{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/832 Esas   2026/214 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/832 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2026/214<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t      ...<br>ÜYE\t\t: ...\t      ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t      ...<br>KATİP\t\t: ...\t    ...<br><br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)<br>DAVA TARİHİ\t: 16/07/2019<br><br>KARAR TARİHİ\t: 05/03/2026<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 05/03/2026<br><br>\tTaraflar arasındaki yöneticilerin azli istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen dosyada davaların kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tASIL DAVADA DAVA<br>\tAsıl davada, davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkilin ortağı bulunduğu 26.03.2014 kuruluş tarihli ... Huzurevi … Ltd.Şti’nin diğer ortaklarının ... ve ... olduğunu, müvekkilin ticari bir faaliyet yürütme ve kar elde edebilme gayesiyle kurulmuş olan bu şirketin %66 payına sahip olduğunu ve davalılardan ...’nin %1 paya sahip olduğunu, müvekkilin başka işletmelerin de sahibi olması ve bu işletmeyle fiilen ilgilenememesi sebebiyle kuruluş aşamasında şirket müdürünün davalılardan ...’nin seçildiğini, şirketin işleyişine dair müvekkil tarafından müteaddit kereler davalı ...’den bilgi talep edilmesine rağmen usul ve yasaya aykırı şekilde ne bilgi paylaşımı ne de denetlenebilmesi için defter ya da belge tesliminin gerçekleştirilmediğini, 2016 yılının ikinci yarısında davalı ...’nin diğer davalı ve mülk sahibi olan ...’e düzenli biçimde kira ödemeyerek yahut yapılan plan gereği kira ödememiş gibi göstererek şirketin yüksek miktarlarda borçlanmasına sebebiyet verdiğini ve Ankara Batı İcra Müdürlüğü’nün 2016/7397 E. sayılı dosyasıyla icra takibinin açılmasına sebep olduğunu, bu takip neticesinde de Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2016/127 Tal. Sayılı dosyasıyla haciz işlemlerinin yapılmasına ve muvazaalı olarak ve yetkisi bulunmamasına rağmen Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2016/15317 E. sayılı dosyasıyla takibin açılmasına sebebiyet verdiğini, aslen anılan icra takiplerine konu borcun bulunmadığını ve davalılardan ... ve ...’in birlikte hareket ederek müvekkilin ortağı olduğu şirketi diğer davalı ... Sosyal ve Sağ. … Ltd.Şti’ne dönüştürmek cihetine gittiklerini, ayrıca davalı şirketlerin çalışanlarının, şirket müdürlerinin, faaliyet adreslerinin, faaliyet konusuna giren alanda hizmet verdikleri hastaların ve mali müşavirlerinin aynı olduğunu iddia ederek müvekkilin ortağı bulunduğu ... … Ltd.Şti’nin 07.09.2016 tarih/9153 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlanan usul ve yasaya aykırı 23.08.2016 tarihli ve Altındağ 2.Noterliği’nin 01.09.2016 tarih/17570 yevmiye nolu adres değişikliği kararının iptaline, müvekkilinin ortağı olduğu şirkete ait olan ve davalılar adresinde bulunan faaliyet izni, çalışma ruhsatı ve sair tüm izinlerin davalılardan ... Sos. ve Sağ.Hiz.Ltd.Şti’ne devrine ilişkin tüm sözleşmelerin tespit ve iptaline, müvekkilin ortağı olduğu şirkete, şirket ortağı ve müdürü olan davalı ...’nin kanuna aykırı yönetimi sebebiyle yerine kayyım atanmasına, davalılardan ... Sos.Sağ.Hiz.Ltd.Şti'ne muvazaalı devir işlemleriyle müvekkilin ve kamunun zarara uğratılması sebebiyle kayyım atanması ve anılan karar ve devirlere ilişkin iptal kararı verilerek müvekkilinin ortağı olduğu şirketin faaliyet adresinin ve mamelekinin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       ASIL DAVADA CEVAP<br>\tAsıl davada davalılar ... ile ... Sos. ve Sağ. Hizm. Ltd.Şti. vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkilinin hiçbir zaman diğer davalı şirketin iç işlerine karışmadığını ve kira alacağını tahsil edebilmek için uzun yasal süreçleri takip etmek zorunda kaldığını, davacının Ankara Batı İcra Müd’nün 2016/736 E. sayılı dosyasıyla davalı müvekkil aleyhine açmış olduğu icra takibinin iptali istemli dava dilekçesinde şirket ortağı ...’nin basiretli biri olarak şirketi yönetemediği, şahsi menfaatlerini ön planda tutarak adeta şirketi batırmaya çalıştığı ve şirketin gelir durumunun iyi olmasına rağmen devlete olan vergi/sigorta gibi zorunlu ödemeleri yapmadığı, şirket merkezinin kiralarını dahi ödemediği ve şirket gelirlerini kendi özel çıkarları için harcayarak birçok tarafı ve kişiyi mağdur ettiği denildiğini, dolayısıyla davacının davalı ... ile şirket ortakları arasında yaşanan sorunları kendi ifadesiyle özetlediğini ve davalı müvekkili aleyhine tek bir cümle kullanmadığını, davacının yukarıda anılan davayı açmadan önce farklı tarihlerde 2 defa davalı müvekkille bizzat görüştüğünü ve davalı müvekkilin yaşanan süreçten rahatsız olduğunu ve iki yıldır kira bedellerini düzenli tahsil edemediğini belirttiğini, davacının ise bu sorunları kısa sürede çözeceklerini, şirketi finans sıkıntısından kurtaracaklarını ve kendisine altı ay ya da bir yıl kadar süre tanınması talebinde bulunduğunu, müvekkili ...’in bu talebi kabul etmediğini veya kabul etmeleri halinde yeni bir kira sözleşmesiyle en az altı aylık kira bedelini peşin ödemeleri gerektiğini belirttiğini, ancak müvekkilinin bu teklifini de ekonomik sıkıntı yaşadığını belirten davacı ...’in kabul etmediğini, davacının davalı ...’nin düzenli olarak müvekkili ...’e kira ödemediğini ve bilinçli olarak kendisine borçlandırdığı iddialarının gerek davacının dava dilekçesinde yazılı beyanları gerekse yaşanan hukuki sürece ilişkin yukarıda verilen bilgiler ışığında davacının borca batık ... Ltd.Şti’nde uğradığı zarar dolayısıyla müvekkilini sorumlu tutamak ve buradan kendisi adına bir menfaat elde edebilmek girişiminden başka bir şey olmadığının açıkça görüldüğünü, müvekkili şirket ile davalı ... Ltd.Şti. arasında gerek organik gerekse inorganik herhangi bir bağ bulunmadığını ve aralarında herhangi bir devir işleminin de söz konusu olmadığını, bu şirketler arasında ortak tek şeyin davalı ...’nin ... Ltd.Şti’nin borca batık olması sebebiyle bu şirketle ilişiği sonlandırmak ve müvekkil şirkette çalışmak istemesinden başka bir şey olmadığını bildirerek  davanın reddini istemiştir.<br> \tAsıl davada davalılar ... ile ... Huzurevi Ltd.Şti. vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacının tüm iddialarının asılsız olduğunu ve taşınmazın malikinin sahibi olduğu yerde yeni bir şirket kurmakta, bu şirkete dilediği kişiyi müdür ve çalışan olarak atamakta ve dilediği kişiyi mali müşavir olarak seçmekte özgür olduğunu, davacının yanıldığı hususun yapılan başvuruya rağmen henüz Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nca müvekkili şirketin kapanması hususunda ‘olur’ kararı verilmediğini, dolayısıyla davacının iddiasının aksine müvekkili şirkete ait bulunan faaliyet izni, çalışma ruhsatı ve sair tüm izinlerin diğer davalı şirkete devri diye bir durumun mevzubahis olmadığını, aslında davacının yıllarca şirketin işleyişine hiç karışmayıp ilgisiz kaldığını ve birtakım resmi evrak ve belgelerle yönetim kurulu karar defteri ile ortaklar pay defterini zorla uhdesinde tuttuğunu, icra takibine maruz kaldığını bile bile sermaye taahhüt tutarını dahi son ana kadar yatırmadığını, bütün bunların kendisine Altındağ 2.Noterliği’nin 15.05.2016 tarihli ihtarnamesiyle bildirildiğini, keza babası için yapılan 6 aylık bakım bedelinin de Altındağ 2.Noterliği’nin 01.07.2016 tarihli ihtarnamesine rağmen hala yatırılmadığını, yine Ankara 11.İcra Müdürlüğünün 2016/127 Tal. Sayılı dosyasından tutulan 22.08.2016 tarihli haciz zaptında da belirtildiği üzere davacının haciz esnasında haciz mahalline gelmesinin istenmesine rağmen en fazla 1 saatlik mesafe olan Kırıkkale’de olduğunu beyan ederek şirketi içinde bulunduğu zor durumdan kurtarmaya çalışmadığını, sonuçta da mal sahibine ödenmeyen kira borçları nedeniyle kiralanan yeri tahliye etmek zorunda kalındığını, davacının tüm bunlara rağmen şirketin muvazaalı olarak borçlandırıldığını iddia edebildiğini, davacıya gönderilen Ankara 53.Noterliği’nin 08.08.2016 tarih/23567 yevmiye nolu ihtarnamesiyle mal sahibi ile anlaşmaya varılabilmesi için 22.08.2016 tarihinde şirket merkezinde olunması, aksi halde anahtarları mal sahibine teslim edip şirket defterlerini teslim alması hususlarının bildirildiğini, fakat bu esnada davacının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/118129 Soruşturma nolu dosyasından bu konuya ilişkin suç duyurusunda bulunduğunu ve müvekkili ... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, bütün bunların ötesinde davacının 05.08.2016 tarihli çağrı mektubuyla 23.08.2016 tarihinde şirket merkezinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasını talep ettiğini, bu tarihte de şirket merkezine gelmeyerek bu durumun tutanakla imza altına alındığını, bunun üzerine de hazirun tarafından meydana gelen zaruri durumlardan dolayı bazı kararlar alınarak özellikle Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde başvurular yapılarak şirketin tasfiye işlemlerinin başlamasına karar verildiğini, buna uygun olarak 01.09.2016 tarihli şirket yazısıyla şirketin kapanışına karar verilmesi istenilmişse de hâlihazırda böyle bir karar verilmediğini bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>\tBİRLEŞEN DAVADA DAVA<br>\tBirleşen kararda davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 02.04.2015 tarihinde Altındağ 2.Noterliği’nin 06327 yevmiye nolu limited şirket pay devri sözleşmesiyle ... Ltd. Şti’nde pay sahibi olduğunu,  müvekkili pay sahibi olduktan sonra gerek resmi gerekse gayriresmi yollardan şirket işleyişi hakkında davalı ...’den bilgi ve belge istediğini, genel kurul toplantısı, olağanüstü genel kurul toplantısı talep etmiş ise de bir sonuç alamadığını, davalı ...’in kasten ve muvazaalı bir şekilde davalı şirketin faaliyet binasının da sahibi olan davalı ...’e kira ödemeyerek veya ödemiş gibi göstererek şirketi borçlandırdığını, bu borçlanma neticesinde Ankara Batı İcra Müdürlüğünün  2016/7397 sayılı icra takibi başlatıldığını, bu icra takibi sebebiyle Ankara 11.İcra Müdürlüğünün 2016/127 Talimat nolu dosyası ile haciz işlemleri yapıldığını, davalı ...’in şirkete bu sebeple gelen ödeme emrini ortaklara bildirmediği gibi herhangi bir itirazda da bulunmadığını, yasal sürelerini geçirerek takibin kesinleşmesini sağladığını, sonrasında ise böyle bir yetkisi olmamasına rağmen tahliye taahhütnamesi verdiğini, bu taahhütname sonucunda ise Ankara 22.İcra Müdürlüğünün 2016/15317 sayılı takip yapıldığını, tüm bu olaylardan sonra gelişen olayları tarih sırası ve usulsüzlükleri ile özetlemek gerekirse; 15.06.2016 tarihinde davalı ...’in olağan genel kurulun 14.07.2016 tarihinde saat 14.000’de yapılacağını diğer ortaklara ihtarname yoluyla bildirdiğini, müvekkilinin toplantıdan haberdar olmaması için davalı tarafça ihtarnamenin yanlış adrese gönderildiğini, şirket müdürü olarak tüm kayıt ve defterleri elinde bulunduran davalı ...’in bunu kasıtlı ve kötü niyetli olarak yaptığını, 14.07.2016 tarihinde yapılan toplantıda davacı ...’in müdür seçildiğini,  15.08.2016 tarihinde davacı ...’in kendisinin müdür seçildiğini ve bunun hâlâ ilan ve tescil edilmediğini ve defterlerin kendisine teslim edilmesini talep eden bir ihtarname gönderdiğini, seçilen yeni müdürü tescil ve ilan ettirmeyen ...’in usulsüz olarak hâlâ müdürlük yatığını, 08.08.2016 tarihinde davalı ...’in davacılar ... ve ...’ye ihtarname yollayarak kira borcunu, icra takibini ve tahliye taahhüdü verdiğini bildirildiğini, kanunun borçlu için verdiği tüm süreler geçip taahhütname verildikten sonra yapılan bu bildirimin kötü niyetli olduğunu, ihtarnamede defterleri almak için şirket merkezine gelinmesi bildirildiğini ve şirket merkezine gidildiğinde farklı gerekçeler sunulduğundan defterlere  yine ulaşılamadığını, 21.08.2016 tarihinde davalı ...’in haciz sırasında kendisine yediemin olarak bırakılan eşyaları davacı ortakların haberi olmadan kaçırma amacı ile şirket merkezinden çıkarttığını, davacıların şikayeti üzerine Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/1647 E. sayılı dosyasında hırsızlık davası açıldığını, 05.09.2016 tarihinde iki davalı tarafından ... Sosyal ve Sağlık Hizm.Ltd.Şti’nin kurulduğunu, kuruluş sözleşmelerine bakılacak olursa davaya konu iki şirketin de faaliyet alanının aynı olduğunu, TTK md.626’da düzenlenen rekabet yasağına açıkça aykırı şekilde davalı ...’in iki şirkete de müdür ve ortak olduğunu, kurulan bu şirketin kötü niyetle müvekkilinin ortağı olduğu şirketin içinin boşaltılması amacıyla kurulduğunun açık olduğunu, bu sebeple acilen ... Ltd.Şti’nin müdürü ...’in TTK md.630/2 uyarınca yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılması gerektiğini, 25.11.2016 tarihinde eldeki davanın açıldığını, 13.02.2018 tarihinde davalı ... Ltd.Şti’nin %99 payına sahip davalı ...’in tüm payını davalı ...’e devrettiğini, 23.02.2018 tarihinde şirketin tüm paylarını devralan davalı ...’in ... Şti’nin unvanını değiştirerek ... İnş.Turz.Tic.Ltd.Şti. olarak tescil ettirdiğini, hiçbir hukuki kısıtlama yaşamayan davalıların şirketleri kendi menfaatleri ve davacı ortakların zararı doğrultusunda idare ettiklerini, 28.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda “... …Ltd.Şti’nin 23.08.2016 tarihli olağanüstü genel kurul kurul toplantısına çağrı davetinin TTK’nun 411.maddesine göre uygun olduğu ancak TTK’nun 390/1 hükmüne göre alınan kararların ortakların vekalet dahil sadece ikisinin (hisse toplamları % 34) kararı olduğu gerekçesiyle kararların geçersiz olduğu kanaatine varıldığı” şeklinde sonuca varılmış olup, bu raporun açılan davanın haklılığını ortaya koymakla birlikte yapılan işlemlerin usulsüz olduğunu ve davacı ile birlikte müvekkilinin de zarara uğratıldığını da ortaya koyduğunu, müvekkilinin 2 yıldır ortağı olduğu şirketin mali durumu hakkında bilgi alamadığını, müvekkilinin vergi dairesine başvurarak ulaşabildiği son 3 ayın vergi kayıtlarına göre 2018 Eylül ayında 62.466,90 TL olan vergi borcunun Aralık ayında 9.496,73 TL artarak 71.963,63 TL olduğunu, davalının müdürlük yetkilerini kullandığı sürece de borcun katlanarak artmaya devam ettiğini, ayrıca davalı müdür ...’in Ankara 31.İcra Müdürlüğünün 2014/11050 E.sayılı dosyasından gelen birinci haciz ihbarnamesinden anlaşılacağı üzere borca batık olduğunu ve basiretli bir tacir olmadığını, hal böyle iken davalının ... …Ltd.Şti’ndeki müdürlük yetkisini kaldırmamanın oluşan zararın katlanarak büyümesine izin vermek olduğunu ve bunun da kanuna ve hakkaniyete aykırı olduğunu iddia ederek ... Huzurevi Ltd.Şti’nin 07.09.2016 tarih/9153 sayılı T.Ticaret Sicili Gazetesi’nin 14.sayfasında yayınlanan 23.08.2016 tarihli ve Altındağ 2.Noterliğinin 01.09.2016 tarih/17570 nolu adres değişikliği kararının iptaline,  ... Huzurevi Ltd.Şti’ne ait olan ve davalılar adresinde bulunan faaliyet izni, çalışma ruhsatı ve sair tüm izinlerin davalılardan ... ... Ltd.Şti’ne devrine ilişkin tüm sözleşmelerin tespit ve iptaline, ... Huzurevi Ltd.Şti’nin faaliyet adresinin ve mamelekinin iadesine, davalı ... Huzurevi Ltd.Şti’nin TTK md.630/2 uyarınca müdür ...’nin yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasına, müdür seçilen ...’in müdürlüğüne karar verilmesine, davacıların paydaş oldukları ... Huzurevi Ltd.Şti’nin defter ve belgelerine ulaşılamadığından tüm defter ve belgelerin mahkemeniz aracılığıyla ...’e teslimine karar verilmesine, mahkeme müdürlük görevini ...’e verme konusunda aksi kanaatte ise mahkeme denetiminde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılması ve yeni müdür atanmasına karar verilmesine, davalı ... ... Ltd.Şti’ne kayyum atanmasına, ... Huzurevi Ltd.Şti’nin telafisi imkansız maddi zarara yol açabileceğinden yönetim yetkisinin tedbiren müdür ...’den alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>            BİRLEŞEN DAVADA CEVAP<br>            Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece asıl davada; TTK.nun 621.maddesindeki koşulları taşımaması nedeniyle ... ... Ltd.Şti.'nin adres değişikliği ile kapatılması ve feshine ilişkin 23/08/2016 tarihli genel kurulda alınan kararların iptalinin talep edilebileceği, ... Ltd. Şti.nin henüz faaliyetine son vermediği, bu anlamda daha sonra kurulan ... Şti.ne devrinin söz konusu olmadığı, devre ilişkin sözleşme tespit edilemediği ve davacı tarafından da ibraz edilemediği dikkate alındığında davacının izin, ruhsat ve sözleşmelerin tespit ve iptal talebinin yerinde olmadığı, şirkete kayyım atanması koşullarının oluşmadığı ve davacının bu yöndeki talebinin de yerinde olmadığı gerekçeleriyle  ... ... Ltd.Şti.'nin adres değişikliği ile kapatılması ve feshine ilişkin 23/08/2016 tarihli genel kurulda alınan kararların iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br>\tMahkemece birleşen davada;  TTK.nun 621.maddesindeki koşulları taşımaması nedeniyle ... ... Ltd.Şti.'nin adres değişikliği ile kapatılması ve feshine ilişkin 23/08/2016 tarihli genel kurulda alınan kararların iptalinin talep edilebileceği, ... Ltd. Şti.nin henüz faaliyetine son vermediği, bu anlamda daha sonra kurulan ... Şti.ne devrinin söz konusu olmadığı, devre ilişkin sözleşme tespit edilemediği ve davacı tarafından da ibraz edilemediği dikkate alındığında davacının izin, ruhsat ve sözleşmelerin tespit ve iptal talebinin yerinde olmadığı; davalı müdür ...’nin güven ilişkisini sarsıcı eylemlerinin bulunduğu, rekabet yasağına aykırı davrandığı, dolayısıyla TTK.nun 630/2 anlamında temsil yetkisinin kaldırılması koşullarının oluştuğu, şirkete kayyım atanması koşullarının oluşmadığı, davacının ...’in müdür seçilmesini talep ettiği, ancak bu hususta karar verme yetkisinin şirket genel kuruluna ait olduğu, bu durumda şirketin bu amaçla olağanüstü toplanabilmesi için ...’in kayyım tayininin uygun olduğu, davacının, davalı ... ... Ltd.Şti’ne kayyum atanmasını talep etmiş ise de, bu konuda yetkisinin bulunmadığı gerekçeleriyle  davanın kısmen kabulü ile, ... ... Ltd.Şti.'nin adres değişikliği ile kapatılması ve feshine ilişkin 23/08/2016 tarihli genel kurulda alınan kararların iptaline; davalı ...'nin ... ... Ltd.Şti.'ni temsil yetkisinin kaldırılmasına; ... ... Ltd.Şti.'ne temsilci atanması, şirket defter ve kayıtlarının denetlenmesi hususlarında, olağanüstü genel kurulun toplantıya çağrılması ile ilgili gerekli işlemlerin yapılması için davacı ...'in kayyım olarak atanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalılar  ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece gerekçeli kararda hem şirkete kayyım atanması koşullarının oluştuğu belirtilip buna dair hüküm kurulurken, diğer taraftan davacı ...'in kayyım olarak atanmasına karar verilmesinin çelişkili olduğunu, 16/10/2020 tarihli bilirkişi raporunda gerekçeli olarak izah edildiği üzere davalı ...'in şirketi muvazaalı yollarla davalı ...'ye borçlandırdığı veya borçlanmış gibi göstererek haciz işlemlerinin yapılmasına sebebiyet verdiğine dair somut delil bulunmamasına rağmen davalı ...'in temsil yetkisinin kaldırılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tAsıl dava; davacı ...'in  ortağı bulunduğu ... … Ltd.Şti’nin 23.08.2016 tarihli olağanüstü genel kurul kararı ile alınan adres değişikliği kararının iptaline, yine bu şirkete ait olan ve davalılar adresinde bulunan faaliyet izni, çalışma ruhsatı ve sair tüm izinlerin, davalılardan ... Sos. ve Sağ.Hiz.Ltd.Şti’ne devrine ilişkin tüm sözleşmelerin tespit ve iptaline, ... … Ltd.Şti’nin şirket ortağı ve müdürü olan davalı ...’nin kanuna aykırı yönetimi sebebiyle yerine kayyım atanmasına, davalılardan ... Sos.Sağ.Hiz.Ltd.Şti’ne muvazaalı devir işlemleriyle şirkete kayyım atanmasına karar verilmesi istemine ilişkindir.<br>\tBirleşen Ankara 13. ATM'nin 2019/351 Esas sayılı dosyasında dava; davacı ...'nin ortağı bulunduğu  ... … Ltd.Şti’nin 23.08.2016 tarihli olağanüstü genel kurul kararı ile alınan adres değişikliği kararının iptaline, yine bu şirkete ait olan ve davalılar adresinde bulunan faaliyet izni, çalışma ruhsatı ve sair tüm izinlerin, davalılardan ... Sos. ve Sağ.Hiz.Ltd.Şti’ne devrine ilişkin tüm sözleşmelerin tespit ve iptaline, TTK md.630/2 uyarınca davalı ... Huzurevi Ltd.Şti’nin müdürü olan davalı ...’nin yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasına, ...’in müdürlüğüne karar verilmesine, davacıların paydaş oldukları ... Huzurevi Ltd.Şti’nin defter ve belgelerine ulaşılamadığından tüm defter ve belgelerin mahkeme aracılığıyla ...’e teslimine karar verilmesine, mahkeme müdürlük görevini ...’e verme konusunda aksi kanaatte ise mahkeme denetiminde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılması ve yeni müdür atanmasına karar verilmesine, davalı ... ... Ltd.Şti’ne kayyum atanmasına karar verilmesi istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; <br>\tDavalı şirketin ticaret sicil kayıtları, davaya konu genel kurul toplantı tutanağı, hazirun cetveli, ana sözleşme, bilirkişi raporu, vergi dairesi kayıtları, taraflar arasındaki ihtarnameler  vs deliller dosya arasında mevcuttur. <br>\tAnkara Batı İcra Müdürlüğünün 2016/7397 sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ...  tarafından borçlu ... Huzurevi … Ltd.Şti. ve ... aleyhine 15.03.2016 tarihinde “29.10.2015 faiz başlangıç tarihli ödenmeyen damga vergisi tutarı 13.792,00 TL ve 15.03.2016 tarihli (ödenmeyen Aralık/2015 ve Ocak/2016) kira bedeli 18.880,00 TL” ye dayanarak 13.792,00 asıl alacak + 547,52 işlemiş faiz + 18.880,00 TL kira bedeli olmak üzere toplam 33.219,52 TL alacağa yıllık %10,5 oranında ve değişen oranlarda işleyecek reeskont-avans faiziyle birlikte tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takibin derdest olduğu anlaşılmıştır.<br>\tAnkara 22.İcra Müdürlüğünün 2016/15317 sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlu ... Huzurevi … Ltd.Şti. aleyhine 04.08.2016 tarihinde yazılı sözleşme ile kiralanan taşınmazın kira süresinin bitmesi durumunda tahliye emri ile takip başlatıldığı, 10.04.2014 tarihli kira sözleşmesi ve 01.08.2016 tarihli tahliye taahhütnamesi”ne dayanarak ... tahliye adresindeki mecurdan akdin feshi ve boş olarak teslimi talebinde bulunulduğu, takibin derdest olduğu görülmüştür. <br>\tAnkara 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/165 Esas 2019/4 Karar sayılı kararının incelenmesinde; müştekiler ... ve ... tarafından şüpheliler ... ile ... aleyhinde yapılan şikayet üzerine açılan davada mahkemece 22.01.2019 tarihli karar ile “her ne kadar sanıklar hakkında  elbirliğiyle malik olunan mal üzerinde hırsızlık suçundan TCK’nun 144/1-a-2 maddesi gereğince cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de, sanıkların üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığından CMK 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine” karar verildiği anlaşılmıştır.<br>\t28/05/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava konusu ... Huzurevi Yaşlı Bakım Merkezi … Ltd. Şti’nin 23.08.2016 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısına çağrı davetinin TTK’nun 411.maddesine göre uygun olduğu, ancak TTK’nun 390. maddesinin 1.fıkrasındaki hükmüne göre alınan kararların ortakların vekâlet dâhil sadece ikisinin (hisse toplamları %34) kararı olduğu gerekçesiyle kararların geçersiz olduğu belirtilmiştir.<br>\t 24.04.2019 tarihli 1.ek bilirkişi raporunda özetle; İşletmenin kurulduğu andan itibaren yetersiz sermayeyle ve haricen borçlanılmak suretiyle işletilmeye çalışıldığı, bu nedenle kira borçlarının süresinde ve düzenli olarak ödenemediği, davalı ... tarafından aracı olunarak diğer davalı ... ... Yaşlı Bakım Merkezi … Ltd. Şti.'nin kurulmasına öncülük edilerek yaşanılan kira ödeyememe sorununun mal sahibi ile çözüme kavuşturulmaya çalışıldığı, bu hususun dava dosyasına sunulan bilgi-belge ve taraf beyanları ile de teyit edilebilir nitelikte olduğu, bu nedenle şirket müdürü davalı ...'nin şirketi kasten ve muvazaalı yollarla davalı ...'e borçlandırarak veya borçlanmış göstererek davalı ... tarafından şirket aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2016/7397 E. sayılı dosyasında takip açılmasına, bu takip neticesinde Ankara 11. İcra Müdürlüğü'nün 2016/127 Tal. Sayılı dosyasında haciz işlemlerinin yapılmasına sebebiyet vermediğinin anlaşıldığı, her ne kadar ... Ltd. Şti.’ nin adresi değiştirilerek mezkûr adreste ... Ltd. Şti. kurulmuş ise de ... adresinde her iki şirketin de faaliyette olduğu, ancak esas faaliyetin halen ... Ltd. Şti.’nin üzerinden devam ettirildiği, davalı ... Ltd. Şti.’nin adresi değiştirilerek mezkûr adreste ... Ltd. Şti. kurulmuş olup davalı ... tarafından 01.09.2016 tarihinde ... ... Ltd. Şti.'nin kapatılmasına yönelik Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne sunulan dilekçede kuruluşun kapanışın yapılmasının talep edildiği, davalı ... Sağlık Hiz. Şirketi adına Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne sunulan her hangi bir açılış dilekçesi, faaliyet izin yazısının bulunmadığı, işyerinde yapılan incelemelerde tüm çalışma izinleri, ruhsatlar vs. davalı ... ... Ltd. Şti. adına kayıtlı olduğu, tüm çalışanların SGK’ sının davalı ... ... Ltd. Şti. üzerinden bildirildiği, hastalarla olan sözleşmelerin ve bu sözleşmeler kapsamında tanzim edilen gelir faturalarının davalı ... ... Ltd. Şti. üzerinden yürütüldüğü, dolayısıyla ... Ltd. Şti.’nden yeni kurulan ... Ltd.Şti.’ne devredilen her hangi bir ruhsat vs. bulunmadığı,dava konusu ... Huzurevi Yaşlı Bakım Merkezi Sağlık Hizmetleri Medikal İnş. Tur. San Tic. Ltd. Şti.’nin 23.08.2016 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısına çağrı davetinin TTK’ nun 411.maddesine göre uygun olduğu, ancak TTK’nun 390.maddesinin 1.fıkrasındaki hükmüne göre alınan kararların ortakların vekâlet dâhil sadece ikisinin (hisse toplamları %34) kararı olduğu gerekçesiyle kararların geçersiz olduğu, dolayısıyla ... ... Özel şirketinin adresinin değiştirilmesinin yasal dayanağının bulunmadığı belirtilmiştir.<br>\t 05/09/2019 tarihli 2.bilirkişi ek  raporunda özetle; gerek kök raporda detaylıca açıklandığı gibi ve gerekse yukarıda da kısaca özetlendiği gibi kira ödemelerinden kaynaklı olarak taraflar arasında yaşanan uyuşmazlığın sonuçlandırılması adına davalı ... Huzurevi... Tic. Ltd. Şti. adına ... adresinde faaliyet gösteren huzur evinin 08.09.2016 tarihinde davalılar ... ve ... arasında kurulan ... Sosyal ve Sağlık Hizmetleri.. Tic. Ltd. Şti.’ne devredilmesi amaçlanarak ... Ltd. Şti.’nin adresinin ... olarak değiştirildiği, davalı ... Sağlık Hiz. Şirketi kurulduktan sonra davalı ... tarafından diğer davalı ... ... şirketinin kapatılmasına yönelik olarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına müracaat edildiği, fakat herhangi bir kapanış işleminin yapılmadığı, bu aşamadan sonra her ne kadar ... Ltd. Şti.'nin adres değişikliği yapılmış ise de ... Ltd. Şti.'nin adına kayıtlı olan izin ve ruhsatlar yeni kurulan ... Sağlık Hiz. Şirketine devredilemediğinden huzur evi faaliyetinin ... Ltd. Şti.'nin üzerinden devam edildiği, hal böyle olunca huzur evi olarak kullanılan mezkûr adreste her iki şirketinde faaliyette olduğu, huzurevi faaliyeti kapsamında tanzim edilen tüm faturaların ... Ltd. Şti.’ nin üzerinden yürütüldüğü, şirketin 2016 yılındaki net satışların 469.856,02 TL olduğu, 2017 yılı toplam gelirlerinin 329.997,60 TL olduğu, tüm çalışanların SGK bildirimlerinin ... Ltd. Şti.'nin üzerinden yürütüldüğü ve dolayısıyla tüm işçilik giderlerinin ... Ltd. Şti.’ne kaydedildiği, 2016 yılı Ağustos ayına kadar ...’e olan kira ödemeleri ... Ltd. Şti.'den ödendiği, bu tarihten sonrakilerin ... Sağlık Hiz. Şirketi üzerinden ödenmeye devam edildiği, su giderlerinin 2016 yılı Ağustos ayına kadar ...’e olan kira ödemeleri ... Ltd. Şti.'den ödendiği, bu tarihten sonrakilerin ... Sağlık Hiz. Şirketi üzerinden ödenmeye devam edildiği, hizmet üretim giderleri ve genel yönetim giderlerine ilişkin alınan yazar kasa fişleri, gider faturaları ve makbuzlarının bir kısmının ... Ltd. Şti.' ne bir kısmının ... Sağlık Hiz. Şirketi’ne kaydedildiği, söz konusu gider kayıtlarında mükerrerlik söz konusu olmadığı, aynı adreste yürütülen huzurevi faaliyetine ilişkin tüm giderlerin her iki şirket nezdinde paylaştırıldığı, ... Ltd. Şti.'nin 2016 yılındaki net karının 42.658,78 TL olarak gerçekleştiği, ... Ltd. Şti.'nin 2016 yılındaki zararının 90.726,54 TL olarak gerçekleştiği, hal böyle olunca huzurevi faaliyeti kapsamında her iki şirket nezdinde oluşan kar zarar konsolide edildiğinde huzurevi işletmesinin 2016 yılı toplam zararının (90.726,54 - 42.658,78) = 48.067,76 TL olduğu, 2017 yılına gelindiğinde Yeni ... Ltd. Şti.'nin dönem net zararının 47.882,18 TL olarak gerçekleştiği, ... Ltd. Şti.' nin 2017 yılı net zararının 246.426,67 TL olarak gerçekleştiği, hal böyle olunca her iki şirketin aynı faaliyet kolundaki toplam zararının (47.882,18 + 246.426,67) = 294.308,85 TL olduğu, gerçekleşen zararların kardan kayıp olduğu, doğrudan zarar şeklinde olmadığı,davalı vekilince zarar edildiği iddiasıyla dava dosyasına sundukları SGK borçlarına ilişkin dökümlerin incelenmesinde yukarıda da ifade edildiği gibi huzur evi faaliyeti kapsamında kar edilemediğinden söz konusu borçların da ödenemediği, dolayısıyla bu borçların bir zarar mahiyetinde değil de ödenemeyen şirket borcu olduğu belirtilmiştir.<br>\t 16/10/2020 tarihli 2.bilirkişi raporunda özetle; şirket müdürü davalı ...’nin şirketi kasten ve muvazaalı yollarla davalı ...'e borçlandırarak veya borçlanmış göstererek davalı ... tarafından şirket aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2016/7397E. sayılı dosyasında takip açılmasına, bu takip neticesinde Ankara 11. İcra Müdürlüğü'nün 2016/127 Tal. sayılı dosyasında haciz işlemlerinin yapılmasına sebebiyet verdiği yönünde yeterli somut delil bulunmadığı, verilmiş olan “tahliye taahhüdü”nün zorunlu koşullar altında verildığı, bu itibarla, sözkonusu işlemin de kötüniyetli ve sorumluluk doguracak bir işlem olarak kabul edilemeyeceği, davalı ...'nin dava konusu eylemlerinin TIK m. 396 hükmü gereğince yöneticilerin rekabet yasağına aykırılık olarak değerlendirilerek, TIK. m. 553 kapsamında sorumluluk hükümlerinin uygulanmasının sayın mahkemenin takdirinde olduğu, davalı ... Ltd. Şti.” nin, yeni kurulan ... Ltd.Şti.'ne devredilen her hangi bir faaliyet izni, çalışma ruhsatı vs. bulunmadığı, adres değişikliği kararının iptali için geçerli bir sebebin belirlenemediği belirtilmiştir.<br>\t22/06/2022 tarihli 3.bilirkişi raporunda özetle; ... ... Ltd. Şti.nin adres değişikliği kararının ana sözleşme ve mevzuata uygun olup olmadığı, iptalinin talep edilip edilemeyeceği hususu: ... Ltd. Şti.nin adres değişikliğine ilişkin kararı 23.08.2016 tarihli Genel Kurul kararıyla alındığı ve 07.09.2016 tarih 9153 sayılı T. Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığı, bu kararla, şirketin merkez adresinin, ... adresinden, ... adresine taşınması hususunun karar altına alındığı, 14.03.2014 tarihinde onaylanan ... Ltd. Şti nin ana sözleşmesine göre, İlk kurucu ortakları ... ( 1 pay ) ve otuz üç er paya sahip ... , ... ve ... den oluştuğu, Ankara Ticaret sicil müdürlüğün Ticaret Sicil Tasdiknamesine göre şirketin ilk tescil tarihinin 21.03. 2014 olduğu, 28.01.2015  tarihinde ... 'ün otuz üç payını ... 'e devretmesiyle ... 'in payının 66 ya çıktığı, 02.04.2015 tarihli hisse devirleriyle; ... 2 payını, ...in de dört payını ...ye devretmesiyle, 03.04.2015 tarihi itibariyle şirketin; 1 payının ...ye , 31 payının ..., 62 payının ... 'e, 6 payının ...de bulunduğu, 17.04.2016 tarihinde yapılan genel kurulda her ne kadar ...; Kendi adına asaleten 9 1 ... adına vekaleten %31 olmak üzere toplam %32 payla kendisinin ibrasına ve müdürlüğünün devamına şeklinde oy kullanmış ise de %62 oranındaki pay 24.800 TL ( 40.000 TL şirket sermayesine oranla ) sermaye ve pay çoğunluğuna sahip ... 'in, şirket müdürü olan davalı ... Göktepeyi ibra etmediği gibi kendisinin müdürlüğünü - oyladığı hususu nazara alındığında, en azından ...nin şirket müdürlüğünün askıda kalacağı, 23.08.2016 tarihli olağanüstü genel kurul kararında, adresi; Ümit Mahallesi 2528 Sokak No:4 Yenimahalle Ankara olan şirket merkezinin, kira borcu nedeniyle haciz edilen taşınmaz malların fiilen götürülmesi ve tahliye nedeniyle ... adresine taşınmasına ve ...'le imzalanan 10.04.2014 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin, feshine ilişkin işlemlerin ve kapanış işlemlerinin başlatılmasına, keza tasfiye işlemlerinin başlatılması için gerekli başvuruların yapılmasına karar verildiği; ... ... Ltd. Şti.nin adres değişikliği kararının ana sözleşme ve mevzuata uygun olup olmadığı, iptalinin talep edilip edilemeyeceği hususu: Yasanın 621.maddesinin aradığı nitelikli çoğunluğun pay oranı açısından en az %67'ye, sermaye miktarı açısından en az 20.001,00 TL(esas sermayenin salt çoğunluğu) olması gerekmesine karşın, %31'i vekaleten, toplamı %32'lik pay oranına ve 12.800,00 TL'lik sermaye payına sahip olan şirket ortaklarınca alındığı, dolayısıyla, TTK.nun 621.maddesindeki koşulları taşımaması nedeniyle iptalinin talep edilebileceği, ... Ltd. Şti.nin muvazaalı olarak borçlandırılıp borçlandırılmadığı ve bu hususta davalı şirket müdürü ...'nin kusur ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususu; ... tarafından, ödenmeyen damga vergisi 13.792,00 TL ile Aralık/2015 ve Ocak/2016 kira bedelleri toplamı olan 18.880,00 TL için faiziyle birlikte, ... Ltd. Şti. aleyhine, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2016/7397 sayılı dosyasıyla 15.03.2016 tarihinde toplam 33.219,52 TL üzerinden, haciz yoluyla icra takibine geçildiği, her ne kadar 20.01.2016 ve 20.02.2016 tarihli 9.440,00 er TL'lik kira fatura bedelleri fatura tarihleri itbariyle ödenmemiş ise de 10.03.2016 tarihinde 9.440,00 TL'lik kira tutarı ödemiş olup 10.03.2016 tarihinde kira borcu 9.440,00 TL olduğu halde, iki aylık kira bedelinin (18.880,00 TL) talep edilmesi ve takibe en azından bu yönüyle kısmi de olsa bir itiraz yapılması gerekmesine karşın itiraz edilmeyerek, takibin kesinleştirilmesine neden olunduğu, bu hususun da TMK.nun, “Dürüst davranma” başlıklı 2, \"İyiniyet' başlıklı 3.maddelerine aykırılık oluşturacağı nazara alındığında, ...'nin bu eyleminin; şirketi muvazaalı bir biçimde borçlandırmasa bile, takibin kesinleştirilmesine ve şirket mallarının haczine ve sonuçta geçici de olsa tahliyesine neden olması gibi maddi unsurların, TTK.nun müdürlerin özen ve bağlılık yükümüyle ilgili 626.maddesi hükmüne aykırılık oluşturduğu; Yeni ... Ltd. Şti.nin devrine ilişkin işlem ve sözleşmelerin muvazaalı olup olmadığı hususu: bu şirketin 05.09.2016 tarihinde tescil edildiği, ilk kuruluşta bir payının (600 TL ) ...ye, 99 payının ( 59.400TL ) ...e ait iken 15.02.2018 tarihli pay devriyle , ... 'nin şirketin yüzde yüz payına sahip tek ortak durumuna geldiği, ancak 27.02.2018 tarihli pay devriyle, ...nin  bir payını ... devrettiği , böylece %99 paya sahip olduğu, ... Ltd. Şti.nin mali durumunun bozuk olduğu, fiili tahliyesinin bir şekilde durdurulduğu belirtilirken, 01.09.2016 tarihinde Aile Bakanlığı'na (Sosyal politikalar İl Müdürlüğü) yapılan başvurudan çok kısa bir süre sonra 05.09.2016 tarihinde, aynı iş/ iştigal konularını taşıyan aynı adreste, davalı yanın ortağı olduğu ve kurduğu ... Ltd. Şti.nin kurulduğu, ...'nin, 05.09.2016 tarihinde ... huzurevinin bulunduğu aynı işyerinde ikinci bir işyeri olan ... Şti.nin kurulması ve bu şirkette sadece %1 paya sahip olan ...'nin, yaklaşık 1,5 yıl sonra 15.02.2018 tarihinde, ...'e ait %99 payı devralarak, şirketin tüm payına sahip olduğu, öte yandan, “Mali İncelemeler” bölümünde de açıklandığı üzere, ... Şirketinin kurulduğu 05.09.2016 tarihinden sonra da yapılan masrafların yine ... Ltd. Şti hesabına borç yazılmaya devam ettiği, anlatılan bu hususlar nedeniyle, açık bir muvazaa tespit edilememekle birlikte, aşağıda belirtildiği şekilde temsil yetkisinin kötüye kullanıldığı;  ... Ltd. Şti.ne kayyum atanması koşullarının oluşup oluşmadığı hususu: ... Ltd. Şti.nin yasal organları olan genel kurul ve yönetim kurulunun yanı sıra “müdürden yoksun kalmadığı, bir başka anlatımla şirket müdürünün gerek esas dava tarihi 25.11.2016 gerekse dava tarihinden sonraki dönemde, ... Ltd. Şti.nin kurulduğu 05.09.2016 tarihinden itibaren (usule aykırıda olsa) her iki şirketin (esasen şirketlerin merkezi de aynı yerdedir) müdürlüğünü yürüttüğü ve dosyadan anlaşılabildiği kadarıyla, yasal temsilci sıfatını taşıyan ...'nin görevini yerine getirmesine bir engel bulunmadığı hususu nazara alındığında nihai taktir sayın mahkemeye ait olmak üzere ... Ltd. Şti.ne “kayyum” atanmasını gerektirecek bir husus bulunmadığı; birleşen dava yönünden şirket müdürü ...'nin yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasını gerektirir koşulların oluşup oluşmadığı hususu: müdür ...'nin, ... şirketinin kurulduğu 26.03.2014 tarihinden ... Ltd. Şti.nin kurulduğu 08.09.2016 tarihine kadar ...'i, bu tarihten sonra isi her iki şirketin de müdürlüğünü bir arada yürütüldüğü, yukarıda yer verilen yasa hükümleri ve öğretideki görüşler bir arada değerlendirildiğinde davalı müdür ...'nin aynı iş yerinde, aynı faaliyet konularını içeren ikinci bir şirket kurarak, bu şirketinde müdürlüğünü yürütmesi, ... Ltd. Şti. in kuruduktan sonra, ... Ltd. Şti.ne yeni hasta kaydı yapılmaması, şirket ticari defterlerine göre hiçbir gelir kaydının bulunmaması, giderlerin her iki şirkete dağıtılması suretiyle, özellikle TTK.nun 613, 626 maddelerindeki rekabet yasağına aykırı davranıldığı, dolayısıyla TTK.nun 630/2 maddesi anlamında nihai taktir sayın mahkemeye ait olmak üzere, temsil yetkisinin kaldırılabileceği; olağanüstü genel kurul toplantısı yapılması koşullarının oluşup oluşmadığı hususu: gerek 16.08.2016 tarihli olağan üstü genel kurul tutanağının, gerekse dosyanın incelenmesi sonucu, şirketin mali sıkıntılar içinde bulunduğu, 14.07.2016 tarihinde yapılan genel kurulda davacı ...'in müdür olarak seçilmesine karşın, bu karar gereklerininsyerine getirilmediği nazara alındığında, esasen ortakların taktir yetkisi içinde olan ve yasa gereği toplanabilecek olan olağanüstü genel kurul kararının koşullarının oluştuğu kanaat ve sonucuna varıldığı belirtilmiştir.<br>\tDavalı ... ... Ltd. Şti.nin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; ... Ltd. Şti.nin adres değişikliğine ilişkin kararı 23.08.2016 tarihli genel kurul kararıyla alınmış 07.09.2016 tarih 9153 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığı, bu kararla, şirketin merkez adresinin, ... adresinden, ... adresine taşınması hususunun karar altına alındığı görülmüştür. <br>\t<br><br>\tDava konusu 23.08.2016 genel kurul toplantı tutanağının  incelenmesinde; 4 nolu  karar ile şirket merkez adresinin tahliye nedeniyle ... adresine taşınmasına, bunun için gerekli işlemlerin tamamlanmasına karar verildiği, tutanağın % 1 pay sahibi davalı ... ve % 31 pay sahibi ...’ye vekaleten ... tarafından imzalandığı, toplantıya asıl ve birleşen davada davacı şirket ortakları ... ve ...'nin katılmadığı ve tutanakta imzalarının bulunmadığı görülmüştür. <br>\tAsıl ve birleşen davada davacılar,  ortağı bulundukları ... … Ltd.Şti’nin 23.08.2016 tarihli olağanüstü genel kurul kararı ile alınan adres değişikliği kararının iptaline, yine bu şirkete ait olan ve davalılar adresinde bulunan faaliyet izni, çalışma ruhsatı ve sair tüm izinlerin, davalılardan ... Sos. ve Sağ.Hiz.Ltd.Şti’ne devrine ilişkin tüm sözleşmelerin tespit ve iptaline, ... … Ltd.Şti’nin şirket ortağı ve müdürü olan davalı ...’nin  yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılılarak kanuna aykırı yönetimi sebebiyle yerine kayyım atanmasına, ...’in müdürlüğüne karar verilmesine, davalılardan ... Sos.Sağ.Hiz.Ltd.Şti’ne muvazaalı devir işlemleriyle şirkete kayyım atanmasına,  davacıların paydaş oldukları ... Huzurevi Ltd.Şti’nin defter ve belgelerine ulaşılamadığından tüm defter ve belgelerin mahkeme aracılığıyla ...’e teslimine karar verilmesine, mahkeme müdürlük görevini ...’e verme konusunda aksi kanaatte ise mahkeme denetiminde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılması ve yeni müdür atanmasına karar verilmesine karar verilmesini talep etmişler, mahkemece yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davada ... ... Ltd.Şti.'nin adres değişikliği ile kapatılması ve feshine ilişkin 23/08/2016 tarihli genel kurulda alınan kararların iptaline, davalı ...'nin ... ... Ltd.Şti.'ni temsil yetkisinin kaldırılmasına, ... ... Ltd.Şti.'ne temsilci atanması, şirket defter ve kayıtlarının denetlenmesi hususlarında, olağanüstü genel kurulun toplantıya çağrılması ile ilgili gerekli işlemlerin yapılması için davacı ...'in kayyım olarak atanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br>\tDavalılar  ... ve ...nin istinaf itirazları  mahkemece gerekçeli kararda hem şirkete kayyım atanması koşullarının oluştuğu belirtilip buna dair hüküm kurulurken, diğer taraftan davacı ...'in kayyım olarak atanmasına karar verilmesinin çelişkili olduğuna ve 16/10/2020 tarihli bilirkişi raporunda gerekçeli olarak izah edildiği üzere davalı ...'in şirketi muvazaalı yollarla davalı ...'ye borçlandırdığı veya borçlanmış gibi göstererek haciz işlemlerinin yapılmasına sebebiyet verdiğine dair somut delil bulunmamasına rağmen davalı ...'in temsil yetkisinin kaldırılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.<br>\tDosya kapsamından, davalı ... tarafından, ödenmeyen damga vergisi 13.792,00 TL ile Aralık/2015 ve Ocak/2016 kira bedelleri toplamı olan 18.880,00 TL için faiziyle birlikte, ... Ltd. Şti. aleyhine, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2016/7397 sayılı dosyasıyla 15.03.2016 tarihinde toplam 33.219,52 TL üzerinden, haciz yoluyla icra takibine geçilmiş ise de mahkemece alınan bilirkişi raporları ile tespit edildiği üzere davalı ... Limited Şirketinin  2015 yılından 2016 yılına aktarılan kira borcu bulunmadığı gibi 2016 yılına ait kira borcu da en son 10.09.2016 tarihinde yapılan ödemeyle tamamen kapatıldığı, 31.12.2015 dönem sonunda kasada 2.181,50 TL bankada 2.145,18 TL para bulunmakla birlikte, 20.01.2016 ve 20.02.2016 tarihli 9.440,00 er TL’lik kira fatura bedelleri fatura tarihleri itibariyle 27 ödenmemiş ise de 10.03.2016 tarihinde 9.440,00 TL’lik kira tutarı ödemiş olup 10.03.2016 tarihinde kira borcu 9.440,00 TL olduğu halde, iki aylık kira bedelinin (18.880,00 TL) talep edilmesi ve takibe en azından bu yönüyle kısmi de olsa bir itiraz yapılması gerekmesine karşın itiraz edilmeyerek, takibin kesinleştirilmesine neden olunduğu, bu hususun da TMK.nun, “Dürüst davranma” başlıklı 2, ”İyiniyet” başlıklı 3.maddelerine aykırılık oluşturacağı nazara alındığında, ...’nin bu eyleminin; şirketi muvazaalı bir biçimde borçlandırmasa bile, takibin kesinleştirilmesine ve şirket mallarının haczine ve sonuçta geçici de olsa tahliyesine neden olması gibi maddi unsurların, TTK.nun müdürlerin özen ve bağlılık yükümüyle ilgili 626.maddesi hükmüne aykırılık oluşturduğu, ... Ltd. Şti.nin mali durumunun bozuk olduğu, fiili tahliyesinin bir şekilde durdurulduğu belirtilirken, 01.09.2016 tarihinde Aile Bakanlığı’na (Sosyal politikalar İl Müdürlüğü) yapılan başvurudan çok kısa bir süre sonra 05.09.2016 tarihinde, aynı iş/ iştigal konularını taşıyan aynı adreste, davalı yanın ortağı olduğu ve kurduğu ... Ltd. Şti.nin kurulduğu, ...’nin, 05.09.2016 tarihinde ... huzurevinin bulunduğu aynı işyerinde ikinci bir işyeri olan ... Şti.nin kurulması ve bu şirkette sadece % 1 paya sahip olan ...’nin, yaklaşık 1,5 yıl sonra 15.02.2018 tarihinde, ...’e ait % 99 payı devralarak, şirketin tüm payına sahip olduğu, öte yandan,  ... Şirketinin kurulduğu 05.09.2016 tarihinden sonra da yapılan masrafların yine ... Ltd. Şti hesabına borç yazılmaya devam ettiği, bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde; Davalı Müdür ...’nin rekabet yasağına aykırı hareket ettiği,  müdür ...’nin, ... şirketinin kurulduğu 26.03.2014 tarihinden ... Ltd. Şti.nin kurulduğu 08.09.2016 tarihine kadar ...’i, bu tarihten sonra isi her iki şirketin de müdürlüğünü bir arada yürütüğü,  böylelikle  davalı Müdür ...’nin aynı iş yerinde, aynı faaliyet konularını içeren ikinci bir şirket kurarak, bu şirketinde müdürlüğünü yürütmesi, ... Ltd. Şti. in kuruduktan sonra, ... Ltd. Şti.ne yeni hasta kaydı yapılmaması, şirket ticari defterlerine göre hiçbir gelir kaydının bulunmaması, gelirleri ... Şirketine kaydedilirken, giderlerin her iki şirkete dağıtılması suretiyle, özellikle TTK.nun 613, 626 maddelerindeki rekabet yasağına aykırı davranıldığı, dolayısıyla TTK.nun 630/2 anlamında temsil yetkisinin kaldırılması koşullarının oluştuğu anlaşılmakla davalılar  ... ve ...nin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. <br>\tYine, davalı ... Ltd. Şti.nin yasal organları olan genel kurul ve yönetim kurulunun yanı sıra “Müdür”den yoksun kalmadığı, bir başka anlatımla şirket müdürünün gerek esas dava tarihi 25.11.2016 gerekse dava tarihinden sonraki dönemde, ... Ltd. Şti.nin kurulduğu 05.09.2016 tarihinden itibaren (usule aykırıda olsa) her iki şirketin (esasen şirketlerin merkezi de aynı yerdedir) müdürlüğünü yürüttüğü ve dosya kapsamına göre, yasal temsilci sıfatını taşıyan ...’nin bulunduğu hususu dikkate alındığında ... Ltd. Şti.ne “kayyım” atanmasını gerektirecek bir husus bulunmadığından asıl davada davalı   ... Ltd. Şti.'ne kayyım atanmasına ilişkin talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, bu karar ile birleşen davada mahkemece davalı ... Ltd. Şti.'ne müdür seçilmesini teminen  olağanüstü toplanabilmesi için ...’in kayyım tayin edilmesinde atanan kayyumun azlin kesinleşmesinin hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmak amacıyla yetkilendirildiği gözetilerek bir çelişki bulunmadığından bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir. <br>\tBununla birlikte ilk derece mahkemesince, davalı ... Ltd. Şti'nin adres değişikliği ile kapatılması ve feshine ilişkin 23/08/2016 tarihli genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmiş ise de; <br>\tDosya kapsamından, davalı  ... Ltd. Şti'nin 14.03.2014 tarihinde onaylanan ana sözleşmesine göre , ilk kurucu ortakları ... ( 1 pay ) ve otuz üç er paya sahip ..., ... ve ... den oluştuğu  ve  21.03. 2014 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek kurulduğu, 28.01.2015 tarihinde ... 'ün otuz üç payını ... 'e devretmesiyle ... 'in payının 66 ya çıktığı ,02.04.2015 tarihli hisse devirleriyle  ...'nin 2 payını , ...'in de  4 payını ...ye devretmesiyle 03.04.2015 tarihi itibariyle şirketin 1 payının ...'ye , 31 payının ...'ye, 62 payının ... 'e ve 6 payının ...'ye ait olduğu, böylelikle şirketin toplam pay sayısının 100 olduğu, dava konusu 23/08/2016 tarihli genel kurul toplantısına  % 1 pay sahibi davalı ... ve % 31 pay sahibi ...’ye vekaleten ... katıldığı, asıl ve birleşen davada davacı şirket ortakları ... ve ...'nin katılmadığı ve tutanakta imzalarının bulunmadığı, dava konusu genel kurul kararının 100 paydan toplam 32 paya sahip olan paydaşların oyuyla alındığı anlaşılmaktadır. <br>\tAsıl ve birleşen davada davacı yan,  dava konusu genel kurulda şirket merkezinin değiştirilmesine ilişkin olarak alınan kararın  geçersiz olduğunu iddia etmektedir.  <br>\tLimited şirket genel kurul toplatına çağrı, çağrısız genel kurul, kararların butlan ve iptali hakkında, TTK'nın 617 ve 622. maddelerindeki atıf nedeniyle,  anonim şirketler hakkındaki hükümler uygulanır.<br>\t6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun \"Olağan karar alma\" başlıklı 620.maddesinde; \" (1) Kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararları, toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınır.\" hükmü düzenlenmiştir. <br>\tAynı Yasanın \"Önemli kararlar\" başlıklı 621.maddesinde; \"(1) Aşağıdaki genel kurul kararları, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabilir:<br>a) Şirket işletme konusunun değiştirilmesi.<br>b) Oyda imtiyazlı esas sermaye paylarının öngörülmesi.<br>c) Esas sermaye paylarının devrinin sınırlandırılması, yasaklanması ya da kolaylaştırılması.<br>d) Esas sermayenin artırılması.<br>e) Rüçhan hakkının sınırlandırılması ya da kaldırılması.<br>f) Şirket merkezinin değiştirilmesi.<br>g) Müdürlerin ve ortakların, bağlılık yükümüne veya rekabet yasağına aykırı faaliyette bulunmalarına genel kurul tarafından onay verilmesi.<br>h) Bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye<br>başvurulması ve bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkarılması,<br>ı) Şirketin feshi.<br>(2) Kanunda belli kararların alınabilmesi için ağırlaştırılmış nisap aranıyorsa, bu nisabı daha da ağırlaştıracak şirket sözleşmesi hükümleri, ancak şirket sözleşmesinde öngörülecek çoğunlukla kabul edilebilir.<br>(3) (Ek: 12/7/2013-6495/52 md.) Bir ortağın şirketten çıkarılma sebeplerinin sonradan şirket sözleşmesine konulabilmesine dair sözleşme değişikliği, şirket sermayesini temsil eden tüm ortakların genel kurul toplantısında oy birliği ile karar almasıyla mümkündür.\" düzenlemesi mevcuttur. <br>\tBilindiği üzere, bir genel  kurul toplantısından söz edebilmesi için ana sözleşme ve yasanın öngördüğü yeter sayılarla alınmış bir kararın varlığı gerekli olup,  ortaklarca yasal bir genel kurul gerçekleştirilmemiş ise, bu toplantıda alınan kararlar yok hükmünde olacaktır. Ayrıca, toplantı veya karar yeter sayılarının sağlanamadığı toplantılar da yine aynı şekilde yok hükmünde sayılması gerekecektir. Yine TTK'da sınırlı sayılan organlar tarafından yapılan alenen çağrı kararları geçersiz ise bu çağrı üzerine yapılan Genel Kurul'da yokluk müeyyidesize tabidir.  Bir genel kurul usul ve şekil kurallarına uygun olarak yapılmış olsa da konusu imkansız ya da Yasa'nın veya ana sözleşmenin emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına, şirketin temel yapısına ve sermayenin korunmasına dair hükümlere aykırı olan kararlar da batıl sayılacaktır. Yokluğun veya batıllığın tespiti hususunda dürüstlük kurallarına aykırı düşmedikçe olumlu oy vermiş paydaşlar da dahil olmak üzere menfaat sahibi tüm ilgililer herhangi bir süreye tabi olmaksızın dava açabileceklerdir. <br>\t Hukukî işlem, bir veya birden çok kişinin hukuk düzeninin öngördüğü sınırlar içinde gerektiğinde diğer unsurlarla birlikte hukukî sonuçlar doğurmaya yönelik irade açıklamasından oluşan hukukî bir olgudur. İrade açıklamasının yönelmiş olduğu hukukî sonuç, bir hakkın veya hukukî ilişkinin kurulmasından, değiştirilmesinden, devredilmesinden veya ortadan kaldırılmasından ibaret olabilir. Bir hukukî işlemin meydana gelmesi, hüküm ve sonuçlarını doğurabilmesi, birden çok kişinin irade beyanına bağlı ise bu hukukî işlemlere iki veya çok taraflı hukukî işlem denir. Çok taraflı hukukî işlemler, sözleşme ve karar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Karar, aynı gruba dâhil kişilerin ortak bir iş veya amaca ilişkin olarak başkana yöneltilmiş irade beyanıdır. Dolayısıyla hukukî işlemlerin hükümsüzlük hâlleri “karar” için de geçerlidir. Dolayısıyla karar şeklindeki bir hukukî işlemin hükümsüz olması, onun yöneldiği hukukî sonucu gerçekleştirme gücünün olmadığı anlamına gelmektedir.<br>\tSermaye şirketlerinde genel kurul kararlarının doğrudan veya dolaylı etkilerini gösterebilmeleri her şeyden önce hukuk kurallarına aykırı bulunmamalarına, hukuken mevcut ve geçerli olmalarına bağlıdır. Kararların mevcudiyet ve geçerlilik şartları, kanun koyucu tarafından şirketin, azınlığın, şirket alacaklılarının ve müstakbel pay sahiplerinin hak ve çıkarları ile kamu düzeninin diğer gerekleri göz önünde bulundurulmak suretiyle çeşitli kanun hükümleriyle tespit edilmiştir. Meydana gelişi veya içeriği bakımından bu hükümlere ve bunların ışığında düzenlenmiş olan şirket esas sözleşmesine aykırı bulunan kararlar hukuken hükümsüz olurlar. Genel kurul kararlarında bu hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre iptal edilebilirlik, butlan veya yokluk olarak karşımıza çıkmaktadır.<br>\tGenel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, 6762 sayılı Kanun'da ayrıca düzenlenmemiştir. Ancak 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 20 nci maddesinde düzenlenen butlan yaptırımı, genel kurul kararlarının butlanı hakkında da uygulanmaktadır. Bu itibarla emredici hukuk kurallarına, ahlaka aykırı veya imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılmaktadır. Öte yandan 6102 Kanun'un 447 nci maddesi ile genel kurul kararlarının butlanı açıkça düzenlenmiştir.  Buna göre genel kurulun, özellikle pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 27 nci maddesi uygulanacak, emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır. <br>\t Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından resen göz önünde tutulur.<br>\tGenel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, ne 6762 sayılı Kanun'da ne de 6102 sayılı Kanun'da düzenlenmiştir. Yokluk yaptırımının kanunlarda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallara aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanuni şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir. Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dahi meydana gelmiş değildir (Tekinay, S. Sulhi/Akman, Servet/Burcuoğlu, Haluk/Altop, Atilla: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, 1993, s. 378).<br><br>\t“Yokluk”; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu veya şekli nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir (Mehmet Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s.196). Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi \"yokluk\" ile sakat hale getirir. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Yokluk ve butlan hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce re’sen gözönünde bulundurulacağı ve herkesin  bu  geçersizliği, TTK'nın 445-446 maddelerinde (mülga 6762 sayılı TTK’nın 381. maddesinde)  düzenlenen koşullara tabi olmaksızın ileri sürebileceği Hukuk Genel Kurulu’nun 12.03.2008 gün ve 2008/11-246 E., 2008/239 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.<br>\tGörüldüğü üzere yokluk ve butlan arasında, sebepleri yönünden bir farklılık olmakla birlikte ayrıca bu iki kavrama bağlanan hukukî sonuçlar da, sınırlı da olsa, farklıdır. Bu farklardan birisi hukukî tahvil müessesesidir. Hukuken yok olan bir işleme hiçbir sonuç bağlanması mümkün değilken şeklen mevcut ancak batıl olan hukukî işleme hukukî tahvil yoluyla bir hukukî sonuç bağlanması mümkündür. Yokluk ile butlan arasındaki en önemli fark ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun(4721 sayılı Kanun) ikinci maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması yasağı bağlamında ortaya çıkar. Butlan durumunda şekli anlamda bir genel kurul kararı mevcut olduğundan bu kararı ve butlan sebeplerini bilen bir kişinin aradan uzun bir süre geçtikten sonra dava veya itiraz yoluyla genel kurul kararının butlanına dayanması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olabilir. Hâkim butlanın ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı veya hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığını her olayda re’sen ve ahval ve şartların heyeti umumiyesini göz önünde tutarak serbestçe takdir edecektir (Moroğlu, Erdoğan: Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2017, s. 194). Oysa yokluk durumunda, ortada şekli bakımdan dahi bir genel kurul kararı bulunmadığından bunun yokluğunun tespit edilmesinin istenmesi hiçbir şekilde hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemeyecektir (Moroğlu, s. 37).<br>\t Hukuk Genel Kurulu’nun 12.03.2008 gün ve 2008/11-246 E., 2008/239 K. sayılı ilamı ile de benimsendiği üzere, yokluk ve butlan hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce re’sen gözönünde bulundurulacağı ve herkesin  bu  geçersizliği, eldeki davada olduğu gibi, 6102 S. TTK 445-446 düzenlenen koşullara tabi olmaksızın ileri sürebilecektir. Şu halde, limited şirket genel kurulunda alınan şirket merkezinin değiştirilmesine dair karar  yoklukla malul olacağından, davacıların alınan karara muhalefet şerhi koyma şartı da artık aranmayacaktır. <br>\tYukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesine gelince;  davalı  ... Ltd. Şti'nin 23/08/2016 tarihli genel kurul toplantısında şirket merkezinin değiştirilmesine karar verildiği, TTK'nın 621/1-f maddesi gereğince şirket merkezinin değiştirilmesine ilişkin kararın temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde alınabileceği düzenlenmiş olup, somut olayda davalı  ... Ltd. Şti yönünden Yasanın 621.maddesinin aradığı nitelikli çoğunluğun pay oranı açısından en az % 67’ye, sermaye miktarı açısından en az 20.001,00 TL(esas sermayenin salt çoğunluğu) olması gerekmesine karşın, % 31’i vekaleten, toplamı % 32’lik pay oranına ve 12.800,00 TL’lik sermaye payına sahip olan şirket ortaklarınca ve 621/1-f maddesinde belirtilen şartlara uyulmaksızın alındığı, ortada usule uygun şekilde toplanmış bir genel kurul bulunmadığından bu genel kurulda alınan şirket merkezinin değiştirilmesine ilişkin kararın yoklukla batıl olduğu, toplantıda hazır olmayan kişilerin toplantının gidişatını etkileyecek nitelikte paya sahip olup olmamasının da bir öneminin bulunmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davalı ...nin 23/08/2016 tarihli genel kurulunda alınan şirket merkezinin değiştirilmesine dair kararın yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde iptaline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmakla birlikte bu yöne anılan karara karşı  istinaf başvurusu bulunmadığından yeniden hüküm kurulmamış eleştirilmekle yetinilmiştir.<br><br>\tTüm bu nedenlerle davalılar ... ve ...nin istinaf itirazlarının esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1- Asıl ve Birleşen davada davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Davalılardan alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcından  peşin alınan 179,90 TL'nin harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davalılardan ayrı ayrı alınarak  Hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından  taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/03/2026<br><br>Başkan- ...               Üye - ...                       Üye - ...              Zabıt Katibi -...<br>...              ...            ...              ...<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5e50b49a96cb892e","SID":"15c8f3ded3961b25"}}