{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T. C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/19 <br>KARAR NO\t: 2026/503<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ    K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/09/2024<br>NUMARASI: 2022/13 Esas 2024/769 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>DAVA TARİHİ: 05/01/2022<br>İSTİNAF KARARININ <br>VERİLDİĞİ TARİH: 25/03/2026<br>YAZILDIĞI TARİH: 26/03/2026<br>Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/13 Esas 2024/769 Karar sayılı kararı davalı vekili  tarafından istinaf incelemesi için dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sürücü ..., ... tarihinde 09:45 civarında yönetimindeki ... plakalı minibüs nitelikli aracı aracı ile Kayseri ili ... İlçesi ... Mahallesi istikametinden ... İlçesi istikametine seyir halinde iken Kayseri ili,... ilçesi, ... Mah....-... ... Mahalle yolu ... Mahallesi Mezarlığına geldiği esnada ... İlçesi istikametinden gelen sürücü müteveffa ... yönetimindeki tescilsiz ... marka motosiklete şerit tecavüzü ve aynı zamanda hız ihlali suretiyle çarpmış mezkür olay sonucu davacının eşi ... feci bir şekilde vefat etmiş, motosiklette yolcu olarak arkada oturan davacı ... ise ağır yaralanmış, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesinde uzunca bir süre yoğun bakımdan kalmış olduğunu, davacı ...’in eşi ... olan desteğinin ölümü nedeniyle maddi-manevi açıdan mağdur olmuş olduğunu, olay Yeri Trafik Kazası Tespit Tutanağı ve Soruşturma Dosyasından Alınan Kusur İzafesine İlişkin Bilirkişi Raporuna dilekçede bahsedilen şekilde İtirazları olduğunu, hakikatın açığa çıkması için mahkemece keşif yapılmasını talep ettiklerini, kaza yerindeki azami hız limiti 50 km./sa olup Müteveffa’ca bu hız limiti aşılmadığını, müteveffanın o anki hızı en fazla 38 km.olduğunu, zira mezkür aracın hızı en fazla 40 km/sa olabilmekte olduğunu, çünkü davacının çocukları 2014 yılında şu an için 69 yaşında olan babalarının o günkü yaşına uygun olarak sıfır motor olmayan (2. el düzeyinde en fazla saatte 40 km hız yapan) bir motosiklet almış olduklarını, bu hususun makine mühendisi bir bilirkişi tarafından tespit edilebilir olduğunu, kaldı ki müteveffa ...’in kaza yerinde hız yaptığına dair fren izi dahil hiçbir somut delil bulunmadığını, ... plakalı araç minübüs olup, ticari nitelik taşıdığından (avans) faizi talep edilmiş olduğunu, davacıların yaşadıkları acı ve üzüntü nedeni ile manevi tazminat talepleri olduğu belirterek, araç üzerinde tedbir ile, fazlaya ilişkin talep ve her türlü hak ve ek dava açma hakkları saklı kalmak kaydıyla ve maddi zararın tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere ; Davacı ...'in eşi ...'in desteğinden yoksun kalmış olması nedeniyle şimdilik 100,00-TL maddi tazminat bedelinin (destekten yoksun kalma tazminatı) güvence hesabının temerrüde düştüğü 28.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte diğer kusurlu şahsın kusuruna düşen sorumluluk dahil olmak üzere limit sınırları içerisinde 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 61. Ve 163. Maddeleri ile 2918 sayılı KTK’nın 88/1. maddesi gereği teselsül hükümleri uyarınca davalılar ... ve ...’den müştereken ve müteselsilen tahsiline ilişkin HMK 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası ile, Müteveffa ...'in trafik kazasın feci bir biçimde vefatı nedeniyle eşi davacı ... için 40.000-TL manevi tazminat; müteveffanın ...,...,...,...,... isimli 5 adet çocuğunun her biri için 15.000'er TL den olmak üzere toplam 75.000-TL (eş ve çocuklar için toplam 115.000-TL olmak üzere) manevi tazminatın  davalı ...'den olay günü olan ... tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte (bu kısım davamızı ... dışındaki davalıya yöneltmekteyiz) tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davalı ...'in sevk ve idaresindeki aracın kaza tarihini kapsar şekilde sigortalı olup, iş bu davanın davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle usulden  reddi gerekmekte olduğunu, Davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç kaza tarihi olan ... tarihini de kapsar şekilde ... Poliçe Numarası İle ... A.ş. tarafından sigortalanmış olduğunu,  kazanın meydana geldiği tarihte aracın sigortası olduğundan dolayı iş bu davada davalı ...'na husumet yöneltilmesi de usul - yasaya aykırılık teşkil etmekte olduğunu, bu sebeple öncelikle iş bu davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddi yönünde karar verilmesi gerekmekte olduğunu, davacı tarafından başvuru şartı yerine tam olarak getirilmemiş olduğunu, buna göre; Genel Şartların B.2 maddesi kapsamında talep edilen belgeler ibraz edilmediği sürece de başvuru şartı yerine getirilmiş sayılmayacağını, davacı tarafça davalı şirket tarafından değerlendirme yapılabilmesi için talep edilen belgeler temin edilmemiş olduğunu, bu sebeple iş bu dava kötüniyetli olarak ikame edilmiş olduğunu, bu hususa ilişkin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2020/890 Esas, 2021/904 Karar Sayılı İlamının bulunduğunu, sunulan Bölge Adliye Mahkemesi kararından da görüleceği üzere  davacı tarafından başvuru şartı tam olarak yerine getirilemediğinden 6704 sayılı kanun gereği başvuru şartı tam olarak yerine getirilmeksizin açılan huzurdaki davanın başvuru şartı eksikliği nedeniyle reddi gerekmekte olduğunu, kazanın oluşumunda  kusur oranı tespit edilmesi gerektiğini, soruşturma aşamasında  alınan kusur raporlarının hukuk hakimin bağlaması Türk Borçlar Kanunu'nun 74/1. Maddesi mümkün olmadığını, bu nedenle kazanın oluşumunda davacının eşi ...'in kusurunun bulunup bulunmadığı belirlenmesi gerektiğini, sosyal güvenlik kurumu ve ... plakalı araç sürücüsü  tarafından kaza nedeniyle davacıya maddi tazminata mahsuben ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun sorulması gerekmekte olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın taleplerini somutlaştırması gerekmekte olduğunu, davalı kurumun sorumluluğu teminat limitleri dahilinde olduğunu, sorumluluğu aşar nitelikte karar verilmemesi gerekmekte olduğunu, Kaza tarihi olan ...  tarihi itibariyle teminat limiti 430.000 TL olup bu miktarı aşacak nitelikte karar verilmemesi gerekmekte olduğunu, aynı zamanda davalı kurum aleyhine hükmedilecek harç/yargılama gideri ve avukatlık ücreti de teminat limit tutarıyla sınırlı olması gerekmekte olduğunu, davalı kurumun temerrüdü dava tarihi itibariyle oluşmuş olup davalı kurum ticari şirket olmadığından yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, davanın ... plakalı aracın sigorta şirketi olan ... şirketine ihbarını talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı kurum; ödenen tazminat ile iş bu dosya ile bir tazminat hükmedilirse, bu tazminatları Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 16. Maddesi uyarınca sigorta şirketine  rücu   etme hakkı bulunmakta olduğunu, bu nedenle iş bu davanın ...   plakalı aracın sigorta şirketi olan ... A.Ş'ye   ihbar edilmesi gerekmekte olduğunu belirterek davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise Haksız, yersiz ve kötü niyetli olarak açılmış İş bu davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda Maddi Tazminat Davasının Kısmen Kabulü Kısmen Reddi İle, ölenin müterafik kusurunun bulunması nedeni ile tazminat miktarından %20 oranında indirim yapılması ile, davacı ... için 808.281,07 TL destekten yoksun kalma tazminat bedelinin davalı ...’den olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ...ndan poliçe limiti ile olan 430.000 TL ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 28/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Manevi Tazminat Davasının Kabulü İle, davacı ... için 40.000,00 TL, diğer davacılar ..., ..., ... ... ve ... için ise ayrı ayrı 15.000,00’er TL olmak üzere toplam 115.000,00TL manevi tazminat bedelinin davalı ...’den olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacılara hakettikleri bedelin ayrı ayrı verilmesine karar verildiği görüldü. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafından başvuru şartlarının  tam olarak yerine getirilmeden dava açıldığını, mahkemenin bu hususu gözetmeden karar verdiğini, dosya içerisinde ki kusur raporları arasında ki çelişkilerin giderilmeden karar verildiğini, mütefarik kusura ilişkin değerlendirme yapılmadığını, dosya kapsamında yapılan aktüer hesaplamalarda TRH 2010 yaşam tablosu  ve teknik faiz uygulanması gerekmekte iken yerel mahkeme tarafından itirazlarının değerlendirilmediğini, müvekkili kurumun sorumluluğunun teminat limitleri dahilinde olduğunu, sorumluluğu aşar nitelikte karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin temerrütünün dava tarihi itibari ile oluştuğunu, faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, trafik kazasından kaynaklı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53.maddesi gereği destekten yoksun kalma tazminatından oluşan maddi tazminat  ve aynı kanunun 56/2.maddesi gereği manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/09/2024 tarih, 2022/13 Esas, 2024/769 Karar sayılı kararı ile davacı tarafça açılmış olan trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat davasının kısmen kabul , kısmen reddine,  manevi tazminat  davasının ise kabulüne karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı süresi içerisinde davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. \t<br>İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355 maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür.<br>5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/b maddesinde rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için zorunlu sigortalara ilişkin olarak koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların, bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla ... oluşturulacağı, yasanın geçici 2. maddesine dayanılarak çıkarılan Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 16/c maddesinde zarardan sorumlu olan kişilere, hesaptan yapılan ödemeler nedeniyle rücu hakkının kullanılacağı düzenlenmiştir.<br>Güvence Hesabı yönetmeliğinin 9. maddesinde<br>b) Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış  olanların neden olduğu bedensel zararlar için, başvurulabileceği<br>Güvence Hesabı yönetmeliğinin 16. maddesinde<br>(1)Hesaptan yapılan ödemeler nedeniyle;<br>a) Zorunlu sigorta yaptırmayan veya geçerli teminat tutarları üzerinden zorunlu sigortaları yaptırmayan kişilere,<br>b) Sorumlunun sonradan belli olması halinde bu kişilere veya yükümlü sigorta şirketine,<br>c) Zarardan sorumlu kişilere veya yükümlü sigorta şirketine,<br>ç) 9 uncu maddenin birinci fıkrasının (ç) bendine göre yapılan ödemeler çerçevesinde yükümlü sigorta       şirketine,<br>d) 9 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre yapılan ödemeler nedeniyle Büroya, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde rücû edilir.\" hükmüne haizdir.<br>Bu halde Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 9/b maddesi uyarınca, rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar ...ndan talep edilebilir. Aynı yönetmeliğin “Rücû hakkının kullanılması” başlıklı 16. maddesi (a) bendi uyarınca da, hesaptan yapılan ödemeler nedeniyle, zorunlu sigortasını yaptırmayan kişilere veya zarardan sorumlu kişilere davacının rücu hakkı vardır. ...nın rücu edebileceği tazminat tutarı, sigortasız araç sürücüsünün kusur oranına ve zarar görenlerin gerçek zararına göre belirlenir. Bu halde, trafik sigortası olmayan araçlar yönünden tazminat ödeme yükümlülüğü olan ...,  Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 9/b ve 16/a. maddeleri uyarınca ödediği tazminatı, zorunlu trafik sigortasını yaptırmayan ve zarardan sorumlu olan kusurlu araç işleteninden isteyebilecektir. (Yargıtay 17. HD 2013/15017E., 2015/2703K.; 2016/8967E.,2016/7348 K.;2014/988 E., 2016/8870 K. )<br>Somut olayda, trafik kazasına sebebiyet vermiş olan aracın trafik kazasının meydana geldiği ... tarihi itibariyle ZMMS poliçesi tespit edilemediğinden;  Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 9/b. maddesi gereğince trafik kazası neticesinde cismani zarara uğrayan davacının zararının tazminini ...ndan talep edebileceği, davalı ... vekilinin davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115. maddesi “(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.<br>(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.<br>(3)Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.” düzenlemesini içermektedir.<br>2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almakta olup, dava şartları, davanın esası hakkındaki yargılamanın devamı için gerekli olan şartlar olup, davanın açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. Bu nitelikleri gereği de eksiklik bulunması halinde tamamlanabilir olup olmadıklarına göre ve 6100 sayılı Kanun'un HMK'nın 114 ile 115 inci maddelerindeki düzenlemeler kapsamında ele alınmaları gerekir. Davanın esasına girilmesine engel olacak nitelikteki dava şartı eksiğinin giderilmesinin her zaman mümkün olduğu durumlarda, 6100 sayılı Kanun'un 115/2 nci maddesi gereği eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilip sonucuna göre karar verilmelidir.<br>6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun “Dava şartı olarak arabuluculuk” başlığı altında düzenlenen  18/A maddesinin (18) numaralı bendinde “Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz.” hükmü yer almıştır.  2918 sayılı Kanun'un 97 nci maddesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği dava şartı olarak düzenlenmiş olup, ayrıca arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gereklidir.(Yargıtay 4.HD'nin 27/02/2024 tarih ve 2022/2982 E. 2024/2110 K.sayılı ilamı)  <br>2918 sayılı KTK'nın 99. maddesine göre hak sahibince usulüne uygun olarak temin edilmiş belgelerin sigortaya iletildiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemeyen sigorta temerrüte uğramış sayılır ve temerrüte uğramış olduğu tarihten itibaren hak sahibine faiz ödemelidir.<br>Somut olayda, davacı tarafça eldeki dava açılmadan önce  davalı ...na yönelik 21/10/2021 tarihli başvuru dilekçesinin düzenlenmiş olduğu ve bu dilekçeye istinaden davalı ... davacı tarafa herhangi bir ödemede bulunulmadığı, ancak birtakım belgelerin sunulması gerektiğinin davacı tarafa bildirildiği; davacı tarafça davalı ... tarafından istenen belgelerle 16/12/2021 tarihinde ...na yeniden başvuruda bulunduğu ve ... tarafından herhangi bir ödemede bulunulmadağı; yine davacı tarafça dava açılmadan önce 06/12/2021 tarihinde arabulucuğa başvurulduğu ve tarafların anlaşamaması üzerine 20/12/2021 tarihinde arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşılmakla; Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre, dava öncesinde alternatif çözüm yollarından birisi olan tahkime ve arabuluculuğa başvurulması halinde, KTK'nın 97.maddesi uyarınca sigortaya başvuru şartının yerine getirilmiş sayılacağı, ancak dava öncesinde arabulucuya başvurulduğu takdirde, tarafların anlaşamaması halinde, arabulucuya başvurulması ile davalı ...nın davaya konu edilen destekten yoksun kalma tazminatı bakımından, 06/12/2021 tarihinde sigorta arabuluculuğa başvuru yapılmış olması, arabulucuya başvurulması nedeniyle davalı ...na başvuru şartının ortadan kalktığı, arabuluculuğa başvurunun dava açılmasının alternatif çözüm yollarından birisi olduğu husus dikkate alınarak, 06/12/2021 arabulucuğa başvuru tarihi itibariyle davalının temerrüte düştüğünün kabulü gerektiğinden, davalı ... vekilinin dava tarihi itibariyle başvuru dava şartının yerine getirilmediği, davalı ...nın temerrüte düşürülmediği yönündeki istinafının yerinde olmadığı, ancak arabuluculuğa başvuru tarihi olan 06/12/2021 tarihinde temerrüte düştüğü, dolayısıyla hükmedilen tazminata davalı ... yönünden 06/12/2021 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği kanaatine varılmış ise de mahkemece 28/12/2021 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiş olup, davacı tarafça bu hususta istinafa gelinmemiş ve kamu düzenine ilişkin olmayan bir husus  da olduğu dikkate alınarak, istinaf edenin sıfatı da gözetilerek,  davalı  ... vekilinin, başvuru şartının yerine getirilmediği ve davalı ...nın temerrüte uğramadığı yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>Trafik kazası ile ilgili olarak, ceza dosyasında alınan kusur bilirkişisi raporu, eldeki davada alınan kusur bilirkişisi raporu ile aynı trafik kazasına bağlı olarak açılmış olan diğer tazminat davalarında alınmış olan kusur bilirkişisi raporlarının tutarlı olup, birbiriyle çelişkili olmaması gerekir. Raporlar arasında çelişki olduğu takdirde çelişkinin mahkemece Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik kürsüsünden seçilecek heyetten ya da İTÜ trafik kürsüsünden seçilecek heyetten rapor aldırılmak suretiyle çelişkinin giderilmesi gerekir.<br>Somut olayda, eldeki dosyada Ankara ATK'dan alınmış olan ...tarihli kusur raporunda trafik kazasının meydana gelmesinde motorsikletin şerit ihlali yapmış olması ihtimalinde ... plaka sayılı araç sürücüsü davalı ...'in %25 oranında kusurlu, müteveffa motorsiklet sürücüsü ...'in ise %75 oranında kusurlu olduğunun, ... plaka sayılı aracın şerit ihlali yapmış olması ihtimalinde ise ... plaka sayılı araç sürücüsü davalı ...'in %100 oranında kusurlu olduğunun, müteveffa motorsiklet sürücüsü ...'in ise herhangi bir kusurunun olmadığının rapor edildiği; yine eldeki dosyada İTÜ trafik kürsüsünden seçilen heyetten alınmış olan ... tarihli kusur raporunda trafik kazasının meydana gelmesinde ... plaka sayılı araç sürücüsü davalı ...'in %75 oranında kusurlu, motorsiklet sürücüsü mütüveffa ...'in ise %25 oranında kusurlu olduğunun rapor edildiği ve çelişkinin giderilmesi yönünde Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik kürsüsünden seçilen heyetten alınmış olan ... tarihli kusur raporunda ise trafik kazasının meydana gelmesinde ... plaka sayılı araç sürücüsü davalı ...'in %100 oranında kusurlu olduğunun, motorsiklet sürücüsü müteveffa ...'in atfi kabul herhangi birkusurunun olmadığı, ancak kask takmamış olmasının ölümü ile illiyetli olduğunun rapor edildiği ve bu raporunu hükme esas alındığı; davalı ...'in sanık olarak yargılandığı Develi Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2024/170 E.sayılı dosyasında İstanbul ATK'dan alınmış olan kusur raporunda trafik kazasının smeydana gelmesinde ... plaka sayılı araç sürücüsü davalı sanık ...'in asli kusurlu olduğunun, motorsiklet sürücüsü müteveffa ...'in atfi kabul herhangi bir sürüş kuralı ihlalinin olmadığının, ancak kask takmamış olamsı nedeniyle alt düzeyde kusurlu olduğunun  rapor edilmiş olduğu; hükme esas alınan raporla çelişkilerin giderilmiş olduğu, raporun ceza dosyasında alınan kusur raporu ile uyumlu olup, müteveffanın kask takmamış olmasının müteveffanın yaralanmasına ya da zaranın artarak ölümüne sebebiyet vermiş olması nedeniyle  müterafik kusurunun olduğunun mahkemece dikkate alınmış olduğu değerlendirildiğinde, hükme esas alınan kusur raporunun olayın olay oluş şeklini doğruladığı kanaatine varılmış olmakla,davalı ... vekilinin kusura yönelik aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (..., .... Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (..., ..., Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418)<br>Davacının kazaya karışan  motorsiklet sürücüsü desteği ...'in kask takmadığı  tespit edilmiş olmakla; davacının desteğinin, trafik kazası ile illiyet bağı sonucu oluşan maluliyetinin, davacının desteğinin maluliyete uğrayan vücudunun bölgeleri dikkate alındığında davacının desteğinin kask takmış olsaydı bile gerçekleşeceği kanaatine varılamadığından,  davacının desteğinin kask takmamış olması nedeniyle meydana gelen maluliyetin gerçekleşmesinde ya da artmasında müterafik kusurunun bulunduğu (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/18418 Esas,  2019/8398 Karar sayılı ilamı) bu itibarla Mahkemece aktüerya bilirkişisi tarafından davacı ... için hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmış olması isabetli olup, davalı ... vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>Bedeni zararlara ilişkin teminat limiti ile tedavi giderlerine ilişkin teminat limiti birbirinden bağımsız olup, birinin tüketilmesi halinde davalı sigortanın tüm yükümlülüklerini yerine getirerek sorumluluğunun sona ereceğinden bahsetmek olanaklı değildir. Kazada yaralanan kişi, maluliyetin oluşması halinde oluşacak sürekli iş göremezlik zararını ve desteğin ölümü halinde bedeni zararlar klozundan, bakıcı gideri, zararlarını ise tedavi giderleri klozundan karşılamak üzere talep edebilir.(Yargıtay 17.HD.’nin 2015/18540 E. 2017/7764 K. 14/09/2017 tarihli ilamı) . Poliçe limitinin belirlenmesinde zararın aslı olan tazminat dikkate alınmakta; faiz, vekalet ücreti, yargılama giderleri gibi feri nitelikte zararlar poliçe limiti haricinde tutulmaktadır. <br>Somut olayda, mahkemece aktüerya bilirkişisi tarafından davacı ... için hesap edilen ve mahkemece %20 müterafik kusur indirimi yapılması neticesinde hükmedilen 808.281,07 TL. destekten yoksun kalma tazminatının, bedeni zararlar klozu yönünden 430.000-TL. limitin üstünde olması ve davacı vekilinin talebi değerlendirilmek suretiyle poliçe limiti aşılmaksızın davacı lehine 430.000-TL. destekten yokusn kalma tazminatına hükmedilmiş olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>01/06/2015 tarihinden önce meydana gelmiş olan trafik kazalarında cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında Yargıtayca PMF - 1931 yaşam tablosu esas alınıyor ve %10 artırım %10 iskonto yöntemiyle zarar görenlerin tazminat alacağı hesaplanıyordu. 01/06/2015 tarihinde yeni Genel Şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte, 01/06/2015 tarihinden sonra meydana gelen ve 01/06/2015 tarihinden sonra düzenlenmiş olan poliçelerde PMF 1931 yaşam tablosu ve %10 artırım %10 iskonto yönteminden vazgeçilerek poliçelerin eki niteliğindeki genel şartlar gereğince tazminat hesabında TRH - 2010 yaşam tablosu ve 1,8 Teknik Faiz yöntemi kullanılmaya başlanıldı. Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarih 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK’nın 90. ve 92. maddelerinde “genel şartlara” atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar ... tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesince zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup  TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir.  (Yargıtay 17.HD.’nin 2019/5206 E. 2020/8874 K. 22/12/2020 tarihli ilamı)<br>Somut olayda, davacı ...'in destekten yoksun kalma tazminatında hükme esas alınan aktüerya bilirkişisi raporunda, TRH 2010 yaşam tablosu ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi esas alınmak ve bakiye ömür dikkate alınmak suretiyle hesaplanmış olduğu anlaşılmakla;  ... tarihinde ... sayılı RG'de aynı gün yürürlüğe giren 7327 kanun numaralı \"İCRA VE İFLAS KANUNU İLE BAZI KANUNULARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN'un; 18. maddesi ile 2918 sayılı KTK'nun 90. maddesine yapılan değişiklik neticesinde \"...sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2'yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat üniteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak, hesaplanır...\" hükmünün 19/06/2021 tarihinden sonraki kazalar neticesinde açılan tazminat davalarında uygulanacağı, ancak 2918 sayılı KTK'nun 90.maddesinde 7327 kanun numaralı \"İCRA VE İFLAS KANUNU İLE BAZI KANUNULARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN'la yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 tarihli ve E.:2021/82, K:2022/167 sayılı ile iptal edildiği hususu dikkate alındığında; mahkemece davacıların destek zararının TRH 2010 yaşam tablosu ve %10 artırım, %10 iskonto yöntemi esas alınmak ve bakiye ömür dikkate alınmak suretiyle hesaplanması isabetli olup, davalı ... vekilinin TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 Teknik faiz yöntemi esas alınmak ve bakiye ömür dikkate alınmak suretiyle daha az destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi gerektiği yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>6100 sayılı HMK'nın “Yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 326. maddesinde ise “(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.(3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir” hükmüne yer verilmiştir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323. Maddesindeki düzenlemeye göre, yargılama gereğince yapılan giderler yargılama giderleri kapsamındadır. Yine aynı kanunun 330. maddesine göre de kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.<br>Somut olayda, mahkemece davanın hakkaniyet indirimi neticesinde kısmen kabulüne karar verilmiş olmakla, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin hesaplanmasıyla ve bu yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı ...nın 430.000-TL. poliçe limiti ile sorumluluğu dikkate alınarak  davalı tarafa yükletilmesi gerektiği hususunda herhangi bir hata yapılmadığı kanaatine varılmış olmakla, davalı ... vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>Yukarıda izah edilen sebeplerle, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kanunun olaya uygulanmasında  hata edilmediği anlaşılmakla,  davalı ...  vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;<br>1-)Davalı ... vekilinin  istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi  gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-)İstinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 29.373,30 TL istinaf karar harcından davalı tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 7.343,30 TL harcın mahsubu ile eksik kalan  22.030,00 TL istinaf karar  harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, <br>3-)İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>4-)Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,<br>5-) İstinaf yargılaması bakımından davalı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine,<br>6-)Kararın kesin olmaması nedeni ile tebligat işlemlerinin dairemizce yerine getirilmesine, <br>Dair; tarafların yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b/1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca Yargıtay yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 25/03/2026\t\t\t<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5790d10a23f3be44","SID":"5a2c95c097153d00"}}