{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2026/311 Esas<br>KARAR NO: 2026/429<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/09/2025<br>NUMARASI: 2022/198 Esas, 2025/704 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))<br>KARAR TARİHİ: 25/03/2026<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br> Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ....., Üye İş Yeri Sözleşmeleri gereği . risklerinin bulunduğunu, bu risklere dair alacak bildirimlerini iflas masasına yaptıklarını, 17.02.2022 tarihli iflas müdürlüğü yazısı ekinde yayınlanan ek sıra cetvelinde, sunulan belgelerin  alacağı kesin olarak ispatlamaması nedeniyle  alacağın tespiti yargılamayı gerektirdiğinden kayıt talebinin reddine karar verildiğini, müvekkili banka  nezdinde  bulunan müflise  ait  hesaplardaki tüm bakiye  toplamı olan  358.801,41-TL'nin iflas masası hesabına  gönderildiğini belirterek davanın kabulü ile müvekkili alacağının iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müflis şirket hakkında İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2020/352 E. sayılı dosyasından 15/10/2020 tarihinde  saat: 13:35  itibaren iflasına karar verildiğini, müflisin tüm hak ve alacakları iflas masasına geçtiğini, İflas tasfiye işlemlerinin İstanbul ...... İflas Müdürlüğünün ...iflas sayılı dosyası ile yürütüldüğünü, iflas kararının kesinleştiğini, Davacı tarafın 12.547,230TL tutarındaki alacağının kaydedilmesi talebinin reddine verilmiş iflas idaresi kararının haklı ve yerinde olduğunu, kayıt kabul davasının  sıra cetvelinin ilanından itibaren 15 gün içinde açılabileceğini, bu sürenin hak düşürücü süre olduğundan davanın süresinde açılmaması halinde reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıya tebliğ edilen zarf dilekçe ekinde bulunmadığıını, bu nedenle işbu davanın süresi içinde açılıp açılmadığının tespitinin yapılması gerektiğini, iflas idaresinde verilen red kararının yerinde olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:<br>Mahkemece; sıra cetvelinin, ibraz edilen 25.03.2024 tarihli birlikişi raporuna göre Davacının 2.298.149,61TL alacağının ...iflas sayılı dosyası üzerinden iflas masasına kayıt ve kabulüne fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ<br>Karar yasal süresinde  davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Alacağa dayanak tüm belgelerin dosyaya sunulmasına rağmen hatalı raporlar tanzim edildiğini,  Mahkemece hatalı raporların hükme esas alındığını,  iflas masasının ret gerekçesinde yer alan hususların Mahkemece yerine getirilmediğini, müflis şirket yetkililerinin beyanları alınmamış olup müflis şirketin defterleri incelenmediğini, ....... Ltd. Şirketinin  müvekkili nezdinde bulunan hesaplarının şirket ile imzalanan ye İşyeri Sözleşmeleri gereği müvekkil Bankaya rehinli olduğunu, sözleşmenin 13. Maddesi kapsamında Bankanın rehin hakkı itirazlarına  konu iflas   müdürlüğü kararı ile haleldar  edildiğini, müvekkili nezdinde   bulunan müflise  ait  hesaplardaki tüm bakiye  toplamı 358.801,41 TL iflas masası hesabına  gönderildiğini, bu nedenle müvekkilinin davalı taraftan alacaklı olduğunu, alacaklarının daha fazla olmasına karşılık bilirkişilerce eksik hesaplama yapılıdığını belirterek  istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; Davacının alacaklı olduğunu kabul etmemekle birlikte, gerek bilirkişi raporunda gerek ek bilirkişi raporunda davacının talep ettiği alacak miktarının yaklaşık 6 katı oranında fazlalık olduğunun tespit edildiği, bu yönüyle iflas idaresi kararının haklı ve yerinde olduğunun sabit olduğu, davacı tarafın 12.547.230 TL alacak kaydını talep ederken, bilirkişi raporu ile davacı yanın alacak miktarının 2.298.148,61 TL tespit edildiğini, esasında müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasa davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>Dava, İİK'nun 235. maddesinde düzenlenen sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır.İlk derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş,  taraf vekillerince karara  karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Anayasanın 141/III maddesi uyarınca mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde ayrıntılı bir şekilde hükmün kapsamı düzenlenmiş, hükmün  hangi hususları kapsayacağı maddeler halinde ve açıkça belirtilmiştir. HMK.nun 297/1- c bendinde \"Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin hükümde gösterilmesi\" gerektiğine yer verilmiştir. Gerekçe, hakimin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re'sen) araştırıp bularak (m.33), hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendi kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz. Hakim hükmün gerekçesini hazırlarken yargı kararlarından (içtihatlardan) ve bilimsel görüşlerden yararlanır (TMK m.1). Gerekçe çok önemli olduğundan, Anayasa'ya \"bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı\" hakkında açık hüküm konulmuştur (Anayasa m.141/3) (Prof.Dr.Baki Kuru, Prof.Dr.Ramazan Arslan, Prof. Dr.Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku 22. Baskı,sayfa 472).\"...Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır. Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir. HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece bozma üzerine verilen kararda davacı iddiası ile davalı savunması yazılmış, Dairemizin bozma kararı özetlenmiş, gerekçe olarak aynen “Yargıtay bozma kararına uyularak yapılan yargılama doğrultusunda başka bir bilirkişi heyeti oluşturularak banka müdürü ve insan kaynakları uzmanından rapor aldırılmış, bilirkişi kurulunun raporunda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere her ne kadar davalı tarafça davacının iş akdi 06.01.2012 tarihinde işletmesel nedenlerle feshedilmiş ise de bu kararın yerinde ve isabetli olmadığı anlaşılmıştır”  açıklaması yapılmıştır. Mahkemece davanın kabulünün gerekçesi hiçbir bir şekilde açıklanmamış, içeriği dahi yazılmayan bilirkişi kurulunun raporuna atıf ile yetinilmiştir. Bilirkişi raporuna atıf kararın gerekçeli olduğunu göstermez. Mahkemenin kararı T.C. Anayasası’ nın 141 ve HMK. nun 297. maddesinin amaçladığı anlamda gerekçe taşımamaktadır. Gerekçesiz karar yazılması, adil yargılanma hakkının ihlali olup, kararın salt bu nedenle bozulması gerekmiştir...\" (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2016/16428 Esas 2016/12347 Karar sayılı ilamı).<br>Somut uyuşmazlıkta; gerekçeli kararda davanın kısmen kabulüne dair herhangi bir gerekçe açıklanmamıştır. Gerekçeli kararda sadece bilirkişi tarafından sunulan rapor ile yetinilmiştir. Oysa bilirkişi raporuna atıf kararın gerekçeli olduğunu göstermez. Kararda, bilirkişi raporuna hangi nedenle itibar edildiği, tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi yönünden hangi tarafın haklı yada haksız olduğu ve sonuç olarak davanın kabul veya reddine dair kanaate ne şekilde varıldığı hususları tartışılmalıdır. Başka bir deyişle kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantıda ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde kararların doğruluğunun denetlenmesi mümkün olacaktır. Bu nedenle Mahkemenin, belirtilen yasal düzenlemelerin aksine, gerekçesiz şekilde oluşturduğu karar usul ve yasaya uygun değildir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 bendi de göz önünde bulundurarak taraf vekillerinin  istinaf başvurusunun esasa dair hususlar incelenmeksizin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,<br>2-İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/... Esas, 2025/....Karar sayılı ve .../09/2025 tarihli kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,<br>4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harçları taraflarca ayrı ayrı peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,<br>5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate ALINMASINA,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.25/03/2026    </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2026f6d95f3a657a","SID":"f76d9e047a8348df"}}