{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1471 <br>KARAR NO:2026/499<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:17/05/2022<br>NUMARASI:2021/672 Esas -  2022/356 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında mağaza ve vitrinlerin tasarlanması konusunda anlaşma yapıldığını, anlaşmaya uygun olarak davalı şirketin vitrin ve mağazalarının tasarımı için gerekli çalışmaları eksiksiz bir biçimde ifa ettiğini, ancak davalı şirketin cari hesap tablosunda yer alan müvekkili şirketçe düzenlenen fatura bedellerinden kalan 29.500,00 TL bakiye bedeli müvekkili şirketin tüm çabalarına rağmen ödemediğini, İstanbul 24.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine takip başlatıldığını, ancak davalı şirketin ödeme emrinde belirtilen borca, takibe, faiz oranına, faize, işlemiş faize ve tüm ferilerine haksız yere itiraz ettiğini,  müvekkilin alacağının tahsili, için takibe vaki davalının haksız itirazını iptalini, takibin devamını ve davalının %25 den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafla karşılıklı ve sözlü olarak ileriye dönük olarak 100.000,00 TL + KDV  bedel üzerinden \"mağaza vitrin düzenlemesi\" hizmetinin alınması hususunda anlaşıldığını, davalı ve davacı arasında karşılıklı imzalanmış bir sözleşme bulunmadığını, yine taraflar arasında geçerli bir cari hesap mukavelesi de imzalanmadığını, nitekim davacı tarafın böyle bir iddiasının da bulunmadığını, müvekkili şirketin sözlü olarak 100.000 TL + KDV bedelle  alınmasında mutabık kaldıkları hizmet nedeniyle düzenlenen 4 adet  fatura bedeli toplamının 100.000 TL + KDV  (118.000 TL) yerine 125.000 TL + KDV (147.500 TL) olarak düzenlendiğini tespit etmesi üzerine yaptığı değerlendirmede fazla düzenlenen tutarın 5.000 TL + KDV'sini de davacı lehine olarak kabul ettiğini, 20.000 TL + KDV tutarını ise (toplam 23.600 TL) düzenlediği 21.07.2020 tarihli ve ... numaralı fiyat farkı ve iskonto iade faturası ile davacıya iade ettiğini, bu iadenin müvekkili şirket tarafından kayıtlara alındığını, BS formuyla vergi dairesine bildirildiğinin beyan edildiğini ve ilgili tüm yasal yükümlülüklerin yerine getirildiğini, diğer yandan iade faturası bedeli düşüldükten sonra kalan ve üzerinde karşılıklı mutabık kalınmış bulunan hizmet bedelinin ise davacıya eksiksiz olarak ödendiğini, fakat davacıya iade edilen faturanın davacı tarafından yaklaşık 2 ay sonra Beşiktaş ... Noterliği’nden keşide edilen 09/09/2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile iade edildiğini, davacının ilgili ihtarnameyle iade ettiği söz konusu iade faturasının düzenlendiği tarihin 21.07.2020 olduğunu, bu tarihin üzerinden yaklaşık iki (2) aya yakın bir süre geçtikten sonra  faturanın kabul edilmeyerek, hangi hukuki gerekçeyle tekrar davalıya iade edildiği hususunda ihtarnamede herhangi bir açıklamanın da mevcut olmadığını, müvekkil şirket tarafından gönderilen 21.07.2020 tarihli ve ... numaralı fiyat farkı ve iskonto  faturasının, davacı tarafından Beşiktaş ... Noterliği’nden keşide edilen 09/09/2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile kabul edilmediği bildirilerek   iade edilmesi üzerine; Davacı ... ŞİRKETİ’nin İTO ve davalı şirket kayıtlarında aynı olan adresine Beyoğlu .... Noterliğinden 11.09.2020-... ve 24.09.2020-... tarih-yevmiye numaralı ihtarnameler gönderilerek iade edilmeye çalışılmışsa da; davacının İTO adresinin; sekreterlik ofisi (sanal ofis) olduğu ve bu adreste herhangi bir çalışanının bulunmaması nedeniyle ihtarnameler tebliğ alınmadığını ve notere iade edildiğini, T.K. m.35’e göre noterden davalı şirkete tebligat yapılamamasından ve şirketle hiçbir şekilde iletişime geçilememesinden ötürü söz konusu e-arşiv faturasını davacı şirket yetkilisi sayın ...'a iade etme zorunluluğu hasıl olduğunu ve Beyoğlu ... Noterliğinden 08/10/2020 -... tarih-yevmiye numaralı ihtarname ile iade faturası  davacıya 12/10/2020 tarihinde tekrar iade edildiğini, davacı tarafın mutabık kalınan hizmet bedelinin ödenmediğine yönelik bir itirazı bulunmadığını, esasen cari hesap muavininden de görüleceği üzere firma ile yıllara dayanan ilişki söz konusu olup  bu ilişki süresince hizmet bedeli ve ödeme konusunda  karşılıklı olarak hiçbir  uyuşmazlık yaşanmadığını, ancak davacı tarafla bir daha çalışılmayacağı bildirildiğinde davacı bunun üzerine ve kötüniyetle fazla fatura düzenlediğini ve KDV dahil fazla düzenlediği 29,500 TL'lik (25.000 TL + KDV) bir alacağı olduğu iddiasında bulunduğunu, davacının müvekkili şirkete sözlü olarak ödenmesinde mutabık kalınan hizmet bedelinden fazla fatura düzenlemesi ve iade faturasını dikkate almayarak bu miktarı talep etmesinin ticari örf ve adete de uygun olmadığını beyanla, haksız ve dayanaksız davanın reddine, icra inkar tazminatı isteminin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Mahkememizce tespit edilen uyuşmazlık noktalarında icra edilen yargılama ve tüm dosya kapsamında edinilen vicdani kanaat gereğince, davacı tarafın açık hesaba istinaden başlattığı icra takibinin davalı şirketin ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içerisindeki vaki itirazı nedeniyle durduğu, itirazın iptali davasının kanuni süre içerisinde ikame edildiği, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde mali müşavir bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmasına karar verilmekle, tarafların uyuşmazlık konusu döneme ilişkin 2020 yılına ait ticari defter ve belgelerini ibraz ettiği, ibraz edilen ticari defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı,  2020 yılı içinde davacı tarafça toplam bedeli 147.500 TL olan 4 adet fatura düzenlendiği, anılı faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve taraflarca vergi dairelerine BS ve BA formları altında beyan edildiği, davacı ticari defterlerine göre davalı ödemeleri sonucunda 21.10.2020 tarihi itibarıyla davalıdan 29.500 TL alacaklı olduğu, söz konusu alacağın 4 faturanın ödenmeyen bakiyesine ilişkin olduğu, davacı ticari defterlerine göre ise davacı defterlerinde kayıtlı olmayan 21.07.2020 tarihli 23.600 TL bedelli iade faturasının davalı defterlerine kaydedilmesi sonucu davalının davacıya 5.900 TL borçlu olduğu, davacı tarafça kesilen 4 faturanın tarihleri 13.03.2020 olmakla, davalı defterlerine kaydedilen bu faturalara süresinde itiraz edildiği hususunun davalı yanca kanıtlamadığı gibi 21.07.2020 tarihli iade faturasının da sekiz günlük sürede yapılmış bir itiraz olarak kabulünün mümkün olmadığı, faturaya süresinde itiraz edilmemesinin fatura içeriğinin kesinleşmesi yani faturanın sözleşmeye uygun olduğunun kabul edildiği sonucunu doğurduğu, bu durumda faturanın sözleşmeye uygun olmadığını ispat yükünün davalı üzerine geçtiği ancak davalı yanın dosya kapsamına bu durumu ispata elverişli delil sunmadığı gibi fatura bedelleri itibarıyla tanık da dinlenemeyeceği, zira davalı yanın yemin deliline de dayanmamış olduğu, nitekim davalı yanın davacı yandan hizmet almadığını savunmadığı görülmekle, faturaların ticari defterlere kaydedilmesi ve vergi dairesine BA formu ile beyan edilmesinin de hizmetin verildiğini gösterdiği, davacı faturalarına karşı davalı yanın yasal süresinden çok sonra kesmiş olduğu iade faturasına karşı davacı yanın itirazının süresinde olup olmayışının somut olayda önem arzetmediği, davalı defterlerinde kayıtlı olup mahkememizce süresinde yapılmış bir fatura iadesi/itirazı olarak kabul edilemeyen 23.600 TL bedelli fatura çıkarıldığında, davalı yanın kendi defterlerine göre davacıya 29.500 TL borçlu olduğu anlaşılmakla, HMK'nun 222. maddesi uyarınca davacının davalı yandan olan açık hesaptan kaynaklı alacağını ispat ettiği sonuç ve kanaatine varılarak, davanın kabulü ile itirazın iptaline, alacak davalı yanca da belirlenebilir yani likit olduğundan takibe haksız itiraz nedeniyle alacağına geç kavuşan davacı lehine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Taraflar arasındaki sözlü akit söz konusu işin 100.000-TL + KDV olması üzerine olduğunu, davacının  daha sonrasında Müvekkile 125.000-TL + KDV üzerinden fatura kestiğini, söz konusu miktarın taraflar arasında kararlaştırılan miktardan fazla olduğunun davacı ile yapılan şifahi görüşmelerde kendilerine aktarıldığını, daha sonrasında davacının müvekkile 125.000-TL + KDV ödemesi gerektiğini belirtmesinin akabinde müvekkilinin itiraz mahiyetinde iade faturası düzenleyerek davacıya noter kanalıyla gönderdiğini, böylesi kötü niyetli bir hareketin hukuk düzeninde korunamayacağını, davacının kötü niyetli iddialarının reddi gerekirken ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki anlaşılan miktarın 125.000-TL + KDV olarak belirlendiğinin kabulü ile karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının müvekkili tarafından düzenlenen iade faturasına yasal süresi içerisinde itiraz etmediğini, nasıl davacı tarafından düzenlenen faturalara tarafımızca süresinde itiraz edilmemesi sebebiyle davacının iddialarının haklı olduğu kabul edilebiliyor ise yine aynı şekilde müvekkil tarafından düzenlenen iade faturalarına  da davacı tarafından süresinde itiraz edilmemesi iddialarının kabulü anlamına gelmesi gerektiğini,  İlk derece mahkemesinin haksız bir şekilde, davacıya hak gördüğü bir hususu müvekkile hak görmediğini, bu uyuşmazlıkla ilgili olarak ilk derece mahkemesine sunulan delil listesinde \"ve sair deliller\" şeklinde belirtilen ve yemini de kapsayan delilleri  mevcut olmasına rağmen ilk derece mahkemesi bu yöndeki delillerini yerine getirmediğini, hal böyleyken ilk derece mahkemesinin yemin delilini yerine getirmeksizin bir karar vermesi hatalı olduğundan söz konusu kararın bozulması gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, eksikliklerin giderilmesi adına dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesini  talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava; satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. \tİlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispat edilip edilmediği  noktasındadır. Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, İstanbul 24.İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası ile \"cari hesap borç bakiyesi\" borcun sebebi gösterilerek 29.500 TL asıl alacağın  tahsili istemiyle 21.10.2020 tarihinde ilamsız  takip başlatılmış , itiraz üzerine takip durmuştur Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan  bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu  sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi  özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştirimez. Bu durumda borçlu taraf,  faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Bu durumda davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen taraf ticari defterlerine göre, taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı defter kayıtlarında davacının, davalıdan takip tarihi itibariyle 29.500 TL alacaklı görüldüğü, Mart 2020 BS formunda davacının davalıya 4 adet belge ile 125.000 TL (KDV hariç) tutarında mal ve hizmet teslim ettiğini Vergi Dairesine beyan ettiği,  davalı defter kayıtlarında davalının davacıya takip tarihi itibariyle 5.900 TL borçlu görüldüğü ancak Mart 2020 BA formunda davalının davacıdan 4 adet belge ile 125.000 TL(KDV hariç) tutarında mal ve hizmet teslim aldığını Vergi Dairesine beyan ettiği , taraflar arasındaki açık hesap farkının, davacı tarafından 2020 yılının Mart ayında düzenlenen 4 adet faturaya karşılık davalı tarafından 21.07.2020 tarihinde düzenlenen (20.000 TL+KDV) 23.600 TL'lik fiyat farkı ve iskonto iade faturasından kaynaklandığı, bu iade faturasının davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.03.2017 tarihli, 2016/12244 E., 2017/2368 K. sayılı kararının da belirtildiği üzere davalının faturayı BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirmesi faturaya konu hizmetin  davalıya verildiğine dair bir karine oluşturacak olup , somut olayda davacı yararına oluşan bu  karinenin aksini ispat külfeti  davalıya aittir.Davalı tarafça itiraz süresinden sonra iade faturası düzenlenmiş olup,  bu faturanın, davalının ticari defterlerindeki kayıtla çelişmeyecek şekilde haklı bir nedenle kesildiğine ilişkin dosyada herhangi bir belge mevcut değildir. Davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan ancak davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan iade faturasının dayanağının usulüne uygun olduğunun ispatlanması gerekli olup, iade faturası düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan bu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olması tek başına, davalının savunmalarını ispata elverişli değildir.Davalı cevap dilekçesinde, tarafların sözlü olarak 118.000 TL (100.000 TL + KDV) bedel üzerinden \"mağaza vitrin düzenlemesi\" hizmetinin alınması hususunda anlaştığını, davacı tarafından düzenlenen faturaların, kararlaştırılan miktardan fazla olduğunu ileri sürmüştür. Ancak dosya kapsamında davalının bu iddiasını ispata yarar somut bir delil bulunmamaktadır.<br>Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 03.3.2017 T. 2015/2 E. 2017/1 K. sayılı kararı gereğince açıkça yemin deliline dayanılmamış ise dilekçede yer alan sair deliller gibi bir ibare yemin deliline dayanıldığı anlamına gelmeyecek olup, davalı, istinaf dilekçesinde mahkemenin kendilerine yemin delilini hatırlatmaması gerektiğini ileri sürmüş ise de cevap dilekçesinde açıkca yemin deliline dayanmamıştır. Buna göre davalı tarafından tanzim edilen iade faturasına konu bedel ile davalı defterlerinde davacıya borçlu olunan tutarın toplamına göre davacının davalıdan 29.500 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla  mahkemece davanın  kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 503,78 TL harcın, alınması gerekli olan 2.015,15 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.511,37 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7f713f5c6207cab3","SID":"134cb09b16323435"}}