{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1681 <br>KARAR NO\t: 2026/344<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 29.04.2022<br>NUMARASI\t: 2020/451 Esas - 2022/293 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; tarafların 07.11.2019 tarihli teklif  ve sipariş formu ile bir ay vadeli şekilde demir satılması hususunda mutabık kaldığını, buna göre belirlenen vadeden sonraki ödemeler için 1 ay vade farkının ton başı 120 TL olarak belirlendiğini, davalı şirketin 08.11.2019 tarihli  sipariş belgesi ile demir emtiası aldığını, müvekkilince 14.11.2019 tarihinde nakliye dahil olmak üzere 1.522.782,90 TL tutarında e-fatura düzenleyerek tebliğ edildiğini, davalının fatura bedelini vadesinde ödemediğini, bunun üzerine müvekkil şirketin teklif formunda yer aldığı şekilde 05.12.2019 tarihli fark faturayı düzenlediğini, davalının vadeden sonra 03.01.2020 tarihinde 550.000,00 TL ödeme yaptığını, daha sonra müvekkilince 06.01.2020 tarihinde Dörtyol 2. Noterliğinden gönderilen ihtar ile bakiye 972.783,90TL ile vade fark faturasının toplamı olan 983.284,58 TL'nin ödenmesinin istendiğini, davalının ödeme yapmaması üzerine 13.01.2020 tarihinde İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya ile takip başlatıldığını, davalının 17.01.2020 tarihli haksız itirazı sonucu takibi durdurduğunu, davalının itirazdan sonra 17.01.2020 tarihinde müvekkilinin hesabına haricen 972.782,90 TL ödediğini, 10.501,68 TL vade farkı faturası, icra harç ve masraflarının ödenmediğini, icra takibi için 66.814,64 TL vekalet ücreti ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekili,  savunmasında özetle; ödeme emrinin 17.01.2020 tarihinde müvekkiline tebliğ edildiğini, müvekkil şirketçe davacının  banka hesabına 17.01.2020 tarihinde ödeme yapıldığını, takibe konu alacaklar arasında 10.501,68 TL tutarında fark faturasına da yer verdiğini, oysa davacının fark fatura alacağı bulunmadığını, davacının vade farkını teklif formuna dayandırdığını, vade farkı uygulaması bulunduğunu yasal delillerle kanıtlanması gerektiğini savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Taraflar arasında demir alım satımına ilişkin anlaşma yapıldığı, buna ilişkin teklif formu düzenlendiği, davacı ile davalı arasında arasında sözleşmeye dayalı olarak ticari ilişki ve buna bağlı olarak faturaya ve cari hesaba dayalı ilişkisinin bulunduğu davacının faturaya dayalı alacağının  tahsili istemiyle icra dosyasında takip yaptığı, davalının yasal süresi içerisinde yaptığı itiraz üzerine takibin durmasına karar verildiği,  davacı ve davalı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun olduğu, defterlerin tarafların lehine delil olarak kullanılabileceğinin anlaşıldığı, davacı ve davalı şirketin dosyaya sunduğu ticari defterlerdeki cari hesabın  birbirlerini karşılar ve doğrular nitelikte olduğu  yapılan bilirkişi incelemesi ile sabit olup,  davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 983.284,58-TL alacaklı olduğu, davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesinde aynı bedel üzerinden davacı lehine borç kaydının mevcut olduğu, dosya kapsamında incelenen teklif alım formunda gecikme faizi hakkında bir düzenlemenin olmadığı sadece peşin 1 aylık vadeli fiyata 120,00-TL ekleneceği ifadesinin bulunduğu, bilirkişi tarafından bu düzenlemeye göre  geç yapılan ödemeden kaynaklı işlemiş faizin hesaplandığı buna göre toplam 13.564,53-TL işlemiş faiz alacağının bulunduğu, dosya kapsamında ve sunulan ödeme belgeleriyle davalının  972.782,90-TL ödeme yaptığının her iki tarafın kabulünde olduğu, bu haliyle davacının  10.501,68-TL asıl alacağının halen devam ettiği, ticari defterlerin incelenmesi sonucunda davacı tarafın takip konusu faturalardan dolayı davalıdan  alacaklı olduğunu  ispat ettiği anlaşılmakla, düzenlenen uzman bilirkişi raporunun da mahkememizce dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunması nedeniyle davacı tarafın davalıdan takip konusu faturalardan dolayı takip konusu alacak miktarı kadar alacağının bulunduğu....\"  gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına yönelik itirazının 10.501,68 TL asıl alacak üzerinden iptaline ve takibin devamına, hükmolunan alacağın %20'si olan 2.100,33 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar  verilmiştir. <br>Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;<br>Cevap dilekçesinde belirtildiği üzere takip konusu ödeme emri tebliğ alınmadan borcun ödendiğini ve takibin haksız olduğunu, taraflar arasında vade farkı uygulanacağı hususunda bir sözleşme ya da teamül bulunmadığını, teklif formu gereğince fark fatura alacağı bulunduğunun iddia edildiğini, ilgili formda müvekkili şirketin imzası bulunmadığından vade farkı talebinin haksız olduğunu, müvekkilinin ödeme emri tebliğ edilmeden borcu ödemesi nedeniyle, takipten haberdar olmadan yapılan ödeme karşısında kötü niyetten söz edilemeyeceğini ve bu nedenle icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, ayrıca ödeme emri tebliğ edilmeksizin ödeme yapılmasına ilişkin olarak icra dosyasında tahsil harcı hesaplamasının hatalı olduğunu, ödeme emrine itiraz süresinde ödeme yapılması nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 11-3. maddesi uyarınca vekalet ücretinin de 3/4 oranında hesaplanması gerektiğini, 17.01.2020 tarihinde icra takibine konu alacağın müvekkili şirket tarafından haricen ödenmiş olmasına rağmen davacı yanca kapak hesabı çıkartılarak müvekkil şirkete muhtıra tebliğ edilmediğini, müvekkili şirkete bildirimde bulunmayarak müvekkil şirketin borca itiraz etmesine neden olan davacının kötü niyetli olması nedeniyle davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca  iptali istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulün, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında satım sözlemesi ilişkisi bulunduğu ve satım sözlemesine konu emtiaların davalıya teslim edildiği sabittir. Uyuşmazlık satım bedelinin davalı tarafından ödenip ödenmediği, davacı tarafından düzenlenen vade farkı faturasının yerinde olup olmadığı, takipten sonra yapılan kısmi ödemeye göre davacının bakiye alacağı bulunup bulunmadığı noktasındadır.Takip dosyasının incelenmesinde, davacının, borçlu aleyhine cari hesap alacağı olan  972.782,90 TL satım faturasından kaynaklanan asıl alacak, 10.501,68 TL  bedelli ve 05.12.2019 tarihli, 08.08.2019  tarihli ...77 nolu faturanın 26 günlük vade farkı bedeli açıklamalı asıl alacak faturası ile  her iki faturanın 11.883,30 TL faiz alacağı ile 175,00 TL faiz alacağı olmak üzere toplam 995.292,88 TL alacağın tahsili için ilamsız takip başlatılmıştır. Ödeme emri 17.01.2020 tarihinde tebliğ edilmiştir. Borçlu 20.01.2020 tarihinde icra takibine itiraz etmiştir. Ödeme emrinin tebliğ edildiği 17.01.2020 tarihinde davalının 972.782,90 TL ödeme yaptığı davacı tarafından harici tahsilat bildirimi ile takip dosyasına bildirilmiştir. Bu durumda davacının takip sonrasında satım faturası bedelini ödediği, ancak takip sonrası işlemiş faiz, takip masrafları, kur farkı alacağı ve takip öncesi işlemiş faizlere yönelik bir ödeme yapmadığı anlaşılmıştır.Dava dilekçesinde takip sonrası faiz ve takip masrafları ile kur farkı faturası alacağının bulunduğu belirtilerek 10.501,68 TL harç değeri gösterilerek itirazın iptali davası açılmıştır. Mahkemece sadece takip konusu edilen 10.501,68 TL asıl alacağa yönelik itirazın iptaline karar verilmiştir. Davalının, takibin feri ve masrafları ile takipte istenen faizlerin de tahsili gerektiğine ilişkin bir istinaf başvurusu bulunmamaktadır. İstinafa sadece davalı vekili başvurmuştur.<br>Bu durumda, taraflar arasındaki sözleşmede vade farkı uygulanacağına ilişkin bir hüküm bulunup bulunmadığı ve mahkemece itirazın iptaline karar verilen vade farkı alacağınnı yerinde olup olmadığı hususunda istinaf incelemesi yapılacaktır. Yukarıda belirtildiği gibi, takip ile ödeme tarihleri arasındaki takip sonrası işleyen faiz ve takip masrafları hususunda harcı ödenmiş bir dava olmadığı gibi, mahkemece takip talebindeki vade farkına ilişkin olduğu anlaşılan davanın kabulüne karar verilmesine rağmen davacı vekilinin, takibin ferileri ile işlemiş faizler bakımından bir istinaf başvurusu da bulunmamaktadır. <br>Davalı tarafından takip tarihinden sonra 17.11.2020 tarihinde yapılan ödemede sadece satım faturalarının bedeli ödenmiş, varde farkı faturasının ve takipteki faiz kalemlerinin ödenmediği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki satım sözleşmesi ilişkisi davacının 07.11.2019 tarihli teklif alma formu ile başlamıştır. Bu belgede vadesinde ödenmeyen faturalar için vade farkı uygulanacağı, aylık vadelerde peşin fiyata  120 TL ekleneceği belirtilmiştir. Davalının bu teklif formuna uygun şekilde  sipariş vermiş ve ticari ilişki başlamıştır. Sipariş belgesinde davalının imzasının bulunmamasının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Zira taraflar arasındaki ticari ilişki bu teklif formu ile sipariş belgesine dayanmaktadır. Davalının teklif formu üzerine davalının gönderdiği sipariş belgesi kapsamında emtia gönderilerek teslim edilmiştir. Bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmede vade farkı uygulamasının kararlaştırıldığı ve ödemenin gecikmesi nedeniyle davacının düzenlediği vade farkı faturasının yerinde olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvuru nedeni yerinde değildir.Yukarıda açıklandığı gibi harcı ödenen ve mahkemece hüküm altına alınan alacak vade farkı faturası alacağındır. Takip ile ödeme arasındaki işleyecek faiz, takip giderleri, takip vekalet ücretleri gibi kalemler bakımından itiraz ile duran takibin harekete geçirilmesi için miktar belirtilmeksizin talepte bulunulması ve mahkemece takip masrafları ve takip ile ödeme arasındaki dönem için işleyecek faiz bakımından itirazın iptaline karar verilmesi mümkündür. Ancak davacının bu istek kalemlerinin eksik verildiğine ilişkin bir  talebi ve istinaf nedeni bulunmamaktadır. Bu hususlar dairemizce istinaf incelemesinde re'sen dikkate alınacak hususlardan da değildir. Mahkemece hükmedilen alacaklar arasında tahsil harcı bulunmamaktadır. Mahkemece satım sözleşmesinde belirlenen ve faturadan kaynaklanan vade farkı alacağına hükmedilmesi nedeniyle likit olan alacak üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmesi yerindedir. Dava alacaklı lehine sonuçlandığından ve İİK'nın 67/2.maddesindeki kötü niyet tazminatı şartları oluşmadığından davalı yararına tazminata hükmedilmesi mümkün değildir. Mahkemece kabul edilen dava üzerinden davacı yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi HMK'nın 326.maddesine uygun olduğundan, davalı vekilin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.<br>Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, <br>2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 540,00 TL istinaf  karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,<br>5-Dosyanın  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;<br>HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.02.2026 tarihinde,  oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. <br>KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a  maddesi uyarınca dava değeri itibariyle  karar kesindir.  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e3658c30808c1d39","SID":"ef9a4aff21e6cd55"}}