{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t: 2026/171 Esas<br>KARAR NO\t: 2026/165<br><br>DAVA\t: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz<br>DAVA TARİHİ\t: 04/06/2025<br>KARAR TARİHİ\t: 05/03/2026<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkil Şirketin, bağımsız denetçi seçimine ilişkin 20.05.2025 tarihli Olağan Genel Kurul Kararı’nın tescil talebinin, Davalı ... Sicil Müdürlüğünce reddedildiği, bu ret gerekçesinin ise yönetim kurulu süresinin sona ermiş olması nedeniyle şirketin organsız kaldığı şeklinde belirtildiği, Oysa ki, bağımsız denetçi seçiminin Türk Ticaret Kanunu’nun 408. maddesi uyarınca genel kurulun devredilemez ve vazgeçilemez yetkileri arasında bulunduğu, yönetim kurulu süresinin dolmasının bağımsız denetçi seçiminin yapılmasına ve tesciline engel teşkil etmeyeceği, Kaldı ki, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatları uyarınca yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin sona ermesiyle üyelik sıfatının kendiliğinden sona ermeyeceği, bu halde yönetim kurulunun acil ve zorunlu işleri yürütebileceği, dolayısıyla olağan genel kurul toplantısına davetin ve toplantının usulüne uygun olduğu, Davalı Müdürlüğün, tescil talebini TSY m.34/2 uyarınca iade işlemi kapsamında değerlendirmesinin de yerinde olmadığı, zira iade için öngörülen “eksikliklerin tamamlanması” müessesesinin burada uygulanamayacağı, yapılan işlemin TSY m.35 kapsamında ret işlemi niteliğinde bulunduğu, buna rağmen gerekçeli ret kararının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği, Ayrıca gerek İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi gerekse Asliye Ticaret Mahkemelerinin emsal kararlarında da, davalı müdürlükçe iade olarak nitelendirilen işlemlerin gerçekte ret kararı hükmünde olduğunun açıkça ortaya konulduğu, Bu itibarla, 20.05.2025 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan bağımsız denetçi seçimine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalı müdürlüğün ret kararının Türk Ticaret Kanunu’na ve yerleşik içtihatlara aykırılık teşkil ettiği, Sonuç olarak, davalı müdürlüğün 23.05.2025 tarihli ve 32896607 tahakkuk numaralı tescil talebinin reddine dair kararının kaldırılması, Müvekkili Şirketin bağımsız denetçi atamasına ilişkin genel kurul kararının ticaret siciline tescili ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde;  Müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün, Türk Ticaret Kanunu m. 32 ve Ticaret Sicili  Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığı, davaya konu şirket hakkında, ilgili mevzuat hükümlerinde belirtildiği şekilde bir red kararı yazılmadığı, müvekkili tarafından, dava konusu tescil talebinin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu  m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 kapsamında incelenmiş ve tescil başvurusu da, saptanan eksikliklerin giderilerek tamamlanması için  iade edilmiş olup; dava konusu tescil talebinin reddine dair verilmiş bir red kararı bulunmadığı, ticaret sicil müdürlükleri, ancak açık bir şekilde red kararı yazılması talep edildiğinde, red kararı yazmakta ve verdiği  red kararlarını da posta yolu ile veyahut da elden ilgiliye tebliğ etmekte ve tescil başvuru evrakı ile birlikte, söz konusu red kararı da ilgili şirketin sicil dosyasına kaydedildiği, dava konusu şirketin sicil dosyasında yapılan incelemede, dava konusu tescil başvurusu hakkında herhangi bir red kararı yazılmadığı ve yalnızca, evrakın iade edildiği anlaşılmış olmakla; iade ile red kararının da  aynı hukuki niteliği haiz bulunmadığı, red kararı yazılmadan dava açılmasının neticesi olarak ve red kararı bulunmasının dava neticesi olması gerektiğini ispatlar şekilde, dava konusu tescil başvurusu ile ilgili nihai karar niteliği bulunmayan iade ile ilgili eksiklikler giderilerek ve konu yeniden değerlendirilerek dava konusu  tescil işlemi tamamlandığı için, huzurdaki davanın açılmasında herhangi bir hukuki yarar da kalmadığı,  tescil başvurusunun iadesi ile reddine karar verilmesi hem usuli olarak hem de fiili  sonuçları bakımından birbirinden farklı olduğu, red kararı, ticaret sicili müdürlüklerinin tescil ile ilgili nihai hükmü olduğu halde; red kararı verilmemiş ve davanın açıldığı tarihte yalnızca iade edilmiş bulunan dava konusu evrak-tescil başvurusu bakımından, iade sürecinde; konu, müvekkili tarafından yeniden değerlendirilerek, dava konusu tescil başvurusundaki mevzuata uygun iade gerekeçesi ilgili eksikliğin de giderildiği anlaşıldığından, tescil işlemi tamamlanmış olup; huzurdaki dava da  konusuz kaldığı, dava konusu şirketin  yönetim kurulu üyelerinin 2024 yılında süresinin bittiği tespit edilmiş olup; tescili istenen genel kurulda,yönetim kurulu seçilemediği için, organsızlık hali ortaya çıktığı değerlendirilerek tescil başvurusu mevzuata uygun olarak iade edilmişse de; gündemde yer aldığı halde, yönetim kurulu seçiminin yapılamamasının, finansal tabloların ertelenmesi ile ilgili olduğu  ve yine, ertelenen  finansal tabloların görüşülüp aynı zamanda   yönetim kurulunun seçiminin yapılacağı yeni genel kurul ile ilgili gündem ilanına da çıkıldığı da, iade sonrası gelen şirket yetkilileri tarafından ortaya konulduğundan; yani yönetim kurulunun seçimi yapılarak organsızlık halinin giderilmesi için işlem yapıldığı kanıtlandığından ve  bağımsız denetçi seçimi de zorunlu bir husus olduğundan; iade edilen dava konusu  genel kurulun, bu kez müvekkili tarafından tesciline karar verildiği, bu nedenlerle; haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:<br>Dava; Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz davasıdır.<br>Mahkememizin 04/09/2025 tarih  ...Esas -  ...Karar sayılı kararı ile; dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verildiği, verilen bu kararın istinaf edilmesi üzerine dosyanın İstanbul BAM'a gönderildiği,<br>İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi 'nin ...Esas... Karar sayılı ilamı ile; \"...Dosya kapsamından, davacı şirketin 20.05.2025 tarihinde 2024 mali yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısı yaparak bağımsız denetçi seçimine ilişkin karar aldığı, bu kararın tescili ve ilanı için ... tarih ve ... talep numarası ile MERSİS üzerinden başvuru yapıldığı, sonrasında ... tarih ve ... tahakkuk numarası ile davalı müdürlüğe tescil başvurusu yapıldığı, davalı müdürlüğün internet sitesindeki \"tescil sorgulama\" ekranından 28.05.2025 tarihinde yapılan tescil sorgusuna göre  \"şirketin yönetim kurulu süresi dolduğu için şirket organsız kaldığı ancak yönetim kurulu seçimi yapıldığında tescil işlemlerinin yapılabileceği\" gerekçesiyle işlemin iade edildiği anlaşılmıştır. <br>Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 28/1. maddesine göre tescil istemi, ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılır. TTK'nın 34. maddesine göre ilgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler.İtiraz davasında mahkemenin inceleme usulü de aynı fıkrada düzenlenmiştir. İtiraz talebinde, ilgili ticaret sicil müdürlüğü yasal hasım konumundadır. Görüldüğü üzere TTK'nın 34. maddesi ile Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 22. maddesinde bu davayı ilgililerin açabileceği öngörülmüştür. <br>Eldeki davada davacı şirketin ... Ticaret Sicil Müdürlüğünden ticaret sicil dosyasının gönderilmesi istenmiş ve Mahkeme kararında davacı şirketin sicil dosyasında yapılan incelemeye göre karar verildiği yazılmış ise de dosya içeriğinde ilgili kayıtlara rastlanamamıştır. Diğer yandan dosyaya sunulu 12.06.2025 tarihli ticaret sicil gazetesinin incelenmesinden, karar tarihinden sonra tescili istemine konu  denetçi seçimine ilişkin genel kurul kararının tescil ve ilan edildiği görülmektedir. Bu durumda  ilgili kayıtlar getirtilerek, tescil istemine ilişkin davalının iade işleminin  gerçekte bir ret kararı olup olmadığı veya eylemli şekilde talebin reddi niteliğinde olup olmadığı, tescil istemine konu hususun sonradan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmiş olmasına göre davanın konusunun kalıp kalmadığı hususlarının değerlendirilmesi gerekirken mahkemece deliller tam olarak toplanıp değerlendirilmeden, tescil talebinin reddine ilişkin bir karar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.<br>HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine...\" karar verilerek dosya mahkememize gönderilmiş ve işbu esas sırasına kaydı yapılmıştır.<br>Davacı vekilinin 04.03.2026 tarihli beyan dilekçesi ile; \"...Davacı müvekkili ...’nin, davalı ... Sicil Müdürlüğü sicilinde kayıtlı olduğu, müvekkili şirketin tüm pay sahiplerinin katılımıyla 20.05.2025 tarihinde olağan genel kurul toplantısı yaptığı ve 2025 mali yılı için ...Şirketi’nin bağımsız denetçi olarak seçildiği, bu kararın tescili amacıyla... tarihinde ... tahakkuk numarası ile davalı müdürlüğe başvuru yapıldığı, ancak tescil talebinin şirket yönetim kurulunun süresinin dolduğu ve şirketin organsız kaldığı, yönetim kurulu seçimi yapılmadan işlemin gerçekleştirilemeyeceği gerekçesiyle kabul edilmediği, söz konusu işlemin davalı müdürlükçe “iade” olarak nitelendirilmesine rağmen gerçekte tescil talebinin reddi niteliğinde olduğu, ayrıca ret işleminin Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 35. maddesine uygun şekilde yazılı karar haline getirilerek tebliğ edilmediği ve eksikliklerin giderilmesi için süre de verilmediği, davalı müdürlüğün hukuka aykırı ret işleminin iptali ile tescil ve ilan talebiyle huzurdaki davanın açıldığı, dava açıldıktan yaklaşık 8 gün sonra davalı müdürlüğün herhangi bir ek belge talep etmeksizin ret işleminden dönerek bağımsız denetçi seçimine ilişkin genel kurul kararını 12.06.2025 tarihinde tescil ve ilan ettiği, bu nedenle davanın yargılama sırasında konusuz kaldığı, buna rağmen ilk derece mahkemesince ortada sicil memurunca verilmiş bir ret kararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği, söz konusu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi’nin 12.02.2026 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı, benzer nitelikteki başka bir uyuşmazlıkta ise ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin davanın konusuz kaldığı ancak dava açıldığı tarihte davacının haklı olduğu gerekçesiyle yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verdiği, eldeki davada da dava konusu işlemin sonradan tescil ve ilan edilmesi sebebiyle davanın konusuz kaldığı, ancak davanın açıldığı tarih itibariyle müvekkilinin davayı açmakta haklı olduğu ileri sürülerek davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi....\" talep edildiği anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamı ve davacı vekilinin 04/03/2026 tarihli beyan dilekçesi doğrultusunda, dava konusuz kaldığı anlaşıldığından esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, davanın açıldığı tarih itibariyle davacı yanın dava açmakta haklı olması nedeni ile HMK.m.331/1 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine  karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla;<br>HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;<br>1-Dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, <br>2-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 732,00-TL harçtan peşin alınan  615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın  davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan 615,40-TL başvurma harcı, 615,40-TL peşin harç,  87,50-TL vekalet harcı, 1.341,50-TL davetiye ve teskere gideri olmak üzere toplam 2.659,80 -TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>4-Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca  45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>5-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacının / davalının gider / delil avanslarından artan bakiyelerinin davacı / davalı / vekillerine iadesine,<br>Dosya üzerinden, tarafların yokluğunda,  tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.  05/03/2026<br><br>Başkan ...<br>  ¸e-imzalıdır  <br>Üye ...<br>  ¸e-imzalıdır  <br>Üye ...<br>  ¸e-imzalıdır  <br>Katip ...<br>  ¸e-imzalıdır  <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"80d78bfd2c88106f","SID":"5724dcf80c46a9be"}}