{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>18. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2026/209 <br>KARAR NO\t: 2026/287                                             <br>TÜRK  MİLLETİ  ADINA     <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/10/2025<br>NUMARASI\t: 2025/955 Esas, 2025/1061 Karar   <br>DAVANIN KONUSU: Tespit<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:  05/03/2026<br>Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, ... Limited Şirketi'nden 27.01.2017 tarihli fatura ile ... marka bir araç satın aldığını, davalı ...'nin, ... ile birlikte aracın alımına komisyon karşılığı aracılık ettiğini, aracın ithalinde bir takım usulsüzlükler olduğu gerekçesi ile aracın trafik kaydına Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi 2018/135 Esas sayılı dosyasından tedbir konmuş olduğunu ve  davanın halen devam ettiğini, müvekkili şirketin yetkilisinin, aracın üzerindeki bu tedbir sebebiyle aracın alımında aldatılmış olduğunu düşünerek, davalı ... ve  ...’den aracın tedbir nedeniyle satılamaması ve diğer nedenlerle aracı geri almalarını ve mağduriyetini gidermelerini istediğini, bu talep üzerine davalı ile  2024/132587 ihtiyari arabuluculuk dosya nolu dosyası ile Arabuluculuk Anlaşma Belgesi imzalandığını, gerek aracın kaza yapıp tamir servisine kaldırılması sonrası ortaya çıkan olaylar gereksi araç bedelinin davalı şirkete ödenmemesi ve de halen daha süre gelen tehdit mesajlarının müvekkili davacı şirketin, Arabuluculuk Anlaşma Belgesini imzalarken önce aldatıldığını sonra da şu anda da devam eder bir şekilde tehdit edildiğini gösterdiğini, TBK madde  36 ve 37 gereğince 2024/132587 ihtiyari arabuluculuk dosya nolu dosyası ile oluşan arabuluculuk anlaşma belgesinin usulsüz ve hukuka aykırı bir şekilde oluştuğunun tespiti ile iptaline karar verilmesini talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu beyanla, davanın kabulüne, 2024/132587 İhtiyari Arabuluculuk Dosya No’lu dosyası ile davalı ve davacı arasında imzalanan Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin iptaline, dava konusu belgenin icra edilebilirliğinin engellenmesi ve de aracın zilyetliğinin davalı tarafa geçirilmesinin önlenmesi için İhtiyati tedbir kararı verilmesine, dava masrafları ve  vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İlk derece mahkemesince; \"....1-Açılan davada görev yönünde dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE, MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, Görevli mahkemenin BAKIRKÖY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA, 2-Karar kesinleştikten sonra iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli BAKIRKÖY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ gönderilmesine,...\" karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında gerçekleşen  Arabuluculuk Anlaşması gereğince  davalının  davacı şirketten bir  davaya konu aracı satın aldığını, bu satış işleminin  ticari bir amaçla gerçekleştirilmediğini, davalının  vasıta ihtiyacının hasıl olmasından ötürü aracın satın alındığını, bu sebeple davalının tüketici olduğunu, davacının da  tacir olduğunu ve ticari saikle hareket ettiğini bu nedenlerle, Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu iddia ile İDM kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Dava, 2024/132587 ihtiyari arabuluculuk dosya nolu dosyası ile oluşan arabuluculuk anlaşma belgesinin usulsüz ve hukuka aykırı bir şekilde oluştuğunun tespiti ile iptali talebine ilişkindir.<br>Görev, kamu düzenine ilişkin olup, davanın her safhasında re'sen gözetilir. 6102 sayılı TTK'nun 6335 sayılı Kanunla değişik 5. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK 4/1-a maddesine göre “Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır”.         <br>01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 s.TTK'nın 5. maddesinde “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” hükmü yer almaktadır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/3. Maddesine göre de; Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. TTK'nın 4. maddesinde nelerin ticari dava olduğu açıklanmıştır. Buna göre hükümde sayılan dava ve işlerin yanı sıra her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar da ticari davadır. Anılan yasa hükümleri gereği, davalı tarafın ticari işletmesi  bulunmadığından ve dava konusu da maddede sayılan mutlak ticari davalardan olmadığından davaya bakmaya görevli mahkeme genel mahkemelerdir. Görev kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her safhasında ve re'sen nazara alınmalıdır.(Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/19310 Esas, 2019/7331 Karar sayılı ilamı)6102  Sayılı TTK'nın 12.maddesine \"bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla hakla bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Anılan Yasanın 11.maddesinde \"Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.\" 15.maddesinde de \" İster gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. (Yargıtay 3. HD, 13.02.2019 tarih, 2017/12019E., 2019/1050 K.)  Mahkemece Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olduğu gerekçesi ile davanın görev yönünden reddine karar verildiği, karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.Davacı vekilinin dava dilekçesi dava dışı ... Limited Şirketi'nden satın alınan aracının satışında davalının komisyon karşılığı hareket ettiğini, aracın gümrük işlemlerindeki bir takım usulsüzlükler nedeni ile aracın trafik kaydına Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi 2018/135 Esas sayılı dosyasından tedbir konmuş olduğunu, bundan kaynaklı mağduriyetin giderilmesi için davalıdan aracı satın almalarını istediğini ve bu konuda mezkur arabuluculuk tutanağının düzenlendiğini, davacının aldatıldığını iddia ettiği anlaşılmaktadır.HMK 355.maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile ve kamu düzeni ile yapılan incelemeye göre; davacı şirketin İTO internet adresinden yapılan sorgulamasında faaliyet alanının \"47.40.02-Telekomünikasyon teçhizatının perakende ticareti\" olduğu, bu itibarla sağlayıcı olarak yönlendirilemeyeceği, davalının tacir de olmaması nedeni ile genel yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu, bu nedenle davalı istinafının reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. <br>Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda;  davalının istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1 uyarınca oybirliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;<br>1.HMK m. 353/1-b-1 gereğince davalının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,    <br>2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,    <br>3.Alınması gereken 732,00  TL harçtan peşin olarak yatırılan 615,40‬ TL'nin mahsubu ile bakiye‭ 116,60 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nun 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,     <br>5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,            <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 05/03/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.\t<br>Başkan<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aac3780d4276a5dd","SID":"1430f9794e56fd1d"}}