{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/1552 <br>KARAR NO\t\t: 2026/413<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/09/2025<br>NUMARASI\t\t: 2025/410 E.  2025/778 K. <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 06.03.2026 <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 06.03.2026<br><br>\tİzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.09.2025 gün ve 2025/410 Esas 2025/778 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :\t<br>\tDAVA : Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; 31/12/2022 tarihinde davacıya ait  .... plakalı araç ile dava dışı ....plakalı aracın çarpışması sonucu iki araçlı, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkili tarafından araçtaki hasarının tazmini amacıyla davalı kasko şirketine müracaat edildiğini ve bu kapsamda davalı  şirketçe müvekkilin aracında 66,657.75-TL hasar tespit edildiğini, her ne kadar hasar miktarı bu şekilde hesaplanmış ise de  gerçekte bu hasar miktarının daha fazla olduğunu, bağımsız eksperden alınan rapora göre araçta 139.468,22-TL civarında hasar meydana geldiğini, davalı kasko şirketince yapılan 66,657.75-TL ödemenin mahsubu neticesinde müvekkile 72.810,47-TL hasar farkı ödemesi yapılması gerektiğini, .... plakalı araç için davalı sigorta şirketin nezdinde kaza tarihi itibariyle kasko poliçesi mevcut olup, davalı sigorta şirketi 31/12/2022 tarihinde gerçekleşen rizikodan sorumlu olduğun, iki defa davalı sigorta şirketine başvurmalarına rağmen kendilerine ödeme yapılmadığını, arabulucuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını, müvekkilin aracının ticari nitelikte olması, uyuşmazlığın kasko poliçesinden kaynaklanıyor olması nedeniyle ticaret mahkemesine dava açmak zorunda kaldıklarını, gerçekleşen kaza neticesinde müvekkiline ait araçta hasar meydana geldiğini, ancak davalı sigorta şirketi tarafından eksik ödeme yapıldığını, davalı sigorta şirketinin hasar bedelinin tamamından sorumlu olduğu gibi, KDV tutarının da tamamından sorumlu olduğunu, ancak sigorta şirketi müvekkilin aracının hasar bedelini düşük hesapladığın ve KDV tutarını da müvekkiline ödemediğini, açıklanan nedenlerle HMK 107/1. madde gereğince belirsiz alacak davalarının kabulüne, şimdilik, 100,00 TL-TL hasar farkı bedelinin poliçe limitleri dâhilinde davalı şirketin temerrüt tarihi olan 31/12/2022 kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizinden aşağı olmamak üzere enflasyon oranında faiz ile birlikte tahsiline, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP : Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davacı tarafın iddialarını kabulü etmediklerini, taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı yanın taleplerinin zamanaşımına uğradığını, kazanın  31/12/2022 tarihinde gerçekleştiğini, zamanaşımı süresi dolduğundan davanın usulden reddi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, 4.HMK 121 md. gereği delillerin müvekkiline  tebliğinin gerektiğini, taraflarına iletilen dava dilekçesinin ekinde olması gereken belgeler yer almadığını, davanın esasına ve usule ilişkin itirazları sunabilmeleri için tüm delillerin taraflarına ibrazı gerektiği, müvekkili olan sigorta şirketi  kasko sigorta poliçesi şartları gereğince davacının gerçek zararını ödediğini, hasarlı parçaların hurda değerinin de gerçek zarar hesaplanırken düşülmesi gerektiğini, gerçek zararın giderilmesi ilkesi uyarınca, müvekkil sigorta şirketinin kdv’den sorumlu tutulabilmesi için, zarar görenin aracını onarırken kdv ödediğini ispatlaması gerektiğini,  davacı yanın avans faizinden az olmamak üzere enflasyon oranında faiz  talebi hukuka aykırı olduğunu, temerrüt tarihinin ancak dava tarihi olabileceğini, açıklanan nedenlerle davanın öncelikle usulden reddine, davacının gerçek zararı poliçe şartlarında mevcut kloz ve muafiyetlere uygun olarak ödendiğinden davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m.1420/1'e göre; sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının C.10. Maddesine göre; sigorta sözleşmesinden doğan bütün talepler alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yılda zamanaşımına uğrayacağı, kasko sigortasından kaynaklı uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu ve poliçe genel şartları gereği iki yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, sigortalı ve/veya sigorta ettirenin rizikonun gerçekleşmesi halinde rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren en geç beş iş günü içinde sigortacıya bildirimde bulunmak zorunda olduğunu, zamanaşımı süresinin, sigortalı menfaattarın rizikoyu öğrendiği tarihten itibaren başlayan beş günlük (iş günü) ihbar süresinin geçmesi ile işlemeye başlayacağı, dosyadaki bilgi ve belgelerden, tazminat alacağını doğuran rizikonun  31.12.2022 tarihinde meydana gelmesi nedeniyle, hak sahibi olarak anlaşmalı tedarikçi firmalara ve davacı vekiline 17.03.2023 tarihinde tazminat ödendiği, davanın ise 08.05.2025 tarihinde açıldığı, ödeme tarihinden dava tarihine kadar olan sürede, iki yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı  davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafından davalı sigorta şirketine karşı İzmir 26. İcra Dairesi’nin 2024/2402 Esas sayılı dosyası üzerinden 01.03.2024 tarihinde icra takibi başlatıldığını, bu işlemin TBK m.154/2 uyarınca zamanaşımını kestiğini, kesilme sonrası sürenin yeniden işlemeye başladığını, dolayısıyla dava açıldığı tarihte iki yıllık zamanaşımının dolanmış olmasının hukuken mümkün olmadığını, ayrıca somut olayın yaralamalı kaza olup suç teşkil eden fiil niteliğinde bulunması nedeniyle TCK ve CMK bağlantılı ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, ceza zamanaşımı süresi dolmadan özel hukuk zamanaşımının işletilemeyeceğini, icra takibi, ödeme ihtarı ve alacak takibi gibi alacaklı işlemlerinin zamanaşımını kesip yeni sürenin tamamen baştan başlamasına yol açtığını, bu bağlamda mahkemenin zamanaşımının dolduğu yönündeki değerlendirmesinin maddi hukuk ve TBK 154–157 hükümleriyle bağdaşmadığını, icra takibinin varlığı nedeniyle zamanaşımı def’inin dayanaksız kaldığı, davanın esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı biçimde zamanaşımı nedeniyle reddin hukuka açık aykırılık oluşturduğu hususlarını istinaf nedeni olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, kasko sigortası nedeniyle hasar bedelinin tazmini istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/2.maddesine göre, maddi tazminat istemine ilişkin davalarda, dava konusunun cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve Ceza Kanunu’nun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunması halinde bu sürenin uygulanmasının gerekmekte olup, taksirle yaralama suçu nedeniyle uygulanacak ceza zamanaşımının, aynı fiile dayalı olarak maddi tazminat isteminde bulunan taraf yönünden de uygulanması gerekmektedir (Bkz:Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.06.2015 tarih 2014/17-27 Esas 2015/1530 Karar sayılı ilamı ve  Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2019 tarih 2016/17236 Esas 2019/8280 Karar sayılı ilamı)<br>\tSomut uyuşmazlıkta ilk derece mahkemesince davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de; dosyada mevcut kaza tespit tutanağının görevli trafik ekiplerince düzenlendiği, tutanak içeriğine göre trafik kazasının maddi hasarlı ve yaralamalı olduğu ve dava dışı karşı taraf araç sürücüsü ....'ın yaralı olarak tespit tutanağında işaretlendiği, yine tutanağın ilgili bölümünde kaza sonrası ilk yardımın sağlık ekibi tarafından gerçekleştirildiğinin işaretli olduğu görülmüştür. O halde aksi ispat edilmedikçe resmi belge niteliğini haiz olan kaza tespit tutanağına göre ilk derece mahkemesince dava konusu taleplerin taksirle yaralama suçunun tabi olduğu 8 yıllık ceza zamanaşımı süresine göre değerlendirilmesi gerektiği halde 2 yıllık genel zamanaşımı süresi dikkate alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazları yerindedir.<br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca  ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17.09.2025 gün ve 2025/410 Esas 2025/778 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına<br>\t5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\t6-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06/03/2026<br>\t\t\t\t<br><br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cf36d9ec5fef0e17","SID":"c82690756e39294f"}}