{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\tEsas-Karar No: 2026/210 Esas - 2026/243<br>\tT.C.<br>\tKAYSERİ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t    \t <br>\t2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t        <br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tTÜRK MİLLETİ ADINA  <br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t     \t           GEREKÇELİ KARAR<br><br>ESAS NO\t: 2026/210<br>KARAR NO\t: 2026/243<br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t: <br><br>DAVACI \t: ... -<br>DAVALILAR \t: 1- <br>\t  2- <br>\t  3- <br>\t  4- <br>DAVA\t: Tasarrufun İptali ( İİK'nun 277.maddesine göre )<br>DAVA TARİHİ\t: 04/03/2026<br>KARAR TARİHİ\t: 06/03/2026<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 06/03/2026<br><br>Mahkememizde görülmekte olan  İİK'nun 277. ve devamı maddelerine göre açılan tasarrufun iptali  davasının yapılan açık yargılaması sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı dava dilekçesinde özetle;  Kayseri Genel İcra Dairesi'nin 2025/11034 Esas sayılı dosya ile davalı borçlulara karşı alacak takibi başlattığını ve davalı borçlulara ait taşınmazlar üzerine haciz konulduğunu, davalıların haizler aktif iken taşınmazlarını 17/02/2026 tarihinde ...'a devrettiklerini, devirden önce 13/02/2026 tarihinde satış arz şerhi terkin edildiğini, devir işlemlerinin alacaklının haklarını engellemeye yönelik olup, İİK 277 vd. Uyarınca alacaklıyı zarara uğratma kastı ile yapıldığını, borçlu ile üçüncü kişi (gelini) arasındaki akrabalık ilişkisinin muvazaa karinesini güçlendirdiğini bildirerek davalılar tarafından hacizli taşınmazların devirlerinin İİK 277 ve devamı uyarınca  iptaline, tapuda ihtiyati tedbir/satılamaz şerhi konulmasına ve muvazaalı satışın iptali ile eski haline döndürülmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>YARGILAMA VE GEREKÇE: <br>Dava, İİK 277 maddesi kapsamında tasarrufun iptali istemine ilişkindir.<br>Somut uyuşmazlıkta davacı taraf, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin 2025/11034 Esas sayılı dosya ile davalı borçlulara karşı alacak takibi başlattığını ve davalı borçlulara ait taşınmazlar üzerine haciz konulduğunu, davalıların haizler aktif iken taşınmazlarını 17/02/2026 tarihinde ...'a devrettiklerini, devirden önce 13/02/2026 tarihinde satış arz şerhi terkin edildiğini, devir işlemlerinin alacaklının haklarını engellemeye yönelik olup, İİK 277 vd. Uyarınca alacaklıyı zarara uğratma kastı ile yapıldığını, borçlu ile üçüncü kişi (gelini) arasındaki akrabalık ilişkisinin muvazaa karinesini güçlendirdiğini bildirerek davalılar tarafından hacizli taşınmazların devirlerinin İİK 277 ve devamı uyarınca  iptaline, tapuda ihtiyati tedbir/satılamaz şerhi konulmasına ve muvazaalı satışın iptali ile eski haline döndürülmesine karar verilmesini talep etmektedir.<br>Hemen belirtmek gerekir ki 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesinde Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi düzenlenmiş olup buna göre “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir.\" <br>Öte yandan bilindiği üzere 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanun'nun 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.  Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.<br> 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f  fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların asliye ticaret mahkemelerinde görüleceği açıktır. <br>Diğer taraftan, muvazaa nedeniyle açılmış olan davalarda davalılar arasında gerçekleştiği ileri sürülen muvazaalı işlem, davacı yönünden haksız eylem niteliğinde olup davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise davalı, üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK’nin 283/1 m.). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte yasadan doğan bir dava olup davanın takip konusu alacağın kaynağının görev hususunun belirlenmesine doğrudan bir etkisi yoktur.<br>İİK'nun 277. ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan; nispi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu olan malların aynı ile ilgili olmadığı gibi; tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veya borcun temelinin ticari ilişkilere dayanmasının görev yönünün belirlenmesinde, doğrudan bir etkisi yoktur. Bu nedenle  tasarrufun iptali davalarında, HMK'nun 2. maddesi hükmü uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Yargısal uygulamalar da yerleşiktir. (HGK. 10/02/2016 gün ve 2014/17-2389 esas, 2016/129 karar sayılı; 17. HD. 22/05/2019 tarihli 2016/12111 esas, 2019/6610 karar, 08/06/2015 tarihli 2015/7584 esas, 2015/8318 karar, 12/01/2016 tarihli 2015/18268 esas, 2016/200 karar sayılı emsal içtihatları).<br>Somut olayda, davacının muvazaa iddiasıyla davalılar arasında yapılan tasarrufun iptali isteğinde bulunduğuna göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüm yeri 6100 sayılı HMK’nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesi olup ticaret mahkemesinin görev kapsamı dışında kalmaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10/2/2016 tarih ve  2014/17-2389 E., 2016/129 K. sayılı kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 17/01/2017 tarih ve 2016/16364 E., 2017/178 K. sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 2016/20388-2017/3331 sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin  2016/416-2016/605 sayılı kararı, Yargıtay 1.Hukuk Dairesi 2014/11204 Esas 2015/14214 Kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 2023/1022 E. 2024/715 K. Sayılı kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin 2023/54 E. 2023/2308 K. Sayılı kararı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 2022/801 E. 2022/840 K. Sayılı kararı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi'nin 2019/2516 E. 2019/1855 K. Sayılı kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/937 E. 2019/23 K. Sayılı kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin 2021/1049 E. 2021/1215 K. Sayılı kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/943 E. 2018/734 K. Sayılı kararı AYNI YÖNDEDİR.)  Açıklamalar doğrultusunda davanın HMK madde 114/1-c gereğince mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK madde 115/2 gereğince usulden reddine, hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının yetkili ve görevli Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;<br>1-HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK'nun 20. maddesi uyarınca görevli KAYSERİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine, <br>2-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,<br>3-Görevsizlik kararından sonra dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına, <br>4-İhtiyati tedbir talebinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,<br>Dair, tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 06/03/2026<br><br>Başkan .<br> ¸E-imzalıdır <br>Üye .<br>  ¸E-imzalıdır<br>Üye .<br> ¸E-imzalıdır <br>Katip .<br>  ¸E-imzalıdır<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"276874e02e1946d3","SID":"0e1e6fcab4dcca3e"}}