{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2024/1114 - Karar No:2026/304<br>                       T.C.<br>\tANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>            27. HUKUK DAİRESİ<br>       <br>DOSYA NO\t: 2024/1114 <br>KARAR NO\t: 2026/304<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/09/2024<br>NUMARASI\t\t: 2018/421 E-2024/608 K<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak  (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t:  11/03/2026<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:  11/03/2026<br>\tEser sözleşmesinden  kaynaklanan alacak istemine ilişkin  davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalılar vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDavacı vekili özetle; davalılardan ... ile AB Merkezi Finans ve Mukavele Birimi (PAO-CFCU) arasında 27.02.2012 tarihinde \"LOT-2 İZMİR ADLİ LABARATUAR İNŞAATI\" işinin yapım imalatı için sözleşme akdedildiğini, müvekkili ile ... İnşaat Taah. İş Mak. Orj. Yed. San. Tic. Ltd. Şti. (davalının unvan değişikliği öncesindeki unvanı) arasında da -taşeron olarak- bir yapım imalat sözleşmesi akdedildiğini, Sözleşmeye göre müvekkilin yapım işi imalatlarından; Kaba inşaat Kalıp (malzemeli), demir, beton + tuğla duvar işçiliği işlerinin ana sözleşmenin proje tarif ve şartnamelerine ekli proje listelerine uygun olarak işlerinin yapılması imalatlarını yapmayı üstlendiğini, işin bedelinin birim/m2 olarak hesap edilmesi kararlaştırıldığı, davalının da geçici kabul ve kesin kabulden sonra hakediş ödemelerini yapmayı ve teminatın iadesini kabul ettiğini, müvekkilinin işleri belirlenen süre içinde teslim ettiğini, ancak işleri tamamlayıp, hakedişleri de vermesine rağmen hakedişlerin büyük kısmının ödenmediğini, İş bu dava konusu sözleşme, evrak ve tarafların ticari defterleri incelendiğinde haklılıklarının ortaya çıkacağını, müvekkilin yukarıda belirtilmiş olan belirlenebilir olmayan tüm alacaklarının ödenmemesinden dolayı işbu davayı  açma zarureti hasıl olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiş; kısmi ıslah ile talebini 312.741,60 TL'ye artırmıştır. <br>\tDavalı ... ... vekili cevap dilekçesinde: gerek BAM'ın gerekse Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarıyla kabul ettiği üzere \"taraflar arasında alacağın miktarı hususunda uyuşmazlık veya tartışma olması; -alacağın belirlenebilmesi ile ispatı farklı şeyler olmakla- davacının alacağını, kanunun öngördüğü şekilde elindeki delillerle \"ispat\"ının mümkün olup olmaması; yine davada keşif - bilirkişi incelemesi yapılması gerekmesi vb hususlar davanın, belirsiz alacak davası olarak açılabileceği anlamına gelmez\"; aynı şekilde \"bir davada bilirkişiye başvurulmasına rağmen davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa belirsiz alacak davası açamaz\" denildiğini, somut durumda tarafların, m2 üzerinden sabit birim fiyatla eser sözleşmesi akdettiğini, davacının da bu sözleşmeye dayalı alacak talep ettiğini, sözleşmenin sabit birim fiyatlı olduğunu, yapılan işlerin metrajının belirli olduğunu, davaya konu edilen işlerin hakedişleri ve faturalarının da mevcut olduğunu, kısaca davacının, dava açarken alacağını belirleme imkanına sahip olduğu ve belirsiz alacak davası açamayacağını, davacının, 14/02/2019 t.li dilekçesinde \"davanın kısmi dava olarak görülmesinde de bir sakınca olmadığı kanaatindeyiz\" demişse de işbu talebini de kabul etmediklerini, Yargıtay İBGK, 24/05/2019, 2017/8 E, 2019/3 K: \"...belirsiz alacak davası ile kısmî davanın açılma ve görülme koşulları birbirinden farklı olup belirsiz alacağın belirsiz alacak ve/veya tespit davası ya da kısmî davaya konu edilmesi mümkün ise de belirli ya da belirlenebilir alacağın belirsiz alacak ve/veya tespit davasına konu edilmesi mümkün değildir.\" olmakla belirsiz alacak davası olarak açılan davaya kısmi dava olarak devamının da mümkün olmadığı, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, Zamanaşımı Def'i: davacının kaşe ve imzasını içerir kesin hesap hakedişi 22/01/2013 tarihli olup 5 yıllık zamanaşımının (TBK m.147) 22/01/2018 itibariyle sona erdiğini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını ve talep olunan alacak zamanaşımına uğramış olmakla davanın zamanaşımı nedeniyle reddini ettiklerini, müvekkili şirket ile davacının 2 adet sözleşme akdettiğini, 25/07/2011 t.li \"... Meslek Lisesi Okulu Güçlendirme ve Onarım İşleri\" konulu eser sözleşmesi ve  müvekkilinin ihale sözleşmesine konu \"LOT-2 İzmir Adli Laboratuvar İnşaatı İşi\"nin bir kısım işlerinin ifasına dair 21/05/2012 t.li sözleşme olduğunu, taraf ticari defterlerin incelendiğini, davacı defterlerinin incelendiği 27/08/2021 t.li kök ve 02/11/2022 t.li ek raporlarda davacının ticari defterlerine göre müvekkilin 307.352,46 TL borçlu olduğu rapor edilmişse de bu raporda faturaların ve ödemelerin dökümü yapılmadığını, hatta ek rapor özellikle bir döküm yapılmamış olup raporlar inceleme ve değerlendirmeye elverişli olmadığı gibi davacının müvekkili ödemelerini işleyip işlemediği, faturaları içerikleri vs hususları inceleyemedikleri için anayasal savunma hakkının da kısıtlayıcı olup eksik ve tek taraflı hazırlanan bu raporların hükme esas alınamayacağını, müvekkilinin ticari defterlerini inceleyen bilirkişinin, 03/01/2022 t.li raporunda taraflar arasındaki  tüm faturaların ve ödemelerin de dökümlerini yaparak 2012 yılı sonu itibariyle davacının, müvekkiline 354.940,05 TL borçlu olduğunu tespit ve rapor ettiğini, bu raporda da görüldüğü üzere: davacı, ... Meslek Lisesi Okulu Güçlendirme ve Onarım İşleri konulu sözleşmesi işleri için (ek-2 ile de uyumlu 30/09/2011 t.li 1.hakedişi düzenlenmiş ve) 23/12/2011 t.li 1 nolu hakediş faturası (KDV dahil 32.775,68 TL), 27/01/2012 t.li 2 nolu hakediş faturası, 10/04/2012 t.li 3 nolu hakediş faturası olmak üzere biri 2011 yılında ve 2 tanesi de 2012 yılında olmak üzere 3 adet fatura düzenlediğini; bu faturaların toplamı (KDV dahil) 324.266,36 TL olduğunu, davacının, 2012 yılında akdedilen sözleşmeye ve huzurdaki davaya konu \"LOT-2 İzmir Adli Laboratuvar İnşaatının bir kısım işleri\" için de 2012 yılında 4 adet fatura düzenlemiş olup bu faturaların toplamının da (KDV dahil) 448.530,67 TL olduğunu, böylece davacının, müvekkiliyle akdettiği yukarıdaki 2 adet sözleşmesinden kaynaklı olarak alacağı toplamının 03/01/2022 t.li rp. sf.5 tablosu satır 2'de de yer aldığı üzere 2012 yılı sonu itibariyle KDV dahil toplam ((324.266,36 TL+448.530,67 TL) - 2011'deki faturası/32.775,68 TL=) 740.021,35 TL olduğunu, bunun karşılığında ise (03/01/2022 t.li rapor sf.5'teki tabloda da görüldüğü üzere) müvekkilinin davacıya davacının yükümlülüğünde olan SGK ödemelerinin yapılması, kanuni ödemeler (KDV tevkifatı, stopaj, vergi vs) şeklinde) toplam 1.094.961,40 TL ödeme yaptığını, raporda da belirtildiği üzere davacının, 2012 sonu itibarıyla müvekkiline 354.940,05 TL borçlu olduğunun açık olduğunu, cevap dilekçesinde delilleri arasında da yer aldığı üzere davacının 7 adet işçisi müvekkiline ve davacıya karşı Bakırköy 15.İş Mahkemesinde işçi alacağı sebepli dava açtıklarını, davacının, bu dosyalara verdiği cevap dilekçesinde bu 7 işçinin tamamının davaya konu işte çalıştıklarını beyan ve kabul ettiklerini, bu dosyalarda bilirkişi kök ve ek raporları alındığını, bu işçilere alacak çıkarıldığını; davacının, bu raporlara itiraz etmediğini ve anılan bilirkişi raporlarındaki işçilerinin alacakları tutarları davacı yönünden kesinleştiğini, müvekkilinin  daha fazla zarar görmemek için işçilerle anlaşma yoluna giderek davacının bu 7 işçisine 29/09/2017'de de toplamda 80.000 TL ödediğini,  böylece davacının, müvekkiline olan borcu 29/09/2017 itibariyle 434.940,05 TL olduğunu, mahkemece yapılan keşif neticesi düzenlediği kök ve 11/12/2023 t.li ek raporunda ise bilirkişi, davacının LOT-2 İzmir işleri için alacağının 312.741,60 TL olduğunu; yani davacının düzenlediği faturalarından 79.495,57 TL daha az olduğunu rapor ettiğini, davacıya yapılan ödemelerin, yukarıda özetlendiği şekilde olup bu durumda keşif neticesi düzenlenen rapora göre davacı, aslen müvekkiline  514.435,62 TL borçlu olduğunu, ek olarak davacı, kaşe ve imzasını havi 22/01/2013 t.li kesin hesap hakediş raporunda müvekkiline borçlu durumda olduğunu kabul ettiğini, ki sonrasında da davacının işçilerine 80.000 TL daha ödeme de yapıldığını, müteaddit defalar talep edilmesine rağmen celp edilmeyen Bakırköy 32. İş Mahkemesi'nin 2013/735 E sayılı dosyası celp edilirse müvekkilinin, davacıya karşı Ankara 23.İcra Dairesinin 2013/13245 sayılı dosyayla takip başlattığını ve alacaklı olduğunu, 05/06/2012'den itibaren davacıda çalıştığını ve işçilik alacaklarının ödenmediğini iddia eden davacının şantiye şefi ...'ın da işçilik alacağı davası açtığı ve neticede bu işçiye de müvekkilinin ödeme yaptığını, davacının borcunun yukarıdaki tutarlardan çok daha fazla olduğunu, netice itibariyle davacının müvekkilinden hiçbir hak ve alacağı olmadığını, bilakis müvekkiline borçlu durumda olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının belirsiz alacak davası ikame ettiğini, müvekkilinden hiçbir alacağı olmadığını, Davacının tacir olup, ticari defter hakediş faturaları vb ile alacağını belirleme imkanına sahip olduğunu, Nitekim; taraflar arasında akdedilen 25.07.2011 tarihli başka bir taşeronluk sözleşmesine istinaden davacının, müvekkiline karşı -huzurdaki dava ile aynı gün- Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/412 E sayılı dosya ile açtığı davasının da bu sebeple reddedildiğini, davanın reddini talep ettiklerini, talep olunan alacağın zaman aşımına uğradığını bu nedenle de reddini talep ettiklerini, davacının, 21.5.2012 tarihli sözleşmesi kapsamında yaptığı işler karşılığı müvekkilinden hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, davacı,  müvekkiline borçlu olmakla ayrıca takas ve mahsup itirazında bulunduklarını; davacının yükümlülüğünde olan işçilerinin SGK prim bedellerinin %10 fazlası ile tutarlarını ve prim ödeme belgesi sunmakta geciktiği gün karşılığı cezayı, ayrıca SGK'ya ödenen idari para cezalarını, yükümünde olmasına rağmen müvekkilin karşıladığı hizmet veya malzeme bedellerinin %10 kârlarıyla tutarlarını, müvekkilin ödediği damga vergisini, KDV tevkifatı ve stopaj bedellerini, İşçilerine, müvekkilin ödediği ücret ve diğer işçilik alacaklarını, işlerini eksiksiz ve kusursuz tamamlayıp 180 gün içinde teslimi taahhüdüne uymaması sebebiyle gecikmesinden mütevellit cezayı, borçlu olduğunu, sözleşme maddeleri gereği davacı isteminden takas ve mahsup taleplerinin olduğunu, diğer davalı ... makamı idareden ihale dosyasının celbini talep ettiklerini, diğer davalının müvekkiline ödemediğini, müvekkilinin davacıya ödediği imalatlar bedeli belirlenerek davacıya yapılan fazla ödemenin de isteminden takas-mahsubunu talep ettiklerini, davacının faiz oranı ve başlangıcına dair istemleri usul ve yasaya aykırı olup reddini talep ettiklerini, davacının tanık dinletmesine de muvafakat vermediklerini, ticari defterlerin incelenmesi aşamasında açıkça tespit edileceği üzere müvekkilinin, davacıdan alacağı başkaca kalemlerin de olduğunu, davacının, müvekkiline olan borcunun tamamının hesaplanarak isteminden takas ve mahsubunu talep ettiklerini, bu sebeplerle haksız ve hukuki mesnetten yoksun ikame olunan davanın reddine; yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİlk Derece Mahkemesince: 27/08/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; \"Halen talimat mahkemesi dosyasına esas teşkil eden LOT-2 İzmir adlı laboratuvar projesi ile ilgili belgeler incelenmiş olup davacı tarafından tanzim edilen geçici ve kesin hak edişler sonucu davacının 31.12.2012 dönem sonu İtibari ile alacak bakiyesinin 307.352.46 TL olup iş bu miktar halen davalının borç bakiyesi olarak beklediği tespit edilmiştir.\" görüşünün belirtildiği, 03/01/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; \"Davalının incelenen itilafa konu 2012 ve 2013 yılına ait defterlerin T.T.K. İlgili <br>hükümleri yönünden usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde <br>yapıldığı, defter sonuçlarının birbiri ile ve ilgili belgelerle uyum arz ettiği, defterlerin delil <br>niteliği taşıdığı, HMK 222 hükmü gözetilerek takdiri Sayın Mahkemenize ait olduğu, <br>Davalının incelenen defter kayıtlarında;  <br> Taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2012 yılı öncesine dayandığı, <br> Davalının defter kayıtlarında 31.12.2012 tarihinde davacıdan 332.162,74 TL alacak <br>bakiyesinin mevcut olduğu, <br>Davacının İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne 2021/31 Talimat ile defter <br>incelemesinin yapıldığı bilirkişi raporunda;  31.12.2012 dönem sonu itibari ile alacak <br>bakiyesinin 307.352,46 TL olduğuna karşılık, tarafların defter kayıtlarının birbirini <br>teyit etmediği, <br>Taraf Ticari Defterler Arasındaki 639.515,20 TL Farkın; davalının defter incelemesinin <br>yapıldığı bilirkişi raporunda 307.352,46 TL alacak bakiyesinin tespit edildiği cari hesap <br>ekstresi ve/veya muavin dökümünün dosya kapsamında ve uyap sisteminde <br>olmaması sonucu farkın hangi kalemlerden meydana geldiği hususunun tespit <br>Edilemediği\" denildiği, 02/11/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; \" Davacının 2012-2013 yıllarına ilişkin ticari defter  ve dayanağı belgelerin yasal ve usulüne uygun tutulup işlenmiştir. Ticari defterler ve dayanağı belgeler birbirini teyit etmektedir. Davalının Bakırköy 15. İş Mahkemesi'ne ve masraflar olarak davacı adına ödeme yaptığına ilişkin belge ve kayıtların sunulmaması nedeni ile davalı alacağı ispatlayamamıştır. Ayrıca davalının davacı adına yapmış bulunduğu masrafları içeren faturalar davacı kayıtlarında yer almamaktadır. Bu nedenle ispat külfeti kendisine düşmektedir. Dosyadaki mübrez bulunan belgeler dikkate alındığında kök raporunda herhangi bir değişiklik bahis konusu değildir. Davacı tarafından tanzim edilen 14.09.2012 ve 15.10.2012 tarihli geçici ve kesin hak edişler sonucu davanın 31.12.2012 dönem sonu itibariyle cari hesaptan kaynaklanan alacak bakiyesinin 307.352,46 TL olup işbu miktar halen davalının borç bakiyesi olarak beklediği tespit edilmiştir.\" denildiği, 04/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; \"Mahallinde yapılan incelemeler ve gözlemler sonucunda Lot-2 İzmir Adli <br>Laboratuvar İnşaatı Erzene Mahallesi, Hasan Ali Yücel Caddesi,No:9 Ev-Ka 3 Bornova/İzmir <br>adresindeki davacının yapımını üstlendiği kaba inşaat imalatının (kalıp + demir <br>+betonarme işçiliği dahil) tamamlanıp ince inşaat imalatların da bitirilerek �iili olarak <br>yapıların kullanıldığı görülmüştür.\" görüş ve kanaatinde bulunulmuştur.  <br>104/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; \"Mahallinde yapılan incelemeler ve gözlemler sonucunda Lot-2 İzmir Adli <br>Laboratuvar İnşaatı Erzene Mahallesi, Hasan Ali Yücel Caddesi,No:9 Ev-Ka 3 Bornova/İzmir <br>adresindeki davacının yapımını üstlendiği kaba inşaat imalatının (kalıp + demir <br>+betonarme işçiliği dahil) tamamlanıp ince inşaat imalatların da bitirilerek �iili olarak <br>yapıların kullanıldığı görülmüştür.\" görüş ve kanaatinde bulunduğu, 11/12/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Davacının yapmış olduğu inşaat işlerinin tamamlandığı, Davalı ile davacı arasında imzalanmış olan sözleşmede belirtilen fiyat üzerinden yapılan işlerin toplam olarak 312.741,60 TL tutarında olduğu, görüş ve kanaatine varıldığı, davacı vekili 11/12/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunu dikkate alarak, talep artırım dilekçesi sunmuş ve tamamlama harcını ikmal ettiği,  talep artırım dilekçesinin davalılar vekillerine tebliğ edildiği ve davalılar vekillerinin talep artırım dilekçesine karşı yazılı beyanlarını dosyaya sundukları, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu sonucuna varılan    11/12/2023 tarihli bilirkişi  heyeti raporu dikkate alındığı gerekçesiyle davanın kabulü ile toplam  312.741,60  TL tutarındaki alacağın dava tarihinden itibaren Bankalarca 1 yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek faizi müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>\tDavalı ... ...  vekili istinaf dilekçesinde özetle: mahkemede görülen davanın konusunun, davacı şirket ile diğer davalı ... İnşaat arasında akdedilen 27.02.2012 tarihli sözleşmeden kaynaklanan alacaklara ilişkin olduğunu, müvekkilinin söz konusu dava ile herhangi bir ilgisi ve taraf sıfatı bulunmadığını, mahkemece hiçbir itirazları ve beyanları dikkate alınmaksızın gerekçe dahi açıklanmadan hüküm kurulduğunu, husumet itirazlarının dosyanın en başından beri tekrarlandığını, ancak mahkemece itiraz hakkında kabul ya da red şeklinde hüküm dahi kurulmadığını, gerekçeli kararda tamamen davacı ile diğer davalı arasındaki ticari ilişkiler değerlendirilmiş, müvekkili Bakanlık hakkında tek bir cümleye dahi yer verilmeksizin, müvekkilinin dava sonucu değerden sorumlu tutulduğunu, müvekkilinin müteselsilen ve müştereken sorumlu tutulmasının gerekçesi yazılmadığı gibi bu durumun kabulünün de mümkün olmadığını, \tmüvekkili Bakanlık tarafından 24.05.2019 tarih ve 6210 sayılı yazı ile mahkeme dosyasına davaya cevaplar iletildiğini ancak bu hususun dahi gerekçeli kararda yer almadığını, müvekkilinin davada taraf gösteriliğini, dava sonucundan sorumlu tutulduğunu, ancak gerekçeli kararda hiçbir şekilde itirazlarına ve cevaplarına yer verilmediği gibi bu hususta değerlendirme yapılmadığını, müvekkili tarafından mahkemeye gönderilen 24.05.2019 tarih ve 6210 sayılı yazı ile davaya cevap verildiğini ve açıkça diğer davalı ile müvekkili arasında imzalanan sözleşmeye lişkin bilgiler sunulduğunu, müvekkili ile diğer davalı arasında imzalanan sözleşme müvekkili ile ... ... - ... Mühendislik  - ... Mühendislik ve ... İnşaat arasında akdedildiğini, söz konusu sözleşmenin FIDIC (Federation İnternationale des İngenieurs Conseils-Müşavir Mühendisler Uluslararası Federasyonu) Kırmızı Kitap Tip Szöleşme kapsamında imzalandığını, FIDIC kırmızı kitap, taraflar arasında ortaya çıkan herhangi bir uyuşmzlığa çözüm bulmak için FIDIC bazında yöntemler belirlediğini, bunların DAB (Uyuşmazlık Çöüm Kurulu ) ve İCC (Uluslararası Ticaret Odası) olduğunu, söz konusu sözleşme kapsamında yapılması gereken tüm hak edişlerin müvekkili tarafından yapıldığını ve sözleşme kapsamında tüm ödemelerin eksiksiz olarak diğer davalıya yapıldığını, müvekkilinin kendi taraf olduğu sözleşmeye ilişkin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, FİDİC şartları uyarınca esas olan yüklenicinin işini bizzat yapması olduğunu, bununla birlikte işin bir kısmının alt yüklenicilere yaptırıldığı uygulamada sıklıkla görüldüğünü, müvekkili ile sözleşme imzalayan diğer davalı ... İnşaatın da sözleşmede yüklendiği işlerin bir kısmını davacı şirkete kendi aralarında imzaladıkları sözleşme gereği yaptırdığını, davacı şirket ile müvekkili Bakanlık arasında sözleşmesel veya başka bir ilişki bulunmadığını,  dosyada mevcut bilirkişi raporlarında da açıkça davacı ile diğer davalı arasındaki ilişki incelenmesine rağmen müvekkilinin de gerekçeli kararda belirtilen rakamdan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin üzerine düşen tüm sorumlulukları diğer davalıya karşı yerine getirdiğini, müvekkili Bakanlık  ... ile davalı ... İnş.Taah.San. ve Tic. A.Ş. arasında TR0802.14-02/004 numaralı 'Construction of Forensic Laboratory in İzmir (Adli Labaratuvar İnşaatı\" Sözleşmenin imzalandığını, diğer davalı ... İnşaat 02.04.2012 tarihinde işe başlamış olup, yapım işinin kesin kabul tarihi, sözleşmenin müşaviri olan ...-... Mühendislik -... Mühendislik İş Ortaklığının kesin kabul sertifikasını imzaladığı tarih olan 18.07.2016 olduğunu, sözleşmenin son hakedişi 27.03.2017 tarihinde müvekkili tarafından imzalanmış olup, sözleşme kapsamında yapılması gerekli bütün ödemelerin müvekkilince tamamlandığını, davacı şirket ile müvekkili arasında sözleşmesel bir ilişki hiçbir zaman olmadığını, davacı şirketin, diğer davalı  ... İnş.Taah.San. ve Tic. A.Ş.'nin ifa yardımcısı olarak görev yaptığını, borç ilişkisinin nispiliği ilkesi gereği, borç ilişkisi sadece taraflar arasında haklar ve borçlar doğurduğundan bu ilişkiden doğan hak ve borçların taraf olanlar dışında, üçüncü kişileri etkilememesi gerekeceği, diğer ifadeyle borç ilişkisinden kaynaklanan haklar ve yükümlülüklerin alacaklı ve borçluya ait olduğunu, üçüncü kişilerin borç ilişkisine dayanarak talepte bulunmaları mümkün olmadığı gibi borç ilişkisinden doğan hakların üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesi de mümkün olmadığını, davacı ile ... İnş.Taah.San. ve Tic. A.Ş. arasındaki sözleşmenin yalnızca taraflar arasında hüküm teşkil etmekte olup, müvekkilinin bu borç ilişkisinin dışında olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. .<br>\tDavalı .... Şirketi  vekili istinaf dilekçesinde özetle: diğer davalı AB Merkezi ve Finans İhale Birimi ile müvekkili şirket arasında 12/02/2012 tarih ve \"LOT-2 İzmir Adli (Kriminal) Laboratuvar İnşaatı Yapımı\" konulu sözleşme akdedilmiş ve bu sözleşmeye konu inşaatın bir kısmı olan \"KABA İNŞAAT İŞLERİ\" için davacıyla Mayıs 2012'de 40 TL/m2 sabit birim fiyatlı eser sözleşmesi akdedildiğini, davacının, müvekkili ile akdettiği \"Lot-2 İzmir Adli Laboratuvar İnşaatının Kaba İnşaat İşleri\"nin bir kısım hakedişlerinin ödenmediğini / eser sözleşmesinden kaynaklı alacağı olduğunu iddia ederek 31/05/2018'de 1.000,00 TL müddeabihle huzurdaki belirsiz alacak davası'nı açtığını, davacının belirsiz alacak davası açamayacağı, davacının talebinin zamanaşımına uğradığı, takas-mahsup itirazları olduğu, davacının herhangi bir alacağı da olmadığına dair cevap dilekçesi sunulduğunu, davacı defterlerinin incelendiği 27/08/2021 tarihli bilirkişi raporunda -3 adet sözleşme ile cari hesap ekstresinin- ek yapıldığı belirtilmişse de aslında eklenmeden ve herhangi bir fatura ve ödeme vb döküm de yapılmaksızın -denetime elverişsiz şekilde- davacının 307.352,46 TL alacağı olduğu rapor edildiğini; rapora süresinde itiraz ettiklerini, bu rapora \"bir diyeceği olmadığı\" (ve böylece müvekkil lehine usuli kazanılmış hak doğuran) beyanıyla davacıya bedel artırım dilekçesi vermek için 2 hafta süre verilip müvekkili defterleri incelenmek üzere dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini, müvekkilinin defterlerinin incelendiği 03/01/2022 tarihli bilirkişi raporunda faturaların ve ödemelerin dökümü yapılarak müvekkilinin, davacıya borçlu olmadığı bilakis davacıdan 332.162,74 TL alacağı olduğunu; davacının defterlerinin incelendiği raporda \"cari hesap ekstresi ve/veya muavin dökümü yapılmadığı ve bunların dosyada da mevcut olmadığı\" için karşılaştırma yapılamadığı rapor edildiğini, mahkemenin bu sefer \"defterde kayıtlı fatura ve ödemelerin ayrıntılı gösterilmesi suretiyle rapor düzenlenmesi\" için davacı defterlerine dair tekrar rapor alınmasına karar verdiğini, davacının defterlerinin tekrar incelendiği 02/11/2022 tarihli bilirkişi raporunda bu sefer de -cari hesap ekstresi ile hakediş raporlarının- ek yapıldığı belirtilip, lakin yine eklenmeden ve hiçbir şekilde fatura ve ödeme vb döküm de yapılmaksızın yine -denetime elverişsiz şekilde- davacının 307.352,46 TL alacağı olduğunun rapor edildiğini, bu rapora da süresinde itiraz ettiklerini, davacı tarafça bu rapora da itiraz edilmediğini ve dosyanın bilirkişi heyeti görevlendirilmesiyle dava konusu işlerin de yer aldığı İzmir Adli Laboratuvar İnşaatında keşif yapmak ve \"dava konusu işlerin tamamlanıp tamamlanmadığı ve dosya içeriği belgeler incelenmek\" üzere İzmir'e gönderildiğini, Borçlar hukuku-nitelikli hesap uzmanı bilirkişinin görevden çekildiğini ve mühendis bilirkişinin tek başına hazırladığı 04/07/2023 tarihli raporunda sadece \"işlerin tamamlandığını ve yapının fiilen kullanıldığı\"nı belirttiğini, tarafların itirazlarıyla \"borçlar hukuku alanında uzman bilirkişi eklenerek\" tarafların beyan ve itirazları değerlendirilerek ek rapor alınması\"na karar verildiğini, bu karar akabinde düzenlenen 11/12/2023 tarihli ek raporda inşaat alanının 7.818,54 m2 olarak tespit edildiği ve dava konusu edilen sözleşmede kararlaştırılan 40 TL/m2 birim fiyatla işlerin karşılığının (7.818,54 m2 X 40 TL/m2=) 312.741,60 TL olduğunun rapor edildiğini, işbu ek raporda ödemelerle ilgili herhangi bir inceleme ve değerlendirme bulunmamakla itirazlarının da karşılanmadığını, davacının, 11/12/2023 t.li ek rapordaki sözleşme metrajını ve sözleşmenin toplam bedelini kabul edip -işbu kabul ettiği sözleşmesi bedelinin tamamı üzerinden- 21/05/2024 t.li değer artırım dilekçesini sunduğunu; cevap dilekçesinde belirsiz alacak davası açılamayacağını, zamanaşımı ve takas-mahsup itirazlarımını ileri sürerek davacının, müvekkilinden alacağı olmadığının dosya içeriğiyle sabit olduğunun ayrıntılı şekilde izah edildiğini, mahkemece; sadece sözleşmede kararlaştırılan 40 TL/m2 sabit birim fiyatla işin yapıldığı alan çarpılarak sözleşmenin toplam bedelinin 312.741,60 TL olduğunu rapor eden, müvekkilinin -davacının işçilerine ödemelerinin - banka ödemelerinin - SGK ödemelerinin - malzeme + işçilik + yemek vb akdi kesintilerin vs ödeme ve itirazlarının hiç değerlendirilmediğini ve hatta anılmadığını, 11/12/2023 t.li ek rapora mesnetle dosyadaki tüm delilleri yok sayarak, usuli kazanılmış hak doğuran davacının kabulünü de aşarak hiçbir gerekçe yazmaksızın ve sanki müvekkili tek kuruş ödememiş gibi sözleşme bedelinin tamamı üzerinden, ayrıca bankalarca 1 yıl vadeli mevduata uygulanan faizle kabul kararı verdiğini, kararın dosya içeriği delil durumuna, usule ve yasaya aykırı olduğu gibi eksik inceleme ve değerlendirmeyle verildiğini,  mahkeme kararında gerekçeye dayanmadığını, Belirsiz alacak davası açılamayacağı itirazları ve zamanaşımı defilerinin neden dikkate alınmadığının belli olmadığını,  03/01/2022 t.li bilirkişi raporunda dökümü yapılan ödemelerin neden yok sayıldığının belli olmadığını, delilleri  arasında dava dosyalarının neden getirilmediği, belgelerin sunulmasına rağmen davacı işçilerine yaptıkları ödemelerin neden yok sayıldığının belli olmadığını, davacının kaşe-imzasını havi belgelerdeki akdi kesintilerin neden dikkate alınmadıklarının belli olmadığını, sözlü yargılama yapılmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu,  davanın belirsiz alacak davası olarak açılmaya elverişli olmadığını,  davanın zamanaşımına uğradığını, mahkemece zamanaşımı defilerinin dikkate alınmadığını, davacının müvekkilinden alacaklı olmadığını, aksine müvekkiline borçlu olduğunu, mahkemece müvekkili davacıya hiç ödeme yapmamış gibi karar verildiğini, taraflar arasında İstanbul'da ve İzmir'de ifa edilmek üzere kararlaştırılan 2 adet sözleşme bulunduğunu,  davacı tarafından bilirkişi raporunda belirlenen metraja ve sözleşmenin toplam bedeline itiraz etmemiş olmakla İzmir işi sözleşmesinin toplam bedelinin 312.741,60 TL olduğuna dair müvekkili lehine usuli kazanılmış hak doğmuş olup evleviyetle İzmir işinin toplam bedelinin 312.741,60 TL olarak kabulü gerekeceğini, müvekkili defterlerinin incelendiği 03/01/2022 t.li bilirkişi raporunda müvekkilinin, davacıya İstanbul ve İzmir işleri için yaptığı ödemelerin 2013 yılı itibariyle dökümü yapıldığını, 2011 yılı ödemelerinin tamamının İstanbul işine ait olduğunu, İstanbul işinden dolayı 2012'ye davacının, müvekkiline 102.092,65 TL borçlu olarak girdiği dosya içeriğiyle sabit olduğunu, davacının İstanbul işine dair sözleşmesi götürü bedelli olup 320.000 TL + KDV olduğunu, davacının huzurdaki davasına konu ettiği İzmir işi sözleşmesinin toplam bedelini de 312.741,60 TL olarak kabul ettiğini, bu durumda anılan 2 sözleşmesi için davacının (320.000 TL + KDV) + 312.741,60 TL alacağı varken müvekkilinin, davacıya 2013 yılı itibariyle toplamda 1.094.961,40 TL ödeme yaptığının dosya içeriği ile sabit olduğunu, müvekkilinin 2012 yılında düzenlediği toplamda 129.443,30 TL'lik akdi kesinti faturalarının tamamının davacının kaşe ve imzasıyla teslim alındığını ve ayrıca davacının kaşe imzalı hakedişinde de mevcut olduğunu, KDV tevkifatı, stopaj ve damga vergisi kesintilerinin kanundan kaynaklandığını, SGK ödemelerini davacının üstlendiği sözleşmesi ile sabit olup müvekkilinin ödediği toplamda 76.019,98 TL mahsup edilmesi gerektiğini, yine müvekkilinin 619.000,00 TL'lik banka havalesi, 42.171,38 TL'lik çek ödemesi ve toplamda 49.400 TL nakit ödemesi de davacının isteminden mahsup edilmesi gerektiğini, böylece davacıya ödenen toplam 1.094.961,40 TL ve ayrıca sonrasında davacının işçilerinin açtığı davalardaki işçilik alacak tutarlarını da müvekkilinin ödemesiyle davacının, müvekkiline fazlasıyla borçlu durumda olduğunun dosya içeriğindeki belgelerle sabit olduğunu, durum bu şekilde iken mahkemenin ödemelerin tek bir tanesinin dahi değerlendirilmediği ve dikkate alınmadığı, sadece davacının İzmir işinin toplam bedelinin ne olduğunu hesaplayan 11/12/2023 tarihli ek rapora mesnetle müvekkilinin, davacıya tek kuruş ödeme yapmamış gibi ve takas-mahsup itirazımızı da hiç dikkate almadan verdiği kararının dosya içeriği delil durumuna, usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair  verilen karara karşı süresi içinde davalılar vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.  <br>\t6100 sayılı HMK'da ilk derece yargılamasında dava aşamaları basit yargılama usulünde; davanın açılması ve dilekçeler aşaması (316-318 md.), ön inceleme ve tahkikat  (320 md.) ve hüküm (321 md.)  şeklinde düzenlenmiştir.<br> \tTahkikat, yazılı yargılama usulünde de basit yargılama usulünde de ön inceleme aşamasının sona ermesi üzerine başlamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun  147. maddesinde ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tarafların tahkikat için duruşmaya davet edileceği düzenlenmiştir. Tarafların duruşmaya çağrılmasıyla tahkikat başlayacaktır. <br> \tTahkikat evresi, taraflar arasındaki ihtilaflı vakıaların incelenip hakikatin ortaya çıkarılması için yapılan işlemlerin zaman itibariyle işgal ettiği yargılama aşamasıdır. Mahkeme, bu aşamada tarafların talep sonucunu dayandırdıkları, davanın halli bakımından önem taşıyan ve ön inceleme tutanağında çekişmeli olarak belirtilen vakıaların, yine kural olarak tarafların sunduğu deliller çerçevesinde doğruluğunu araştırır.<br> \t Taraflarca getirilen delillerin değerlendirilmesi ve ispat faaliyeti neticesinde uyuşmazlığın aydınlanmasıyla birlikte, hâkimin davayı sonlandıracak kararı vermesi mümkün hale gelmektedir. Bu yönüyle tahkikat, davanın en önemli ve uzun aşaması olarak nitelendirilmektedir. Tahkikat aşamasından sonra taraflara yargılamayla ilgili son sözlerinin sorulacağı sözlü yargılama aşamasına geçilecek ve ardından mahkeme nihai kararını verecektir.<br> \t\tBu kapsamda mahkemece taraf iddia, delil ve belgeleri toplandıktan sonra, bunların inceleme ve değerlendirmesini yaparak tahkikatın bittiğini bildirir sözlü yargılamaya geçer, sözlü uygulamada da taraf vekillerine talep edilen davada sözlü beyanda bulunmak üzere süre verilir.   \t<br>\tBu açıklamalar kapsamında yapılan incelemede; mahkemece yapılan yargılamada gerekçeli karar aşamasına kadarki celselerde tahkikatın tamamlandığı ve sözlü yargılamaya geçildiği yönünde herhangi bir ara karar oluşturulmadığı, herhangi bir işlem yapılmadığı görülmüş olup anılan şekilde davanın sonuçlandırılması HMK’nın 184. ve 321. maddelerinin emredici ve açık hükmünü uygulamadan  karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. <br>\tAyrıca 6100 sayılı HMK 297. maddesine göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; “Yasa'nın anladığı anlamda oluşturulacak hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların bu dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.”( Yargıtay (Kapatılan)15. Hukuk Dairesi'nin 2019/3473 E-2020/2358 K sayılı 09/09/2020 tarihli ilamı)<br>\tMahkemece alınan bilirkişi raporundan iş bedeline ilişkin tespit yanında davalı tarafça ödemeye ilişkin bir kısım delil ve belgeler sunulmuş olmasına rağmen kararda bu belgeler ile ödeme iddialarının neden dikkate alınmadığı gibi buna ilişkin ,davalının zamanışımı def'i yönünden olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmamış olması ile  husumet itirazı yönünden de bir değerlendirme yapılmamış olması hatalı olmuştur. <br>\tTüm bu açıklamalar kapsamında mahkemesince yapılacak iş, öncelikle husumet itirazı ,zamanaşımı def'i değerlendirilmekle sonrasında davanın esasına ilişkin taraf iddia, beyan ve delilleri, bilirkişi raporuna itirazları, davalının ödemeye ilişkin beyan ve delilleri de değerlendirilecek şekilde, bilirkişi kurulunun ek rapor alınarak delillerin toplandığı, yargılamanın tamamlandığı kanaatine varılması halinde tahkikatın tamamlandığı, sözlü yargılamaya geçilmesi hususunda ara karar oluşturularak, taraflara bildirilerek, taraflara son sözlerinin sorulmasına ilişkin usulü işlemleri de ikmal etmek suretiyle hüküm kurmaktan ibarettir. <br>\tAçıklanan nedenlerle; davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne,  kaldırma sebebine göre diğer istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,  mahkeme kararının HMK'nın 353/1.a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne,<br>\t<br>\t2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/09/2024 tarih ve 2018/421 E-2024/608 K<br> sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına,<br> \t3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın   ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>\t<br> \t4-Davalı ... ... harçtan muaf olmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br> \t5-Davalı ... tarafından yatırılan 5.341 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,<br> \t6-İstinaf talep eden davalı ... tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 11.03.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br><br>     Başkan  ...                    Üye ...\t            Üye ...                 Katip ...<br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"573b409bba7e98bb","SID":"75024f47f233beb9"}}