{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:09/02/2026<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:13/02/2024<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:09/02/2026<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; müvekkili kısıtlının, bütün malvarlığının haciz ve ipotekli olduğunu, hali hazırda serbestçe tasarruf edebileceği istisnasız hiçbir malvarlığının bulunmadığını, uyuşmazlığa konu olan taşınmaz dışında müvekkilinin daha pek çok taşınmazının oğlu tarafından bankalara usulsüz şekilde ipotek olarak verildiğini, bu ipoteklere dayalı olarak takibe geçildiğini ve müvekkilinin en değerli taşınmazlarının usule aykırı olarak satıldığını, bunun dışında dava dışı ...  Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile ... Bankası A.Ş arasında yapılan ve davacının da 500.000,00 TL kefalet tutarıyla sınırlı olmak üzere müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı bila tarihli Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi'ne dayalı usulsüz 15.04.2016 günlü, ... yevmiye numaralı, 1.000.000,00-TL bedelli ipotek senedinin oluşturulduğunu, davacı ... aleyhine Antalya 1. İcra Dairesi'ne ait ... E. sayılı takip dosyasında toplam 310.464,83.-TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, bu kapsamda kısıtlı davacının mülkiyetindeki Antalya İli, ... İlçesi, ... Mahalle/Mevki, ... Ada, ... Parsel, ... nolu bağımsız bölümün satışının gerçekleştirildiğini, yine dava dışı ...bank, ... Bankası, Türkiye ... vb. bankalar tarafından usulsüz olarak ipotek ve kefalet işlemlerine dayanarak kısıtlı ... aleyhine icra takibi başlatılmış olduğunu, kısıtlının taşınmazlarının istisnasız tamamının hacizli ve ipotekli olduğu gibi bir kısım taşınmazlarının zaten icra yoluyla satışının gerçekleştirildiğini, kısıtlının uzunca bir zamandan beri üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği bir malvarlığı/gelirinin kalmadığını, takyidatlı tapu kayıtları dosyaya getirtildiğinde durumun anlaşılacağını, gelinen aşamada müvekkili ... hakkında çoğu bankalar (... Bankası, ..., ...BANK vd) tarafından başlatılanlar olmak üzere çok sayıda icra takibi ve alacak davası açılmış olduğunu, oğlu ...'in kendi menfaatini hedefleyen haksız işlemleri nedeniyle kısıtlı davacının tüm malvarlığını kaybetme riski ile karşı karşıya olduğunu, işbu dava ile eşzamanlı olarak diğer bankalara (... Bankası ve ...BANK) karşı açmayı düşündükleri diğer davaların da giderlerini düşündüklerinde kısıtlının bu dava masraflarını ödeyebilme gücü ve ihtimalinin olmadığını, bu dava dışında ... Bankası AŞ.'ye karşı açmayı düşündükleri kefalet sorumluluğunun bulunmadığı ile ilgili olarak menfi tespit davasının dava değeri (işlemiş yasal faizler hariç) 310.464,83.-TL olup sadece bu tutara isabet eden başvuru ve karar harçlarının dahi kısıtlının ödeme gücünün kat be kat üzerinde olduğunu, malvarlığı üzerinde serbestçe tasarruf edebilme imkânından yoksun olan kısıtlının malvarlığının bir kısmını satmak suretiyle dava masraflarını karşılama ihtimalinin de olmadığını, zira taşınmazlarının tamamının ya hacizli ya da ipotekli olduğunu, takyidatı bulunmayan tek bir taşınmazının olmadığını, kısıtlının durumunun çok özel bir durum olması nedeniyle adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, Antalya 5. İcra Dairesi'nin ... ve ... Esas sayılı icra takiplerinin 1.214.000,00 TL miktarlı 13/03/2017 tanzim tarihli, 25/09/2017 vade tarihli senet ile yine 300.000,00 TL miktarlı 13/03/2017 tanzim tarihli, 03/05/2017 vade tarihli senet nedeniyle kambiyo senetlerine mahsus takip başlatılmış ise de; ayrıntılı olarak anlatıldığı üzere müvekkilinin bu senetlere (bonoya) imza attırıldığı tarihte akıl sağlığının yerinde olmadığını, fiil ehliyetinden yoksun olduğunu, nereye ne için imza attığını bilebilecek durumda olmadığından belirterek bu senedin geçersiz olduğunu, senedin tanzim tarihlerinde 74 yaşında olan müvekkili ...'in, akıl sağlığının yerinde olmadığı gibi ayrıca % 87 özürlü olduğunu, 2014 yılında düzenlenen engelli raporuna bakıldığında gözlerinin görmediği ve kulaklarının duymadığının görüleceğini, gözleri görmeyen, kulakları duymayan, %87 özürlü olan bir kişinin kendisiyle hiçbir ilgisi bulunmayan bir firmanın/şahsın borcuna teminat olsun diye 1.514.000,00 TL tutarındaki teminat senedini imzalamayacağını, böyle birinin üstelik kendisiyle ilgisi bulunmayan konular nedeniyle böylesine yüksek iki ayrı senede kendi iradesiyle imza koymasını beklemenin hayatın olağan akışına da aykırı olacağını, diğer taraftan belirttikleri icra takibine dayanak alınan bu senetlerdeki yazı ve imzaların müvekkilinin eli ürünü olmadığını, muhtemelen kendi şahsi borçlarını çeviremediği için babasının mallarını alacaklılara teminat göstermek için usulsüz vekalet alan oğlu ... tarafından babasının yerine imza attırıldığını, zaten yazı-imza karakterlerinden de bu durumun rahatlıkla anlaşılacağını, senedin teminat senedi olduğuna göre kefalete ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanması gerektiğini, buna göre senedin yazılı kısımlarının bizzat borçlandırılan kişi tarafından el yazısıyla yazılması gerektiğinin de açık olduğunu, açıklandığı üzere müvekkili ...'in 2007 yılından bu yana akıl sağlığının yerinde olmaması (bunama, demans) nedeniyle kendisini borçlandıran senetlerin hukuki sonuç doğurmayacağını, gelinen aşamada müvekkilinin Adli Tıp Kurumu veya Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı'na sevkinin sağlanarak senetlerin düzenleme tarihi olan 13.03.2017 tarihi itibariyle temyiz kudreti bulunup bulunmadığının tespitini talep ettiklerini, müvekkilinin bahse konu senetlerden kaynaklı olarak (asıl borçlu sıfatıyla ya da kefalet borçlusu sıfatıyla) davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiklerini, senetlerin birer örneğinin ellerinde olmadığı için müvekkilinin bu senetlere hangi sıfatla imzasının alındığının da belirsiz olduğunu, yani asıl senet borçlusu olarak mı, kefil sıfatıyla mı imzası alındığının belirsiz olduğunu, bahse konu senetlerin düzenlendiği tarihte ve öncesinde müvekkilinin akıl sağlığının yerinde olmaması nedeniyle yapmış olduğu işlemin, atmış olduğu imzanın mahiyetini ve sonuçlarını kavramasının mümkün olmadığını, ayrıca %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalı tarafından müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ettiklerini, takip kapsamında satışa çıkarılan taşınmazların cebri icra ile satışı öncesinde davacının akıl sağlığı yerinde olmaması nedeniyle vesayet makamınca kısıtlandığı bilgisine de yer vermek suretiyle bu konudaki icrai işlemlere süresi içinde itiraz edilmiş olmasına karşın kısıtlı davacının sahibi olduğu gayrimenkulün satışına yönelik icra takibine devam ediliyor olması karşısında kısıtlı davacının bu yüzden uğradığı ve uğrayacağı tüm zararın tazmini ve takip konusu asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere mahkemenin takdirine göre %40 oranında kötü niyet tazminatının davalı tarafından ödenmesine karar verilmesini talep ettiklerini, yukarıda belirtilen ve resen göz önüne alınacak diğer nedenler yanında kısıtlı davacının, icra takibinin dayanağı olan teminat senetlerinin düzenlendiği 13.03.2017 tarihlerinde tasarruf ehliyetinden/tasarruf yetkisinden akıl sağlığından yoksun olduğunu belirterek fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile; öncelikle davacının dava harç ve masraflarını ödeme gücü bulunmadığından duruşmalı olarak yapılacak incelemeden sonra adli yardım taleplerinin kabulünü, teminatsız olarak tedbir kararı verilmesini, 1.214.000,00 TL miktarlı 13/03/2017 tanzim tarihli, 25/09/2017 vade tarihli senet ve yine 300.000,00 TL miktarlı 13/03/2017 tanzim tarihli, 03/05/2017 vade tarihli senetlerin müvekkili yönünden hükümsüzlüğüne ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacı ...'in bu iki senet kaynaklı olarak davalıya (asıl borçlu sıfatıyla ya da kefalet borçlusu sıfatıyla) borçlu olmadığının tespitini, Antalya 5.İcra Dairesi'nin ... ve ... Esas sayılı icra takipleri kapsamında haczedilen taşınmazların satışına yönelik olarak yapılacak ihalelerin kesinleşmesi ve İİK'nın 135. maddesi uyarınca ihale alıcılarına tescil görmesi halinde terditli olarak ihale ile satışı gerçekleşen müvekkiline ait taşınmazların satış tarihindeki piyasa rayiç değerinin keşif ve bilirkişi marifetiyle tespit edilerek satış tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faiziyle birlikte davalı banka tarafından davacıya ödenmesine karar verilmesini, ayrıca davalının, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere mahkemenin takdirine göre %40 oranında kötü niyet tazminatı ödemesine mahkum edilmesini, tüm yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili; davacının malvarlığı durumunun yerinde olması nedeniyle adli yardım talebinin reddi ile eksik harcın tamamlatılması gerektiğini, davacı taraf akıl sağlığının yerinde olmadığı iddiasında bulunmakta ise de; takip tarihi ve borcun doğumu esnasında ehliyetsizliğine ilişkin düzenlenmiş bir raporun mevcut olmadığını, takibin devamı müddetince sonradan bir hastalık meydana gelmiş ise de bu durumun devam eden takibe etki etmeyeceğini, davacı tarafından sunulan raporlardan Antalya Atatürk Devlet Hastanesince düzenlenen ... kabul nolu 06.03.2017 tarihli ... rapor nolu Psikiyatri Polikliniği tarafından düzenlenen raporda yapılan psikiyatrik muayene ve psikometrik değerlendirme sonucu akli melekelerinin yerinde olduğu, vekaletname vermesinde sakınca olmadığı fiil ve hukuki ehliyete haiz olduğunu belirtilen tıbbı doktor raporu olduğundan bahsedildiğini, önemli olanın, borcun doğduğu tarihte akıl sağlığının yerinde olması olduğunu, davacı tarafından sunulmuş olan ve borcun doğum tarihini de kapsayan dönemde davacının fiil ehliyetinin olduğunun net bir şekilde tespit edildiğini, dosyaya sunulan yakın tarihli raporlar ve ilaç dökümleri borçlanma tarihindeki fiil ehliyetinin mevcudiyetini engellemeyeceğini, davacı tarafın, ilgili senetlerin keşide tarihinde fiil ehliyetine sahip olmadığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının sunduğu ... tarihli raporda alzheimer hastalığının tanımlanmadığının yazıldığını, aynı zamanda davacı taraf bazı ilaçların kullanıldığı ve bunların alzheimer hastalığını ispat ettiğini iddia etmekte ise de tıbbi ilaçların yalnızca tek bir hastalığın tedavisi için kullanılmadığını, bir ilacın birçok hastalığın tedavisinde kullanılabilmekte olduğunu, davacının kesin olarak alzheimer hastası olduğu veya hastalığının fiil ehliyetini ortadan kaldırır derecede ilerlemiş olduğunu gösterir nitelikte olmadığını, dosyada mübrez rapor örneklerinde alzeimer hastalığının hafif ve orta seviyelerde olduğunun tespit edildiğini bu dönemlerde kesin ehliyetsizlikten bahsetmenin mümkün olmadığını, davacı tarafından açılmış olan davalarda alınan raporların 2020-2021 yıllarına ilişkin olup rapor tanzim edilirken eldeki veriler kullanılarak geçmişe yönelik ihtimallere dayalı sonuçlara ulaşıldığını, varsayımlara dayalı olarak hazırlanan bu raporun kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını, kısıtlı ...'in 2017-2018 tarihlerinde bizzat davanın tarafı olması, noter huzurunda vekil tayin işlemleri gerçekleştirmiş olması, icra dosyasında mal beyanında bulunulması vb. işlemleri kendi adına yürütmesi nedeniyle ehliyet noksanlığının söz konusu olmadığını, davacı kısıtlının 2017 yılından bu yana kendi adına bir çok dava açtığını ve dava takip iş ve işlemleri için vekaletname düzenleyerek kendisini vekil ile temsil ettirdiğini, Antalya 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında  ve Antalya 1. İcra Hukuk  Mahkemesi'nin ... Esas sayılı takibe itiraz talepli ...'in davacı sıfatı ile borca itiraz davası açtığını, aynı dava dosyası içerisinde bulunan ... yevmiye numaralı Antalya 12. Noterliği'ne ait vekaletname ile yine kısıtlı ...'in kendi adına vekil tayininde bulunduğunu, Antalya 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile kıymet takdirine itiraz davası açtığını ve bu dosyada da kendisini vekil ile temsil ettirdiğini, ... yevmiye numaralı ve 16.06.2017 tarihli vekaletname ile  kendi nam ve hesabına bir avukat yetkilendirdiğini, belirtilen her üç dava içerisinde de  davacı kısıtlı ve diğer borçluların borcu bilmekte ve kabul etmekte olduklarını, borcun veya senedin varlığına ilişkin bir itirazlarının söz konusu olmadığını, senet üzerinde ... ile beraber akrabası olan ... ve ... imzalarının bulunmasının da tanzim tarihinde ...'in tam ehliyetli olduğunun kanıtı olduğunu, ayrıca bir senedin teminat senedi olabilmesi için ilgili senette, bu senedin hangi hukuki ilişkinin teminatı olarak verildiğinin gösterilmesi gerektiğini, nitekim Yargıtay uygulamalarının da bu şekilde olduğunu, davacı taraf senetlerin teminat senedi olduğu iddiasında bulunmuş ise de bu iddianın yersiz olduğunu, davaya konu senetler üzerinde senetlerin hangi hukuki ilişkinin teminatı olarak verildiğinin belirtilmediğini, ayrıca teminatı olduğu iddia edilen hukuki ilişkinin davacı tarafça ispat edilemediğini, gerek 2017 yılına ait fiil ehliyeti bulunduğuna dair rapor, gerek belirtilen ve belirlenemeyen çeşitli davaların ... tarafından açılmış olmasının ve birden çok noter huzurunda vekaletname işlemlerinin yapılmış olmasının, ayrıca borca itirazlarından bir netice alamamış olmalarının ve bir anda satış aşamasında fiil ehliyetinin olmadığı iddialarının ortaya atılması gibi nedenler bir arada değerlendirildiğinde, davacı kısıtlının takibe konu borcunun borçlusu olduğu ve borcun doğum tarihinde fiil ehliyetinin mevcut olduğu, bu nedenle iddiaların haksız olması neticesinde davanın reddi yönünde hüküm kurulması gerektiğini, görevsiz  yerde açılmış olan davanın görevsizlik nedeniyle reddine, dava harç ve masraflarının dava şartı olması nedeniyle eksik harcın tamamlatılmasına, aksi halde davanın işlemden kaldırılmasına, usuli itirazlarının kabul görmemesi neticesinde esas incelemesine geçilecek ise davanın esastan  reddine, haksız açılan dava neticesinde %20'den az olmamak üzere müvekkili alacaklı yararına icra tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece; \"... Davacının tüm tedavi evrakları ilgili kurumlardan temin edilerek ve yine davacı yanca sunulan ATK raporları ile birlikte değerlendirilmek üzere alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu'nun ... tarihli raporu ve İstanbul Adli Tıp Kurumu Adli Tıp Birinci Üst Kurulu'nun ... tarihli raporları ile davaya ve takibe konu senetlerin düzenleme tarihleri olan 13/03/2017 tarihinde davacı ...'in ayırtım gücü eylem ve işlem ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip olduğu anlaşıldığından  davacının her iki takip dayanağı senet için açmış olduğu menfi tespit davasının reddine karar verilmiştir. Yine Mahkememiz tensip ara kararı ile her iki takip dosyası için İİK 72/3.maddesine göre verilen ihtiyati tedbir kararı infaz görmüş olduğundan davacının yasa gereği tazminata mahkum edilmesine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili adli yardım talepli istinaf dilekçesinde özetle; 1.214.000,00 TL miktarlı 13/03/2017 tanzim tarihli, 300.000,00 TL miktarlı 13/03/2017 tanzim tarihli Antalya 5. İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... Esas sayılı dosyalarında kambiyo senetlerine mahsus takibi başlatıldığını, müvekkilinin imza attırıldığı tarihte akıl sağlığının yerinde olmaması, fiil ehliyetinden yoksun olması, nereye ne için imza attığını bilebilecek durumda olmaması nedeniyle senetlerin geçersiz olduğunu, müvekkilinin senedin düzenleme tarihinde 74 yaşında olduğu gibi ayrıca %87 özürlü olduğunu, böylesine yüksek iki senede kendi iradesiyle imza koymasını beklemenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, senetlerde malen ibaresinin yazdığını, müvekkilinin bu senetler karşısında almış olduğu herhangi bir malın da mevcut olmadığını, dosyanın yeniden incelenmek üzere farklı bir Adli Tıp Kurumu'na gönderilmesini talep etmiş iseler de, yerel mahkemenin bu taleplerini reddettiğini, ayrıca 12/01/2024 tarihli duruşmada dava konusu kambiyo senetlerinde malen ibaresinin yazması karşılığında müvekkilinin davalı şirketten herhangi bir mal almadığını, bu hususun da araştırılması için davalının ticari defterlerinin incelenmesi taleplerinin de hukuka aykırı bir biçimde reddedildiğini, uzman bilimsel görüş raporunun davacının işlem tarihi itibariyle hukuki işlem ehliyetini haiz olmadığını, daha evvel aksi yönde düzenlenen adli tıp raporlarının eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayandığını, raporlar arasında çok keskin bir çelişki bulunmakla bu çelişkinin giderilmesi gerekliliğinin ortaya çıktığını, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın raporları  ile Adli Tıp Kurumunca düzenlenen rapor/ raporlar arasında açık çelişki bulunduğundan (daha evvel sunduğumuz emsal adli tıp raporu da gözetilerek) bu çelişkinin giderilmesi için üniversitelerin adli tıp anabilim dalında görevli öğretim üyeleri arasından teşekkül ettirilecek ayrı bir bilirkişi heyetinden taraf iddia ve savunmaları/ itirazları da gözetilerek çelişkinin giderilmesine dönük yeni bir rapor alınmasını talep ettiklerini, davacının akıl sağlığı 2007 yılından bu yana yerinde olmadığından Antalya 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 21.03.2019 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararıyla davacının TMK'nın 405. maddesi gereğince kısıtlanmasına karar verildiğini, davacıya 2007 ve 2013 yıllarında alzheimer hastalığının tedavisinde kullanılan iki ayrı ilacın reçete edildiğini,  2011 yılında Özel Akdeniz Şifa Hastanesi'nde davacıya bu hastalığın teşhisinin konulduğunu, Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası kapsamında düzenlenen 23/03/2021 tarih ve ... sayılı Adli Tıp Raporunda davacının 24/12/2014 tarihi itibariyle de hukuki işlem ehliyetinin bulunmadığını,  uzman bilimsel görüş raporunda çok açık bir şekilde adli tıp kurumu raporlarının hastalığın ilerleyişiyle uyuşmadığı, tıbbi veri ve içerik olarak yeterli olmadığı, yaşadığı yerde yapılan detaylı inceleme raporlarıyla uyuşmadığı anlaşılan söz konusu Adli Tıp Kurumu raporlarının bu eksiklikleri nedeniyle yetersiz olduğunun belirtildiğini, hükme esas alınmasının hak kayıplarına yol açabileceğinin vurgulandığını, uzman bilimsel görüş raporunda çok açık şekilde hukuki ehliyetinin olduğu yönündeki raporlarda, bulunması gereken görüntüleme yöntemi sonuçları dışında nöropsikolojik testlerin yapılmadığının (NPT) çok açık şekilde tespit ve ifade edildiğini, halbuki nöropsikolojik testler (NPT) yapılmadan bir insanın hukuki ehliyete haiz olduğu kanaatine varılamayacağını, diğer istinaf sebebinin ise bonolarda \"malen\" bedel kaydı bulunması hususunda mahkemece herhangi bir araştırma yapılmamış olması olduğunu, bonolarda \"malen kaydı\" bulunmakla beraber taraflar arasında mal alış verişi bulunmadığını, müvekkilinin davalıdan herhangi bir mal da almadığını ve davalıya da borçlanmadığını, davalı şirketin meşruhatlı tebligat üzerine defterlerini mahkemeye ve bilirkişi incelemesine ibraz etmesi halinde bilirkişi marifetiyle incelendiğinde taraflar arasında herhangi bir mal alışverişinin olmadığının saptanacağını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, kambiyo senetlerine dayalı başlatılan icra takipleri yönünden İİK'nın 72. maddesi uyarınca menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davacının Antalya 5. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak 13/03/2017 düzenleme tarihli, 03/05/2017 vade tarihli 300.000,00 TL bedelli senet  nedeniyle açmış olduğu menfi tespit davasının reddine, davacının Antalya 5. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak 13/03/2017 düzenleme tarihli, 25/09/2017 vade tarihli 1.214.000,00 TL TL bedelli senet nedeniyle açmış olduğu menfi tespit davasının reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br> Antalya 5. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... İnş. Giyim Taş. Tur. San. Paz. Tic. Ltd. Şti. tarafından borçlular ..., ..., ... aleyhine 300.000,00 TL bedelli bono, 7.853,42 TL işlemiş faiz, 900,00 TL komisyon, 257,89 TL protesto masrafı olmak üzere toplam 309.011,31 TL alacağın tahsili için kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı,  takip dayanağının 13/03/2017 düzenleme 03/05/2017 ödeme tarihli, 300.000,00-TL bedelli, keşidecisi ... lehtarı ... İnş. Giyim Taş. Tur. San. Paz. Tic. Ltd. Şti. olan bono olduğu; Antalya 5. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde alacaklı ... İnş. Giyim Taş. Tur. San. Paz. Tic. Ltd. Şti. tarafından borçlular ..., ..., ... aleyhine 1.214.000,00 TL bedelli bono, 1.297,15 TL işlemiş faiz, 3.642,00 TL komisyon, 262,39 TL protesto masrafı olmak üzere toplam 1.219.201.54 TL alacağın tahsili için kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının 13/03/2017 düzenleme 25/09/2017 ödeme tarihli, 1.214.000,00-TL bedelli, keşidecisi ... lehtarı ... İnş. Giyim Taş. Tur. San. Paz. Tic. Ltd. Şti. olan bono olduğu anlaşılmaktadır.<br>Dava dilekçesinde iddianın dayanağı olarak davacının fiil ehliyetinin bulunmadığı ileri sürülmüş olup, Yerel Mahkemece öncelikle davacının fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönünde tedavi evrakları celbedilerek Adli Tıp Kurumu raporu aldırılmıştır. Adli Tıp 4. İhtisas Kurulu'nun ... tarihli raporu ile davacının takibe dayanak bonoların düzenleme tarihi 13/03/2017 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğu bildirilmiştir. Davacı tarafça sağlık raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği itirazları dikkate alınarak mahkemece bu kez Adli Tıp 1. Üst Kurulu'ndan alınan ... tarihli raporu ile yine davacının 13/03/2017 tarihinde fiil ehliyetinin bulunduğu yönünde görüş bildirildiği görülmekle, Yerel Mahkeme tarafından denetime elverişli ve ayrıntılı ATK raporları esas alınarak karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir.<br>6100 Sayılı HMK'nın İddia ve Savunmanın Genişletilmesi ve Değiştirilmesi başlıklı 141/1. maddesinde tarafların iddia ve savunmalarını dilekçeler aşamasında serbestçe, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile değiştirip genişletebileceği, maddenin 2. bendinde iddia ve savunmanın değiştirip genişletilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümlerinin saklı olduğu düzenlenmiştir. Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Somut olayda, davacı vekilinin takip konusu bonolarda malen kaydı bulunduğu ve davalı tarafın ticari defterinin incelenmesine dair talebinin 12/04/2024 tarihli celsede, dilekçeler aşaması ve ön inceleme duruşması tamamlandıktan Adli Tıp Kurumu raporları celbedildikten sonra ileri sürüldüğü görülmekle; HMK'nın 141. maddesi dikkate alınarak davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvuru sebebi de yerinde değildir. <br>Sonuç olarak; yukarıda yazılı nedenlerle HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcı ile 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince İPTALİNE,<br>3-Davacı tarafından istinaf incelemesi için herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın  361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 09/02/2026<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f74f925831b5bdb0","SID":"4fb37ade258eb8ee"}}