{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/970 - 2026/400<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2024/970 <br>KARAR NO\t: 2026/400<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20.05.2024<br>NUMARASI\t\t: 2022/586 Esas 2024/415 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 04.03.2026<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 09.03.2026<br><br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalı ... Turizm Petrol Ürünleri Pazarlama Ve  Ticaret Limited Şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 17.07.2014 tarihinde davalıların sürücüsü, maliki ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı araç ile  davacı yaya ...'ya çarpması sonucu  trafik kazasının meydana geldiğini, kaza tespit tutanağı ile ...'nın asli kusurlu, ... plakalı aracın sürücüsü ...'nun ise tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, sürücü ... hakkında ceza davası açıldığını, davacı yaralanan ... ile anne ve babası olan diğer davacıların manevi olarak zarar gördüğünü belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için belirsiz alacak olarak 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 300,00 TL maddi tazminatın, kısmi dava olarak 2.500,00 TL tedavi gideri ve diğer masraflar olmak üzere toplam 2.800,00 TL maddi tazminatın 17.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan, davacı ... için 15.000,00 TL, davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın 17.07.2014 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi müştereken ve müteselsilen davalılar ... Turizm Petrol Ürünleri Pazarlama ve Ticaret Ltd. Şti ile ...'ndan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 27.03.2024 tarihli talep artırım dilekçesi ile davacı ... için sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 251.352,58 TL, bakıcı gideri tazminatı talebini 567,00 TL olacak şekilde davalılar ... sigorta AŞ ve ... yönünden artırmıştır.<br>\tDavalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının 17.07.2014 tarihindeki trafik kazasından dolayı yaralanmasına neden olduğu iddia edilen ... plakalı aracın davalı şirkete trafik poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçeye göre sakatlanma ya da ölüm halinde ise şahıs başına azami 268.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, kaza tarihinin çok eski olması nedeniyle davacıdaki iddia olunan arazlar ile davaya konu trafik kazası arasında illiyet bağının mevcudiyetinin belirlenmesi ve müterafik kusurun değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davalının kusursuz olduğunu, davacının sürekli sakatlığa uğrayıp uğramadığı ve uğradığı kanaatine varılırsa bunun dava konusu kaza ile illiyetinin olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... Turizm Petrol Ürün. Paz. Ve Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, görevli ve yetkili mahkemenin Gaziantep Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davalının davaya konu trafik kazasına karışan aracı uzun süreli olarak kiralamış olduğundan Karayolları Trafik Kanununa göre işleten olarak herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını davacının söz konusu kazada asli ve tam kusurluğu olduğunu, davacının manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, davanın ... İnş. Taah. Turizm Elek. Proje Dan. San. Ve Tic. Ltd. Şti'ye ihbar edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; kusur yönünden alınan 09.05.2023 tarihli bilirkişi raporu ile kazaya sebep olayın meydana gelmesinde davacının %75 oranında, davalı sürücünün %25 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, yine ceza dosyası kapsamında sunulan Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 06.05.2015 tarihli raporu ile kusur belirlemesinin uyumlu olduğu, kazanın meydana gelmesinde davacının %75 oranında, davalı sürücünün %25 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiği, davacının kaza tarihi olan 17.07.2014 tarihinde 8,5 yaşında olup, TRH2010 yaşam tablosuna göre muhtemel yaşam süresinin 65,12 yıl olduğu, aktif çalışma hayatında olmadığı, gelirinin bulunmadığı, hükme esas alınabilir nitelikteki 03.03.2023 tarihli raporu ile kazaya bağlı çalışma ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının %9,0 olduğu, sekel halini aldığı ve sürekli olduğu, bakıcı ihtiyacının 2 ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, davacının bu kapsamda hükme esas alınabilir nitelikteki 30.10.2023 tarihli aktüer ve doktor bilirkişi heyetinin kök ve ek raporları gereği TRH2010 yaşam tablosu, prograsif rant %10 artırım %10 yöntemi, bilinen son asgari ücret dikkate alınarak, davacının %75 kusuru oranında zararı hesap edilen raporu dikkate alındığında; dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvuru şartını yerine getiren davacının çocuk olması nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatına hak kazanmadığı, sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatlarına hak kazandığı, davacı lehine, talebini artırması neticesinde, 567,00 TL bakıcı gideri, 251.352,58 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 251.919,58 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerekmekte iken matematiksel maddi hata neticesinde 254.519,58 TL maddi tazminata hükmedildiği, davalı ... Turizm Petrol Ürünleri Pazarlama ve Ticaret Ltd. Şti yönünden ise davalının işleten sıfatını taşıdığı, taleple bağlı kalınarak 100,00 TL bakıcı gideri ve 100,00 TL sürekli iş göremezlik gideri olmak üzere toplam 200,00 TL tazminata hükmedilmesi gerektiği, tedavi gideri tazminatı talebi yönünden bir hüküm tesis edilmemiş ise de HMK 305/A maddesi uyarınca taraflarca bu hususta talepte bulunulması halinde değerlendirilmesi gerektiği belirilerek, davacı ...'nın maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 567,00 TL bakıcı gideri, 251.352,58,00 TL sürekli iş göremezlik gideri olmak üzere toplam 254.519,58 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden 04.08.2022, davalı ... yönünden dava tarihi olan 01.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ... Turizm Petrol Ürünleri Pazarlama ve Ticaret Ltd. Şti yönünden ise 100,00 TL bakıcı gideri ve 100,00 TL sürekli iş göremezlik gideri olmak üzere toplam 200,00 TL'nin 01.09.2022 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacıların manevi tazminat davsının kısmen kabulü ile ...'nın 5.000,00 TL, davacı ...'nın 2.500,00 TL, davacı ...'nın 2.500,00 TL manevi tazminatın davalılar ... Turizm Petrol Ürünleri Pazarlama ve Ticaret Ltd. Şti ile ... yönünden 17.07.2014 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş, karara karşı davalılar ... Turizm Petrol Ürünleri Pazarlama Ve  Ticaret Limited Şirketi vekili ve ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı ... Turizm Petrol Ürünleri Pazarlama Ve  Ticaret Limited Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece eksik incelemeye dayalı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, meydana gelen olayda davalının işleten sıfatı olmadığını, davalının davaya konu trafik kazasına karışan aracı uzun süreli olarak kiralamış olup işleten olarak herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davalı ... İnş. Taahhüt Turizm Elektronik Proje Danışmanlık San. Ve Tic. Ltd. Şti arasında 13.06.2013 tarihinde \"Operasyonel Filo Şoförsüz Araç Edindirme Hizmet Alımına Ait Sözleşme\" imzalandığını, sözleşme kapsamında ... plakalı aracın 01.07.2013 tarihinde ... şirketine teslim edildiğini, davalı şirkete ait olan ... plakalı aracın kaza tarihinde ... şirketinde olup ... plakalı aracın işleteni ... şirketi olduğunu, traflar arasında imzalanmış olan araç kiralama sözleşmesi, araç teslim tutanağı ve kira bedellerine ilişkin faturaların sunulduğunu, 01.08.2023 tarihli bilirkişi raporu ile davalı şirkete ait olan ... plakalı aracın 13.06.2013 tarihinde dava dışı ... İnş... Ltd. Şti. İle yapılan \"Operasyonel Filo Şoförsüz Araç Edindirme Hizmet Alımına Ait Sözleşme\" kapsamında kiralanmış olduğu, kira sözleşmesi neticesinde ... Plakalı ... 2013 model aracın 01.07.2013 tarihinde kiracı ... İnş... Ltd. Şti.' ne teslim edildiği ve kira sözleşmesinin 30.11.2015 tarihinde sona erecek olduğu hususlarının tespit edilmesine rağmen yerel mahkemece aksi şekilde hüküm kurulduğunu, talep edilen bütün alacak kalemlerinin zamanaşımına uğramasına rağmen zamanaşımı değerlendirilmeden davanın kabulüne karar verildiğini, davacının asli ve tam kusurlu olarak davaya konu trafik kazasına sebebiyet verdiğini, kusur tespitinin hatalı olduğunu, ceza mahkemesinde dinlenen tanıklardan hiç birinin araç şoförünün yönetimindeki aracın hızlı olduğuna ilişkin beyanı bulunmadığını, maluliyet tespitinin de hatalı yapıldığını, maluliyete davacının sebebiyet verdiğini, hesap bilirkişi raporunda işlemiş ve işleyecek dönem hesabının fazla yapıldığını, yapılan hesaplamanın hatalı ve yanlış olduğunu, ATK 3. İhtisas Kurulundan maluliyet raporu alınması gerektiğini, talep edilen ve yerel mahkeme tarafından kabul edilen manevi tazminat miktarının fahiş nitelikte fazla olduğunu belirterek; kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının kalıcı sakatlık oranına ilişkin hükme esas alınan maluliyet raporunun yasa ve ilgili yönetmeliğe ZMMS Trafik Poliçesi Genel Şartlarına açıkça aykırı olduğunu, maluliyet raporlarının birbiriyle çelişkili olup bu çelişkinin ATK 3. İhtisas Dairesinden alınacak raporla giderilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderleri tazminatlarının teminat dışında bırakıldığını, dosyaya kazandırılan maluliyet raporunda, muayeneye ilişkin açıklamalarda sadece arazın geçmiş hikayesi ve bulgulara yer verilmiş olup, değerlendirme yapılmadığını, farklı arazlar için ilgili ana bilim dalı uzmanı olmaksızın maluliyet raporunun düzenlenmesinin mevzuata aykırı olduğunu, zamanaşımına yönelik itirazların ilk derece mahkemesince usul ve yasaya aykırı bir şekilde reddedildiğini belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir.\t<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tHMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>\tDavanın trafik kazası nedeniyle yaralanarak cismani zarara uğradığını ileri süren davacının işleten ve sürücünün hukuki sorumluluğu ile ZMMS poliçesi kapsamında sürekli ve geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi gideri tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davacı ...'nın bakıcı ve sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin maddi tazminat davası ile davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br>\t1.\tDavalı tarafça süresinde cevap dilekçesi ile zamanaşımı defi ileri sürülmüş, istinaf dilekçesinde de zamanaşımı yönünden istinaf itirazında bulunulmuştur. 6098 Sayılı TBK'nın 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. 2918 Sayılı KTK'nın 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Maddenin özellikle 2. fıkrasında \"dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa\" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir.<br>\t7226 Sayılı Kanun’la yapılan düzenleme ve bu Kanun kapsamında Cumhurbaşkanı Kararıyla yapılan süre uzatımı ile 13.03.2020 ve 15.06.2020 tarihleri (bu günler dahil) arasında zamanaşımı ve hak düşürücü süreler ile aynı Kanun’da sayılan diğer süreler durdurulmuştur. Bunun diğer anlamı, arada geçen süreler, asıl sürelere eklenecektir. Bu arada geçen süre 95 gün olduğundan zamanaşımı ve hak düşürücü süreler hesaplanırken, süre başlangıcına bu 95 gün de eklenerek sürenin dolduğu tarih belirlenecektir. Ayrıca sürenin yeniden işlemeye başladığı tarihte kalan süre 15 günden az ise ayrıca bu süreler 15 güne uzatılmıştır. Sonuç olarak 95 günlük bir durma süresi gerçekleşmiş ve bu 95 günlük sürenin sonunda kalan süre 15 gün veya daha az ise kalan süreler 15 güne tamamlanarak süre uzatımı yapılmıştır. Kalan süre 3 gün ise bu 3 gün yerine 15 gün uygulanacak ama bu üç güne 15 gün eklenerek 18 gün uygulanmayacaktır. Yine 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 15. bendindeki arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.'' hüküm altına alınmıştır. (Yargıtay 4. HD'nin 26.112025 tarih ve 2024/7530E. 2025/15829 K.)<br>\tSomut olaya bakıldığında; meydana gelen kaza sonucunda davacı yaralanmış olup somut olay bakımından kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre uzamış zamanaşımı süresi 8 yıldır. 6098 sayılı TBK'nın 151. Maddesi gereğince süreler hesaplanırken zamanaşımının başladığı gün sayılmaz ve zamanaşımı ancak sürenin son günü de hak kullanılmaksızın geçince gerçekleşmiş olur. Davaya konu trafik kazası 17.07.2014 tarihinde meydana gelmiş, dava 8 yıllık süre geçtikten sora 01.09.2022 tarihinde açılmıştır.  Ancak, 7226 sayılı Kanun, 6325 sayılı Kanun ve 7036 sayılı Kanun'un zamanlaşımının durmasına ilişkin amir hükümleri gereğince Covid-19 salgın hastalığı nedeni ile 13.03.2020 -15.06.2020 tarihleri arasında 95 gün ( Yargıtay 4. HD'nin 12.06.2023 tarih ve 2022/3302 2023/7770),arabuluculuk süreci nedeniyle 08.08.2022- 16.08.2022 tarihleri arasında 8 gün olmak üzere toplam 103 gün süre boyunca duran zamananaşımı sürenin eklenmesi ile eldeki davada zamanaşımı süresinin son günü 29.10.2022 tarihi olup davanın uzamış zamanlaşımı süresinde açıldığı, belirsiz alacak davası şeklinde açılan geçici, sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı yönünde dava açılmakla alacağın tamamına ilişkin zamanaşımı kesildiği için artırılan kısma yönelik alacağın zamanaşıma uğraması mümkün olmadığı (Yargıtay 17. HD.'nin 05.08.2018 tarih ve 2015/6613 E. - 2018/556 K., 24.01.2013 tarih ve 2012/362 E. - 2013/578 K., 05.05.2015 tarih ve 2013/18198 E.-2015/6500 K. ) dikkate alındığında davalıların  zamanaşımı definin yerinde olmadığı anlaşılması karşısında davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>\t2. Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması Anayasa hükmüdür (md.141/3). Mahkemenin, tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesi ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesi hukuki dinlenilme hakkının da (HMK.md.27) gereğidir. Bu husus aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkı kapsamında da güvence altına alınmış haklardandır. Yargı organları her iki tarafın iddia ve savunmaları ile delillerini değerlendirip, sabit görülen maddi vakıaları ve bunlardan çıkardıkları sonuç ve hukuki sebepleri gerekçelerine yansıtmalıdırlar. <br>\tHüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm delilleri toplanıp inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı yasanın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada HMK'nın 294/4. maddesi hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hallerde, HMK'nın 297. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun biçimde gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa karar yazıp tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine de yasal olanak yoktur. Bir başka ifade ile tefhim edilen hüküm sonucu yanlış da olsa, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz veya istinaf kanun yoluna başvurulması ve bu nedenle kararın Yargıtay tarafından bozulması veya istinaf tarafından kaldırılması halinde düzeltilebilir. Nitekim l0.4.l992 tarihli 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik olmasının bozma nedeni oluşturacağı ve bozmadan sonra yerel mahkemenin önceki kısa kararı ile bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydıyla vicdani kanaatine göre karar verebileceği belirtilmiştir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzenine ilişkin olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.<br>\tEldeki dava dosyasında, karar gerekçesinde davacının %75 kusuru oranında zararı hesap edilen raporu dikkate alındığında dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvuru şartını yerine getiren davacının çocuk olması nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatı talep edemeyeceği, sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatlarına hak kazandığı belirtilerek 567,00 TL bakıcı gideri, 251.352,58 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 251.919,58 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerekmekte iken matematiksel maddi hata neticesinde 254.519,58 TL maddi tazminata hükmedildiği belirilerek varılan sonuç ile gerekçe arasında çelişki oluşturulduğu gibi tedavi gideri tazminatı talebi yönünden bir hüküm tesis edilmediği, taraflarca bu hususta talepte bulunulması halinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen davacı tarafın tavzih ve tamamlama talepleri hakkında bir karar verilmediği anlaşılmaktadır.<br>\tİstinaf incelemesi yapılabilmesi için delillerin değerlendirildiğini gösterir biçimde usulüne uygun gerekçeli kararın bulunması zorunludur. Mahkemece, dosyada toplanan deliller tartışılıp değerlendirilerek, tefhim edilen hüküm sonucuna nasıl ulaşıldığının, gerekçede açıklanmalıdır. Kararda hiç ya da yeterli gerekçeye yer verilmemesi, gerekçeli karar ile tefhim edilen kısa kararın çelişkili olması yada gerekçenin kendi içinde çelişir olması halinde istinaf incelemesi yapılabilecek usulüne uygun bir karar bulunmadığı için delillerin hiç değerlendirilmemiş olduğunun kabulü gerekir. Denetime elverişli usulün aradığı niteliklere haiz bir kararın bulunması istinaf incelemesinin yapılabilmesinin ön şartı olup,bu haliyle oluşturulan gerekçeli kararın 6100 sayılı HMK'nın 297/1. Maddesinde belirtilen unsurları taşımadığı ve Kanun'un emredici hükümlerine uygun olmadığı anlaşıldığından hükmün kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.<br>\t3.Davalı ... Turizm Petrol Ürünleri Pazarlama Ve Ticaret Limited Şirketi kazaya neden olan ... plakalı aracın kaza tarihinden önce ihbar olunan şirkete kiraladığını ve işleten sıfatı bulunmadığını ileri sürmüştür. İşleten tanımı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatı belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçütten yararlanılmıştır. Şekli ölçüte göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüte göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüttür.<br>\t2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir.<br>\tGerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halel getirecek bir sonuç yaratmaması şarttır.<br>\tSomut olayda davalı ... Turizm Petrol Ürünleri Pazarlama Ve Ticaret Limited Şirketi kazaya neden olan ... plakalı aracın kaza tarihinden önce ihbar olunan şirkete kiraladığını ve kendisine husumet yöneltilemeyeceğini savunduğu ve kira sözleşmesini dosyaya ibraz ettiği, kazaya ilişkin kaza tespit tutanağında da araç sahibinin davalı olarak belirtildiği, mahkemece davalı defterleri incelenerek davalı şirketin aracı üçüncü bir kişiye kiralayıp kiralamadığı, kira bedelinin ödenip ödenmediği hususunda bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 01.08.2023 tarihli mali müşavir bilikişi tarafından düzenlenen raporda da davalı ... Turizm Petrol Ürünleri Pazarlama Ve  Ticaret Limited Şirketi ihbar olunan ... İnş. Taahhüt Turizm Elektronik Proje Danışmanlık San. Ve Tic. Ltd. Şti arasında 13.06.2013 tarihinde operasyonel filo şoförsüz araç edindirme hizmet alımına ait sözleşme imzalandığı, sözleşmeye göre, ... plakalı ... 2013 model aracın 01.07.2013 tarihinde ihbar olunan kiracıya teslim edildiği, aracın 30.11.2015 tarihinde davalıya iade edileceği hususlarının imza altına alındığı, sözleşmeye istinaden taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davalı tarafından ihbar olunan adına düzenlenen faturalar ile dava dışı ihbar olunan tarafından davalı şirkete yapılan ödemelerin olduğu cari hesap ekstresi ile tespit edildiği, kaza tarihi 17.07.2014 de ... plakalı aracın ihbar olunan kiracıda olacağının belirtilmiş olmasına rağmen, mahkemece gerekçeli kararda bilirkişi raporunda belirtilen bu hususlara ilişkin her hangi bir açıklamaya yer verilmeksizin, davalının işleten sıfatının bulunduğu kabul edilmiş ise de işleten sıfatı bulunup bulunmadığı yönündeki araştırmanın hüküm vermeye yeterli ve elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.<br>\tBu durumda öncelikle ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle trafik tescil kayıtlarının ve tüm dayanak belgelerin mercinden getirilmesi, davalı tarafça ibraz edilen sözleşmenin adi yazılı şekilde düzenlenmiş olması nedeniyle 3. kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı değerlendirilip, varsa aracın kiracıya teslimine ilişkin tutanaklar davalı taraftan istenmeli, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, araca ilişkin maddi yükümlülüklerin kim tarafından yerine getirildiği, kaza tarihinde araç üzerindeki fiili hakimiyetin ve ekonomik yararlanmanın kimde olduğu araştırılmalı, gerektiğinde araç sahibi ve kiracının varsa ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmalı ve buna göre, davalı işleten sıfatının bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetli değildir. <br>\t4.\tHaksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden,haksız fiilin gerçekleştiği tarih esas alınarak 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi gerekir. ( Yargıtay 4.HD'nin 29.06.2022 tarih ve 2022/1706 E. 2022/9633 K. ) Davacının ileri sürdüğü psikiyatrik rahatsızlığın maluliyete esas alınabilmesi için kaza ile maluliyet arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının, sürekli olup olmadığının ve davacının bakiye ömrü boyunca aynı oranda devam edip etmeyeceğinin tespiti gerekir. ( Yargıtay 4.HD'nın 02.11.2022 tarih ve 2022/7946 E. - 2022/13622 )<br>\tSomut olayda davacının maluliyetinin tespiti için yargılama sırasında dosyaya kazandırılan Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 08.03.2023 havale tarihli maluliyet raporunda 30.12.2005 doğumlu ...'nın 30.08.2016 tarihinde gerçekleşen trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düz işçi alınarak iş gücü kaybı oranının kaza tarihindeki yaşına (10) göre (E cetveli) gözetildiğinde kazaya bağlı çalışma ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının %9 olduğu, sekel halini aldığı ve sürekli olduğu, kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 2 (iki) ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 6 (altı) aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği ve mahkemece raporun hükme esas alınarak karar verildiği görülmüştür. Ancak, dosyada mevcut kaza tespit tutanağı ve tüm dosya kapsamından kaza tarihinin 17.07.2014 olduğu anlaşılması karşısında raporda belirtilen kaza tarihi ve kaza tarihine göre belirlenen davacının yaşının hatalı olarak gösterildiği anlaşılmakla bu haliyle rapor hüküm kurmaya elverişli görülmemiştir.<br>\tMahkemece, davacının maluliyet oranının tespiti için davacının dava konusu kaza sonucu yaralanması nedeniyle tüm tedavi evraklarının ilgili kurumlardan getirilerek davacının yaralanmasının niteliğine göre heyete uzman hekim bilirkişide dahil edilerek Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden davacının tüm tedavi evrakları incelenerek son durumunun değerlendirilmesi ve muayene edilerek olay tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun biçimde, davacının kazada yaralanması nedeniyle maluliyeti bulunup bulunmadığı ve varsa oranı, bakıcı ihtiyacı olup olmadığı ve süresi konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli, kaza ile illiyet bağı kuran rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken maluliyetin belirlenmesi konusunda yapılan araştırma yetersiz olup, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.<br>\tAçıklanan nedenlerle davalılar ... Turizm Petrol Ürünleri Pazarlama Ve  Ticaret Limited Şirketi vekili ve ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM \t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalı ... Turizm Petrol Ürünleri Pazarlama Ve  Ticaret Limited Şirketi vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\tYeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>\t2-İstinaf yoluna başvuran davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, <br>\t3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>\t4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\t5-Ankara 7. Genel İcra Müdürlüğünün 2024/63916 esasına yatırılan 400.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 04.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"196adcfd9278197b","SID":"778c4f0b37658818"}}