{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1648 <br>KARAR NO\t: 2026/343<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 18.02.2022<br>NUMARASI\t: 2021/690 Esas - 2022/150 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalının sipariş ettiği asansör kabini, kumanda panosu, süspansiyon gibi asansör malzemelerini davalıya satarak teslim ettiğini, müvekkilinin tüm sözlü uyarılarına rağmen borcun ödenmediğini, 102.480,62 TL asıl alacağın tahsili amacıyla Çorlu 4. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, asıl alacağın 81.272,50 TL kısmına yönelik itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı usulüne uygun tebligata rağmen cevap vermeyerek dava dilekçesinde dayanılan vakıaları HMK'nın 128.maddesi uyarınca inkar etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Ticari defterler, HMK m. 220. madde anlamında vesika niteliğindedir. Öte yandan, ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 82.) maddesindeki hüküm, 'I Kati delil' şeklindeki kenar başlığı ile birlikte değerlendirildiğinde ve aynı Kanun’un 1474. maddesi uyarınca kenar başlıklarının metne dahil bulunduğu da gözetildiğinde; ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin (maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydıyla), kesin delil niteliğinde bulunduğunu öngörmektedir. 6762 sayılı TTK'nın 69. vd. (6102 sayılı TTK'nın 64.) maddeleri  uyarınca da defterlerini yöntemince tasdik ettirmeyen tacirin bu gibi defterleri lehine delil olamaz. Ancak kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. (HMK. m. 222/4, 6762 sayılı  TTK'nın  84,85)Davacı taraf, iki adet faturaya dayalı takip başlatmış, davalı tarafından yapılan itirazın iptali için dava açılmıştır. Tüm dosya kapsamı ve taraflarca itiraz edilmeyen bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı defterinde yapılan muhtelif tahsilat açıklaması ile takipten önce, 31.12.2019 tarihi itibariyle davacının alacağının kalmadığı hususu bilirkişi raporunda tespit edilmiştir. Her ne kadar bilirkişi raporunun sonuç kısmının son bendinde davacının takipte talep edilen miktar kadar alacaklı olduğu yönünde kanaat bildirilmiş ise de, davacının defterinde tahsilat kaydı bulunduğu, takip tarihi itibariyle alacak bakiyesinin bulunmadığı, taraf defterlerinin her zaman sahibi aleyhine delil teşkil edeceği, davacının kendi defterlerinde alacağının bulunmadığı hususları birlikte nazara alınarak bu yön itibariyle bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek,  ispatlanamayan...\"  gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir. <br>Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;<br>Mahkemece düzenlenen raporun esas alınarak müvekkilinin alacağını ispat edemediğinin kabul edildiğini, oysa rapora yönelik itirazda satım konusu faturaların tarafların defterinde kayıtlı olduğu, bu faturalara ilişkin sevk irsaliyesi bulunduğu, tarafların BA/BS formları ile alacağın varlığının kanıtlandığının bildirildiğini, buna rağmen müvekkilin kayıtlarında yapılan maddi hataya dayalı bir kayıt ile borcun ödendiğinin yazıldığını, oysa müvekkiline bir ödeme yapılmadığını, maddi hata sonucu cari hesapta ödeme yapıldığının yazıldığını, nitekim müvekkilinin bu alacağını talep etmek için çalışanları olan... ile ...'i 18.02.2020 tarihinde davalıya gönderdiğini, davalının şikayeti üzerine Çorlu Cumhuriyet Savcılığının 2020/3830 Esas sayılı dosyasında soruşturma yapıldığını ve ibraz edilen fatura ile sevk irsaliyesine göre şüphelilerin para istediklerine ilişkin soyut beyan bulunduğu, sunulan fatura ve sevk irsaliyesine göre taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu belirtilerek kovuşturma yapılmasına yer<br> olmadığına karar verildiğini, mahkemece bilirkişi raporuna yönelik 08.10.2021 tarihli beyanın dikkate alınmaksızın karar verildiğini, gerekçeli kararda hatalı şekilde rapora itiraz edilmediğinin belirtildiğini, sadece bu nedenle dahi kararın kaldırılması gerektiğini,<br>Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca  iptali istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.\t<br>Taraflar arasında satım sözlemesi ilişkisi bulunduğu ve satım sözlemesine konu emtiaların davalıya teslim edildiği sabittir. Uyuşmazlık satım bedelinin davalı tarafından ödenip ödenmediği ve davalının cari hesabında bulunan ödeme kaydının maddi hatala ilişkin olup olmadığı noktasındadır. <br>Davacı vekilince 25.11.2020 tarihinde 17.04.2019 tarihli ve  51.772,50 TL bedelli fatura ile 24.04.2019 tarihli ve  29.500,00 TL bedelli faturalar ile bu faturaların işlemiş faizi olmak üzere toplam 102.480,62 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatılmıştır. Ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde borca, faize ve icra dairesinin yetkisine itiraz üzerine takibin durduğu, asıl alacağa yönelik itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmaktadır.  <br>Takip konusu iki adet faturasın sevk irsaliyeli olarak düzenlendiği ve teslim alan kısmında imza bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece tarafların BA-BS formları getirtilmiş ve her iki faturanın davalı tarafından ilgili vergi dairesine bildirildiği anlaşılmıştır. Bu durumda davalının iki adet fatura içeriği malı teslim aldığı ve malı temsil eden faturaları da tebliğ alarak, faturalara 8 gün içinde itiraz etmeyerek faturaları vergi dairesine bildirdiği ve fatura içeriklerinin kesinleştiği kabul edilmelidir. Malı temsil edilen ve mal ile birlikte gönderilen irsaliyeli faturaların alınarak vergi dairesine bildirilmiş olması, fatura konusu malın da teslim alındığına karine teşkil etmektedir. Mali teslim aldığı belirlenen alıcının süresinde bir ayıp ihbarı da bulunmadığından faturadan kaynaklanan borcu ödemesi gerekir.  <br>Ancak incelenen davacı ticari defterlerine göre 2019 yılı yevmiye defterinde 31.12.2019 tarihli 138 yevmiye madde numarası ile muhtelif tahsilatlar başlıklı maddede davalıya ait cari hesap bakiyelerinin 100 kasa muhtelif tahsilatlar açıklaması ile toplamda 1.715.966,09 TL tahsilat ile kapatıldığı, davalının 81.272,50 TL borcunun kasa hesabı ile kapatılarak tahsil edildiği ve davacı defterine göre davacının alacaklı olmadığı bilirkişi raporu ile belirlenmiştir.<br>Davacı tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ve tahsilatın maddi hata ile kayıtlara işlendiği belirtilmiştir. Raporda ayrıca müvekkilinin iki çalışanının fatura borcunu davalıdan istemeye gittiğini ve davalının bu kişiler hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, ancak Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının  2020/3830 Esas sayılı dosyasında, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği belirtilmiştir. <br>Davalı rapordan sonra sunduğu 30.12.2021 tarihli beyanı ile davacıya elden ödemede bulunulduğu belirtilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından davacının çalışanları hakkında, davalıdan para istenilmesi olayı ile ilgili kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi bu dava açısından, davacının sözleşme konusu paraları tahsil etmediğine ilişkin bir kanıt değildir. Davacı kendi ticari defterlerine göre alacağı haricen elden tahsil etmiştir ve davacının ticaret  defterlerine göre davalının borcu ödeme ile sonuçlanmıştır. Davalının beyanı da bu doğrultudadır. Davacının ticari defteri kendi lehine olduğu gibi aleyhine de delil teşkil etmektedir. Davacının ticari defterinde yazılı olan elden ödeme ve borcun bu nedenle kapatıldığına ilişkin kaydın, ayrıca davalının ticari defteri veya başka bir dekont veya makbuzla kanıtlanmasına gerek bulunmamaktadır. Zira davacı, parayı elden aldığını belirterek kaydını tahsilatla kapatmıştır. Belirli miktardaki paranın banka aracılığıyla gönderilmesine ilişkin vergi mevzuatındaki düzenlemeye uyuşmadan alacağın tahsil edilmesini, alacağın tahsil edilmediği şeklinde değerlendirilemez. Bu şekilde ödeme yapan veya kabul eden hakkında vergi idaresinin yapacağı tasarrufların dava konusu ile ilgisi bulunmamaktadır bu nedenle davacının bilirkişi raporuna  yönelik itirazında beyan ettiği hususlara itibar edilmesi mümkün değildir. Mahkemece bilirkişi raporun itiraz edilmediğinin yazılmış olmasının sonuca etkisi bulunmamaktadır. Zira davacının kayıtlarına göre ödeme yapılması nedeniyle borç kapanmış olup, ayrıca davalı kayıtlarının incelenmesine veya ödemeye ilişkin makbuz veya dekont aranmasına gerek bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. <br>Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, <br>2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir  kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,<br>4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, <br>5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; <br>HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"69952773f87ed1da","SID":"d0ab07995121b8d7"}}