{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:05/03/2026<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:28/11/2025<br>DAVANIN KONUSU:Ticari Şirket Hisse Devri ve Tescili<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:05/03/2026<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; ... Anonim Şirketi'nin davacının babası ... ve kardeşleri tarafından kurulduğunu, davacının çalışma hayatına bu şirkette başladığını ve bu şirkette yıllarca çalıştığını, ilk olarak ... tarafından davacıya ... Anonim Şirketi yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevi verildiğini ve ayrıca ilk olarak %2 hisse verildiğini, akabinde bu hisseyi davacıdan ... ve ...'e devretmesinin talep edildiği ve davacının bu devri herhangi bir bedel almadan gerçekleştirdiğini, devam eden süreçte davacının şirket hissedarı ve ortağı sıfatı ile çalışmalarına devam ettiğini, davacının ... Anonim Şirketi'nde olan emekleri karşılığında %100 hissesinin %26'sının davacıya devri kararlaştırıldığını, kardeşler arası eşitlik olması adına şirkette hiçbir faaliyeti olmayan ... adına da %26 olmak üzere hisse devri kararlaştırıldığını, ... şirketinin hisselerinin her ne kadar davalı ... ve davalı ... adına kayıtlı olsa da bu şirketin davacının ortağı olan ... Anonim Şirketi'nin sermayesi ve kaynakları ile kurulan bir şirket olup bu şirket hisselerinin %33'ünün davacıya ait olduğunu, bu şirketin esasen eşit üç ortaklı kurulması gerekirken davacnıın geçmiş dönemden yaşadığı hukuki sıkıntılar sebebi ile %50 mevcut ortakları adına kurulduğunu, ... Madenciliğin davacı konusu %26 hissesinin davacıya ait olduğunu, bununla birlikte ... şirketinin davacının da hissedarı olduğu ... Anonim Şirketi'nin sermayesinden kurulduğunu, aynı çalışma sahasında faaliyet gösteren ... Şirketi'nin içerisinden doğan alt bir aile şirketi olduğunu, davacının da diğer hisse sahipleri gibi ... Şirketi'nden pay sahibi olduğunu, ... Şirketi'nin kuruluşunda kendisine ait herhangi bir makine, araç bulunmadığını, son dönemde davalıların dava konusu şirket hisselerini üçüncü kişilere devretmek üzere girişimlerde bulunduklarını, bu durumun davacının ortaklık haklarının tamamen ortadan kalmasına yol açabilecek nitelikte olduğunu, şirket hisselerinin üçüncü kişilere devredilmesi halinde davacının haklarına ulaşamayacak ve dava konucunda elde edilmesi muhtemel hakların da imkansız hale geleceğini belirterek dava konusu hisselerin davalı tarafından 3. kişilere devretme ihtimali bulunduğundan, dava sonuna kadar  dava konusu şirkete ve ortaklarına ait hisselerin üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine, aksi takdirde davalıdır şerhi konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, 05/11/2025 tarihli ek karar ile \"İhtiyati tedbir, 6100 sayılı HMK.'nun 389. vd. maddelerinde düzenlenmiştir.<br>HMK.'nun 389. maddesinde; ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\"<br>6100 sayılı HMK 389 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir hukuki müsessesi ile davanın açılması ve hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir. <br>6100 sayılı HMK'nın 390. maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. <br>Davacı vekili ayrıca davalı şirketlerin hisselerin üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı taraf davalı şirketlerde hissesi olduğunu iddia etmekte olup, hali hazırda davalı şirketlerin resmi kayıtlarında davacı pay sahibi değildir. Yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle davacı tarafın iddialarının yaklaşık olarak ispatının sağlanamadığı, yargılamanın ilerleyen aşamalarında değişen durum ve koşullara göre ihtiyati tedbir koşullarının mahkemece yeniden değerlendirilebileceği de dikkate alınarak davacı vekilinin  davalı şirketlerin hisselerine üçüncü kişilere devredilmesinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin reddine karar\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu şirketlerin birer aile şirketi olduğunu, bu aile şirketlerine davacının her ne kadar resmi sicillerde yer almamış olsa da dava dilekçesi kapsamında kanunun öngördüğü şekilde yaklaşık ispat hükümlerine riayet etmek sureti ile ispat edildiği üzere ortak olduğunu, mahkemenin 04.11.2025 tarihli 8. duruşmasında ... Paz. San. ve Tic. A.Ş. kurucusunun tek başına yönetim kurulu üyesi ve yönetim kurulu başkanı aynı zamanda dava konusu hisseleri davalı şahıslara bağışlayan tarafların babası ...'in şirket hisselerinin kendisi tarafından emaneten verildiğini açıkça izah ettiğini, bu haliyle ilk derece mahkemesinin gerekçesinin aksine yaklaşık ispatın yerine getirildiğini, davalı Şirket Yönetim Kurulu Başkanı ...'in duruşma sırasında; \"Ben 50 yıldan beri ... şirketini yönetmekteyim, çocuklarımın kendilerine de söyledim ... ve ...'ye de söyledim, ... Tekstili kurduklarında 1/3 olarak bu işi yapmaları gerektiğini söyledim, tekstil yapacaksanız da 1/3 olarak yapmalarını söyledim, çocuklarımla şirketleri paylaştırmak istediğimi söyledim, ... şirketine ait olan aracı kızım ... tekstile geçirmiştir bana araba da yok, hisse de yok, para da yok dedi, şirket kayıtlarının bana verilmesini talep ediyorum, ... şirketinde benim %44 hissem vardır, eşimin %4 hissesi vardır, ... de %52 vardır, ancak %26'sı davacı ...'e aittir, ben böyle barıştırdım, şirket bana aittir, bu şekilde olması gerekmektedir.\" şeklindeki beyanda bulunduğunu, ...'in duruşma sırasındaki beyanlarından açıkça dava konusu şirket hisselerinin kendisi tarafından bağışlanmış olduğu ve müvekkilinin hisselerinin emanet olarak verildiğini ancak gelinen gün itibari ile davalıların emanete ihanet ettiğini, şirkete ilişkin hiç bir bilgi ve belge paylaşmadıklarını, şirketi zarara uğrattıklarını, usulsüz işlemleri gizlemek maksadıyla şirket defterlerini hukuka aykırı olarak kendi uhdelerinde tuttuklarını, açıkça \"hissede yok, parada yok  arabada yok diyerek\" ... Şirketinin malvarlığını azalttıkları ve hatta dava sürecinde azaltmaya devam ettikleri bu haliyle dava konusu müvekkiline ait şirket hisselerini elde etmesinin zor ve hatta imkansız olacağının açıkça ortada olduğunu, davalıların uhdesinde bulunan emanet hisselerinin telafisi imkansız zararlar meydana gelmeden ve yargılama sürecinde hak kayıplarının önüne geçilmesi amacıyla ihtiyati tedbir talep etme gereğinin hasıl olduğunu ancak ilk derece mahkemesinin tedbir taleplerinin reddine karar vermiş olmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, ihtiyati tedbirin, “kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş, geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki koruma” olarak tanımlandığını, etkin hukuki korumanın ve hak arama hürriyetinin zorunlu bir parçası olan ve anayasal bir temele sahip olan geçici hukuki korumanın, asıl hukuki korumaya ek olarak benimsenmesinin temelinde, telafisi imkansız sonuçların ortaya çıkmasının önlenmesi yattığını, somut davada özellikle son duruşmada davalı şirket yetkilisi ve tarafların babası ...'in beyanları neticesinde davalılarca gerçekleştirilen ve ileride gerçekleştitilecek haksız eylemler neticesinde müvekkilinin kavuşmayı talep ettiği haklarının zarara uğrayacağını, telafisi imkansız zararların ve hak kayıplarının önüne geçmek amacı ile ilk derece mahkemesinin tedbirin reddi hususunda vermiş olduğu kararın kaldırılarak  taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, HMK 390. maddesinde tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerektiğinden bahsettiğini, İlk derece mahkemesinin izah edilen madde kapsamında gereken şartları taşır niteliklere haiz ihtiyati tedbir taleplerinin hukuku aykırı gerekçelerle reddi yönündeki ara kararın kaldırılarak tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Talep, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ek kararın kaldırılması isteminden ibarettir. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmış olmakla; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi ek kararına ilişkin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 615,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 117.00 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. 05/03/2026<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"edd3502b73adb9eb","SID":"1bbc23cbd02e0a25"}}