{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/1340 <br>KARAR NO:2026/361<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:22/01/2025<br>NUMARASI:2024/386 Esas -  2025/38 Karar<br>DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin uzun yıllar ...’de yaşadığını, 1997 senesinde geçirdiği ameliyatta doktor hatası nedeniyle bağırsaklarının kesildiğini, buna mukabil açtığı tazminat davasında 2002 senesinde kendisine 600.000.-ABD doları tazminat ödendiğini, dava dışı ... ile aralarında bir arkadaşlık olduğunu ve ailece görüştüklerini, geçmiş yıllarda da aralarında para alıp verme ilişkisinin olduğunu, müvekkiline ödenen tazminattan sonra dava dışı ...'ın kendisinden 200.000.-dolar borç istediğini, geri ödemek kaydıyla müvekkil ...’ın bu parayı dava dışı ...’a verdiğini, aradan geçen sürede borcun ödenmediği, ABD'de ...’in kullandığı aracı gördüğünü ve tarif sonucu ... diye biriyle karşılaştığını, bu kişinin “... arabayı ve iki valizi bana bıraktı” demesi üzerine ... ile telefonda görüşüldüğünü ve borca mahsuben arabanın müvekkiline verilmesini, iki valizin de Türkiye’ye dönecek olan müvekkiline verilmesini istediğini, müvekkilinin aracı 5000 dolara satacağını düşünerek aldığını, her iki valizi ...’ın annesi dava dışı ...’a (müvekkilin eşiyle birlikte) teslim ettiğini, sonrasında ...’ın ...’ı arayarak valizleri alıp almadığını sorması üzerine ...’nın eksiksiz ve açılmamış halde teslim aldım dediğini ifade ettiğini, daha sonra ... eşiyle bir sabah ... gelerek müvekkilini çağırdığını, borcuma karşılık bugün 10.000- dolar ödemek istiyorum, aracın bedelini düşünce geriye 185.000.-dolar kalıyor, bunun için de sana çek vereceğim dediğini, müvekkilinin bunu kabul ettiğini, ...’ta bulunan kardeşini arayarak ... adına 10.000 dolar para çıkarmasını istediğini ancak kardeşi ... ...’ın 9000 dolar gönderdiğini, ...’ın müvekkiline 200.000.-dolar borçtan sana 185.000.-dolar kalıyor diyerek müvekkiline dört adet ABD çeki teslim ettiğini, çeklerin dava dışı ... ve davalı ... (...) ... tarafından keşide edildiğini, 2013 yılında müvekkilinin ...’ı aramak ve parasını almak için Türkiye’ye geldiğini, Üsküdar’da eşine ait ev adresinde ...'ı bulduğunu, alacağını istediğini, tarafların karakolluk olduğunu, müvekkilin ceza aldığını, ...’nın müvekkiline verdiği keşidecisi ve hesap sahibinin kendisi olmayan dört adet çekin ABD’de karşılıksız çıktığını, dava konusu çekin bunlardan birisi olduğunu, karşılıksız çeke karşı icra takibine haksız itirazın kaldırılmasını, takibin devamı ve %20 den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davaya konu icra takibinde borcun sebebi olarak gösterilen yabancı banka çekinin davacı tarafından çalınmak suretiyle elde edildiğini ve bu hususlarda ilgili Mahkemelerde ceza davası açıldığını, kambiyo vasfı taşımayan belgenin yazılı delil başlangıcı yapılarak alacağın söz konusu olduğunu işbu davada diğer delillerle ispat etmeye çalışmasının hukuken mümkün olmadığını, davacıyla arasında temel bir alacak ilişkisi olmadığı gibi sebepsiz zenginleşme ilişkisinin de olmadığını, davanın reddi gerektiğini, davacıya hiçbir borcunun olmadığını, fotokopi belgeye dayanılarak hak iddia edilmesinin mümkün olmadığını ve bu nedenle çek aslının sunulmasının talep edildiğini, davacıdan hiçbir zaman borç para almadığını ve çek de düzenleyerek vermediğini, ... ile davacı arasında geçen olaylarla ilgisi bulunmadığını ve bu olayların gerçekliğinin bulunmadığını, davacı dilekçesinde ...’a verdiğini iddia ettiği 200.000,-dolar borç paranın 2002 yılından 4-5 yıl sonra yani 2006-2007 yıllarında verildiğini, ceza dosyalarında verdiği ifadelerde 2003-2004 yıllarında verildiğini söylediği, en az üç ayrı ifadesinde bu tarihleri tekrar ettiğini, şahsi çek hesabının mart 2006 tarihinde açıldığını, fotokopi belgede görülen çekin Türk hukuk sistemine göre çek özelliği taşımadığını, yabancılık unsuru taşıyan bu davada ABD hukukunun uygulanması gerektiğini ve bu yönde karar oluşturulması halinde ABD polisine yapılan ihbarın ve polis raporunun dikkate alınması gerektiğini, davanın reddine, davacının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini tatep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Noterlik tarafından tasdik edilen ve aslının aynı olduğu tespit edilen çek için, bu belgenin çek aslı yerine geçecek mahkememizin kabulündedir. Bu nedenle ilk kararımızda da çek aslı davacı tarafından ibraz edilmesi halinde davanın kabulüne karar verileceği bildirilmiştir. Ancak kambiyo senedinin özelliği \"tedavaüle\" açık olmasıdır. Her an kambiyo senetleri \"ciro\" yoluyla tedavüle çıkarılması mümkündür. Bu nedenle çeke dayalı davalarda dava açılırken çekin davacı yedinde olması nasıl aranıyor ise dava müddeti boyuncada davacının elinde olması gerekir. Aksi takdirde  davacı talep hakkını yitirecektir. Mahkememiz bu düşünce ile çek aslını görmek istemiş ibraz etmesi ya da bir irca dairesine vermiş ise bildirmesi istenmiş ise de davacı tarafça ibraz ve bildirimde bulunulmamıştır. Bu nedenle mahkememizce davacının dava açıldıktan sonra çeki elden çıkardığı artık dava hakkını yitirdiği kabul edilmiş ve buna göre karar verilmiştir. Zaten davacı lehine karar verilse dahi verilen kararın infazı mümkün olmayıp İİK çeke dayılı takiplerde borçludan tahsil edilecek paranın alacıklıya verilmesi ancak çekin borçluya iade ile mümkün olacağından ve davacı çeki icra müdürlüğüne veremeyeceğinden verilen kabul kararının  infazı da mümkün olmayacaktır. Bu nedenlerle davanın reddine.\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin bir kısım iç organlarını ve bağırsaklarını tamamen kaybetmesi üzerine, aldığı tazminatın bir kısmını dava dışı ve davalının amcası ...'a kaptırarak dolandırıldığını, ..., sinsi bir dolandırıcı olarak, müvekkilinin saflığını, salaklığını ve aptallık derecesinde kandırılmaya müsait olduğunu bilerek ve görerek, müvekkilini dolandırdığını, maalesef,  müvekkilinin bir çok defa ...'dan zarar gördüğü halde, aklını başına toplayamamış ve kendisini ...'dan koruyamadığını, mahkeme, bozma öncesi verdiği kararda, dosya kapsamına ve nitelikli, yetkin ve uzman bilirkişi raporlarına aykırı olarak; kasasında olan ve usule ve yasaya uygun, yetkili makam ve mercilerce tasdikli onaylı karşılıksız çek suretini, \"bu boş bir fotokopi\" diyerek, gerçeğe aykırı ve yanılgılı bir değerlendirme ile haksız ve hukuksuz olarak davalarını reddettiğini, mahkeme tarafından, türlü bahanelerle davaları sürüncemede bırakıldığından ve 10 yılı aşkın süredir derdest olan davalarını, diğer dava dosyaları da bekletici mesele yaptığından, yargı eliyle de müvekkiline haksız ve ağır mağduriyet yaşatıldığından öncelikli inceleme talebimizin kabulüne, istinafa konu, kanunsuz, usulsüz, yanılgılı, adaleti ve vicdanı yaralayıcı, tahammül edilemez ağır haksızlık doğuran, usule, yasaya ve hukuka aykırı kararın acilen bozulmasına ve kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı yönünden %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken, mahkemece kötü niyet tazminatına hükmedilmediğini, davacı tarafından işbu davaya konu icra takibi doğrudan fotokopiler ile başlatılmış ve o tarihten bu yana da çek asılları dosyaya sunulamadığını , yargılamanın fotokopiler üzerinden devam ettiğini, gerekçeli kararda hükmedilen vekalet ücretinin icra takip tutarı olan 70.000 USD üzerinden hesaplanması gerekmekteyken, takip tarihindeki TL üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı yönünden İİK uyarınca kötü niyet tazminatı koşulları oluşmasına rağmen kötü niyet tazminatına ilişkin talepleri hususunda karar verilmediğinden, davacının takip tutarı olan 70.000 USD'nin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yabancı para alacağı iddiasıyla başlatılan icra takibinden dolayı açılan işbu davada, takibe konu 70.000 USD’nin karar tarihi itibariyle TL kuru üzerinden karşılığı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken dava tarihindeki TL karşılığı üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup, kararın bu yönden kaldırılmasına ve dava konusu tutarın karar tarihindeki kur karşılığı olan 2.498.300 TL üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava; ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Dairemizin 17.05.2024 tarih 024/574 Esas - 2024/747 Karar sayılı kaldırma kararı üzerine ilk derece mahkemesince eksik harç ikmal edilerek yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda davanın reddine kararı verilmiş, bu karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı takip alacaklısı tarafından  davalı takip borçlusu hakkında İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasında (Bakırköy 4.İcra Müdürlüğü 'nün ... sayılı icra dosyasında verilen yetkisizlik kararı üzerine) 70.000 USD  bedelli muhatap ... Bank ... banka hesabına düzenlenmiş çek nedeniyle 70.000 USD asıl alacak, 7.000 USD %10 çek tazminatı, 5.206,85 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 82.206,86 USD'nin tahsili istemiyle 28.04.2014 tarihinde  ilamsız icra takibi yapılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Dava ve takip konusu çekin muhatabının ... Bank ... olduğu anlaşılmakla bu çek nedeniyle yer bakımından yabancılık unsuru bulunmaktadır. Yabancılık unsuru bulunan bu tür davalarda uyuşmazlığın çözülmesinde, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun (MÖHUK) 1 ve 2. maddeleri hükümleri uyarınca uygulanacak hukuku, hakim,Türk Kanunlar ihtilafları kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re'sen saptayacak ve gerektiğinde yetkili yabancı hukukun muhtevasını tespitinde tarafların yardımını isteyebilecektir (Yargıtay 11. HD'nin 05.06.1990 tarih, 1990/3552-1990/4774 Esas ve Karar  sayılı ilamı) Yabancı unsur bulunan bu uyuşmazlıkta, öncelikle uyuşmazlığa konu olan ödeme taahhüdü  belgesinin (çekin) şeklen geçerli olup olmadığı tespiti bakımından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) yer alan çekin şekline uygulanacak hukuku gosteren özel kanunlar ihtilafı kuralı olan  TTK m. 820’den hareketle yetkili hukukun tespit edilmesi yoluna gidilmesi gerekir.TTK'nın 820.maddesinde çeke ait borçlanmaların şeklinin, bu borçlanmaların imza edilmiş olduğu ülkenin hukukuna göre belirleneceği, bununla beraber ödeme yeri hukukunun öngördüğü şekle uyulmasının yeterli olduğu, TTK'nın  767. maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarının da uygulanacağı düzenlenmiştir. TTK'nın  767/3.maddesinde bir Türk'ün, yabancı ülkede poliçeyle borçlanması, Türk hukukunun gösterdiği şekle uygun bulunduğu takdirde Türkiye’de başka bir Türk'e karşı geçerli olacağı hükmü mevcuttur.Bu hükme göre  tarafları Türk olan ve Türkiye'de takip konusu yapılan bir çek, imza yeri hukuku veya ödeme yeri hukukuna göre şeklen geçersiz dahi olsa şayet Türk hukukunun çekler bakımından aradığı şekil şartlarını taşıyorsa, Türk hukuku bakımından geçerli kabul edilmektedir.Dosya kapsamına alınan uluslararası özel hukuk öğretim görevlisi bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, icra takibine konu edilen çek üzerinde bulunan “...” ibaresinin  banka tarafından ödeme yapılmadığı hallerde kullanılan bir ifade olduğu , dava konusu senedin ABD hukukuna göre kambiyo senedi niteliğini taşıdığı belirtilmiş olup, aslı gibidir şerhi bulunan çekin Türk hukukuna göre de şeklen TTK'nın 780.maddesinde yazılı unsurları içerdiği görülmektedir.İstinafa gelen uyuşmazlık ise temelde, icra takibine konulan çek nedeniyle  alacak talebinde bulunulup bulunmayacağı noktasındadır.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 224/1. Maddesine göre yabancı devlet makamlarınca hazırlanan resmî belgelerin Türkiye'de bu vasfı taşıması, belgenin verildiği devletin yetkili makamı veya ilgili Türk Konsolosluk makamı tarafından onaylanmasına bağlıdır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise \"Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmelerin yabancı resmî belgelerin tasdiki ile ilgili hükümleri saklıdır\" düzenlemesine yer verilmiştir.Noterlik Kanununun 195. maddesinde \"Yabancı memleketlerde usulü uyarınca yapılan noterlik işlemlerinin altındaki o memleketin yetkili merciinin imza ve mühürü, konsolos tarafından onanır. Özel kanun hükümleri saklıdır.\" şeklindeki hükme göre yabancı bir ülkede, o ülkenin yetkili makamı tarafından düzenlenen resmi belgelerin Türkiye'de bu vasfı taşıması için belgenin verildiği devletin yetkili makamı veya ilgili Türk Konsolosluk makamı tarafından onaylanmasına bağlıdır.Yabancı kaynaklı belge veya kararların diğer ülkede geçerliliği konusunda dış temsilciliklerce onaylama şartını kaldırmak üzere 05/10/1961 tarihinde \"Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Hakkındaki La Haye Sözleşmesi\" imzalanmıştır.Bu sözleşmeye göre taraf ülkelerde alınan karar ve belgelerin diğer ülkede geçerli olması için kullanılacak ülke temsilciliğinin onayına gerek olmadan sadece belge veya kararın düzenleyen ülkenin yetkili makamının tasdik ettiği  \"Apostille\" şerhinin verilmesi yeterli olacaktır. Bu şerh ile evrakın gerçek ve doğru olduğu uluslararası alanda kullanılabileceği belirtilmektedir.Somut olayda icra dosyasına sunulan aslı gibidir şerhli çek üzerinde apostil şerhi bulunmasa da ...noteri ve New York Başkonsolosluğunun onayının  bulunduğu , bu haliyle çekin  ilamsız icra takibine konu olabileceği açıktır. Davaya konu edilen icra takibinin ilamsız icra takibi olması ve bu takip yolunda herhangi bir belge ibraz etmeden alacaklı sadece alacağı olduğunu belirterek dahi borçlu aleyhine icra takibi başlatılabilmesinin mümkün olması nedeniyle kambiyo senetlerine mahsus takipte  kambiyo senedinin (çek) aslının sunulması gerektiğine ilişkin İcra ve İflas Kanunu'nun 167.maddesinde yer alan düzenlemenin eldeki uyuşmazlıkta uygulanması mümkün değildir.  İcra takibine konu edilen yabancı ülke noteri tarafından aslı gibidir yapılan ve o yerdeki Türk konsolosluğu tarafından onaylanan çekteki imzanın davalı tarafından inkar edilmediği de dikkate alındığında davacının geçerli belgeye dayalı  alacak iddiasını kanıtladığı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöne ilişen istinaf istemi yerinde olup, Dairemizce asıl alacak yönünden davalının icra takibine itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir.Diğer yandan davaya konu edilen icra takibinde, çek tazminatı ve işlemiş faiz talep edilmiştir. Çek tazminatı TTK’nın 783/3 maddesinde “Muhatap nezdinde karşılığı kısmen veya tamamen bulunmayan bir çek düzenleyen kişi, çekin karşılıksız kalan bedelinin %10’unu ödemekle yükümlü olduktan başka, çek hamilin çekin ödenmemesinden uğradığı zararı da tazmin eder.” şeklinde düzenlenmiştir. Kambiyo vasfını yitirmemiş bir çekin genel haciz yoluyla icra takibine konu edilmesi, takip dayanağı belgenin kambiyo vasfına halel getirmeyeceğinden somut olayda çek bedelinin %10'u olan 7.000 USD çek tazminatına  hükmedilmesine karar vermek gerekmiştir.TCMB verilerine göre Eylül 2013'te  3095 sayılı Yasanın 4/A maddesi uyarınca Devlet bankalarının USD cinsinden para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı %3,90 olup, bu oran üzerinden 03.09.2013 tarihinden takip tarihi olan 28.04.2014 tarihine kadar işlemiş faizin 1.772,63 USD  (237 gün * 70.000 USD * 3,90/100*365) olduğu anlaşılmakla 1.772,63 USD üzerinden işlemiş faiz talebinin kabulüne, fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin reddine karar  vermek gerekmiştir.İİK'nın 67/2. Maddesinde itirazın iptali davasında, (...) takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği düzenlenmiştir.Eldeki davada dava konusu alacak likit (belirlenebilir) olup, davalının takibe itirazının haksız olmasına göre kabul edilen miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar vermek gerekmiştir.Hukuk Genel Kurulunun 23.03.1974 tarihli ve 1971/8-143 E., 1974/262 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere dava açan kişinin  kötüniyetli olması, yani hiçbir hakkı olmadığını bilmesi ya da durumu icabı bilmesi gerektiği hâlde sırf aleyhine dava açtığı kişiyi ızrar kastı taşıması gerekmektedir. Kendisini haklı bilerek dava açan kişinin davasının reddedilmesi hâlinde maddenin uygulanması düşünülemez (Yargıtay HGK'nın 08.04.2021 tarih ve 2017/1-1228 E. -  2021/443 K. sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta işlemiş faiz talebinin reddedilen kısmına yönelik olarak davacının başlattığı icra takibinde kötü niyetli olduğunun ispatlanmamış olmasına göre davalının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı  talebinin reddine karar vermek gerekmiş, davalının aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Ayrıca Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  istikrarlı bir şekilde kabul ettiği üzere,  (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.12.2022 Tarih ve 2021/8284 E.- 2022/9092 K. sayılı; 19.09.2011 Tarih ve 2010/966 E. - 2011/10441 K. Sayılı kararları) yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücretinin hesaplanması gerektiğinden Dairemizce kabul edilen ve reddedilen tutarlar üzerinden taraflar lehine bu husus dikkate alınarak vekalet ücretine hükmedilmiştir. Bu nedenle davalının aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;  davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalının İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile  asıl alacak 70.000  USD, işlemiş faiz 1.772,63 USD, çek tazminatı  7.000 USD olmak üzere toplam 78.772,63 USD  üzerinden takibin DEVAMINA, hükmedilen asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE<br>2-İtirazın iptaline karar verilen alacağın takip tarihindeki Türk Lirası karşılığı olan 154.700 TL'nin % 20'si olan 30.940 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>3-Reddedilen miktar yönünden şartları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE<br>4-Alınması gereken 15.757,60 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 4.111,14  TL harcın mahsubu ile bakiye 11.646,66 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen tutar yönünden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre  45.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen tutar yönünden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 10.056,79 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>7-Davacı tarafından yapılan başvurma harcı 27,70 TL, posta ve tebligat gideri 1.924 TL, bilirkişi ücreti 750,00 TL olmak üzere toplam 2.701,70 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre 2.588,76 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına<br>8-Davalı tarafından yapılan tebligat ve posta gideri 243,70 TL'den oluşan yargılama giderinin davanın red oranına göre 10,18 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına<br>9-Davacı tarafça yatırılan 4.111,14 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine <br>10-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde HMK'nin 333. Maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesi uyarınca  ilgilisine iadesine,<br>11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;<br>a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,<br>b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 1.683,10 TL posta ve tebligat gideri 63,70 TL, toplam 1.746,80 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>c-Davalı taraftan alınması gereken 732,00 TL ilam harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 117,00 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, <br>d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>12-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2a58c3b38f59b078","SID":"edf1812c89edcc18"}}