{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2026/206 <br>KARAR NO\t: 2026/324<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI\t: 2022/1002<br>TARİHİ: 21.11.2025 tarihli ara karar<br>DAVA: Alacak (İhtiyati Haciz Talebi)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... Bankası AŞ'nin İstanbul Anadolu 12.İcra  Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında borçlular ... ve ... limited Şirketi aleyhine başlattığı takipteki alacağını müvekkiline temlik edildiğini, ancak borçluların birinci derece akrabalık bağı olan davalı adına kurdukları işletme ile nam'ı müstear ilişkisi kurmak suretiyle alacaklılardan mal kaçırdıklarını, muvazaanın tarafı olmayan müvekkilinin bu muvazaayı her türlü delille kanıtlayabileceğini, borcun doğumundan sonra borçlunun oğlu tarafından borçlu şirketin adresinde, borçlu şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren işletme açıldığını, davalının aynı zamanda borçlu şirketin eski ortağı ve yetkilisi olduğunu, borçlunun adresinde yapılan hacizde davalıya ait çok sayıda güncel evrak bulunduğunu, davalı ile borçlular arasında yakın akrabalık, ortaklık ve yöneticilik ilişkisi olmasının diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi halinde muvazaa ve namı müstear kullanılarak borçluların, davacı üzerinden ticari faaliyetlerini sürdürdüklerinin anlaşılacağını, borçluların istihkak iddiasının İstanbul Anadolu 17. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/139 E. 2022/165 K. sayılı kararı ile reddedildiğini, daha sonra haczedilen malların yerinde olmadığının anlaşılması üzerine borçlu hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının işletmesinin borcun doğumundan sonra faaliyete başladığını, borçlunun ekonomik olarak bu faaliyeti yapamayacak olan oğlu üzerinden bankanın tahsilat yapmasını engellediğini, davalıların alacaklılardan mal kaçırma kastı ile hareket ettiğini ileri sürerek teminatsız olarak davalın menkul, gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince ihtiyati haciz talebinin değerlendirildiği 21.11.2025 tarihli ara kararıyla;  \"...Anılan kanun maddeleri, dosya kapsamındaki mevcut bilgi ve belgeler dikkate alındığında; ihtiyati haczin gerekli şartlarından biri kuvvetle muhtemel alacak şartıdır. Dava tüzel kişilik perdesinin kaldırılması sureti ile davacının temlik aldığı banka kredi borcundan dolayı kredi ile alakası olmayan 3. Şahsın icra takibine ithal edilmesine ilişkindir. <br>Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ile ilgili davalarda aranacak husus değerlendirildiğinde; şirket ortaklarının hısım olması aynı adreste faaliyet göstermesi yeterli olmayıp söz konusu şirketlerin müşterek iş yapmaları, müşterek proje bulunması ve her şeyden önce birbirleri arasında karşılıksız mal, para ve hizmet geçişlerinin bulunması gerekli olup; henüz dosyamızda bu unsurların tamamı ihtiyati haczi gerektirecek derecede tespit edilememiş olduğu...\"  gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar  verilmiştir. <br>Bu ara karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; <br>İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, davanın nam'ı müstear ve  muvazaa iddiasına dayalı alacak davası olduğunu, borçlu ve davalıların muvazaalı işlemler arkasına gizlenerek alacaklılardan mal kaçırdıklarını, icra takip işlemleri sırasındaki tespitlerde borçlunun krediyi kullandığı tarihten sonra birinci dereceden akrabası adına kurduğu işletme ile nam'ı müstear ilişkisi kurmak suretiyle alacaklıdan mal kaçırdığı, perdeli şekilde grup şirketlerinin aracı kullanarak kredilerden faydalandıkları, kurdukları iç ilişki ile borcun ödemediklerinın tespit edildiğini, aynı taleplerle açılan başka davalarda ihtiyati haciz kararı verildiğini,<br>Davalının, borçlu şirketin eski yöneticisi ve ortağı olduğu gibi, diğer borçlunun oğlu olduğunu, borçlu şirketin kredi kullanmasından sonra davalının aynı yerde ve alanda ticari faaliyete başladığını, sonradan kurulan paravan şirketin borçlu ile organik bağ içinde olduğunu, haciz yapıldığında paravan işletmenin istihkak iddiası ile karşılaşıldığını, davalının borçluların mali durumunu iyi bildiğini, kuruluş tarihleri dikkate alındığında borçluların borcunu ödememek için davalı üzerinden ticari faaliyetlerde bulunulduğunun anlaşılacağını, borçluların aile şirketleri adına işletme kurarak faaliyette bulunması muvazaaya karine olduğunu, bu tür davaların alacaklı tarafından her türlü delille kanıtlanabileceğini, icra dosyasında borçlu şirketin adresinde yapılan hacizde davalıya ait olduğu iddia edilen evrak, fatura, sözleşme ve ödeme planı bulunduğunu, borçlu  ... adına bilgisayarda 146 adet dosya, ... ile ... arasında akdedilen satış sözleşmesi, bu borçlunun adının yer aldığı ürün değişim formu ve mağaza sevkiyat listesinin bulunduğunu, bu belgelerin hayatın olağan akışı içerisinde  üçüncü kişilerde bulunamayacağını, bu evraklardan borçlunun, haciz mahallinde ticari faaliyetine devam ettiğinin anlaşılacağını, davalı ile borçlu arasındaki organik bağın muvazaayı gösterdiğini, haciz sırasında talep edilmesine rağmen istihkak iddiasına ilişkin belge sunulmadığını, 07.03.2022 tarihinde haczedilen malların yerinde olmadığının belirlendiğini, davalının işletmesinin kredi sözleşmesinden sonra faaliyete geçtiğini, borcun 24.05.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığını, davalının vergi açılışının ise 13.04.2018 tarihinde yapıldığını, davalının bu tarihteki ekonomik durumunun işletme için yeterli olmadığını, nam-ı müstear iddiasında alacaklının bu durumu yaklaşıkolarak ispatlamasının yeterli olduğunu, bu aşamadan sonra ispat yükünün karşı tarafa geçeceğini, davalının işletmesinin paravan olması nedeniyle müvekkilinin talepte bulunabileceğini, <br>Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Talep, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ile alacağın tahsili amacıyla açılan davada ihtiyati hacze ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.\t<br>Borçlu şirket ile dava dışı temlik eden ... Bankası Anonim Şirketi arasındaki genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın ödenmemesi üzerine, bankaca kredi hesabı kat edilmiş ve takip başlatılmıştır. Dava dosyasındaki açıklamaya göre banka ile dava dışı borçlular arasında 2013 yılında kredi sözleşmesi düzenlenmiştir. Borçluların kredi borcunu ödememe amacıyla hareket ettikleri ve bu amaçla borçlu şirketin eski yöneticisi ve ortağı ile diğer borçlunun oğlu olan davalı adına borçlu şirketin muamele merkezinde ve kredinin kullanılmasından sonra 13.04.2018 tarihinde ticari işletme kurulduğu ve borçluların faaliyetlerini, davalıyı nam'ı müstear olarak kullanarak sürdürdükleri ileri sürülmektedir.<br>İstinaf  ve dava dilekçesinde esas olarak, borcun doğumundan sonra borçlu şirketin eski ortağı ve yöneticisi, diğer borçlunun oğlu olan davalının, borçlu şirketin güncel ve resmi faaliyet adresinde borçlu ile aynı iştigal konusunda vergi açılışı yapması, haciz sırasında şirkete ve diğer borçluya ait bir kısım belgelerin ve klasörlerin bulunması nedeniyle taraflar arasında organik bağ bulunduğu belirtilmiştir. <br>Mahkemece mali müşavir bilirkişiden alınan rapor ve ek raporda; 09.01.2017 tarihinde tescil edilip 12.01.2017 tarih Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilen 31.12.2016 tarihli ortaklar kurulu kararı ile borçlu şirket hissedarı olan davalının şirketteki 17.500,00 TL hissesini ...'a devrederek ortaklıktan ayrıldığı, ... Mimarlık-... firmasının çalışma konusunun dava dışı şirketin iştigal konusuyla aynı olmadığı, dava dışı şirketin kuruluştaki adresinin İstanbul Beykoz Kayacık Kayacık Mah. ... Sk. No:.. olduğu, dava dışı şirketin 07.11.2018 tarihinde tescil edilen 01.11.2018 tarih 2018/01 sayılı genel kurul kararı ile tasfiyeye girdiği, adresinin Anadolu Hisarı Mahallesi ... Caddesi No:.. Kavacık/İstanbul olduğu, ...-... Mimarlık firmasının adresinin ise Esatpaşa Mahallessi... Cad. No:.. Ataşehir/İstanbul olduğu, ... ... Mimarlık şirketinin adresi ile borçlu şirketin adresinin aynı olmadığı belirlenmiştir. Raporda ayrıca davalının Ümraniye ilçesinde yerleşim yerinin bulunmaması nedeniyle gelirinin zabıta tarafından belirlenemediği, vergi daireleri tarafından gönderilen davalının firmasına ait beyannamelerdeki mali sonuç verilerine göre firmanın 2018 yılı Kasım ve Aralık aylarında mal/hizmet alımlarının 71.719,87 TL olduğu, firmanın 2018 yılına ait defterlerinin ibraz edilmemesi nedeniyle alımlarının ne kadar olduğu ve kimlerden yapıldığının tespit edilemediği, 2019 yılına ait işletme defterinden dava dışı şirketten herhangi bir mal alış veya satış belgesinin kayıtlı olmadığı, davalının bilanço usulüne tabi olduğu 2020 ve 2021 yıllarına ait ticari defterlerinden de borçlu şirketten yapılmış mal alış veya satış kaydına, para giriş veya çıkışına ait herhangi bir kayıt bulunmadığı, davalının firmasının 2019, 2020 ve 2021 yıllarında dava dışı şirketten aptığı mal alış/satış, para giriş/çıkışına ait herhangi bir kayda rastlanılmadığı belirlenmiştir.<br>İİK'nın 257/1. maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.<br>İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispatı sağlayan delil sunulması yeterlidir (Yargıtay 19. HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Tüzel kişilerin, kendisini oluşturan gerçek kişilerden ayrı ve bağımsız bir hukuk süjesi olmasına göre, ortakları kısmen veya tamamen aynı olan tüzel kişiler de birbirlerinden bağımsız kişiliklere haizdir. Bu nedenle malvarlıkları da ayrıdır. Dolayısıyla bir tüzel kişi diğerinin borcundan kural olarak sorumlu tutulamaz. Ancak bazı hallerde \"tüzel kişilik perdesinin aralanması yoluyla tüzel kişileri oluşturan gerçek kişilerin veya başkaca bir tüzel kişi arasındaki ayrılık ilkesi bir kenara bırakılarak iki ayrı hukuk süjesi olarak değerlendirilmeyip, bunlara tek bir bütün olarak yaklaşılması mümkündür. Bu husus  özdeşlik ilkesi olarak karşımıza çıkmaktadır.<br>Şirketlerin faaliyet konuları, ortağı ve yöneticileri kısmen aynı olması, bu alacağın davalıdan talep edilebilmesinin yanı sıra, aleyhine ihtiyati haciz talep edilen davalı şirket ile borçlu şirketin malvarlığının birbirine karıştığı, iktisadi bir bütünlüğün olduğu ve  tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılarak kötü niyetle, mal kaçırma ya da alacağın tahsilini kısmen veya imkansız hale getirme yönündeki eylemlerinin bulunması gibi bir takım olguların gerçekleşmesi gerekir. Bu olgular ise, yargılamada, tarafların gösterdiği tüm delillerin toplanıp birlikte değerlendirilmesi ile aydınlığa kavuşacak niteliktedir. Ayrıca  tüzel kişilik perdesinin aralanması istisnai bir kurum olup, salt organik bağ içinde olunması yeterli değildir. Başka bir ifadeyle ticari merkez ve faaliyet alanının aynı olması, şirket ortaklarının aynı veya yakın akraba ve/veya eş olmasının ötesinde tüzel kişilikler arasında iktisadi bütünlüğün ispatı şarttır. <br>İstinaf başvurusunda sunulan dairemizin ve diğer istinaf mahkeme kararlarında bazı dosyalarda ihtiyati haciz kararı verildiği belirtilmiştir. Ancak dosyalardaki konular benzer olmakla birlikte her bir dosyada farklı delillerin bulunduğu ve yaklaşık ispatın her bir dosyadaki delillere göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu dosyada davacının dava dilekçesi ile delil listesi ekinde sunduğu haciz tutanakları, icra mahkemesinin istihkaka ilişkin kararları, davalının iş yeri açılış işlemleri, iş yerinin kiralaması, mal alım satım belgeleri, mahkemece alınan rapor ve ek rapor birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesinin ara kararının yerinde olduğu değerlendirilmiştir.  <br>Dosyaya sunulan deliller, yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle yaklaşık ispata elverişli değildir. Bu nedenle şartları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine dair mahkeme kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Açıklanan bu gerekçelerle, İİK'nın 258/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen 14.11.2025 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;<br>1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca, ihtiyati haciz talep eden   davacı vekilinin  istinaf başvurusunun esastan reddine, <br>2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irad kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,<br>4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;<br>HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.02.2026<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.f  ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca karar kesindir. <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"580ba36315c4ff76","SID":"b1a552a6afc89e79"}}