{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1351 - 2026/302<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2023/1351 \t\t       (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS<br>KARAR NO\t: 2026/302                                       HAKKINDA KARAR VERİLMESİ)<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/06/2023<br>ESAS-KARAR NO\t: 2021/373 E 2023/459 K<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 12/03/2026<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 25/03/2026<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.\t<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t\t<br>\tİDDİANIN ÖZETİ<br>\tAsıl davada davacı ... Tarım Nakliyat Gıda Otomotiv Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketi vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı kurumun Ceylanpınar ... Genel Müdürlüğünde 11/11/2020 tarihinde yapılan 11.600 ton dane mısır satışı ihalesinden 5.500 ton mısır aldığını, ihalenin Şanlıurfa Ticaret Borsasında yapıldığını, sonrasında müvekkilinin kesin teminat miktarını yatırdığını, şartname gereği müvekkilinin 2.333.049,57 TL ödeme yaptığını, karşılığında 1.282,15 ton mısırı teslim aldığını, müvekkilinin Ceylanpınar'dan gelen mısır yüklü kamyonları direkt Konya ilindeki lisanslı depolara yönlendirdiğini, ancak lisanslı depoların gelen ürünlerin ayıplı ve bozuk olduğu, mısır ürünü olarak dahi kabul edilemeyeceğini belirterek ürünleri depolarına kabul etmediklerini, müvekkilinin kamyondaki ürünleri incelediğinde gelen ürünlerin ihalede gösterilen numunelerle alakasının olmadığı, numunelere kıyasen çok kötü oldukları, içinde yabancı maddelerin bulunduğu, sağlam mısır danesinin yok denecek kadar az olduğunu gördüğünü, her kamyon için ayrı ayrı lisanlı yasal labaratuvarlarda analiz yaptırıldığını, analizler sonucunda ürünlerin depolanamaz ürün olduğu ve %50 civarında içinde yabancı madde olduğunun tespit edildiğini, bunun üzerine 07/12/2020 tarihinde davalı kuruma mail yoluyla ayıbın ihbar edilerek kalan taahhütten vazgeçildiği bildirilerek teminatın iadesinin talep edildiğini, bu süreçte ayrıca mücbir sebebin ortaya çıktığını, devam eden corona virüs hastalığının mısır ticaretini de olumsuz etkilediğini, 09/12/2020 tarihli mail ile talebin yenilenerek ayrıca mücbir sebep nedeniyle kalan taahhütten vazgeçildiğinin davalıya bildirildiğini ve tekrar teminatın iadesinin talep edildiğini, davalıya ayrıca 17/12/2020 tarihli noter ihtarının gönderildiğini, davalının talepleri kabul etmediğini, ürünlerin gizli ayıplı  ve davalı kurumun ağır kusurlu olduğunu, mısırların ayıplı olduğunun analiz raporları  ile sabit olduğunu belirterek müvekkilinin teslim aldığı 1.282,15 ton mısırın ayıplı olduğunun tespiti ile müvekkilinin uğradığı zararın tespitine, müvekkilinin uğramış olduğu zarar karşılığı olmak üzere ilerde artırmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 20.000,00 TL zararın ve müvekkilinin taahhüdünden vazgeçmesinin hukuka, genel hükümlere ve yönetmelik hükümlerine uygun olduğunun tespiti ile davalı idarede kalan 983.036,72 TL teminat bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tBirleşen davada davacı ... Genel Müdürlüğü vekili  dava dilekçesinde özetle; müvekkili idareye bağlı Ceylanpınar İşletmesinin 11/11/2020 tarihinde Şanlıurfa Ticaret Borsasının ... Alım Satım ve İhale Yönetmeliği esasına göre yapmış olduğu dane mısır ihalesine  katılan davalı şirketin en yüksek teklifi vererek birçok partiyi satın aldığını, taraflar arasında 27/11/2020 tarihinde sözleşme imzalandığını, ancak davalı 4.500 ton dane mısır için şartname ve sözleşme hükümleri çerçevesinde taahhüdünü yerine getirmediğini, bunun üzerine 18/12/2020 tarihli uyarı yazısı ile davalının sözleşme yükümlülüklerini yerine getirilmesinin istendiğini, davalının sözleşmeden doğan  yükümlülüklerini yerine  getirmemesi  üzerine  sözleşmenin feshedildiğini ve davalının verdiği kesin teminatın irat olarak kaydedildiğini, sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle ihaleye konu ürünün tekrardan satışı için ihaleye çıkıldığını, alıcı çıkmayan ürünler için 24/02/2021 tarihinde yeniden ihale yapıldığını, pazarlık usulüyle 550 ton mahsul dane mısırın dava dışı şirkete satıldığını, 2. ihalede satılan ürünlerin davalının taahhüdünü yerine getirmemesi sebebiyle satışa çıkarılan ürünler olduğunu, ikinci ihalenin usulüne uygun bir şekilde tarafların karşılıklı taahhütlerini yerine getirilmesi ile kesinleşip sona erdiğini,    ihaleler arasında oluşan 377.602.65 TL fiyat farkından davalının sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 377.602,65 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. \t<br>\tSAVUNMANIN ÖZETİ<br>\tAsıl davada davalı ... Genel Müdürlüğü vekili  cevap dilekçesinde özetle; lisanslı depoculuk firmasınca analiz yapılan ürünlerin müvekkili kuruma ait olup olmadığının belli olmadığını, analizlerin ürünler müvekkili idarenin kantarından çıkmadan önce yapılması gerektiğini, sözleşmenin eki niteliğindeki şartnamenin 12/D maddesinde, \"İhale konusu mahsule ait numuneler Şanlıurfa Ticaret Borsası eksperlerince alınacak olup, Ticaret Borsasında görülebilir. İhaleye iştirak edecek Müşteriler İhaleden önce satın alacağı malı İşletmemiz ambarlarında yığında görülebilir veya Ticaret Borsası Eksperleri ile aynı gün İşletmeye gelerek Eksperlere ayrıca numune aldırabileceklerdir. İhaleye iştirak eden Müşteriler malı yığında görmüş ve aynen kabul etmiş sayılır. Satıştan sonra mal hakkında yapılacak itirazlar kabul edilmeyecektir.\" şeklinde hüküm gereğince davacının analiz yaptırmak istiyor ise ihaleden önce, özellikle ihale konusu ürün kantara yüklenmeden yani ürünün müvekkili idareye ait olduğu hususu kesin iken analizi yaptırması gerektiğini, malların davacıya teslim edildiğini, analiz yapılan ürünlerin müvekkili kuruma ait olduğunu kabul etmediklerini, Şanlıurfa'dan davacı araçlarına yüklenen ürünlerin Konya'daki depoya teslim edilen ürünlerle aynı olup olmadığının bilinmediğini, bu hususun davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, analizlerin yapıldığı labaratuvarların hazırladığı belgelerin resmi belge niteliğinde olmadığını, numunelerle ürünlerin uyuşmadığı kabul edilse dahi müvekkilinin numune almadığını, sorumluluğun numune alan Şanlıurfa Ticaret Borsasında olduğunu, ürünün lisanslı depoda depolanamamasının ürünün kötü olduğu anlamına gelmediğini, mücbir sebep halinin gerçekleşmediğini, davacının ürün bedelinin düşmesi nedeniyle zarar etmesi nedeniyle iade talebinde bulunduğunu, ürün bedeli yükselince bu defa kalan ürünlerin teslimini talep etmekle kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tBirleşen davada davalı ... Tarım Nakliyat Gıda Otomotiv Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin şartname gereği 2.333.049,57 TL davacı tarafa ödeme yaptığını ve yaptığı ödeme karşılığı toplam 1.282,15 ton mısırı teslim aldığını, müvekkili şirketin Ceylanpınar'dan gelen mısır yüklü kamyonları Konya'daki lisanslı depolara yönlendirdiğini ancak lisanslı depoların ürünlerin ayıplı ve bozuk olduğu gerekçesiyle mısır ürünü olarak dahi kabul edemeyeceklerini beyan ederek ürünleri depolarına kabul etmediğini, müvekkili şirket yetkilileri tarafından kamyonlardaki ürünlerin lisanslı yasal laboratuvarlarda analizinin yaptırıldığını, analizler neticesinde ürünlerin depolanamaz ürün olduğu ve %50 civarında içeresinde yabancı madde olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirketin ihaledeki numunelere güvenerek teklif verdiğini ve mısırları aldığını, ayıbın  ihbar edilerek teminatın iadesinin talep edildiğini, davacı idarenin daha sonra müvekkili şirketin haklı gerekçelerle teslim almadığı mısırları iki farklı ihale ile satışa çıkardığını, yapılan ihalelerde mısırların tamamının hem satılamadığını hem de dava dilekçesinde belirtildiği üzere 377.602 TL daha düşük rakama satılabildiğini, bu durumun tek başına mısırların ayıplı olduğunu gösterdiğini, müvekkili şirketin kalan mısırları alma taahhütlerinden vazgeçmesinin hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ\t\t<br>\tMahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, asıl dosyanın davacısına 5.500 ton mısır ihale edildiği, 27/11/2020 tarihinde taraflar arasında sözleşme imzalandığı, asıl dosyanın davacısı tarafından 1.282,15 ton mısırın teslim alındığı, karşılığı olarak 2.333.049,57 TL ödeme yapıldığı, davacının analize tabi tuttuğu ürünlerin davalı ... tarafından şirkete teslim edilen ürünler olduğunu ispatlayan herhangi bir belge sunulmadığı, bu hususun tanıkla da ispatının mümkün olmadığı, sözleşmeye göre ürünlerin yığınlardan dökme olarak teslim alınacağı, ihaleye konu mahsullere ait numunelerin Şanlıurfa Ticaret Borsası eksperlerince alınacağı, ihaleye iştirak eden müşterilerin ihaleden satın alacağı malı işletmenin yığınlarında görebileceği, ticaret borsası eksperleriyle aynı gün işletmeye gelerek eksperlere ayrıca numune aldırabileceği, ihaleye iştirak eden müşterilerin malı yığında görüp aynen teslim etmiş sayılacağı, satıştan sonra mal hakkında yapılacak itirazların kabul edilmeyeceği, idarenin kantarında teslim ve tesellüm işleminin yapılacağı, asıl dosyanın davacısına sözleşmeye uygun olarak malların teslim edildiği,  davacı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı, ayıplı olan malların satıma konulan mallar olduğunun da usulüne uygun ispat edilemediği gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmede ise, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7.maddesinde belirtilen taahhüdün yapılmaması veya eksik yapılması, müşterinin taahhüdünden kısmen veya tamamen vazgeçmesi ya da kendisine verilen süre sonunda taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle taahhüdünün geri kalan kısmı için yeniden ihale yapılacağı, iki ihale arasında işletme aleyhine fark doğarsa bu farkın müşteriden yasal yollardan tahsil edileceği hükmüne göre asıl dosyanın davacısı birleşen dosyanın davalısının taahhüt edilen malları teslim almaması, daha sonra ise kalan ürünler için ihaleye çıkılarak uygun teklif verilen başka şirkete 24/02/2021 tarihinde yapılan yeni ihale ile satılması nedeniyle 377.602,65 TL fiyat farkı oluştuğu, bu fiyat farkından asıl davanın davacısının sorumlu olduğu gerekçesiyle birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ\t\t<br>\tAsıl davada davacı birleşen davada davalı ... Tarım Nakliyat Gıda Otomotiv Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yeterince araştırma yapılmadan deliller toplanmadan karar verildiğini, müvekkili şirketin ilk andan itibaren 2 mail ve 2 noter ihtarı ile davalıya itiraz ve ihbarda bulunduğunu, davalı idare ile yapılan yazışmalarda davalının ürünlerin ihale ile satılan ürünler olmadığı, mısırların değiştirildiği veya başka mısırların analiz yaptırıldığı yönünde bir itirazının bulunmadığını, sözleşmedeki ihaleye iştirak eden müşterilerin malı yığında görmüş ve aynen kabul etmiş sayılır hükmü gerekçe gösterilerek  taleplerin red edildiğini, davadan önce ileri sürülmeyen bir hususun dava sırasında ileri sürülmesinin samimi olmadığını, mısırların gizli ve ağır ayıplı olduğunu, şartnameye aykırı olduğunu, davalının gizli ayıptan sorumlu olmadığına dair sorumsuzluk anlaşması bulunmadığını, mısırları getiren 43 kamyonun şoförünün tanık olarak  dinletilmesi talebinin mahkemece haksız yere red edildiğini, kamyonların piyasadan temin edildiğini, davalı kurumdan mısırları teslim alan kamyon plakaları ile şoför isimlerinin dosyada mevcut olduğunu, tanık olarak dinlenmeleri halinde gelen mısırların doğrudan lisanslı depo ve laboratuvara gittiğinin analizlerin yapıldığının ve ürünlerin depolanamaz bozuk ürün olduğunun sabit hale geleceğini, davalının eyleminin hasız fiil niteliğinde olması nedeniyle tanık dinlenebileceğini, müşterinin malı yığında görüp analiz yaptırabileceğine  yönelik mahkeme gerekçesinin de yerinde olmadığını, zira mısır silolarının çok büyük silolar olup içindeki mısırları inceleyip tüm mısırın kalitesinden bilgi sahibi olunmasının mümkün olmadığını, az bir şekilde numune alınabileceğini, böyle bir numunenin ise silonun tamamı hakkında bilgi vermesinin mümkün olmadığını, sözleşmedeki  müşterilerin malı yığında görmüş ve aynen kabul etmiş sayılır hükmünün TBK 20.ve devamı maddeleri gereğince genel işlem koşulu niteliğinde olup yok hükmünde olduğunu, aynı ihaleden mısır alan ve aynı şekilde mağdur olan kişiler arasındaki kavga ve tartışma görüntülerinin dikkate alınmadığını, aynı ihale ile ilgili davalı kuruma açılan emsal davaların dosya içine alınmadığını, müvekkili ihaleyi aldıktan sonra korona virüs tedbirleri kapsamında yeni genelge yayınlanarak kısıtlamalar getirildiğini, sözleşmenin 16.maddesinde mücbir sebep başlıklı maddede salgın hastalıkların mücbir sebep olarak kabul edildiğini, mücbir sebep nedeniyle tüketim azaldığından müvekkili yönünden mücbir sebebin gerçekleştiğini, mahkemece mücbir sebep taleplerinin araştırılmadığını, gerekçeli kararda da bu hususa değinilmediğini, müvekkilinin iradesine aykırı olarak itirazi kayıtla mahkemece müvekkilinden fazla harç alınarak fazla vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedildiğini, müvekkilinin davalıya ödediği 2.333.049,57 TL kadar zarar taleplerinin bulunmadığını, mahkemenin hatalı değerlendirme yaparak fazla harç aldığını, zarar tespitine yönelik rapor da alınmadığını, bilirkişi raporunda hukuki değerlendirme yapıldığını, birleşen davanın kabul edilmesinin de doğru olmadığını, müvekkilinin kalan tahhütten vazgeçmesinin haklı olduğunu, ürünlerin ikinci ihalede daha düşük fiyata satılmasının ürünlerin kalitesiz ve bozuk olduğunun göstergesi olduğunu, ikinci ihaleye ilişin numune ve belgelerin dosya arasına alınmadığını, fark bedelin müvekkilinden istenemeyeceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tUYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>\tUyuşmazlık, asıl davada davacının davalıdan ihale ile satın aldığı mısırların ayıplı olup olmadığı, davacının ayıp  nedeniyle davalıdan zarar ve teminat bedelinin iadesini talep edip edemeyeceği, birleşen davada, ihaleye konu bakiye mısırların teslim alınmaması nedeniyle yeniden satışı nedeniyle aradaki farkın talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tAsıl tazminat ve alacak, birleşen dava alacak istemine ilişkindir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>\tTaraflar arasındaki sözleşmenin Teslim ve Teselsüm Yeri ve Şartları Başlıklı 6/a maddesinde;<br>\t \"a-Teslim yeri: şartnamenin 12-a belirtilmiş olup, İşletmemiz yığınlarından dökme olarak teslim edilecektir.\" hükmü, <br>\tTaahhüdün Yapılmaması veya Eksik Yapılması başlıklı 7.maddesinde;<br>\t\"a-Müşteri kat'i teminatını işletmemize yatırdıktan sonra taahhüdünden kısmen veya tamamen vazgeçmesi ya da taahhüdünü şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi halinde, kendisine tebliğ tarihinden itibaren en fazla 10 gün süreli bir ihbar gönderilerek vecibelerini ifaya davet edilir. Buna rağmen aynı durumun devam etmesi halinde ayrıca protesto çekmeye ve hüküm istihsaline gerek kalmaksızın kesin teminat cezai şart olarak irat kaydedilir. Müşterinin taahhüdü feshedilerek bundan dolayı işletmenin uğrayacağı zarar ziyanın tahsili için kanuni yollara başvurulur. <br>\tb-Müşterinin taahhüdünden kısmen veya tamamen vazgeçmesi ya da kendisine verilen süre sonucu taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle taahhüdünün geri kalan kısmı için yeniden ihale yapılır. İki ihale arasında işletme aleyhine fark doğarsa bu fark müşteriden yasal yollardan tahsil edilir. Müşteri lehine fark doğarsa ödenmez. \" hükmü, <br>\tSözleşmenin eki niteliğindeki İdari Şartnamenin Teslim Tesellüm Yeri başlıklı 12.maddesinde ise;<br>\t\"a-Teslim yeri: ekli listede belirtilmiş olup, ilgili işletmemiz yığınlarından dökme olarak teslim edilecektir.<br>\tb-Tartımda işletme kantarı geçerlidir. Müşteri buna itiraz edemez. <br>\tc-İhale konusu mahsullere ait numuneler Şanlıurfa Ticaret Borsası Eksperlerince alınacak olup, Ticaret Borsasında görülebilir. İhaleye iştirak edecek Müşteriler ihaleden önce satın alacağı malı İşletmemiz ambarlarında yığında görebilir veya Ticaret Borsası Eksperleri ile aynı gün İşletmeye gelerek Eksperlere ayrıca numune aldırabileceklerdir. İhaleye iştirak eden Müşteriler malı yığında görmüş ve aynen kabul etmiş sayılırlar. Satıştan sonra mal hakkında yapılacak itirazlar kabul edilmeyecektir. \" hükmünün bulunduğu görülmüştür. <br>\tMahkemece mali müşavir, ziraat mühendisi ve nitelikli hesaplama bilirkişilerden oluşan bilirkişi  heyetinden alınan 25/01/2023 tarihli raporda özetle; asıl davada; sözleşmeye göre teslim tesellüm anında, eksper nezaretinde numune alma, analiz yaptırma imkanı bulunmasına rağmen, bu safhada bu işlemlerin yapılmadığı, teslim ve tesellüm işleminden sonra Konya'da analiz yaptırılmasının sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olmadığı, davalı ... tarafından teslim ve tesellümden sonra yapılan analiz sonuçlarından hareketle ayıp iddia ve ihbarının sözleşme ve şartnamede belirlenmiş olan şartlara uygun olmadığı, davacı taraf, teslim tesellüm tarihinden sonra ve başka bir mahalde yaptırılmış analiz sonuçlarına dayanarak ayıp ihbarında bulunmuş olup, ayıplı mal teslim edildiği iddiasıyla, kalan ürünleri teslim almaktan vazgeçmesi nedeniyle; davalı ... tarafından sözleşmenin feshi ve davacının vermiş olduğu teminatın irat kaydedilmesinin sözleşmeye uygun olup olmadığı konusundaki takdir yetkisinin mahkemeye ait olduğu, birleşen dava yönünden, davalı şirketin teslim almamış olduğu ürünler için, taraflar arasında kurulmuş olan sözleşmenin Taahhüdün Yapılmaması veya Eksik Yapılması başlıklı 7'nci maddesi gereğince 24/02/2021 tarihinde yapılan yeni ihaleden dolayı oluşan 377.602,65 TL fiyat farkının, davalı şirketten tahsiline karar verilip verilemeyeceği konusundaki takdir yetkisinin mahkeye ait olduğu yönünde görüş bildirmiş, itiraz üzerine alınan 07/03/2020 tarihli ek raporda kök rapordaki görüşlerin tekrar edildiği görülmüştür.<br>\t <br><br>Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle analiz yaptırılan ürünlerin asıl davada davalı birleşen davada davacıdan ihale ile alınan ürünler olduğu hususunun davalı tarafı itirazı nedeniyle kesinlik taşımadığı gibi sözleşmedeki ve şartnamedeki yukarıda belirtilen hükümler gereğince davacının ihaleden önce ürünleri görme ve eksperle numune alma hak ve yetkisine sahip iken bu hak ve yetkisini kullanmamasına, şartları bilerek ihaleye giren davacının sözleşme ve şartnameye uygun hareket etmemesine, ihale edilen ürünlerin bir kısmı teslim alınıp kalan ürünlerin ihtara rağmen teslim alınmaması nedeniyle asıl davada davalı birleşen davada davacı tarafından ürünlerin tekrar ihale yoluyla satışı nedeniyle oluşan aleyhe fark bedelinden asıl davada davacı birleşen davada davalının sorumlu olmasına göre asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik tüm, asıl davaya yönelik aşağıdaki bent dışında kalan diğer istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.<br>\t<br>\tAsıl davada davacı vekili dava dilekçesinde ürünlerin ayıplı olduğunun tespiti ile zararın tespitine, zarar için şimdilik 20.000,00 TL'nin tahsiline ve teminat mektubu bedeli olan 983.036,72 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiş ve bu iki miktarın toplamı olan 1.003.036,72 TL üzerinden dava harcını yatırmıştır. Mahkemece zarar talep edildiği, teslim alınan mal tutarının 2.333.049,57 TL olduğu gerekçesiyle bu miktar üzerinden eksik harcın tamamlattırılması istenmiş, davacı tarafından ihtirazi kayıtla belirtilen miktar üzerinden eksik harç tamamlanmıştır. Davacının dava dilekçesindeki talepleri bir bütün olarak değerlendirildiğinden ayıplı ürünler nedeniyle şimdilik 20.000,00 TL zarar ve 983.036,72 TL teminatın iadesi olup dava harcı talebe uygun olarak yatırıldığından harcın eksik olduğuna dair mahkeme ara kararı yerinde değildir. Bu durumda fazla harç ikmali ile tamamlanan harca göre davalı lehine fazla vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti dışında diğer yargılama giderleri yönünden herhangi bir değişikliğe neden olmadığı da tespit edilmekle davacının bu yöne değinen istinaf itirazlarının kabulü ile yeniden yargılama yapılmasını gerektiren bir durum olmadığından asıl davada dava değerinin 1.003.036,72 TL olduğu kabulü ile bu miktar üzerinden davalı lehine mahkeme karar tarihindeki AAÜT göre hesaplanan  128.242,94  TL vekalet ücreti takdir edilmek suretiyle HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,. <br>2-Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin  asıl davaya yönelik istinaf  başvurusunun KISMEN KABULÜ ile;<br>3-Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/373 Esas, 2023/459 Karar ve 07/06/2023 tarihli kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,<br>4-A)Asıl davanın reddine,<br>  a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 179,90 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 17.129,36 TL ve 39.842,65 TL tamamlama harcı toplamı 56.972,01 TL'den mahsubu ile arta kalan 56.792,11‬ TL’nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>b-Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte bulunan AAÜT  gereğince hesaplanan 128.242,94  TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, <br>c-Arabuluculuk aşamasında harcanan 1.320,00 TL giderin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>d-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>B)Birleşen davanın kabulü ile 377.602,65 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,<br>a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 25.794,04 TL nispi karar ve ilam harcı için peşin alınan 6.448,51 TL'nin mahsubu ile ile noksan olan 19.345,53 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,<br>b-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 55.864,37 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>c-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvuru harcı, 6.448,51 TL peşin harç ve 1.050,00 TL posta/bilirkişi gideri olmak üzere toplam 7.557,81‬ TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,  <br>d-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde  taraflara iadesine,<br>\t\t\tİstinaf aşamasında yapılan harç masraf yönünden<br>5-a)Harçlar Kanunu gereğince birleşen davada alınması gerekli 25.794,04 TL harçtan peşin alınan 6.448,51 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.345,53 TL harcın birleşen davada davalıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına, <br>b)İstinaf kanun yoluna başvuran asıl davada davacı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,<br>6-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 218,00 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>8-HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana  iadesine,<br>9-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>10-Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, 12/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.         \t\t\t\t<br><br>Başkan<br>¸e-imza<br><br>Üye<br> ¸e-imza<br><br>Üye<br> ¸e-imza<br><br>Katip<br> ¸e-imza<br><br><br><br><br>  NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\" <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d35215b6bae18644","SID":"01dd8b76aa14a272"}}