{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1035 - 2026/192<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2023/1035 \t\t                                            (ESASTAN RET )<br>KARAR NO\t: 2026/192<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/05/2022<br>ESAS-KARAR NO\t: 2022/364 E -  2022/415 K<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak <br>KARAR TARİHİ\t: 26/02/2026<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 25/03/2026<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.\t<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 06/09/2013 tarihinde tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde bir distribütörlük sözleşmesi bağıtlandığını, müvekkilinin sözleşme gereği edimlerini yerine getirirken davalı yanca  01/04/2017 tarihinden itibaren sözleşmenin feshedildiğini bildirildiğini, ilgili 10.6. sayılı maddesinde belirtilen  herhangi bir kusur veya sözleşmeye aykırılığa dayanmaksızın taraflara fesih hakkı veren bir madde olduğunu, müvekkilince  fesih tarihine kadar sözleşmeden kaynaklanan tüm edimlerin eksiksiz bir biçimde ifa edildiğini, sözleşmenin müvekkilinin kusuru olmaksızın sona ermesinin ardından kendisine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 122'de tanınan portföy tazminatı ve TTK m. 123'e dayanan sözleşme sonrası (1 yıllık) rekabet yasağı karşılığı tazminat/bedel/ücret ödenmediğini, belirterek T.T.K.'nun 122/2 maddesi uyarınca bilirkişilerce hesaplanacak olan portföy tazminatının kısmi dava yoluyla şimdilik 10.000 TL.'lik bölümünün, dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca işletilecek olan avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,  sözleşmenin sona ermesinden itibaren başlayan bir yıllık süre boyunca (01/04/2014 ile 01/04/2018 tarihleri arasında) sözleşmenin 1.4. Maddesindeki sözleşme sonrası rekabet yasağına tabi olması karşılığında müvekkiline T.K.'nun 123/1 maddesi gereği ödenmesinin kanunen zorunlu olmasına karşın sözleşmede belirlenmemesi sebebiyle bilirkişilerce hesaplanacak olan tazminatın kısmi dava yoluyla şimdilik 10.000 TL.'lik bölümünün, dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun'un 2. Maddesinin 2. Fıkrası uyarınca işletilecek olan avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekili 30/03/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile 10.000-TL sözleşme sonrası rekabet yasağına tabi olması karşılığında kanunen ödenmesi zorunlu olan tazminat ile 10.000-TL portföy tazminatı talebi ile açılan davayı ıslah ederek toplam 310.000-TL'ye yükseltmiştir.<br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalı vekili; dava konusu sözleşmenin süresinin sona erdiğini ve sözleşme hükümlerine uygun olarak sözleşmenin yenilenmeyeceği ihbarının yapıldığını, ... ürünlerinin satılacağı müşterilerin müvekkili tarafından belirlendiğini, tüm reklam ve pazarlama faaliyetleri tamamen müvekkil ... firması tarafından yürütüldüğünü, davacının distribütörlüğüne başladığı 06/09/2013 tarihi ile davacının distribütörlüğünün sona erdiği 31/03/2017 tarihleri  arasında davacının bölgesinde ...'nin bölge ve ülke genelindeki satış gelişiminin dışında olağanüstü bir gelişme yaşanmadığını, bu nedenle tacir olan taraflar arasında sözleşme serbestisine uygun şekilde imzalanmış ve sona erdirilmiş bir distribütörlük sözleşmesi karşısında tazminat ve bedel talep edemeyeceğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br> Mahkemece; toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve Dairemizin 2019/1134 Esas, 2022/230 Karar ve 03/03/2022 tarihli kararı doğrultusunda; taraflar arasında 06/09/2013 tarihli distribütörlük sözleşmesi imzalandığı sözleşme ile, davalı şirket tarafından üretilen, ithal edilen veya ticareti yapılan gıda maddelerinin gerçek ve tüzel kişilere davacı şirket aracılığı ile satılması hususunun kararlaştırıldığı, her ne kadar davacı taraf sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olduğunu iddia etmiş ise de, Antalya bölgesinde davacı dışında başka firmalarında satış yaptığı, davacının bu bölgedeki payının 2013 yılında %10 altında iken, izleyen yıllarda %10 üzerinde olduğu, taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde, davacı tarafın piyasaya tanıtım, reklam, promosyon, destek aktiviteleri gibi yükümlülükleri bulunmadığı, davacı tarafın yükümlülükleri incelendiğinde ise, tanıtım ve reklam gibi yükümlülüğü olmadığı, sadece davalı tarafından uygulanan promosyon ve destek aktivitelerinden yararlanacağı hususunun bulunduğu, söz konusu malların tanıtım ve reklamının ise sürekli olarak davalı tarafından yapıldığı, sözleşmede davacının yükümlülükleri arasında müşteri portföyü oluşturulmasına ilişkin bir hüküm de bulunmadığı, aksine sözleşmenin 2.5 maddesi ile davacının müşteri bulma faaliyetinin kısıtlandığı,  sözleşmenin akdedilmesi ile davacıya 543 adet müşterinin adresleriyle birlikte verildiği, davacının davalı tarafından belirlenen müşterilere satış yaptığı, davacı şirketin ticari defterlerine göre davacı şirketin toplam ticari hasılatının içinde davalı şirketin ortalama %20,99'luk payının bulunduğu, davacı şirketin ticari defterlerine göre, davacı şirketin taraflar arasında yapılan sözleşme yılı olan 2013 yılına göre, sözleşmenin devam ettiği 2014 ve 2015 yılında net satışlarının artarak devam ettiği, ancak 2016 yılında hem 2013 yılına hem de 2014 ve 2015 yılına göre net satışlarının oldukça yüksek oranda düştüğü, bu düşüşün aynı şekilde sözleşmenin sona erdiği 2017 yılında da devam ettiği, bu durumların da sözleşmenin devam ettiği 2016 yılından itibaren davacı şirketin satış yaptığı bölgedeki pazar payının yaklaşık %50 oranında düştüğünü ortaya çıkardığı, sonuç itibariyle taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olmadığı, davalı şirketin taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye uygun olarak sözleşmeyi tek taraflı olarak 30 gün önceden yazılı ihbarda bulunmak suretiyle  feshetmesi ve davacı şirketin yukarıda belirtiliği gibi sözleşmenin devam ettiği dönemlerde pazar payının oldukça yüksek oranda düşmesi nedeniyle davacı şirketin herhangi bir tazminat istemesi koşulları oluşmadığı, davacı şirketin sözleşmenin fesih sebebiyle 6102 sayılı TTK'nın 122/2 maddesi gereğince portföy tazminatı ve TTK 123/1 maddesi gereğince rekabet yasağı karşılığı tazminat talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın davanın reddine karar verildi.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili;  6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 122'de tanınan portföy tazminatı ve TTK m. 123'e dayanan sözleşme sonrası (1 yıllık) rekabet yasağı karşılığı tazminat/bedel/ücret ödenmediğini, bunun üzerine davacı ... Pazarlama 22/06/2017 tarihinde Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açtığı 2017/586 E. Sayılı kısmi dava ile TTK m. 112'ye dayanan portföy tazminatı (10.000 TL) ve TTK m. 123'e dayanan sözleşme sonrası rekabet yasağı karşılığı tazminat/bedel/ücret'in (10.000 TL) kendisine ödenmesini talep ettiğini, müvekkilinin bir yıl boyunca bu pazarda iş yapmamayı taahhüt ettiğini, bunun karşılığında kendisine hiçbir ödeme yapılmadığını, bu ödemenin yapılmasının kanuni bir zorunluluk olduğunu, bu tazminatın müvekkilinin sözleşme kapsamında çalışırken kazandığı ücret, prim ve diğer kazandırmaların bir yıllık ortalaması tutarında olması gerektiğini, ne karara esas olan bilirkişi raporlarında, ne bunların alıntılanmasından ibaret olan karar gerekçesinde bu talebe ilişkin hiçbir inceleme ve gerekçe bulunmadığını, bu talebin davanın esaslı unsurlarından olup hiçbir şekilde incelenmeksizin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, pörtföy tazminatının reddine yönelik gerekçenin de eksik ve hatalı olduğunu, mahkeme bilirkişi raporlarında bu hususta inceleme yapılmasını talep etmiş, iki bilirkişinin de bu konuda tamamen sessiz kalması üzerine açık itirazlara rağmen davanın reddedildiğini, davanın tamamen reddi halinde avukatlık ücret tarifesinin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre 2.725 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 24.550 TL nispi harca hükmedilmesi yasaya ve usule aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık; taraflar arasındaki distrübütörlük sözleşmesinin haklı sebeple feshedilip edilmediği ve buradan varılacak sonuca göre davacının denkleştirme tazminatı alacağı (portföy tazminatı) ve rekabet yasağı karşılığı tazminat talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.\t<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1.b.1. maddesi uyarınca  esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM \t:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 179,90TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın istinaf eden  davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana  iadesine,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 26/02/2026  tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>  e-imzalıdır<br>       <br> <br><br>Üye<br>  e-imzalıdır<br>       <br> <br><br>Üye<br>  e-imzalıdır<br>       <br> <br><br>Katip<br> e-imzalıdır<br>       <br>  <br><br><br><br><br><br><br><br><br>  NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\" <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9484f300c4eaf10d","SID":"989e6383a5dc0e3f"}}