{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>                       T.C.<br>                     İZMİR<br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>         14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2023/963<br>KARAR NO\t \t: 2026/357<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ  <br>ESAS NO \t\t: 2021/364<br>KARAR NO\t\t: 2022/885<br>DAVA TARİHİ\t: 24/05/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 15/12/2022<br>DAVA\t\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 12.03.2026<br>KARARIN YAZ. TARİHİ\t: 12.03.2026<br><br>İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.12.2022 tarih ve 2021/364 Esas, 2022/885 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından davalı .... Şirketi'nden satın alınan .... plaka numaralı ....model ...araç (Motor No:... - Şase No: ....) 11/04/2019 tarihinde tescil edildiğini, aracını, ticarî taksi olarak işletme, kullanma, muayene ettirme gibi çeşitli yetkileri içeren vekâleti müvekkilinin, oğlu....'e verdiğini, ticari taksi olarak aracı işleten (davacının oğlu) tarafından aracın tüm bakımları yaptırıldığını, işletenin, 03.09.2020 tarihinde volant arızası ve enjektörlerde sorun olması nedeniyle karşı tarafın servisine aracı teslim ettiğini, servis tarafından tüm CR enjektörlerin anlaşmalı olduğu ... özel pompacısına baktırılmış olup ekte bulunan ....Garanti Arıza Formu'nun müvekkile verildiğini, değerlendirme sonucunda; tüm CR enjektörlerin arızalı olup, yakıt değerinin tolerans değerlerinin dışında olduğu bunun sebebinin de araca uygun olmayan yakıt kullanımından kaynaklı sorun oluştuğu, bu durumun işçilik ve malzeme hatası olmaması sebebiyle garanti kapsamı dışında olduğunun bildirildiğini, ancak formda belirtilen değerlendirme sonuçlarının gerçeğe uygun olmadığını, çünkü yakıta katkı maddelerinin ilave edilmesi durumu mümkün olmadığını, zira aracın her 40.000 km'sinde enjektörlerin bizzat yetkili serviste carbon clean ile temizlik ve bakım işlemlerinden geçirildiğini, ayrıca diğer neden olarak gösterilen yetersiz filtreleme durumunda ise, bizzat yetkili servis tarafından orijinal filtrelerin takıldığını, yetkili servis çalışanları tarafından, kendileri ile anlaşmalı akaryakıt şirket bayilerinden neden yakıt alınmadığının ısrarla sorulması üzerine müvekkilinin hemen harekete geçerek, araçtan ve düzenli akaryakıt aldığı ....&.... A.Ş.'den [akaryakıt sadece ... Caddesi üzerindeki ....'in kendisine ait akaryakıt istasyonundan alınmış] numuneler alınarak - karşı taraf servis personeli huzurunda ve akaryakıt firması çalışanı tarafından mühürlü olarak - bağımsız..../.... A.Ş. Aliağa Laboratuvarına gönderilerek alınan rapor sonucunda aracın deposundan alınan akaryakıtta araca uygun olmayan katkı maddesi bulunmadığının belirtilmiş olduğunu, müvekkilin aracında garanti kapsamı dışında olduğunu haksız ve yanlış olarak bildiren karşı taraftan parça değişiminin - tamirinin (garanti kapsamında) yaptırılması veyahut alternatif onarım durumunda rücû edilmesi amacıyla İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesi 2020/137 D.İş sayılı dosyası ile tespit yapıldığını, tespit sonucuna göre, motorun gürültülü çalıştığı, rölantinin düzensiz olduğu, aracın hızlanmadığı, motor gücünün ciddi oranda azaldığı, yüksek devirde enjektör arızasının kendisini daha çok belli ettiği tespit edilmiş bu durumun aracın yakıt sarfiyatını daha çok artırdığı kanaatine varıldığını, enjektörlerin tümünün davalı şirketin kusuru ile arızalı olduğundan, ilk arıza tarihinden tamir tarihine kadar araç müvekkili için gelir kaynağı olduğundan işletilmeye devam ettirilmek zorunda kalınmış olup, araç kullanımında yüksek yakıt sarfiyatı ile müvekkilinin daha fazla yakıt satın almak zorunda kalması ve aracın serviste uzun zaman kalmasından ötürü iş kaybı yaşandığı ve henüz çok yeni bir aracın olmasına rağmen parça değişimi yapılması suretiyle araçta değer kaybı meydana gelmiş olduğunu, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla; ... plaka numaralı... model ... marka... model araçta mevcut olan sorunun müvekkilinden kaynaklanmayan sebeple meydana geldiğinden müvekkiline haksız yere ödetilen (9.541,44 TL fatura tutarına ilaveten yapılan delil tespiti masraflarının ve vekalet ücretinin de -2.099,6 TL- ) toplamda; 11.641,04 TL, faturada mevcut tutardaki maddî zararın fatura tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle, delil tespiti masraflarının tespit tarihinden itibaren kanuni faiziyle birlikte davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen veya kusurları oranında tahsiline; müvekkilinin aracındaki hasar nedeniyle oluşan değer kaybı, fazla yakıt sarfiyatı, iş kaybı ve sair zararların belirlenebilir nitelikte olmadığından (belirsiz alacak niteliğinde olduğundan), Hukuk Muhakemeleri Kanunu 107.maddesi uyarınca fazlaya ilişkin hakkımız saklı kalmak kaydıyla, 100,00 TL değer kaybı, fazla yakıt sarfiyatı, iş kaybı ve sair zararların arıza tarihi olan 03.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalı taraflardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı ... A.Ş vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davaya görev yönünden itiraz ettiklerini, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, dava konusu araçla ilgili ne süresinde ve usulüne uygun bir ayıp ihbarının yapıldığını, ne de asgaride -kabul anlamına gelmemekle birlikte- ihbar olarak nitelenebilecek bir servis şikayeti dahi bulunmadığını, davaya konu aracın davacıya 11.04.2019 tarihinde satış ve tescil işlemleri tamamlanmış olmasına rağmen, davaya konu şikayetle ilk defa 03.09.2020 tarihinde servise başvuru yapmış ve nihai olarak da 24.05.2021 tarihinde huzurdaki davayı ikame ettiklerini, ayıbın kabulü anlamına gelmemekle birlikte ayıp ihbar yükümlülüğü ve buna bağlı süresinde hakkın kullanım sorumluluğunun yerine getirilmiş olduğunun katiyen kabul edilemeyecek olduğunu, davaya konu şikayetlere istinaden yapılan inceleme neticesinde sorunun ürün üretim kaynaklı olmadığının tespit edilerek bu durumun ... raporuyla da teyit edilerek ücreti mukabilinde işlemin yapılarak sorunun giderildiği, davacının ürün kaynaklı ayıp varlığı iddiasına dayanarak talep ettiği değer kaybı, ticari kayıp ve yakıt sarfiyatı iddialarının haksız, mesnetsiz ve her halükarda tüm iddialar gibi ispata muhtaç olduğunu, davanın reddini talep etmiştir.<br>Davalı ... A.Ş vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davaya görev yönünden itiraz ettiklerini, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davacının davaya konu aracını 11.04.2019 tarihinde satın almış olup, 03.09.2020 tarihinde araçtaki bazı şikayetlerle servise müracaat etmiş olduğunu, davacının müvekkili şirkete karşı herhangi bir ayıp ihbarında bulunmadığını, davaya konu araçta üretim kaynaklı bir ayıp sözkonusu olmadığını, davacının şikayeti ile ilgili olarak yapılan incelemede sorunun ürün üretim kaynaklı olmadığının tespit edildiğini ve durumun ... tarafından hazırlanan raporla da tespit edilerek araçtaki davacının belirttiği şikayetinin giderildiğini, bilirkişi incelemesiyle bu durumun ortaya çıkacağını, aracın enjektör şikayeti ile ilgili geldiğinde servis tarafından enjektörlerin sökülmüş ve incelemeye gönderilmiş olup, kontrol neticesinde üretimden kaynaklı bir arıza olmadığının tespit edilmiş olduğunu, yetkili servisine gönderilmiş yine yapılan incelemede ürün kaynaklı sorun olmadığı, sorunun dış etkenlerden, yakıttan kaynaklandığı tespit edilmiş olup talep üzerine enjektörlerin değiştirildiğini, davacının satın almış olduğu son akaryakıtın standartlara uygun olduğunu bildirmesinin ispata yarar bir durum olmadığını, standartlara uygun olmayan geçmişte kullanılan akaryakıtların enjektörlerin arızasına sebep olabileceğinin aşikar olduğunu, söz konusu arızanın üretim kaynaklı olmaması nedeniyle davacının taleplerinin kabulünün söz konusu olamayacağını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesinin 15.12.2022 tarih ve 2021/364 Esas, 2022/885 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Davacının maliki olduğu araçta iddiaya konu enjektör arızasının kullanımdan ve akaryakıttan kaynaklanmadığı, arızanın garanti süresi içerisinde gizli ayıp niteliğinde ve üretimden kaynaklandığı, değişim bedeli her ne kadar bilirkişi raporunda 11.641,04 TL olarak belirtilmiş ise de; dosyaya celp edilen fatura bedelinin ve davacı tarafın ayıp giderim bedeli olarak ödemiş olduğu miktarın 9.541,44 TL olduğu anlaşıldığından 9.541,44 TL üzerinden ve ayıp sebebiyle bilirkişiler tarafından yapılan ve mahkememizce de uygun bulunan hesaplama sonucu 2.450,00 TL kazanç kaybı ile 736,00 TL fazla akaryakıt bedeli üzerinden ıslah dilekçesindeki talepler ile bağlı kalınarak'' denilmek suretiyle; <br>''1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 9.541,44 TL fatura bedeline dava tarihi olan 24/05/2021 tarihinden itibaren işletilecek olan avans faiz ile birlikte,<br>100,00 TL kazanç kaybı ve fazla akaryakıt bedeline dava tarihi olan 24/05/2021 tarihinden işletilecek olan avans faiz ile birlikte, bakiye kalan 3.086,00 TL' ye ise talep ile bağlı kalınarak 10/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine'' dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>1-Davacı vekili tarafından verilen 17.01.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;<br>-İlk derece mahkemesi nezdinde görülen davada bilirkişi incelemesi yapıldığını, fakat hükme esas alınan bedelin bilirkişi raporunda belirlenen bedele göre oldukça düşük bir miktar olduğunu, bilirkişi raporu incelendiğinde görüleceği üzere, fatura ile takdir olunan bedelin uğranılan zararı tam olarak giderebilecek mahiyette olmadığını, söz konusu zararın hesaplanmasının ise ancak bilirkişi tarafından tespit edilebilecek nitelikte olduğunu, zira, bahse konu uyuşmazlığın teknik uzmanlık gerektirdiğini, ancak işin uzmanı olan bilirkişice tespit edilebilecek nitelikte olduğunu, buna rağmen bilirkişi raporunda belirlenen bedel yerine fatura bedelinin hükme esas alındığını, <br>-28/10/2022 tarihli Bilirkişi Heyet Ek Raporunda: \"..Bu bağlamda, piyasa koşullarında yapılan incelemelerde 4 adet enjektörün değişimi(2.474,81-TLx4 adet, sökme, takma ve ayar işlemleri) olmak üzere toplam 11.641,04-TL uygun olduğu hesap edilmiştir.\" şeklinde enjektörlerin değişimi için bir bedel belirlendiğini, söz konusu raporun kendilerine tebliği ile 08/11/2022 tarihli ıslah dilekçeleri ile başta enjektör değişimi için bir bedel belirlemeleri mümkün olmadığından 9.541,44-TL olarak açtıkları davayı bilirkişi raporunda belirlenmiş bedel olan 11.641,04-TL'ye ıslah etmelerinin gerektiğini, ancak ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bedelin fatura bedeli olduğunu, <br>-Bilirkişi raporunun alınmasının gerekçesinin kimi zaman teknik uzmanlık gerektiren durumlarda zararın tespit edilmesi mümkün olmadığından işin uzmanı olan bilirkişilerce zararın tazmini için gerekli olan bedelin tespiti ile bu sayede hükme esas alınacak değerin belirlenmesi olduğunu, zira ortada bir fatura bulunsa dahi zararın giderilmesinin ancak bilirkişice tespit edilen miktar ile olabileceğini, davanın fatura bedelinin davalıdan tahsili değil, davacının zararının tazmini davası olduğunu, söz konusu zararın ise defaatle vurguladıkları üzere ancak işin uzmanları tarafından tespit edilebileceğini, yapılan tespit sonucunda bir rakam belirleneceğini ve ancak bu miktarın tazmini ile zarara uğrayan tarafın zararının tazmin edilebileceğini, <br>-Bilirkişi raporunun hukuken takdiri delil sayılacağını, ancak hakimin teknik uzmanlık gerektiren konularda karar verirken, ki bilirkişilik müessesesi buna hizmet edeceğini, bilirkişi raporunu hükme esas almadığı hallerde kararını gerekçelendirerek yada başka bir bilirkişi raporu alarak onu hükme esas almasının gerektiğini, buna ilişkin olarak dilekçelerinde Yargıtay 3. H.D.'nin 14/01/2015 tarihli 2014/19520 E. 2015/625 K. Sayılı kararına değinildiğini, <br>-Hükümde kabul ve ret oranı nazara alınarak İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesi 2020/137 D.İş sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılama giderlerinin taraflarına verilmesine karar verildiğini, ancak dava dilekçeleri ve ıslah dilekçeleri ile ileri sürdükleri ilgili delil tespiti dosyası kapsamındaki vekalet ücretinin ödenmesiyle ilgili hüküm kurulmadığını, söz konusu eksikliğin davanın büyük oranda kabul edilmesi karşısında hak kazandıkları karşı vekalet ücretine hak kazanmalarını engellediğini, ayrıca taleplerinin bir kısmı hakkında karar verilmemiş olduğu İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/364 E. 2022/885 K. Sayılı karar incelendiğinde tespit olunacağını, <br>-İzah edilen gerekçeler nazara alındığında delil tespiti amacıyla açtıkları değişik iş dosyasında hükmedilen vekalet ücretinin esas davada karşı taraftan talep ve tahsil edileceğinin açık olduğunu, bu nedenle hükme esas alınmayan değişik iş dosyası kapsamındaki vekalet ücreti bakımından lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini, <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle; İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 15/12/2022 tarihli 2021/364 E. 2022/885 K. sayılı ilamın kaldırılmasına ve talepleri doğrultusunda yeniden inceleme yapılarak davanın kabulüne, vekalet ücretleri ve yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>2-Davalı.... A.Ş vekili tarafından verilen 24.01.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;<br>-Görev itirazları reddinin hatalı olduğunu, Türk Ticaret Kanununun 4. Maddesine göre davanın ticarî dava sayılabilmesi için her iki taraf için ticarî sayılan hususlardan doğması veya maddede sayılan diğer hususlara ilişkin olmasının gerektiğini, mahkemenin ise sadece davalıların tüzel kişi olması sebebiyle kendini görevli saydığını, ki bunun hatalı ve yasaya aykırı olduğunu, <br>-Öncelikle çekişmede maddî olayın değindiği hukuk kuralının doğru belirlenmesinin gerektiğini, davada istemin, ayıp sebebiyle yapıldığı iddia olunanı ödemelerin ve kazanç kaybı ile fazla yakıt kullanımı sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tahsiline ilişkin olduğunu, hukukî niteliği itibarıyle haksız fiile dayalı bir zararların tazmini davası olduğunu, Türk Borçlar Kanununun 49. maddesine göre bu davaların kusurlu ve hukuka aykırı fiil ile başkasına zarar veren kimse hakkında açılabileceğini, nitekim zarara sebep olarak gizli ayıp kabul edildiğini, halbuki müvekkilinni imalâtçı değil, satıcı olduğunu, dava konusu iddianın ise imalât ile ilgili olduğunu, bu bakımdan esasen ortada bir imalât hatası da olmamakla birlikte mahkemece olay bilirkişi raporlarına göre gizli ayıp oluşturan bir imalât kusurundan kaynaklanan zarara ilişkin kabul edildiğine göre davada hasmın satıcı değil, imalâtçı olmasının gerektiğini, halbuki müvekkilinin imalâtçı değil, satıcı olduğunu, bu bakımdan müvekkili hakkında açılan davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, <br>-Mahkemenin bilirkişi incelemesi yaptırmışsa da, raporlara yaptıkları itirazların cevaplandırılıp cevaplandırılmadığı üzerinde durulmadığını, bilirkişilerin enjektör arızasının gizli ayıp olduğunu bildirdiklerini, ancak gizli ayıp olduğuna göre aracın alımında var olması gereken ayıbın neden o sırada ortaya çıkmayıp da 107.354 km. yol yaptıktan sonra ortaya çıktığının açıklanamadığını, keza bilirkişilerin kazanç kaybı hususundaki beyanlarının da dayanağı olmadığı belirtilmiş ise de buna da bir dayanak gösterilemediğini, yine enjektör arızası sebebiyle enjektörlerin gönderildiği, bunların imalâtçısı ... firması yaptığı incelemede arızanın üretim kaynaklı değil, kullanılan niteliksiz yakıttan kaynaklandığının belirtildiğini, bu itirazları üzerine alınan yakıt numunesine göre bilirkişilerin arızanın bundan kaynaklanmadığını belirmişlersede yaptıkları itirazda numunenin kanıt olabilmesi için arızanın çıkmasından evvel alınan alınmış nümune olmasının gerektiğini, aylar sonra alınan numunenin arızaya sebep numune olarak kabul edilemeyeceği bildirilmişse de başka bir araştırma yapılmadan buna göre karara dayanak mutalâa verilmesinin hatalı olduğunu, toplanan kanıtların iddiayı ispata yeterli olmadığı halde itirazları üzerinde durulmadan usulî işlemlerle yetinilip karar kurulmasının hatalı olduğunu, <br>Açıklanan nedenlerle öncelikle tehiri icra taleplerinin kabulü ile; hiçbir bakımdan haklı olmayan müvekkili şirket hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulü yönünde verilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararının iptali ile müvekkili hakkındaki davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>3-Davalı .... A.Ş vekili tarafından verilen 25.01.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;<br>-Ayrıntıları davaya cevaplarında yer almakla birlikte huzurdaki davanın, davaya konu aracın ticari taksi olarak kullanılması ve dolayısıyla da işin \"esnaf faaliyeti\" kapsamında kalıyor olması nedeniyle İzmir Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde görülmesi gerekirken görevsiz yerel mahkemece görülmüş olmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, <br>-Halbuki gerek dosyada açıkça beyan edilmiş olduğu gerekse de yerel mahkemece yazılan yazılara İzmir Ticaret Odası'ndan davacının ticaret sicilinde kaydı olmadığı öte yandan İzmir Esnaf ve Zanaatkarlar Odası'ndan ise davacının odaya kayıtlı bir esnaf olduğu cevaplarının gelmiş olduğu sabit hususlar olduğunu, <br>-İhtilafın nısbi ticari dava sayılabilmesinin ön şartının tarafların her ikisinin de tacir olması gerektiğini, davacı ise esnaf olmadığı halde mahkemece görevli olduğuna karar verdiğini, bu kararı verirken ise gerekçe olarak 21/12/2021 tarihli celsede aracın ticari olmasını ve davanın basit usulde görüleceğini gösterdiğini, öncelikle davaya konu aracın ticari olması davacıyı \"tacir\" ve huzurdaki davayı da ticari dava yapmayacağını, basit usul yargılması meselesine gelindiğinde ise öncelikle bir davanın \"ticari dava\" olduğunun sabit olması durumunda devamında, yasa, ticaret mahkemesinde belirli bir dava değerinin altında kalan (2021 de 500.000 TL altıdır) davaların basit usulde görüleceğini hüküm altına aldığını, halbuki her şeyden önce huzurdaki davanın ticari bir dava olmadığının göz ardı edildiğini, bu aşamadan sonra, basit veya yazılı yargılama usulü belirlenmesi hususu/usulünün artık davada bir ehemmiyet arz etmediğini, sayılı nedenlerle görev yönünden mezkur kararın usulden ortadan kaldırılması gereğinin izahtan vareste olacağını, <br>-Davaya konu edilen ihtilaf konusu hususun, aracın enjektörlerinin tamamında çıkan sorunun ürün üretim mi kullanım (veya dış etken) mı kaynaklı olduğu konusunda olduğunu, ayrıntıları dava kapsamındaki cevap dilekçeleri başta olmak üzere tüm dilekçelerinde yer almakla birlikte, davaya konu aracın mezkur şikayetle ilk defa yetkili servise 1 yıl 5 ay sonra 104.354 km. Geldiği bilgisinin önem arz ettiğini, dolayısıyla ilk şikayet satımdan 6 ay geçtikten sonra yapıldığından, TKHK m.10 hükmünce ayıp iddiasının ispat yükünün davacı üzerinde olacağı izahtan vareste bir husus olacağını, buna göre dosya kapsamına bakıldığında; ispat yolunda davacının ortaya koyabildiği, iddialarına dayanak yapabildiği yegane hususun, akaryakıt firmasında almış olduğu akaryakıt numune örneğinden ibaret olduğunu, ki sonradan alınan akaryakıt örneği ile o araçta kullanılmış yakıtla aynı özellikleri taşıdığının ispatlayamayacağı gibi araçtan arıza esnasında alınan yakıtın dahi enjektör arızası hakkında doğru veriyi vermeyeceğini, nitekim bu arızanın 100.000 km. kullanım sonrası oluştuğunu, ki öncesinde zamanla veya bir dönem alınmış akaryakıtın araç enjektörlerine zarar verebileceğinin göz ardı edildiğini, bunun karşısında ise müvekkili şirketin savunma argümanlarının ise: öncelikle araç enjektörlerinin son kertede ömürlük değil sarf malzeme olduğu ve 100.000 km. sonrası enjektörlerde arıza çıkmasının -ister yakıt standartlara uygun olsun ister olmasın- ortalama ömür bakımından beklenebileceği, yanı sıra enjektörlerin önce yetkili serviste ürün üretim kaynaklı bir zafiyetinin olmadığının tespit edilmiş olması üzerine bu sefer de ... Yetkili Servisi'ne gönderilerek inceletildiğinde ürün üretim kaynaklı bir sorunun olmadığının tespit ve teyit edildiği ve yine araç enjektörlerinde ürün üretim kaynaklı bir sorun olsa bunun -hassas çalışma prensibi gereği- daha ilk kullanımlarda birçok veri ile kullanıcıya kendini göstereceği, halbuki aracın 100.000 km. üstüne çıkmış kullanımı boyunca hiçbir enjektör arızası şikayeti veya bununla bağlantılı olabilecek bir şikayetle servis başvurusunun olmadığı ve son olarak da 4 enjektörün birinde arıza çıkmış olsa bunun o enjektörde bir sorun olduğuna işaret edebilecekken 4 ünde birden arıza çıkmasının ancak doğrudan yakıt (veya araca konulan katkı maddesi vs) ile ilişkilendirilebileceği iken; tüm bunlara karşın bilirkişilerce davacıyı haklı bulan ve fakat denetime açık veriler içermeyen raporunun hükme esas kabul edilmiş olmasının kabul edilemeyeceğini, <br>-Davacının davasını ispata yeter delillerinin olmadığı, sunulamadığı ve buna karşılık davalıların hem hayat olayına uyan hem de verilerle desteklenmiş savunmaları ortadayken; savunmalarının dikkate alınmadığı, aydınlatıl(a)madığı ve savunmalarında haksız iseler bunun tatminkar, denetime elverişli bir şekilde veri ve gerekçelerinin sunulamadığının mübrez bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınarak, masrafı davalılara ait olmak üzere -gerekirse bir heyetten- yeni bir rapor tanzim edileceği yerde mezkur bilirkişi raporunun hükme esas kabul edilmiş olmasının hatalı ve her halükarda eksik bir kararın inşasına sebebiyet verdiğini, <br>-Yine ayrıca yerel mahkemenin kısmen kabul kararına gerekçe olarak gösterdiğinin temel hususa da burada değinme gereği duyduklarını, gerekçeli karar görüldüğünde malumu olunacağı gibi kararın, davacı ve davalılar dilekçelerinin özeti, bilirkişi raporu ve hüküm kısmından ibaret olduğunu, kararın hukuki değerlendirme ve gerekçesine ise 3. ve 4. Sayfalarda yer verilmişse de bu kısımda yine davacı taleplerinin sıralandığını, dayanak kanun maddelerine yer verildiğini ve sadece 4. sayfadaki \"Davacı tarafça enjektör arızasına ilişkin olarak 11.09.2020 tarihinde, 108.644 km' de davalı ... A.Ş. Servisine müracaat edilmiş olması ve servis tarafından da, davacıya enjektör değişimi için fatura düzenlendiği nazara alındığında 36 Ay ve 150.000 km. (hangisi önce dolarsa) şeklinde verilen garanti henüz dolmamıştır. Bu nedenle garanti süresi içerisinde ortaya çıkan ayıplardan sorumluluk devam edeceğinden süresinde ayıp ihbarı yapılmadığına ilişkin savunma kabul edilmemiştir.\" ifadeler ile hukuki değerlendirmeye yer verildiğini, <br>-Bu hukuki değerlendirmeyi irdelemek gerekirse, öncelikle ayıp ihbarı ve 36 Ay-150.000 km. garanti süresinin ele alınması için ortada \"ayıbın\" tespit edilmiş olmasının bir ön gereklilik olduğunu, halbuki ne davacı delili -ki somut sadece alelade bir yakıt numune inceleme verisinin mevcut olmadığını, ne de bilirkişi raporunun ayıbı ortaya denetime açık ve verileriyle ortaya koyabilmediğini, bu durumda yerel mahkeme dosyayı yeni bir bilirkişi veya heyetine tevdi edecekken karar gerekçesinde sadece 36 Ay-150.000 km. garanti süresinden bahsetmiş olmasının hatalı ve mesnetsiz olduğunu, nitekim garantiden faydalanma için ister araç 1 günlük olsun ister 36 aylık, araçtaki sorunun ürün üretim kaynaklı olduğunun tespit edilmesi ve sabit olmasının ön şart olduğunu, halbuki yerel mahkemenin sanki ilk 36 Ay veya 150.000 km. içinde gelinmiş olması şartı ile sorunun harici mi yoksa ürün üretim kaynaklı bir sebepten mi oluştuğunun önem arz etmeyeceği gibi indirgemeci, yüzeysel ve son kertede hatalı bir yaklaşımda bulunduğunu, <br>-Bitirirken, ihtilafın çözümünün teknik bir hususun aydınlatılmasına doğrudan bağlı olduğu dolayısıyla bilirkişi raporunun konuda yetkin, ayrıntılı ve denetime elverişli bir şekilde tanzimi gerekliliğinin tali değil asli bir mesele olduğu işbu istinafa konu yargılamada, davacının iddialarına dayanak gösterdiği delilinin de ispata yeter nitelikte olmadığı ve bunun karşısında ise hayat olayı, otomotiv mekaniği başta olmak üzere tüm verilerin davalıların savunmalarını haklı çıkardığı yerde, dosyadaki mübrez eksik ve hatalı bilirkişi raporunun itirazlara rağmen koşulsuz davaya dayanak kabul edilmiş olmasının yerel mahkeme kararını sakatladığını ve yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kararın ortadan kaldırılması gereğini ortaya koyduğunu, <br>Yukarıda arz ve izah ettiğimiz nedenlerle, icra hukuk mahkemesinden işbu istinaf incelemesi neticelenene kadar ilamın icrasının ertelenmesini talep etme haklarını saklı tutarak; istinaf başvurularının kabulü ile usul ve yasaya aykırı İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 15.12.2022 tarih, 2021/ 364E. ve 2022/ 885K. no.lu ilamının ortadan kaldırılmasına, yargılama masrafları ile ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edildiği görülmüştür.<br>Davacı vekili, davacının davalı .... A.Ş'nin ithal ettiği, davalı ....A.Ş'den satın aldığı .... plakalı ticari aracın tüm bakımlarının da bu şirkete yaptırıldığını, 03.09.2020 tarihinde aracın arızalanması üzerine davalı .... A.Ş'ye ait servisine getirildiğini, araçtaki enjektör arızasının garanti kapsamında olmasına rağmen ücret karşılığında giderildiğini, enjektörlerin davalı şirketin kusuru ile arızalandığından davacının yüksek yakıt sarfiyatına maruz kaldığını, ayrıca aracın serviste uzun zaman kalmasından dolayı iş kaybı yaşadığı ve parça değişim nedeniyle araçta değer kaybı oluştuğunu belirterek meydana gelen zararın tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır.<br> 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.<br>TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. <br>6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.<br>Somut olayda davacı gerçek kişinin İzmir Esnaf ve Sanatlarlar Odaları Birliği siciline kayıtlı olduğu anlaşılmış olup, dosya kapsamından Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesi ve devamı maddelere göre alış-satış tutarının esnaf işletmesini aşacak miktarda olup olmadığı tespit edilerek tacir sayılan kişilerden olup olmadığı belirlenip, davacının da tacir olduğunun anlaşılması halinde eldeki davanın uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili ticari dava olacağından görevli mahkemenin \"Asliye Ticaret Mahkemesi\" olacağı; davacının tacir olmaması halinde görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olacağı hususunun değerlendirilmesi gerektiği halde davacı gerçek kişinin tacir araştırmasının eksik yapılarak \" aracın kullanım amacı ve davalıların tüzel kişi tacir olduğundan\" bahisle görevli mahkemenin \"Asliye Ticaret Mahkemesi\" olduğuna karar verilerek yargılama yapılması usule ve yasaya aykırı olduğundan davalılar vekillerinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmüştür.<br> Mahkemece, davacı tarafça davadan önce yaptırılan İzmir 7.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/137 Değişik iş sayılı dosyasındaki delil tespit giderleri, yargılama giderlerinden olduğundan, tespit masraflarının yargılama giderleriyle birlikte kabul ve ret oranına göre hüküm altına alınması gerekirken Mahkemece sözkonusu değişik iş dosyasındaki vekalet ücreti yönünden değerlendirme yapılmaması usule ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüştür. <br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurularının kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-3 ve 6. maddeleri gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurularının KABULÜ ile,<br>2-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.12.2022 tarih ve 2021/364 Esas, 2022/885 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-3 ve 6. maddeleri gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, <br>5-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davacıya iadesine, <br>6-Davacı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>7-Davalı.... A.Ş tarafından yatırılan toplam (179,90 TL + 37,45 TL) 217,35 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davalı .... A.Ş'ye iadesine, <br>8-Davalı ....A.Ş tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>9-Davalı .... A.Ş tarafından yatırılan toplam (179,90 TL + 37,45 TL) 217,35 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davalı ....A.Ş'ye iadesine, <br>10-Davalı ....A.Ş tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>11-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-c ve 362/(1)-g maddeleri gereğince, kesin olmak üzere, 12.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b749eaa257e12837","SID":"0ce34e998f63567d"}}