{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/2127 <br>KARAR NO: 2026/340<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/05/2022<br>NUMARASI: 2020/403 Esas 2022/317 Karar <br>DAVA: Alacak (Kurtarma Ve Yardımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 06/11/2020<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/02/2026<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından  istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; Müvekkili kuruluşun kurtarma ve yardım konusunda tekel hakkına sahip kamu kuruluşu olduğu , davalı şirkete ait ... numaralı Türk Bayraklı ... gemisinin ... terminalinde iken 29/09/2020 tarihinde saat 14:00 sularında halatlarının kopması ve kumanda altında olmaması nedeniyle tehlikeye maruz kaldığını, Liman Başkanlığı ve gemiden gelen talep üzerine ... A.Ş tarafından ..., ..., ... römorkörleri tarafından verilen hizmet neticesinde geminin başarılı bir şekilde kurtarıldığını, ... A.Ş ile 02/10/2020 tarihli temlik sözleşmesi imzalandığını, alınan raporda kurtarılan geminin değeri 40.000.000-USD belirlendiğini, gemi SP1 raporunda gözüken Bunker değerinin 293.419,80- USD hesaplandığını, gemi ve bunker değeri üzerinden, geminin içinde bulunduğu risk, verilen hizmet dikkate alınarak kurtarma ücretinin 4.000.000- USD olarak belirlendiğini, kurtarma hizmetine katılan kaptan raporlarının olayın kurtarma hizmeti olduğunu açıkça gösterdiğini, gemi yanaşma manevrasında demir atmamış olmasına rağmen kılavuz kaptan geldiğinde her iki demirin de suda olduğunu belirttiğini, olduğu pozisyonda demir atmanın geminin mevcut durumda sürüklenmesini önleyici en küçük bir etkisi olmadığını,demir atıldıktan sonra geminin sürüklenmesi durmadığını, geminin pozisyonunu koruyamaması ve sürüklenmeye devam etmesi ncdeniyle 3 römorkör birden geminin sancak tarafından yaslanarak gemiyi tutmaya çalıştığını, ... üzerinde bulunan M/T Ares yakıt barcı da ...'in sürüklenmesi nedeniyle geminin üzerinden ayrılamadığı,  hatta geminin alabora olması ya da hasarlanmasına ramak kaldığını, geminin sadece kendisi değil limanda bağlı bulunan diğer gemilerin ve limanın tehlike altına girdiğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile müvekkili kuruluş tekel sahası içerisinde davacıya ait Türk Bayraklı ... adlı gemiye verilen Kurtarma hizmeti nedeniyle toplam 4.000.000- USD kurtarma alacağının olay günü 29.09.2020 tarihinden itibaren  3095 sayılı kanun gereği işletilecek faiz ile birlikte  ödenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP :Davalı vekili; Davacı tarafın kurtarma yardım hizmeti ile ilgili olarak tekel hakkı olduğunu belirtmekte ise de 01.06.2019 yılından itibaren  adı geçen bölgede kılavuzluk ve römorkaj işlerinin  ... AŞ ne verildiğini, İskeleden kalkış ve yanaşmalar ...'a ait römorkör ve pilotlar tarafından yaptırılmasının mecburi olduğunu, olay günü havanın aniden bozulması ve gemiyi açıcı rüzgar ihtimaline karşı, kaptan tarafından  mürettebata  gerekli ek önlemler aldırıldığını  ve  ayrılma manevrası için römorkör talep edildiğini, hizmetin akabinde de  ... ve ...  bill, ... tarafından ayrılma manevrası ve yine römorkörler için kötü hava nedeniyle ayrılma manevrası  olarak imzalandığını, müvekkili firmaya herhangi bir şekilde verilen kurtarma hizmeti olmadığını, herhangi bir şekilde ... ait römorkörlerce müvekkiline bir çekme veya itme işlemi yapılmadığını,kaptan kaza raporu ile video ve ses  kayıtlarının uyuştuğunu, davacı vekilinin gerçeğe uymayan  geminin sürüklendiği  ve deniz tehlikesi altında bulunduğu şeklindeki spekülatif  iddialarının hakkaniyete aykırı olduğunu,  hizmetin verilmesinden önce kılavuz  kaptan'ın ,gemiye  halat verileceğini ve  kaptandan halat almasını istediğinde ,  kaptan neden diye sorunca da, merak etme, kurtarma yardım değil,  ayrılma manevrası yapacağız  demesi üzerine, kaptan halatı almayı ve demiri çekmeyi kabul  ettiğini, verilen hizmetin römorkaj ve pilotaj hizmeti olduğunu beyanla davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece;davacı ile temlik eden ... AŞ. arasında 02/10/2020 tarihli temlik sözleşmesi düzenlendiğinden, davacının aktif husumeti bulunduğu,römörkaj hizmetinin sonradan kurtarma faaliyetine dönüştüğünü ispat yükünün römörkaj malikine ait olduğu, olayın öncesinde ... AŞ. ile ...  gemisi donatanı olan davalı arasında bir römorkaj sözleşmesi bulunduğu, bu nitelikteki faaliyetin kurtarma sayılabilmesi için çekicinin verdiği hizmetin römorkaj sözleşmesinin gereği gibi ifa edilmesi kavramını aşarak, fevkalade bir hizmet niteliği arz etmesi gerektiği, kurtaran geminin faaliyetinin römorkaj sözleşmenin ifası amacına matuf olduğu durumlarda kurtarma faaliyeti söz konusu olmayacağı, dolayısıyla kurtarma ücreti de doğmayacağı dava konusu olayın deniz hava tahminlerinde yer almayan olağanüstü koşullarda meydana gelmiş olduğu, ... gemisinin ...rıhtımına bağlı iken 29/09/2020 tarihinde saat 14:15 civarından rüzgarın aniden şiddetlenmesi ve geminin palamar halatlarının kopması üzerine ... AŞ nin 19.11.2020 tarihli yazısında beyan edildiği üzere gemi kaptanının ...İstasyonu ile  iletişim kurup Limandan ayrılmak için acil olarak römorkör talebinde bulunduğu, kılavuz kaptanın da saat 14:05'te kendi inisiyatifiyle gemiye çıktığı, dosyada mevcut ses kayıtlarında kılavuz kaptanın römorkörlere neden halat verileceği sorusuna “Kurtarma yardım yapmıycam, merak etme, yanaştırmak için alıyoruz” beyanı olduğu, kılavuz kaptanın Sektör'e “14:05 - 14:30 kalkış manevrası olarak kaydettik” şeklinde beyanda bulunduğu, “..........” üzerine “kalkış manevrasıdır” kaydı yapıldığı, rüzgarın güney batı yönündeki hızının 50-60 knot yükselmesi ile baş taraftaki halatlarının tamamının koptuğu, geminin baş tarafının sancağa doğru açılarak gemiyi tutmak için atılan iskele demir yeterli olmayınca sancak demirin de denize atıldığı, bu şekilde geminin sancağa düşmesinin durdurulduğu, peşinden de geminin 3 adet römorkör desteği ile kendi makine gücü ve römorkörler yardımı ile Limandan ayrıldığı, bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere ayrılma manevrası sırasında geminin makinesi çalışır vaziyette olup ciddi anlamda sürüklenmediği, buna göre geminin TTK'nın 1298/f.1 anlamında objektif bir tehlike altında olduğunun söylenemeyeceği, dava konusu olayda ... gemisine verilen hizmetin kurtarma hizmeti olarak değerlendirilemeyeceği, başlangıçta var olan römorkaj sözleşmesi kapsamında kaldığı, davacı vekilinin 25/05/2022 tarihli duruşmada römorkaj alacağı taleplerinin olmadığını, temlik alınan alacağın sadece kurtarma yardım alacağına ilişkin olduğunu beyan ettiği, römorkaj hizmetinden dolayı davacı kuruma ödenecek bir borcunda bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; gemi ve kaptanı ile limana hizmet veren römorkör ve pilotaj şirketi arasında kurulmuş bir römorkaj sözleşmesi bulunmadığını,VTS kayıtlarına yansıyan ses kayıtları incelendiğinde römorkör talebinin limandan ayrılmak için değil, tehlikeyi bertaraf etmek için olduğunun açık olduğunu, römorkör talebinin uygulama doğrultusunda form doldurularak pilotaj talebiyle birlikte yapılması gerekirken, ortada önceden yapılan bir römorkaj sözleşmesi olmadığı ve tehlike doğduğunda telsizle römorkaj talep edildiği halde;bilirkişilerce faaliyetin römorkaj hizmetinin ifası olduğunun değerlendirilmesinin maddi vakıaya aykırı olduğunu, VTS ses kayıtları ile cevaba cevap dilekçesinde alıntı yapılan  konuşmalardan römorkör talebinin ... isimli gemiye yaslı bulunan ve tehlikeyi gören ... isimli gemiden de “Saat 13:56 da, ......... .... .. ....  Araya Giriyorum.  Römorkör gönderin.  ... römorkör gönder. acil durum” şeklinde yapıldığını, ......nin de tehlikeyi gördüğünü, römorkörlerin acil durum üzerine gemiyi içinde bulunduğu tehlikeden kurtarmak için çağrıldığını,römorkörler çağrılmadan tehlikenin zaten doğduğunu, davalı tarafın bunlardan sadece ses kayıtlarını ve bu ses kayıtlarının da sadece bir kısmını dosyaya sunduğunu, Gemi Trafik Hizmetleri tarafından tutulan resmi VTS ses kayıtlarını incelemelerini de hiç dikkate almayan bilirkişilerin sadece davalı yedinde bulunan analizi yapılmamış ve sınırlı bir şekilde sunulmuş VDR ses kayıtlarına dayanarak rapor tanzim ettiğini, bilirkişilerin davalı tarafından kılavuz kaptanın VDR kayıtlarına yansıdığı iddia edilen “merak etme, kurtarma yardım değil, ayrılma manevrası yapacağız” şeklindeki ses kaydına dayandığını, kılavuz kaptanın VTS kaydına yansıyan konuşmasında “ayrılmadan” değil de “yanaştırmadan” bahsettiğini, aynı VDR kayıtlarında yine aynı kılavuz kaptan tarafından sadır olduğu anlaşılan ve  dosyaya sunulan çözümlerde de yazılı olarak bulunan “bildiğin hortum geçti üzerimizden ya neyse ki çok şükür 3 römorkörde zamanında geldi ve kurtardık gemiyi” şeklindeki beyana bilirkişilerin itibar etmediğini, bu beyanın geminin düştüğü tehlikeden kendi imkanları ile kurtulamayacağının ve acil duruma binaen talep edilen 3 römorkörle ancak kurtarılabildiğini gösterdiğini, ayrılma manevrası için iki römorkör yeterli iken olayda 3 römorkörün hizmet verdiğini, geminin halatlar kopmaya başlayınca gemi sürüklenirken hemen ve yeterli sayıdan çok fazla olacak şekilde römorkör talebinde bulunduğunu, ayrıca kılavuz talebinde bulunmadığını, geminin ayrılma manevrasından Liman Başkanlığını ve Liman İşletmecisini haberdar etmediğini, ayrılma manevrasının geminin hareketinden etkilenmesi muhakkak olacak gemiye yanaşık ... isimli yakıt tankerine ve çok yakındaki diğer gemilere haber vermeden başladığını, bu durumun dahi tehlike riskini tek başına ispatladığını, üzerinde halen limanda tahliye edilmesi gereken konteyner ve araçlar (TIR) bulunmakta iken geminin limandan ayrılmak durumunda kaldığını ve tehlike geçtikten sonra geri dönüp bu yükü tahliye etmek zorunda kaldığını,ayrılma manevrası sırasında geminin kıç kapağının açık olduğunu, bu durumun %100 güvenlik kurallarına aykırı olmasına rağmen halen geminin risk olmaksızın ayrılma manevrasına başladığının iddia edilemeyeceğini, ... gemisinin demirli haldeyken ağır deniz ve hava koşullarında rıhtımda halatlarını kopardığını ve bordasındaki ... yakıt gemisinin üzerine yattığını ve ...’yi sahile doğru sürüklediğini, sürüklenerek rıhtım içerisinde hemen yakınında bulunan ...isimli geminin, diğer gemilere ve rıhtıma çatma/çarpma yakın tehlikesi oluşturduğunu, römorkörlerce verilen hizmetin basit bir liman ayrılış manevrasına indirgenmesinin açıkça maddi vakıaya aykırılık teşkil ettiğini, sunulan VDR kayıt çözümlerinde “ayrılmadan” hiç bahsedilmeyerek, kılavuz kaptanın  iki halatın römorkörlere verilmesini  geminin “yanaştırılması” için istediğini, römorkörlerce rıhtım içinde sürüklenip çarpma/başka gemilere çatma ihtimali olan gemiye Kılavuzun dahi başta planladığı yanaştırmanın ötesinde bir hizmet verildiğini, geminin ağır deniz ve hava koşullarında 3 römorkör tarafından çekilerek rıhtımdan çıkarıldığını, müvekkilinin kurtarma hizmeti yönünden bölgede tekel hakkı bulunduğunu, römorkör sahibi şirketin kurtarma hizmetini müvekkili adına yürüttüğünü saat:14:13 de duyurduğunu, VTS ses konuşmalarında geçen \"...\" nin müvekkili kuruluş ....... Başkanlığı bünyesinde kurulan, 24 saat esasına göre hizmet veren bir birim olduğunu, deniz trafiğini yönlendirmek amacıyla kurulduğunu,\"...\"nin burada görevlendirilen eğitimli ve tecrübeli personelinin, ..., ..., kurtarılan ... gemileri ve hizmet veren Römorkörler ile kılavuz kaptan ve diğer ilgililer arasında eşgüdümü sağladığını, bu karmaşa arasında birbirleri ile görüşme imkânı olamayan ilgilileri bilgilendirmesinin ötesinde tecrübe ve eğitimleri ile yönlendirdiğini beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:\tDava ;TTK nın 1298  maddesi uyarınca kurtarma alacağı istemine ilişkindir.6102 Sayılı TTK'nın 1298/1 maddesi uyarınca; seyrüsefere elverişli sularda tehlikeye uğramış bulunan su aracı veya diğer eşyanın kurtarılması için yapılan her fiil veya hareket, kurtarma faaliyeti oluşturur ve onun hakkında bu bölüm hükümleri uygulanır. Hükmün ikinci fıkrası uyarınca “su aracı” teriminin kapsamına, her türlü gemi ve seyrüsefere elverişli yapı girer; “eşya” terimi ise, kıyıya sürekli ve iradi olarak sabitlenmiş olmayan her türlü şey ile hak kazanılmış olmayan navlun alacağını ifade eder. Dördüncü fıkrasında eşya terimine; deniz yataklarındaki mineral kaynakların keşfi, çıkartılması veya işlenmesi amacıyla kullanıldıkları sürece sabit  veya yüzer platformlar ile açık deniz sondaj birimleri ile Deniz yatağında bulunan prehistorik, arkeolojik veya tarihi değeri olan kültür eserleri girmez. Hükmün son fıkrasında ise kurtarma faaliyeti teriminin kapsamına girmeyecek faaliyetler düzenlenmiş olup, buna göre; kurtarma faaliyeti terimine; su aracının malikinin veya kaptanının yahut araçta bulunmayan ve bulunmuş olmayan eşyanın malikinin açık ve  makul olarak karşı koymasına rağmen yürütülen faaliyetler, tehlike altında bulunan araçta çalıştırılan kişiler tarafından yürütülen faaliyetler ve tehlike doğmadan önce kurulmuş bir sözleşmenin ifası amacıyla yapılan veya yapılması gereken hizmetler girmez.Kurtarmanın temel unsuru geminin yahut eşyanın tehlikeye uğramış olmasıdır. Tehlikenin de seyri sefere elverişli sularda meydana gelmiş olması gerekmektedir. Hükümde bahsedilen tehlikenin objektif olması koşulu aranmalıdır. Öyleyse kurtarma hizmeti verilmemiş olsa idi, geminin ya da içindeki eşyanın muhtemelen ziyaı yahut hasarına sebebiyet verecek bir kaza ya da kaza olasılığı bulunmalıdır. Dolayısıyla, bir gemi kendi imkanları ile tehlike yaratan şartların üstesinden gelebilecek durumda ise ya da tehlikenin sonuçlarını önleme imkanına sahip ise, TTK 'nın 1298.maddesi anlamında tehlike unsuru gerçekleşmemiş olacaktır. Makul bir kaptan tarafından tehlike olduğu kabul ediliyor ise, tehlikenin gerçekleşmiş olduğu varsayılmalıdır.Dosyaya sunulan ses ve görüntü kayıtlarının dökümü yapılmış olup; tümünün incelenmesi ve karşılaştırılması neticesinde; olay tarihinde  saat 13.40-42 arasında rüzgarın hızının arttığı, geminin baş tarafından rihtimdan uzaklaşmaya başladığı, 2 nolu babadaki halatlardan birinin koptuğu, 1 nolu babadaki halatlardan saat:13.42 de birinin koptuğu, saat 13.43 de 2 nolu babadaki halatlardan bir halatın daha koptuğu , sadece 1 nolu babada bir halat kaldığı, bu dakikada ana makinenin çalıştırıldığı, saat 13.46 ya kadar demirin su yüzeyinde olduğu, saat 13.47 de geminin pozisyonunu koruduğu hatta rıhtıma yanaştığı, 13.50 ye kadar pozisyonun korunduğu, her iki demirin suda olduğu, saat 13.50 de ana makinenin stop ettirildiği, saat 13.52 ye kadar iki demir suda ve baş iter ve makinelerin çalışır halde ve baştan açmaz hale gelmiş tek halatın bağlı olarak geminin pozisyonunu koruduğu, saat  13.53 de kule ile kaptanın görüşmesinde bir adet halatlarının bağlı olduğu onunda tutmadığı, römorkörün çabuk gelmesi gerektiğini söylediği  geminin pozisyonunu koruduğu, Saat 13.59-14.04 arasında geminin hızla rıhtıma doğru hareket ettiği, bununda demirlerini sudan alması ve römorkörlerin dayanmaları olabileceği, pilotun kaç römorkör istediklerini ...'ya sorduğu, ...'nın 2,3,5 cevabı üzerine kulenin yani 3 römorkör diyerek Kule'nin ... e .....tarafından dayanma talimatı verdiği,pilotun gemiye katılacağını bildirdiği, ...'nın kıç kapağın açık olduğunu sahilden gelebileceğini belirttiği, ... in saat 14.03 de dayanmaya başladıklarını rapor ettiği, bu kapsamda 13.47-14.03 arasında dayanma işlemi başlamadan geminin pozisyonunu koruduğu ve rıhtıma yanaşmaya başladığı, geminin kontrol altında olduğu, kılavuz kaptan raporunda 14.05 de gemiye çıktığı, iki romorkörün sancaktan dayandıkları ve .......-e  iki halat verildiği çift demiri yardımıyla rıhtıma aborda olunduğu video kayıtları,VTS kayıtları, ... ve klavuz kaptan raporlarının birbirini doğruladığı, kılavuz kaptanın sektörün geminin durumunu sorması üzerine saat 14. 11 de  geminin kontrol altında olduğu, ... in dayandığı, ... ten halat alacaklarını söylediği, saat;14.14 de rüzgarın hızını iyice artırdığı, 14.21 de geminin ana makinesini çalıştırarak tüm kıç halatlarını kopartarak ileri doğru yol aldığı ve iskeleden ayrıldığı, saat 14.22 de artık neta olduğu,Saat 14.24 de kulenin sektöre ... ün ...'ya halat verdiği  ,1,2 nin de dayanma pozisyonunda olduklarını bildirdiği, 14.40 da pilotun sektörü arayarak ileri doğru demir yerine yol aldıkları, pilot ...14.05-14.30= kalkış manevrası olarak kayıt ettiği bilgisi verilmiştir.Mahkemece alınan 08.11.2021 , 28.03.2022 tarihli bilirkişi kurulu raporlarında; kılavuz kaptanın saat 14.05 de gemiye çıkmasını müteakip 14.11 de ..... 1-2 romörkorlerine dayanma, ... römorkörüne ise halat vererek çekme emri verdiği, rüzgarın 14.15 de rüzgarın hızını artırması üzerine kılavuz kaptan ve gemi kaptanının rıhtımdan avara etme kararı verdikleri ve bağlı oldukları halatları koparma pahasına saat 14.21 de gemi makineleri ve römorkörler yardımıyla rıhtımdan ayrıldığı; sonuç olarak meteorolojinin olağanüstü urumu 14.15 de duyurduğu, saat 13.47-14.05 arasında geminin tek halat bağlı, iki demiri suda ve baş iter ile  makineleri çalışır vaziyette pozisyonunu koruduğu; ... şirketinin 19.11.2020 tarihli yazısından anlaşıldığı üzere gemi kaptanının ...İstasyonu ile Limandan acil ayrılmak üzere römorkör istediği, kılavuz talebi olmadığı, kılavuz kaptanın insiyatifiyle gemiye çıktığı, kılavuz kaptanın sektöre 14.05-14.30 ayrılma manevrası olarak kaydettiği, ayrıca kılavuz kaptanın neden halat verildiği sorusuna \"kurtarma yapmıycam merak etme, yanaştırma  yapacağım\" cevabını verdiği, kaptanın kurtarma talebi de olmadığı görüldüğünde somut olayda kurtarma işlemi bulunmadığı, geminin yazılan saatlerde Ro-ro liman sahası içinde bulunduğu, geminin ayrılma manevrası için römorkör istediği, geminin ciddi bir sürüklenmesi olmadığı, makinelerinin çalışır vaziyette olduğu, gemi kaptanının kılavuz kaptana yanaştırma manevrası için onay verdiği, bu halde onayın römorkaj sözleşmesi kapsamında  olduğu, davacı tarafından yayımlanan kılavuzluk, Römorkaj ve Diğer Hizmetler Tarifesinin 2.6 maddesinde  hava muhalefeti hallerinde geminin bulunduğu yerden kılavuz almadan ve römorkör olmadan ayrılamaması halinde alınacak ücretin düzenlendiği, bizzat davacının bu hallerde hizmet verdiğinin anlaşıldığı, römorkör hizmetinin kurtarmaya dönüşüğünü ispat yükünün davacıda olduğu yolunda kanaat bildirilmiştir. ... gemisinin 34236 GRT olduğu (30.000-45.000 arası olduğu için) için Limanlar Yönetmeliği Ek-5 gereği fevkalade durum  olmaksızın Limandan ayrılması için  toplam 75 BP gücüne sahip iki römorkör ile ,klavuz kaptan alma mecburiyeti vardır. Davacı  geminin limandan ayrılışının bir standart ayrılış olmadığını , kaptan tarafından Liman Başkanlığına yapılacak bildirmi ile birlikte römorkör ve klavuz kaptan talebinde bulunmadığını ileri sürmekte ise de  çok fazla şiddetli rüzgarlı havanın meeoroloji tarafından duyurulmadığı  ancak saat 14.15 de duyurulduğu bildirimlerden anlaşılmaktadır. Ani gelişen bu durum karşısında  hızla alınacak önlemler kapsamında Liman Başkanlığına bildirim yapılmasını beklemek hayatın olağan akışına uygun  değildir. Davacı vekili davalı tarafın VDR kayıtlarının  tamamının davalı tarafça sunulmadığını , VDR kayıtlarının  tarih ve saat ( SVDR) ,iletişim sesi (radyo)(SVDR) radar verileri (SVDR) Ecdis verileri (SVDR) Echo sounder,Ana alarmamlar ,Dümen Komutları ve yanıtı ,Kaportaların durumu ,Su geçirmez  ve yangın kapısı durumu,hız ve ivme ,gövde gerilmeleri ,Rüzgar hızı ve yönünü gösteren kayıtlar olup ,tam olarak dosyaya sunulmadığını ileri sürmekte ise de ;  fırtına zamanı ... , Pilot Kule,gemi ,yanındaki gemiler ile tüm görüşmelerin tamamı ,video kayıtlarıyla mevcut olayı yeterince değerlendirilebilecek şekilde  bizzat davacı tarafça dosyaya sunulmuş olup, hava şartları kapsamında Limanda arka kapak açık rıhtıma dayalı gemiye yapılan operasyonun niteliğini belirlemek için sunulanlar yeterlidir.Operasyon sırasında geminin görüntü kayıtları da Limandan ayrılma anına kadar dosyada mevcut olup, kayıtların tam sunulmadığı itirazı da iddiadan ibarettir . Davacı tarafça kurtarma hizmeti verildiği iddia olunan  zamanda kılavuz kaptan gemide bulunmaktadır.Davalı tarafça sunulan ses kayıtlarının davacı tarafça sunulan VTS ve görüntü kayıtlarıyla birebir eşleştiği,VTS kayıtlarının dikkate alınmadığı ileri sürülmekte ise yargılama sürecinde ve  bilirkişi raporlarında temel inceleme noktası VTS kayıtları olduğu  dikkate alındığında davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Mevcut hava durumunun geminin Limandan ayrılmasını güçleştirdiği açık ise de; geminin iki römorkörle Limandan ayrılmak zorunda olduğu ,klavuz kaptanın açıkça kurtarma yardımı yapmadığını teyit etmesi karşısında ; davacı tarafça römorkör tahsis edilmesinin kurtarma hizmeti boyutuna ulaşıp ulaşmadığının belirlenmesi gerekir.Davacı taraflar arasında römorkör hizmeti sözleşmesi kurulmadığını ileri sürmekte ise de ;davacı (temlik eden) ... limanında  hizmet veren tekel hakkı olan bir kurumu  ,davalı da römorkör hizmeti almak zorunda olduğuna göre sözleşme ilişkisi mevcuttur.Kılavuz kaptanın üzerimizden harekeyn geçti beyanı ,geminin Limandan ayrılması için ordino vermemiş olması da kurtarma hizmeti verildiğini kabule yeterli değildir.Gemi kaptanının limandan ayrılmak için römorkör ve pilotaj talep etmediği ileri sürülmekte ise de ; fırtına birden ortaya çıkmış olup ,demir sahasına gitmekte acil ihtiyacın birden ortaya çıktığı ,geminin yanındaki ...ve üzerine bağlı vaziyette ki ... barcına hiç değmediği,... 'un saat 14.06 da römorkör alma zorunluluğu olmadığından kendi başına Limandan ayrılabildiği ve Sümela'dan daha küçük bir gemi olduğu  gözetildiğinde  römorkör talebinin geminin grosstonu nedeniyle yapıldığı savunmasını doğrulamaktadır.Zira aynı Limanda bulunan ........ gemisinin ...'nın halatlarını sudan  toplaması üzerine römorkör yardımı olmadan Limandan ayrıldığı sabittir.Gemi kaptanı'nın ...'den acil römorkör gönderilmesi talebi ,Limanda römorkör hizmeti veren davacı ile yapılan  bir römorkaj sözleşmesi niteliğindedir.Davacı tarafça \"kurtarma hizmeti\"verdiğine ilişkin konuşmalar kurtarma hizmeti  verildiğine delil teşkil etmemektedir.Mevcut durumda demir sahasına gitmek için zorunlu olarak Limandan ayrılmak  için zaten en az iki römorköre ihtiyacı olan geminin telsizle römorkör istemesi  aniden ortaya çıkan tehlikeye önlem almak olarak değerlendirilmiştir. Tüm operasyon kılavuz kaptanın gemiye çıktığı saat 14.03-14.21 zaman  aralığında gerçekleşmiş olup geminin tüm süreçte makinelerin çalıştığı, mevcut durumunu muhafaza ettiği geminin kumanda altında olmaması gibi bir durumun meydana gelmediği, iskeleye kıç kapağı dayalı bulunan geminin zayiinin muhtemel olduğu,tehlikenin objektif olduğu davacı tarafça ispatlanamamıştır.Standart ayrılma hizmeti dışında ;Liman Hizmetleri Tarifesinde \"Hava muhalefeti nedeniyle geminin kılavuz ve römorkör almadan kendi imkanları veya kuruluşun  imkanları ile rıhtım,şamandıra,tesisler veya iskelelerden kalkması ve bilahare kalktığı yere yanaşması halinde ücretlerin %50 indirimli uygulanacağı\"  hükmüne göre değerlendirilmesi  yerinde bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle; davacı tarafından davalıya verilen hizmet TTK'nın 1298 madde kapsamında kalmayıp, römorkör hizmeti olduğu, geminin kılavuz kaptan gelinceye kadar durumunu kendi imkanlarıyla muhafaza ettiği,kılavuz kaptanın 14.03 da gemiye çıktığı  ,14.11 de ...'ye durumun kontrol altında olduğu bilgisini verdiği ,  iki römorkör ile dayanma biri tarafından çekilerek Liman sahasından ayrılarak demir sahasına güvenle intikal ettiği, gemi kaptanının kurtarma talebi olmadığının kılavuz kaptan tarafından teyid edildiği  gözetildiğinde davanın reddine ilişkin kararda isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,<br>Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 651,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, \t<br>HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 25/02/2026<br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"adb2153ccbc1d7d4","SID":"a6800aa16bb158c9"}}