{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2023/779 <br>KARAR NO:2026/245<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:25/01/2023<br>NUMARASI:2014/811 Esas -  2023/57 Karar<br>DAVA:Menfi Tespit<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/02/2026<br>Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacı şirket ile davalı bankanın ... Şubesi arasında ticari kredi ve finansal kiralama sözleşmesi imzalandığını, kira bedellerinin ödenmesine rağmen davacı şirket aleyhine İstanbul 41. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/354 esas sayılı dosyasından malın iadesi dava açıldığını, davacı şirketin kazanç elde ettiği yabancı para cinsinden çek tahsilatlarının uzamasından dolayı bir kısım ödemelerde gecikmeler yaşandığını, fakat bu durumun kısa sürede aşılarak geri ödemelerine başlandığını, davalı ... kayıtlarına göre davacı şirkete ait sorunlu kredi açılış miktarının 26/02/2007 tarihi itibari ile 159.988,04 TL olduğunu, finansal kiralama şirketi ile davacı şirket arasındaki sözleşmeye göre 26/02/2007 tarihinden sonra ödenmesi gerekli olan miktarın 36.357,91 TL olduğunu, ... Bankası ... şubesine davacı şirket temsilcisi olarak bizzat kendinin 28/02/2007 tarihinde 90.000,00 $ (TL karşılığı 124.650,00) yatırıldığını, 16/04/2007 tarihinde 71.302,80TL yatırıldığını, toplamda 195.952,80 TL ödeme yapıldığını, davacı şirket tarafından yapılan finansal kiralama için ödenen 36.357,91 TL'nin davalı ... Bankasından alınarak bankanın diğer bir kuruluşu olan ... A.Ş. hesaplarına aktarılmasını, yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin, farklı tüzel kişilikleri olan ... A.Ş. ve müvekkili ... Bankasına ayrı ayrı borçları bulunduğunu,  müvekkili banka ile davacı arasında genel kredi sözleşmesine bağlı olarak davacıya krediler kullandırıldığını, kredilerin vadesinde ödenmemesi üzerine davacı borçlunun hesaplarının Bodrum ... Noterliğinin 02/10/2006 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile kat edildiğini, dava dışı ... şirketi ile davacı arasında finansal kiralama sözleşmeleri akdedildiğini, bu sözleşmeden kaynaklı borçların ödenmemesi üzerine  davacının temerrüde düştüğünü,... şirketi tarafından davacıya Beşiktaş ... Noterliğinin 15/04/2011 tarih ve ...yevmiye nolu ihtarnamesi gönderildiğini, davacının dava dilekçesinde ödediğini iddia ettiği bedellerin müvekkili bankaya olan borçlarına karşılık gerçekleştirdiğini, söz konusu Bodrum ...Noterliğinin ihtarnamesinde belirtilen süre içerisinde davacı tarafından ödeme yapılmayınca da müvekkili banka tarafından davacı hakkında İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 11/01/2007 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını, takibin devam ettiğini, faiz alacaklarının mevcut olduğunu, davacı tarafça yapılan ödemelerin müvekkili bankaya olan borçlarına karşı mahsup edildiğinden davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"... davacı şirket tarafından davalı bankadan aralarındaki genel kredi sözsleşmesi uyarınca krediler kullanıldığı, davacı şirket tarafından ayrıca davacı bankanın iştiraki olan ve farklı bir tüzel kişiliğe sahip dava dışı ... A.Ş.'den aralarındaki finanasal kiralama sözleşmesi uyarınca kamyonet ve iş makineleri kiralandığı, kullanılan kredi ve finanasal kiralama borçlarının bir kısım geri ödemelerinde temerrüde düşülmesi üzerine hesapların kat edildiği, davalı şirket ile dava dışı finansal kiralama şirketi tarafından borçların ödenmesi noktasında davacı şirkete ihtarnameler keşide edildiği, davacı şirket aleyhine yukarıda ayrıntısına yer verildiği üzere icra takiplerine girişildiği ve davalar ikame edildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafça davalı bankaya yapılan ödemelerin hem davalı bankaya hem de dava dışı finanasal kiralama şirketine olan borçlara istinaden yapıldığı, dava tarihinden önce yapılan son ödemelerle davalı bankaya olan borcun tasfiye edildiği, davalı bankaya yapılan 36.357,91 TL fazladan ödemenin ise dava dışı finansal kiralama şirketine olan borçlara istinaden yapılmasına rağmen davalı bankanın bu ödemeyi finansal kiralama borcundan düşmediği iddia edilerek, 36.357,91 TL'nin davalı bankadan alınarak dava dışı ... A.Ş. hesplarına aktarılması talepli olarak işbu menfi tespit ve istirdat davası açılmıştır. Dosya kapsamında yaptırılan bilirkişi incelemelerinin tamamında davacı şirketin iddia ettiği ödemelerin davalı bankanın ticari defter ve hesaplarına aktarıldığı, ancak yapılan ödemelerin davalı bankaya olan borçların tasfiyesi için yeterli olmadığı tespit edilmiş, davacı yanın kur farkına ve kredi vadelerine yönelik ayrıntılı hesap itirazlarını da irdeler ve değerlendirir şekilde tanzim olunan ve Mahkememizce de hükme elverişli bulunan 16/12/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda da davacı şirketin davalı bankaya son ödeme tarihi olan 16/04/2007 tarihi itibari ile 100.353,64-TL ve işbu dava tarihi olan 11/05/2012 tarihi itibari ile 621.920,01-TL borcunun olduğu tespitlerinde bulunulmuş olmakla, davacı yanın fazladan ödeme yapıldığı yönündeki iddialarının ispat olunamadığı sonucuna ulaşılmış, davanın reddine...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Kapatılan 41.ATM. 2011/354 Esas sayılı dosyasında bilirkişilerin davalı ... Avukatlarının beyanına göre rapor hazırladıklarını,  mahkemenin gerçeği yansıtmayan bu rapor üzerinden karar verdiğini, davacının zarara uğratıldığını, araçların kira bedellerin... ... Bankası A.Ş. ... Şubesinden, bankanın alt kuruluşu olan tarafından ... ... hesabına aktarılmadığını, ... Bankası kredi kapama bakiyesi olarak 36.232,02 TL ve ... ... kira kapama bakiyesi olarak 35.291,18 TL'nin Davalı ....  ... şubesinin Ticari bölümü ... nolu hesabına 52.100,00 $ yatırıldığını, bankanın 1,368 $ kur üzerinden 71.302,80 TLye dönüştürerek, ... Bankası A.Ş. ... şubesi ...nolu şirket hesabına aktardığını,  hesap bakiyesinin 77.015,28 TLye yükseldiğini , ... Bankası kredi kapama bakiyesi olan 36.232,02 TL ödendiğini, \"kredi tahsilâtı ...\" hesabına virmanın açıklaması yapıldığını, kalan hesap bakiyesi 40.783,26 TLsinden, ... leasing kira kapama bakiyesi olan 35.291,18 TL ödenmeyerek, 32.070,00 TL'nin açıklaması yapılamayan başka bir hesaba aktarıldığını, davacı şirket hesabında 8.713,26 TL kaldığını,  böylece ... leasing kira kapama bakiyesi ödenmeyerek davacı şirketin mağdur edildiğini, yerinde yapılmayan yanıltıcı nitelikteki bilirkişi raporlarına göre Mahkemelerin aldığı kararlar ile dürüst bir şekilde ödemeleri yapan davacı şirketin gerçeği yansıtmayan bilirkişi raporlarıyla nasıl linç edildiğini gösteren kararlar alınabileceğinin net bir şekilde görüldüğünü, davacı şirket ile davalı banka arasında yapılan Genel Kredi sözleşmesine göre kredi ana para biriminin TL olduğunu, şirket hesabına aktarılan para 225.167,80 TL olup döviz endeksli olduğunu, taraflar arasında yapılan sözleşmede 225.167,80 TL, kredi ödeme tarihindeki € karşılığı 143.000,00 € ana para, altı ay ödemesiz bir yıl vade ile 12.476,13 € faiz, diğer altı ayda, ana parar + faiz, toplam 155.476,13 € nın eşit taksitlerle ödenmesi şeklinde olduğunu, davacı şirketin yaptığı kredi geri ödemelerinin 09.01.2007 tarihinde, 27.02.2007 tarihinde ve 13.04.2007 tarihinde olmak üzere 159.584,808 € olduğunu, mahkeme bilirkişilerinin iddia ettiği gibi davacı şirketin yaptığı geri ödemelerin kur farkına ve davalı bankaya olan borçların tasfiyesi için yeterli olmadığı tespitinin doğru  olmadığını, görüleceği üzere davalı bankanın ödediği 225.167,80 TLnin € cinsinden ana para ve faiz karşılığı, 155.476,13 €, davacı şirketin geri ödemesi 159.584,808 € olup, davacı şirketin yaptığı geri ödemelerin kur farkına ve davalı bankaya olan borçlarına fazlasıyla yettiğini, bunun yanında davacı şirketin davalı banka hesaplarında bloke edilen TL nin toplamı da 34.553,47 TL olup, mağdur edilenin davacı şirket olduğunu, kredi geri ödeme tarihlerinde kur artışı olduğundan ödeme tarihlerindeki kur hesaplamalarına göre 225.167,80 TL kredinin, TL cinsinden geri ödemesi 295.906,339 TL yaptığını, Genel Kredi Sözleşmesine göre faiz oranı %10,74 olduğunu, sözleşme tarihindeki ve kredi geri ödeme tarihlerinde Merkez Bankası döviz cinsinden ticari faiz oranlarına göre MB €uro cinsinden kredi faiz oranları 01.11.2005 tarihinde %3,04, 27.02.2007 tarihinde %3,60, 13.04.2007 tarihinde %3,70 oranında olup, bu oranlara göre yapılan hesapta 9.035,156 € fazla geri ödeme çıktığını, Genel kredi sözleşmesi hükümlerine göre temerrüt faiz oranının akdi faiz oranının %50 fazlasına göre hesap yapıldığında; GKSsine göre 09.01.2007 tarihi itibarı ile %10,74 faiz oranının %50 fazlası temerrüt faizi %16,11 dikkate alınarak hesaplandığında, kalan borç bakiyesi 2.704,588 €, son ödeme tarihindeki 1.84 kur hesabına göre TL cinsinden borç bakiyesi 4.976,00 TL olduğunu,  davacı şirket hesabında çeşitli nedenlerle bloke edilen miktarlar dikkate alındığında;(+ 8.713,26 TL + 9275,01 TL +9.007,97+ 2.490,19 TL+147,49+119,55)-4.976.00 TL =24.777,47 TL'nin davacı şirket hesabında halen bloke vaziyette bulunduğunu, Bodrum 2. ASHM 2005/415 Esas sayılı davada davacı şirketin 29.07.2005 tarihinde yatan 4.840 TL lik teminat ile, 2010/180 kararına göre bloke edilen 6450 TLlik iki adet ... ve ... seri numaralı çeklerin, Mahkemenin davacı şirket lehine sonuçlanması ve davanın kesinleşmesi ile davacı şirket tarafından talep edildiğini ve o tarihlerinden itibaren toplam (...) = 17.740,00 TL bloke edildiğini, 42.517,47 TLnin davacı şirketin Davalı Banka hesaplarında bloke edilen, kredi geri ödemelerinden sonra toplam TL miktarı olduğunu, eksik hususlar giderilmeden Talimat mahkemesince alınan 07/11/2017 tarihli raporda; Davacı ... Şti.'nin davalı ....'ye yapmış olduğu son ödeme tarihi olan 16.04.2007 tarihi itibari ile 100.353,64 L borcunun ve işbu dava tarihi olan 11.05.2012 tarihi itibari ile 621.920,01.-TL borcunun olduğunun tespitleri neticesinde; Davacı Şirketin Finansal Kiralama için ödediği 36.357,91.-TL'nin davalı ....'den alınarak ... A.Ş. hesaplarına aktarılması taleplerinin yerinde olmadığı şeklindeki raporun esas alındığını, Mahkemenin kabul ettiği hüküm ile bilirkişi raporları arasında çelişki olduğunu, dosya kapsamında son olarak görevlendirilen heyet tarafından hazırlanan 22/01/2021 tarihli kök rapor ve bu rapora yönelik itirazların değerlendirilmesi bakımından alınan 16/12/2022 tarihli ek rapor yerine talimat mahkemesince alınan 07/11/2017 tarihli rapora göre hüküm kurarak mahkeme kendi içinde çeliştiğini, Mahkeme hükmü ile Bodrum 1. ASHM 2015 /225 Talimat, Mahkemesince 09/12/2015 tarihinde alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişki olduğunu, İstanbul 5. İcra Müdürlüğü .... dosya kapanması ile takip konusu aynı olan, İstanbul 10. İcra Müdürlüğü .... sayılı dosyası konusuz kalması hakkında mahkeme bilirkişileri, takip yolları ayrı, ayrı yapılsa da her iki takibin bir biriyle mükerrerlik oluşturmadıkları, sadece bunlardan birine yapılan ödeme diğeri için de ödeme olarak dikkate alınacağı şeklinre rapor hazırladıklarını  ancak raporlarında İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyası ihtarnamelerine göre temerrüt faizi olarak da %95 üzerinden hesaplamalar yaptıklarını, Mahkeme bilirkişisinin 21.12.2021 tarihli kök raporunun kendi içinde çeliştiği, bilirkişi raporunda genel kredi sözleşmesi hükümlerine göre akdi faiz oranının % 50 fazlasıyla gecikme faizi uygulandığı ve bunun da sözleşme hükümlerine uygun bulunduğu belirtilmesine rağmen, 25.02.2007 tarihinde sorunlu krediler hesap açılış işlemi sonrasında yapılan ödemeler temerrüt faizi hesaplaması yapılmadığından, raporun kendisiyle çeliştiği, aynı şekilde 26.02.2007 tarihinde 159.988,04 TL. sorunlu kredi kaydı yapıldığı belirtildiği halde bu tarihten sonra ileriye dönük temerrüt faizi işletilmeyerek raporun kendisi ile çeliştiğini Mahkeme bilirkişi raporları ile talimat bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilemediğini, bu raporda Mahkeme bilirkişileri ilk defa banka kayıtlarını esas alarak ... hesabı ile Sorunlu Kredi Hesap Açılışı  ile normal faiz sisteminden temerrüt faizine geçiş işlemini ve 25.02.2007 tarihinde hesabın türünün değiştiğini ve 159.988,04 TL bakiye hesabın sorunlu kredi miktarı olduğunun kabul edildiği, ancak tablo hesabında, hesap açılışı tarihi 12.01.2007, asıl alacak miktarı 195.039, 28 TL'nin esas alındığını,  bilirkişi raporunun, tablo hesabı çeliştiği gibi, tablo hesabının talimatla dosyalarında bilirkişilerin hazırladığı raporlarla örtüşmediğini, Mahkemenin son bilirkişi raporuna karşı talimat bilirkişisi ... ek rapor istenerek bu çelişkinin giderilmesi gerekirken, ayrıca Mahkeme kendi bilirkişiler arasındaki çelişkiler bile giderilmeden hüküm kurmasının uygun düşmediğini, sorunlu kredi hesap açılışı 25.02.2007 tarihi olup,  takibe konu alacağın bu tarihten itibaren başlamak kaydı ile 159.988,02 TL olduğu banka kayıtlarında belirtildiğini, davalı vekilinin itiraz dilekçesinde 1.2.3 maddelerinde, 25.02.2007 tarihinde ... hesabın sorunlu kredi hesabı açıklaması ile hesap açıldığı ve borç miktarının 159.988,04 TL belirlendiğini ve bu durumun zımmen kabulü gerektiğini, kök rapor ve ek rapora davalı banka vekilinin itiraz dilekçesinin 5. Maddesinde ifade edildiği gibi her iki raporun birbiri ile çelişmediğini, davalı vekilinin doğru hesap yaptığını belirttiği 16.05.2012 ve 18.03.2015 tarihli ... tarafından tanzim edilmiş olan kök ve ek bilirkişi raporları incelendiğinde işlemiş faizin 765.325,85 TL hesaplandığı, beyan edilen 32.070,00 TL ile örtüşmediğinin, diğer bilirkişi ... 30.01.2013 tarihli kök ve 04.11.2013 tarihli ek raporları incelendiğinde ise bankanın bilirkişiye talep ettiği bilgi ve belgeleri vermediği bu sebeple de denetime elverişli tam bir rapor tanzim edemediğinin görüldüğünü, davalı Banka ... Şubesinin borç ödenmesinden sonra bakiye kalan 32.070,00 TL için ne kayıt yapıldığını izah edemediğini, tüm dosya kapsamında ve sunulan deliller ve VUK, TTK hükümlerine göre, davacı şirketin 16.04.2007 tarihi itibarı ile asıl alacak miktarı olarak 79.563,47 TL olarak alınmasına, ... ödemesi olan 36.357,91 TL'nin davalı bankadan alınarak dava dışı Davalı bankanın bünyesindeki ... A.Ş. hesaplarına aktarılmasına, kalan bakiye 43.205,56 TLnin son ödeme tarihi olan 16.04.2007 tarihi itibarı ile yasal faizleri ile davacı şirkete ödenmesine karar verilmesine, Mahkemenin, davalı Bankanın bünyesindeki dava dışı ... ...'e ödenmesi gereken ... ödemesi olan 36.357,91 TL'nin hesaba aktarılması hususunda aksi kanaatte ise, davacı şirketin alacak miktarı olan 79.563,47 TLnin 16.04.2007 tarihi itibarı ile yasal faizleri ile birlikte davacı şirkete ödenmesi yönünde karar verilmesine, tüm mahkeme masrafları ile davacı şirketi temsilen avukatlık ücretinin davalı bankaya yükletilmesi yönünde hüküm kurulmasını talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, davalı bankaya fazladan ödeme yapıldığı iddiasıyla  ödenen bedelin davalı bankadan tahsili ile dava dışı finansal kiralama şirketi hesaplarına aktarılması istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilice istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa konu uyuşmazlık temelde, davacının, davalı bankaya borçlu olup olmadığı ve davalı bankaya yapılan ödemenin, dava dışı finansal şirkete aktarılması yönündeki talebin yerinde olup olmadığı noktasındadır.Somut olayda davacı tarafça, davalı bankaya yapılan ödemelerin hem davalı bankaya hem de dava dışı finansal kiralama şirketine olan borçlara istinaden yapıldığı, dava tarihinden önce yapılan son ödemelerle davalı bankaya olan borcun tasfiye edildiği, davalı bankaya yapılan 36.357,91 TL fazladan ödemenin ise dava dışı finansal kiralama şirketine olan borçlara istinaden yapıldığı  ancak davalı bankanın bu ödemeyi finansal kiralama borcundan düşmediği ileri sürülmüş ve 36.357,91 TL'nin davalı bankadan tahsili ile dava dışı ... A.Ş. hesaplarına aktarılması talep edilmiş; davalı tarafça, ödendiği iddia edilen bedellerin bankaya olan borçlara karşılık gerçekleştirildiği, banka tarafından davacı hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığı, takibin devam ettiği, davacı tarafça yapılan ödemelerin bankaya olan borçlardan mahsup edildiği savunulmuş ve davanın reddi talep edilmiştir. Davacının, davalı bankanın iştiraki olan ve farklı bir tüzel kişiliğe sahip dava dışı ... A.Ş. ile ... sayılı Finansal kiralama kanunu çerçevesinde Beyoğlu ...Noterliği'nde düzenlenen 10.11.2004 tarihli ... numaralı, Beyoğlu ....Noterliği'nde düzenlenen 21.04.2005 tarihli ...  numaralı, Beşiktaş ....Noterliği'nde düzenlenen 01.03.2006 tarihli ... numaralı düzenleme şeklinde finansal kiralama sözleşmeleri imzaladığı, finansal kiralama sözleşmeleri uyarınca kamyonet ve iş makineleri kiralandığı,  davacının finansal kiralama borcunun geri ödemesinde temerrüde düştüğü ve finansal kiralama şirketi tarafından yapılan ihtara rağmen ödeme yapmadığı belirtilerek   teslim edilen malların iadesi amacıyla dava dışı ... A.Ş tarafından davacı aleyhine dava ikame edildiği, İstanbul 41. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/354 esas sayılı dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda davacının finansal kiralama sözleşmesinin 35, 36, 37, 38, 39, 40. kira dönemlerine ilişkin 6.278,91 TL kira ödemesi ile 21.04.2005 ve 01.03.2006 tarihli sözleşmelere ilişkin 38.991,05 € kira ödemesinin süresinde yapılmadığı tespit edilerek davanın kabulüne karar verildiği, 05.04.2016 tarihli ek karar ile kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verildiği görülmektedir.Davacı ile davalı banka arasında ise 23.11.2005 tarihli 200.000 USD bedelli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davacıya 25.11.2005 tarihinde 143.000 Euro tutarında 6 ay vadeli taksitli ticari kredi ve 10.000 TL kredili mevduat hesabı kullandırıldığı, şirket müdürü ... adına da 15.000 TL tutarında bireysel kredi kullandırıldığı, 25.11.2005 tarihinde kullandırılan taksitli ticari kredi için davacının hesabına  225.167,80 TL aktarıldığı, kredili mevduat hesabına ilişkin borcun ve şirket müdürü tarafından kullanılan bireysel kredi borcunun  davacı tarafça yapılan ödemeler neticesinde 23.11.2006 ve 04.12.2006 tarihlerinde kapatıldığı ancak  taksitli ticari kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalı banka tarafından Bodrum ... Noterliğinin 02.10.2006 tarih ... yevmiye no.lu ihtarname keşide edildiği, ilk olarak 01.12.2006 tarihinde davacı hakkında İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığı, anılan icra dosyasında ödemeye ilişkin herhangi bir tahsilat bulunmadığı, ikinci olarak 11.01.2007 tarihinde davacı hakkında İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takip başlatıldığı anlaşılmaktadır.İİK'nın 45. maddesinde rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusunun iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceği, poliçe ve emre muharrer senetlerle çekler hakkındaki 167. madde hükmünün mahfuz olduğu, söz konusu 167. maddede ise alacağı çek, poliçe veya emre muharrer senede müstenit olan alacaklının, alacak rehinle temin edilmiş olsa bile, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte bulunabileceği düzenlenmiştir. 20.01.2023 tarih ve 2021/2 E.-2023/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre borç ipotek ile temin edilmiş olsa bile, elinde kambiyo senedi bulunan alacaklı, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapabilirse de alacaklının tercih hakkını bu takip türünden yana kullanmış olması halinde aynı borca ilişkin olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi yapamaz. Ancak 2023 tarihli İçtihadi Birleştirme Kararından önce Yargıtay 11 ve 19.Hukuk Dairelerinin yerleşik içtihatlarında İİK'nun 167.maddesi hükmü uyarınca alacaklının tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla hem kambiyo senetlerine özgü icra takibi ile beraber ayrıca ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi yapmasında bir engel bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu nedenle somut olay bakımından davacı hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Menfi tespit davalarında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer.Somut olayda dava tarihinden önce yapılan ödemelerle davalı bankaya borçlu olunmadığı ve fazladan ödeme yapıldığı iddia edilmiş olmasına göre ispat yükü, davacı üzerindedir.Taraflar arasında 23.11.2005 tarihinde imzalanan Genel Kredi Sözleşmesine istinaden 25.11.2005 tarihinde kullandırılan 143.000 Euro bedelli taksitli ticari kredi ile ilgili olarak  davalı banka tarafından 27.02.2007 tarihinde 159.988,02 TL \"Sorunlu Kredi Hesap Açılışı\" adı altında bir kayıt bulunmakta olup, tarafların borcu bir ödeme planına bağladığı veya borcu dondurarak yeni bir kredi ile yeniledikleri veya kalan borcun bu miktar olarak kabul edildiğine yönelik dosya kapsamında bir belge bulunmadığı gözetildiğinde yapılan bu kayıt , davalı bankanın muhasebesel işleyişine ilişkin bir işlem niteliğindedir. 02.10.2006 kat tarihi itibariyle davacıdan talep edilen tutar 128.143,43 Euro karşılığı 249.174,90 TL ise de davalı banka tarafından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte 195.039,28 TL asıl alacak, 52.395,44 TL temerrüt faizi , 2.619,77 TL BSMV olmak üzere toplam 250.054,49 TL'nin tahsili talep edilmiştir. İcra takip tarihinden sonra davacı, kredi borcuna mahsuben 27.02.2007 tarihinde 123.756,00 TL, 17.04.2007 tarihinde 36.232,02 TL, 19.04.2007  tarihinde 32.070,00 TL ödeme yapmış olup, bu ödemeler ile hangi hesaba mahsup edildiği davalı bankaca belgelenmeyen 8.713,26 TL'nin Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 100.maddesi gereği öncelikle faiz ve masraflara mahsubu, bakiye kalması halinde asıl alacaktan mahsup edilmesi gerekir. Bu noktada uygulanacak temerrüt faizi oranına değinmek gerekir. Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin 5. Maddesiyle temerrüt faizi kararlaştırılmış olup, anılan hükümle,müşterinin sözleşmeden doğan borçlarını gününde ödemediği takdirde temerrüdünün doğduğu tarihten itibaren bunları bankaya ödeyeceği tarihlere kadar geçecek günler için temerrüt tarihinde bankaca tespit edilmiş en yüksek kredi faiz oranının yıllık %50 fazlası olarak hesaplanacak oranda temerrüt faizi ödeyeceği, kredi tutarının yabancı para cinsinden belirlendiği hallerde bankanın bu krediden kaynaklanan alacağını dilerse alacağın muaccel olduğu tarih, dilerse dava ve takip tarihinde cari T.C.Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanmış TL karşılığını talebe yetkili olup, bu durumda bu krediden kaynaklanan banka alacağına da muacceliyet, takip veya dava tarihinden bankaya ödendiği tarihe kadar geçecek süre için borcun TL'ye çevrildiği tarihte bankanın TL krediler için geçerli en yüksek kredi faiz oranına bu oranın %50 fazlası oranında temerrüt faizi uygulanacağı düzenleme altına alınmıştır. 6102 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun  8. maddesine göre ticari işlerde temerrüt faiz oranı serbestçe belirlenebilir. Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi ticari iş niteliğinde olduğuna göre sözleşmenin temerrüt faizine ilişkin hükmü taraflar bakımından bağlayıcıdır ve uygulanması gereken temerrüt faizinin bu hüküm gözetilerek belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/9135 Esas ve 2023/655 Karar sayılı kararı) Davalı banka tarafından sözleşme gereğince uygulanması gereken temerrüt faizi oranının tespitine yönelik olarak dosyaya sunduğu 2006-2007 yılı en yüksek faiz oranları tablosuna göre TL cinsinden kullandırılan krediler için azami kredi faiz oranları tablosunda 0-12 ay arası vadeli kredilere uygulanan en yüksek faizin %65 oranında olduğu, bu oranın %50 fazlasının %97,5 oranına tekabül ettiği tespit edilmiş olup, davacı tarafça takipten sonra yapılan ödemelerin alacak miktarından düşülmesine ilişkin hesaplamada, ödeme tarihlerine kadar işleyecek faizde  bu oranın dikkate alınması gerekir.Somut uyuşmazlıkta davalı bankanın davacı hakkında başlattığı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte tahsili talep edilen kredi alacağına, takipten sonra yapılan her bir ödeme yönünden ödeme tarihlerine kadar yukarıda belirtilen oranda temerrüt faizi işletilerek, davacı tarafça yapılan ödemeler ile hangi hesaba mahsup edildiği davalı bankaca belgelenemeyen 8.713,26 TL'lik tutarın, hesaplanan alacak miktarından düşülmesi suretiyle davacının davalı bankaya borçlu olup olmadığının tespiti gerekli olup, dosya kapsamında inceleme yapılması için eksiklik bildirilen bilirkişi raporlarındaki eksik hususlar giderilerek esasa yönelik inceleme yapan bilirkişi raporlarında davacının davalı bankaya borçlu olduğunun tespit edilmiş olmasına göre ispat yükü üzerinde olan davacı yaptığı ödemelerle davalı bankaya borçlu olmadığını ve dava edilen miktar kadar fazladan ödeme yaptığını ispatlayamamıştır. İlk derece mahkemesince karar gerekçesinde 16.12.2022 tarihli bilirkişi ek raporunun hükme esas alındığı belirtilmekle birlikte davacının borçlu olduğu tutar yönünden  07.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda yer alan tespite yer verilmiş ise de mahkemece davanın reddine dair verilen karar sonucu itibariyle  doğrudur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/02/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"76bf7ac4da578a71","SID":"efe8810dc68f0139"}}