesinin devreye girmesi üzerine kısa bir zaman içinde davalı şirketin 28/02/2014 tarih, 2014/03 sayılı kararı ile bu kez \"davacı ...'nin toplam payını ...'ye devrettiği, müdürlük yetkisi iptal olunarak yerine şirket ortağı ...'nin aksi karar alınıncaya kadar müdür olarak şirketi münferiden temsil ve imzaya yetkili kılındığı\" hususunda karar alınmasıyla davacının, şirketle olan ilişkisinin sonlandırıldığı, dosyada mevcut sosyal ve ekonomik durum araştırması yazı cevabına göre de davacının, bir işi/ mesleği bulunmadığı, ... Futbol Klubü taraftarlarının desteği ile yaşamını sürdürdüğü anlaşılmaktadır.<br>04/11/2022 tarihli İstanbul ATK 4. İhtisas Kurulu raporunda, halihazırda fiili ehliyetini müessir ve kişide  şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı veya zeka geriliği tespit edilmediği, dava dosyasının tetkikinde menfaatlerini müdrik ve telkinlere mukavim olabileceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre ...’nin 06/01/2014 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğu yönünde görüş bildirildiği, mahkemece, resmi bilirkişi ATK raporu hükme esas alınarak yazılı olduğu üzere davanın reddine ilişkin karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Davacının Yankesicilik ve Dolandırıcılık Büro amirliğinde alınan 05/03/2014 tarihli ifadesinde; 10 yıldır tanıdığı ancak sık görüşmediği ...'nin kendisini arayarak görüşmek istediğini söylemesi ile ertesi gün ... Cafede buluştuklarını, bir dershanede çalıştığını söyleyerek buranın hisselerini devralmak istediğini ancak iki kişi olması gerektiğini, kendisinin % 90, ...'ın ise % 10 hisse alacağını belirterek teklifte bulunması ile uzun zamandır tanıyarak güvenmesi nedeni ile kabul ettiğini, 06/01/2014 tarihinde noterde devir işlemlerinin yapıldığını, hangi dershaneyi aldığının, kaç TL'ye aldığının farkında bile olmadığını, kendisine gösterilen yerlere imza attığını, bu konuyu abisine anlatması üzerine abisinin yaptığı araştırma sonucunda dershanenin 2.000.000,00 TL civarında vergi ve SSK borcu olduğunu tespit ettiklerini, yapılan görüşme sonucu hisselerin gariban bir çocuğa devredileceğini söylemesi ve çocuğun yanlarına gelmesi üzerine bunu kabul etmeyerek ...'ın geri almasını şart koştuklarını, şirketi devraldığı dönemde şirket için 433.000,00 TL civarında fatura düzenlendiğini öğrendiklerini, ...'ın kendisini kandırdığını belirttiği görülmüştür.<br><br> Dairemizce; ATK raporu kapsamı benimsenmekle birlikte, raporda ulaşılan nihai sonuçla çelişki oluşturmamak üzere, ATK raporunda yer verilen ve tek tek sayılan somut tıbbi tedavi kayıt ve belgeler kapsamı ile davacının, söz konusu hükümsüzlüğü ileri sürülen 2014/02 sayılı ... Özel Eğitim ... Ltd.Şti.'nin  Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı Karar tarihi olan 06/01/2014 tarihi öncesi ve sonrası yakın tarihlere ait olan 06/12/2013, 07/01/2014 ve 21/01/2014 tarihli ve davacının madde etkisi altında olduğunu gösterir epikriz formları ile Amatem'den gelen tüm kayıtlardan anlaşıldığı üzere; davacının, hem davaya konu şirket kararı öncesi dönemde hem de sonrasında madde etkisi altında olma durumu devam ederken davacının bir süredir görüşmediği arkadaşı olup davacının bu durumunu bildiği/ bilmesi gerektiği anlaşılan ... tarafından, bir Kafede sohbet sırasında etki altına alınarak ahlaka aykırı şekilde davacının bu durumundan istifade edilerek davalı şirkete ait şirket hissesinin davacıya devriyle davacının şirket müdürü atanmasına ilişkin noterden hisse devri yapılarak 06/01/2014 tarihli 2014/02 sayılı kararın alındığının, bu nedenle söz konusu kararın yoklukla malul olduğunun kabulü gerekmiştir.<br>Hal böyle olunca toplanan deliller, incelenen raporlar ile savcılık soruşturma dosyası kapsamında alınan tüm savunma ve beyanlar ile davacının 05/03/2014 tarihli Dolandırıcılık Büro Amirliğinde alınan ifadesi kapsamından; çocukluk çağından başlayan madde bağımlılığı bulunan davacının, söz konusu hisse devir işlemleri ile şirket müdürlüğüne ilişkin şirket kararından ailesine söz etmesiyle durumunu bilen aile bireylerinin olaya müdahil olması sonrası dava dışı ... ...'in kısa bir süre sonra hemen davacıya ait hisseyi üzerine alarak davacının müdürlük yetkisinin sonlandırılmasını sağlamasının ve bu devir işlemlerinin her ikisinin de bila bedel yapılmış olmasının, eğitim kurumu olarak faaliyet gösteren şirketin bu süreçte mevcut işlemlerinden kaynaklı giderler, vergi, SGK borçlarından kaynaklanan yükümlülükleri madde bağımlısı olduğunu bildiği/ bilmesi gerektiği arkadaşı davacıya yükleme saiki ile hukuk düzenince korunması mümkün görülmeyen gayri ahlaki bir amaçla ve TMK'nın 2. Maddesine de aykırı olacak şekilde hareket ettiğinin somut olaya özgü göstergesi olduğunun kabulü ile, bu nedenlerle davacının, işbu talebi yönünden dava açma hakkı ile dava açmakta korunması gerekir hukuki yararı bulunduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan bu nedenlerle, ilk derece mahkemesi tarafından, yazılı gerekçeyle davanın reddine ilişkin verilen karar isabetli bulunmamış olup kararın kaldırılmasına karar verilerek Dairemizce, davanın kabulüne,  06/01/2014 tarihli 2014/02 sayılı Olağanüstü Genel Kurul kararının yoklukla malul olduğunun tespitine yönelik karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tTüm bu açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın kabulüne dair karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile,<br>\tAnkara 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/12/2022 tarih ve 2021/361 Esas 2022/688 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\tB)1-Davanın KABULÜ ile 06/01/2014 tarihli 2014/02 sayılı Olağanüstü Genel Kurul kararının yoklukla malul olduğunun TESPİTİNE,<br>\t2-Alınması gerekli 732-TL karar ilam harcından peşin alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafından yatırılan  59,30-TL başvurma harcı, 59,30-TL peşin harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t4-Davacı tarafından posta ve tebligat gideri olarak yapılan 162,10-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t6-Yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br><br>\tC)1-Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,  <br>\t2-İstinafa başvuran davacı tarafça yatırmış olan  492,00- TL istinaf kanun  yoluna başvuru harcı 216,00-TL tebligat ve  dosya gönderme ücreti olmak üzere toplam 889,10-TL İstinaf giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,  <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/03/2026<br><br>  Başkan- ...        Üye - ...                     Üye - ... \t   Zabıt Katibi-...<br>   ...   ...           ...                    ...<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bf32381988d77030","SID":"855b6d01f21f94ee"}}