{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2025/969 <br>KARAR NO\t \t: 2026/434<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22.01.2025<br>NUMARASI\t\t: 2023/361 Esas 2025/51 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma veya Çıkarılmaya İlişkin)<br>DAVA TARİHİ\t: 18.05.2023<br>KARAR TARİHİ\t: 11.03.2026<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11.03.2026<br><br>\tAydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.01.2025 tarih 2023/361 Esas 2025/51 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ....  tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, müvekkilinin,  güncel olarak davalı şirketin 30.000'de 6.000 (%20) oranında hissedarı olduğunu, davalı şirketin, 29.05.2001 tarihinde Aydın Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü'nün oluru ile kuruluşuna izin verilmiş olup 04.06.2001 tarihinde ticaret siciline kayıt ve tescil edildiğini, kuruluşta, halen şirket müdürlüğünü sürdüren müvekkilin abisi ...  400'de 160 (%40), erkek kardeşi ... 400'de 80 (% 20) ve kuzen ... 400'de 160 (% 40) olmak üzere şirket ortağı olduklarını, 15.12.2003 tarihinde kuzen ... şirketteki hisselerini diğer şirket ortağı ve müvekkilin abisi ...'ya devrederek şirketten ayrıldığını, 26.12.2003 tarihinde müvekkili, ...'nın 400'de 60 hissesini (%15) devralarak davalı şirkete ortak olarak katıldığını, müvekkilinin, 18.05.2007 tarihinde kardeşi ...'nın 30.000'de 1.500 adet payını devraldığını ve nihai olarak şirkette 30.000'de 6.000 (%20) paya sahip olduğunu, şirket müdürü ve hakim ortak .... müvekkilinin ağabeyi, diğer ortak ... müvekkilinin kardeşi olduğunu, davalı şirket, merkez adresinde.... Merkezi ünvanlı diyaliz merkezini işlettiğini, müvekkilinin 2007 yılı Şubat ayından itibaren bu merkezde diyaliz hekimi olarak gecesini gündüzüne katarak çalıştığını ve ortağı bulunduğu şirkete olağanüstü katkı yaptığını, müvekkilinin davalı şirkette haklı nedenle iş aktini feshettiği Ekim 2022 tarihinde 20.000,00-TL maaşla çalıştığını, müvekkilinin,  şirket ortağı olmasına ve fiilen diyaliz merkezinde diyaliz hekimi olarak aktif çalışmasına karşın,  azınlık hisse sahibi olarak tüm kararlardan hariç tutulduğunu, diğer ortakların ve özellikle baskın hissedar ve şirket müdürü .... müvekkilin iradesini dikkate almaksızın şirketi tek başına yönettiğini,  şirket ana sözleşmesinde açık hüküm olmasına ve uzun yıllar kâr etmesine karşın hiç bir zaman şirkette kâr payı dağıtımı yapılmadığını, huzur hakkı ödemesinin de yapılmadığını,  yalnızca işletmeden aldığı diyaliz hekim maaşı ile geçinmek zorunda kaldığını, defalarca talep etmesine karşın müvekkiline davalı şirketin mali tabloları hakkında ayrıntılı bilgi verilmediğini, Kadıköy 3. Noterliği'nin 25.10.2022 tarih ve 9058 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı şirket yönetimini ve mali denetimi sağlamak amacıyla ortaklar toplantısı talep ettiğini, ancak davalı şirket yönetimi/diğer ortaklar müvekkilin bu istemini usulüne uygun bir şekilde yerine getirmediklerini, müvekkilin, iş aktini haklı nedenle feshine giden süreçte şirket müdürü ve hakim ortak ... müvekkili işinden ve şirketten uzaklaştırmak için sistemli bir şekilde çaba gösterdiğini, uyguladığı psikolojik şiddet ile müvekkilini şirkette çalışamaz hale getirdiğini, yoğun gerilimli bir ortam yarattığını,  önce aile içi bir tartışma sonrası, şirket personellerinden sorumlu hemşire ile birlikte hareket ederek müvekkile karşı mobbing uygulandığını, müvekkiline karşı gerçek dışı içerikte tutanaklar tutulmasını sağladığını, müvekkilinin tüm bu mobbing ve kötü davranışlar nedeniyle şirket ile olan iş aktini de 24.10.2022 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile haklı nedenle feshettiğini, bu baskılar sonucunda müvekkil şirket işletmesi olan .... Merkezinden uzaklaşmak zorunda kaldığını, hakim hissedar olan şirket müdürünün bu davranışları nedeniyle müvekkilinin davalı şirket ile olan iş aktini haklı nedenle feshetmek zorunda kaldığını, tüm ortakların  kardeş olduklarını, ortaklarla birlikte, babaları da uzun yıllardır şirkete ait araçları kullandıklarını,  şirket ortaklarından ...., şirkette herhangi bir iş yapmamasına, bir görev pozisyonu olmamasına karşın düzenli olarak maaş ödemesi altında şirketten ödeme aldığını, şirket müdür ve hakim ortağı .... ile şirket ortağı ...., şirkete ait kredi kartlarını, şahsi harcamalarında, çocuklarının okul taksitlerini ödemede kullandıklarını, üçüncü kişilerden gelen bilgilere göre, şirket yönetimi davalı şirketi fiktif olarak borçlandırdıklarını,  davalı şirket mali zorlukta gösterildiğine göre ve şirket ortaklarının davalı şirkete borçları olduğu söylenmesine karşın bu şirket alacaklarının tahsili için şirket müdürü tarafından hiç bir işlem yapılmayarak, şirket zarara uğratılmaya devam edildiğini, bu süreçte mali anlamda gerekmemesine karşın, bankalardan kredi kullanılarak şirketin yersiz borçlandırılma ihtimali de bulunduğunu, limited şirket ortaklığında kişi unsuru ağır bastığından, ortaklıktan doğan hak ve borçların tümünün müvekkili açısından çıkma süresi sonuna kadar dondurulmasını, davalı şirket adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz malların üçüncü kişilere devir ve temliklerin önlenmesini, davalı şirket yönetiminin her türlü borçlandırıcı tasarrufi işlemlerinin önlenmesini, davalı şirket adına bankalarca verilmiş tüm kredi kartlarının bloke edilmesini, davalı şirkete ait banka hesaplarında çalışanların maaş ödemeleri haricinde ödeme yapılmaması için mevcut tüm banka hesapları üzerine bloke konulmasını, teminen HMK'nun 389. maddesi ve 6102 Sayılı Kanun'un 638/2. ikinci cümlesi gereğince ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin ortaklıktan çıkma istemi haklı nedenlere dayandığından davalarının kabulü ile TTK'nın 641/1 maddesi gereğince ve karar tarihine en yakın tarih itibari ile Mahkeme tarafından belirlenecek esas sermaye payının gerçek değeri tutarında ayrılma akçesinin ödenmesi kaydı ile müvekkilin davalı şirket ortaklığından çıkmasına, ayrılma akçesinin dava tarihinden itibaren yasal faiz oranından az olmamak üzere ödeme tarihine kadar işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, ortaklıktan çıkma kararının tescil ve ilanı için durumun ilgili ticaret sicil müdürlüğü'ne bildirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, davacı tarafından dava dilekçesi kapsamında ileri sürülen hususlar tamamen maddi gerçekliğe aykırı olduğu, davacının şirket içindeki pozisyonu, şirket üzerinden elde etmiş olduğu gelirler, çalışma şartları ve sair hususlara ilişkin ayrıntılı ve delillendirmeli olarak gerekli açıklamalar yapılacak olduğunu davacı tarafın işbu ortaklıktan haklı nedenle çıkma davasını açmaya hak ve hukuki yararının bulunmadığının ispat edileceğini, davacı taraf; dava dilekçesinde kendi kusuru, kastı, kötü niyeti ve iradesi ile yapmış olduğu tüm sorumsuzca ve konusu suç teşkil eden ve mevcut aşamada savcılık makamlarınca dahi ceza davası açılan maddi vakıaları sanki olayın mağduruymuş gibi göstererek işbu davasında haklı çıkmaya çalışmakta olduğunu, davacı tarafın ceza davasına konu edilmeyen şirkete zarar verici hareket ve eylemleri  ayrıntılı olarak açıklanacağını, müvekkil şirket ortaklık yapısı itibari ile 3 kardeşli aile şirketi olduğunu, davacı herhangi bir hisse bedeli ödemeden ve şirkete ayni nakdi sermaye koymadan sadece kardeş olması nedeni ile diğer ortaklar tarafından iyiniyetli olarak şirkete %20 ortak yapıldığını, davacı ile şirket ortakları arasındaki uyuşmazlıkların çıkma sebebinin davacının ev arkadaşı ve şirket eski çalışanı ... ile ilgili anlaşmazlığın ortaya çıkması ve halihazırda Nazilli İş Mahkemesi 2022/190 E. davası devam etmesi nedeni ile kardeşler arası uyuşmazlık çıktığını, davacının ev arkadaşı ve aynı zamanda işyerinde hemşire olarak görev yapan ... isimli şahsın işyerindeki disiplinsiz tutumları sonrasında şirket müdürü ... tarafından birkaç kez yazılı ve sözlü olarak uyarıldığını, .....'in daha önce birçok kez yaptığı gibi davacının ev arkadaşı olmasına güverenek şımarık bir üslupla bazı işçilerin işten keyfi olarak çıkarılmasını istemesi üzerine şirket müdürünün bu talebi kabul etmemesi, devamında ....'in işe bir daha gelmediğini, ... isimli kişinin ....'nın 10 yılı aşkın süredir ev arkadaşı olması ve şu anda da İzmir'e beraber taşınıp yaşamaya devam etmeleri sonrasında ... tarafından şirketteki diğer kardeşleri ile aynı zaman diliminde arası bozulduğunu, yıllardır iltimas geçilen personele iltimas geçilmeye devam edilmemesi ... açısından problem oluşturduğunu, müvekkil şirket; 3 kardeşin ortak olduğu bir aile şirketi olduğunu, ortaklardan ... ile şirket müdürü ...diyaliz hekimi olup; diğer kardeş ... ise şirket idari ve prosedürel işlemleri takip ettiğini, 30701 Sayılı Diyaliz Merkezleri Hakkında Yönetmelik uyarınca bir şirketin diyaliz merkezi açabilmesi için bünyesinde uzman diyaliz hekimleri bulundurması ve hastalara diyaliz hizmeti vermek için diğer şartları sağlaması zorunlu olduğunu, müvekkil'in şirketin 3 ortağı olan kardeşler de 2 kardeşin uzman diyaliz hekimi olması nedeni ile bu işi ticari olarak yapabileceklerini ve diyaliz merkezi işletebileceklerini öngördüklerini, devamında 11.6.2001 tarihinde ... ve ....şirketi kurduğunu, daha sonra 6.3.2004 tarihinde davacı ...da şirkete %20 hissedarlık ile ortak olduğunu, %57 hissedar ...., %23 hissedar ise ... olduğunu, tarafların ortak kararı ile ... şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili müdür olarak atandığını, hukuken davacının şirket yönetimine doğrudan karar alabilecek yetkisi olmasa dahi fiiliyatta tamamen iyiniyetli olarak davacının hakları her daim gözetildiğini, hukuken bir zorunluluk olmasa da karar alınacağı zaman ekseriyetle kardeşler arasında istişare ile alındığını, bu durumu davacının bugüne kadar herhangi bir yönetimsel konuda şirketten yazılı bir talepte dahi bulunmaması ispat ettiğini, şirketin bugüne kadar her yıl düzenli genel kurul yapmama sebebi de, şirketin bir aile şirketi olması, zaten karar alınacak konuların sürekli irtibat halinde olunarak alınması ve ortakların kardeş olarak şirkette her türlü bilgi ve belgeye her zaman istediği gibi ulaşabilmesi olduğunu, ne zaman ki davacı tarafından şirket genel kurulunun toplanması talep edilmiş ise şirket tarafından hiç vakit kaybetmeksizin derhal genel kurul toplandığını, şirkete ait talep edilen her türlü evrak ve bilgi ortaklara sunulduğunu, davacı; şirket ortağı olarak sadece maddi menfaat elde etmemiş, ayrıca diyaliz hekimliği görevini üstlendiği süreç açısından da her daim avantajlı pozisyonda olduğunu, normal bir hekime göre yarı oranda çalıştığını, davacı, diğer ortak diyaliz hekimi ... ile birer hafta ara ile diyaliz merkezinde diyaliz hekimliği faaliyeti yürüttüğünü,, yani ayda 14 gün çalıştığını, davalı 2017-2020 yılları arasında İstanbul Marmara Ünivertesi'nde yüksek lisans yaptığı için İstanbul'da bulunması nedeni ile haftanın 3-4 günü diyaliz hekimi olarak çalışmaya dahi gelmediğini, tüm masrafları şirket tarafından karşılandığını, kendisine bu süreçte huzur hakkı ödemesi ortak olduğu için yine de eksiksiz olarak yapılmaya devam ettiğini, davacının, 8.9.2022 tarihinde görevli diyaliz hekimi olarak henüz hastalar diyaliz aletlerine bağlı iken ve hastalar diyaliz merkezinden ayrılmadan kendisi şirketten kafasına göre ayrıldığını, hastaların başında herhangi bir doktor kalmadığını, diğer ortak .... koşa koşa şirkete yetiştiğini, buna ilişkin tutanak tutulduğunu, sorumlu nöbetçi hekimin, hastalar diyaliz merkezinden ayrılmadan  sorumsuzca merkezi terketmesi hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini, söz konusu olası risk ve zarar şirket itibarından çok daha öte hastaların sağlığı ve hayatı nedeni ile önem taşıdığını, davacı ev arkadaşı şirketten ayrıldıktan sonra işyerinde diğer çalışanlarda huzur bırakmadığını, 2022 eylül ayından itibaren şirket işyerinde patron ve şirket ortağı olarak birçok çalışana bizzat baskı yaptığını, ağza alınmayacak hakaretlerde bulunduğunu, davacı 14.10.2022 tarihinde EK-3'te yer alan whatsapp mesajlarında da görüleceği üzere \"...'nın patronu olarak seni orada istemiyorum\", ...'nın köpeği\" vb. hakaret içerikli mesajlar yazdığını,  EK-2'de yer alan 18.10.2022 ve 19.10.2022 tarihli ve 4 farklı kişinin imzası taşıyan tutanaklarda görüleceği üzere işyerinde çalışan hemşirelerden birisine \"terbiyesiz, yüzsüz, istemiyorum bu kadını hala geliyor\" şeklinde hastaların ve diğer çalışanların önünde bağırdığını, değişik ithamlarda bulunduğunu, bu süreç birçok çalışanın işyerinde disiplinini bozduğunu, hastalar önünde şirket imajı ciddi anlamda zarar gördüğünü, bu kapsamda şirket çalışanları tarafından Nazilli 2. Asliye Ceza Mahkemesi  2023/251 E. numarası ile davacı hakkında hakaret suçlaması ile ceza davası dahi açıldığını, ayrıca davacı taraf; normal şartlarda haftalık diyaliz hekimliği görevi kendisinde iken önceden hiçbir haber vermeksizin bir anda diyaliz merkezine gelmeyi bıraktığını, hastalar diyaliz merkezinde ortada kaldığını, hastaların hayatı riske atıldığını, hastalar nezdinde şirketin çalışma prensipleri ve ilkeleri yerle bir edildiğini, diğer ortak diyaliz hekimi .... hemen diyaliz merkezine gelerek hastaların tedavisine devam ettiğini, 3 gün sonra ise davacı taraf sözde iş sözleşmesine bağlı çalıştığını beyan ederek işyerinde mobbing gördüğü şeklinde bir iddia ile iş ilişkisini sözde haklı nedenle feshettiğine dair ihtarname gönderdiğini, devamında ise Nazilli İş Mahkemesi 2023/67 E. Sayılı dosyada işçilik alacakları talepli dava açtığını, davacının şirket ortaklarından birisi olarak işyerindeki çalışma ortamı ve sükuneti bu tarz kötü niyetli ve sorumsuz eylemler bozması karşısında; tüm bu süreçler tanık, mesaj, tutanak vb. ile delillendirilmiş bir şekilde kayıt altında olduğunu, davacının şirket aracını şirket yönetiminin ve diğer kardeşlerinin izni ve bilgisi dahilinde olmadan izinsiz olarak kaçırması ve devamında halihazırda tamamen şahsi ihtiyaçları için kullanması nedeni ile açılan güveni kötüye kullanmadan kaynaklı kamu davası ile taraflarınca açılan mülkiyet hakkına dayalı aracın iadesi(istihkakı) davası  olduğunu, şirket tarafından mülkiyeti şirkete ait araçlardan üç tanesi; ortakların şirket işlerini yürütür iken kullanmaları için fiili olarak ortakların kullanımına izin verildiğini, ancak davacı taraf; sanki söz konusu araç kendisine aitmiş gibi diyaliz merkezine gelmeyi bıraktığı Ekim 2022 tarihinden beri aracı şirketle alakası olmayan şahsi işlerinde kullanmaya devam ettiğini, devamında davacı taraf İzmir'e taşınarak farklı bir diyaliz merkezinde işe girdiğini, ancak mülkiyeti şirkete ait aracı halen kendi arabasıymış gibi kullanmaya devam ettiğini,  şirket yönetimi tarafından ortakların üçü için de araçları şirkete iade etmeleri için yönetim kurulu kararı aldığını, piyasası bulunursa söz konusu araçların satılacağı ve şirkete nakit sermaye koyulacağı belirtildiğini, devamında davacının ilgili karara uymaması ve aracını teslim etmemesi üzerine ortaklar arasında eşit işlem ilkesine aykırı olmaması adına şirket hukuk müşavirliğine aracın iadesi için dava açılması ve araç fiili olarak teslim alındıktan sonra üç aracın piyasasında satılmasına karar verildiğini, dava sürecinde araçların satılması şimdilik askıya alındığını, şirketin halihazırdaki son 10 yıllık bilanço ve aktif pasif gelir/gider tabloları, çek defterleri vb. evraklar ekte paylaşıldığını, söz konusu bilançolar, vergi beyannameleri, aktif pasif gider tabloları tamamen gerçek gelir/gider tabloları olup; bu tarz kar marjı düşük bir şirkette şirketin düzenli temettü dağıtması beklenemeyeceğini,davacı almakta olduğu aylık huzur hakkı geliri ile şirketin yıl sonunda tüm gelirini temettü olarak ortaklara dağıtması ihtimalinden çok daha fazla maddi menfaat elde ettiğini, aile şirketi olan müvekkil şirkette; yıl sonunu bekleyerek temettü almak yerine her ay tüm ortaklara düzenli olarak huzur hakkı ödemesi yapıldığını, örneğin davacı tarafın 2022 yılındaki aylık huzur hakkı net 20.000 TL olup; 12 aylık süreçte değerlendirildiğinde aylık 240.000 TL gelir yaptığını, şirketin 2022 yılındaki karının yaklaşık 1.000.000 bandında olduğu değerlendirildiğinde; mevcut karın tamamı şirket ortaklarına dağıtılsa idi; %20 hissedar olan davacının elde edeceği temettü tüm vergiler dahil 200.000 TL olacağını, yani daha az maddi menfaat elde etmiş olacağını, yine şirket tarafından kar edildiği dönemde ortakların birlikte kararı ile; mülkiyeti şirkete ait olan \".... mah....ada, .... parsel\"'de bulunan taşınmazda masrafları tamamen şirket tarafından karşılanan 3 adet müstakil ev yapıldığını, daha sonra ilgili evlerin tapusu her birisi belediyede yer alan emlak rayiç değeri üzerinden ortakların her birine satış yapmak sureti ile devredildiğini, ancak davacı söz konusu evin rayiç değerini dahi şirkete ödemediğini, hiçbir maddi külfete girmeden sadece şirket ortağı olduğu için müstakil ev sahibi olduğunu, davacı dışındaki diğer ortaklar söz konusu faturalandırılmış bedeli şirkete ödemiş iseler de davacı ilgili bedeli şirkete ödemediğini,  davacı tarafa belirtilen müstakil ev dışında; 2006 yılında ... İli, ... İlçesi, ...Mahallesi ...Sokak ... Sitesi No:... No:...te yer alan daire alındığını, şirket tarafından evin tüm ödemesi yapıldığını ve söz konusu ev davacı adına alındığını, davacı tarafından son 1 yıl içerisinde iki defa talep edilen bilgi ve belgeler kendisine, mali müşavirine ve avukatına gecikmesizin temin edildiğini, davacının; diyaliz merkezinde hekimlik yapmaya devam ettiği son süreç ve devamında şirkete zarar verme kastı ile hukuki girişimlere başladığı, bu sayede diğer ortaklara kendi payını ederinden daha yüksek bir fiyata satabilmeye çalıştığını, işleyişi yasal mevzuata ve ticari anlamda düzgün giden bir şirkette; bir ortak sadece bireysel tartışmaları ve geçimsizliği yüzünden şirket ortaklığından çıkmayı ve hissesinin diğer ortaklar tarafından alınmasını talep edemeyeceğini, aksi bir yorum müvekkil şirket gibi nakit sermayesine oranla gayrimenkul ve menkul değerleri çok daha fazla olan ve piyasa koşullarında gerek borçlanarak gerekse kredi çekerek ayakta durmaya çalışan şirketlerin şirket değerlemesi sonucunda ödemesi mümkün olmayan ayrılma akçeleri yüzünden batmalarına sebep olacağını, şirket yönetimi ile alakalı bugüne kadar hiçbir problem davacı tarafından dahi tespit edilemediğini, davacının davasında haksız olduğunu belirterek reddine karar verilmesini beyan etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ticaret sicili kayıtlarına göre, davacının davalı şirkette %20, dava dışı diğer ortak ...'nın %57, diğer ortak .. ..'nın %23 hissedar olduğu, her üç ortağında şirkette bizzat çalıştığı, şirket temsilcisinin ... olduğu, kendisine kötü davranıldığı ve mobing uygulandığı için işi bıraktığına yönelik iddiaların tanık anlatımları karşısında itibar edilmediği, davalı şirketin  dava tarihine kadar ki bilançoları ve davacıya yapılan huzur hakkı ödemeleri nazara alındığında davacıya kar payı dağıtılmasından daha fazla bir menfaat sağlandığı, bu haliyle davalıya kar payı dağıtılmamasından dolayı davacının bir zararı olmadığı gibi huzur hakkı ödemesi olarak fazlasıyla maddi menfaat sağladığı,davalı şirketin  taşınmazı üzerine üç adet villayı davalı şirketin yaparak her bir ortağa birer villa verdiği,davacının hisse oranı nazara alındığında hisse oranından fazla menfaat sağlandığı gibi kar payı dağıtımından daha fazla menfaat sağlandığı,davacının rızası olduğu şeye dayanarak şirketten çıkma isteminin haklı sebep olarak kabul edilemeyeceği, davalı şirketin karar defterinde 25.02.2022 tarihine kadar alınan tüm kararlarda davacı ...’nın da imzasının olduğu,26.09.2022 tarihi ve sonrasında alınan kararlarda davacı ...’nın imzasının olmadığı, şirket ile ilgili kararlara davacının katıldığı, bilgisinin olduğu, davacıya şirket ile ilgili istediği bilgilerin verildiği, düzenli olarak şirket mali kayıtlarını incelediği, davalı şirketin salt genel kurul toplantısının uzun süre yapılmamış olması davacı ortağın ortaklıktan çıkması için haklı çıkma sebebi olarak görülmediği,<br> dosyada alınan bilirkişi raporlarından davalı şirketin mali durumunun kötü olmadığı, yılar itibariyle işini ve kazancını artırdığı, borçlanmasının olağan seviyede olduğunun anlaşıldığı, aksinin düşünülmesi halinde de kanunda hukuki çareler öngörülmüş olmakla bu yollara başvurulmadan dile getirilen şirketten çıkma talebi için dayanılan hususlar haklı sebep olarak değerlendirilemeyeceği,davalı şirket tarafından şirkette çalışan tüm ortaklara kullanmaları için araç tahsis edildiği, davacının davalı şirkette çalışmayı bıraktıktan sonra  kendisine tahsis edilen aracın  şirkete iadesinin istenmesinde de hukuka  ve eşit işlem kuralına aykırı bir durum olunmadığı, toplanan tüm delillerden davacının davasını ispat edemediği kanaatine varılmakla davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİstinaf yoluna başvurulduktan sonra davacı yanca feragat isteminde bulunulduğu davalı tarafça ise feragate beyan verildiği anlaşılmıştır.<br>\tGEREKÇE : Dava, limited şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tUyuşmazlığın çözümü için davaya son veren taraf işlemlerinin usul hukuku bakımından sonuçları hakkında kısa bir açıklama yapılmasında yarar vardır.<br>\tDavaya son veren taraf işlemleri olan feragat, kabul ve sulh, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 307 ilâ 315. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Tasarruf ilkesinin bir sonucu olarak davaya son veren taraf işlemleri hüküm kesinleşinceye kadar yapılabilir. Bir başka ifade ile taraflar davayı kabul ederek ya da davadan feragat ederek veya sulh sözleşmesi yaparak yargılamanın her aşamasında ve hatta kanun yollarında herhangi bir hükme gerek kalmaksızın davayı sona erdirebilirler. Ancak bu işlemler vekil tarafından yapılacaksa 6100 sayılı yasanın 74 maddesine göre vekilin vekâletnamesinde özel yetkinin bulunması gerekir. <br>\tDavadan feragat, davayı kabul ve sulh, içerikleri itibariyle birer maddi hukuk işlemi olmakla birlikte, yapılış şekli itibariyle birer usulü işlemdir. Bu nedenle söz konusu işlemler bir taraftan maddi hukuk anlamında uygulama imkânı bulan iradeyi bozan hâllere dayanılarak iptal edilebilirken, diğer taraftan kesin hüküm gibi sonuç doğurmaktadır. Davadan feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir (HMK m. 307). Davadan feragat eden davacı, bununla dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu haktan kısmen veya tamamen vazgeçer. Feragat tek taraflı usul işlemi olduğundan karşı tarafın izni ve mahkemenin onayına gerek kalmaksızın hüküm ifade eder. Bunun yanında feragat kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.<br>\tYapılan bu açıklama kapsamında her ne kadar davacı yanca yukarıdaki gerekçeler ile iş bu dava açılmış ise de uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup davacı vekilinin vekaletnamesinde davadan feragate ilişkin yetki bulunması karşısında istinaf aşamasında sunulan davadan feragat dilekçesi HMK'nın 307 vd maddeleri uyarınca sonuç doğurucu mahiyettedir. Bu durumda, Yargıtay İBK'nun 11.04.1940 gün ve 70 sayılı ve HGK'nun 21.11.1981 gün ve 1981/2-551 sayılı kararları uyarınca, öncelikle, davadan feragate ilişkin bir hüküm verilmesi gerektiğinden ve bu durumda, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın feragat nedeniyle reddine, kaldırma kararının sebep ve şekline göre davacı vekilinin istinaf isteminden feragate ilişkin bir karar verilmesine yer olmadığına, feragatin içeriğinin belirtilmediği gibi davalı yanca yargılama gideri ve vekalet ücreti talep edildiği nazara alındığında davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir.(Yargıtay 11. H.D'nin  2015/6376 E, 2015/8700 K).<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1- Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.01.2025 tarih 2023/361 Esas 2025/51 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2- Feragat beyanı ve kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile;<br>\t\t- Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,<br>\t\t- Kaldırma sebep ve şeklinde Dairemizin 17/01/2024 tarihli,  2023/1978 esas ve 2024/92 karar sayılı ilamı ile \"davalı şirket adına kayıtlı araçlar (..., ... VE ... plakalı araçlar yönünden daha evvelden verilen tedbir kaldırıldığı gözetilerek bu araçlar hariç olmak üzere diğer araçlar yönünden), iş makineleri  ve gayrimenkuller üzerine\" konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına,<br>\t\t- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcının başlangıçta peşin olarak alınan 179,90 TL'den mahsubu ile hazineye irat kaydına, bakiye 552,10 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, bu hususta tahsil harç müzekkeresi düzenlenmesine, <br>\t\t- Davacı yanca yatırılan gider avansından kullanılan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, artan avansın  karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatıran taraflara iadesine,<br>\t\t- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, \t<br>\t3-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre davacının istinaf başvurusundan feragat beyanı karşısında bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t4-İstinaf karar harcının talep halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, <br>\t5-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 11.03.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t<br>\t\t\t\t<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e959346bc48d6e93","SID":"078c9ec12b68809c"}}