{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1474 Esas<br>KARAR NO: 2026/532 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2022/569 Esas-  2023/634 Karar<br>TARİH: 12/07/2023<br>DAVA: Tazminat (Tasfiye Memurunun Eylem ve İşlemlerinden Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ: 12/03/2026                                                           <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalının şirket müdür ve sonrasında tasfiye memuru olduğu ... Şti adına düzenlemiş olduğu 7 adet fatura karşılığında toplam 210.681,26-EURO'luk alacağın tahakkuk ettiğini, iş bu alacağın 202.681,26-EURO'luk kısmının ödendiğini, bakiye alacağın tahsil edilemediğini, bilahare dava konusu şirketin tasfiye sürecine girdiğini ve davalının da tasfiye memuru olarak görev yaptığını, davalının tasfiye memuru olarak eylem ve işlemleri sonucunda müvekkilinin alacağını tahsil edemediğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla şimdilik 25.000-TL zararın TTK 553.md kapsamında davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, müvekkilinin tasfiye memuru olarak borçlu şirketin tasfiye sürecini tamamladığını, müvekkilinin eylem ve işlemleriyle davacının alacağına kavuşmasını engellemesi gibi bir durumun olmadığını, davacı tarafın alacağını tahsil etmek amacıyla.... İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasının halen derdest olduğunu, dava konusu şirket aleyhine birçok alacaklının icra takibi yaptığını, ancak şirketin herhangi bir mal varlığı bulunmadığından alacaklıların alacaklarını tahsil edemediğini, bu bağlamda yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 12/07/2023 tarih ve 2022/569 Esas- 2023/634 Karar sayılı kararında; \"....Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından davalı aleyhine TTK 553.maddesi kapsamında sorumluluk davası açıldığı, ancak davalının eylem ve işlemleriyle davacıyı zarara uğratıldığı hususunda dosyaya somut delil sunulmadığı, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda da bu yönde herhangi bir tespitin yapılmadığı, davacı tarafın alacağıyla ilgili icra takibinde bulunduğu, icra takibi sonucunda alacağını tahsil edebileceği, davalı aleyhine açılan alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek eyleminden dolayı İstanbul 1. İcra Ceza Mahkemesinin 2017/374 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda eylemin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar verildiği ve söz konusu kararın kesinleştiği; her ne kadar beraat kararı hukuk mahkemesi olarak mahkememizi bağlamaz ise de; maddi olaya ilişkin beraat kararındaki tespitin mahkememizi de bağlayacağı, nitekim davalının davacıyı zarara uğratmak amacıyla şirketin mal varlığını uhdesine geçirdiği veya muvazaalı işlemler yaptığı hususunun davacı tarafından ispatlanamadığı, davacı tarafından icra takibi sonucunda alacağına kavuşamamasının tek başına TTK 553.maddesi kapsamında davalının sorumluluğunu gerektirmediği, bu bağlamda ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, ''1-Sabit görülmeyen davacının davasının REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı taraf, tasfiye memuru sıfatı dolayısıyla davamıza konu somut olay kapsamında davacının alacaklı olduğunu bilmesine rağmen yükümlülüklerini yerine getirmediğinden, davacı şirketin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olup TTK 553 uyarınca vermiş olduğu zarardan sorumlu olduğunu, tasfiye memurunun sorumlulukları hakkında TTK başta olmak üzere, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nda, 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nda ve 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Kanunu’nda çeşitli hükümler bulunduğunu, buna göre limited şirket vasfında olan dava dışı ...... .... Şti.'ne tasfiye memurunun tasfiye işlemine başlar başlamaz öncelikle envanter ve bilanço çıkarması zorunluluğu bulunduğunu, Bu durum TTK'nun 540/1. Maddesinde; \"Tasfiye memurları görevlerine başlar başlamaz, şirketin tasfiyenin başlangıcındaki durumunu incelerler; gerekirse şirket mallarına değer biçmek için uzmanlara başvurarak, şirketin malvarlığına ilişkin durumu ile finansal durumunu gösteren bir envanter ile bilanço düzenler ve genel kurulun onayına sunarlar.\" denilmek suretiyle hüküm altına alındığı üzere; tasfiye memuru görevine başlarken öncelikli olarak şirketin durumunun inceleyerek, gerekirse uzman yardımı da almak suretiyle şirketin mal varlığı ve finansal durumuna ilişkin olarak bir envanter çalışması yaparak bir bilanço düzenlemesi gerektiğini, bu husus şirketin mali durumunun belirlenmesi, mevcut mal varlığının korunması ve esasen şirket borçlarının alacaklılar nezdinde tahsil edilmesi için önem arz ettiğini, tasfiye halindeki şirketin borçlarının ödenmesi için kanunda belirtilen gerekli yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerektiğini, ancak davaya konu somut olayda davalı taraf şirketin tasfiyeye başlandığı esnada mal varlığının belirlenmesine ilişkin olan söz konusu sorumluluk ve yükümlülüğünü hiçbir surette gerçekleştirmediğini, tasfiye memurunun bu yükümlülüğünün yanı sıra; \"Alacaklıların Çağrılması ve Korunması\" başlığıyla TTK'nun 541/1. Maddesinde; \"Alacaklı oldukları şirket defterlerinden veya diğer belgelerden anlaşılan ve yerleşim yerleri bilinen kişiler taahhütlü mektupla, diğer alacaklılar Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ve şirketin internet sitesinde ve aynı zamanda esas sözleşmede öngörüldüğü şekilde, birer hafta arayla yapılacak üç ilanla şirketin sona ermiş bulunduğu konusunda bilgilendirilirler ve alacaklarını tasfiye memurlarına bildirmeye çağrılırlar. \"  şeklinde ifade edilmek suretiyle hüküm altına alındığı üzere; tasfiye memurunun şirketten alacaklı oldukları anlaşılan kişilere alacaklarını bildirmeleri için çağrıda bulunması gerektiğini, ancak yargılaması yapılan dosyasından anlaşıldığı üzere davalı tarafça bu yönde herhangi bir çağrı da kesinlikle yapılmadığını, dava konusu somut olayımızda müvekkilin alacağını tahsil etmek için öncelikle ihtarname çekerek borçlu şirketi bilgilendirdiği, ardından icra takibine giriştiği, söz konusu icra ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edildiği, icra ödeme emrine herhangi bir itirazın bulunmadığı ve söz konusu icra dosyası kapsamında gerçekleştirilen ancak sonuçsuz kalan pek çok haciz işlemi de göz önünde bulundurulduğunda, aynı zamanda davaya konu alacağın dayanağı olan taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayanan faturalar dikkate alındığında borçlu şirket yetkilillerinin ve tasfiye memuru ...'nun müvekkilin alacağından haberdar olmadığı kesinlikle  söylenemeyeceği gibi bu durumun aksi hayatın olağan akışına da aykırılık teşkil ettiğini, dolayısıyla davalı taraf müvekkilin alacağından kesinlikle haberdar olmasına rağmen tasfiye memuru olarak yapmakla yükümlü olduğu söz konusu çağrıyı yapmayarak açıkça kötü niyetli bir şekilde, aynı zamanda yetkilisi de olduğu şirketin haksız çıkar sağlaması yönünde hareket ettiğinin aşikar olduğunu, davalı aleyhine ikame edilmiş olan icra ceza davasında ... vekili savunma dilekçesinde aynen; \"1.Davacı yan ....isimli şirket ve müvekkil şirket olan ....Şti.   arasında ticari bir ilişki sonucunda bir sözleşme imzalanmış ve bir borç hasıl olmuştur. 2.Bu süreç zarfında davacı yan müvekkil şirkete borcunu ödemesi konusunda bir ihtarname çekmiş ancak müvekkil yanın ödeyecek durumu olmadığı için borcu ödeyememişlerdir.\" şeklinde beyanlarda bulunduğunu, bu beyanların davalı tasfiye memuru ... 'nun müvekkilin alacağından haberdar olduğunun bir başka göstergesi olduğunu, tasfiye memurunun görev ve sorumluluklarına ilişkin olarak aynı hükmün devamı olarak TTK'nun 541/2. ve 3. Fıkrasında da; \"(2) Alacaklı oldukları bilinenler, bildirimde bulunmazlarsa alacaklarının tutarı Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca belirlenecek bir bankaya depo edilir. Şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir; meğerki, bu gibi borçlar yeterli bir şekilde teminat altına alınmış veya şirket varlığının pay sahipleri arasında paylaşımı bu borçların ödenmesi şartına bağlanmış olsun.\"denilmek suretiyle açıkça belirtildiği üzere; alacaklılar bildirimde bulunmasalar dahi tasfiye memurunun, alacaklı oldukları bilinenlerin alacaklarının bakanlıkça belirlenecek bir bankaya depo etmesi gerektiğini, hatta şirketin henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda miktarı notere depo etmesi gerektiği hüküm altına alınmışsa da; açıkça belli olduğu üzere davalı tasfiye memuru bu sorumluluklarını da yerine getirmediğini, davalı tasfiye memurunun müvekkil şirketin alacağından haberdar olmadığının söylenemeyeceğini, bu bakımdan da davalı tasfiye memuru, şirket envanter çalışması yapmamasının ve davacıya alacağı kapsamında bildirimde bulunulması için çağrıda bulunulmamasının yanı sıra; yine de alacağına kavuşmaları kapsamında tasfiye memurunun bir diğer sorumluluğu ve görevi olan alacaklarının depo edilmesi hususunda da bir işlem yapmayarak açıkça kanuna aykırı davrandığını ve bu manada müvekkilin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini ve bu zararından TTK 553 maddesi gereğince sorumlu olduğunu, bilirkişi raporunda şirketin aktiflerinin borcundan fazla olduğunun tespit edildiği, davalının savunmasının doğru kabul edilmesi halinde dahi TTK'nun 542/1-c bendinde; \"Şirket borçları şirket varlığından fazla olduğu takdirde durumu derhâl şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine bildirirler; mahkeme iflasın açılmasına karar verir.\" denilerek hüküm altına alınmış olmakla; davalı tasfiye memurunun yükümlülüklerini bu halde de yerine getirmediğini zira bu şekilde davalı tarafın şirketin iflası için ticaret mahkemesine başvuru yapmış olması gerekmekte iken; davalı taraf bu savunmasına rağmen iflas başvurusu yapılmadığını, bu bakımdan davalı tasfiye memurunun eylemlerinin her halükarda kanuna aykırı olduğu, tarafının alacağından haberdar olmasına rağmen kanundan kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmeyerek, tarafını zarara uğrattığının son derece açık olduğunu,  ( Yargıtay 23. HD., E. 2011/1973 E. 2011/1467 K. ve 1.11.2011 tarihli kararı)  Yerel mahkemece, davacı tarafının alacağını icra takibi ile tahsil edebileceği ile davalı taraf nezdinde alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek suçundan yapılan icra ceza yargılaması kapsamında verilen beraat kararındaki tespitin mahkemeyi de bağlayacağı yönündeki değerlendirmelerin de hiçbir surette hukuki dayanağı bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; TTK'nın 644/1-a maddesi atfı ile TTK'nın 553 maddesine dayalı limited şirket tasfiye memurunun sorumluluğuna dayalı tazminat davasıdır.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. TTK'nın 553/1. Maddesi ise, kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar, şeklindedir.Şirketin alacaklıları, kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal etmeleri sonucunda doğrudan zarara uğramaları durumunda anılan kişileri dava edebilir ve tazminatın kendilerine ödenmesini isteyebilirler.Tasfiye işleri TTK'nın 643. Maddesinin atfı ile TTK'nın 540 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nın 540 maddesi \"Tasfiye memurları görevlerine başlar başlamaz, şirketin tasfiyenin başlangıcındaki durumunu incelerler; gerekirse şirket mallarına değer biçmek için uzmanlara başvurarak, şirketin malvarlığına ilişkin durumu ile finansal durumunu gösteren bir envanter ile bilanço düzenler ve genel kurulun onayına sunarlar.(2) Envanter ve bilançonun onaylanmasından sonra, tasfiye memurları şirketin envanterde yazılı bütün malları ile belgelerine ve defterlerine el koyarlar.\" hükmünü, TTK'nın 541 maddesi \"(1) Alacaklı oldukları şirket defterlerinden veya diğer belgelerden anlaşılan ve yerleşim yerleri bilinen kişiler taahhütlü mektupla, diğer alacaklılar Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ve şirketin internet sitesinde ve aynı zamanda esas sözleşmede öngörüldüğü şekilde, birer hafta arayla yapılacak üç ilanla şirketin sona ermiş bulunduğu konusunda bilgilendirilirler ve alacaklarını tasfiye memurlarına bildirmeye çağrılırlar. (2) Alacaklı oldukları bilinenler, bildirimde bulunmazlarsa alacaklarının tutarı Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca belirlenecek bir bankaya depo edilir.(3) Şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir; meğerki, bu gibi borçlar yeterli bir şekilde teminat altına alınmış veya şirket varlığının pay sahipleri arasında paylaşımı bu borçların ödenmesi şartına bağlanmış olsun. (4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı hükümlere aykırı hareket eden tasfiye memurları haksız olarak ödedikleri paralardan dolayı 553 üncü madde uyarınca sorumludur.\" hükmünü içermektedir. Yine TTK'nın 542 maddesinde diğer tasfiye işleri sayılmıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından davalının yetkilisi ve tasfiye memuru olduğu dava dışı Tasfiye Halinde .... Şti. aleyhine 30/01/2016 tarihide ...... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyası üzeriden 202.681,26 Euro asıl alacak ve 31.635,50 Euro işlemiş faiz olmak üzere 234.316,76 Euro bedel üzerinden yedi adet fatura alacağına dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, takibe itiraz edilmemesi üzerine takibin kesinleştiği, dava dışı şirketin 17.07.2017 tarihinde tasfiyeye girdiği ve 28.07.2017 tarihinde tescil edildiği, şirketin alacağı ve borcu olmadığına ilişkin bilanço düzenlendiği, tasfiyenin 16/09/2020 sona erdiği ve şirketin 17/09/2020 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece davalının işlem ve eylemleri sebebiyle davacının zarara uğradığına ilişkin dosyada delil bulunmadığı ve icra ceza mahkemesinde beraat ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı vekili tarafından davalının icra takibine konu davacı alacağından haberdar olmasına rağmen davacıya bildirim yapılmadan ve alacağı ödenmeden tasfiyenin sonuçlandırıldığı, dava dışı şirketin borca batık olması halinde iflasının talep edilmediği, davalının tasfiye süreci içerisinde elde ettiği paraları bankada depo etmediği ve davacının alacağını tahsil edememesi sebebiyle doğrudan zarara uğradığı ileri sürülmesine rağmen söz konusu iddialara ilişkin herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde delil olarak dava dışı şirketi banka kayıtları, ticari kayıtları, mail yazışmalarına dayanılmasına rağmen söz konusu kayıtların dosyaya celbedilmediği, davacı ile dava dışı şirket arasındaki ticari ilişkinin başlangıcından itibaren tasfiyenin sonuna kadar olan tüm ticari defter ve kayıtlarının davalıya yasal sonuçları da ihtar edilmek suretiyle ibrazının sağlanarak bu kayıtlar ve davalının faal olduğu döneme ilişkin tüm vergi beyannameleri celbedilerek inceleme yaptırılmadığı, dava dışı şirketin aktif ve pasif malvarlığının araştırılmadığı ve değerinin tespit edilmediği, davacı iddiasına göre tasfiye sürecinde dava dışı şirkete yapılan ödeme bulunup bulunmadığı, bulunması halinde şirket kayıtlarına yansıtılıp yansıtılmadığı, tasfiye sürecinde dava dışı şirket alacaklılarına ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise miktarının tespit edilmediği, TTK'nda ve diğer yasal mevzuatta düzenlenen hükümler çerçevesinde davalı tasfiye memurunun görevini usulüne uygun olarak yerine getirip getirmediği, kusurlu bir eyleminin bulunup bulunmadığı, tarafların iddia ve savunmalarına göre davacının zarara uğrayıp uğramadığının tespit edilmediği anlaşılmakla eksik araştırma ve değerlendirme ile karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmamıştır. Yine İstanbul 1. İcra Ceza Mahkemesi'nin 2017/374 esas ve 2020/721 karar sayılı ilamı ile alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek (İİK 331), şirket yetkilisinin borcu ödememesi (İİK 333/a) suçlarından  CMK 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verildiği belirtilmiş ise de, gerekçede sanığın hangi mal varlığını hangi eylemi ile eksilterek alacaklıyı zarara soktuğunun somut olarak belirtilmediği ve buna ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı, somut iddia ve ispat gerçekleşmediğinden beraat kararı verildiği, yani delil yetersizliğinden beraat kararı verildiğinin ve maddi vakıaya ilişkin bir tespit yapmadığının anlaşıldığı, bu durumda ceza mahkemesi tarafından verilen delil yetersizliğinden beraat kararının hukuk mahkemesi hakimini bağlamayacağı açık olmasına rağmen Mahkemece aksinin kabulü de isabetli olmamıştır. Sonuç itibariyle, davacının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesine iadesine, davacının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.   <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; <br>Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../07/2023 tarih ve  2022/... Esas- 2023/.. Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, <br>4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, <br>5-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,<br>6-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine,  <br>7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, <br>  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"48246f63e99717f0","SID":"e481bd3fb8c67f7e"}}