{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>                      T.C.<br>                     İZMİR<br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>           14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2023/876<br>KARAR NO\t\t: 2026/270<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t  <br>ESAS NO \t\t: 2021/934<br>KARAR NO\t\t: 2023/132<br>KARAR TARİHİ\t: 20.02.2023<br>DAVA\t\t: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 29/12/2021<br>BİRLEŞEN DOSYA\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2021/935<br>\t\t  ESAS, 2022/17 KARAR SAYILI DOSYASI;<br>DAVA\t\t: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 29.12.2021<br>KARAR TARİHİ\t: 26.02.2026<br>KARARIN YAZ. TARİHİ\t: 26.02.2026<br><br>İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.02.2023 tarih ve 2021/934 Esas, 2023/132 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından asıl davaya ilişkin olarak verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile yüklenici davalı taraf arasında 24.06.2021 tarihinde \".... Apartmanı Yıkımı Zemin Tesviyesinin Yapımı ve Artakalan Moloz Ve Atıkların Nakliyesi İşi Sözleşmesi\" (\"Bina Yıkım Ve Hafriyat Sözleşmesi\") düzenlendiğini ve 24.06.2021 tarihinde imzalandığını, işbu sözleşmenin 17. maddesi gereği vade tarihinin belirlendiğini ve \"Enkaz bedeli yıkım ruhsatı alındığında belirtilen banka hesabına nakden yatırılacaktır\" düzenlendiğini, yıkım ruhsatının 27.07.2021 tarihinde alınmış olsa da işbu borcun halen kendilerine ödenmediğini, sözleşmeye istinaden davalı şirketçe ödenmesi gereken bedel ve işin gecikmesi sebebiyle ödenmesi gereken cezai şartın ödenmesi ihtarıyla Karşıyaka 5. Noterliği 25785 yevmiye numaralı ve 10.09.2021 tarihli ihtarnamenin taraflarınca keşide edildiğini, ne var ki sözlü ve yazılı ihtarlarına rağmen borçlu tarafından borcun tamamının ödenmediğini, müvekkili şirket ve davalı arasındaki sözleşmeye (faturalarda hizmet içerikleri yer almaktadır) ilişkin olarak taraflar arasındaki anlaşmaya karşın ödemelerin yapılmadığını, davalı şirkete karşı 28.09.2021 tarihinde İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2021/10924 E. sayılı dosyası ile 90.000,00 TL asıl alacak ve 675,00 TL işlemiş faiz için takip başlatıldığını, ilgili ödeme emrinin 25.10.2021 tarihinde borçlu davalı şirket tarafından tebliğ alındığını, davalı şirketin 01.11.2021 tarihinde, başlatılan takibe haksız olarak itirazda bulunduğunu ve takibin durduğunu, davalı şirketin 01.11.2021 tarihli itiraz dilekçesinde takibe konu GİB2021000000002 numaralı 10.09.2021 tarihli 24.06.2021 tarihli ve bina yıkım ve hafriyat sözleşmesi gereği enkaz bedeline ilişkin faturaya borcun bulunmadığını iddia ederek itiraz ettiğini, taraflarınca arabuluculuk başvurusu yapıldığı, 01.12.2021 tarihinde anlaşmama sonucu ile son tutanak düzenlendiğini, sözleşme konusu işin ... ada,.... pafta,.... parsel ....Mahallesi ... Caddesi Dış Kapı No: ...../ ... adresinde bulunan ... apartmanının yıkımını ve çıkan molozların belediyenin yasal döküm alanına taşıması işi olduğunu, söz konusu sözleşme gereğince işin süresinin yıkım ruhsatından sonra 25 gün olduğunu, Karşıyaka Belediye Başkanlığı Kentsel Dönüşüm Müdürlüğünden 27.07.2021 tarihinde yıkım izin belgesi alındığını, ancak davalı tarafça sözleşmeye aykırı davranıldığını ve sözleşme hükümlerinin süresinde, tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmediğini, karşı tarafın 27/07/2021 tarihinde Karşıyaka Belediye Başkanlığı Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü'nden yıkım izin belgesi aldığını, sözleşmenin 4. maddesinde \"yıkım ruhsatı ve gerekli izinler alınmasından sonra taraflarca yer teslim tutanağının imzalanmasını takip eden 3 gün içerisinde binanın yıkım işine başlanacaktır. Sözleşme konusu iş ve yükümlülükler herhalde firma tarafından, yer teslim tutanağının imzalanmasını takip eden 20 gün içerisinde yerine getirilecektir.\" şeklinde yazılı olduğunu, karşı tarafın 13.07.2021 tarihli ve 13.08.2021 geçerlilik tarihli Karşıyaka Belediyesi Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıkları Taşıma ve Kabul Belgesi aldığını, davalı tarafın borca itiraz ederken öne sürdüğü sebepleri kesinlikle kabul etmediklerini, davalı yanın tacir olup, imzaladığı sözleşmeyle bağlı olduğunu, bu itibarla borçtan kaçış için ortaya attığı iddiaların bir değerinin de bulunmadığını, kaldı ki taraflar arasında imzalanan sözleşmenin \"Sorumluluk ve Devir\" başlıklı 8. Maddesinde \"İşbu sözleşmenin yerine getirilmesinden doğan tüm sorumluluk firmaya ait olduğunu, bu sorumluluğun başka bir kişi, kurum ya da kuruluşa devredilemeyeceğini, apartmanın işbu sözleşmede iş sahibi olup hiçbir şekilde işveren sıfatına sahip olmadığını, sözleşme konusu işin tamamının bir bütün halinde en başından sona ermesine kadar firmaya bırakıldığını, her türlü sorumluluk ve yükümlülüğün firmaya ait olduğunun düzenlendiğini, bu itibarla davalı şirketçe bilinmesi gereken bir hususun daha sonrasında herhangi bir kuruma veya kişiye atfedilmesinin mümkün ve hakkaniyete uygun olmadığını, belirtilen lokasyonda yer alan bina hakkında taraflar arasındaki sözleşme uyarınca ayıplı ifa edilen, hiç ifa edilmeyen veya eksik ifa konusu olabilecek eksikliklerin tespiti amacıyla taraflarınca delil tespiti isteminde bulunulduğunu, Karşıyaka 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/88 D. İş ve 2021/87 K. Sayılı kararıyla delil tespiti istemlerinin kabul edildiğini, 09.09.2021 tarihinde mahallinde keşif yapıldığını, ilgili dosyaya sunulan bilirkişi tespit raporuna dilekçelerinde değinildiğini, bilirkişi raporundan da açıkça anlaşılacağı üzere yüklenici karşı tarafın sözleşmeye aykırı davranarak işbu maddede sayılan hususların ve dilekçelerinde aşağıdaki maddede tespitini istedikleri hususların hiçbirini sözleşmeye uygun olarak ifa etmediğini karşı tarafın hiçbir yükümlülüğü yerine getirmediğini, ayrıca ekte sundukları fotoğraflardan görüleceği üzere karşı tarafın dava konusu binanın yıkımını gerçekleştirirken, bu binanın yanında yer alan binaya zarar verdiğini, öte yandan uyuşmazlığın esas temel çıkış noktasının davalı şirketin müvekkil şirketi işi yarım bırakmakla tehdit etmiş olmasından kaynaklandığını, müvekkili şirketin evlerine kavuşmayı bekleyen depremzede kat maliklerinin de haklı talebiyle işi süresinde ve hızlıca götürmeye çalışırken davalı yanın Dikili'de bir inşaat işini müvekkilinin kendilerine vermesini aksi halde Karşıyaka'yı da yapmayacaklarını ifade ettiğini ve çalışmayı durdurduğunu, davalı yan tarafından çekilen ihtarnamede temel için ayrıca izin alınmadığı vs. gibi hususların tabiri caizse işin bahanesi olup, delil tespitinde de görüleceği üzere davalı yanın işi zaten o seviyeye dahi getirmediğini, öte yandan sözleşmenin imzası akabinde alınan ruhsat uyarınca yapılması gereken ödemenin yapılmadığını, yan taraftaki yapılara da zarar verildiğini, müvekkili şirkete gereken hizmetin verilmediğini, buna karşın hafriyatın para eden kısmının davalı şirketçe alındığını, zira raporda da zemindeki hafriyatın yalnızca bir kısmının bırakıldığının ifade edildiğini, binanın hurdasının para eden aksamlarını alan davalı yanın, bunlara istinaden kendilerince belirledikleri ve müvekkilinin zararını asla karşılamayan 45.000 TL ödemeyi takip açıldıktan sonra yaptıklarını, mahkemece de takdir edileceği üzere yasal olarak açılan takip uyarınca yapılan ödemelerin öncelikle avukatlık ücreti ve masraflarla faizlerden mahsup edilmesi gerektiğini, ki bu hususun zaten tahsil aşamasında İcra Müdürlüğünce hesaplanması gereken bir husus olduğunu, gelinen noktada müvekkili şirketle yapılan sözleşmenin semerelerini alıp işini yapmayan ve hatta zarar veren, müvekkili şirketi işi yarım bırakmakla tehdit eden davalı şirketin ödeme borcunu yerine getirmesinin gerektiğini, izah ettikleri nedenlerle işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu, davanın kabulüne, haksız olan itirazın iptaline, davalı aleyhine haksız itirazdan dolayı itiraz edilen takibin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilerek müvekkiline ödenmesine, arabuluculuk görüşmelerine katıldıklarından arabuluculuk ücretine hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davacı vekili tarafından birleşen davaya ilişkin olarak verilen dava dilekçesi özetle; Müvekkili ile yüklenici davalı taraf arasında 24.06.2021 tarihinde \"... Apartmanı Yıkımı Zemin Tesviyesinin Yapımı Ve Artakalan Moloz Ve Atıkların Nakliyesi İşi Sözleşmesi\" (\"Bina Yıkım Ve Hafriyat Sözleşmesi\") düzenlenmiş ve 24.06.2021 tarihinde imzalandığını, bu sözleşmenin \"Cezai Şart\" başlıklı 9. Maddesi gereği \"Firma mücbir sebepler dışında, sözleşme konusu hizmeti yerine getirirken sözleşme şartlarında belirtilen sürelere riayet etmemesi, hizmetin geç teslimi ve hizmetin sözleşme şartlarına uygun, tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmemesi durumları gibi sözleşme konusu hizmetin firma tarafından zamanında ya da eksiksiz ifa yapılmaması durumlarında gecikilen veya sorun yaşanan her gün firma 1.000,00-TL cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt eder\" düzenlendiğini, Karşıyaka Belediye Başkanlığı Kentsel Dönüşüm Müdürlüğünden Yıkım ruhsatı 27.07.2021 tarihinde alındığını, sözleşme gereğince iş süresi yıkım ruhsatından sonra 25 gün olduğunu, ancak davalı tarafça sözleşmeye aykırı davranılmış ve sözleşme hükümleri süresinde, tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmediğini, sözleşmeye istinaden davalı şirketçe ödenmesi gereken bedel ve işin gecikmesi sebebiyle ödenmesi gereken 19.000,00 TL cezai şartın ödenmesi ihtarıyla Karşıyaka 5. Noterliği 25785 yevmiye numaralı ve 10.09.2021 tarihli ihtarname keşide edildiğini, sözlü ve yazılı ihtarlara rağmen borçlu tarafından borç ödenmediğini, müvekkili şirket ve davalı arasındaki sözleşmeye (faturalarda hizmet içerikleri yer almaktadır) ilişkin olarak taraflar arasındaki anlaşmaya karşın ödemeler yapılmadığını, davalı şirkete karşı 28.09.2021 tarihinde İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2021/10925 E. sayılı dosyası ile 19.000,00 TL asıl alacak ve 142,50 TL işlemiş faiz için takip başlatıldığını, ilgili ödeme emri 25.10.2021 tarihinde borçlu davalı şirket tarafından tebliğ alındığını, davalı şirket 01.11.2021 tarihinde, başlatılan takibe haksız olarak itirazda bulunduğunu ve takibin durduğunu, davalı şirket 01.11.2021 tarihli itiraz dilekçesinde; takibe konu GİB2021000000003 numaralı 10.09.2021 tarihli \"24.06.2021 Tarihli ve Bina Yıkım ve Hafriyat Sözleşmesi Gereği Gecikme Bedeli\"ne ilişkin faturaya borcun bulunmadığını iddia ederek itiraz ettiğini, arabuluculuk sürecinde anlaşamadıklarını, sözleşme konusu iş ... ada,... pafta, ... parsel ....Mahallesi ... Caddesi Dış Kapı No: ... adresinde bulunan ... apartmanının yıkımını ve çıkan molozların belediyenin yasal döküm alanına taşıması olduğunu, karşı taraf 27/07/2021 tarihinde Karşıyaka Belediye Başkanlığı Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü'nden yıkım izin belgesi aldığını, sözleşmenin 4. Maddesinde \"yıkım ruhsatı ve gerekli izinler alınmasından sonra taraflarca yer teslim tutanağının imzalanmasını takip eden 3 gün içerisinde binanın yıkım işine başlanacaktır. Sözleşme konusu iş ve yükümlülükler herhalde firma tarafından, yer teslim tutanağının imzalanmasını takip eden 20 gün içerisinde yerine getirilecektir.\" yazılı olduğunu, karşı taraf 13.07.2021 tarihli ve 13.08.2021 geçerlilik tarihli Karşıyaka Belediyesi Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıkları Taşıma ve Kabul Belgesi aldığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin \"Sorumluluk ve Devir\" başlıklı 8. Maddesinde \"İşbu sözleşmenin yerine getirilmesinden doğan tüm sorumluluk firmaya aittir. Bu sorumluluk başka bir kişi, kurum ya da kuruluşa devredilemez. Apartman işbu sözleşmede iş sahibi olup hiçbir şekilde işveren sıfatına sahip değildir. Sözleşme konusu işin tamamı bir bütün halinde en başından sona ermesine kadar firmaya bırakılmış olup, her türlü sorumluluk ve yükümlülük firmaya aittir.\" düzenlendiğini, bu itibarla davalı şirketçe bilinmesi gereken bir hususun daha sonrasında herhangi bir kuruma veya kişiye atfedilmesi mümkün ve hakkaniyete uygun olmadığını, sözleşmenin 5.1 maddesinde aynen; \"Firma, yıkım ruhsatı da dahil olmak üzere gerekli bütün izinleri alarak binanın tamamen yıkılması, hurda malzemenin ayrıştırılması, temeller dahil karkas yapının yıkılması, bahçe kotunda arsa tesviyesinin yapılması ve artan moloz ile atıkların ilgili belediye tarafından gösterilen moloz döküm alanlarına nakli ve boşaltılması, yıkım sonrası temel çukurlarının ve tüm arsanın şuan mevcut olan saha kotuna kadar doldurulması ve sıkıştırılması işlerini yapacaktır. Yapılan iş esnasında bitişik veya ayrık nizam komşu binaların, yan çevre duvarların zarar görmesinin çökmesinin engellenmesi için her türlü önlem alınarak uygun şekilde çalışma yapılacaktır. Tüm bu işler sürecinde gerekli iş ve işçi emniyeti, çevre güvenliği ve çevre temizliği tedbirlerinin alınması çalışmalarını yapacaktır.\" yazılı olduğunu, belirtilen lokasyonda yer alan bina hakkında taraflar arasındaki sözleşme uyarınca ayıplı ifa edilen, hiç ifa edilmeyen veya eksik ifa konusu olabilecek eksikliklerin tespiti amacıyla tarafımızca delil tespiti isteminde bulunulduğunu, Karşıyaka 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/88 D. İş ve 2021/87 K. Sayılı kararıyla delil tespiti istemlerinin kabul edildiğini, 09.09.2021 tarihinde mahallinde keşif yapıldığını, ilgili dosyaya sunulan bilirkişi tespit raporunda; \"Keşif günü mahallinde yapmış olduğum inceleme neticesinde, zemin + 8 kattan oluşan binanın yıkılmış olduğu, hafriyatının bir kısmının zeminde durmakta olduğu, hafriyatının içinde demir vb malzemelerin ayrıştırılmamış olduğu görüldüğünü, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Parsel Sorgulama sayfası üzerinden tespit konusu arsanın 910,50 m2 olduğu, yıkılmış olan binanın ise yaklaşık 400 m2 civarında olduğu tespit edilmiştir. Zemin kotundan yukarıda kalan hafriyatın yüksekliği ise yaklaşık 50 cm olarak ölçülmüştür ve zemini kaplayan toplam hafriyat ise yaklaşık 20.000 m3 tür. Bu durumda 20.000 m3 lük hafriyatın, hafriyat araziden uzaklaştırılmayarak, bahçe kotunda arsa tesviyesinin yapılmadığı, Moloz atıklarının moloz döküm alanına nakli ve boşaltılmasının yapılmadığı, Yıkım sonrası temel çukurlarının ve tüm arsanın sözleşme anında mevcut olan saha kotuna kadar doldurulması ve sıkıştırılması işinin yapılmadığının tespit edildiğini, ancak zeminin hafriyatla kapalı olmasından dolayı binanın temeller dahi karkas yapımının yıkılıp yıkılmadığının tespiti yapılamadığını, bununla beraber yıkım ve hafriyat işlemi sırasında yanında yer alan ...Apartmanı No.... adresine kayıtlı binaya ise hasarlar verildiği görüldüğünü, binanın yan alt cephesine yapılmış olan alüminyum kapatma darbeler aldığı için yer yer çökmeler meydana gelmiş, birinci katın balkon döşemesi ve balkon korkuluğunda kırılmalar ve eğrilikler oluştuğu, zemin katta yer alan polikliniğin ise balkon tavan giydirmesinin kırıldığı, bir kısmının düşmüş olduğu görülmüştür. Ayrıca bahçe taşına ve bir miktar zemin seramiğinin kırıldığı tespit edilmiştir.\" düzenlendiğini, raporun sonuç kısmında ise; \"Dosyasına sunulu bilgi ve belgeler ile taşınmaz mahallinde yapılan tespit ve incelemelerim sonucu tespit konusu taşınmazın hafriyat işlerinin tamamlanmamış olduğu, bir kısım molozun (yaklaşık 20.000 m3) uzaklaştırılmamış olduğu ve bahçe kotunda arsa tevsiyesinin yapılmamış olduğu görülmüştür. Ayrıca yıkım aşamasında da yan binaya zarar verdiği, binanın yan alt cephesinde yapılmış olan alüminyum kapatma darbeler aldığı için yer yer çökmeler meydana geldiği, birinci katın balkon döşemesi ve balkon korkuluğunda kırılmalar ve eğrilikler oluştuğu, zemin katta yer alan polikliniğin ise balkon tavan giydirmesinin kırıldığı, bir kısmının düşmüş olduğu görülmüştür. Ayrıca bahçe taşına ve bir miktar seramiğinin kırıldığı tespit edilmiştir.\" düzenlendiğini, bilirkişi raporundan da açıkça anlaşılacağı üzere yüklenici karşı taraf sözleşmeye aykırı davranarak bu maddede sayılan hususların ve dilekçesi tespitini istedikleri hususların hiçbirini sözleşmeye uygun olarak ifa etmediklerini, karşı taraf hiçbir yükümlülüğü yerine getirmediğini, sözleşmenin 9. Maddesi gereği \"....sözleşme konusu hizmetin firma tarafından zamanında ya da eksiksiz ifa yapılmaması durumlarında gecikilen veya sorun yaşanan her gün firma 1.000,00-TL cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt eder\" düzenlendiğini, Karşıyaka Belediye Başkanlığı Kentsel Dönüşüm Müdürlüğünden Yıkım ruhsatı 27.07.2021 tarihinde alındığı ve sözleşme gereğince iş süresi yıkım ruhsatından sonra 25 gün olduğunu, ancak davalı tarafça bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere sözleşmeye aykırı davranılmış ve sözleşme hükümleri süresinde, tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmediğini, müvekkili şirket tarafından verilen hizmet sonunda takip konusu fatura düzenlendiğini ve ilgili faturanın içeriğine ilişkin herhangi bir itiraz olmadığını, davalının kesilen fatura bedellerini ödememesi neticesinde davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, TTK‘nın 21/2 uyarınca faturayı alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa, fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağını, davalı şirket bu fatura içeriğine herhangi bir itirazda bulunmamış olduğundan fatura içeriğini kabul etmiş yani müvekkili şirkete fatura bedeli kadar borçlu olduğunu kabul ettiğini, davalının söz konusu faturalardan dolayı borcu olduğunu ve bu konudaki itirazlarının da iptali gerektiğini, zaten borçlu vermiş olduğu itiraz dilekçesinde aradaki borç ilişkisini inkâr etmeyerek zımnen kabul ettiğini, davalı şirket yapması gereken ödemeleri gerçekleştirmediğinden yasal yollara başvuru zorunluluğu doğduğunu, öte yandan uyuşmazlığın esas temel çıkış noktası davalı şirketin müvekkili şirketi işi yarım bırakmakla tehdit ettiğini, müvekkili şirket evlerine kavuşmayı bekleyen depremzede kat maliklerinin de haklı talebiyle işi süresinde ve hızlıca götürmeye çalışırken davalı yan Dikili'de bir inşaat işini müvekkilinin kendilerine vermesini aksi halde Karşıyaka'yı da yapmayacaklarını ifade ettiğini ve çalışmayı durdurduğunu, davalı yan tarafından çekilen ihtarnamede temel için ayrıca izin alınmadığı vs. gibi hususlar tabiri caizse işin bahanesi olduğunu, delil tespitinde de davalı yan işi zaten o seviyeye dahi getirmediğini, nitekim işi yarım da bıraktıklarını, davanın kabulüne, haksız olan itirazın iptaline, takip tarihindeki mevcut tutar olan 19.000,00 TL'ye takip tarihinden itibaren avans faizi işletilerek takibin devamına, ilgili tutarın davalıdan tahsiline, davalı aleyhinde haksız itirazdan dolayı itiraz edilen takibin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilerek müvekkiline ödenmesine, arabuluculuk görüşmelerine katıldıklarından arabuluculuk ücretine hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 119. Maddesinde belirtilen ve kanun hükmüne bağlanan \"davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri\" dava içeriği için gerekli unsurlardan bir tanesi olduğunu, ancak dava dilekçesinde bu unsura yer verilmemiş olup, bu eksiklik üzerinden esasa girilmesi mümkün olmadığını, dava dilekçesinde cümle arasına sıkıştırılmış olan müvekkili tarafından yapılan 45.000,00-TL'lik ödemenin olduğu belirtilerek dava açılması usule aykırı olduğunu, ayrıca yine HMK madde 24'e göre, dava konusu ve onunla doğrudan bağlantılı olarak talep konusunu belirlemek, tasarruf ilkesinin bir gereği olduğunu, dava konusu ve değerini belirlemek, talep konusu ve değerinin esas alındığı hususlarda da ayrıca önemli olduğunu, açılan davada dava değerinin gösterilmemiş veya eksik gösterilmiş olması harç açısından da problem ortaya çıkardığını, dava açılırken dava değerinin binde altmış sekiz'in dörtte biri değerinde harç yatırılması gerektiğini, bu husus gereği Harçlar Kanunu hükümleri de mahkeme tarafından ayrıca dikkate alınması gerektiğini, dilekçede bulunması gerek temel unsurlar yerine getirilmeden açılmış olan ve dava esas değeri belli olmayan davanın usulden reddi gerekli olduğunu, daha önce uyuşmazlığa konu yer için İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesinden delil tespiti talep edilmiş ve talep doğrultusunda Bilirkişi İncelemesi yapıldığını, davacı tarafında dava dilekçesinde delil olarak sunmuş olduğu bilirkişi tespitinden de ortada bir çelişki olduğu açıkça anlaşıldığını, müvekkili şirket hafriyat ve yıkım alanında Türkiye genelinde hatrı sayılır firmalardan bir tanesi olmakla birlikte, yaptığı işleri maksimum özen çerçevesinde ve gerekli tüm izinleri alarak yaptığını, her zaman olduğu gibi davacı taraf ile yapılan sözleşme çerçevesinde, gereken izinleri alarak işi yapmaya başladığını, maksimum özenle de işine devam ettiğini, davacı tarafın iddialarının somut olayda gerçeği yansıtması mümkün olmadığını, nitekim dava dilekçesinde \"...yıkılmış olan binanın ise yaklaşık 400 m2 civarında olduğu tespit edilmiştir. Zemin kotundan yukarıda kalan hafriyatın yüksekliğinin ise yaklaşık 50 cm olarak ölçüldüğü ve zemini kaplayan toplam hafriyatın ise yaklaşık 20.000 m3...\" olduğu belirtildiğini, alanında uzman bilirkişilerce yapılacak olan inceleme ve tespit ile de ortaya çıkacağı üzere, alandan toplamda 20.000 m3 lük bir hafriyatın çıkması gibi bir durumun imkanı olmadığını, zaten binanın komplesinin yıkımından 2500 m3 moloz çıktığını, böyle bir durumun varlığı inşaat tekniğine aykırı bir durum olduğunu, üzerine değinilmesi gereken bir diğer önemli husus ise dava dilekçesinde de bahsedilen zeminin hafriyatla kapalı olmasından dolayı binanın temeller dahil karkas yapının yıkılıp yıkılmadığının tespitinin yapılamamış olması gerektiğini, söz konusu durumun oluşmasının sebebi, zemin kısmının müvekkiline bırakılmadığı için daha doğrusu teslim edilmediği için zemin molozunun müvekkili tarafından atılamamış olması gerektiğini, çünkü temel kısım müvekkili şirkete teslim dahi edilmediğini, davacı tarafından mesnetsiz bir şekilde yorumlanarak kötü niyetle ve somut dayanaktan yoksun bir şekilde öne sürülmüş olan müvekkili şirketin davacıyı işi bırakmakla, kendilerine başka bir iş verilmemesi durumunda mevcut işi de yapmayağı ile tehdit etmesi iddiaları, müvekkili şirketi ziyadesiyle rencide etmekle birlikte davacı tarafın şirket vasfına ve olması gereken şirket profesyonelliğine hiçbir şekilde yakışmadığını, haksız ve kötü niyetli açılmış olan davanın usul açısından dava esas değeri belli olmadığı için öncelikle usulden reddine, davacı aleyhine reddedilen miktar üzerinden kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafında bırakılmasına karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesinin 20.02.2023 tarih ve 2021/934 Esas, 2023/132 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Taraflar arasında 24.06.2021 tarihinde \"... Apartmanı Yıkımı Zemin Tesviyesinin Yapımı Ve Artakalan Moloz Ve Atıkların Nakliyesi İşi Sözleşmesi\" (\"Bina Yıkım Ve Hafriyat Sözleşmesi\") imzalandığı, sözleşmenin 17. maddesi gereği vade tarihi belirlendiği ve \"Enkaz bedeli yıkım ruhsatı alındığında belirtilen banka hesabına nakden yatırılacaktır\", \"Firma Tarafından İşverene Ödenecek Tutar\" başlıklı maddesinde \"Belediyeden yıkım izninin alınmasından sonra 90.000 TL\" olarak anlaşıldığı ve yine bu sözleşmenin \"Cezai Şart\" başlıklı 9. Maddesi gereği \"Firma mücbir sebepler dışında, sözleşme konusu hizmeti yerine getirirken sözleşme şartlarında belirtilen sürelere riayet etmemesi, hizmetin geç teslimi ve hizmetin sözleşme şartlarına uygun, tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmemesi durumları gibi sözleşme konusu hizmetin firma tarafından zamanında ya da eksiksiz ifa yapılmaması durumlarında gecikilen veya sorun yaşanan her gün firma 1.000,00-TL cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt eder\" düzenlendiği, Karşıyaka Belediye Başkanlığı Kentsel Dönüşüm Müdürlüğünden yıkım ruhsatı 27.07.2021 tarihinde alındığı, sözleşme gereğince iş süresi yıkım ruhsatından sonra 25 gün olduğu, ancak davalı tarafça sözleşmeye aykırı davranılmış ve sözleşme hükümleri süresinde, tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmeye istinaden davalı şirketçe ödenmesi gereken bedel ve işin gecikmesi sebebiyle ödenmesi gereken 19.000,00 TL cezai şartın ve Belediyeden yıkım izninin alınmasından sonra 90.000,00 TL bedelin ödenmesi için Noterden davacı tarafından davalı firmaya ihtarname gönderildiği,<br>Her iki tarafa ait ticari ve defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında dava ve takip konusu faturalar ve cari hesap ilişkisi olduğu ve bundan dolayı iade faturalar da değerlendirildiğinde, takip tarihi itibariyle davalı şirketin davacıya 90.000+19.000=109.000.-TL borçlu durumda olduğu, tarafların muhasebe işlemlerinin yapılmakta olduğu Bayraklı ve Dikili ilçelerinde muhasebecileri nezdinde yapılan inceleme ve hesaplamalar sonucu tespit edildiği anlaşılmakla, davanın kabulüne'' dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından verilen 19.04.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; <br>-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 119. Maddesinde belirtilen ve kanun hükmüne bağlanan \"davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri\" dava içeriği için gerekli unsurlardan bir tanesi olduğunu, ancak dava dilekçesinde bu unsura yer verilmediğini, bu eksiklik üzerinden esasa girilmesinin mümkün olmadığını, dava dilekçesinde cümle arasına sıkıştırılmış olan müvekkili tarafından yapılan 45.000,00-TL'lik ödemenin olduğu belirtilerek dava açılmasının usule aykırı olduğunu, asıl dava dilekçesinde dava bedeli yahut harca esas değerin belirtilmediğini, davanın bedelinin belli olmadığını, yine karşı yanın 1 tane takip yapabilecek iken İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nde 2021/10924 E ve 2021/10925 E sayılı iki tane takip başlattığını, bu vesileyle müvekkilinin daha fazla yargılama gideri ve masrafa katlanmasına sebebiyet verdiğini, (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2012/6206/8203 E) huzurdaki dava açıldığında 45.000 TL ödeme yapıldığı belirtilmesine rağmen davada çıkan yargılama giderleri ve vekalet ücretleri hesaplanırken bu kısmın düşülmemesinin ise tamamen hukuka aykırı bir durum oluşturduğunu, <br>-Ayrıca yine HMK madde 24'e göre, dava konusu ve onunla doğrudan bağlantılı olarak talep konusunu belirlemenin, tasarruf ilkesinin bir gereği olduğunu, dava konusu ve değerini belirlemenin talep konusu ve değerinin esas alındığı hususlarda da ayrıca önemli olduğunu, açılan davada dava değerinin gösterilmemiş veya eksik gösterilmiş olmasının harç açısından da problem ortaya çıkardığını, bilindiği üzere dava açılırken dava değerinin binde altmış sekiz'in dörtte biri değerinde harç yatırılmasının gerektiğini, bu husus gereği Harçlar Kanunu hükümlerinin de mahkeme tarafından ayrıca dikkate alınmasının gerektiğini, dilekçede bulunması gerek temel unsurlar yerine getirilmeden açılmış olan ve dava esas değeri belli olmayan davanın usulden reddinin gerektiğini, <br>-Daha önce uyuşmazlığa konu yer için İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesinden delil tespiti talep edildiğini ve talep doğrultusunda bilirkişi incelemesi yapıldığını, davacı tarafında dava dilekçesinde delil olarak sunmuş olduğu bilirkişi tespitinden de ortada bir çelişki olduğunun açıkça anlaşıldığını, <br>-Öncelikle, müvekkil şirketin hafriyat ve yıkım alanında Türkiye genelinde hatrı sayılır firmalardan bir tanesi olmakla birlikte, yaptığı işleri maksimum özen çerçevesinde ve gerekli tüm izinleri alarak yaptığını, her zaman olduğu gibi davacı taraf ile yapılan sözleşme çerçevesinde, gereken izinleri alarak işi yapmaya başladığını, maksimum özenle de işine devam ettiğini, <br>-Davacı tarafın iddialarının somut olayda gerçeği yansıtmasının mümkün olmadığını, nitekim dava dilekçesinde; \"...yıkılmış olan binanın ise yaklaşık 400 m2 civarında olduğu tespit edilmiştir. Zemin kotundan yukarıda kalan hafriyatın yüksekliğinin ise yaklaşık 50 cm olarak ölçüldüğü ve zemini kaplayan toplam hafriyatın ise yaklaşık 20.000 m3...\" olduğunun belirtildiğini, alanında uzman bilirkişilerce yapılacak olan inceleme ve tespit ile de ortaya çıkacağı üzere, alandan toplamda 20.000 m3 lük bir hafriyatın çıkması gibi bir durumunun imkanının olmadığını, zaten binanın komplesinin yıkımından 2500 m3 moloz çıktığını, böyle bir durumun varlığının inşaat tekniğine aykırı bir durum olduğunu, mahkemece alınan bilirkişi raporunda alanda bulunan 50 cm'lik hafriyatın yaklaşık olarak 450,00 m3 civarında olması gerektiğini ve bahsi geçen eski tarihli bilirkişi raporunda belirtilen miktarın tüm binanın hafriyatından bile daha fazla bir miktar olması sebebiyle bu hesaplamanın doğru olmasının mümkün olamayacağını belirttiğini, bu raporla temel demirlerinin alınmadığının da ortada olduğunu, <br>-Üzerine değinilmesi gereken bir diğer önemli hususun ise dava dilekçesinde de bahsedilen zeminin hafriyatla kapalı olmasından dolayı binanın temeller dahil karkas yapının yıkılıp yıkılmadığının tespitinin yapılamadığını, bahsedilen söz konusu durumun oluşmasının sebebinin, zemin kısmının müvekkiline bırakılmadığı için daha doğrusu teslim edilmediği için zemin molozunun müvekkili tarafından atılamadığını, çünkü temel kısmın müvekkili şirkete teslim dahi edilmediğini, müvekkilinin iş bu sözleşme için fiyat verirken sektörünün gereği olarak temel demirlerini almak için bu şekilde fiyat verdiğini, ancak temel demirlerinin bu sözleşmeye konu işte esas kısmı oluşturduğu için ve zaten yıkımı üste para vererek yapmanın nedeni de binadaki ve temeldeki demirlerin kıymetinden dolayı olduğunu, iş bu konuda bilirkişi raporu alınıp davanın o şekilde karara çıkmasının gerektiğini, bu nedenle yapılan eksik incelemenin giderilmesi için yeniden bilirkişi raporu alınmasının gerektiğini, sözleşmeye göre temel demirlerinin müvekkiline ait olduğu ve alınan tespit raporunda ise müvekkili tarafından bu temel demirlerinin alınmadığının açıkça ortada olduğunu, yıkım tekniği olarak binanın temel demirlerinin sökülmesinin en masrafsız ve çokça demir çıkan kısmı olduğunu, <br>- Ek olarak davacı tarafından mesnetsiz bir şekilde yorumlanarak kötü niyetle ve somut dayanaktan yoksun bir şekilde öne sürülmüş olan müvekkili şirketin davacıyı işi bırakmakla, kendilerine başka bir iş verilmemesi durumunda mevcut işi de yapmayağı ile tehdit etmesi iddialarının, müvekkili şirketi ziyadesiyle rencide etmekle birlikte davacı tarafın Şirket vasfına ve olması gereken şirket profesyonelliğine hiçbir şekilde yakışmadığını, <br>Yukarıda açıklanan ve re'sen dikkate alınacak diğer sebeplerle birlikte, hem esas dava hemde birleşen dava yönünden istinaf taleplerinin kabul edilerek, dava esas değeri belli olmadığı için usulden reddine, yerel mahkemenin verdiği kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına ve davanın esastan incelenerek reddine, aksi kanaat hasıl ise dosyanın yapılan itirazlarının yerel mahkemeye gönderilerek yeniden bilirkişi raporu alınarak karar verilmesine, davacı aleyhine reddedilen miktar üzerinden kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafında bırakılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan enkaz bedelinin tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Birleşen dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart bedelinin tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İlk Derece mahkemesi tarafından asıl davanın ve birleşen davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın asıl davada ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür. <br>Davacı iş sahibi ile davalı yüklenici arasında 24.06.2021 tarihli \"... Apartmanı Yıkımı Zemin Tesviyesinin Yapımı ve Artakalan Moloz Ve Atıkların Nakliyesi İşi Sözleşmesi\" yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmeye göre davalı yüklenicinin ... Apartmanının temel seviyesine kadar yıkılması ve çıkan molozların belediyenin yasal döküm alanına taşınması işini üstlendiği; işin süresinin yıkım ruhsatından sonra 25 gün olduğu, apartmanın içinden çıkacak olan hurda malzemelerin ayrıştırılarak davalı yükleniciye ait olacağı; belediyeden yıkım izninin alınmasından sonra davalı yüklenicinin davacı iş sahibine 90.000,00 TL enkaz bedeli ödeyeceği, sözleşmenin 9. Maddesine göre davalı yüklenicinin mücbir sebepler dışında sözleşme konusu hizmeti zamanında ya da eksiksiz ifa etmemesi durumunda gecikilen veya sorun yaşanan her gün için 1.000,00-TL cezai şart ödeceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür.<br>Asıl davada davacı iş sahibi, eser sözleşmesine göre belediyeden yıkım ruhsatının 27.07.2021 tarihinde alındığını, sözleşme gereğince işin süresinin yıkım ruhsatından sonra 25 gün olduğunu, ancak davalı yüklenicinin sözleşmeye aykırı davrandığını, işi süresinde, tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediğini ve sözleşmeye istinaden ödemesi gereken enkaz bedelini ödemediğini ve başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek asıl alacak olan 90.000,00TL üzerinden harcı yatırılarak eldeki itirazın iptali davasını açmıştır.<br>Birleşen davada ise davacı iş sahibi, eser sözleşmesine göre davalı yüklenicinin sözleşmeye aykırı davrandığını, işi süresinde, tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediğini belirterek sözleşmenin 9. Maddesi uyarınca cezai şart bedelinin tahsili için başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek asıl alacak olan 19.000,00TL üzerinden harcı yatırılarak eldeki itirazın iptali davasını açmıştır.<br>Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK.) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir.<br>Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamış iken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2004 gün, 2004/9-508 E., 2004/562 K, 30.03.2005 gün, 2005/19-200 E., 2005/210 K; 08.06.2005 gün, 2005/19-270 E., 2005/365 K, 18.04.2007 gün, 2007/19-159 E., 2007/220 K., 04.07.2007 gün ve 2007/13-453 E.,2007/453 K.; 09.02.2011 gün ve 2011/13-29 E., 2011/56 K sayılı kararları). <br>İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibariyle belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Takipten sonra davadan önce yapılan ödeme yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı yoktur. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır. <br>Somut olayda, davalı yüklenicinin Karşıyaka Belediye Başkanlığı Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü'nden yıkım iznini 27.07.2021 tarihinde aldığı, taraflar arasında yapılan eser sözleşmesine göre belediyeden yıkım izninin alınmasından sonra davalı yüklenicinin davacı iş sahibine 90.000,00 TL enkaz bedeli ödeyeceği kararlaştırıldığından davalı yüklenicinin enkaz bedelini ödemekle yükümlü olduğu anlaşılmıştır. Ancak davacı iş sahibi tarafından enkaz bedelinin tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldıktan sonra davalının davadan önce 05.11.2021 tarihinde 45.000,00TL ödeme yaptığı anlaşıldığından Mahkemece; takip tarihinden sonra ancak dava açılmadan önce yapılan ödemenin 6098 sayılı Kanunun TBK 100. maddesi gözetilerek öncelikle ödeme tarihine kadar işlemiş faizden, kalanı da asıl alacaktan mahsup edilmek sureti ile hesaplanması gerektiği dikkate alınarak, alanında uzman bir bilirkişiden taraf ve yargı denetimine elverişli şekilde rapor alınmak suretiyle sonucuna uygun şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan asıl davada davalı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmüştür.<br>Kaldırma sebep ve şekline göre birleşen davada davalı vekilinin istinaf isteminin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından asıl davada davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına; kaldırma sebep ve şekline göre birleşen davada davalı vekilinin istinaf isteminin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Asıl davada davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KABULÜ ile,<br>2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.02.2023 tarih ve 2021/934 Esas, 2023/132 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Kaldırma sebep ve şekline göre birleşen davada davalı vekilinin istinaf isteminin BU AŞAMADA İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>5-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, <br>6-Asıl ve birleşen davada davalı tarafından yatırılan toplam (179,90 TL + 324,48 TL + 1.536,98 TL) 2.041,36 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran asıl ve birleşen davada davalıya iadesine, <br>7-Asıl ve birleşen davada davalı tarafından yatırılan 984,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>8-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddeleri gereğince, kesin olmak üzere, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5ff30bd70da91b28","SID":"123643d1f7f6fa10"}}