{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 26/02/2026<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t: ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/06/2025 <br>NUMARASI\t\t: ...Esas ... Karar<br><br>DAVACI\t:...<br>VEKİLİ\t: Av....<br>DAVALI\t: ...<br>\t ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26/02/2026<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı/alacaklı müvekkili tarafından ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra takip dosyası ile davalı/borçluya karşı icra takibi başlatıldığını, işbu icra takibinin davalı/borçluya 29/11/2023 tarihinde tebliğ edildiğini, borçlu vekili tarafından icra takibine 04/12/2023 tarihinde itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu belirterek, davacı şirketin davalı taraftan olan alacağının tahsili için ... İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı icra takip dosyalarından yapılan icra takiplerine davalı-borçlu şirket tarafından yapılan itirazların iptaline, icra takiplerinin devamına, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere hükmedilecek icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak taraflarına ödenmesine, dava sonunda davacının alacağının tahsilinin imkansız hale gelmemesi ve davalının mallarını kaçırıp davayı semeresiz bırakmaması için davalı adına kayıtlı olan taşınır, taşınmaz malları ile üçüncü kişilerde bulunan hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunmuş, ayrıca davacı yanca dava dilekçesinde ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına alacağın tahsilini geciktirmek amacıyla itiraz edildiğini, 2018-2019 yılları arasında taraflar arasında yapılmış ticaretten doğan muavin hesap dökümü ve faturalardan doğan alacağı bulunduğunu, müvekkilinin borçlarını ödememek için muvazaalı olarak mallarını devretme girişimlerinde bulunduğunu iddia etmişse de, davacı yanın işbu hukuk ve hakkaniyete aykırı iddialarının kabul edilemeyeceğini, davacı yanca 2018-2019 tarihleri arasında muavin hesap dökümünden ve faturalardan kaynaklı alacağı olduğu iddia edilmişse de, davacı yanın iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla taraflar arasında tanzim edilmiş herhangi bir cari hesap anlaşması bulunmadığını, davacı yan faturalardan kaynaklı alacağı olduğunu iddia etmişse de, gerek faturalar gerekse de faturaya ait bilgilerin davacı yanca somutlaştırılamadığını, yalnızca genel geçer ifadelerle alacaklı olduğunun iddia edildiğini, müvekkilinin davacı yana hiçbir borcu bulunmadığını hem müvekkiline ait hem de davacı yana ait ticari defterlerin incelenmesi ile sabit bir hal alacağını, davacı yanca alacağına dayanak olarak gösterilen faturaların müvekkiline tebliğ edilmediğini, davacı yanın işbu haksız davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, kaldı ki mezkur icra dosyası kapsamında davacı yanca fatura tarihlerinden itibaren reeskont avans faizi işletilmesinin de hukuk ve hakkaniyete açıkça aykırılık teşkil ettiğini, zira faturaların müvekkiline tebliğ edilmediği, herhangi bir temerrütün dahi bulunmadığı hususu göz önüne alındığında müvekkilinin temerrüde düştüğünden bahsedilemeyeceğini, dolayısıyla davacı yanca fatura tarihlerinden itibaren reeskont avans faizi işetilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, kaldı ki her ne kadar davacı yanca müvekkiline herhangi bir fatura içeriği tebliğ edilmemişse de, bir an için tebliğ edildiği varsayımında dahi salt olarak faturaların tebliğ edilmesi, borçlunun temerrüde düşürülmesi için yeterli olmadığını, davacı yanca müvekkiline gönderilen herhangi bir ihtarname bulunmadığından davacı yanın iş bu haksız davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davacı yanın fatura tarihlerinden takip tarihine kadar faiz işletmesinin de açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacı yanca fatura alacağına reeskont avans faizi işletildiğini; işlemiş faiz oranına da açıkça itiraz etme zorunlulukları doğduğunu, ihtiyati haciz kararının da hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı yanca iddiasını ispatlar nitelikte herhangi bir somut emarenin dosya kapsamına sunulmadığını, davacı yanın iddiasını yaklaşık ispat ölçülerinde dahi ispatlayamadığını savunarak,  davanın reddi ile,  davacı yanın %20'den az olmamak kaydıyla tazminata mahkum edilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br> İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, davacının ticari defter ve kayıtlarının lehine delil vasfı taşıdığı, dava konusu faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olduğu cari hesap bakiyesinin 369.610,01 TL olduğu, davalı yasal defter kayıtlarına göre icra takip tarihi itibariyle davacının alacaklı olduğu tutarın 388.610.01 TL olduğu,  icra takibine konu edilen 15 adet 373.662,63 TL tutarındaki faturaların taraflara ait defterlerde kayıtlı olup, birbirini teyit ettiği, taraflara ait defter kayıtları arasındaki farkın (388.610,01-369.610,01)  19.000,00 TL olup, devir bakiyesinden kaynaklı olduğu bu durumda davacının alacaklı olduğu cari hesap bakiyesinin 369.610,01 TL olarak dikkate alınması gerektiği, davacının 369.610,01 TL bakiye alacağının takibe dayanak 15 adet 373.662,64 TL tutarındaki faturadan 3 adet 121.776,43 TL tutarındaki faturayı söndürmüş olup, kalan takip konusu 13 adet 251.506,89 TL tutarındaki fatura bedeli kadar davacının davalıdan alacağının bulunduğu tespit edilmiştir. İtirazın iptali davası takibe sıkı sıkıya bağlıdır. Davacının takibe konu ettiği faturalar bu davanın konusu olup, davacının takibe dayanakettiği faturalardan dolayı takip tarihi itibariyle davalıdan 251.506,89 TL alacaklı olduğu anlaşıldığından tarafların usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarına itibar etmek gerektiği, davalı tarafça aksi yönde ve kuvvette bir delil sunulmadığından , davalının takibe itirazının iptaline karar vermek gerektiği kanaatine varılmış, davanın  251.506,89 TL asıl alacak yönünden kabulü ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir. <br>Davalı taraf icra dosyasına yapmış olduğu itirazda faiz yönünden de itirazda bulunmuştur. Temerrüt faizi işletilebilmesi için öncelikle borçlunun temerrüde düşürülmüş olması gerekir. Davacı, takibe konu alacağı yönünden davalıyı icra takibi tarihinden önce icra takibine dayanak alacağı net olarak belirten miktar üzerinden temerrüde düşürmediğinden davacının takip tarihine kadar işlemiş faiz talebinde bulunulamayacağı kanaatine varılmıştır. Bilirkişi raporunda her ne kadar TTK 1530 maddesi gereğince takip öncesi işlemiş faiz hesaplanmış ise de; TTK'nun \" Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları \" başlıklı 1530. maddesi satıcı veya hizmet sağlayanın KOBİ niteliğinde olması borçlunun da büyük ölçekli bir firma olması halinde uygulanması gereken bir hükümdür. Taraflar hakkında dosyada bu yönde bir kayıt yoktur.  İlgili düzenlemenin mal ve hizmet tedarikine ilişkin olduğu kanunun lafzından da anlaşılabilmektedir. Dosyada davacının, takip öncesinde takip konusu miktar için davalıyı temerrüde düşürdüğü yönünde bir delil bulunmadığından ve TTK 1530. Maddesi davaya konu ilişkide uygulanamayacağından davacının takip öncesi faiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. ( Emsal nitelikte, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin  2022/2877 Esas 2023/1881 Karar sayılı ilamı, Antalya BAM 11. HD 2019/2245 Esas 2020/1547 Karar, 2021/324 Esas, 2023/127 Karar sayılı ilamları )<br>İİK.'nun 67-(2) maddesi; \"bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne, göre red veya hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir\" hükmünü içermektedir. YHGK.'nun 17.10.2012 tarih ve 9-838 E, 715 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; genel bir kavram olarak “likid (liqiude) alacak”; “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır.” Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit  bir alacaktan söz edilemez (YHGK.'nun 14.07.2010 gün ve 19-376 Esas 397 Karar sayılı ilamı). Dava faturadan kaynaklanan alacak için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ilişkin olup; alacağın davalı yönünden bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir, yani likit alacak niteliğinde olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulve kısmen reddi ile ... İcra Müdürlüğü'nün...sayılı dosyasında takiben yapılan itirazın iptali ile takibin 251.506,89 TL asıl alacak olmak üzere aynen devamına, işlemiş faize ilişkin fazlaya dair talebin reddine, asıl alacağın %20'si oranında (50.301,37TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkemece ana alacaklarının hatalı ve eksik hesaplandığını, yerel mahkemece her ne kadar takibe konu 15 adet faturadan kaynaklı olarak 251.506,89 TL alacaklı oldukları tespitinde bulunulmuş ise de; ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasından görüleceği üzere işbu davaya konu takip alacaklarının takip çıktısı olarak 663.084,91 TL olup muavin hesap kaydındaki alacaklarının 369.610,01 TL olarak tespit edilmesine rağmen muavin hesap bakiyesinin göz ardı edildiğini, kaldı ki dosya kapsamında alınan 05/12/2024 tarihli bilirkişi raporu ile davacının davalıdan 369.610,01-TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, yerel mahkemenin, TTK 1530 maddesinin uygulama şartlarını açıkça hatalı yorumladığını, kanun hükmüne göre bu kuralın uygulanması için tarafların ölçeğine (KOBİ, büyük işletme vb.) ilişkin hiçbir ek şart getirmediğini, dosya kapsamındaki vergi dairesi kayıtları ve tarafların ticari unvanları incelendiğinde, müvekkili... A.Ş.'nin bir sermaye şirketi, davalı ...'in ise bilanço esasına göre defter tutan bir tacir olduğunun sabit olduğunu, dolayısıyla tarafların her ikisinin de \"ticari işletme\" statüsünde olduğunu ve aralarındaki iplik alım-satım ilişkisi, kanunun aradığı şartı tam olarak karşıladığını, kanun metninde geçen \"küçük veya orta ölçekli işletme (KOBİ)\" ifadesinin, maddenin (5) numaralı fıkrasında, sözleşmeye konulan ödeme süresinin \"alacaklı bakımından ağır derecede haksız bir durum yaratıp yaratmadığının\" denetlenmesine yönelik bir kriter olarak sayıldığını, kanun koyucunun amacının, KOBİ'leri uzun ve haksız vadelere karşı korumak olduğunu, bu özel denetim mekanizmasını, maddenin temel uygulama şartı gibi yorumlamak, kanunun sistematiğine ve amacına aykırı ve hatalı bir yaklaşım olduğunu,  TTK 1530 maddesine dayalı temerrüt faizi işletilmesi için borçlunun temerrüde düşürülmesi şartı bulunmadığını, bir an için tarafların KOBİ sıfatının bulunup bulunmadığı değerlendirmesi ihtiyacı var ise bu durumda yerel mahkemenin tarafların KOBİ sıfatına haiz olup olmadıkları konusunda araştırma yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; tarafların karşılıklı defter kayıtlarının birbirini teyit ettiği ve davacının, müvekkili davalıdan alacaklı olduğu yerel mahkemece tespit edilmişse de, icra takibine konu 15 adet faturaya müvekkili davalının defterinde rastlanmadığını, borcun varlığını ispat yükünün alacaklıya düştüğünü, alacaklının hukuki ilişkinin varlığını kanıtlamak durumunda olduğunu, davacı tarafça faturaya dayalı icra takibi başlatılmış ise de, tek taraflı olarak fatura düzenlenip, ticari defterlere kaydedilmesinin akdi ilişkinin varlığını ispata yeterli olmadığını, ayrıca icra takibine konu faturaların müvekkili davalıya tebliğ edildiğine dair dosyada bir belge de bulunmadığını, fatura içeriğinin davalı tarafından kabul edilmediğini, gene icra takibine konu faturalardaki malların davalı tarafından teslim alındığına ilişkin imzalı bir belgeye yerel mahkemece rastlanmadığını, icra takibine konu faturaların içeriği olan malların davalıya teslim edildiğinin davacı tarafından yazılı kanıtla ispat edilemediği gibi, bu haliyle davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen fatura içeriği ve sevk irsaliyeleri de alacağın varlığına dair kanaat oluşturamayacağını, 6098 sayılı TBK'nın 147. maddesine göre faturadan kaynaklı alacaklar 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen faturaları kabul etmemekle birlikte, icra takibine konu edilen ..., ..., ..., ..., ... seri nolu toplam 179.434,43-TL miktarlı 5 adet fatura, takip tarihi olan 27/11/2023 tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığını, bu itirazlarına yerel mahkemece itibar edilmediğini, 6102 sayılı TTK'nın 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlandığını, aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağının belirtildiğini, buna göre taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacağını, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı yerel mahkemece tespit edilmiş olup, işbu nedenle davacının, davalıdan cari hesapta alacaklı olduğu tespitinin dava konusunu oluşturmadığını, açık hesap ilişkisinin ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumu olduğunu, açık hesap ilişkisinde tarafların tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümlerin uygulanamayacağını, açık hesap ilişkisinde sadece takip konusu faturalar ve ödeme bakımından araştırma yapılması gerektiğini, tarafların usulüne uygun tuttuğu ticari defter ve kayıtlarına itibar edilerek davacının takibe dayanak ettiği faturalardan dolayı takip tarihi itibariyle davalıdan 251.506,89-TL alacaklı olduğunun kabulü halinde ise borcun bir kısmı ödenmiş olmasına rağmen tamamı ödenmemiş gibi icra takibi gerçekleştiren davacının kötüniyetli olduğunun kabulü ile reddedilen kısım için kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.  <br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, satış sözleşmesinden kaynaklı faturaya dayalı olarak  alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir.<br>Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, TBK'nın 102/1. maddesi uyarınca ödemenin, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olduğunun kabulü gerektiğine, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hükme uygun olarak hesaplama yapılmasında yanlışlık bulunmadığına, icra takibinden önce davalı usulünce temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faizin reddine yönelik mahkeme kararında isabetsizlik bulunmadığına göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/06/2025 tarih, ...Esas ... Karar sayılı kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>3-Alınması gerekli 17.180,44 TL istinaf karar harcından peşin alınan 4.295,11 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.885,33TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>5-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen yatırana iadesine,<br>6-İstinaf kararının dairemizce taraflara tebliğine,<br>7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>8-Harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/02/2026\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br>Üye ...<br>Üye...<br>Katip ...<br> <br><br><br><br><br><br><br>  Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8ee3da32bdb18d54","SID":"0c17ffa42182c853"}}