{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1362 Esas<br>KARAR NO: 2026/339 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:  İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET  MAHKEMESİ<br>NUMARASI  :  2021/652 Esas -  2023/205 Karar <br>TARİHİ : 07/03/2023<br>ASIL DOSYASINDA; <br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ' NİN 2021/653 ESAS 2021/763 KARAR SAYILI DOSYASINDA; <br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ' NİN 2021/654 ESAS 2021/754 KARAR SAYILI DOSYASINDA; <br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ' NİN 2021/655 ESAS 2021/752 KARAR SAYILI DOSYASINDA; <br>BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ' NİN 2021/656 ESAS 2021/753 KARAR SAYILI DOSYASINDA; <br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ' NİN 2021/657 ESAS 2021/975 KARAR SAYILI DOSYASINDA; <br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 19/02/2026<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacılar vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde özetle; dava konusu icra dosyasında ....- ...ve ortağı da borçlu sıfatıyla takip talebinde belirtilmişse de, adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından aktif  ve pasif dava ehliyeti bulunmadığını, bu nedenle, iş bu davada  \".... –...ve ortağı\"nın  davacı olarak gösterilmediğini,  tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklık hakkında başlatılan takibin iptaline karar verilmesi gerektiğini, menfi tespit davalarının arabuluculuğa tabi olmaması nedeniyle 2 iş bu dava arabulucuya başvurulmaksızın dava açıldığını, davalı alacaklı ile müvekkilleri arasında 04.10.2018 tarihinde satım sözleşmesi tanzim edildiğini, iş bu sözleşme ile, davalı alacaklı ...- .... ......... Makinası ile, ...-...... Makinasını 675.000 TL bedel karşılığında satışının kararlaştırıldığını,  teslimi kararlaştırılan menkuller hazır olmadığından menkullerin teslimi sözleşmenin imzalanmasından sonra olacak şekilde kararlaştırıldığını,  sözleşme gereğince, kararlaştırılan ücretin 100.000,00TL’sinin 16.10.2018 tarihinde, 68.602,39 TL’sinin 31.12.2018 tarihinde, 31.497,61 TL’sinin 16.10.2018 tarihine kadar, 01.01.2019 tarihinden önce 200.000 TL, kalan 275.000 TL ise 2019 Ocak ayından başlamak üzere 12 eşit taksit olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkillerince  ödeme yükümlülüğünün satım sözleşmesi ile teslimi kararlaştırılan mallar teslim edilmeden  gerçekleştiğini,  davacı ...tarafından davalının satım sözleşmesinde belirtmiş olduğu TR......IBAN numaralı hesabına 08.11.2018 tarihinde  15.000 TL,  02.11.2018 tarihinde 13.000 TL,  19.10.2018 tarihinde 15.000 TL, 17.10.2018 tarihinde 25.000 TL gönderildiğini, davacı ......tarafından keşidecisi . ........Şti.  olan 31.12.2018 keşide tarihli, .... A.Ş. ....Şubesi'ne ait , .... numaralı 68.602.39 TL bedelli çekin davalı tarafa verildiğini, yine davacı  ... tarafından keşidecisi ......Şti.  olan 28.02.2019 keşide tarihli, .....A.Ş. .....Şubesi..... numaralı 50.000 TL bedelli çekin davalı tarafa verildiğini, davacıların keşidecisi ......Şti. olan ...... Caddesi şubeli, 30.04.2019 keşide tarihli, ..... numaralı, ...... cirantalı, 10.000 TL bedelli çeki davalı tarafa verdiğini, davacıların sahip olduğu adi ortaklık tarafından keşidecisi .......Şti. olan 10.10.2019 keşide tarihli, .......Şubesi,  ..... numaralı 30.000 TL bedelli çekin davalı tarafa verildiğini, davalı tarafa yukarıda bilgileri belirtili ödemelerin haricinde icra takiplerine konu edilen senetlerin de verildiğini,   icra dosyasına konu edilen senetlerin sözleşme yükümlülüğü kapsamında verilen senetler olduklarını, müvekkillerinin davalı tarafa teslim yükümlülüğünde olduğu mallar teslim edilmeden ödemelerin tamamının gerçekleştirildiğini, satım sözleşmesine konu ürünlerin teslim edilmesinde satıcı ve alıcının borçlarını aynı anda ifa ile yükümlü olduklarını, davaya konu satım sözleşmesinde de bu durumun aksinin belirtildiğini, bonoların malen kaydı ile tanzim edilmesinin iddialarını ispatladığını, bu durumda, malı teslim ettiğini ispat yükünün davalı tarafta olduğunu, ayrıca, davalının müvekkillerine fatura, irsaliye veya irsaliyeli fatura tanzim etmemesinin de iddiaları desteklediğini, davalının müvekkillerine makineleri getirdiklerini, ancak çalıştıramadan geri götürdüğünü, sonrasında ise teslimi gerçekleştirmediğini, .....Noterliğinin 05.04.2020 tarih, ......yevmiye numaralı ihtarname ile malın teslim edilmemesi nedeniyle ödenen bedelin taraflarına iadesi için davalıya ihtar çekildiğini, davalının makineleri teslim etmediği gibi, bedel iadesi de yapmadığını,  Bursa Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde keşif yapılması  durumunda malların mahalde hiç olmadığının tespit edileceğini, davacı tarafa hiçbir isim altında borçları bulunmamakla birlikte, senet üzerinde bulunan tahrifatların senet düzenleyicisi müvekkili ....tarafından onaylanmadığını, hal böyle olunca, senetlerin kambiyo mahiyeti taşımadığını, senetlerde, düzenleme yeri ve yetki sözleşmesi kısmının tahrif edildiğini,  düzenleme yeri zorunlu unsur olmamakla birlikte, düzenleme yerinin bulunmaması durumunda borçlunun yanında yazan yerin düzenleme yeri olarak kabul edileceğini, somut olayda adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığını, bununla birlikte müvekkillerin isimlerinin yanında düzenleme yeri de olmadığına göre senetlerin kambiyo mahiyeti taşımadığının ispat edildiğini, bu nedenle  senetlerin iptaline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek,  28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/10/2019 vade tarihli ve 10.000 TL bedelli, 28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/11/2019 vade tarihli ve 15.000 TL bedelli,  28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/12/2019 vade tarihli ve 15.000 TL bedelli üç adet senetten ötürü davalıya borç bulunmadıklarının tespiti ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyasının iptalini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili birleşen  İstanbul Anadolu 10 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/653 esas sayılı davasında dava dilekçesinde özetle; asıl dava dilekçesindeki iddiaları tekrarla;  takibe konu 28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/01/2020 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli, 28/08/2019 düzenleme tarihli, 01/03/2020 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli, 28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/03/2020 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli, 28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/04/2020 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli, 28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/05/2020 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli beş adet senetler ile ilgili davalıya borç bulunmadıklarının tespiti ile İstanbul ........ İcra Müdürlüğünün ......... esas sayılı dosyasının iptalini talep ve dava etmiştir. <br>Davacılar vekili birleşen  İstanbul Anadolu 10 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/654 esas sayılı davasında dava dilekçesinde özetle; asıl dava dilekçesindeki iddiaları tekrarla;   28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/06/2020 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli, 28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/07/2020 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli iki adet senetle ile ilgili davalıya borç bulunmadıklarının tespiti ile İstanbul ..... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının iptalini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili birleşen  İstanbul Anadolu 10 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/655 esas sayılı davasında dava dilekçesinde özetle; asıl dava dilekçesindeki iddiaları tekrarla;  28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/08/2020 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli;  28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/09/2020 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli iki adet senetle  ilgili davalıya borç bulunmadıklarının tespiti ile İstanbul ...... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının iptalini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili birleşen  İstanbul Anadolu 10 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/656 esas sayılı davasında dava dilekçesinde özetle;asıl dava dilekçesindeki iddiaları tekrarla;  28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/10/2020 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli,  28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/11/2020 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli iki adet senetle ile ilgili davalıya borç bulunmadıklarının tespiti ile İstanbul...... İcra Müdürlüğünün ....... esas sayılı dosyasının iptalini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili birleşen  İstanbul Anadolu 10 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/657 esas sayılı davasında dava dilekçesinde özetle; asıl dava dilekçesindeki iddiaları tekrarla; 28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/12/2020 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli, 28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/01/2021 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli iki adet senetle ile ilgili davalıya borç bulunmadıklarının tespiti ile İstanbul... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyasının iptalini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili asıl dava ile birleşen davalara cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 04.10.2018 tarihli makine satış satış sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşmeye konu malların, davacılara teslimi borcu altına girdiğini, davacıların ise makinelerin bedeli olarak 675.000,00-TL+KDV = 796.500,00-TL'yi ödeme borcu altına girdiklerini, davacılar tarafından, sözleşmede yer alan hiçbir ödeme vadesine uyulmadığı gibi, belirtilen satış bedelinin de tam ve eksiksiz olarak müvekkiline ödenmediğini, sözleşmeye göre 1 Ocak 2019 tarihine gelindiğinde toplamda 400.000,00-TL ödeme yapması gereken davacıların, müvekkiline son ödemelerini 10.10.2019 tarihinde yaparak toplamda 226.602.39-TL tutarında ödeme yaptıklarını, müvekkilinin sözleşmeye göre ödemesi gereken 569.897,61-TL daha bulunan davacılar ile irtibata geerek, söz konusu bu meblağın ödenmesinin istendiğini, bunun üzerine davalılarca 28/08/2019 tarihinde dava konusu senetler düzenlenerek müvekkili şirkete teslim edildiğini, bu senetler davacılar tarafından sözleşmeye ilişkin olarak teslim edilen malların karşılığı olarak verildiğinden, senetlerin üzerine malen kaydı düşüldüğünü, müvekkili tarafından vadesinde ödenemeyen senetlerin, dava konusu icra dosyalarında takibe konulduğunu, takibe konu bonolarda ''malen'' kaydı bulunup, taraflarca da senetlerin satış sözleşmesine ilişkin olarak verildiğinin beyan ve ifade edildiğini, bu durumda bonolarla ilgili malların verilmediği hususunda ispat yükünün davacı borçluya ait olduğunu, davacı borçlunun iddiasını ancak yazılı deliller ile ispat edebileceğini,  ispat yükünün davacıda olduğunun dikkate alınması ve kambiyo senetlerinin illetten mücerret olması nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kaldı ki, davacılar tarafından İstanbul Anadolu 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/20 E. Sayılı doyasından yapmış oldukları ve kesinleşmiş olan borca itiraz başvurusunda, mahkemeye sunulan dava dilekçesinde yer alan malların teslim ediliğine yönelik beyanları ile davacılar tarafından takip müstenidi senetlere ilişkin olarak herhangi bir itiraz olmaması ve senetleri kabul etmeleri karşısında, bu davadaki beyan ve taleplerinin kötü niyetli, gerçeğe ve hukuka aykırı olduğunun açık olduğunu, ayrıca, bir kimsenin teslim edilmeyen bir mal için ödeme yapması ve teslim zamanından sonra dahi iş bu malların satış bedelleri için senet vermesinin hayatın olağan akışına uygun  olmadığını, borçlunun tahrifat iddiası borca itiraz niteliğinde olup, icra mahkemesinin bu itiraz incelemekle görevli olduğunu, davacılar tarafından İstanbul Anadolu 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/20 E. Sayılı doyasından borca itiraz başvurusunda bulunduklarını, bu başvuruda takip dayanağı senetlere ilişkin olarak herhangi bir itiraz olmadığını ve senetleri kabul ettiklerini, adi ortaklık şeklinde yürütülen iş ve işlemlerden dolayı oluşacak olan uyuşmazlıklar sonunda açılacak olan davada, ortaklığı oluşturan tüm kişilerin davada taraf olarak gösterilmesinin zorunlu olduğunu, dava konusu icra takibinde sözleşme ve senetlerin tarafı olan tüm borçlulara yönelik takip başlatıldığından, somut uygulamada usule uymayan bir yön bulunmadığını, adi ortaklığın borcu nedeniyle ortaklar müteselsilen sorumlu olduklarına göre, birlikte sorumluluk gereği adi ortaklığın borcu nedeniyle, ortakların haricinde, adi ortaklığa ait mal veya alacağa haciz konulabileceğini ve alacaklı tarafından ortaklığın mal varlığından tahsilat yapılabileceğini ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir. <br>RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle; \"Davalı Şirket .....Makine vadeleri 2020 ve 2021 yılına olan 13 parçalık toplam değeri 260.000.-TL olan senetleri defterlerinde senetli alacaklarına kaydetmemiş ve Alıcılar ...ve ....adına ve yahut adi ortaklık adına bir fatura veya bir İrsaliye belgesi düzenlememiştir. Buradan hareketle 2020 yılı ve 2021 yılı defterleri açısından firmanın defterlerine itibar edilemez.\" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi  02/03/2023 tarih 2021/652 Esas -  2023/205 Karar sayılı kararında; \"Somut olayda asıl ve birleşen dava dosyalarına ve takip taleplerine konu senetlerin taraflar arasında imzalanan 04/10/2018 tarihli 2 adet makinenin imalatı, teslimi ile kullanımına ilişkin eğitim verilmesi konusunda yapılan anlaşmaya dayandığı, iş bu dava safahatında taraflarca imzalanan sözleşmenin her iki tarafça kabulünde olduğunun anlaşıldığı,  bu hususun davalı yanca inkar edilmediği, Kayseri Ticaret Mahkemesi kanalıyla aldırılan bilirkişi raporunda sözleşmeye konu makinaların teslimine ilişkin  irsaliye belgesi düzenlemediğinin tespit edildiği, bedelsizliğin bir kişisel def’i olması münasebetiyle düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilileceği, müşahhas olayda da davacıların düzenleyen, davalının ise lehtar olduğu, bu bakımdan davacıların menfi tespit davası açmakta hukuki yararının mevcut olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava İİK 72 maddesine göre icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası niteliğinde olup, menfi tespit davasında ispat yükünün, kural olarak davalı alacaklıya düştüğü, ancak alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğu yönünde iddia varsa ispat yükünün, davacıya (borçluya) ait olduğu, iş bu davada davacı (borçlunun) davaya konu senedin karşılıksız olduğu yönünde iddiasının bulunduğu, bedelsizlik bir kişisel def’i olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebileceği, davanın özünde de davacının düzenleyen davalının senet lehtarı olduğunun anlaşıldığı, özellikle davalı şirket ticari defter ve kayıtlarından davacının davalıya dava ve takip konusu ettiği bonolardan dolayı borçlu olmadığının açıkça ortaya konulduğu, bu haliyle davacının davalıya yönelik borçlu olmadığına ilişkin davasını ispatladığı anlaşılmakla aşağıdaki gibi karar hüküm kurulmuştur.  2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK.) 72. maddesi uyarınca yukarıda açıklanan şekilde menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz” hükmünü içermektedir.  Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötü niyetli olmasıdır (Kuru, Baki.: İcra ve İflas Hukuku, 2006, s. 334, 335). Başka bir ifadeyle; İİK’nın 72. maddesinin beşinci fıkrası hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacının üzerindedir.  Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.02.2019 tarihli ve 2017/19-1645 E., 2019/79 K.; 20.02.2013 tarihli ve 2012/19-778 E., 2013/250 K. sayılı kararlarında da yer verilmiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından taraflar arasında imzalanan sözleşmeye konu 2 adet makinanın teslim edilmediği ileri sürülerek borçlu olmadığının tespitiyle birlikte davalıdan kötü niyet tazminatının tahsili talep edilmiştir. Davalı yan taraflar arasında imzalanan 04/10/2018 tarihli 2 adet makinenin imalatı, teslimi ile kullanımına ilişkin eğitim verilmesi konusunda üzerine düşen edimi yerine getirmemesine rağmen kambiyo senetlerine istinaden tahsil talebinde bulunması kötü niyetli olduğu değerlendirmesi ile davacıların bu hususu ispatladığı vicdani kanaati ile davacılar lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmiştir.\"gerekçesi ile, <br>'' 1-a)Davacıların asıl davada (2021-652) davasının KABULÜ ile ;<br> 28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/10/2019 vade tarihli ve 10.000 TL bedelli<br> 28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/11/2019 vade tarihli ve 15.000 TL bedelli<br> 28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/12/2019 vade tarihli ve 15.000 TL bedelli bonolardan kaynaklı İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının TESPİTİNE,<br>1-b)Davalının  takip başlatmakta haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından kabul edilen asıl alacak olan  40.000 TL üzerinden % 20 oranında olmak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiliyle davacılara VERİLMESİNE,<br>2-a)Davacıların birleşen davada (2021-653) davasının KABULÜ ile ;<br>28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/01/2020 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli<br> 28/08/2019 düzenleme tarihli, 01/03/2020 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli\t<br> 28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/03/2020 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli<br> 28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/04/2020 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli<br> 28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/05/2020 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli bonolardan kaynaklı İstanbul...... İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasında borçlu olmadıklarının TESPİTİNE,<br>2-b)Davalının  takip başlatmakta haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından birleşen davada (2021-653) kabul edilen asıl alacak olan  100.000 TL üzerinden % 20 oranında olmak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiliyle davacılara VERİLMESİNE,<br>3-a)Davacıların birleşen davada (2021-654) davasının KABULÜ ile ;<br>  28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/06/2020 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli<br> 28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/07/2020 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli bonolardan kaynaklı İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında borçlu olmadıklarının TESPİTİNE,<br>3-b)Davalının  takip başlatmakta haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından birleşen davada (2021-654) kabul edilen asıl alacak olan  40.000 TL üzerinden % 20 oranında olmak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiliyle davacılara VERİLMESİNE,<br>4-a)Davacıların birleşen davada (2021-655) davasının KABULÜ ile ;<br> 28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/08/2020 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli<br> 28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/09/2020 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli bonolardan kaynaklı İstanbul ...... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında borçlu olmadıklarının TESPİTİNE,<br>4-b)Davalının  takip başlatmakta haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından birleşen davada (2021-655) kabul edilen asıl alacak olan  40.000 TL üzerinden % 20 oranında olmak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiliyle davacılara VERİLMESİNE,<br>5-a)Davacıların birleşen davada (2021-656) davasının KABULÜ ile ;  28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/10/2020 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli  28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/11/2020 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli bonolardan kaynaklı İstanbul ...... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyasında borçlu olmadıklarının TESPİTİNE,<br>5-b)Davalının  takip başlatmakta haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından birleşen davada (2021-656) kabul edilen asıl alacak olan  40.000 TL üzerinden % 20 oranında olmak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiliyle davacılara VERİLMESİNE,<br>6-a)Davacıların birleşen davada (2021-657) davasının KABULÜ ile ;  28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/12/2020 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli  28/08/2019 düzenleme tarihli, 30/01/2021 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli bonolardan kaynaklı İstanbul ..... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında borçlu olmadıklarının TESPİTİNE,<br>6-b)Davalının  takip başlatmakta haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından birleşen davada (2021-657) kabul edilen asıl alacak olan  40.000 TL üzerinden % 20 oranında olmak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiliyle davacılara VERİLMESİNE,<br> '' karar verilmiş ve karara karşı davalı ...Limited Şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davalı ...Limited Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın, icra takibine konu senetlere ilişkin olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yapılan icra takibinden dolayı davacıların borçlu bulunmadığının tespitine ilişkin olduğunu; takibe konu bonolarda ''malen'' kaydı bulunup, taraflarca da senetlerin satış sözleşmesine ilişkin olarak verildiği beyan ve ifade edildiini; bu durumda bonolarla ilgili malların verilmediği hususunda ispat yükünün davacı borçluya ait olduğunu; davacı borçlu iddiasını ancak kesin ve yazılı deliller ile ispat edebileceğini; yerel mahkemece ispat yükünün davacıda olduğunun dikkate alınması ve kambiyo senetlerinin illetten mücerret olması nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığını, Yerel Mahkemece müvekkili defterlerinde inceleme yapılarak ve bu incelemeye itibar edilerek karar verilmesinin, somut olay ele alındığında hukuken mümkün olmadığını; takibe senetlerde malen kaydının bulunduğu dikkate alındığında senetlerle ilgili malların verilmediği hususunda ispat yükünün davacı borçluya ait olduğunu; senetlerin müvekkili ticari defterlerinde kayıtlı olmaması veya defterlere göre davalının davacıdan alacaklı olduğu anlaşılmaması ihtimalinde dahi kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi uyarınca sebeple bağlı kalınmadığından, senetlere ilişkin borçlarını ödemeyen davacıların, borçlu olmadıklarına yönelik açmış oldukları huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,T.C. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2015/6832 esas, 2015/17015 karar ve 16.12.2015 tarihli kararında “Dava, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yapılan icra takibinden dolayı borçlu bulunmadığının tespitine ilişkindir. Takibe konu bonoda malen kaydı bulunup, bu durumda bonolarla ilgili malların verilmediği hususunda ispat yükü davacı borçluya aittir. Davacı borçlu iddiasını ancak yazılı deliller ile ispat edebilir. Bonoların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmaması veya defterlere göre davalının davacıdan alacaklı olduğu anlaşılmasa dahi kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi uyarınca sebeple bağlı kalınmadığından mahkemece bu hususlar değerlendirilmeksizin yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi hatalı görülmüş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.\" denilerek haklılıklarına işaret edildiğini, Yine güncel BAM kararında ise, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E. 2018/789, K. 2021/40, T. 15.1.2021 kararında, \"Kambiyo senetleri, illetten mücerret olup senette yer alan kaydın aksini iddia eden taraf iddiasını ispatla mükelleftir. Davacı yan, tüm senetlerin mal karşılığı düzenlendiğini iddia ettiğinden ispat yükü davacı yandadır. Mahkemece ispat yükünün davacıda olduğunun dikkate alınması ve kambiyo senetlerinin illetten mücerret olması nedeni ile defter incelemesine ilişkin bilirkişi raporunun dikkate alınmayarak kesin delille ispatlanamayan davanın reddine karar vermesi yerindedir.\" denilerek güncel ve yasaya uygun gerekçeler ile davacının istinaf başvurusunun reddetmiştir Ayrıca, bir kimsenin teslim edilmeyen bir mal için ödeme yapmaya devam etmesi ve teslim zamanından sonra dahi iş bu malların satış bedelleri için senet vermesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını; sırf bu hususun bile davacılarının iddialarının hukuki dayanağının olmadığının ispatı olduğunu, İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve re’sen ele alınacak nedenlerle ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla; Yerel Mahkemece verilen kararın ORTADAN kaldırılmasına; ortadan kaldırıma sebepleri tekrar yargılamayı gerektirmediğinden, haksız ve kötü niyetli davanın reddine; müvekkil lehine, her bir takip konusu alacağın %20’nden aşağı olmamak üzere tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yüklenmesine ; karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl ve birleşen davalar; taraflar arasındaki satış sözleşmesi kapsamında davalıya verildiği ileri sürülen bonoların bedelsiz kaldıklarından bahisle bonolardan ve takipten ötürü davalıya borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece asıl ve birleşen davaların kabulü ile davalının asıl ve birleşen davalarda kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen davalarda davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; bonolar üzerinde malen kaydı bulunduğu ve bonoların satış sözleşmesine istinaden verildikleri, makinelerin teslim edilmediğini kesin ve yazılı delillerle ispat yükünün davacılar üzerinde olduğu, bonoların defterlerde kayıtlı olmamasının davacıların iddialarını ispata yeterli olmadığı yönündedir. Taraflar arasındaki; 04/10/2018 tarihli ...- .... ...... Makinası ile, ...-.... Makinasının KDV  hariç 675.000,00-TL bedelle davacılara satışı, kurulumu ve eğitim verilmesi  hususunda anlaşıldığı, sözleşmenin \"teslim tarihi ve teslimat\" başlıklı 5 inci maddesinde; \"Teslim tarihi teslim tesellüm belgesinin imzalandığı gün yani eğitimin bittiği gündür. İmalat peşinatın ve sair evrakların SATICI'ya ödenmesini takip eden 5 iş günü içinde başlar ve teslim süresi imalat başlangıcını müteakip ortalama 75 gündür. Bu süre büyük ebatlı makinalar için 60 gün uzayabilir.Gümrük gecikmeleri, yangın, grev, nümayiş, ve bunun gibi sebepler mucbir sebeplerdir ve bu sürenir dışındadır. Mucbir sebepler 30 günü geçemez.Yüklemelerde makinaların, naylon ile ambalajlanarak, makinalara zarar vermeyecek şekilde yüklemesi SATICI tarafından yapılacak olup, nakliye bedeli ALICI firmaya aittir. Kurulum ekibinin tır veya kamyonla beraber gönderdiği kurulumda kullanılan ekipman ve malzemelerin kurulum bitiminde SATICI'ya nakliyesi ALICI tarafından karşılanacaktır.Makina yüklemenin yapılabilmesi için sözleşmedeki ödeme planına uygun ödemelerin Madde 8 uyarınca zamanında gerçekleşmesi mecburidir. ALICI'nın ödeme planının dışına çıkması halinde SATICI firma, ALICI firma sözleşmedeki ödeme yükümlülüklerini tamamen yerine getirene kadar yüklemeyi geciktirebilir veya aldığı tüm “ön ödemeleri” irat kaydederek sözleşmeyi tek taraflı feshedebilir.\" hükmünün yer aldığı anlaşılmıştır. Sözleşmenin \"ödeme\" başlıklı 8 inci maddesinde ise; satış bedelinin KDV hariç 675.000,00-TL olduğunun ve borcun maddede belirlenen şartlar dahilinde davalıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, buna göre davacıların ön ödeme olarak davalıya; 15/10/2018 tarihinde 100.000,00-TL'yi banka havalesi yolu ile; 31/12/2018 tarihinde ise 68.602,39-TL'yi çek ile davalıya ödemeyi taahhüt ettikleri; bu ön ödeme haricinde miktarı en az 31.497,61-TL olan bir adet çekin   ön ödemenin parçası olarak 16/10/2018 tarihinden önce davalıya teslim edileceğinin,  01/01/2019 tarihinden önce 200.000,00-TL daha ön ödeme yapılacağının ve toplam ödemenin bu tarih itibariyle 400.000,00-TL'ye tamamlanacağının, kalan 275.000,00-TL bakiyenin ise 2019 yılı Ocak ayından başlamak üzere 12 eşit taksit halinde davalıya ödeneceğinin, alıcı davacıların her halde ödemeden müşterek ve müteselsil olarak tüm malvarlıklarıyla sorumlu olduklarının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Davacılar tarafından davalıya gönderilen ......Noterliği'nin ..../04/2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde; taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalıya ...tarafından 08/11/2018 tarihinde 15.000,00-TL, 02/11/2018 tarihinde 13.000,00-TL, 19/10/2018 tarihinde 15.000,00-TL, 17/10/2018 tarihinde 25.000,00-TL nakit ödemelerde bulunulduğunun, 31/12/2018 keşide tarihli.... A.Ş. ....Şubesi, .....numaralı 68.602.39 TL bedelli çekin, 28/02/2019 keşide tarihli, ..... A.Ş. ....Şubesi, .... numaralı 50.000,00-TL bedelli çekin, keşidecisi .......Şti. Olan 30/04/2019 keşide tarihli, ......'ın cirantası olduğu .....Caddesi şubesi, .......numaralı, 10.000,00-TL bedelli çekin, ...... .....Şti.'nin keşidecisi olduğu 10/10/2019 keşide tarihli, ..........Şubesi, ...... numaralı 30.000,00-TL bedelli çekin  davalıya verildiğinin, böylece davacılar tarafından  satım sözleşmesine konu makineler teslim edilmeden 226.602,39-TL ödendiğinin, ancak makinelerin halen teslim edilmediklerinin belirtildiği ve  ihtarnamenin tebliğ edildiği tarihten itibaren 3(üç) gün içerisinde makine teslimi karşılığında ödenen ancak teslim edilmeyen makinelerin teslim edilmesinin, verilen sürenin bitimine kadar teslim gerçekleşmez ise sürenin bitimi ile  226.602,39 TL'nin aşağıda davacıya geri ödenmesinin, aksi halde her türlü yasal yollara başvurulacağının ve temerrüt tarihinden itibaren  faiz işletileceğinin ihtar edildiği, ihtarnamenin 05/04/2021 tarihinde davalıya tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında asıl ve birleşen davalara konu takip dayanağı bonoların, mezkur sözleşme kapsamında keşide edilerek davalıya verildikleri hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Asıl ve birleşen davalara dayanak toplam 16 adet bononun tamamında keşideci kısmında ... ...ve ortağı, kefil kısmında .....isimlerinin bulunduğu, lehdarının davalı olduğu,  bonoların ön yüzünde her iki davacının ikişer imzasının mevcut olduğu, bonoların tamamının 28/08/2019 tanzim tarihli, malen kaydını havi, düzenleme yerinde İstanbul Anadolu yazılı bonolar oldukları anlaşılmıştır. Bonoların sırayla 30/10/2019 vadeli 10.000,00-TL bedelli, 30/11/2019 vadeli 15.000,00-TL bedelli, 30/12/2019 vadeli 15.000,00-TL bedelli, 30/01/2020, 30/02/2020(01/03/2020), 30/03/2020, 30/04/2020, 30/05/2020, 30/06/2020, 30/07/2020, 30/08/2020, 30/09/2020, 30/10/2020, 30/11/2020, 30/12/2020, 30/01/2020 vadeli 20.000,00'er-TL bedelli oldukları, bonoların toplam bedelinin 300.000,00-TL olduğu anlaşılmıştır. Davacılar tarafından  08/11/2018 tarihli 15.000,00-TL tutarlı, 02/11/2018 tarihli 13.000,00-TL tutarlı, 19/10/2018 tarihli 15.000,00-TL tutarlı, 17/10/2018 tarihli 25.000,00-TL tutarlı ödemelere ilişkin havale dekontlarının dosyaya sunulduğu, ayrıca mahkemece muhatap bankalara yazılan yazı cevaplarından, davacıların davalıya verdikleri 31/12/2018 keşide tarihli 68.602.39 TL bedelli çekin, 28/02/2019 keşide tarihli 50.000,00-TL bedelli çekin, 10/10/2019 keşide tarihli 30.000,00-TL bedelli çekin ibraz edilerek ödendiklerinin anlaşıldığı,  30/04/2019 keşide tarihli 10.000,00-TL bedelli çekin ibraz ve ödeme bilgilerinin dosya arasında bulunmadığı görülmüştür. İlk derece mahkemesi tarafından; davalı şirket defterleri üzerinde talimat yolu ile mali bilirkişi incelemesi yaptırıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda davalının 2018 yılı ticari defterlerinde; davacılar tarafından havale yolu ile yapılan ödemelerin kayıt altına alındığı,  31/12/2018 keşide tarihli 68.602.39 TL bedelli, 28/02/2019 keşide tarihli 50.000,00-TL bedelli ve 30/04/2019 keşide tarihli 10.000,00-TL bedelli çekin kayıt altına alındığı, bu yıl içerisinde davacılar veya adi ortaklık adına fatura düzenlenmediği, 2019 yılında  10/10/2019 keşide tarihli 30.000,00-TL bedelli çekin ve 30/10/2019 vadeli 10.000,00-TL bedelli, 30/11/2019 vadeli 15.000,00-TL bedelli, 30/12/2019 vadeli 15.000,00-TL bedelli bonoların kayıt altına alındığı, bu yıl içerisinde de davacılar veya adi ortaklık adına satış veya irsaliye faturası düzenlenmediği, vadeleri 2020 yılında dolan bonoların 12 adet 20 biner TL lik bonoların  2020 yılı defter ve kayıtlarında yer almadığı, bu yıl içerisinde de davacılara düzenlenmiş bir fatura bulunmadığı, 2021 yılı kapanış tasdikinin süresinin rapor tarihi dolmamış olduğu, vadesi 2021 yılında dolan 20.000,00-TL bedelli bononun 2021 yılı kayıtlarında yer almadığı, bu yıl içerisinde de rapor tarihine dek düzenlenmiş herhangi bir fatura bulunmadığı, tarafların karşılıklı olarak edimlerini yerine getirmemiş oldukları kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır. Davacılar tarafından bilirkişi ücreti yatırılmadığından, varsa davacıların defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına ilişkin ara kararın yerinde getirilemediği görülmüştür.  Mahkemece, davacıların bonoların bedelsiz olduğunu ispat yükü altında oldukları,  davalı şirket ticari defter ve kayıtlarından davacının davalıya dava ve takip konusu ettiği bonolardan dolayı borçlu olmadığının tespit edildiği ve davacıların davalarını ispatladıkları ileri gerekçesi ile asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.  Sözleşmenin 8 inci maddesine göre davacılar  01/01/2019 tarihinden önce havale ve çek yolu ile davalıya toplam 400.000,00-TL ön ödeme yapmak zorunda olup, sözleşmenin 5 inci maddesinde  bu ön ödeme yapılmadan imalata başlanmayacağı kararlaştırılmıştır.  Davacıların davalıya sonuncusu 08/11/2018 tarihinde olmak üzere 48.000,00-TL lik havale yaptıkları,  2018 yılı içerisinde 31/12/2018 keşide tarihli 68.602.39-TL bedelli, 28/02/2019 keşide tarihli 50.000,00-TL bedelli ve 30/04/2019 keşide tarihli 10.000,00-TL bedelli çekleri verdikleri, böylece nakit ve çek yolu ile yapılan toplam ödemenin 176.602,39-TL olduğu anlaşılmaktadır. Davalıların davacıya 2019 yılında 30.000,00-TL bedelli çek verdikleri,  28/02/2019 tarihinde de toplam 300.000,00-TL bedelli asıl ve birleşen davalara konu  16 adet bonoyu verdikleri tespit edilmiştir. Bu bilgiler ışığında somut olaya dönüldüğünde; bonolardan vadesi en erken olanın vade tarihi 30/10/2019'dur.  Bu durumda davacının 01/01/2019 tarihine dek olamasa dahi, 28/02/2019 tarihi itibariyle 400.000,00-TL peşin ödeme borcunu 76.602,39-TL fazlası ile getirdiği, davalının da bonoları kabul ederek ön ödeme için kararlaştırılan 01/01/2019 tarihinin 28/02/2019 tarihine uzatıldığını kabul etmiş sayılması gerektiği,  buna rağmen davalının 28/02/2019 tarihinden itibaren beş iş günü içerisinde en geç 07/03/2019 tarihi itibariyle imalata başladığını ve ortalama 75 gün içerisinde makineleri üretip teslime hazır hale getirdiğini ispat edemediği gibi, dava tarihi itibariyle dahi makinelerin teslime hazır olduğuna veya makinelerin teslim edildiğine dair somut delil sunmadığı,  kendi edimini ifa etmeyen davalının, kendi ediminin ifa tarihinden çok sonra vadeleri dolan bonoların tahsilini talep edemeyeceği, davacıların 05/04/2021 tarihli ihtarname ile davacıya verdikleri üç günlük mehil içerisinde de makinelerin teslim edimini yerine getirmemiş olan davalı ile aralarındaki sözleşmeden döndüklerinin kabulü gerektiği, bu durumda asıl ve birleşen davalara konu ve taraflar arasındaki temel ilişkiye dayalı olarak davalıya verilmiş bonoların bedelsiz kaldıklarının davacılar tarafından ispat edilmiş olduğu, davalının da bonoların veriliş nedenini kabul ettiği ve davalıların bedelsizlik def'i bakımından temel ilişkiye dayanabilecekleri,  taraflar arasındaki sözleşme kapsamından, bonoların davalıya makine üretimi gerçekleşmeden verildikleri ve bonolar üzerindeki malen kaydının aksinin taraflar arasındaki sözleşme ile ispatlanmış olduğu anlaşıldığına göre, davalının üzerinde malen kaydı bulunan bonoların sebepten mücerret olduğuna ve aksinin davacılar tarafından kesin ve  yazılı deliller  ile ispat edilemediğine yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davaların kabulüne karar dair kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, <br>3-Asıl dava yönünden; <br>-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.732,4‬0-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 2.390,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 341,55 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>4-Birleşen İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/.... Esas 2021/... Karar sayılı dosyası yönünden; <br>-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.831‬,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 2.732,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.098,60 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>5-Birleşen İstanbul Anadolu .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/... Esas 2021/. Karar Sayılı Dosyası yönünden;<br>-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.732,4‬0-TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>6-Birleşen İstanbul Anadolu ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/655 Esas 2021/752 Karar Sayılı Dosyası yönünden;<br>-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.732,4‬0-TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>7-Birleşen İstanbul Anadolu ... Asliye Ticaret Mahkemesi' Nin 2021/656 Esas 2021/753 Karar Sayılı Dosyası  yönünden;<br>-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.732,4‬0-TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>8-Birleşen İstanbul Anadolu .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/657 Esas 2021/975 Karar Sayılı Dosyası  yönünden;<br>-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.732,4‬0-TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>9-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, <br>10-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>11-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  asıl ve birleşen 2021/.. esas, 2021/. esas, 2021/. esas, 2021/. esas, 2021/. esas sayılı kararları yönünden  HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olarak; birleşen 2021/.. esas sayılı kararı yönünden HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere 19/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2c011611f61f555c","SID":"2ee787bfdb3731cd"}}