{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2026/284 Esas<br>KARAR NO:2026/462<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:18/11/2025<br>NUMARASI:2025/184 E. - 2025/268 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... Grubu bünyesinde bir şirket olduğunu ve uzun süredir Türkiye’de faaliyet gösterdiğini, tüm tasarımlarını kullandığı ülkelerde ve 554 sayılı KHK uyarınca Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescil ettirerek yasal koruma altına almış olduğunu, müvekkili firmanın işbu dava konusu tasarımım 02.08.2010 tarihinden beri TPE nezdinde ... Tescil numaralı Endüstriyel Tasarım Tescil Belgesi ile korumakta olduğunu, davalı firmanın, müvekkili firma adına tescilli tasarımını taklit etmek suretiyle ... Isıtıcı üretip ... markası altında kendi tasarımıymış gibi pazarlamakta olduğunu, davalı firmanın bu sayede haksız kazanç sağladığım, müvekkilinin tasarım tescil belgesinden doğan haklarına tecavüz ettiğini, müvekkiline ait ... nolu çoklu tasarım tescilinin ... ısıtıcı tasarımına ilişkin olup 15 tasarım ve toplamda 90 ayrı resim ile tescil edilmiş olduğunu, davalı firmanın internet sitesinde yer alan ürün ile müvekkilinin tescilli tasarımının ayırt edilmeyecek kadar benzer olduğunu, müvekkiline ait tasarımın arka kısmında dikdörtgen prizma şeklinde bir duvar bağlantı elemanı bulunduğunu, tasarımın ön yüzünde düz cam panel, yatay eksende yer alan alt ve üst kenarları kavisli bir panel tutucu ile bu panelin hemen arkasında kavisli bir kanat yer aldığını, davalıya ait üründe de bire bir benzer elemanların bulunduğunu, davalının kullanım kılavuzlarında da müvekkilinin çizimlerini bire bir taklit ettiğini, davalının, hem müvekkiline ait tescilli tasarımın aynısını haksız bir şekilde üretip satışa sunarak, hem de müvekkiline ait internet sitesi, kataloglar ve kullanım kılavuzlarında yer alan çizim ve görselleri kopyalayıp yapıştırmak suretiyle kullanarak, müşterilerin yanılmasına, dolayısıyla TTK bağlamında haksız rekabet şartlarının oluşmasına sebebiyet verdiğini, davacı adına TPE nezdinde ... sayı ile tescilli olan tasarımdan doğan haklarına davalı tarafından gerçekleştirilen tecavüzün tespitine, durdurulmasına üretilen ve satışa sunulan ürünler ile bu ürünleri tanıtmaya yarayan her türlü yasal evrakın bulundukları her yerde el konulmasına ve imha edilmesine, davalının tasarımı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre hesaplanacak olan maddi tazminatın şimdilik 10.000 TL sinin davalıdan tahsili ile izinsiz ve haksız olarak kullanım nedeniyle  doğmuş manevi zararların tazmini amacıyla 10.000 TL tutarındaki manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemenin yetkisine itiraz ederek, yetkili mahkemenin Konya mahkemeleri olduğunu, davacının iddialarının zaman aşımına uğramış olduğunu, ilgili tasarımın TPE nezdindeki tarif name kısmının incelenmesinin gerektiğini, müvekkilinin dava konusu tasarım ile ürün üretmediğini, müvekkilinin bugüne değin ürettiği tüm ürünlerinin kendi özgün tasarımı olduğunu ve davacının ...-1-2 nolu tasarımlarına benzemediğini, gerçek anlamda müvekkiline ait ürünler ile davacıya ait tasarımın kıyaslanmasında gerek genel işlevselliği ve gerekse tasarımın oluşturuluş biçiminin birebir kıyaslanmasında hiçbir ortak özelliklerin olmadığının görüleceğini, ancak bu incelemede bizzat müvekkiline ait olduğu ispat edilen ürünlerin esas alınması gerektiğim, bunun ispat yükümlülüğünün de davacıya ait olduğunu, davacının haksız fiilin gerçekleşme tarihini ispat etmesi gerektiğini, manevi tazminat talebi açısından talep miktarının fahiş olduğunu, söz konusu ürünleri tanıtmaya yarayan her türlü yasal evrak ve vasıtalara el konulması için bu evrakların başkaca ürünlerde kullanılıp kullanılmadığının araştırılması gerektiğini, zira bu araçların yüzlerce çeşit ürünlerde kullanıldığını, böyle bir niteliğe sahip üretim araçlarına el konulamayacağım beyan ederek davanın reddine karar verilmesini  talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; \" davanın kısmen kabulüne\" karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dairemizin 10/10/2024 tarihli  2024/1157 Esas-2024/1614 Karar sayılı kararıyla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Dairemiz kararına karşı davalı vekilinin temyiz başvurusunda bulunduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/06/2025 tarihli 2024/6601 Esas-2025/4340 Karar sayılı kararıyla; \" İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3) nolu bendinde kararın infazında 10.01.2024 tarihli ek raporun dikkate alınmasına karar verilmesinin kararın infaz edilebilirliği açısından tereddüt oluşturabileceği, bu nedenle mahkemece, 10.01.2024 ek raporda tespit edilen URL adresleri hüküm fıkrasında açıkça yazılmak suretiyle infazda tereddüt yaratmayacak biçimde hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı\" gerekçesiyle, Dairemizin kararının bozulmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyularak 18/11/2025 tarihli 2025/184 Esas-2025/268 Karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilerek yeniden hüküm kurulmuş, karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. HMK'nun 373/4 maddesinde;\" Yargıtay bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesi tarafından bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, söz konusu karara karşı temyiz yoluna başvurulacağının hüküm altına alındığı, öte yandan HMK'nun geçici 3/2 maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez. Bu yasal düzenlemelere göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin göre başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar kanun yolu denetiminin Yargıtay tarafından yapılması gerekmektedir. Bu nedenlerle daha önce Yargıtay denetiminden geçen dosyada verilen kararın  temyiz kanun yoluna tabi olduğu, istinaf kanun yolunun kapalı olduğu anlaşılmakla, dosyanın Yargıtay ilgili dairesine gönderilmek üzere  mahkemesi'ne geri çevrilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm  kurulmuştur.<br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;Dosyanın, Dairemizin kararında işaret edildiği şekilde, Yargıtay ilgili dairesine gönderilmek üzere mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE,6100 sayılı HMK'nın 352/1 maddesi gereğince, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile  karar verildi.  12/03/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7b267cd6e91b92bb","SID":"adc19bf32131359e"}}