{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2026/325 Esas<br>KARAR NO: 2026/350 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2026/37 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİHİ: 03/02/2026 (Ara Karar Tarihi)<br>TALEP : İhtiyati Tedbir <br>KARAR TARİHİ: 19/02/2026<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili tedbir istemli dava dilekçesinde özetle;  davalının \"https://...../\" uzantılı internet sitesinde faaliyet gösteren ....'de kayıtlı bulunan bir şirket olduğunu ve bu site   üzerinden ülkemizdeki konaklama işletmeleri ile anlaşarak tüketicilere yönelik online konaklama rezervasyonu ve satışı gerçekleştirdiğini, yine davalı tarafından aynı web sitesi üzerinden ülkemizden kalkışlı veya ülkemize varışlı şekilde uçak biletleri satışı yapıldığını, bu kapsamda davalının, Türkiye’de sahip olduğu altyapı üzerinden tüketicilerin, konaklama tesislerinde ve turizm amaçlı kiralanan konutlarda konaklama rezervasyonu gerçekleştirmesine imkan sağladığını, bu hizmetleri satışa sunduğunu, tesislerle ilgili puanlamalara ve tüketici yorumlarına yer verdiğini, tüketicilerle konaklama tesislerinin buluşturulması maksadıyla ticari hizmet verdiğini, bunun yanında davalının, anılı internet sitesi üzerinden transfer, tur ve paket tur tanıtımı, pazarlama ve satış imkanı sağladığını, davalının “https://.....\" uzantılı internet sitesi üzerinden gerçekleştirdiği transfer, konaklama, uçak bileti, tur ve paket turların satışına ilişkin eylemlerinin, davacı ... üyesi seyahat acentaları bakımından birden fazla hukuki gerekçe ile haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı şirketin, Türkiye’de bu faaliyetleri yürütmek için Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenmiş herhangi bir izin belgesine sahip olmadığını ve A grubu seyahat acentası statüsünde bulunmadığını, bu durumda, davalının faaliyetlerinin 7464 sayılı Kanunun 3/5 fıkrası  hükmüne açıkça aykırı olduğunu, bu nedenle davalının, 1618 sayılı Seyahat Acentaları Kanunu, 7464 sayılı Turizm Amaçlı Kiralama Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu uyarınca seyahat acentası sıfatına haiz olmadan seyahat acentalığına özgü faaliyetleri yürüterek; hem kanuna aykırı biçimde aracılık yaptığını, hem de haksız rekabet ortamı yarattığını, davalının haksız rekabete neden olan fiilleri nedeniyle, davacı Birlik üyesi seyahat acentalarının mağduriyeti telafisi güç bir nitelik kazandığını, zira Türkiye’de seyahat acentalığı faaliyeti yürütülmesinin 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu uyarınca; Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan işletme belgesi alınması, ...’a ....üyelik, işyeri açma ruhsatı temini, teminat yatırımı, zorunlu sigorta yaptırımı, yetkin personel istihdamı ve vergi yükümlülüklerinin yerine getirilmesi gibi çok sayıda idari, mali ve hukuki külfete tabi kılındığını, davacı üyesi olan seyahat acentalarının bu  yükümlülük lere eksiksiz olarak uyduğunu, her yıl yüksek tutarlarda aidat, sigorta primi, vergi ve teminat bedelleri ödediğini, personel çalıştırdığını ve faaliyetlerini denetim altında sürdürdüğünü, buna karşılık davalının, .... üzerinden Türkiye pazarında aynı sektöre yönelik konaklama tanıtımı, pazarlaması ve satış faaliyetlerini herhangi bir izin, belge veya denetime tabi olmaksızın yürüttüğünü; seyahat acentalarının tabi olduğu hiçbir yükümlülüğe katlanmaksızın, vergisel ve idari maliyetlerden kaçınarak doğrudan rekabet avantajı elde ettiğini, bu durum, Türk Ticaret Kanunu’nun 54 ve 55. maddelerinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı haksız rekabetin açık bir tezahürü olduğunu, davalının aynı zamanda davacı Birlik üyelerinin ticari varlığını doğrudan tehdit eden sistematik bir haksız rekabet rejimi kurduğıunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389. maddesi uyarınca hakkın elde edilmesini önemli ölçüde zorlaştıracak veya tamamen imkânsız kılacak yahut gecikme sebebiyle ciddi bir zararın doğmasına neden olacak hallerde ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini, somut olayda, davalının hukuka aykırı faaliyetlerinin her gün devam etmesiyle davacı Birlik üyeleri bakımından telafisi güç zararlar doğduğunu ileri sürerek;    davalıya ait ‘’https://www.....com’ uzantılı internet adresi üzerinden veya oluşturacakları başka bir adres üzerinden, Türkiye'de transfer, uçak bileti satışı ve rezervasyonu, tur/paket tur satış ve pazarlaması ile yerleşik konaklama tesislerinin tanıtımı, satışı ve pazarlanması yönündeki faaliyetlerin tamamının durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine, bu kapsamda ‘’https://www...com’’ erişiminin engellenmesine, bu amaçla başta Bilgi Teknolojileri Kurumu başta olmak üzere haksız rekabetin gerçekleşmesini önleyecek makamlara yazı yazılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 03/02/2026 (Ara Karar Tarihi) tarih ve 2026/37 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; \"Somut olayda;  ihtiyati tedbirin koruyucu önlem olarak düzenlendiğini, içeriğin haksız rekabete vücut verip vermediği, yargılama ile ortaya çıkacak olmakla, uyuşmazlığı çözer şekilde tedbir kararı verilemeyeceğinden HMK 389 maddesi kapsamındaki yasal şartlar oluşmadığından tedbir talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\"gerekçesi ile, <br>\"1-İhtiyati tedbir talebinin Reddine\" karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesi ile,  davanın esası yönündeki haklılıklarının kanunda belirtilen koşullara uygun olarak ispatlandığını,  davalının Web Sitesinde Transfer, Konaklama, Tur, Paket Tur gibi turizm ürünlerini ülkemizde satışa sunduğu hususunda bir tereddüt bulunmadığını, davalının sunduğu hizmetlerin seyahat acentalarına münhasır hizmetler olduğunu; davalının kanunen seyahat acentalarının tabi olduğu mali, cezai ve hukuki yükümlülüklere tabi olmaksızın ülkemizde faaliyette bulunduğunun dosyanın mevcut delil durumu ile ortada olduğunu; mahkemeye sunulan ''...COM'' emsalinin hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, ileri sürerek, açıklanan ve mahkemece re'sen nazara alınacak nedenlerle ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; istinaf başvurularının kabulü ile İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/37 Esas sayılı 03.02.2026 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddinin yönünde usul ve yasaya aykırı olarak verilmiş olan kararın kaldırılmasına, yapılacak olan istinaf incelemesi neticesinde davalıya ait ‘’https://www.....com’ uzantılı internet adresi üzerinden veya oluşturacakları başka bir adres üzerinden, Türkiye'de tur/paket tur satış ve pazarlaması ile yerleşik konaklama tesislerinin tanıtımı, satışı ve pazarlanması yönündeki faaliyetlerin tamamının durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine, bu kapsamda ‘’https://www......com’ erişiminin engellenmesine, bu amaçla başta Bilgi Teknolojileri Kurumu başta olmak üzere haksız rekabetin gerçekleşmesini önleyecek makamlara yazı yazılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı şirketin Türkiye'de dava konusu internet sitesi üzerinden hukuki, mali ve idari yükümlülüklerini yerine getirmeksizin ve davacı üyesi seyahat acenteleri aleyhine haksız rekabet yaratacak şekilde faaliyette bulunduğundan bahisle  haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi istemine ilişkin olup,  dava dilekçesinde ileri sürülen tedbir istemi mahkemece reddedilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6102 Sayılı TTK'nun 61/1 fıkrası uyarınca; haksız rekabete dayalı davaları açma hakkını haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme, mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, TTK'nun  56/1-b ve c bentlerinde öngörüldüğü gibi haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere, HMK'nun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar verebilir.6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.Somut olayda; mevcut delil durumu ve davanın bulunduğu aşama itibariyle; davalının \"https://www......com/\" uzantılı internet sitesi üzerinden;  7464 sayılı Kanun ile 1618 sayılı Seyahat Acentaları Kanunu'nda öngörülen yasal düzenlemeleri ihlal eder nitelikte ve davacının üyesi olan seyahat acenteleri aleyhine serbest rekabet düzenini bozacak şekilde seyahat acenteliği faaliyetinde bulunduğuna dair davacı iddialarının esası bakımından bu aşamada yaklaşık düzeyde ispat koşulunun oluşmadığı, dava dilekçesi ekinde sunulan ve emsal olduğu belirtilen uyuşmazlıkta, o uyuşmazlığın davalısı aleyhine davacı iddialarını destekler Rekabet Kurulu Kararı gibi başkaca somut deliller sunulduğu, eldeki dosya davalısı bakımından ise davacı iddialarının yerinde olup olmadığının toplanacak deliller çerçevesinde yargılama sırasında değerlendirileceği, değişen delil durumuna göre mahkemeden her zamana geçici hukuki koruma niteliğinde tedbir isteminde bulunulabileceği de gözetildiğinde, mahkemece bu aşamada tedbir isteminin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış olup, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, <br>4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, <br>5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/02/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"17b8a8972a57fbac","SID":"14c61a7c706d7f34"}}