{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2026/182 <br>KARAR NO:2026/378<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAH.<br>TARİHİ:09/10/2025<br>NUMARASI:2025/263 Esas - 2025/762 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesi)<br>KARAR TARİHİ:11/03/2026<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı şirket belgelendirme, kalibrasyon, muayene, laboratuvar testleri, denetim, sertifikasyon, eğitim, danışmanlık ve veri hizmetleri sunan, inşaat ve enerji tedarikinden içme suyuna, sağlık hizmetlerinden, gıda, yem ve tarıma kadar geniş bir pazar segmentinde faaliyet gösteren, yıllar boyunca binlerce kurumsal şirkete hizmet vermiş, maruf ve muteber bir kuruluş olduğunu, davacı şirket muhtelif akreditasyon kuruluşları tarafından düzenli olarak yapılan denetimler ile de akredite edildiğini, onaylanmış ve denetlenen bir kuruluş olduğunu, davacı şirket ile davalı arasında imzalanan 11.08.2023 tarihli hizmet sözleşmesi tahtında davacı şirket, davalının güneş paneli tesislerinde ürettiği solar panelleri için aşağıda detaylı olarak belirtilen bir takım inceleme test ve raporlama hizmetlerini ifa etmeyi yüklendiğini, davalı da buna mukabil davacıya hizmet bedelini ödemeyi yüklendiğini, davalı şirkete karşı sözleşme kapsamında yüklenilen hizmetler davacı tarafından ifa edildiğini, sunulan bahse konu hizmetlere ilişkin olarak, davacının şirket tarafından tanzim edilen faturanın davalı şirkete tebliğ edildiğini, ancak davalı şirket tarafından davacı şirkete gönderilen 15.11.2024 tarihli e-postada belirtilen bir kısım haksız ve dayanaksız gerekçe ile ödemekten imtina edildiğini, davalı şirket, 15.11.2024 tarihinde, davacı şirkete gönderdiği e-postasında, sözleşmeden dönme iradesini ve sözleşme kapsamında ödemekle yükümlü olduğu tutarı ödemeyeceğini davacı şirkete bildirdiğini belirterek  açılan  davanın kabulü ile, davacı şirketin kısmi dava olarak şimdilik 10.000- € alacağının fazlaya ilişkin hakları ile munzam zarar talep hakları ve sair her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla 12/11/2024 tarihli faturanın vadesi olan 26/11/2024 tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi (Euro kuruna Bankalarca Yıl ve Daha Uzun Vadeli Mevduatlara Fiilen Uygulanan Azami faizi) yargılama masrafları , avukatlık ücreti ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı ile davalı şirket arasında aktedilen sözleşmede, uyuşmazlık halinde yetkili mahkeme belirtilmediğini, bu halde genel yetki kuralları uygulanacak olup, davalı olan davacı şirketin merkezi Adana'da bulunduğundan, Adana Ticaret Mahkemeleri uyuşmazlığa bakmakla yetkili olduğunu, taraflar arasında 11.08.2023 tarihinde imzalanan ... numaralı hizmet sözleşmesi ile davacı üretimini yaptığı solar panellerin numunelerine ilişkin test, rapor ve sertifikasyon hizmeti alınması konusunda davacı ile anlaştığını, davacının edimi,... Test Raporunun hazırlanması, ... Ürün Sertifikasının hazırlanması, Uygunluk Sertifikası (... - ...), uygunluk sertifikası (... - ...) sunulması şirketin edimi ise numunelerin ... İtalya laboratuvarına gönderilmesi, sözleşme konusu hizmetin ifası için, davacı şirketin üzerine düşen, numunelerin ... İtalya ya gönderilmesi olduğunu, bu nedenle numuneler, davacının talep ettiği kapsamda hazırlandığı ve  29.09.2023’te ... sayılı ihracat beyannamesi ile İtalya ... firmasına gönderildiğini, ancak sözleşmede belirtilen 18 haftalık tahmini işlem süresine rağmen, yaklaşık 30 hafta boyunca davacı tarafından herhangi bir işlem yapılmadığını; sözleşme konusu işin aşırı şekilde gecikmesi nedeniyle sözleşme konusu işten beklenen faydanın ortadan kalkmış olduğu şifahen bildirilince alelacele test raporlarının gönderilmesi, hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının hem Adana .... Noterliği'nin 15.11.2024 tarih ve ... Y. Nolu ihtarnamesi ile hem de aynı tarihli elektronik posta ile dava konusu sözleşmeden döndüğünü beyan etmesi hukuka uygun olmadığını, 15.11.2024 tarihinde sözleşmeden dönüldüğünü, bu geçerli ve hukuka uygun bir fesih olduğunu belirterek  davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; \"Öncelikle davalı şirket vekili tarafından süresi içinde verilen cevap dilekçelerinde ilk itiraz olarak usulüne uygun şekilde yetki itirazında bulunulduğu ve yetkili mahkemenin Adana   Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunun öne sürüldüğü tartışmasızdır. (HMK-116/1-a, 119/2)   Buna göre taraflar arasındaki iddia ve savunma kapsamında uyuşmazlığın kaynağının 11/08/2023 tarihli davalı ... Şirketinin ... Adana'da kurulu bulunan güneş panelleri tesisinde ürettiği güneş solar enerji panelleri için davacı şirket tarafından yapılacak test ve kontrol sonucunda kaliteye/uygunluğu ilişkin sertifika verilmesi konusunda imzalanan sözleşmeden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin niteliğine, içeriğine ve amacına bakıldığında  işbu sözleşmenin TBK'nin 470 vd maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olduğu sonuç ve kanaati oluşmuştur. Bu kabulden hareketle para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen 6098 Sayılı TBK'nin 89. maddesi hükümlerinin ise sadece karz akdinden doğan borçlarla sınırlı olduğunun kabulü gerekmektedir. Aksi halde, bütün para borcu ilişkilerinden doğan ihtilâflarda yetkili mahkemenin bu maddeye göre tayini gerekeceğinden, para borçlarıyla ilgili tüm ihtilâfların davacının yerleşim yerinde davaya konu olması sonucu doğar ki, bu da Hukuk Muhakemeleri Kanununda yer alan yetkiyle ilgili kuralları adeta istisna haline getirmiş olur. Eser sözleşmesinden  kaynaklanan bir alacakta yetkili mahkemenin tayininde 6098 Sayılı TBK'nin 89. maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Nitekim Yargıtay 6.HD'nin (kapatılan 15.HD.) istikrar kazanmış içtihatları da bu yöndedir. 6100 Sayılı HMK'nin 6. maddesi gereğince de bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki, bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Somut olayda davalı şirketin genel yetki yönünden bakıldığında yerleşim yeri ... ... -ADANA olduğu gibi anılan sözleşmenin niteliği gereği enerji panellerinin üretim yeri de aynı adres olduğuna göre sözleşmenin ifa yerinin de doğrudan ... - Adana olduğu söylenmelidir. Binaenaleyh, davalı vekilinin 6100 Sayılı HMK'nin  19/2, 116/1-a, 117/1 maddeleri gereğince cevap dilekçesinde ileri sürdüğü yetki ilk itirazının  kabulüyle; 6100 sayılı HMK'nin 6,117/3,164/2 maddeleri gereğince Mahkememizin yetkisizliğine, aynı yasanın 19/3.maddesi gereğince yetkili Mahkemenin ... merkez ilçesinin tabi olduğu Adana Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun tespitine ve dosyanın hüküm fıkralarında açıklanan yasal prosedüre bağlı olarak belirlenen yetkili Mahkemeye gönderilmesine \" dair karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili tarafından süresinde sunulan  istinaf dilekçesinde;  mahkemenin taraflar arasındaki sözleşme nitelendirmesinin hatalı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olmadığını, TBK'nın ifa yerini düzenleyen 89 maddesinin yalnızca karz akdinden doğan borçlar ile sınırlı olduğu değerlendirmesinin de hatalı olduğunu, para borcu niteliği gereği götürülecek borçlardan olup yetkili mahkemenin müvekkili şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesi olduğunu, bu çerçevede somut olayda davacı şirketin  alacaklı konumunda olduğunu ve para borcunun ifa yerinin TBK gereğince  davacı  şirketin yerleşim yeri olduğunu, dolayısıyla davanın davacı  şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde görülmesinin hem borçlar hukuku hem de usul hukuku ilkeleri ile tamamen uyumlu olduğunu, davanın davacı  şirketin yerleşim yerinde görülmesi gerektiğini  belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili istemiyle  açılan kısmi davadır. Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda,  6100 sayılı HMK'nin 6,117/3,164/2 maddeleri gereğince mahkemenin yetkisizliğine, aynı yasanın 19/3.maddesi gereğince yetkili mahkemenin ... merkez ilçesinin tabi olduğu Adana Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun tespitine ve dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine dair karar verilmiş ve davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:<br>-Davanın mahiyeti yönünden inceleme:Mahkeme tarafından yapılan yargılamada taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesine dayandığı belirtilmiş ve sunulan istinaf dilekçesinde ise, ilişkinin hizmet sözleşmesi olduğu ileri sürülmüştür.Öncelikle, uyuşmazlığın dayanağının hizmet sözleşmesi mi yoksa eser sözleşmesi mi olduğu hususunda inceleme yapılmıştır. Eser sözleşmesi, niteliği itibariyle tam iki tarafa borç yükleyen ivazlı, rızai ve ani edimli bir sözleşmedir (Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Prof. Dr. Fikret Eren, 9. Baskı s.596). Eser sözleşmesinin en tipik unsuru \"eser\" unsurudur...yüklenici, maddi bir eser meydana getirmeyi üstleneceği gibi maddi olmayan, mesela fikri bir eser meydana getirmeyi de borçlanabilir (s. 600). TBK m. 470'te \"meydana getirme\" deyimi kullanılmıştır. Meydana getirme deyiminin içine, yeni bir eser meydana getirme girdiği gibi, mevcut bir eseri değiştirme ve hatta mevcut bir eseri ortadan kaldırma da girer. Eser meydana getirme her şeyden önce maddi ve maddi olmayan yeni bir eser meydana getirmeyi kapsar. Burada yüklenici böyle bir eseri ilk defa meydana getirir. Bir bina veya makine yada elbise veya ayakkabı yapılması, bu anlamda yeni bir eser meydana getirmeyi ifade eder... Mevcut bir eserin şeklinin değiştirilmesi de bir eser meydana getirmedir. Bir arabanın veya binanın tamir edilmesi, bir elbisenin kuru temizlemeye verilmesi, bir duvarın veya kumaşın boyatılması mevcut bir eserin değiştirilmesidir... Mevcut bir eserin ortadan kaldırılması da meydana getirme kavramı içinde yer alır. (s. 606, 607).Taraflar arasında düzenlenen  11.08.2023 tarihli hizmet sözleşmesi ile  davacı şirket, davalının güneş paneli tesislerinde ürettiği solar panelleri için aşağıda detaylı olarak belirtilen bir takım inceleme test ve raporlama hizmetlerini sunmayı yükümlenmiştir. Söz konusu sözleşmede, davacı şirketin raporların hazırlanması ve sertifikaların verilmesi işine dayanarak, ... test raporu, ... ürün tertifikası, ...-... ve ...-...hizmeti sunacağı belirtilmiştir. Davacının  ..., test, muayene ve belgelendirme hizmeti sunan bir şirket olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda yer alan bilgiler ışığında,  davacının yükümlendiği edimlerin davalı şirketin güneş paneli tesislerinde ürettiği solar paneller için inceleme, test ve raporlama hizmetlerinden oluştuğu nazara alındığında, bu hizmetlerin  eser niteliğinde olmadığı ve taraflar arasında tacirler arası hizmet sözleşmesi bulunduğu anlaşılmaktadır.Bu nedenle, mahkemenin taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğu yönündeki tespiti yerinde değildir. <br>-Yetkili mahkemenin tespiti:Yukarıda da belirtildiği üzere, davaya konu alacak da taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden doğmaktadır.HMK 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu kabul edilmiştir. Öte yandan davanın temelini oluşturan icra takibinin dayanağı, taraflarca inkar edilmeyen akdi ilişkiden kaynaklanan verilen hizmetin parasal karşılığı olup dava bu niteliği itibariyle bir miktar para alacağına ilişkindir. Diğer bir ifade ile davacının sözleşme kapsamında vermiş olduğu hizmet karşılığında davalının borcu para borcudur. TBK 89/1 maddesi uyarınca borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 25/04/2018 tarih 2017-19-902 Esas 2018/973 Karar sayılı ilamında bu husus \"HMK’daki yetki kuralları ilâmsız icra takiplerinde kıyasen uygulanır. İtirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlar da öncelikle incelenmelidir. HMK'nun 6. maddesine göre ilâmsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacaktır. Böyle bir durumda alacaklı kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabilecektir.Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacı fatura konusu edilen malların teslim edildiği hâlde bedelinin ödenmediğini belirterek iddia ettiği alacağı için takip başlatmıştır. Davalıya ilâmsız icra takibine dayanak Örnek: 7 Ödeme Emri gönderilmiştir. İlâmsız icra takibi yalnız para alacakları için geçerli olacağından, davanın dayanağı icra takibinin de para alacağına ilişkin olduğuna kuşku bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki akdi ilişki inkâr edilmemiş olup, dosya kapsamına göre sözleşmenin ifa edileceği yer de açıkça belirlenmediğinden davacı, yerleşim yeri olan icra dairesinde de takip yapabilecektir. Bu nedenle mahkemece, Özel Daire bozma kararında belirtildiği gibi işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmelidir.Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmelerde her alacağın sonuçta bir para ödemesine dayanabileceği, Borçlar Kanunu’nun 73/1. maddesinde getirilen düzenlemenin sadece karz (ödünç) akdinden doğan borçlarla sınırlı olduğunun kabulünün gerektiği, bütün para borcu ilişkilerinden doğan ihtilâflarda bu maddeye göre yetkili mahkeme ve icra müdürlüğünün tayini hâlinde; para borçlarıyla ilgi tüm ihtilâfların davacının ikametgâhında takibe ve davaya konu olması sonucunu doğuracağı, HMK ve İİK’da yer alan yetki ile ilgili kuralların da ihlal edilmiş olacağı, alacak talebinin konusunun teslim edilmiş mal olduğundan direnme kararının yerinde olduğu yönünde görüş ileri sürülmüş ise de, bu görüş açıklanan gerekçelerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.\" şeklinde ifade edilmiştir.Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; tacirler arası hizmet sözleşmesinden  kaynaklı alacağın tahsili amacıyla açılan iş bu davada  yetkili mahkeme; HMK'nun 6. maddesi uyarınca davalının yerleşim yerinin bulunduğu Adana  Asliye Ticaret Mahkemesi, TBK'nun 89. maddesi uyarınca davacının yerleşim yerinin bulunduğu İstanbul Anadolu  Asliye Ticaret Mahkemesi ile taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulduğu gözetilerek HMK 10. maddesi uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir.TBK'nun 89 . Maddesi uyarınca  para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceği nazara alındığında  davacının ikametgah adresinin bulunduğu mahaldeki (Tuzla  /İstanbul) mahkemenin  yetkisine yönelik  davalının  itirazı yerinde değildir. Bu nedenle, mahkemenin yetkisizlik kararı vermesi dosya kapsamına uygun görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle mahkemece, İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili   olduğu gözetilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken, mahkemenin yetkisizliğine dair karar verilmesi 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.3 maddesine aykırı olduğundan, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile  yargılama yapılmak  üzere dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/263 Esas - 2025/762 Karar sayılı 09/10/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,<br>3-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına, davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talep halinde iadesine,...<br>-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Kanunun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.11/03/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"55e7b4fa9c3a6baf","SID":"dba0e9a9d7688c05"}}