{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1329 <br>KARAR NO:2026/176<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:23/05/2022<br>NUMARASI:2022/158 Esas -  2022/523 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/02/2026<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Uyuşmazlık konusu Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali olduğunu,  .... Şti. 'nin hava, kara ve denizyolu taşımacılığı yaptığını, davalı firma ile olan uyuşmazlığın taşıma belgelerinden de anlaşılacağı üzere kara taşımasından kaynaklandığını, 18 Haziran 2020 tarihinde, İngiltere’den İstanbul Türkiye’ye Gönderici: ... Ltd, Alıcı, ... olmak üzere ithalatı yapılacak olan emtiaların taşımasına ilişkin davalıyı  şirket ile ... hizmeti kurulduğunu, söz konusu icra takibi hatalı işlemden kaynaklanan gümrük vergisine ilişkin düzenlenen faturanın karşılığının ödenmemesi sebebiyle başlatıldığını, söz konusu nakliye işlemi tarafların anlaşmaya vardığı şartla Navlun Teklifi Şartları üzerinden gerçekleştirilmediğini, davalının basiretli bir tacir gibi davranarak edimini eksiksiz yerine getirdiğini fakat davalının söz konusu taşıma hizmetinden kaynaklanan borçlarını ödemediğini, ATR belgesi olmadan davalının malları gümrükten mevzuata aykırı olarak ve tamamen davalının tam kusuru  ile davalıya teslim edildiğini, davalının daha sonra davalının temin etmesi gereken ATR belgesini kendi imkanlarıyla temin ettiğini ve tamamen davalının tam kusuruna bağlı olarak oluşan bir zararı söz konusu olduğunu, nakliye işleminin ayıplı yapılmasından  doğan alacağı konulu temel e-fatura olduğunu, davalı yana elektronik sistem üzerinden tebliğ edildiğini, TTK 21/2 md gereğince davalı taraf 8 gün içinde faturaya herhangi bir itirazda bulunmadığından kesinleştiğini, zira ilgili hüküm gereği faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmayanın bu içeriği kabul etmiş sayılacağını, davalıyı şirket ile davalı şirket arasında  yer alan Cari Hesap Ekstresi'nden görüleceği üzere cari hesap ilişkisi olarak devam eden bir ticari ilişki bulunduğunu, davalının muhasebe kayıtlarında, davalı şirketin cari hesaba dayalı toplam 19.861,40 TL borcunun olduğu anlaşıldığını, nitekim ticari defter kayıtları incelendiğinde de davalı firmanın, davalıya 19.861,40 TL borcu olduğunun görüleceğini, davalının ediminin ifasını yapamaması nedeniyle davalıyı tarafından gerçekleştirilen hizmetler sonucu oluşan alacaklara ilişkin olduğunu, alacağın geçmiş fatura ve cari hesap kayıtları ile kesinleştiğini, davalıya müracaatta bulunulduğunu ancak sonuç alınamadığını, borç nedeniyle  Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyası ile davalı aleyhinde icra takibi başlatıldığını, ancak davalı şirket herhangi bir borcu olmadığından bahisle icra takibine haksız ve hukuka aykırı itiraz ettiğini, bu nedenlerle icra dosyasına vaki itirazın 19.861,40 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, borç bakiyesinin en yüksek kamu banka TL faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, alacağın likit ve belirlenebilir olduğundan davalının %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalının cevap dilekçesi sunmamış olduğu görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \",Dava dosyamızda ispat yükü müdde-i iddiasını ispatla mükelleftir kuralı gereği davacı üzerindedir. Tarafların tacir olduğu hususu göz önünde bulundurularak davacının iddiası noktasında ticari defterleri üzerinde ihtaratlı inceleme kararı verilmiştir. Bilirkişi ücretinin yatırılması ve inceleme günü defterlerin hazır edilmesi noktasında davacıya açık, anlaşılır ve sonuçlarını belirtir şekilde kesin süre verilmesine rağmen davacı tarafından inceleme günü itibariyle defterlerini ibraz etmediği gibi bilirkişi ücreti olan delil avansını da yatırmaması nedeniyle inceleme yapılamadığına dair tutanak tutulmuştur. Gelinen aşamada miktar itibariyle davacının iddiasını yasal delillerle ispat etmesi gerekmekte olup buna ilişkin delil de sunamadığı göz önüne alındığında \"tevehhüme itibâr yoktur\" (Soyut beyanlara itibar edilemez-Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye) kuralı gereği davacının tüm talepleri hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. Davalı tarafça her ne kadar kötü niyet tazminatı talep edilmişse de, takip yapmada davacının kötü niyeti ispatlanamadığından tazminat talebinin ve davanın reddine,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Söz konusu icra takibi hatalı işlemden kaynaklanan gümrük vergisine ilişkin düzenlenen faturanın karşılığının ödenmemesi sebebiyle başlatıldığını, nakliye işlemi tarafların anlaşmaya vardığı şartlar üzerinden gerçekleştirilmemiş olduğunu, davacı edimini eksiksiz yerine getirmiş fakat davalı söz konusu taşıma hizmetinden kaynaklanan borçlarını ödemediğini, ATR belgesi olmadan davacının malları gümrükten mevzuata aykırı olarak ve tamamen davalının tam kusuru  ile davacıya teslim edildiğini, davacı daha sonra davalının temin etmesi gereken ... belgesini kendi imkanlarıyla temin edip  tamamen davalının tam kusuruna bağlı olarak oluşan bir zararı söz konusu olduğunu. işbu nakliye işleminin ayıplı yapılmasından doğan alacağı konulu temel e-fatura olduğunu, davalı yana elektronik sistem üzerinden tebliğ edilmiş olduğunu,  davalı taraftan faturaya 8 gün içinde  herhangi bir itirazda bulunmadığını, davacı şirket ile davalı şirket arasında  cari hesap ekstresinden görüleceği üzere cari hesap ilişkisi olarak devam eden bir ticari ilişki bulunmadığını, davacının muhasebe kayıtlarında davalı şirketin cari hesaba dayalı toplam 19.861,40 TL borcunun olduğunu, söz konusu cari hesap alacağı için işbu itirazın iptali istenen icra takibi açılmadan önce davalıya müracaatta bulunulmuş ancak sonuç alınamadığını, sadece bilirkişi  masrafını ve ticari defterleri masraflarını sağlık sorunlarımız sebebiyle süresinde karşılamamamız sebebiyle davanın reddine karar verildiğini, masrafı yatırmak için ek süre talebinin ise reddedildiğini, dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmasına rağmen tanıkların dinlenilmediğini, dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmasına rağmen yemin hakkının hatırlatılmamış ve kullandırılmamış olduğunu, dosyanın davacı lehine kaldırılmasını, dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesini, aksi kanaatte ise dosyanın istinaf mahkemesince duruşmalı ele alınarak ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacı  lehine hüküm kurulmasını, istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar ilamın  icrasının tehirini, davalının haksız yere dava açılmasına sebebiyet verdiğinden % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve  karşı vekalet ücretinin  davalıdan alınarak tarafımıza verilmesini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava; taşıma sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ve  bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının alacağının bulunup bulunmadığı, davanın ispatlanıp ispatlanmadığı noktalarındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında, \" Hatalı işlemden kaynaklanan gümrük vergisinin yansıtılması 16.025,73 TL \" sebebine dayalı olarak 16.025,73 TL asıl alacak, 616,99 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.642,72 TL'nin tahsili istemiyle  21.12.2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 94. maddesine göre hakimin belirlediği süreler kural olarak kesin olmamakla birlikte, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğar. İster kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması halinde; ilgili taraf o delile veya hakka dayanamamak vazgeçmiş sayılır.Ancak, kesin sürenin kaçırılmasının ağır sonuçları nazara alınarak, yargılamanın makul sürede bitirilmesi ve gereksiz yere uzatılmasının önlenmesi amacıyla öngörülen kesin süreye ilişkin kuralların, kanunun amacına uygun olarak kullanılması gerekir. Bu kapsamda öncelikle, kesin süreye ilişkin ara karar, her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler için gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca süreye uyulmamanın sonuçları açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır. Ayrıca, Yargıtay içtihatları, kesin süre bittikten sonra masrafın yatırılması halinde  de, masrafın kesin sürenin verildiği celse ile bir sonraki celse arasında yatırılmış olması nedeniyle kesin süreden beklenen amacın hasıl olduğu, celse atlanmasına ve yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmediğinden kesin sürenin sonuçlarının uygulanmaması gerektiği yönündedir.A.TR Dolaşım Belgesi, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde eşyanın serbest dolaşım statüsünü gösteren belge olup eşyanın Gümrük Birliği çerçevesinde, gümrük muafiyetlerinden yararlanması için bu belge aranmaktadır. A.TR Dolaşım Belgesi, hukuki niteliği TTK'nın 860/1. maddesinde sayılan taşımaya refakat eden bir belge olup uygulamada bilindiği gibi taşıma gerçekleşmeden önce gönderen tarafından düzenlenip taşıyıcıya teslim edildiği ve taşıyıcının da taşıma süresince belgeyi saklayıp taşıma sonunda gönderilene teslim etmekle yükümlüdür.Somut olayda, mahkemece,14.02.2022 tarihli tensiple,18.03.2022 tarihinde ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, bilirkişi ücretinin yatırılması için ise davacı tarafa iki(2) haftalık kesin süre verilmiştir. Davacı tarafından, kesin sürede bilirkişi ücreti yatırılmamıştır. Davacı 18.06.2020 tarihli, İngiltere’den İstanbul Türkiye’ye  yapılan taşımada, A.TR Dolaşım Belgesini sonradan temin ettiğini beyan ederek, bu nedenle gümrük vergisi ödediğini iddia ederek, davacıya hatalı işlemden kaynaklanan gümrük vergisinin yansıtılması açıklaması ile 21.07.2020 tarihli 16.025,73 TL tutarlı  faturayı düzenlemişse de, davalı tarafından söz konusu faturaya Beyoğlu ... Noterliği 27.07.2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itiraz edilmiş olduğu, 10.07.2020 düzenleme tarihli ATR Dolaşım Belgesinin 10.07.2020 tarihinden başlayan 4 aylık gecikmiş ibraz süresinin beklenmediği, zaten belgeyi sonradan kendisinin temin ettiğini beyan ettiği, söz konusu gümrük vergisini ödediğine ilişkin dosyaya herhangi bir belge sunmadığından ödediğini ispatlayamadığı, 4 aylık ibraz süresinin de geçmediği, davacının ibraz süresini beklemediği, bilirkişi incelemesi için kesin süre içinde masraf yatırmadığı da görülerek, söz konusu hususun tanıkla ve yeminle ispatının da mümkün olmadığından, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"99b94cb5409e350e","SID":"cfceddda0dd442ad"}}