{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2025/820 Esas<br>KARAR NO:2026/368<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:25/03/2025<br>NUMARASI:2017/308 E. - 2025/89 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Manevi Tazminat İstemli)|Marka (Maddi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ticaret unvanı olarak da kullandığı ... ve ... türevi isimler ve bu adı altında marka tescillerinin Türkiye ve yurtdışında çok sayıda şube ve franchise mağazaları bulunan ve bu isimle hizmet sunan ciddi bir iş hacmine sahip olup 1980'li yıllardan bugüne faaliyet gösteren tanınmış bir firma olduğu ...+ şekil markasının tanınmış marka olduğu, müvekkilin ... ...+ şekil ... çeyiz+ şekil kervanı ve benzeri ... türevi markalarının davacı firma ile özdeşleşmiş olduğunu diğer tescilli sınıflar yanında 37 hizmet sınıfında da ...+ şekil deve logoları ibaresiyle tescilli bulunan ... markasının ... hizmetleri açısından da davacı adına tescilli olduğunu, yapılan araştırmalarda davalının müvekkilinin ...+ deve logosuyla benzer marka ye işletmesindeki tanıtıcı evrak ve tabelalarında kullandığı ve mağaza açarak tüketici nezdinde irtibata neden olduğunun ve haksız rekabet yaptığının tespit edildiğini, Çorlu 3 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/2 değişik iş sayılı dosyasından alınan delil tespiti raporu ile sabit olduğunu, öte yandan davalının ... ... ismi ve 2 tarafında kullanılan deve logoları ile marka tescil başvurusunda bulunmuş ise de yaptıkları itirazlar neticesinde bu başvuruların reddine karar verildiğini ancak davalının söz konusu kullanımlarının devam ettiğini, bu nedenlerle tedbir taleplerinin kabulü ile davalının haksız kullanımlarının önlenmesi ve durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesine,<br>-Yapılacak yargılama sonucunda davanın kabulüne ve davalının markaya tecavüz ve haksız rekabetinin tespiti ile markaya tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine Yargılama sırasında toplanacak delillere göre gerçek zararın bilirkişi raporu ile tespitine müteakip maddi tazminat talebinin artırılarak harca tamamlanmak üzere (davanın HMK 107 gereği belirsiz alacak davası olduğunu) fazlaya dair dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL maddi tazminat ve 10.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 11.000 tl tazminat tutarının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.Davacı taraf ıslah dilekçesi ile; Fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak üzere, dava dilekçesinde  talep edilen 1.000,00-TL maddi tazminat miktarını 1.170.495,91-TL arttırarak toplam 1.171.495,91-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 10.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, talep artırım dilekçesinin kabulüne, Davanın  tüm talepleri ile beraber kabulüne, Davalının markaya tecavüz ve haksız rekabetinin tespiti ile markaya tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine, Yargılama giderleri (Çorlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/2 D.İş sayılı tespit dosyası masrafları ile birlikte) ve ücreti vekaletin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin dava konusu kelime markası ve deve kervanından oluşan figür üzerindeki fiili kullanımının ve hak sahipliğinin davacı taraftan çok daha önceki tarihlere dayanması, davacının hak sahipliğinin açtığımız hükümsüzlük davası nedeni ile yargılama gerektirmesi, davacının tanınmışlık iddiası ve buna bağlı iddiaların ispatlanamamış olması, tazminat koşulları oluşmadığı gibi bu hususta da delil sunulamamış olması nedeni ile davanın ve tüm taleplerin reddedilmesi gerektiğini, \"...\" ibareli ticaret unvanı ve marka kullanımı da, deve kervanından oluşan figür unsuru da özellikle ... hizmetleri bakımından davacı şirketten çok daha önce kullanılmaya başlandığını, Tescilli bir markayı tescilden önce kullanan ve bu marka üzerindeki tescilsiz kullanıma bağlı olarak hak elde eden kimsenin kullanımı, markayı sonradan tescil ettiren marka sahibi tarafından yasaklanamaz. Bu durumda gerçek hak sahibi hükümsüzlük davası açmaya da zorlanamaz ve marka üzerindeki gerçek hak sahipliği iddiası ihlal davasında da defi olarak ileri sürülebileceğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2005/8931 E. 2006/12058 K. sayılı, 2005/2902 E. 2006/3448 K. sayılı kararlarında da bu düşünce benimsendiğini, marka üzerindeki gerçek hak sahipliğinin fiili kullanıma bağlı olarak doğduğu ve marka tescilinin tescil sahibine markanın fiili kullanıma bağlı gerçek hak sahibine karşı hak tanımadığını, Müvekkilinin  marka kullanım geçmişi 1978 yılına kadar uzanmakta olup müvekkilinin kendi faaliyet alanı olan ... hizmetleri konusunda davacıdan çok daha önceki fiili kullanımını nedeni ile kullandığı marka üzerine gerçek ve üstün hak sahibi olduğunu, gerçek hak sahipliğinin markanın ihdas edilmesi ve fiilen kullanılması ile doğduğu, kararda doğrudan doğruya 556 sayılı KHK’nın 8/3 maddesine atıf yapıldığı görülmektedir. Buradan hareketle KHK’nın 8/3 maddesine göre tescili istenen işaretle ilgili olarak tescil başvuru tarihinden önce hak elde edilmiş olması ve bu hakkın markanın kullanılmasının engellenmesi yetkisi sağlaması; markanın tescil başvurusundan önce gerçek hak sahibi tarafından ihdas edilerek kullanılması ile gerçekleştiğini, bu nedenlerle davacı aleyhine gerçek hak sahipliğine dayalı olarak tarafımızca marka hükümsüzlük davası açılmış olup, dava halen İstanbul Anadolu (2) FSHHM'nin 2015/51 E. nolu dosyası üzerinden görüldüğünü, hükümsüzlük davasındaki delil ve iddiamız müvekkilinin marka üzerindeki gerçek hak sahipliğini doğruladığından açılan bu ihlal davasının tümden reddedilmesi gerektiğini, Çorlu 3 Asliye Hukuk Mahkemesinden hazırlanmış olan raporun bugüne kadar müvekkiline  tebliğ edilmemiş, dolayısıyla bu hususta itiraz süremiz henüz dolmadığını, Davacı taraf davaya dayanak \"...\" markasının tanınmış marka olduğunu ileri sürmekte ve bu hususta yine tarafımıza tebliğ edilmeyen bir mahkeme kararına dayandığını, Davaya dayanak markanın hükümsüzlüğü talebi ile açtığımız davada da görüleceği üzere, davacının iddiasının kabul edilebilmesi için bu markanın müvekkilinin fiili kullanım başlangıcı olan 1978 yılı itibarı ile tanınmış olması gerektiğini, tanınmışlık statüsünün kazanıldığı tarihten önceki hukuki durumu değiştirmesi mümkün olmadığından ve burada tanınmışlık iddiası 2013 tarihli bir karara dayandığından müvekkilinin bu tarihten çok daha öncesine dayanan fili ve üstün hak sahipliği karşısında davacı markasının 2013 yılı itibarı ile tanınmış olup olmamasının bir önemi kalmayacağını, 556 sayılı KHK'nın 9/1 maddesi (c) bendine göre \"tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsamına giren mal ve/veya hizmetlerle benzer olmayan, ancak Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle tescilli markanın itibarından dolayı haksız bir yarar elde edecek veya tescilli markanın itibarına zarar verecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin kullanılması\" marka sahibi tarafından yasaklanabildiğini, öncelikle markalar aynı ya da benzer olmalıdır ki bu husus tanınmış olmayan markaların ihlali bakımından da ön şart olup, müvekkilinin marka kullanımı \"...\" ibaresi ve bu ibareden mülhem deve kervanı figüründen oluştuğunu, Deve kervanı figürünün tümden davacı tarafın inhisarına verilmesi de mümkün olmadığını, Taraf markaları incelendiğinde müvekkilinin  marka kullanımında yer alan deve figürlerinin davacı tarafın markalarında kıyasla çok daha sade tasarlandığı, markanın genel algısı içerisinde dikkat çekmeden kelime markasının yanında kullanıldığı, bu ... figüründe develerin tümünün aynı yöne doğru baktığını, davacı tarafın marka kullanımında deve figürlerinin detaylı çalışıldığı, yönlerinin farklı olduğu ve bu figürlerin de yine davacı tarafa ait kelime markasının yanında yer aldığını, Tanınmışlık ve marka benzerliği kabul edilecek olsa bile bu nedenle ihlal iddiasının kabul edilebilmesi için iddia edilen tanınmışlık düzeyi nedeniyle tescilli markanın itibarından dolayı haksız bir yarar elde edecek veya tescilli markanın itibarına zarar verecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterini zedeleyecek bir işaretin kullanılması gerektiğini, ancak müvekkilinin bu markayı sadece ana faaliyet alanı olan ve tarihi davacıdan çok daha öncesine dayanan ... hizmetleri üzerinde kullandığını, Davacı tarafın müvekkilinin bu ana faaliyet alanında da markasını haksız yere tescil ettirmiş ise de, davacı tarafın ana faaliyet alanı ev tekstili ve mobilya olduğunu, bu güne kadar davacının ... hizmetleri alanında tek bir ürün ya da hizmet sunduğu da ileri sürülmediğini, bu durumda müvekkilinin faaliyeti esnasında davacı tarafın tanınmışlığından yararlanması söz konusu olmadığı gibi bu faaliyet alanı içerisindeki kalite temelli hizmet anlayışı bu markaya zarar vermesini de imkansız olduğunu, Davacı taraf tazminat konusunda emsal lisans bedeli üzerinden hesaplama yapılmasını talep etmekte, ancak bir taraftan da bu hususta emsal sözleşme sunamayacağını ikrar ettiğini, somut olayda dava konusu marka, davacının ana faaliyet alanı olan ev tekstili ve mobilya sektöründe değil, davacının bugüne kadar hiç el atmadığı ... sektöründe kullanıldığını, Davacının hiçbir yatırım ve tanıtım yapmadığı, faaliyet göstermediği, sermaye koymadığı bir sektörde markasını kimseye ücret karşılığı kullandıramayacağını, bu nedenlerle; davanın esasa ilişkin tüm talepler ve ihtiyati tedbir talebi bakımından reddine karar verilmesi talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"...Davacının 08.05.2005 tarihinde ... no ile tescilli   ... markasının kelime markası olduğu, markanın esas unsurunun ... kelime unsuru olduğu,  ... tescil numaralı ...+ŞEKİL markasının ve ... tescil numaralı ...+ŞEKİL markasının ...+ bu ibarenin her iki tarafında karşılıklı gelen 3'er deveden oluşan deve kervanı figürlerinin yer aldığı kelime ve şekil markası olduğu, bütünsel bakış açısı ile markanın esas unsurunun ... +ŞEKİL unsuru olduğu, davalının kullanımlarında da ... kelime unsurunun alt tarafında “...” ibaresinin her iki tarafında karşılıklı gelen 3'er deveden oluşan deve kervanı figürlerinin yer aldığı, ancak davalı markasındaki her iki tarafta yer alan deve figürlerinin yazılış şekline göre davacı figürlerinden farklı olarak aynı yöne bakmak suretiyle farklılaştığı, davacı tarafın markasal kullanımındaki kelime unsurunun ... şeklinde kullanılarak davacının ... ibaresinden farklılaştığı, yine davacının tanınmış markasının \"...\" markasının olduğu, bu markanın kelime markası olduğu, davalı kullanımlarının adına tescilli ... ... Şti.  Unvanının ana ve çekirdek unsuru olan ... ibaresinin kullanımı şeklinde olduğu, bu haliyle markasal olarak kullanımın farklılaştığı, yine davalı tarafın ... ibaresini de ticaret unvanında belirtildiği şekliyle kullandığı ve bu kullanımlara ilişkin eylemlerin tespitinin 09.03.2015 tarihli olduğu dikkate alındığında kullanımların SMK'nın yürürlüğe girdiği tarihten öncesine dayandığı, bu haliyle TTK'nın 39 ve 50. Maddesi kapsamında davalı tarafın ticaret unvanını markasal olarak kullanmasının SMK'nın 7/3-e maddesi gereği marka hakkı ihlal davalarında savunma olarak kullanılması hakkını ortadan kaldırmayacağı, yine davalı tarafın kullanımlarındaki deve figürlerinin kervanı ve ... anlatımını güçlendirmek için kullanılmasının mümkün olduğu, davacı tarafın marka tescillerinde hem tek tek hem iki hem de üç adet deve figürlerinin kullanıldığı, bu kullanımlarda develerin hep ... kelimesinin yanlarında ve birbirlerine bakar şekilde kullanımlar olduğu, davalı kullanımınında deve figürlerinin ... ibaresinin altında kullanılan ... ibaresinin yanlarında ve tüm develerin aynı yöne baktıkları şekliyle kullandığı, deve figürünü kullanma hakkının tek başına davacı tarafa ait olamayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde davalı kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz eder mahiyette ve yine iş ürünlerinin ürünün kaynağını yanıltmaya, davacının ürününden yararlanmaya ve davcı firmayı ... piyasasında engellemeye neden olacak mahiyette olmadığından haksız rekabet de oluşturmayacağı kanaatine varılmış ve davanın tümden reddine\" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;<br>-Davalı yanca müvekkilin tescilli ve tanınmış markası yetkisiz ve haksız bir şekilde kullanılmış olmasına ve marka hakkına tecavüz edilmesine rağmen red kararı verildiğini,  ... + şekil markalarının müvekkiline ait tanınmış bir marka olduğunu, Müvekkili markasının tanınmış marka olduğu hususunun Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin kararı ile hüküm altına alındığını, Mahkeme'nin deve figürlerinin tek başına davacı tarafa ait olamayacağı, ürünün kaynağını yanıltmaya, davacının ürününden yararlanmaya ve davacı firmayı ... piyasasında engellemeye neden olacak mahiyette olmadığı şeklindeki tespiti tamamen usul ve yasaya aykırı bir tespit olduğunu, tanınmış marka, sahibine, hem kendi faaliyet sektöründe hem de farklı sektörlerde faaliyet gösteren, markası ile aynı veya benzer olan markalar karşısında koruma talep etme hakkı tanıdığını, ... + deve figürleri; görüldüğü ilk anda refleks halinde müvekkili firmayı çağrıştırdığını herkes tarafından bilinmekte ve müvekkili firmanın güvenini, imajını, itibar edilebilirliğini ve değerini taşıdığını,  Davalı yanca kullanılan ... ... ibaresi ile sol ve sağ tarafta üçer adet bulunan deve logoları tüketicide direkt olarak müvekkili firmayı canlandırmakta ve tüketici nezdinde iltibasa neden olmakta olduğunu,  <br>-Deve figürleri herkes tarafından kullanılan yaygın bir figür olmayıp ... markası, ... ibaresi ve sağ ve sol yanındaki üçer adet deve figürleri ile birlikte özgün hale geldiğini, Markanın esas ve tali unsurları bir bütün halinde, müvekkilinin harcamış olduğu emek ve sermaye ile tanınmış marka haline gelmiş olup müvekkili firma ile özdeşleştiğini, Davalının kullanmış olduğu markanın ise, müvekkili ile özgün hale gelmiş olan markadan ayırt edici yahut kendine özgü bir özelliği bulunmadığını, \"...\" ibaresinin yazı tipi, deve figürlerinin şekli, boyu, sıralaması müvekkili marka ile birebir aynı olduğunu,  yalnızca sağ taraftaki üç adet deve figürü sol tarafa değil sağ tarafa baktığını, her iki markanın esas ve tali unsurlarına bakıldığında şekli, fonetik, renk veya bunların kombinasyonları ile birlikte değerlendirildiğinde davalının markasının müvekkili firmanın markasından ayırt edilebilirliğinin olmadığını, davalının markası da tescil edilmemiş ve müvekkili aleyhine açmış olduğu hükümsüzlük davasının da reddedildiğini, <br>-16.12.2024 tarihli bilirkişi raporunda, karıştırılma ihtimaline ilişkin yapılan değerlendirmede; Davacının 08.05.2005 tarihinde ... no ile tescilli ..., ... ve ... no ile tescilli ...+ŞEKİL markalarının 37. Sınıfta yer alan “... Hizmetleriénde tescil edilmiş olduğu, Davalının yukarıdaki kullanımlarının da aynı hizmetlerde olduğu, davalının kullanımların biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle, görsel ve sessel olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, davalının kullanımlarının orta düzeyde tüketici nezdinde karıştırmaya neden olabileceği tespit edildiğini, Davalının kullanımının müvekkili markasının ayırt edici karakterini zedelediği ve müvekkili firmayı zarara uğrattığını, <br>-Müvekkilin markasının tanınmış olduğuna dair Ankara 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2012/119 E, 2013/130 K. sayılı ilamı, Davalı yanca açılan ve reddolunan müvekkilinin markasının hükümsüzlüğüne ilişkin İstanbul Anadolu 2.FSHHM'nin 2015/51 E. sayılı dosyası, Haksız rekabetin tespit edildiği Çorlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/2 D.İş. sayılı dosyası, Yerel mahkeme dosyasında alınan bilirkişi raporları, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü, Çorlu Ticaret Sicil Müdürlüğü, İstanbul Ticaret Odası,  Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları ile ispat edildiğini,  Çorlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/2 D.İş sayılı dosyasındaki 09.03.2015 tarihli bilirkişi raporu ile; \"Davalıya ait adreste ... ... Şirketi'nin ofis olarak keşif adresinde faaliyette olduğunun görüldüğünü, kartvizit örneğinin alınarak dosyanın içine konduğunu, kartvizitte ... ... yazılı olduğu ayrıca deve logosunun kullanıldığının görüldüğünü, iş yerinde ... Projesinin tanıtım kataloğunun olduğunun görüldüğü, katalogda ... ... ibaresinin yazılı olduğu yazının sol tarafında 3 sağ tarafında 3 adet devenin olduğunun görüldüğü\" tespit edildiğini,<br>-6769 Sayılı SMK m. 7.2.b uyarınca ve 7.2.c uyarınca, Müvekkili firmanın markası tanınmış bir marka olduğundan davalı, markanın haksız kullanımlarından yüksek kazanç sağlamış ve müvekkilinin elde edeceği kazancın azalmasına sebebiyet vermiş olduğunu, aldatıcı hareket veya dürüstlük kurallarına aykırı haller ile ekonomik rekabetin kötüye kullanılması durumu haksız rekabet teşkil ettiğinden, müvekkilinin davalının eylemlerini engelleme hakkı olmakla beraber, işbu eylemlerin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini,  somut olayda davalının, müvekkili adına tescilli ... markasını haksız yere kullandığını,  tüketici nezdinde iltibasa neden olduğunu, haksız kazanç elde ettiğini ve bu şekilde  müvekkili markasına tecavüzde bulunarak haksız rekabet yaptığını, iltibas yaratan marka kullanımlarına değinilen ve bu durumun marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin Yargıtay kararlarına yer verildiğini, <br>-Davalı yanca henüz gerekçeli karar tebliğe çıkmaksızın ve dosya kesinleşmeden ilgili mahkeme kararı hakkında icra takibi başlatıldığını, Haksız rekabetin önlenmesine ilişkin ilamlar şahsın hukukuna ait olması nedeniyle kesinleşmeden icra takip konusu yapılamayacağını, Dosyanın kesinleşmesi beklenilmeksizin yapılan takip haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kararın bu nedenlerle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı yan kendi tescilli ve tanınmış markasının müvekkili tarafından yetkisiz ve haksız bir şekilde kullanılmış olmasının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğundan bahisle ilk derece mahkemesince aksi yönde verilen kararın hatalı olduğunu ileri sürdüğünü,  müvekkilinin \"...\" ibareli ticaret unvanı ve marka kullanımı da, deve kervanından oluşan figür unsuru da özellikle ... hizmetleri bakımından davacı şirketten çok daha önce kullanılmaya başlandığını,  tescilli bir markayı tescilden önce kullanan ve bu marka üzerindeki tescilsiz kullanıma bağlı olarak hak elde eden kimsenin kullanımının, markayı sonradan tescil ettiren marka sahibi tarafından yasaklanamayacağını,  marka üzerindeki gerçek hak sahipliğinin fiili kullanıma bağlı olarak doğduğunu, 1978 yılından beri müvekkilinin kendi faaliyet alanı olan ... hizmetleri konusunda davacıdan çok daha önceki fiili kullanımı nedeni ile kullandığını, davacının tanınmışlık iddiasının dinlenmesi için, 1978 yılı itibarı ile söz konusu markanın müvekkili nezdinde tanınmış olduğunun kabulü gerektiğini,  müvekkili şirketin yetkililerinin soyadı \"...\"  olduğunu,  \"... ... Şti.\" nin adı, müvekkillerinin soyadından geldiğini, deve kervanı figüründen oluştuğunu, Davacının bu kapsamda markasının korunabilmesini talep etmesi ancak söz konusu deve kervanı figürlerinin kendilerine has bir tasarımla yapılması ve müvekkili tarafından bu tasarımın kullanılması halinde mümkün olabileceğini, taraf markaları incelendiğinde müvekkil ive davacı tarafın marka tasarımının açık bir şekilde birbirinden farklı olduğunu, kararda da markaların yazılış şekli, figürlerin kullanım şekli ve yerinin birbirinden farklı olduğu, en önemlisi de müvekkilinin markasal kullanımındaki kelime unsurunun \"...\" şeklinde kullanılarak davacının kullanmış olduğu \"...\" ibaresinden farklılaştığını, Davacı yan markasının benzerlikten de öte neredeyse birebir aynısının kullanıldığını iddia ederek, bu hususun tüketici nezdinde karışıklığa ve yanılgıya sebep olacağını beyan ettiğini,  tarafların markalarında kullanılan kelime unsurunun dahi birbirinden farklı olduğunu, \"...\" kelimesi, genellikle ticaret veya yolculuk amacıyla bir araya gelen ve birlikte seyahat eden insanlar, develer, atlar veya diğer taşıtların oluşturduğu bir konvoyu ifade etmekte iken, \"...\" kelimesi ise, bir ... düzenleyen ve kervanın işleriyle meşgul olan kimse anlamına geldiğini, Davacının kelime unsurunun tamamen birbirinden farklı olduğu hususunu göz ardı ederek, birinde \"cı\" eki bulunmak suretiyle farklı bir anlam kazanmış olan kelimeleri tamamen aynıymış gibi ileri sürmesi abesle iştigal olduğunu, müvekkilinin söz konusu markayı sadece ana faaliyet alanı olan ve kullanım tarihi davacının kullanımından çok daha öncesine dayanan ... hizmetleri kapsamında kullandığını, Davacı taraf haksız ve gerçeğe aykırı olarak, müvekkilinin ana faaliyet alanında da markasını tescil ettirmiş ise de,  kendisinin ana faaliyet alanı ev tekstili ve mobilya olduğunu, davacının faaliyet alanından farklı olarak ... sektöründe davacı tarafın tanınmışlığından yararlanmasının söz konusu olmadığını,  davacının iddia ettiği gibi bir zararı olmuşsa da, bu zamana kadar görmüş olduğu zarara ilişkin müvekkilinden herhangi bir talepte de bulunmadığını, her ne kadar mahkemece alınan rapor ile tarafların ticari defter ve kayıtları incelenerek elde edilen gelirleri hesaplanmışsa da, davacı tarafın tazminat hesabında kendilerine verilen zarara ya da müvekkilinin elde ettiği kara değil, var olmayan bir lisans sözleşmesine dayanılmayacağını, TTK.'nun 39.maddesi; \"Her tacir, ticari işletmesine ilişkin işlemleri, ticaret unvanıyla yapmak ve işletmesiyle ilgili senetlerle diğer belgeleri bu unvan altında imzalamak zorundadır.\" ve 50.maddesi kapsamında; \"Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir.\" düzenlenmiş olup, müvekkilin adına tescilli ... ... Şti. unvanının ana ve çekirdek unsuru olan \"...\" ibaresinin kullanımının yasal hükümler uyarınca korunduğunu,  davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetten kaynaklı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin durdurulması, ve marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetten kaynaklı maddi tazminat davasıdır. Davacıya ait olan \"...+şekil\" ibareli markanın davalı tarafından iltibas oluşturacak şekilde kullanılıp kullanılmadığı, kullanılıyor ise bu eylemin tecavüz teşkil edip etmediği, tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine ve önlenmesine karar verilip verilemeyeceği, önceye dayalı hak sahipliğinin kime ait olduğu, davacının maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.İstanbul Anadolu 2.FSHHM'nin 2015/51 Esas sayılı dosyasında davanın reddine dair karar verildiği ve kararın 13/09/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde ... ticaret sicil numarasıyla kayıtlı görüldüğü,  son tescil tarihinin 12/05/2015  olduğu anlaşılmıştır. <br>Davalının Çorlu Ticaret Sicil Müdürlüğünde ... ticaret sicil numarasıyla kayıtlı görüldüğü,  anlaşılmıştır. <br>İstanbul Ticaret Odasınca 15.09.2015 tarihli ... sayılı yazısında “söz konusu markaya  ilişkin lisans sözleşmesinin bulunması durumunda sözleşmede belirtilen Sartların geçerli olacağı, sözleşmenin bulunmaması durumunda ise, ... markalı ürünlerin satısından elde edilen yıllık gelirin %8 oranında rakamın emsal lisans bedeli olabileceği hususunda görüş bildirilmiştir. Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ... tescil numaralı markasının  davacı adına 05/09/2012 tarihinde tescil edildiği,  ... tescil numaralı markasının  davacı adına 06/04/2012  tarihinde tescil edildiği, ... tescil numaralı markasının  davacı adına 21/01/2014 tarihinde tescil edildiği, anlaşılmıştır.Çorlu 3. Asliye Hukuk 2015/2 D.İş Esas sayılı Dosyadan hazırlanmış olan 09.03.2015 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde, \"... Çorlu/Tekirdağ adresine gidildiğinde tespiti istenen şirketin taşınmış olduğunun görüldüğü, Tespit İsteyen Tarafın talebi üzerine ... Çorlu Tekirdağ adresine gidildiğinde adreste ... ... Şirketinin ofis olarak keşif adresinde faaliyette olduğunun görüldüğü, kartvizit örneğinin alınarak dosyanın içine konduğu, kartvizitte ... ... yazılı olduğu ayrıca deve logosunun kullanıldığının görüldüğü, iş yerinde ... Projesinin tanıtım kataloğunun olduğunun görüldüğü, katalogda ... ... ibaresinin yazılı olduğu yazının sol tarafında 3 sağ tarafında 3 adet devenin olduğunun görüldüğü\" tespit edilmiştir.05/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda, \"...Tüzel kişiliğe ait CİRO hesabına ait ayrıntı yukarıda sunulmuş olup, dönemleri itibarıyla Toplam 18.260.118,65  olarak tespit yapıldığı, İncelenen şirkete ait veriler ve tespit olunan ayrıntılar yukarıda sıralanmış, davalı şirketin yurt dışı gelir/gideri olmadığı, diğer gelirlerin ve indirimlerin hesaplamada dikkate alındığı, Yurt içi Satışlardan, elde edilen gelir: Brüt/net (incelenen döneme ait) 18.260.118,65.-TL CİRO (hesaplama bölümünde gösterildiği üzere) hesap edildiği,\" anlaşılmıştır.Bilirkişi ... tarafından hazırlanmış olan 12.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak özetle;\"... Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle, tacir olan davacı tarafın ticari defter ve belgelerinin incelenmesi, Sayın Mahkemece bilirkişiye verilen görev ile sınırlı olarak mezkûr surette tahakkuk eden değerlendirme neticesinde;Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: Sayın Mahkemenin vermiş olduğu görev yetki ile; davacı ... A.Ş.’ nin yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; 2013-2014 yıllarında fiziki ortamda tutulan ticari defterlerinin noter açılış ve kapanış onayları ile 2015-2016-2017-2018-2019-2020- 2021-2022 ve 2023 yılına ilişkin Envanter defterinin ile GİB onaylı Yevmiye ve Defter-i Kebir e-defter beratlarının süresinde yapıldığı, ticari defterlerin T.T.K’ nu ve V.U.K’ nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davacı şirketin kendi defter kayıtlarının birbirini doğruladığı ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Davacı Şirketin Ciro, Hasılat ve Dönem Kâr, Zararının Tespiti Yönünden; Davacı ... A.Ş.’ nin raporun 4.b. bölümünde karşılaştırmalı olarak incelenen Gelir Tablosunda Net satış hasılatının yıllar itibariyle sırasıyla 2013 yılında 39.814.584,64 TL, 2014 yılında 53.024.420,91 TL, 2015 yılında 52.558.741,49 TL, 2016 yılında 73.998.812,06 TL, 2017 yılında 79.559.539,59 TL, 2018 yılında 82.607.155,42 TL, 2019 yılında 79.9452.40,21 TL, 2020 yılında 78.345.690,96 TL, 2021 yılında 109.605.667,05 TL, 2022 yılında 217.939.578,08 TL, 2023 yılı ilk yarısı sonunda ise 171.717.823,64 TL tutarında net satış hasılatının bulunduğu, Dönem Net Kârının ise; 2013 yılında 14.826,97 TL, 2014 yılında 434.633,64 TL, 2015 yılında 938.372,61 TL, 2016 yılında 65.993,45 TL, 2017 yılında 1.214.301,00 TL, 2018 yılında 186.239,94 TL, 2019 yılında 97.633,68 TL, 2020 yılında 788.799,08 TL, 2021 yılında 840.131,05 TL, 2022 yılında 2.202.348,02 TL, 2023 yılı ilk yarısı sonunda ise 1.029.501,18 TL tutarında net kâr elde ettiği \" yönünde değerlendirme yapıldığı anlaşılmıştır.13/05/2024 tarihli Bilirkişiler ... ve ... tarafından tanzim edilmiş olan bilirkişi raporunda sonuç olarak özetle;\"...Davacının dosyaya emsal bir lisans sözleşmesi sunmaması, ekonomik değerler iştigal alanı dikkate alındığında, Davacının lisans bedeli yönünde talep edebileceği tazminat tutarı; Davalının 2013-2014 ve 2015 yıllarına elde ettiği gelir üzerinden lisans hesaplama yöntemi ile İstanbul Ticaret Odasınca Emsal Lisan Bedeli /Konulu “söz konusu markaya ilişkin lisans sözleşmesinin bulunması durumunda sözleşmede belirtilen şartların geçerli olacağı, sözleşmenin bulunmaması durumunda ise, ... markalı ürünlerin satısından elde edilen yıllık gelirin %8 oranında rakamın emsal lisans bedeli olabileceği yönünde görüşü doğrultusunda yapılan hesaplamada Lisan Bedelinin 1.460.809,49 TL olacağı yönündeki görüş ve kanaatlerinin bildirildiği\" görülmüştür.16/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda ; Davacının 08.05.2005 tarihinde ... no ile tescilli ..., ... ve ... no ile tescilli ...+ŞEKİL markalarının 37. Sınıfta yer alan “... Hizmetlerinde tescil edilmiş olduğu, davalının kullanımlarının da aynı hizmetlerde olduğu, davalının kullanımların biçim , düzenleme ve tertip tarzı itibariyle, görsel ve sessel olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu davalının kullanımlarının orta düzeyde tüketici nezdinde karıştırmaya neden olabileceği sonucuna varılmıştır.Davalı ... ...  ŞTİ nin ana sözleşmesinin 12/11/1997 Tarihinde tescil edildiği, ilk olarak ... ... ŞİRKETİ ünvanı ile tescil edildiği, 07/08/2001 tarihinde bugünkü ünvanı aldığı Kurucu ortaklarının ... ...,  ... ve ... ..., ... olduğu, Şirketin son ortaklarının ..., ..., ... ve ... Olduğu, Çalışma konusunun “Yurt içinde ve yurt dışında her türlü bina, yol, tünel,demiryolu,köprü,fabrika gibi her türlü ... tesisat işleri ve ana sözleşmesinde ve 9.8.2001 tarihinde tescil edilen tadil mukavelesinde yazılı olan diğer işler.” Olduğu, tespit edilmiştir,İstanbul Anadolu 2 FSHHM nın 2015/51 esas sayılı davasında, Davacı vekili, davacı şirketin kurucu ortağı ... ...'nın 1977 yılında Erzurum'da ... ... ... ... unvanı ve markası ile; 12.11.1997 tarihinde \"... ...\" markası ve ticaret unvanı ile ... alanında faaliyet gösterdiğini, ... ...'nın işletmesini 16.01.1996 yılında İstanbul'a taşıyarak İstanbul Ticaret Sicil Memurluğuna kaydettirdiğini, 12.11.1997 tarihinde ise şirket kurarak davacı şirketin ticaret sicil kaydının yapıldığını, daha sonra davacı şirketin Çorlu'ya taşınarak aralıksız olarak faaliyetlerine burada devam ettiğini, davacının ... numaralı \"... ...\" marka başvurusunun davalı tarafın itirazı nedeniyle reddedildiğini, davalının ise TPMK nezdinde ... numaralı \"...\" markasını tescil ettirdiğini, her iki markanın benzer olup, davacının tescilden önce kullanım nedeniyle üstün hak sahibi olduğunu ileri sürerek, 556 sayılı KHK'nin 8/3, 8/5 ve 42. Maddeleri uyarınca davalının ... numaralı markasının 37. sınıfta yer alan ... hizmetleri bakımından kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiş, Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiş olup, sonuç olarak Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı yanın, ... hizmetleri bakımından \"... ...\" ibaresini ticaret unvanı olarak uzun yıllar kullandığını, bu ibare üzerinde hak sahibi olduğunu iddia etmişse de, Davalı şirketin \"...\" ibaresinin de yer aldığı ticaret unvanı ile davacı şirketten daha önceki tarihte kurulduğu, davacı şirketin kurucu ortağı olan ... ...'nın kendi adıyla tescili daha eski tarihli olsa da \"...\" ibaresini marka veya ticaret unvanı olarak ... hizmetleri sınıfında kullandığına dair hiç bir delil bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 31/03/2021 tarihli , 2021/225 E -2021/674 K sayılı ilamı ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, YARGITAY 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/3974 E- 2022/5807 K sayılı ilamı ile davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA karar verilmiştir.Davacının 08.05.2005 tarihinde ... no ile tescilli   ... markasının kelime markası olduğu, markanın esas unsurunun ... kelime unsuru olduğu,  ... tescil numaralı ...+ŞEKİL markasının ve ... tescil numaralı ...+ŞEKİL markasının ...+ bu ibarenin her iki tarafında karşılıklı gelen 3'er deveden oluşan deve kervanı figürlerinin yer aldığı kelime ve şekil markası olduğu, bütünsel bakış açısı ile markanın esas unsurunun ... +ŞEKİL unsuru olduğu, davalının kullanımlarında da ... kelime unsurunun alt tarafında “...” ibaresinin her iki tarafında karşılıklı gelen 3'er deveden oluşan deve kervanı figürlerinin yer aldığı, davalı markasındaki her iki tarafta yer alan deve figürlerinin yazılış şekline göre davacı figürlerinden farklı olarak aynı yöne baktığı, Mahkemece her ne kadar iltibas bulunmadığı değerlendirilmiş ise de, her iki markanın esas ve tali unsurlarına bakıldığında şekli, fonetik, renk kombinasyonları ile birlikte değerlendirildiğinde davalının markasının davacının markası ile benzer olduğu,  öncelik hakkı değerlendirilmesinde ise, İstanbul Anadolu 2 FSHHM nın 2015/51 esas sayılı dosyasında iş bu dosya davacı şirketin \"...\" ibaresinin de yer aldığı ticaret unvanı ile iş bu dosyadaki davalı şirketten daha önceki tarihte kurulduğu, davalı şirketin kurucu ortağı olan ...'nın kendi adıyla tescili daha eski tarihli olsa da \"...\" ibaresini marka veya ticaret unvanı olarak ... hizmetleri sınıfında kullandığına dair hiç bir delil bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği, Kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 31/03/2021 tarihli , 2021/225 E -2021/674 K sayılı ilamı  esastan reddine karar verildiği ve YARGITAY 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/3974 E- 2022/5807 K sayılı ilamı ile  ONANMASINA karar verildiği, buna göre davalının önceki kullanım hakkı sahibi olduğunu kesinleşmiş ve bağlayıcı karar nedeniyle ispatlayamadığı, bu karara rağmen kullanımına devam ettiği ve kötüniyetli olduğunun kabulünün gerektiği buna göre marka hakkına tecavüz oluştuğunun ve haksız rekabet oluştuğunun kabulü gerekirken davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davacı markasının belirli bir pazar payının bulunduğu, lisansa konu edilmesi halinde belirli bir marka değerinin bulunduğu, hiçbir tacirin uygulamada lisans seçeneğinde 1 yılın altında lisans vermediği, dolayısıyla uygulamada ticaret odasından sorulan emsal lisans oranlarında yıllık cironun %15 i oranında sabit görüş bildirdikleri, bilirkişi raporuna göre,   davacının davasını 2014 ve 2015 yıllarını kapsayacak şekilde ıslah talebinde bulunduğu, 2014 yılı için lisans bedelinin 819.080.79 TL olduğu, dava açılış tarihi itibariyle 2015 yılı için 8 ay 3 günlük ihlal süresi bulunduğu ( aylık lisans bedeli 29.367,93 TL olup 8 ay için 234.943,41 TL ve 3 günlük 2936,79 TL toplam 237.880,20 TL) buna göre 819.080,79 TL+237.880,20 TL=1.056.961,13 TL lisans bedelinin SMK 151/2-c kapsamında  davalıdan tahsiline, manevi tazminatın 10.000,00 TL olarak kabulüne karar verilmesine karar  verilmiştir.Açıklanan gerekçeler ile marka hakkına tecavüzden ve haksız rekabetin oluştuğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü gerekirken reddine karar verilmesi yerinde olmadığından,  davacının  istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1- Davacı vekilinin istinaf isteminin  KABULÜ ile,<br>2- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 25/03/2025 tarih, 2017/308 E., 2025/89 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,<br>3-Davanın KISMEN KABULÜNE, Davalının kullandığı ...+ deve şekil markasının, davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin  tespitine, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine,<br>-Maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne; 1.056.961,13 TL ıslah tarihi olan 10/03/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>-Manevi tazminat talebinin kabulüne; 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;<br>4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken markaya tecavüz davası yönünden 732,00 TL, maddi tazminat davası yönünden  72.201,01 TL, manevi tazminat davası yönünden 732,00 TL karar harcı olmak üzere toplam 73.665,01 TL'den peşin alınan  20.177,86  TL'nin mahsubu ile 53.487,15 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, <br>4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 27,70 TL başvurma harcı,  20.177,86  peşin ve ıslah harcı, 4,10 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 20.209,66 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>4/c- 22.500,00 TL bilirkişi ücreti, 422,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 22.922,50 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 22.693,27 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre markaya tecavüz davası yönünden 55.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, <br>4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen maddi tazminat davası yönünden 164.544,17 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,<br>4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre manevi tazminat davası yönünden 10.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,<br>4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen maddi tazminat davası yönünden 55.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,<br>5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;<br>5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,<br>5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 360,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.043,10 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,<br>5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,<br>6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3409750676df93b1","SID":"2faabebf2f672548"}}