{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">     <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1588 <br>KARAR NO\t\t: 2026/486<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/07/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/390 Esas 2023/645 Karar <br>DAVANIN KONUSU\t: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)<br>KARAR TARİHİ\t: 26.03.2026 <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26.03.2026<br><br>\tİzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.07.2023 tarih 2023/390 E. 2023/645 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, Müvekkilinin, 2/3 payını haiz olduğu şirketin gelir gider tablosunu bilmediğini, kuruluştan itibaren hiç kâr payı dağıtımı yapılmadığı gibi olağan genel kurulların düzenlenmediğini, şirket defterlerinin ve şirkete ait banka hesap ekstrelerinin incelenmesinden gerçekten de bugüne dek yürütülmesi gereken hiçbir iş ve işlemin yürütülmediğini, şirkete ait banka hesaplarının şahsi işler için de kullanıldığını ve hatta hiçbir para çekimi işleminin şirket kayıtlarına işlenmediğini, muhasebeye bildirilmediğini, karşılığında fatura sunulmadığının görüldüğünü, müdürün görev, yetki ve yükümlülüklerine uygun davranmadığının anlaşıldığını, şirketin feshi ve tasfiyesi davasının şirketin tüzel kişiliğine karşı açılması gerektiğini, davada taraf ehliyetinin şirketin tüzel kişiliğinde olduğunu, diğer ortağa/ortaklara husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, işbu davanın şirket tüzel kişiliğine yöneltildiğini, haklı sebebin varlığında her ortağın şirketin feshini isteyebileceğini, müvekkili bakımından haklı sebeplerin gerçekleştiğini, somut olayda davalı şirketin yönetiminin bırakıldığı müdür ....'ın, ortağına ve şirkete ihanet ettiğini, şirketin devamı için gereken güvenin zedelendiğini, yönetim sürecinde hukuka ve ahlaka aykırı iş ve işlemlerin gerçekleştirildiğini, feshi ve tasfiyesi istenen şirketin, ana sözleşmesinin 02.07.2020 tarihinde tescil, 07.07.2020 tarihinde ilan olunarak her birinin 1/3 hisseli 3 ortaklı yapıda kurulduğunu, kuruluştaki ortaklarının..., ...,  .... olduğunu, şirketin kuruluşundan itibaren şirket faaliyetlerinin... Mah. ... Sk. No:... adresinde otomotiv bakım ve onarımı ile yedek parça satışı konularında yürütüldüğünü, şirket kuruluşunda ortaklardan....'a münferit yetkili müdürlük görevi verildiğini, 22.07.2020 tarihinde tescil, 28.07.2020 tarihinde ilan olunan ortaklar kurulu kararı ile ....'ın müdürlüğüne son verilmeden ortaklardan ....l'ın münferiden temsile yetkili müdür ve müdürler kurulu başkanı tayin edildiğini, sermaye artırımı kararı ile 30.000,00 TL olan şirket sermayesinin 150.000,00 TL'ye artırıldığını, ortaklarca taahhüt edilen değerin ödendiğini, 13.07.2022 tarihinde ilan olunan karar ile, ...'ın şirketteki payını müvekkili ...'a devrederek ortaklıktan ayrıldığını, ...'ın müdürlük görevinin sona erdiğini, müvekkilinin, şirkette 2/3 hisse sahibi olduğu gibi şirket faaliyetleri kapsamında atölyede fiilen çalıştığını, daha önce de otomotiv bakım ve onarım sektöründe faaliyet gösteren müvekkilinin, ortaklarına duyduğu güvenle şirketin kuruluşundan itibaren atölye işlerini yürüttüğünü, şirketin faaliyet konusunun gerçekleştirilmesi için emek harcadığını, idari ve mali işlemlerin yürütülmesini de müdür .... ile ....'a bıraktığını, müdür....'ın, ön muhasebe için eşi ...'ı işe aldığını, şirket içi muhasebe işlemlerini de hem kendisi yürüttüğünü, hem de ara ara şirkete gelen ...'a takip ettirdiğini, müdürün, bahsi geçen işe alımda ortağına danışmadığı gibi daha sonra ortağına durumu aksettirirken de \"teşvik programlarından yararlandıklarını, nasılsa işveren olarak ek masrafları olmayacağını, bu yüzden kendisine haber vermediğini\" ifade ettiğini, düzenli olarak işe gelmeyen, ara ara şirkete uğrayan ...'ın SGK primlerinin şirketçe düzenli ve eksiksiz olarak ödendiği tespit edildiğini, müvekkilince, müdür ....a şirketin genel durumu ile piyasaya borçlarını bilmeyi istediğini, yürütülen faaliyetler neticesinde hâlen hesap görmediklerini, şirket faaliyetlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi ve sürdürülebilmesi için içinde bulundukları durumu açıkça görmeleri gerektiğinin sözlü olarak iletildiğini, müdür, görev ve yükümlülüklerine ilişkin olan ve bir ortağın haklı olarak bilmesi gereken bilgi ve belgeleri kendisine sunmadığını, şirketin faaliyetleri devam ederken birkaç kez daha müdür ile görüşen ve şirketin mevcut durumunun net bir şekilde tayin edilmesini isteyen müvekkilinin, müdürce geçiştirildiğini ve taleplerinin karşılanmadığını, müdürün, bu tutumu şirketin defterlerini tutan SMMM'ye karşı da sergilediğini, kendisinden mail yoluyla istenilen 2022 yılı  banka hesap ekstrelerinin SMMM'ye teslim edilmediğini, müvekkilinin bizzat bankalara başvurarak ekstreleri  temin ettiğini, yapılan incelemede şirket hesaplarından şahsi harcamalar yapıldığının görüldüğünü,  şirket hesaplarında ATM  ve banka şubesi aracılığıyla sık sık para çekimleri yapıldığı ve bu para çekimlerinin şirket iç muhasebesine kaydedilmediğini, cari hesaplara ya da ortak borç hesaplarına kaydedilmediğini, çekilen paraların kasada bulunmadığını, çekilen paraların şirket için kullanıldıysa dahi ilgili iş ve işlemlerin belgelerinin bulunmadığının anlaşıldığını, müdür ...'ın .... Şubesindeki şahsi hesabına 10.01.2023 ile 16.02.2023 tarihleri arasında \"tamir parası\", \"arac isciligi\", \"bakim\" açıklamalı para girişlerinin olduğunun tespit edildiğini, şirket adresinde yüksek adette ve değerde yedek parça, araç bakım seti, araç bakım yağı ve hurda araç parçası bulunduğunu, ancak; şirketin envanterindeki hiçbir eşya demirbaş ya da envanter kayıtlarına işlenmediğini, şirketin mal varlığının zayi edilmesi, azaltılması, zarar verilmesi tehlikesi nedeniyle tedbir talep ettiklerini, şirket kuruluşundan itibaren olağan genel kurul toplantısı yapılmadığını, müdürün TTK m. 610 yollamasıyla limited şirketlere de uygulanan TTK m. 514 hükmünde yer alan yükümlülüklerini yerine getirmediğinin görüldüğünü,  olağan genel kurul toplantılarının yapılmamış olmasının doğal sonucu olarak kâr payı dağıtımı yapılmadığını, kanunî yedek akçe ayrılması işleminin de gerçekleştirilmediğini, müvekkilinin bilgisi ya da onayı olmadan yapılan iş ve işlemlerin nedeniyle müvekkilinin güveninin zedelendiğini, şirketin ve müvekkilinin zarar gördüğünü, her ne kadar şirketin feshi son çare olsa da açıklanan nedenlerle şirketin haklı nedenle feshinin istenmesinin zorunluluk hâlini aldığını, bu nedenlerle, şirketin feshi ve tasfiyesi talebinin kabulünü, müdür ....'ın müdürlükten azlini, bilirkişi tayin edilerek şirketin mevcut durumunun ve uğradığı zararın bilirkişi raporu ile tespitini, şirketin mevcut mal varlıklarına yönelik tehlikeyi bertaraf amacıyla mevcut envanterin tutanak altına aldırılarak demirbaş kaydedilmesini, şirket hesaplarının bulunduğu bankalara davanın tebliği ile müdürün kötüye kullanımının önlenmesini, şirkete kayyım atanarak idare ve yönetimin kayyıma bırakılması hususunda gereğini yapılmasını talep ve dava etmiştir.<br>\tMahkemece 2023/311 Esas sayılı dosyasında 10/05/2023 tarihli ara karar ile  şirket müdürünün azli talebi yönünden davanın  söz konusu dosyadan tefrikine karar verilmiş ve şirket müdürünün azli talebi yönünden  dosya Mahkemenin 2023/390 esasına kaydedilmiştir. <br>\tCEVAP : Davalı vekili, müvekkili şirketin, 02.07.2020 tarihinde tescil 07.07.2020 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan ile kurulduğunu, kuruluş sözleşmesine göre şirket kuruluş hisselerinin %30'u ..., %30'u ..., %40'ı ...'a ait olacak şekilde belirlendiğini, kuruluş sözleşmesi ile ortaklardan ....'ın müdür olarak seçildiğini, şirkete ilişkin banka hesaplarının açılış, bankadan para çekimi ve benzeri konularda ....'ın Suriye Vatandaşı olması nedeniyle sıkıntılar yaşandığını,  şirket ortaklarından ...'ın borca batık, kredi kartları ve diğer borçları nedeniyle banka hesaplarını kullanılamayacağını beyanı üzerine diğer ortak ...'ın sicilinin temiz olması nedeniyle şahsi hesap bilgilerinin müşterilere verildiğini,  ....'ın hesabı üzerinden müşterilerden müvekkili şirketin tahsilatları gerçekleştirildiğini ve bunlara ilişkin fatura ve makbuzların kuruluştan bugüne kadar tam düzenlendiğini, davacının şirketin tek sahibi olmak için haksız ve hukuka aykırı işlemlerde bulunduğunu, şirketin kuruluşta ki diğer ortağı ve müdürü ....'ı tehdit ederek daha yüksek hisseye sahip....'ın hisselerini devraldığını, ....'ın pasaportunu elinden alarak üzerinde baskı yapmaya başladığını, ....'ın ....'a boyun eğmek zorunda kaldığını ve şirketin o dönemdeki mali yapısına ve sahip olduğu değerlere göre hissesinin gerçek değerini devir sözleşmesinde göstermediğini, noterlikte yapılan işlemde satış bedeli olarak 50.000,00 TL gösterildiğini, ....'ın Türk Vatandaşlığını almaya hak kazandığını öğrenmesi akabinde ilk işinin tehdit ile hissesini elinden alıp yağma suçunu işleyen davacı ...'tan şikayetçi olduğunu ve buna ilişkin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 2023/75529 soruşturma aşaması tamamlanıp ...'ın maruz kaldığı tehditlerin ispatlanıp somutlaştırılarak iddianame düzenlendiğini, 04.05.2023 tarihinde de Türk Vatandaşlığını ...'ın aldığını, ....'ın personel olarak şirkette işe başlatılmasının tamamen davacının istek ve talebi üzerine olduğunu, hissedar ve müdür ....'ın şirket için geceli gündüzlü çalışmasını gören davacının, dışarıdan çalışan alıp en az 10.000,00-12.000,00 TL maaş ile çalıştırmak gerekeceği böyle bir maaş ödemesi ile uğraşmamak ve mesai kavramı olmadan da çalışabilecek birisi olması açısından uzun zamandır çalışmayan ve iş aramakta olan ....'ın bilgisi ve mesleğine uygun olan ön muhasebe alanında şirkette çalışmasını önerdiğini, böylelikle .... ....'ın eşi ....'da şirkette çalışmaya başladığını davacının şirket kuruluş ortakları ve çalışanlar hakkında mesnetsiz iddia, suç uydurma ve iftira mahiyetinde  İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/71344 Soruşturma dosyası ile yersiz şikayette bulunduğunu, işbu şikayetleri de savcılığın 2023/31947 Karar No ile Kovuşturmaya Yer Olmadığına Karar verildiğini, yine davacının şirket müdürü hakkında Vergi Dairesi Gelir İdaresi Başkanlığına ihbar ve şikayette bulunduğunu, işbu şikayeti 08.05.2023 Tarihinde Uygunluk Denetimi ile şikayetin kapanışı verildiğini, davacının diğer ortağın hissesini almak için tehdit ve şantajda bulunduğu dönemde müvekkili şirket müdürünü de tehdit ettiğini,  kuruluştan itibaren şirketin mali defterlerini tutan SMMM'in değiştirildiğini, defterlerin davacının yakın arkadaşı olduğunu belirttiği ....'e verildiğini, fakat bu değişikliğin yapılması sonrası ticari defterlerin tutulmasında sakatlıklar başladığını, SMMM ve davacı yüzünden müvekkili şirket aleyhinde Vergi Ceza İhbarnameleri düzenlendiğini, müvekkili şirketin SMMM ve davacı yüzünden uğradığı zararların son üç aylık dönemde artması akıbetinde SMMM'nin sözleşmesinin feshedildiğini, fesih ihtarnamesine SMMM'nin verdiği yanıt ile davacı ile muhasebecinin ortak hareket ettiklerinin ispatlandığını, ilerde açmayı planladıkları işbu dava/lara malzeme olması için ticari defterleri eksik bıraktıklarının görüldüğünü,  bu tutumların müdürünm emek verdiği ortağı olduğu davacının tehditlerine boyun eğmeyip  hissesine sahip çıkması ve şirkete sahip çıkarak özverili çalışmaları, araştırmaları  ile açıklığa kavuştuğunu,  davacı ve arkadaşı olan SMMM nin müvekkili  şirketi istikrarlı  bir şekilde zarara uğrattıklarını,   davacının  şantaj neticesi %40 hissesini aldığı diğer ortağın hisselerinin devrini vergi dairesine usulüne uygun ve zamanında bildirmediğini, muhasebenin meslek sorumluluğu gereği zamanında ve düzgün vergi dairesine bildirmemesi hasabiyle müvekkili şirkete usulsüzlük cezası kesildiğini,  davacının şirketin tek sahibi olma gayesi ile  hareket edip müdürün hissesine de göz koyduğunu,  müdürün hissesini davacıya vermemesi akabinde  müdüre hukuka aykırı  istediklerini yaptırıyor oluşuna göre  şirkete karşı işbu davayı açtığını,  gerek  Savcılık dosyaları gerek Ceza Davaları gerekse Vergi Dairesi incelemelerine ilişkin evrakların hiçbirisinde  şirket müdürünün bir kusurunun bulunmadığını,   bizzat şirkete zarar verip defterleri düzgün tutmaması beyannameleri yapmayıp defterlerde tahribat ve usulsüzlük yapanın  ve defterleri müvekkili şirket müdürüne teslim etmeyen davacının  talimatı ile bir  hareket eden SMMM .... olduğunun açık olduğunu bildirerek  davanın reddi, davacı yanca talep edilen şirket müdürünün müdürlükten azli, şirkete  kayyım atanması, idare ve yönetimin kayyıma bırakılması taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça Mahkememizin  2023/311 Esas sayılı dosyası ile  davalı  şirket aleyhine  davalı şirketin fesih ve tasfiyesi,  Müdür ....'ın müdürlükten azli, şirketin mevcut durumunun ve uğradığı zararının bilirkişi raporu ile tespiti, şirketin mevcut malvarlıklarına yönelik tehlikeyi bertaraf amacıyla mevcut envanterin  tutanak altına aldırılarak  demirbaş kaydedilmesi,  şirket  hesaplarının bulunduğu bankalara davanın tebliği ile  müdürün kötüye kullanımının önlenmesi, şirkete kayyım atanarak idare ve yönetimin kayyıma bırakılmasına yönelik dava açıldığı,  Mahkememizin 2023/311 Esas sayılı dosyasında verilen  10/05/2023 tarihli ara karar ile  dava dilekçesinde talep edilen şirket müdürünün azli yönünden davanın söz konusu davadan tefrik edilerek Mahkememizin işbu esasına kaydedildiği; Limited Şirketin ortaklarına ait idare ve temsil yetkilerinin kaldırılması ve şirket müdürünün azli talepli açılan davalarda husumetin  azli istenilen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup Limited Şirkete  husumet yöneltilemeyeceği,   işbu davanın davalı şirket müdürü ....'ın müdürlükten azli talebiyle davalı şirket  hakkında açıldığı,  bu nedenle davalı şirket hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği belirlenerek davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine  karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, İzmir 6 ATM 'nin 2023/311 Esas sayılı dosyası üzerinden açılan davadan tefrik edilip mahkemenin 2023/390 esas sırasına kaydı yapılan müdür ....'nın azline ilişkin davada mahkemenin kabulünün aksine husumetin bizzat davalı şirkete ait olduğu, zira müdürün faaliyeti sebebiyle şirketin ve ortakların zarara uğradığı, müdürün aynı zamanda ortak sıfatına haiz olup sergilediği tutum ve davranışlar sebebiyle mali müşaviri de mağdur ettiği, ortak/müdürün iş ve işlemleri sebebiyle şirketin yürütülmesinde güçlük yaşandığı, istenen belgelerin incelenemediği, mali müşavir tarafından belge temin edilemediği ve şirketin zararına müdürün hareket ettiği, banka hesap ekstrelerinin tesliminden kaçındığı, hesap hareketleri ve defterin şirket işlemlerine aykırı kayıtlar barındırdığı, müdürlükten azlin esasında şirkete özen yükümlülüğünden kaynaklandığı, azil kusurumun getiriliş amacının ortaklığı yönetim ve temsilin gereği gibi sağlanarak ortaklık hak ve menfaatlerin daimi surette gözetilmesine hizmet ettiğinden ve ortaklığa bağlılık yükümlülüğü ile bu görevin yerine getirilmesi gerektiğinden TTK'nun 630 madde kapsamında azil talebinde davalı muhattap olduğundan kararın kaldırılarak müdür ....'nın azline karar verilmesi gerektiği hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.\t<br>\tGEREKÇE : Dava, davalı şirket müdürü ...'ın azli istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tSomut olayda, davacı yanca İzmir 6. ATM'nin 2023/311 esas sayılı dosyası üzerinden davalı şirketin fesih ve tasfiyesi, müdür ....'ın azli, şirket durumu ile yönetimden kaynaklı uğradığı zararın tespiti, şirketin mevcut malvarlıklarına yönelik tehlikeyi bertaraf amacıyla mevcut envanterin  tutanak altına aldırılarak  demirbaş kaydedilmesi,  şirket  hesaplarının bulunduğu bankalara davanın tebliği ile müdürün görevinin kötüye kullanımının önlenmesi, şirkete kayyım atanarak idare ve yönetimin kayyıma bırakılması istemlerini içeren şekilde açılan davada Mahkemece şirket müdürünün azli talebinin iş bu dosyadan tefriki ile Mahkemenin 2023/390 esas sırasına kaydı yapılmakla azil talebi yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.<br>\tDavacının davalıya karşı ileri sürebileceği farklı istemlerini tek bir davada isteyebilmesi mümkün olup, bu duruma objektif dava birleşmesi denilmektedir. 6100 sayılı  HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Bu nedenledir ki ayrı davalar yönünden yargılama gideri dahil hüküm ve sonuçlar ayrı olarak kabul edilip bu kapsamda sonuç değerlendirmesinin yapılması gerekir. <br>492 Sayılı Harçlar Kanunu harç alınması veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış, mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesini ve harcı yatırılmaması halinde de ne gibi bir mukteza tayin edileceğini 30. ve 32. maddelerinde hükme bağlamıştır. Aynı Kanunun 16. maddesinde de gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda gayrimenkulün değerinin nazara alınacağı, değer tayini mümkün olan hallerde dava dilekçelerinde değer gösterilmesinin mecburi olduğu, gösterilmemişse davacıya tespit ettirileceği, tespitten kaçınma halinde, dava dilekçesinin muameleye konulmayacağı belirtilmiştir. Öte yandan, dava dilekçesinde nelerin yer alması gerektiği hususu 6100 sayılı HMK'nun 119. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenmiştir. 2. fıkrasında ise birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, eksikliğin tamamlanması için bir haftalık kesin süre verileceği ve bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Bu durumda,  HMK. nun 119/2 maddesinin de; a, d, e ve f bentleri dışında kalan hususların eksik olması halinde bir haftalık kesin süre verileceği, diğer bentlerdeki eksikliğin ise her zaman giderilebileceği şeklinde anlaşılması gerekmektedir.<br>\tİnceleme konusu olayda 6102 sayılı yasanın 630/2 maddesine göre her ortağın haklı sebeplerin varlığı halinde şirket müdürü/müdürlerinin yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasını ya da sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, her ortağın münferiden azil davası açma hakkı olduğu, bu yönden dava açmadan evvel genel kurula başvurmaya yahut bu yönde bir karar almaya gerek olmadığı (Prof. Dr. Şener, Oruç Hami, Limited ortaklıklara İlişkin Emsal Yargıtay Kararlarının Değerlendirilmesi, s. 448-449), şirketin feshine yönelik dava açılmasının müdür azli talebine engel olmayacağı (Yargıtay 11 HD.nin 2008/11854 esas ve 2010/6715 karar sayılı ilamı), ortağın bu haktan vazgeçmesinin mümkün olmadığı gibi genel kurul kararıyla dahi bu hakkın elinden alınmasının mümkün olmadığı zira söz konusu yasal düzenleme emredici nitelikte olduğundan aksi yöndeki genel kurul kararının butlan yaptırımına tabi olacağı, bahse konu 630/2 maddesine göre azil davasında husumet yalnızca azli istenen müdüre yöneltilebileceği, şirkete husumet yöneltilmesine gerek olmadığından (Yargıtay 11 HD'nin 2020/5947 esas ve 2021/3810 karar sayılı ilamı, aynı Dairenin 2017/3474 esas ve 2019/2805 karar sayılı ilamı, aynı Dairenin 2018/1597 esas ve 2019/3235 karar sayılı ilamı ile aynı Dairenin 2016/8014 esas ve 2018/1246 karar sayılı içtihat ilamı) şirket müdürünün asli talebi yönünden mahkemece verilen karar verilen karar yerinde görülmekle ileri sürülen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2026<br>\t\t\t\t<br><br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b044a116ff4e895f","SID":"796bd9cb7398f65c"}}