{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/429 - 2026/258<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2024/429 <br>KARAR NO\t: 2026/258<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R  <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10.11.2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/341 Esas 2023/832 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 19.02.2026<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 05.03.2026<br><br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı ... Sigorta AŞ vekili ile davalı ... Belediye Başkanlığı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacılar vekili dava dilekçesinde; 30.10.2010 tarihinde davacı ...’nın idaresinde olup davalı ... Sigorta AŞ’ne zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç ile davalı ...’ın idaresinde olup davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, davalı ... Sigorta AŞ’ye ihtiyari mali sorumluluk sigortası ile sigortalı kamyonun karıştığı kazada, davacı ...’nın aracında yolcu olarak bulunan davacıların oğlu ...'nın vefat ettiğini, kazanın meydana geldiği meskun mahalde yolda yapım, bakım ve onarım çalışmalarının olduğunu, davalı belediyenin kavşak girişlerinde gerekli işaret ve önlemleri aldırmadığını, karayolunda trafik güvenliğini sağlamayarak gerekli dikkat ve özeni göstermediğini, meydana gelebilecek her türlü kaza önlemlerinin ve güvenliğinin sağlanmasının davalı ... Belediyesinin sorumluluğunda olduğunu, kaza sonucu davacıların çocuklarının desteklerinden mahrum kalması nedeni ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile her bir davacı için 1.000,00 TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL maddi tazminatın davacı ... yönünden sürücüsü olduğu aracın sigorta şirketi (... Sigorta AŞ) dışında diğer davalılardan tahsilini, davacılardan ... için tüm davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, 25.05.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini davacılardan ... için 16.191,06 TL'ye, ... için 27.717,14 TL'ye yükseltmiş, 26.10.2023 tarihli müddeabih talebini artırım dilekçesi ile davacı ... yönünden 18.247,47 TL, davacı ... yönünden 45.232,17 TL destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuştur. <br>\tDavalı ... Sigorta AŞ vekili, 30.10.2010 tarihli kazaya karıştığı belirtilen davalı ...'ın kullandığı aracın kaza tarihi itibari ile davalı şirkete trafik sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalının sorumluluğunun sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olup kaza tespit tutanağına göre, sigortalı araç sürücüsünün tali kusurlu bulunduğunu, dava öncesinde yapılan başvuru üzerine açılan hasar dosyası kapsamında, müşterek çocuğun ölümü nedeni ile davacılara 23.12.2013 tarihinde toplam 3.782,16 TL ödeme yapıldığını, davacıların destek ihtiyacının ispatlanması, uzman bilirkişiler tarafından hesaplama yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta AŞ vekili, davalılardan ...'ın kullandığı aracın kaza tarihi itibari ile davalı şirket nezdinde kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu ve davalının sorumlu olduğu miktarın, trafik sigortası teminatını aşan kısmından itibaren başlamak üzere ihtiyari mali sorumluluk teminatı olan 25.000,00 TL ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>\tDavalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde; olayda sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olmadığını, davalı ... ile belediyenin asli kusurlu bulunduğunu, davacı ... sigortalı aracın işleteni olduğundan o davacı yönünden davanın reddi gerektiğini, işleten tarafından ileri sürülen tazminat talebinin teminat kapsamında olmadığını, davadan önce başvuru olmadığından temerrüde düşmediklerini, desteğin emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusuru bulunduğunu, tazminattan indirim yapılması gerektiğini, dolaylı zararların teminat dışında kaldığını, konusunda uzman aktüer bilirkişiden tazminat raporu alınması gerektiğini, olay tarihinden itibaren avans faizi istenemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>\tDavalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde, hizmet kusuruna dayanılarak dava açıldığını, idare mahkemesinin görevli olduğunu, davanın görev yönünden reddi gerektiği, kazanın meydana gelmesinde davalıya kusur yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, 29.11.2018 tarihli ve 2016/263 Esas, 2018/899 Karar sayılı karar ile davanın davalılar ... Sigorta AŞ, ... Sigorta AŞ, ... ve ... Belediyesi yönünden davanın kabulüne, davalı ... Sigorta AŞ yönünden davanın reddine ilişkin verilen hükme karşı davalı ... Sigorta AŞ vekili, davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalı Belediye vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairenin 25.03.2022 tarihli ve 2019/2829 Esas, 2022/784 Karar sayılı kararı ile hükmün kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada davanın trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olduğu, 05.09.2017 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'ın % 25 oranında, davacı sürücü ...'nın % 25 oranında, davalı Belediyenin de % 50 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, kazada davacıların oğullarını kaybetmeleri nedeniyle destekten yoksun kaldıkları, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen rapor ve 21.06.2023 tarihli ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak  davacıların oğulları ...'yı kaybetmeleri nedeniyle; davacı baba ...  (davalı ... Sigorta şirketinin yaptığı ödeme ile sorumluluğunun kalmadığı gerekçesiyle; davacıların davalı ... (Eski unvanı ... Sigorta AŞ) hakkındaki davasının reddine, davacı ...’nın davalılar ... ve ... Sigorta AŞ hakkındaki davasının reddine, davacı ...’nın davalı ... Belediyesi hakkındaki davasının kısmen kabulüne, 8.901,15 TL destek tazminatının 30.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal oranda temerrüt faiziyle birlikte tahsili ile bu davacıya verilmesine, davacı ...’nın davasının kısmen kabulüne, 24.456,47 TL destek tazminatının davalılar ... ve ... Belediyesi bakımından 30.10.2010, davalılar ... Sigorta AŞ ile ... Sigorta AŞ bakımından ise 23.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal oranda temerrüt faiziyle birlikte anılan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalı ... Belediyesi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı ... sigorta AŞ vekili istinaf dilekçesinde, kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketine sigortalı aracın sürücüsünün kusursuz olduğunu, dava öncesinde yapılan ödeme ile davacıların zararları karşılanmış olup başka zararları bulunmadığını, 23.12.2013 tarihinde toplam 3.782,16 TL ödeme yapıldığını, 19.03.2018 tarihli ek raporda ödeme tarihi verilerine göre zararının karşılandığının belirtildiğini, ancak güncel verilere göre yapılan hesaplamada bu hususun atlanarak karar verildiğini, kazanın meydana geldiği araçta çocuk koltuğu bulunmadığını, davacı anne ve babanın asli ve ağır kusurlu olduğunu, kaza tarihinde müteveffanın 5 aylık olup aracın sağ ön koltuğunda annesinin kucağında yolculuk yaptığını, yeterli tedbiri almayan davacıların tazminat talebinin hakkaniyete aykırı olduğunu, çocuk koltuğu konusunda yeterli dikkat ve özen gösterilmediğini, mahkemece müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, mahkemenin gerekçede bilirkişi raporlarına atif yapılmakla yetinildiğini, hükmedilen tazminat ile raporların örtüşmediğini ve kararın gerekçesinden tazminat tutarlarının anlaşılamadığını, davacı anne ve baba için destek paylarının fahiş olup Yargıtay uygulamalarına uygun olmadığını, destek paylarının hatalı hesaplandığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>\tDavalı ... Belediye Başkanlığı vekili, destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle açılan davada davalı belediye aleyhine tazminata hükmedildiğini, ancak kazanın sürücülerden kaynaklandığını, davalı belediyenin kusuru bulunmadığını, araç sürücülerinin asli kusurlu olduğunu, kusur durumunun kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi gerektiğini, davalı belediye kusursuz olduğundan hakkındaki davanın reddi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. \t<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; <br>\tDava trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.<br>\tDavacılar vekili, 30.10.2010 tarihinde davalı ... idaresinde olup davalı ... Sigorta AŞ'ye zorunlu mali sorumluluk sigortası, davalı ... Sigorta AŞ'ye ihtiyari mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç ile davacı ... idaresinde olup davalı ... Sigorta AŞ'ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın karıştığı kazada bu araçta yolcu olarak bulunan davacıların oğlu ...'nın vefat ettiğini, kazanın meydana geldiği meskun mahalde yol yapım çalışmaları bulunduğunu ve davalı Belediyenin de sorumlu olduğunu belirterek müteveffanın anne ve babası olan davacılar için destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece Dairenin 25.03.2022 tarihli ve 2019/2829 Esas, 2022/784 Karar sayılı kararı uyarınca yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalı ... Belediyesi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\t1-Davacı ... hakkındaki hükme yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesinde, 6100 sayılı HMK'nın \"İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar\" başlıklı 341.maddesinin (2) no'lu bendinde, miktar veya değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu belirtilmiş, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 24.11.2016 tarihli 6763 sayılı \"Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun\"un 41.maddesi ile de, maddede yer alan \"binbeşyüz\" ibaresi, \"üçbin\" şeklinde değiştirilmiş, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, bu miktarın Maliye Bakanlığınca her yıl için tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması kabul edilmiştir. Buna göre karar tarihi olan 2023 yılı için Maliye Bakanlığınca istinaf kesinlik sınırı 17.830,00 TL olarak belirlenmiştir.<br>Karar tarihi itibariyle, miktar ve değeri 17.8300,00 TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (HMK 341/2) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.(HMK 341/3) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.(HMK 341/4) <br>HMK'nın 346.maddesi gereğince, kesin olan karara ilişkin istinaf başvurusunda bulunulması halinde, kararı veren mahkeme tarafından istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi HMK'nın 352/b maddesi gereğince istinaf incelemesi sırasında da istinaf isteminin reddine karar verilebilir.<br>Somut olayda trafik kazasından kaynaklanan vefat nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle açılan davada, davacı ... yönünden 8.901,15 TL maddi tazminatın davalı ... Belediyesinden tahsiline karar verildiği, 6100 sayılı HMK'nın 341/2. maddesi gereğince karar tarihi itibariyle davalılar yönünden hüküm altına alınan tazminat miktarı kesin olan bu karara karşı davalılar tarafından istinaf yasa yoluna başvuramayacağından  davalı ... Belediyesi vekilinin vekilinin istinaf başvurusunun miktarın kesin olması nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.<br>2-Davacı ... hakkındaki hükme yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesinde, 6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. Maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.<br>\tDosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, 30.10.2010 tarihinde sürücü ... idaresindeki araç ile seyir halinde iken kontrolsüz şekilde Şanlıurfa yolu istikametine dönmek isterken davalı Şeyhmus idaresindeki kamyon ile çarpışması sonucunda kaza meydana geldiği, yolun henüz yapım aşamasında olduğu ve yolda çalışmanın devam ettiği, herhangi bir işaretleme (uyarıcı levha) bulunmadığının belirtildiği, kazaya ilişkin Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin bozma sonrası 01.12.2022 tarihli ve 2022/214 Esas, 2022/442 Karar sayılı kararı ile davalı Belediye yetkilisi ...'ın asli kusurlu olduğu gerekçesiyle taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2023/2551 Esas, 2023/3109 Karar sayılı kararı ile onandığı, 05.09.2017 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'ın % 25 oranında, davacı sürücü ...'nın % 25 oranında, davalı Belediyenin de % 50 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, belirlenen kusur durumunun ceza dosyası kararı ve kazanın meydana geliş şekline uygun olarak düzenlendiği ve hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Kazada araçta yolcu olarak bulunan 07.06.2010 doğumlu küçük ...'nın vefat ettiği ve annesi olan davacının destekten yoksun kaldığı, davalı ... Sigorta AŞ tarafından 23.12.2013 tarihinde davacı anne için yapılan ödemenin ödeme tarihi verilerine göre zararı karşılamadığı saptanarak destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporu ve ek raporundaki hesaplamalar Yargıtay uygulamalarına uygun değil ise de bu hususlar istinafa başvuranların lehine olduğu anlaşıldığından kaldırma sebebi yapılmamıştır.<br>\t3-Davalı ... Sigorta AŞ vekili müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiği yönünde istinaf başvurusunun incelenmesinde, Türk Borçlar Kanunu'nun \"Tazminatın belirlenmesi\" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. \"Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı\" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.<br>\tZarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir.Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. <br>\tSomut olayda, hesaplanan tazminattan TBK’nın 52. maddesi gereğince sigortalı araçta yolcu olarak bulunan 07.06.2010 doğumlu müteveffa için çocuk koltuğu bulunmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de; kazanın meydana geliş şekli, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre desteğin vefatı ile çocuk koltuğu kullanılmaması arasında illiyet bağı bulunduğunun ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmamasında bir isabetsizlik yoktur. <br>\t 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalılar ... Sigorta AŞ ve davalı ... Belediyesi vekilinin davacı ... hakkındaki hükme yönelik yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,<br>1-Davalı ... Sigorta AŞ vekili ile davalı ... Belediye Başkanlığı vekilinin davacı ... hakkındaki hükme yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davalı ... Belediye Başkanlığı vekilinin davacı ... hakkındaki hükme yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 341/2. maddesi gereğince MİKTAR İTİBARİYLE REDDİNE,<br>3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.670,62 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan toplam 997,60 TL'nin mahsubu ile kalan 673,02 TL harcın davalı ... Sigorta AŞ ve davalı ... Belediye Başkanlığından müşterek ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,<br>4-Davalılar tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>5-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, <br>6-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 19.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye<br>Katip <br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f14434528490b6e6","SID":"5ce18e07272d0cfd"}}