{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1358 <br>KARAR NO:2026/273<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:19/04/2017<br>NUMARASI:2015/275 Esas -  2017/481 Karar<br>DAVA:Banka Teminat Mektubunun İadesi Ve Depo Edilmesi (Depo Edilmesi İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/02/2026<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacı bankanın ... Şubesi ile davalı şirket arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden davalıya teminat mektubu kredisi açılıp kullandırıldığını, davalı firma lehine 30/01/2014 tarihli 26.000,00 TL bedelli teminat mektubu verildiğini, davalıların mal varlıklarını kaçırdığının anlaşılması üzerine, davalıya Beyoğlu ... Noterliğinin 08/01/2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, buna rağmen 26.000,00 TL tutarındaki teminat mektup bedelinin depo edilmediğini, teminat mektup bedelinin davacı bankada faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesine ve teminat mektup bedelinin dava devam ederken tazmin edilmesi halinde sözleşme hükümlerince belirlenen temerrüt faizi ve gider vergisi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili beyan dilekçesinde özetle; Sözleşmede kararlaştırılan temerrüt faiz oranının fahiş olduğunu, davacı bankanın teminat mektup bedelini kefaleten garanti etmesi nedeniyle ödemesi yaptığı meblağı davalının rücu etmesinin hukuka aykırı olduğunu, genel işlem koşullarına aykırı olarak düzenlenen sözleşme içeriğinin kabul edilemeyeceğini bu nedenle  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Dava, davalı lehine düzenlenen teminat mektubunun depo edilmesi ve yargılama sırasında nakde dönüştürülmesi halinde tazmin tarihinden itibaren temerrüt faizi ve gider vergisi yürütülmek suretiyle davalıdan tahsili istemine ilişkindir.Teminat mektubu, mevzuatımızda açıkça düzenlenmemiştir. Pozitif bir temele dayanmayan teminat mektubu kurumu, ticari hayatın bir gereği olarak ve sözleşme serbestisi kapsamında vücut bulmuştur. Muhatap, lehtar ve garanti eden olmak üzere bünyesinde üçlü bir ilişki içeren teminat mektubu, (doktrinde tartışmalar mevcut olmakla birlikte) esas olarak üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde olması nedeniyle bir tür garanti sözleşmesidir. 11.06.1969 Tarih 1969-4 Esas-1969-6 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da teminat mektubunun mahiyeti itibariyle BK'nın 110. maddesinde sözü edilen üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde bir garanti sözleşmesi olduğu kabul edilmiştir. Banka teminat mektubu ile garanti eden banka, kayıtsız ve şartsız bir ödeme yükümlülüğü altına girmemekte, aksine üçüncü kişi durumunda bulunan lehtarın edimini ifa etmemesi ya da sair rizikoların ortaya çıkması halinde muhatabın uğrayacağı zararları teminat altına almayı amaçlamaktadır. Somut olayda davalı lehine düzenlenen 26.000,00 TL bedelli ... nolu 30/01/2014 tarihli teminat mektubunun muhatap İstanbul 5. İş Mahkemesinin 2012/286 Esas, 2013/691 Karar sayılı ilamının icrasının geri bırakılması için sunulduğu, Yargıtay tarafından anılan kararın onanması sebebiyle dava dışı borcun ödenmemesi üzerine İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... tarihli yazısı ile davacı bankadan tazmin talebinde bulunulduğu, davacı bankanın 26.000,00 TL mektup tutarını 21/05/2015 tarihinde nakde dönüşüm bedeli olarak anılan icra müdürlüğüne ödediği, davacı bankanın 08/01/2015 tarihli ihtarname ile mektup bedelinin depo edilmesini talep ettiği, ihtarnamenin sonuçsuz kaldığı anlaşılmakla davacı bankanın 26.000,00 TL teminat mektubunun nakde çevrilmesi sebebiyle sözleşmenin 10/6. Maddesinde belirtilen temerrüt faizi (%39) yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve denetime elverişli bilirkişi raporu hükme esas alındığını ,...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, mahkemece davalıya gönderilen tebliğ zarfı mazbatası incelendiğinde tüzel kişiliğe haiz davalıya gönderilen tebligat muhtara tebliğ edildiğini, davalı tüzel kişi olduğundan yalnızca gerçek kişiler bakımından uygulama alanı bulan muhtara tebliğ işlemi hukuka aykırı olduğunu, huzurdaki davada yazılı yargılama usulü uygulanmakta olup taraflara ikinci cevap dilekçesi verilmesi için süre tayin edilmemesinin  kanuna aykırı olduğunu, ön inceleme duruşmasının yapılmadığını, tutanağın sağ üst köşesinde ön inceleme tutanağı yazılı olmadığı gibi dava şartları, ilk itirazlar, uyuşmazlık konuları, delillerin toplanması, usulüne uygun surette sulh olmaya veya arabuluculuğa teşvik başta olmak üzere hiçbir şekilde gerekli tabir ve ifadeleri barındırmadığını, kanuna aykırı olarak tahkikata devam edilmesi, tahkikat için duruşma günü verilmesi, hatta sonraki duruşmada karar verilmesi açıkça kanuna aykırılık teşkil ettiğini, sözlü yargılama için duruşma günü tayin edilmediğini ve taraflara yokluklarında karar verileceği ihtar edilmediğini, sözlü yargılama için de taraflara süre ve duruşma günü tayin edilmediğini, yokluklarında karar verileceği ihtar edilmemesi yine açıkça kanuna aykırılık teşkil ettiğini, somut uyuşmazlıkta, mahkemece, hükmün tefhim edildiği 04/12/2014 tarihli celsede, tahkikatın bittiği ve sözlü yargılamaya geçildiği bildirilmeden, taraflara son sözleri sorulmadan karar verildiğini, kanun yoluna nasıl ve ne şekilde başvurulacağı yerel mahkeme kararında bildirilmediğini, bilirkişi raporuna itirazlarla ilgili duruşmada dosyaya gelen belge ve evraklar olarak kayda alınmadığını ve itirazların tartışılmayıp yanıtsız bırakıldığını, davacı banka teminat ve garanti yükümlülüğünün gereğini yerine getirmiş olup, davalı şirketten bu anlamda ve herhangi ad altında talepte bulunmasının mümkün olmadığını,  davacı bankanın söz konusu meblağı kefaleten garanti etmesi nedeniyle söz konusu mektubunun nakde çevrilmesi nedeniyle ödemesini yaptığı meblağı davalının rücu etmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemece fahiş seviyede temerrüt faizine hükmedildiğini, teminat mektubunu veren davacı banka, sözleşme hürriyeti ilkesine aykırı olacak şekilde sözleşmeyi sadece kendi hak ve çıkarlarını koruyacak biçimde hazırlayarak tek taraflı akdedilen matbu sözleşmeyi davalıya imzalattığını, iki taraf arasında bireysel sözleşmenin kurulmasından önce soyut ve tek yanlı olarak kaleme alınmış sözleşme koşullan hazırlamakta, bunlarla gelecekte kurulacak belirsiz sayıda ancak aynı şekil ve tipteki hukuki işlemleri düzenlemekte olduğunu, davalı şirketten, her ne kadar basiretli bir tacir olsa da söz konusu genel işlem koşullarının varlığından ya da içeriğinden tam olarak haberdar olmasının veya söz konusu genel işlem koşullarını tam olarak anlayıp, olası sonuçları ile birlikte değerlendirebilecek donanımda olmasının ya da pazarlık gücüne sahip olmasının beklenmesi hayatın olağan akışına ve emredici hukuk kurallarına aykırı olduğunu, davacı bankanın asıl alacak adı altında dahi dosyaya sunduğu talebi dahi hukuka aykırı iken; bilirkişinin taraflar arasında tarafların karşılıklı serbest iradeleri ile belirlemiş oldukları faiz anlaşması olmadığı halde müvekkil şirketten talep edilen asıl alacak fer'ilerine ilişkin haksız meblağların hukuka uygun olduğu yönündeki hükme esas alınan bilirkişi raporuna yapmış olduğu itirazlarının tartışılmamasının hukuka aykırı olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan gayri nakdi alacağın depo edilmesi, nakde dönüşmesi halinde tahsili davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, yargılama usulüne riayet edilip edilmediği ve tazmin edilen teminat mektubu bedelinin davalıdan talep edilip edilemeyeceği noktasındadır.Davacı banka tarafından davalı lehine 30/01/2014 tarih ve 26.000,00 TL bedelli teminat mektubu vermiştir.Davacı tarafça, davalının mali durumunun bozulması ve mal kaçırma şüphesi nedeniyle gönderilen ihtarname ile talep edilen 26.000,00 TL bedelli teminat mektubunun depo edilmesine, tazmin edilmesi halinde bedelinin tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Dava konusu teminat mektubu yargılama sırasında icra müdürlüğünün talep yazısı üzerine tazmin edilmiş ve nakde dönüşmüştür. Teminat mektubu genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan gayri nakdi kredi olup, tazmin edilmekle nakdi krediye dönüştüğünden davalı bu kredinin ödenmesinden davacıya karşı sorumludur. Davalı temerrüt faizine itiraz etmiş ise de, bilirkişinin tespit ettiği üzere faiz taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olup, ticari işlerde faizin serbestçe belirlenecek olması karşısında genel işlem koşullarına bir aykırılık teşkil etmeyip, söz konusu itiraz yerinde değildir.Davalı tarafça dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği ileri sürülmüş ise de, dava dilekçesi TK 21/1. Maddesi uyarınca muhtara teslim suretiyle yapılmıştır. TK 21/1. Maddesi adreste bulunmamayla ilgili bir düzenleme olup, bu maddenin tüzel kişilere uygulanamayacağı iddiası yerinde değildir.Davalı cevap dilekçesi sunmadığından ikinci cevap dilekçisi verilmesi için süre verilmediği iddiası da dinlenebilir değildir.Bunun yanı sıra ön inceleme duruşması yapılmadığı ve sözlü yargılama için duruşma günü tayin edilmediği iddiası bakımından ise Dairemizin karar tarihi itibariyle eldeki davanın basit yargılama usulüne tabi olması nedeniyle bu hususlar sonuca etkili değildir. Kanun yoluna nasıl ve ne şekilde başvurulacağının mahkeme kararında belirtilmediği ileri sürülmüş ise de, eldeki kanun yolu başvurusu karşısında bu husus kararın kaldırılmasına sebep teşkil etmeyecektir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 1.776,06 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.695,36 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Karardan sonra davacı yan gider avansından karşılanan 52,00 TL posta masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/02/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e60cc144c5d03be2","SID":"9e0612f257c17e3d"}}