{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2026/52 Esas<br>KARAR NO:2026/400<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:17/09/2025<br>NUMARASI:2025/110 E. - 2025/533 K.<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>BİRLEŞEN İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>2021/707 ESAS SAYILI DOSYASINDA;<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde özetle; dava konusu çekin müvekkili tarafından muhatap bankaya ibraz edildiğini, karşılıksızdır işlemi görünce de müvekkili tarafından ciranta olan ... ve keşideci ... A.Ş. aleyhine İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, dava konusu çekin ... ile olan ilişkiye istinaden davacıya verildiğini, davalının çekte ciranta olarak görünmesine rağmen gerçekte çekin kefili olduğunu, buna ilişkin olarak tutanak düzenlendiğini, icra takibi sürecinde dosya borcunun davalı ... tarafından ödenerek çekin icra müdürlüğünün kasasından teslim alındığını, akabinde davalı ...'in çeki işleme koyarak haciz işlemleri yapacağından bahisle müvekkiline mesajlar attığını, yanı sıra kim oldukları belli olmayan mevhum şahıslara bu doğrultuda aramalar yaptırdığını,  davalının  İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/554 D. İş sayılı dosyasıyla müvekkili aleyhine ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, müvekkili tarafından bu dosyaya itiraz edildiğini, davalının çeke dayalı istem hakkının bulunmadığını, menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili asıl davada cevap dilekçesinde özetle; davacının ...bank ... Şubesine ait keşide yeri İstanbul olan 28/12/2020 tarihli ... seri numaralı 155.000,00-TL çeke istinaden müvekkili aleyhine İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün ... numaralı dosyası ile takip başlattığını ve müvekkilinden tahsil edilen bedelin haksız olduğunu, davacının haksız tahsilatı sebebi ile müvekkilinden tahsil etmiş olduğu bedeli iade etmesi gerektiğini ancak etmediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün ... numaralı dosyası üzerinden tahsil edilen bedel üzerinden davacı ve icra dosyasının dayanağı olan çekin keşidecisi hakkında İstanbul 6. ATM 2021/554 Değişik iş sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz başvurusunda bulunulduğunu, mahkemece ihtiyati haciz kararı verildiğini, müvekkilinin bu başvurusunun akabinde davacı tarafından menfi tespit davası açıldığını, ticari niteliği bulunan menfi tespit davalarının arabuluculuğa tabi olduğunu ancak davacının arabuluculuğa başvurmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin anılı icra dosyasına ödemiş olduğu bedeli icra tehdidi altında ödediğini, İstanbul 6. ATM 2021/554 değişik iş sayılı dosyasından verilen ihtiyati haciz kararının ardından bu kararı İstanbul 34. İcra Müd.nün ... sayılı dosyası ile takibe koyduklarını ve takip sonrasında davacının malvarlığına haciz konulduğunu, davacının itirazı üzerine takibin durduğunu, bunun üzerine davacı aleyhine itirazın iptali davası açmak üzere arabuluculuğa başvurduklarını, davacı tarafından dava dilekçesi ile beyan edilen müvekkilinin dava dışı ...'nın finansörü olduğu hususu ile çekte kefil olduğu hususlarındaki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, senede karşı senetle ispat zorunluluğu olduğunu, huzurdaki dava konusu çekle ilgili olarak gerçek olmayan soyut iddiaların müvekkilinin imzası olmayan alakasız sözleşmelerin davanın ispatı için yeterli olmadığını, çekte bulunan ciro silsilesine bakıldığında TTK 709.md. gereğince ciranta konumunda bulunan müvekkilinin çeki ödemesi sebebiyle kendisinden öncekilere rücu edebileceği kanunen düzenlendiği için davacıdan alacaklı olduğunu, müvekkilinin ödemiş olduğu bedelin tamamı için her iki borçlunun sorumlu olduğu dikkate alınarak verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir.<br>BİRLEŞEN DOSYADA;Davacı vekili birleşen dosyada dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine \"28/12/2020 vadeli keşide yeri İstanbul olan 155.000,00 TL bedelli çeke dayalı İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını, icra takibi sonrasında müvekkilinin icra tehdidi altında icra dairesine başvuruda bulunduğunu ve borçlu olmadığı halde icra dosyasının kapak hesabını ödemek zorunda kaldığını, akabinde kendinden önceki lehtara ve keşideciye başvurulabilmek için çeki teslim aldığını, müvekkilinin çeki elinde bulundururken, yani yetkili ve meşru hamil iken, iradesi sakatlanarak kendinden öncesindeki borçlu olan ...'a çeki teslim ettiğini, çeki teslim alan ...'ın çeki cirolayarak bankaya ibraz ederek, çeki icraya koyduğunu, icra dosyasının kapak hesabını ödemek zorunda kalan müvekkilinin, ödemiş olduğu kapak hesabını kendinden önceki cirantalardan tahsili için; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/554 Esas sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz başvurusunda bulunduğunu, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/554 Esas sayılı dosyası üzerinden alınan kararın, İstanbul 34. İcra Müdürlüğü'nün 2021/23450 Esas sayılı dosyası üzerinden icraya konulduğunu, asıl takibe geçildikten sonra davalı borçlu tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz edildiğini, bunun üzerine huzurdaki itirazın iptali davası açıldığını, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu, müvekkilinin alacağının garanti altına alınması için, davalının taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının haczi ve muvafazası için teminatsız veya uygun bir teminat mukabilinde ihtiyaten haczine karar verilmesine, huzurdaki davanın dayanağı olan çeke dayalı, aynı taraflar arasında İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/571 E sayılı dosyası üzerinden dava açılmış olduğundan ve yargılaması devam ettiğinden, huzurdaki dosyanın İstanbul 8.Asliye Ticaret mahkemesi'nin 2021/571 E sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir.Davalı vekili birleşen dosyada cevap dilekçesinde özetle;  uyuşmazlık konusu menfi tespit dava dilekçesi ekinde sunulan ...bank ...Şubesine ait keşide yeri İstanbul olan, 28/12/2020 tarihli ... seri numaralı 155.000,00-TL bedelli çekin davalı birleşen dosya davacısı tarafından müvekkiline verildiğini, çekin keşide tarihinde müvekkili tarafından muhatap bankaya ibraz edildiğini, karşılıksızdır işlemi görünce de müvekkili tarafından ciranta olan ... ve keşideci ... A.Ş. Aleyhine İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla icra takibine başlandığını, icra takibi sürecinde dosya borcunun davalı birleşen dosya davacısı ... tarafından ödenerek çekin icra müdürlüğü kasasından teslim alındığını, akabinde ...'in İstanbul 6. ATM 2021/554 değişik iş sayılı dosyasıyla müvekkili aleyhine ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu ve taraflarınca bu dosyaya da itirazda bulunduklarını ancak itirazın reddine karar verildiğini, verilen ihtiyati haciz kararı üzerine davalı birleşen dosya davacısı tarafından İstanbul 34. İcra Müd.nün ... sayılı dosyasıyla müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, müvekkili tarafından anılan takibe de itiraz edildiğini, davalı birleşen dosya davacısı ...'in icra takibi içerisinde ödemiş olduğu uyuşmazlık konusu aynı çeki ihtiyati hacze konu ederek müvekkile ödenen parayı tekrar geri almaya çalışmasında hukuka uyarlık bulunmadığını, öncelikle davalı birleşen dosya davacısının haksız ve dayanaktan yoksun ihtiyati haciz talebinin reddini, davalı birleşen dosya davacısının müvekkiline ödemiş olduğu parayı geri alabilmek amacıyla başlattığı takip akabinde açtığı itirazın iptali davasının reddini, kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>ÖNCEKİ KARARLAR:İlk derece mahkemesinin  29/05/2024 tarihli,  2021/571 esas, 2024/477  karar sayılı kararı ile; ''Davaya konu çekin (seri numarası aynı)  dava dışı ... tarafından asıl dava davacısına teslimi ile ilgili birleşen dava davacısının kefil olarak yazıya imza koyduğu olduğu, çekin fotokopisi üzerinde yapılan incelemeler sonucunda davacı ...’ın cirosu sonrasında davalı ...’in cirosu  sonrasında da yine davacı ...’ın cirsonun olduğu, çekin karşılıksız olduğu işlemini yapan ... tarafından yapılan icra takibi neticesinde çeki ciroladığı ...ile çeki kendisine keşide eden ... A.Ş. aleyhine takip yaptığı, takip neticesinde davalı birleşen dava davacısı ...’in ödeme yaptığı, davalı birleşen dava davacısı iş bu icra takip bedelini ödedikten sonra ödediği bedel ile ilgili olarak çeki kendisine ciro eden ... aleyhine takip başlattığı, çekin keşidecisine yönelik olarak işlem başlatmadığı, taraflarca bilirkişi incelemesine yönelik olarak defter ve kayıtların sunulmadığı, yukarıdaki açıklamalara göre davalı ...'in kambiyo ilişkisindeki cirantada daha çok, çek kefili olarak hareket ettiği, kefil olarak hareket ettiği taraflar arasında düzenlenen protokolde ayrıca belirtildiği anlaşılmakla asıl davanın kabulü ile davacı ...'ın davalı ...'e dava konusu çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, bu durum mahkememizce ayrıca değerlendirilmek suretiyle birleşen dava davacısı ...'in İtirazın İptaline yönelik davasının reddine '' karar verildiği, kararın davalı/ birleşen dosyada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 30/01/2025 tarihli,  2024/1857 esas, 2025/172 karara sayılı ilamı ile; '' HMK'nın “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. Maddesinde, gerekçeli kararda bulunması gereken hususların tek tek sayıldığı, sözleşmenin mahkemece kararda tartışılıp değerlendirilmesi gerekirken, gerekçe içeriğinde fotoğraf olarak görüntüsüne yer verilmesinin  kararın gerekçesinde boşluklara neden olduğu, kararın bütünlüğünü bozduğu gibi HMK 297. madde de düzenlenen usul hükmüne de uygun olmadığı görülmüştür. Mahkemenin kabulüne göre de; birleşen davada davanın reddine karar verilmesine rağmen, maktu karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekirken, nispi harca hükmedilmesi de yerinde olmamıştır. Dairemizce HMK 355. Madde gereğince resen yapılan incelemede; kararın HMK 297. maddesine uygun olarak gerekçe içermemesi ve birleşen davada hükmedilen harcın hatalı olması nedeniyle HMK 353/1-a-4 maddesi gereğince, Asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin, istinaf başvurusunun kabulü, mahkeme kararının kaldırılması ve Dairemizin kararında işaret edilen hususlarda yargılamaya devam edilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine'' karar verildiği görülmüştür. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 2025/110 esas, 2025/533 karar sayılı, 17/09/2025 tarihli kararı ile; \"Dosya kapsamından bulanan ve taraflarca imzası inkar edilmeyen ve varlığı da açıkça kabul edilen dava dışı ... ile asıl davada davacı birleşen davada davalı ... arasında borcun tasfiyesine yönelik 17/06/2020 tarihli protokol kapsamında davaya konu çekin ... tarafından teslim alındığı, mahkememizin 17/09/2025 tarihli karar duruşmasında asıl davada davalı birleşen davada davacı ...'in  \"Olay günü dediğim gibi tesadüfen bir aradaydık. ... olay günü alamadığı dairesi karşılığında ...'dan çek almış, bana da bu olaya şahit olur musun dediler ben de olurum dedim ve belgeyi bakmadan imzaladım, ardından ...'e verilen çeki de ciroladım\" şeklindeki beyanı dikkate alındığında ... ile ... arasında herhangi bir alacak verecek ilişkisi bulunmadığı, ...'in protokolü ve çeki kefil sıfatıyla imzaladığı ve ciroladığı, her ne kadar çek üzerinde kefalete yönelik bir açıklama yok ise de protokolde çek no açıkça belirtildiğinden cironun kefalete yönelik olduğunun belirtildiği, cironun alacak devrini içeren ciro olmadığı, kefalete yönelik ciro olduğu dolayısıyla ...'in bu haliyle çekin ödenmemesi durumunda ...'a karşı sorumlu olduğu, bu durum karşısında ... tarafından ödenen çekin protokoldeki kefalete yönelik imzası ve çeki kefil olarak ciroladığı şeklindeki beyanı dikkate alınarak rücu belgesi kapsamında tekrar ...'tan tahsili cihetine gitmesi hem protokole hem kendi beyanına hem de açıkça dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği anlaşılmakla asıl davanın kabulü ile Asıl davada davacı Birleşen davada davalı ...'ın Asıl davada davalı birleşen davada davacı ...'e dava konusu çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, bu durum mahkememizce ayrıca değerlendirilmek suretiyle birleşen dava davacısı ...'in itirazın iptaline yönelik davasının da reddine karar verilmiş, asıl davada davacı tarafça kötü niyet tazminat talebinde bulunulmuş ise de, çek bedelinin icra takibinde ... tarafından ödenerek rücu belgesi almak suretiyle ... hakkında takip başlattığı bu kapsamda ...'in takibinde kötü niyetli olduğuna dair mahkememizde kanaat oluşmamakla ve takibin kötü niyetli olduğunun da davacı tarafından ispat edilmemiş olmakla asıl davada kötü niyet tazminatı istemlerinin birleşen itirazın iptali davasında takibin yukarıda açıklandığı üzere haksız ve kötü niyetli yapıldığı yönünde bir delil bulunmadığı, haklılık durumunun yargılama sonunda ortaya çıktığı anlaşılmakla birleşen davada davalının kötüniyet tazminatı istemlerinin reddine karar verilerek (kısa kararda davalı yerine sehven davacı yazılmıştır) <br>1/1Asıl davanın KABULÜ ile, davacının...bank ... Şubesi'ne ait, keşide yeri İstanbul, 28/12/2020 tarihli,... seri numaralı ve 155.000,00-TL bedelli çekten dolayı davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,<br>1/2-Asıl davada davacının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,<br>1/3-Asıl davada davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,<br>2/1 Birleşen davanın REDDİNE,<br>2/2 Birleşen davada davacının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE\" karar vermiştir.<br>İSTİNAF:Davalı/ birleşen dosyada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın ikame ettiği asıl davada çek teslim protokolü olduğunu iddia ettiği belgeye dayanarak müvekkilinin kefil olduğunu iddia ederek söz konusu kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlattığını, davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu çek teslim protokolü ne olduğu ve neye dayandığı belli olmayan bir evrak olduğunu, bu belgenin çek teslim protokolü olduğu kabul edilse dahi söz konusu belge TTK md. 701 kapsamında aval olmadığını, aval şerhinin poliçe veya alonj üzerine yazılmak zorunda olduğunu, davacının sunduğu belgenin aval niteliğinde olmadığını, müvekkilinin dava dışı ... ile herhangi bir ticari veya iş ortaklığı ya da akrabalık bağı bulunmadığını, mahkemede davacının sunduğu belge ve delillerin hiçbirinde müvekkilinin ... ile arasında ortaklık ilişkisinin bulunduğunu göstermediğini, hayatın olağan akışına göre bir kimse arasında akrabalık ilişkisi veya ticari ilişkisi bulunmadığı ve tanımadığı kimse lehine kefil veya avalist olmayacağını, davacının müvekkiline karşı haciz yoluyla takipte bulunma hakkı olmadığını, İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takibi hukuka aykırı olduğunu, mahkemece asıl davaya yönelik verilen kararında usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleşen davaya yönelik; dava konusu çekteki ciro silsilesi incelendiğinde müvekkilinin kendisinden önceki cirantalar ile keşideciye başvurma hakkı bulunduğunu, çekin keşidecisi ... A.Ş. olduğunu, ciro silsilesinde müvekkilinden önce ciro edilen birleşen davada davalı ... olduğunu, davalı müvekkilden hem alacaklı hem borçlu konumda olduğunu, davalının alacaklı ve borçlu sıfatının birleştiğini, TBK md. 135/1  hükmü uyarınca müvekkilinin anılan çek uyarınca birleşen davada davalı ...' a borcu sona erdiğini, müvekkilinin borçlu olmadığı  İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında icra tehdidi ve baskısı altında ödediği bedeli ...'dan talep etme hakkı bulunduğunu, mahkeme birleşen davaya yönelik red kararı verildiğini, söz konusu gerekçe dürüstlük kuralına ve kambiyo hukukuna aykırı olduğu, davacı birleşen davada davalı tarafın hukuken tam olarak ne olduğu belli olmayan bir belgenin çek teslim protokolü olduğunu iddia ederek müvekkilini avalist olarak göstertiğini, bahsi geçen protokolde birleşen davada davalı ... ile dava dışı ... arasındaki çek sebebi ile alacak - borç ilişkisinin kalmadığını gösterirken müvekkilinin şahit olarak imzaladığını, müvekkilinin  TTK md. 701 kapsamında aval olmadığını, dava konusu çeke dayalı müvekkilinden haksız ve hukuka aykırı olarak tahsil edilen çek sebebiyle birleşen davada davalı ...' ın müvekkiline karşı sorumlu olduğunun sabit olduğunu, asıl davanın davacısı birleşen davanın  davalısı ...' ın senede karşı senetle ispat zorunluluğu bulunduğunu,  Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararı uyarınca kambiyo senetlerindeki belirlilik ilkesi uyarınca avalin çek üzerinde ortaya konulması gerektiğinin sabit olduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılmasını asıl davanın reddini, birleşen davanın kabulünü talep etmiştir. <br>İSTİNAFA CEVAP:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın gerek Ticaret Hukuku gerek Usul Hukuku gerekse de Borçlar Hukuku bağlamında son derece isabetli olduğunu, davalının istinaf taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, davalının istinaf nedeni olarak ileri sürdüğü konulara bakıldığında hiçbirisinin geçerli bir istinaf sebebi olmadığını, davalının kötü niyetli istinaf istemininde bulunduğunu belirterek istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; İİK'nın 72. maddesi kapsamında çek yönünden bedelsizlik iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Birleşen dava ise İİK'nın 67. maddesi kapsamında itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesi tarafından asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verildiği, davalı/ birleşen dosyada davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. <br>Dosyanın tetkikinde; dava konusu ...bank ... şubesine ait 28/12/2020 tarihli, ... seri numaralı ve 155.000-TL bedelli çekin dava dışı ...A.Ş. tarafından asıl dava davacısı (çek lehtarı) ... adına keşide edildiği, çekin arka yüzünde asıl dava davacısı ...'ın cirosunun ardından davalının ciranta olarak göründüğü, asıl davada <br>davalı/ birleşen davada davacısı ... cirosu ile çekin tekrardan davacı ...’a geçtiği, çekin keşide tarihi itibari ile muhatap bankaya ibrazı sonrasında karşılıksız çıktığı, çek üzerinde birleşen dava davalısının  (kefil) avalist olduğunu gösterir herhangi bir ibare bulunmadığı görülmüştür. Davacı tarafın; taraflar arasındaki ilişkinin taşınmaz satışına dayalı olup peşin ödeme yapmasına rağmen dairenin teslim edilmemesi nedeni ile düzenlenen dava konusu çekte davalının kefil olduğunu, çekin bedelsiz olup davalının çeke dayalı alacak isteminde bulunamayacağını iddia ettiği, davalının kambiyo hukuku kurallarına göre davanın reddini savunduğu, karşılıksızdır işleminden sonra davacı tarafından ciranta/ davalı ... ve keşideci.... A.Ş. aleyhine İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla icra takibinin başlatıldığı, davalı ... hakkında haciz işlemlerinin başlatılması nedeni ile dosya borcu ödenerek çekin icra müdürlüğünden teslim alındığı ve bu kez davalı tarafından, davacı aleyhine icra takibinin başlatıldığı, icra takibine itiraz üzerine birleşen dava kapsamında itirazın iptali isteminin mevcut olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından sunulan 14.12.2018 tarihli satış vaadi sözleşmesinde, yapılacak olan binanın 2. kat 11 nolu dairesi için dava dışı ...'ya 240.000-TL peşin ödeme yapıldığının yazıldığı, daire tesliminde ... tarafından herhangi başka bir ödeme talep edilmeyeceği ile daire teslim tarihinin 15.10.2019 olduğunun belirtildiği, diğer adi yazılı belge içeriğinde ise yalnızca seri numarası yazılı çekin alındığı bilgisinin yazılı olduğu, ancak sair çek bilgilerinin somutlaştırılmadığı, davacının çek alarak, alacak verecek kalmadığını belirttiği ve bununla ilgili olarak davalı/ birleşen dosya davacısı ...'in kefil olarak imzasının bulunduğu görülmüştür. Davalı tarafça işbu belge altındaki imza inkar edilmemiş ise de alınan beyanında kendisinin davacı ile dava dışı ... arasındaki görüşmede şahit olarak katılımının talep edildiğini savunduğu görülmüştür. Bunun yanında dava konusu çek üzerinde birleşen dosya davalısının (kefil) avalist olduğunu gösterir herhangi bir kayıt/ ibare bulunmadığı gibi asıl dosya davacısı ...'ın cirosunun ardından davalı ...'in ciranta olarak göründüğü, asıl dosyada davalı/ birleşen dosyada davacı ... cirosu ile çekin tekrardan davacı ...’a geriye ciro yolu ile devredildiği, böylece TTK'nın 788/3. maddesi gereğince çekin yeniden tedavüle konularak çekten dolayı borçlu olanlardan biri lehine ciro edilmesi mümkün ise de bu şekilde ciro yoluyla çeki devraldıktan sonra devralanın kendisinden önceki cirantaya karşı başvurmayacağı, geriye ciro ile çeki devralanın çeki devretmeden önceki konumuna döneceği anlaşılmıştır. Dolayısıyla davacı ... tarafından davalı ...'den çek bedelinin talep edilmesi mümkün olmamasına rağmen icra takibi başlatılarak haciz işlemlerinin uygulandığı ve haciz tehdidi altında çek bedelinin ödendiği anlaşılmış olup menfi tespit istemli asıl davanın reddine, itirazın iptali istemli birleşen davanın kabulüne karar verilmesi ve alacak likit (bilinebilir) bir alacak olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle; davalı/ birleşen dosyada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden \"1-Asıl davanın Reddine, 2- Birleşen davanın Kabulü ile,  İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile, takibin devamına, Alacak likit olduğundan alacağın % 20'si oranındaki 44.586,81-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine'' şeklinde karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı/birleşen dosyada davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,<br>2- İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/09/2025 tarih, 2025/110 E., 2025/533 K. sayılı kararının  HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,<br>3/a-Asıl davanın REDDİNE, <br>3/b-Birleşen davanın KABULÜ ile, İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile, takibin devamına,Alacak likit olduğundan alacağın % 20'si oranındaki 44.586,81-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine<br>4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;<br>A-Asıl davaya yönelik,<br>4/a- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 2.647,02- TL'den mahsubu ile fazla alınan 1.915,02 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,<br>4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, <br>4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 45.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, <br>4/e-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL Arabuluculuk giderinin,  asıl dava davacısından alınarak hazineye gelir kaydına,<br>B-Birleşen davaya yönelik,<br>4/f- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 15.226,96 TL karar harcından peşin alınan  2.671,77- TL'den mahsubu ile 12.555,19 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine,<br>4/g- Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 59,30 TL başvuru harcı,  2.671,77TL karar harcı, 3.181,70-TL bilirkişi ücreti ve posta gideri olmak üzere toplam 5.912,77TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>4/h-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 45.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, <br>4/ı-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL Arabuluculuk giderinin,  davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;<br>5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı/ birleşen dosyada davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,<br>5/b-İstinaf yargılaması için davalı/ birleşen dosyada davacı tarafından yapılan 3.366,20 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 340,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.706,20 TL'nin davacı/ birleşen dosyada davalıdan tahsiliyle  davalı/birleşen dosyada davacıya verilmesine,<br>5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,<br>6- HMK'nın 333. maddesi gereğince mevcut ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve  HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/03/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"42469b4dbce767e7","SID":"c0699566c549b3c7"}}