{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/859 Esas<br>KARAR NO\t: 2026/311<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 08/03/2022<br>NUMARASI\t: 2017/1434 Esas, 2022/192 Karar<br>DAVANIN KONUSU: TAZMİNAT (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 26/02/2026<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br> Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının 01.01.2017 tarihinde belirsiz süreli olarak akdettikleri Bayilik Sistemi Katılım Sözleşmesi doğrultusunda, ... markası altında ...' nın belirlediği ürünleri ...'nın potansiyel ve aktif müşterilerine sunulması, satış ve pazarlamasının yapılması, sözleşme kurulmasına aracılık edilmesi, konusunda anlaştıklarının, sözleşmenin ilk aylarında tarafların edimlerini eksiksiz yerine getirdiklerini, müvekkilinin işlerin daha da yoğunlaşacağını düşündüğü bir anda davalı tarafından Kartal 21.Noterliğinin 01.11.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmenin 02/11/2017 tarihinde feshedildiğini, müvekkilinin bayiliğinin elinden alındığını, uzun bir işbirliği yapılacağı izlenimi verilerek müvekkilinin ciddi yatırımlar yapmasına sebebiyet veren ve bu yatırımlar yapıldıktan hemen sonra hiç bir neden yokken sözleşmeyi fesheden davalının fesih hakkını kötüye kullandığını, sözleşmenin olağan fesih dönemine kadar ayakta kalması nedeniyle müvekkilinin kazanç kaybına uğradığını, sözlemenin davalı tarafından haksız feshedilmesi nedeniyle sözleşmenin 13.4. Maddesi gereğince davalıdan cezai şart talep hakkının doğduğunu  beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 5.000 TL maddi zarar ve 50.000 TL cezai şart alacakları olmak üzere toplamda 55.000 TL alacaklarının fesih tarihinden itibaren işleyecek  yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>Davacı vekili 17/02/2022 tarihinde sunulan ıslah dilekçesinde özetle; 28.12.2017 tarihinde müvekkili davacı adına açmış oldukları dava ile; fazlaya ilişkin  hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000 TL maddi zarar ve 50.000 TL cezai şart  olmak üzere toplam 55.000 TL alacağın fesih tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilinin talep edildiğini,  Bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 25.01.2022 tarihli raporda, davacı yanın katlanmış olduğu toplam 12.079,70 TL kuruluş masrafı tespit edildiğinin, bu durumda maddi zarar taleplerini 7.079,70 TL daha ıslahen arttırarak, 12.079,70 TL maddi tazminat ve 50.000 TL cezai şart olarak toplam 62.079,70 TL'nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla fesih tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline  karar verilmesini talep etmiştir.   <br>CEVAP <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu bazı hususların sözleşme ilişkisinde ...'nın tek taraflı düzenlemeler yaptığı izlenimi yarattığını, bunun gerçeği yansıtmadığını, her iki tarafının da tacir olduğunu, tarafların sözleşme serbestisi içinde hareket ettiklerini ve sözleşmede yazılı tüm maddelerinde antant kalındığını,  huzurdaki davada da sözleşmede, ... aleyhine konulmuş olan bir cezai şart hükmüne dayandığını, davacı taraf ile olan hukuki ilişkinin kapsamının sözleşme ile sınırlı olduğunu,  sözleşmenin herhangi bir yerinde işin uzun süre süreceğine dair bir garanti bulunmadığını, aksine sözleşmemizin 13.1 numaralı maddesi uyarınca her iki taraf sözleşmeyi 2 ay önceden bildirmek koşulu ile sona erdirme hakkına sahiptir. denildiğini, davacının sözleşmenin uzun yıllar süreceğine ilişkin bir inancı olmuş olsaydı 13.1. numaralı maddenin olmuş olduğu bir sözleşmeyi imzalamamasının gerektiğini,  davacının özelikle Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarındaki hedef gerçekleştirme oranlarının çok düşük olması nedeniyle sözleşmeden beklenen faydanın müvekkili açısından gerçekleşmediğini,  taraflar arasında yapılan sözleşmenin 13.3/e maddesinın çok açık olduğunu ve müvekkilin tek taraflı ve derhal sözleşmeyi fesih hakkı bulunduğunu,  Bayi'ye verilen satış hedeflerinin gerçekleşmemesi üzerine sözleşmenin 13.3/-e maddesi gereğince feshedildiğini, davacının TTK 18. Maddesi gereğince basiretli bir tacir gibi davranmadığını, davacının, müvekkili ile yaptığı sözleşme gereği, sözleşmeden doğan tüm masrafların kendisi tarafından karşılanacağını/karşılanması gerektiğini bildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 7.5. Maddesinde bu hususun düzenlendiğini, sözleşmede kararlaştırılan düzenlemeye aykırı olarak davacının maddi zararları talep etmesinin hiç bir yasal dayanağının bulunmadığını,  müvekkili tarafından yapılmış olan fesih işleminin usulüne uygun olduğundan cezai şart talebinin reddinin gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece;  satış hedeflerinin önceden  bildirildiğine dair delilin dosyaya sunulmadığı, dolayısıyla sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği, sözleşmenin 13/4 maddesi düzenlemesi gereğince davalının cezai şart ödemekle yükümlü olduğunun değerlendirildiğini, davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiği,  hükme esas alınan bilirkişi raporu ile davacının kuruluş ve örgütlenme gideri olarak iki adet fatura ile toplam 12.079,70 TL  (10.380,50 TL + 1.699,20 TL) tutarında masraf yaptığı, fatura içerikleri incelendiğinde “dış cephe giydirme, tabela, iç mekân tasarımı, görsel baskılar ve panolar gibi” işyerini davalı yanın konseptine uygun hale getirilmesi için katlanılan giderler olduğu, sözleşme kapsamında belirlenen standartlara uygun iş yerinin kurulumu için davacı tarafından yapılan masrafın menfi zarar kapsamında talep edebileceği gerekçesiyle Davanın kabulü ile 62.079,70 TL'nin 55.000,00 TL tutarındaki kısmına dava tarihi olan 28/12/2017 tarihinden, bakiye 7.079,70 TL tutarındaki kısmına ıslah tarihi olan 17/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ<br>Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; Mahkemenin davacının iddia ve talepleriyle bağlı olduğunu, davacının yargılamanın hiç bir aşamasında hedeflerin taraflarına bildirilmediğini iddia etmediğini, bu sebeple ilk derece Mahkemesi kararının HMK 25. Maddesine aykırı olduğunu, davacının cevaba cevap dilekçesinin 3. Numaralı maddesindeki beyanlarından taraflar arasındaki çekişmenin hedeflerin önceden verilip verilmemesine ilişkin değil, tam aksine önceden bildirilen hedeflerin yüksek olmasına ilişkin olduğunu ortaya koyduğunu, buna karşın Mahkemece davacı vekilinin dahi dava içinde ikrar ettiği hedeflerin taraflarca bilindiği hususunu kendi varsayımları ile yok sayarak davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkili tarafından hedef bildirimleri ve fesih öncesi uyarıya ilişkin delillerini 11/12/2018 tarihinde delil listesi ekinde sunulduğunu, süreç içinde davacının bir kez bile hedefe ve uyarılara itiraz etmediği, durumu kabullendiğini, davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde düşük performansı ikrar ettiğini, müvekkili şirketin sözleşmeyle bağlı kalmamak ve karşı tarafa baskı yapma iradesi olsaydı, sözleşmenin 13.1 maddesi uyarınca her iki tarafa da verilen sözleşmeyi fesih yetkisi kullanılarak ticari ilişkiyi sonlandırabileceğini, ancak müvekkilinin bu yola gitmek yerine tamamen iyi niyetli olarak sözleşmeyi ayakta tutma gayretinde olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; <br>Dava, bayilik sözleşmesinin fesih nedeniyle uğranılan zarar ile cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.<br>Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince istinaf edilmiştir.Somut olayda; taraflar arasında 01.01.2017 tarihli Bayilik Sistemi Sözleşmesi imzalandığı uyuşmazlık konusu değildir.Taraflar arasındaki sözleşme,Kartal 21. Noterliğinin 01.11.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalının belirlediği davacıya bildirilen aylık satış hedeflerinin gerçekleştirilmemesi nedeniyle  fesih edildiği görülmüştür. Sözleşmenin 13.3. maddesinde ...'ya sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme hakkı veren sözleşmeye aykırılık halleri arasında \"bayiye verilen satış hedeflerinin aynı takvim yılı içinde arka arkaya iki defa veya toplamda üç defa gerçekleştirilememesi veya 200 ceza puanına ulaşması\" fesih nedeni olarak gösterilmiştir. Davalı şirketin bilgisayar ve sistemi üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 28/01/2020 tarihli bilirkişi  kurulu raporunda, taraflar arasında yapılan satış adetlerinin yedekleri alınan veriler üzerinde yapılan incelemede, davalı şirketin aylık olarak belirlenen satış adetlerinin bölgelerin satış potansiyeline göre belirlendiği, bu belirlenen verilerin aylara göre değişkenlik gösterdiği, davacının yaptığı satış adedi ile davalı şirket tarafından belirlenen satışın oranlandığının görüldüğü, davacının maddi zarar talebinin destekleyen dosyada somut bilgi belge bulunmadığından hesaplama yapılamadığı belirtilmiştir.Bilirkişi heyetine İşletme ve Finans uzmanı bilirkişi eklenerek düzenlenen 24/05/2021 tarihli ek bilirkişi heyeti raporunda; taraflar arasında 01/01/2017 tarihli sözleşmenin, davalı tarafça haklı nedenle feshedildiği; anılan sözleşmede, davacının sözleşmenin ifası için yaptığı masrafları talep edemeyeceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin davalı tarafça haklı nedenle feshedilmesi nedeniyle davacının menfi ve müspet zararları ile cezai şart istemine ilişkin taleplerinin yerinde olmadığı belirtilmiştir.Bilirkişi heyeti 2. Ek raporunda; Taraflar arası ticari ilişkinin 01.01.2017 tarihinde belirsiz süreli \"Bayilik Sistemi Katılım Sözleşmesi\" ile başladığı, 01.11.2017 tarihli davalı yanın fesih ihtarnamesi ile sona erdiği, diğer bir ifade ile taraflar arası ticari ilişkinin 10 ay sürdüğü, bu on ay zarfında davacı yanın (giderler düşülmemiş halde) 44.268,30 TL tutarında toplam kazanç elde ettiği, diğer bir ifade ile aylık ortalama kazanç miktarının (44.268,30 TL / 10 AY) 4.426,83 TL olduğu, bu tutara giderlerin dahil edilmesi ile davacı yanın 2017 yılında kar elde etmediği, sözleşmenin ayakta kalması halinde de kar elde edeceğine ilişkin dosyada hesaplamaya elverişli somut bir verinin bulunmadığı, davacı yanın kuruluş ve örgütlenme gideri olarak 2 fatura ile toplam 12.079,70 TL  (10.380,50 TL + 1.699,20 TL) tutarında masraf yaptığı, fatura içerikleri incelendiğinde “dış cephe giydirme, tabela, iç mekân tasarımı, görsel baskılar ve panolar gibi” işyerini davalı yanın konseptine uygun hale getirilmesi için katlanılan giderler olduğu, (Rapor Eki -  mali incelemede atıp yapılan 2 adet kuruluş ve örgütlenme gideri muhteviyatlı faturalar) Sözleşmenin , sözleşme kapsamında yürütülecek faaliyetler başlıklı 7.5 maddesi hükmünü bulunduğunu, davacının katlanmış olduğu toplam 12.078,70 TL kuruluş masrafının davalıdan talep edilebilir olup olmadığı noktasında takdirin Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. Sözleşmenin 9.1 maddesinde, bayinin sözleşme kapsamında taraflarca belirlenen performans kriterlerine uymak, bunları eksiksiz olarak ve zamanında gerçekleştirmekle yükümlü olduğu; 3. maddesinde ise sisteme girişin, bayinin sözleşme koşullarını ayrıntılı olarak incelemesi, ticari risk ve avantajları değerlendirerek katılım formunu doldurması, şartları kabul ettiğini açıkça beyan etmesi üzerine gerçekleşeceği hüküm altına alınmıştır. Somut olayda  sözleşmenin 13.3.e bendindeki \"satış hedeflerinin aynı takvim yılı içinde arka arkaya iki defa veya toplamda üç defa gerçekleştirilememesi\" açıkça fesih nedeni kabul edilmiş olmakla, bilirkişiler tarafında da incelenen   performans değerlendirme tablosuna göre; serbest tüketici limitini aşan müşterilere yapılacak satış hedeflerinde Ocak, Haziran,Temmuz, Ağustos ve Eylül 2017 tarihleri arasında, şarta bağlı satış sözleşmesi hedeflerinde ise  Ocak, Şubat, Temmuz, Ağustos, Eylül 2017 ayları itibariyle davacı bayinin satışlarının belirlenen hedeflerin altında kaldığı, dolayısıyla davalı bakımından sözleşmede öngörülen haklı nedenle fesih koşullarının gerçekleştiği anlaşılmakla, davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği sonucuna varılmıştır.Bununla birlikte taraflar arasında imzalanan Bayilik Sistemi Sözleşmesi'nin“Sözleşme Kapsamında Yürütülecek Faaliyetler” başlıklı 7.5. Maddesinde;“Bayi, işyerinin mağaza konseptine uygun hale getirmeyi ve talep halinde sadece ... tarafından önerilen, kalite standartlarına uygun firmalarla çalışmayı kabul ve taahhüt eder. Bu amaçla yapılacak iş yeri açma izin ve ruhsatları, inşaat, onarım, dış cephe giydirme, tabela, iç mekân tasarımı, görsel baskılar ve panolar gibi yapılacak her türlü masraf Bayi'ye aittir. Bayi, sisteme dâhil olurken bu maliyetleri göz önüne alarak ... ile iş ine girmeyi kabul etmiş her ne sebeple sona ererse ersin, bu masraflar hiçbir hal ve şart altında ...'dan talep edilemez.” Hükmü düzenlenmiştir.Sözleşmenin açık hükmüne göre davacının kuruluş masraflarını davalıdan talep etmesi mümkün değildir. Bu nedenle davacının bilirkişi raporuyla hesap edilen  toplam 12.079,70 TL kuruluş masrafını, sözleşmenin ilgili maddesi gereğince  davalıdan talep edemeyeceği anlaşılmakla davacının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır.Diğer taraftan davacı dava dilekçesinde davalının haklı bir sebebe dayanmaksızın feshettiğini, sözleşmenin olağan fesih dönemine kadar ayakta kalmaması sebebiyle kazanç kaybına uğradığından maddi zararının doğduğunu, yine sözleşmenin 13.4 maddesi gereğince sözleşmenin haklı bir nedene dayanmadan feshedilmesi nedeniyle cezai şart talep ettiklerini belirtmiştir. Davacı vekilinin sunduğu cevaba cevap dilekçesinde de, müvekkilinde istenen performans kotasının çok yüksek olmasına rağmen müvekkilinin bir çok ay canla başla çalışarak bu kotayı doldurduğunu, ancak özellikle son 4-5 ayda davalı şirket tarafından feshe ilişkin yapılan psikolojik baskılar neticesinde müvekkilinin performansının ister istemez düştüğünü, ayrıca yaz aylarında sözleşme ve satış rakamları çok çok düşmesine rağmen, kotanın davalı tarafından düşürülmemesinin, müvekkilin kotayı dolduramamasına sebep olduğunu ileri sürmüştür. Davacı vekilinin dava ve cevaba cevap dilekçesinde  açıkça satış hedeflerinin önceden  bildirilmediğine yönelik bir iddiası  bulunmamaktadır. Bununla birlikte davalı tarafından mail yazışmaları ile mutabakat formlarının davacıya bildirildiği ve davacının buna bir itirazının bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br> Davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde,  davalının sözleşmeye satış hedeflerinin tutturulamaması halinde sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilebileceği maddesini koyduğunu, davacının da bu maddeyi imzalamak zorunda kaldığını, ancak bu madde de satış hedeflerinin nasıl belirleneceği, davalıya nasıl tebliğ edileceği, tarafların bu hedefler konusunda nasıl anlaşacakları yönünde hiç bir açıklama yapılmadığını ileri sürmüşse de, bilirkişi raporu alınmasından sonra ileri sürülen bu hususun iddianın genişletilmesi olup, davalının iddianın genişletilmesine açık bir muvafakatı bulunmadığı gözetildiğinde bu iddianın dinlenilmesi mümkün değildir. Bu nedenlerle tarafların iddia ve savunmasıyla bağlı olarak karar verilmesi gerekirken, Mahkemenin satış hedeflerinin önceden  bildirildiğine dair delilin dosyaya sunulmadığı belirtilerek davalının sözleşmeyi feshinde haksız olduğuna dair gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin HMK 25. Maddesine aykırı olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 13.4 maddesinde;  \"sözleşmenin taraflardan biri tarafından haklı nedenle feshi veya taraflardan birinin haklı bir sebep olmaksızın veya usule aykırı olarak sözleşmeyi feshetmesi halinde, sözleşmenin feshine sebep olan veya sözleşmeyi haklı bir sebep olmaksızın fesheden taraf, diğer tarafın karşılaştığı doğrudan ve dolaylı tüm zararları ile bu zararlardan bağımsız olarak her bir ihlal için 50.000-TL ceza bedelini diğer tarafa ödemekle yükümlü olacaktır ..\" düzenlenmiştirTBK'nın 179/1. maddesi; \"Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.\"  şeklinde düzenlenmiştir.Somut uyuşmazlığa konu sözleşmenin 13.4 maddesinde hüküm altına alınan cezai şart, niteliği itibariyle TBK'nın 179/1 maddesinde düzenlenen seçimlik cezai şart niteliğinde olup, sözleşmenin davalı tarafça haklı nedenle feshedildiği değerlendirildiğinden,  davacının davalıdan cezai şart isteme hakkı bulunmamaktadır. Bu durumda davalının sözleşmeyi feshinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olduğu  anlaşılmıştır. Sözleşmede açıkça belirtildiği üzere cezai şartın sözleşmenin haklı neden olmaksızın feshine ya da haksız olarak sözleşmenin feshine sebebiyet verilmesi şartına bağlandığı, oysa somut olayda feshin, sözleşmenin  13.3.e  maddesinde gösterilen satış hedeflerinin gerçekleştirilmemesi nedenine dayalı olarak sözleşmeye uygun olarak gerçekleştirildiği, dolayısıyla cezai şartın koşulları oluşmadığı anlaşıldığından mahkemece cezai şart talebi yönünden de davanın reddi gerekirken kabulü isabetli  olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken,  kabulüne karar verilmesi isabetli olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK 353/1.b 2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına,  yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M\t:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,  İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1434 Esas, 2022/192 Karar sayılı ve 08/03/2022 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,<br>2-a)Davanın REDDİNE,<br>b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 939,27 TL peşin harç ve 121,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.060,27  TL harcın mahsubu ile bakiye 328,27 TL harcın talep halinde davacıya İADESİNE,<br>c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,<br>d)Davalı tarafından karşılanan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA,<br>e)Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. gereğince taktir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, <br>İstinaf Giderleri Yönünden;<br>3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.080,70 TL harçtan mahsubu ile bakiye 348,70 TL harcın talep halinde davalıya İADESİNE,<br>4-Davalı tarafından yatırılan 952,70 TL istinaf harçları ile 78,60 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 1.031,30 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>5-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-2 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.26/02/2026 \t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a9ed76491d3e32c3","SID":"053abb520b57526e"}}