{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1327 <br>KARAR NO\t: 2026/330<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 27.04.2022<br>NUMARASI\t: 2016/1252 Esas - 2022/315 Karar <br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo senedinden kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile dava dışı ...  Ltd. Şti arasında 19.04.2015 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme uyarınca davanın 165.000,00 TL'lik konut bedelinin 70.000,00 TL'sini peşin ödediğini, 19.04.2015 tarihli ödeme taahhütnamesi uyarınca bakiye borcu için toplam 14 adet senet imzalayıp verdiğini, bu şirketin inşaata hiç başlamadığını, ancak aldığı senetleri 3. kişilere ciro ettiğini, İstanbul Anadolu 7. Tüketici Mahkemesinin 2015/615 Esas sayılı dosyasında bu şirkete karşı açılan menfi tespit davasında tüm senetler yönünden ihtiyati tedbir kararı verildiğini, bu senetlerden 01.11.2015 tarihli ve  5.000,00 TL ve 01.01.2016 tarihli 5.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL bedelli olanının son hamil ... tarafından İstanbul Anadolu 15. İcra Müdürlüğünün ... Esas dosyası üzerinden müvekkili aleyhine takibe konulduğunu ileri sürerek, davalar arasındaki bağlantı nedeniyle bu dosyanın İstanbul Anadolu 7. Tüketici Mahkemesinin 2015/615 Esas dosyası ile birleştirilmesine, bu senetler yönünden borçlu olmadığının tespitine ve senetlerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili, savunmasında özetle; davacı tarafından açılman davada  İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/310 Esas sayılı dosyasında ve görevsizlik kararı veren İstanbul Anadolu 7. Tüketici Mahkemesinin 2016/236 Esas sayılı dosyasında tebligat yapılmadığını, davacının, aynı alacak için müvekkili hakkında İstanbul Anadolu 7. Tüketici Mahkemesinin 2015/615 Esas sayılı dosyasında da menfi tespit davası açtığını, davanın derdest olduğunu, dava dilekçesinde davalı ... şirketinden geçersiz sözleşme ile daire alındığı ve  16.9.2015 tarihinde sözleşmeden dönüldüğü, satıcının inşaatı yapmadan bonoları üçüncü kişilere ciro ile teslim ettiğinin ileri sürüldüğünü, müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, bonoları alacağı nedeniyle ...'den ciro yoluyla aldığını, müvekkilinin borçlu olan davacıyı ... Ltd.Şti'yi ve aradaki ciranta ...'i tanımadığını, davacının, bonoların tüketici bonosu olması nedeniyle TKHK'nin 4/5.maddesi gereğince sadece nama yazılabileceğini belirterek tedbir talep ettiğini, davacının taleplerinin yersiz olduğunu, müvekkilinin tüketici sözleşmesinin tarafı olmaması nedeniyle bu kişiler arasındaki hukuki ilişkiyi bilebilecek durumda olmadığını, bu nedenle TTK'nın 690. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında uygulanması gereken 599. maddesi gereğince işlem yapılması gerektiğinin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından tespit edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Davacımız aleyhine davalı tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yaptığı, senetlerin incelenmesinde; düzenleyeni yani keşidecisi ..., ... ve tic. Ltd. Şti'nin lehtar, 01/11/2015 ödeme tarihli ve 5.000,00 TL bedelli senet ile  düzenleyeni yani keşidecisi ..., ... ve tic. Ltd. Şti'nin lehtar, 01/01/2016 ödeme tarihli ve 5.000,00 TL bedelli senet olduğu, senetlerin öncelikli ... şirketi tarafından ..., ... ve ... ciro silsilesinin bulunduğu, her ne kadar davacı  19/04/2015 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme uyarınca davanın 165.000,00 TL'lik konut bedelinin 70.000,00 TL'sini peşin ödediği, 19/04/2015 tarihli ödeme taahhütnamesi uyarınca bakiye borcu için toplam 14 adet senet imzalayıp verdiği, senetlerin 3. kişilere ciro edildiği, İstanbul Anadolu 7. Tüketici Mahkemesi'nin 2015/615 Esas sayılı dosyasında davacı ile dava dışı .... Lim. Şir. Arasındaki  daire satışı ile ilgili yapılan sözleşmenin iptali ile verilen 10 adet senet nedeniyle davacının dava dışı şirkete borçlu olmadığına karar verilmiş ise de senedin incelenmesinde daire satışına ilişkin sözleşme kapsamında verildiğinin belli olmadığı, davalımızın üçüncü ciranta olduğu, davacının senedin lehtarı olan müteahhit ve senetteki kendinden önceki ciranta ile el ve işbirliği içeresinde müteahhit arasındaki ilişkiyi bilerek aldığını ispat etmesi gerektiği, TTK 687 de de belirtildiği gibi senetten dolayı kendisine başvurulan kişi düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya  var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamillere  karşı ileri süremeyeceğinden aksi durumun davalının kötüniyetli olduğu davacı tarafından ispatlanamadığından, açılan menfi tespit davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davalının başlatmış olduğu icra dosyasında İstanbul Anadolu 7. Tüketici Mahkemesinin 2015/615 esas sayılı kararı ile alacaklıya ödeme yapılmamasına dair karar kapsamında herhangi bir alacaklıya ödenmeyen bir para bulunmadığı...\"  gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir. <br>Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; <br> İstanbul Bölge Adliye mahkemesi 18.Hukuk Dairesinin 2018/3617 E. 2021/1266 K. sayılı kararı ile müvekkilin ... şirketinden tüketici olarak ev alması nedeniyle imzaladığı ve üçüncü bir kişinin ciranta olduğu senetlere ilişkin aynı  nitelikteki bir davada tüketici mahkemesinin görevli olduğunun belirlendiği, ayrıca bonolar konusunda TKHK'nın uygulanarak bonoların nama yazılı düzenlenmesi, aksi halde geçersiz olacağının belirlendiğini, bu nedenle öncelikle görevsizlik kararı verilerek dosyanın tüketici mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, <br>6502 sayılı Kanun ile tüketici senetlerinin sadece nama yazılı olacağı, aksi halde geçersiz sayılacağının kabul edildiğini, Yargıtay içtihatlarında kambiyo senetlerinin bu kanundaki özel hükümler nedeniyle iptal edilip edilemeyeceği yönünde görüş farklılığı bulunmakta iken, yürürlük tarihten sonra kanundaki senetlerin iptali hükmünün senetlerin geçersizliği  şeklinde değişmesi ile alacaklının senedin iptal olup alacağına tamamen kavuşmasının engellendiğini, dolayısıyla diğer borçlulara takip yapma olanağı verildiğini, sadece tüketicinin bu kambiyo ilişkisinden çıkarılarak tüketicinin hakkının bu sayade tam olarak korunduğunu, <br>Bu bonoların geçersizliği yönünde verilen kesin kararlar bulunduğunu, İstanbul Anadolu 7. Tüketici Mahkemesinin 2015/615 E. sayılı kararında senetlerin müvekkili yönünden geçersiz kılınarak kanunun bu değişikliğinin uygulandığını, davalının ihtiyati tedbire rağmen takip başlattığını, ... Şirketinin dava konusu senetler hakkında İstanbul Anadolu 4.Tüketici Mahkemesinin 2015/34 D.İş. Dosyasından bonoların ciro edilemeyeceği  kararı bulunması ve kararın şirket ile ...'e tebliğ edildiğine rağmen, ... 'in bonoları önce kendine sonra da davalıya ciro ettiğini, şirket yetkilisinin ne tür bir alacağı için şirkete ait bonoyu kendisine ciro ettiğinin anlaşılamadığını, şirketin defterleri incelendiğinde davalı ile ... arasındaki iş birliğinin anlaşılacağını, şirket yetkilisinin iyi niyet oluşturmak için araya cirantalar koyduğunu, yükleniciye karşı ileri sürülebilen geçersizlik sebeplerinin davalıya karşı da ileri sürülebileceğini, <br>Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, davacı ile dava dışı .... Ltd. Şti. arasında düzenlenen 19.04.2015 tarihli satış vaadi sözleşmesi uyarınca verilen ve İstanbul Anadolu 15. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip konusu edilen iki adet bono nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.\t<br>Bu dava dosyası İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesinin 2016/153 Esas sayısına kayıt edilmiş ve mahkemenin 21.01.2015 tarih ve 2016/153 - 357 E.K. sayılı kararı ile dava dosyasının İstanbul Anadolu 7. Tüketici Mahkemesinin 2015/615 Esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmiştir. İstanbul Anadolu 7. Tüketici Mahkemesinin 2015/615 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda, birleştirilen ... aleyhine açılan davanın 26.01.2016 tarihli ön inceleme duruşmasında ayrılarak ayrı bir esasa kaydının yapılmasına karar verildiği görülmüştür. <br>İstanbul Anadolu 7. Tüketici Mahkemesinin 2016/236 Esasına kayıt edilen bu dava hakkında 29.01.2014 tarihinde göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve karar 09.03.2016 tarihinde kesinleşmiştir. Görevsizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/310 Esas sayılı dosyasında tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilerek karşı görevsizlik kararı verilmiştir. Bu kararın istinafı üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 03.11.2016 tarih ve 2016/9911 - 10058 E.K. sayılı kararıyla İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlendiği görülmüştür. Dosyanın gönderildiği  İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2016/1252 Esas sayısına kayıt edildiği ve yargılamanın bu dosya üzerinden yapıldığı anlaşılmıştır. <br>İstanbul Anadolu 7. Tüketici Mahkemesinin 2015/615 Esas- 2016/1023 Karar sayılı  03.05.2016 tarihli kararının incelenmesinde, davacı ile dava dışı ... ... şirketi arasında imzalanan satış vaadi sözleşmesinin iptali ile bu sözleşme kapsamında verilen ve \"bedeli malen ahzolunmuştur'' ibaresi bulunan 10 adet bono yönünden davacının, davalıya borçlu olmadığının tespiti ve bonoların geçersizliğinin tespitinin istendiği, mahkemece davacının ... Şirketine davaya konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verildiği ve kararın 29.06.2016 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. <br>Dosya kapsamında verilen bonolardan altı adedinin emre yazılı olarak, keşidecisi davacı, lehtarı dava dışı .... . Ltd. Şti.olduğu, bonoların 01.02.2016, 01.03.2016, 01.04.2016, 01.05.2016, 01.06.2016, 01.07.2016 vade tarihli 5.000'er TL bedelle düzenlendiği, bonolara dayalı olarak İstanbul Anadolu 25. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasında davacı aleyhine takibe konulduğu görülmüştür. Bu bonolar yönünden İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılama sonucu 2017/33 Esas - 2018/1119 Karar sayılı dosyada davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 15.12.2022 tarih, 2020/1363 Esas - 2022/1710 Karar sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, tüketici bonosu olan bonoların nama yazılı şekilde düzenlenmediği tespit edilerek menfi tespit davasının kabulüne kesin şekilde karar verildiği görülmüştür. <br>Dava konusu İstanbul Anadolu 15. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından, 17.04.2015 düzenleme tarihli, 01.11.2015 ödeme tarihli 5.000 TL bedelli bono ile aynı düzenleme tarihli 01.01.2016 ödeme tarihli, 5.000 TL bedelli bono nedeniyle kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı, bonolardaki borçlunun davacı ... ... olduğu, senetlerin ....  Ltd. Şti. emrine düzenlendiği, lehtar cirosu ile bonoların Halil Suer'e, onun cirosu ile ...'e, onun cirosu ile de davalı ...'ün bonoları iktisap ettiği anlaşılmıştır. <br>Taşınmaz satım vaadi sözleşmesine ilişkin tüketici işlemlerine binaen tüketici tarafından düzenlenen bonolar, sadece nama yazılı olarak düzenlenebilir. Buradaki amaç tüketiciyi korumadır. Bu kural, teminat olarak tüketiciden alınacak kambiyo senetleri bakımından da geçerlidir. Aksi hâlde bono, tüketici yönünden geçersizdir. Yine güvence kapsamında nama yazılı senetler, alacağın temliki yolu ile devir olur. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un ''Temel İlkeler'' başlıklı 4/5. maddesine göre, ''Tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebilir. Bu fıkra hükümlerine aykırı olarak düzenlenen senetler tüketici yönünden geçersizdir.\"<br>Tüketicinin yapmış olduğu işlemler sebebiyle ile kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı senet düzenlenebileceği kabul edilmiştir. Yapılan bu düzenleme Kanunun temel amacı olan tüketiciyi koruma ilkesi uyarınca, teminat olarak tüketiciden alınacak kambiyo senetleri için de geçerlidir. Bu sebeple kural olarak tüketici sözleşmesi sebebiyle düzenlenen kambiyo senedinin geçerli olabilmesi için bunun mutlaka nama yazılı olarak düzenlenmesi zorunludur. Bu düzenleme uyarınca, nama yazılı olmayan kambiyo senedi düzenlenmesi hâlinde kambiyo senedinin geçersizliği ileri sürülebilir. Geçersizlik iddiası hâlinde, devralan taraf iyi niyet iddiasında bulunamaz. Yani davacı tüketici, sözleşmeden kaynaklanan def'lerini ve geçersizlik ididasını senedi ciro yoluyla devralan üçüncü kişiye karşı da ileri sürebilir (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2805.2020 tarih ve 2017/9801 esas, 2020/3995 karar sayılı ilamı).<br>Davaya konu bonoların davacı açısından geçersizliği İstanbul Anadolu 7. Tüketici Mahkemesinin  03.05.2016 tarih ve 2015/615 Esas- 2016/1023 Karar sayılı ilamı ile kabul edilmiştir. Buna göre, nama yazılı olmayan kambiyo senedinin düzenlenmesi durumunda geçersiz olduğu yönündeki iddia karşısında senedi ciro ile devralan tarafın iyi niyet savunması dinlenemez. Davacı, senedi düzenleyen tüketici olmakla, sözleşmeden kaynaklanan geçersizlik savunmasını senedi ciro yolu ile devralan üçüncü kişiye karşı ileri sürebilir. Yani, davacı davasını ispat ederken, bonodan dolayı kendisine başvurulan kişi/ düzenleyen kişi olarak, lehtar/ önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ilere başvurarak bunu hamile karşı ileri sürebilir. Kaldı ki Kanun, emre yazılı senet düzenlenmesini, tüketici bakımından geçersizlik yaptırımına bağlamış olup, geçersizlik herkese karşı ileri sürülebilecek bir itirazdır.<br>Bonoda atılan imzaların birbirinden bağımsız olduğu ve bir imzanın herhangi bir nedenle geçersiz olması nedeniyle bonodaki diğer cirantaların kambiyo borcundan sorumlu olacağı  TTK'nın 677. maddesinde düzenlenmiş olup, davacının borçtan sorumlu olmaması, kambiyo senedindeki diğer borçluların durumuna etki etmeyecektir. <br>Davacı, kötü niyet tazminatı istemiş ise de yapılan takip haksız olsa da İİK'nın 72. maddesi gereğince takibin kötü niyetli olduğunun kanıtlanmadığı anlaşılmakla, kötü niyet tazminatına karar verilemeyeceği anlaşılmıştır.<br>Bu tespitlere göre, davaya konu bonaların geçersiz tüketici senedi olduğu, bonoları ciro ile devralan  davalının yetkili hamil savunmasında bulunamayacağı dikkate alınarak davanın kabulü gerekirken, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırı olmuş, bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.<br>Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile  ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yukarıda açıklanan gerekçeyle yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;<br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;<br>1-Davacının menfi tespit talebinin kabulü ile İstanbul Anadolu 15. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen 17.04.2015 düzenleme tarihli, 01.11.2015 ödeme tarihli 5.000 TL bedelli bono ile 17.04.2015 düzenleme tarihli 01.11.2016 ödeme tarihli, 5.000 TL bedelli olmak üzere toplam 10.000 TL bedelli bonolar ve bonolara dayalı takip dosyası nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, <br>2-İmzaların bağımsızlığı ilkesi gereğince bonoların tüketici olan davacı dışındaki kişiler bakımından geçerli olması nedeniyle, senetlerin iptali ve iade talebinin reddine, <br>3-Yasal şartları oluşmadığından, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,<br>4-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin olarak yatırılan 170,78 TL harcın mahsubu ile 561,22 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, <br>5-Davacı tarafından sarf edilen 202,18 TL harç gideri ile ilk derece aşamasında harcanan 227,40 TL yargılama gideri toplamı olan 429,58 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, AAÜT uyarınca belirlenen 10.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>7-Tarafların gider ve delil avanslarından artan kısımların yatıran taraflara iadesine, <br>8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:<br>a-Davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, <br>b-Davacı tarafından harcanan 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri ve 61,20 TL posta gideri olmak üzere toplam 281,90 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>10-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;<br>HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.02.2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"baec2044ee34e2c0","SID":"9e5a6270b2357748"}}