{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2026/449 - 2026/427<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2026/449<br>KARAR NO\t: 2026/427<br>KARAR TARİHİ\t: 13/03/2026<br>KARARIN  YAZILDIĞI TARİH : 13/03/2026<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN <br>MAHKEMESİ\t: SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>DAVA TARİHİ                     : 06/09/2022<br>ARA KARAR TARİHİ\t: 02/12/2025<br>NUMARASI\t\t: 2024/464 Esas - 2025/792 Karar <br><br>DAVACI \t: VOYTRON ENERJİ ELEKTRİK PERAKENDE SATIŞ ANONİM ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALI \t: ...<br>VEKİLLERİ\t: Av. ...<br>\t  Av. ...<br><br>DAVA\t : Abonelik sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemi<br>HÜKÜM\t: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddi<br>\t   Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi<br>İSTİNAF  EDEN\t: Taraf vekilleri<br><br>Taraflar arasındaki abonelik sözleşmesinden kaynaklı  fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemi davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı taraf vekilleri tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br><br>I. DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;<br>Vekil edeni şirketin, yurt içi elektrik, doğalgaz ve madencilik alanında hizmet veren, ait olduğu sektörün önde gelen kuruluşlarından olduğunu, vekil eden şirket ile davalı/borçlu arasında akdedilen elektrik enerjisi satış sözleşmesi kapsamında doğan fatura alacağına istinaden Sakarya 4. İcra Müdürlüğü'nün 2022/10387 Esas sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, başlatılan takibe davalı/borçlu tarafından haksız ve kötüniyetli olarak kısmi itiraz edildiğini, vekil eden şirket Odaş Enerji Elektrik Perakende Satış A.Ş. ticari hayatına Voytron Enerji Elektrik Perakende Satış A.Ş. olarak devam etme kararı aldığını, vekil edeni şirketin davalı ile imzalamış olduğu elektrik enerjisi satış sözleşmesi uyarınca doğmuş bulunan cari hesap borcunu ödenmediğini, davalının haksız olarak borca itiraz ettiğini, vekil eden şirket ile davalı arasında akdedilen elektrik enerjisi satış sözleşmesi uyarınca davalı sözleşmede belirlenen birimlerde aktif elektrik enerjisini satın almayı, vekil eden şirketin ise aynı miktarda aktif elektrik enerjisini davalıya satmayı taahhüt ettiğini, davalının 2 adet fatura bedelini vadesi geçmiş olmasına rağmen hiç ve/veya eksik ödeyerek kendisi ile yapılan yazılı ve sözlü görüşmelerde ise herhangi olumlu sonuç alınamadığından aleyhine Sakarya 4. İcra Müdürlüğü'nün 2022/10387 E. sayılı dosyası  kapsamında icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın borçlu olmadığını ileri sürerek takibe itiraz ettiğini, davacının tüketimi için tahakkuk ettirilen OEA... numaralı ve OEA... numaralı faturalar için toplamı olan 158.046,30 TL alacak üzerinden Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün 2022/10387 esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali, takibin devamı ve %20 icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. <br> <br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;<br>Vekil eden  davalı şirketin dava konusu sözleşmenin akdedildiği tarihten önce farklı tedarikçilerden elektrik ihtiyacını karşılamakta olduğunu, davacı şirketin vekil eden davalı ile kendisine indirimli elektrik tedariği sağlayacağı vaadiyle iletişime geçtiğini, vekil eden davalı şirketin, taraflar arasında yapılan anlaşmaya istinaden davacıi şirketten 2017 yılı Ağustos ayı ile 2018 yılı Nisan ayı arasında toplam dokuz ay boyunca elektrik temini hizmeti aldığını, anılan süre zarfında, enerji piyasasında oluşan ciddi ekonomik| dalgalanmalar sebebiyle davacı yanın uzun süre vekil eden davalı adına fatura tanzim etmediğini, tanzim edilen faturaların bir kısmını ise vekil eden davalıya tebliğ etmediğini, bu süre zarfında kullanım bedelini ödemek isteyen ancak davacı şirket tarafından fatura tanzim edilmediğini ve tanzim edilen faturaların da vekil eden tebliğ edilmediğini, vekil edeni davalının davacı şirket yetkilileriyle defalarca iletişime geçmişse de aylık bazda ödenmesi gereken fatura tutarının kendisine iletilmemesi nedeniyle kendisinin hesaplamalarından yola çıkarak davacı yana takribi tutarlarda ödemeler yapmak durumunda kaldığını, davacı şirket tarafından davalı adına anlaşma süresince tanzim edilen hiçbir fatura içeriğinde ayrıntılı endeks bilgileri yer almaması sebebiyle, tanzim edilen fatura tutarlarının vekil eden davalı tarafından denetlenmesinin de mümkün olmadığını, davacı tarafın kötü niyetli olarak icra takibi başlattığından bahisle takibin iptaline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. <br><br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre;<br>\"...Davanın kısmen kabulüne, davalının Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün 2022/10387 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, icra takibinin 122.043,55 TL asıl alacak,  22.260,02 TL asıl alacak, 6.834,44 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yıllık %16.8 faiz işletilmesine, davalı itirazında haksız çıktığından asıl alacak miktarı olan 151.138,01-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,...\" karar verilmiştir.<br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuştur. <br><br>B. İstinaf  Sebepleri<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;<br>Davada reddedilen talepleri bakımından istinaf kanun yolu başvurusu yapma gerekliliği doğduğunu, takibe konu OEA... numaralı fatura bakımından hükmedilen tutar hatalı olup bahse konu faturanın, müvekkil şirket tarafından usulüne uygun bir şekilde kesildiğini ve tutarının 29.168,31 TL olduğunu, bilirkişi ek raporuna karşı sunmuş oldukları itirazlarının Mahkeme tarafından dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, dosyada mübrez bilirkişi raporuna beyan ve itiraz dilekçelerinde takibe konu faturalar bakımından hesaplamanın nasıl yapılması gerektiğinin açıkça izah edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında ise bu hesaplamanın yanlış yapıldığını, eksik hesaplanan tutarına müvekkili şirketin müterafik kusurlu olduğu gerekçesiyle % 9 indirim uygulandığını, bu kapsamda, müvekkili şirket alacağından müterafik kusur sebebiyle % 9 oranında indirim yapılmasının kabul edilemez olduğunu beyanla istinaf kanun yolu başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının, kısmen ret bakımından kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davanın tümden kabülüne karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;<br> Taraflar arasında akdedildiği iddia olunan dava konusu elektrik enerjisi satış sözleşmesi ve ekinde yer alan sair formların herhangi bir hukuki değeri bulunmadığını, taraflar davaya konu hukuki ilişkiden kaynaklı doğan borç ilişkisini sulhen sonlandırdığını, davacı yanın, dava konusu sözleşmeden doğan edimlerini sözleşme süresince yerine getirmediğini, hal böyleyken müvekkil davalıdan ceza bedeli ve gecikme bedeli talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;<br>  Davalının beyanlarının gerçek dışı olduğunu, elektrik enerjisi satış sözleşmesinde ve diğer belgelerde davalının imzası bulunduğunu, davalının ilgili iddialarını destekleyen herhangi bir delilin de dosyada bulunmadığını, davalı tarafından dosyaya sunulan herhangi bir sulh protokolü, yazışma veya benzeri bir dokuman dosyanın bulunmadığını, davalının istinaf kanun yolu başvurusunun reddine, yerel mahkeme kararının müvekkili şirketin istinaf başvurusu bakımından kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>C. Gerekçe<br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Uyuşmazlık, abonelik sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. <br><br>2. İlgili Hukuk<br>6100 sayılı HMK, 6098 sayılı TBK, 6102 sayılı TTK<br><br>3. Değerlendirme ve karar <br>Dava, abonelik sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır.<br> İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>Dairemizin 08/07/2024 tarihli, 2024/626 Esas, 2024/1093 Karar sayılı kararında: \"...mahkemece yapılacak iş, tarafların ticari defter incelemesine göre kesinleşen fatura veya faturalar yönünden fatura bedeli esas alınmalı, kesinleşmeyen fatura veya faturalar yönünden dava konusu fatura döneminde yürürlükte bulunan Elektrik Tarifelerinin ilgili maddeleri uyarınca; davalının normal tüketim bedelinin aslından (ana borçtan) her halükarda sorumlu olduğu, takibe konu faturalarla sınırlı olmak üzere takibe konu faturalar için Yönetmelik gereğince elektriğin kesilmesi gereken tarihin belirlenmesi, bu tarihe kadar olan borcun tamamının hesap edilmesi, takibe konu faturalardaki aktif tüketim bedeli, dağıtım bedeli, enerji fonu, KDV, gecikme cezası, reaktif hizmet bedeli ve ceza bedeli gibi kalemlerinin ayrı ayrı ve toplam faturanın belirlenmesi, bu şekilde elektriğin kesilmesi gereken tarihten önceki tüketim yönünden faiz dahil borcun tamamının hesap edilmesi, bu tarihten sonraki dönem için ise, davalının elektriği kesmemesinin müterafik kusur teşkil edeceği ve bunun da ancak davalı için gecikme zammından indirim sağlayacağı (abonelik sözleşmesinde gecikme zammının alınacağına dair hüküm var ise), bu indirimin de en fazla yasal faize kadar olacağı gözetilerek, davacı kurumun davalıdan isteyebileceği gerçek alacak miktarının duraksamasız belirlenmesi noktasında, dosyanın dosyaya rapor sunan bilirkişiden veya elektrik tarifeleri ve tüketim konusunda uzman elektrik mühendisi bilirkişiden Yargıtay, istinaf ve taraf denetimine elverişli rapor alınarak, itirazın iptali davasında icra dosyasında takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu gözetilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, denetime uygun olmayan bilirkişi raporu benimsenerek, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir...\" denilerek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>Dairemiz kaldırma kararı sonrasında Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararına karşı taraf vekillerince istinafa başvurulmuştur.<br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelemesinde;<br>İlk derece mahkemelerince verilen kararlar aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Ancak; yerel mahkeme tarafından hükmün verildiği tarih itibarı ile yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 341/2. maddesinde; \"Miktar veya değeri Üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.\" hükmü mevcuttur. Ayrıca, 6100 sayılı HMK'nın Ek 1. maddesinin 1. fıkrasında; HMK'nın \"341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298'inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.\" hükmü düzenlenmiş bulunmaktadır.<br>Öte yandan, 6763 sayılı Kanun’un 44. maddesi ile 6100 sayılı HMK’ya eklenen Ek madde 1/2 gereğince HMK'nın 341. maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının uygulanmasında, hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı öngörülmüş olduğundan, 6763 sayılı Kanun değişikliği ile yapılan parasal sınırlar, ancak söz konusu Kanun’un yürürlüğe girdiği 02.12.2016 tarihi ve sonrasında (2017 takvim yılı başına kadar) verilen ilk derece mahkemesine ait kararlar yönünden esas alınabilecektir. Ayrıca 04.06.2025 ve 7550 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK’nın Ek madde 1/2 gereğince HMK'nın 341. maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının uygulanmasında, davanın açıldığı tarihteki miktarın esas alınacağı düzenlenmiş olup HMK'nın Ek 1. maddesinin 3. fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.<br>7550 sayılı Kanun, HMK'da daha önce değişiklik yapan çok sayıdaki kanundan farklı olarak içerdiği düzenlemelerin derdest davalarda uygulanıp uygulanamayacağı, uygulanacaksa ne şekilde uygulanacağı ile ilgili bir geçiş hükmü öngörmemiştir.<br>Kanun yoluna başvuru hakkı kararı kanun yoluna konu olan mahkemenin nihai kararını verdiği tarihte doğar ve bu hakkın kullanılıp kullanılamayacağı da kararın verildiği tarihte geçerli olan parasal sınıra göre belirlenir. Zira aksine bir düzenleme olmadıkça usul hükümleri Resmî Gazete'de yayımlandığı tarih itibariyle derhal yürürlüğe girer ve hükmün yürürlüğe girmesinden sonra verilen kararlar için derhal uygulanır (Muhammet Özekes, Tolga Akkaya, Pekcanıtez Usul, Medeni Usul Hukuku, Cilt IV, İstanbul Mayıs 2025, 16. Bası, s.3892).<br>7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yapılan ve 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik karşısında dava tarihindeki parasal sınırların mı yoksa karar tarihindeki parasal sınırların mı esas alınacağı konusu irdelendiğinde; Mahkemece verilen karar tarihi itibariyle kanun yolu hakkının doğup doğmadığı değerlendirilmelidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.06.2025 tarihli,  2025/9-356 esas ve 2025/386 karar sayılı ilamı)<br>İstinaf talebine konu olan ilk derece mahkemesi tarafından verilen karar tarihinin 7550 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 04.06.2025 tarihi ve sonraki tarih olması, usul kurallarının derhal uygulanması ilkesi nedeniyle hüküm tarihinde yürürlükte olan düzenleme esas alınarak kanun yolu bakımından dava tarihindeki parasal sınırların esas alınması gerekmektedir.<br>Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. İstinaf kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen değer dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.  Birleştirilen davalarda, istinaf sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir. İhtiyari dava arkadaşlığında, istinaf sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir. Karşılık davada, istinaf sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir. Öte yandan, Yargıtay'ın yerleşik kararlarında belirtildiği üzere, hükme karşı sadece vekalet ücreti ve/veya yargılama giderleri yönünden kanun yoluna başvurulmuş ise; kesinlik sınırı, dava değerine göre değil, istinaf edilen vekalet ücreti ve/veya yargılama giderlerinin miktarına göre belirlenir. <br>Buna göre, ilk derece mahkemesine ait 04.06.2025 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar yönünden dava tarihi, öncesinde verilen kararlar yönünden karar tarihi; 02.12.2016 tarihinden önce ise 1.500,00 TL, 02.12.2016 tarihi ve sonrasında ise, (2017 takvim yılı başına kadar) 3.000,00 TL, 01.01.2018 ve sonrasında ise (2019 takvim yılı başına kadar) 3.560,00 TL, 2019 yılı için 4.400,00 TL, 2020 yılı için 5.390,00 TL, 2021 yılı için, 5.880,00 TL, 2022 yılı için 8.000,00 TL, 2023 yılı için 17.830,00 TL, 2024 yılı için  28.250,00 TL, 2025 yılı için 40.000,00 TL olarak uygulanacaktır.<br>Somut olayda, istinaf talebine konu olan ilk derece mahkemesi tarafından verilen karar tarihinin 7550 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 04.06.2025 tarihinden sonraki bir tarih olması (02/12/2025) nedeniyle kanun yolu bakımından dava tarihindeki parasal sınırların esas alınması gerektiği, mahkemece reddedilen asıl alacak miktarı 6.908,29 TL olduğundan istinafa konu reddedilen alacağın miktarına göre dava tarihi (2022) itibariyle HMK'nın 341/2. maddesinde yazılı kesinlik sınırı 8.000,00 TL'nin altında olduğundan, bu durumda eldeki uyuşmazlıkta verilen nihai kararın miktar itibarıyla kesin nitelikte olacağından, davacı vekilinin kesin nitelikteki karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma hakkı bulunmamaktadır.  <br>HMK'nın 346.maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan, istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları ile ilgili olarak aynı yasanın 352/1.maddesi gereğince istinaf mahkemesince de karar verilmesi mümkündür.<br>Bu yasal düzenlemeler karşısında, kanun yoluna başvuru konusu edilen kararın istinaf kanun yoluna başvuran davacı yönünden kesin nitelikte olması, ilk derece mahkemesi hakiminin kanunla verilmeyen bir hakkı tanımak suretiyle hükme karşı istinaf kanun yolunun açık olduğunu belirtmesinin taraflara yasayla verilmemiş bir hakkı (istinaf kanun yolunu) bahşetmeyeceği anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).<br>Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir.  Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur.<br>Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir.<br> Davacının uzun bir süre elektrik tüketim bedeline esas faturaların ödenmemesine rağmen yönetmelik gereği elektriği kesmemesi davacı açısından müterafik kusur teşkil etse de, bu kusur tüketilen enerji bedelinin aslından davacının beraatını gerektirmeyeceği gibi (tüketim bedeli olan ana borçtan) hukukî sorumluluğunu da ortadan kaldırmaz ve müterafik kusur nedeniyle ana tüketim bedeli üzerinden indirimi gerektirmez. Olsa olsa davacının elektriği kesmemesi dolayısıyla davacının müterafik kusuru nedeniyle, davalı açısından normal tüketim bedeli dışında gecikme zammı ve işleyecek yasal faizden indirim sağlar. Davacının müterafik kusuru nedeniyle ana tüketim bedeli üzerinden indirim davalının sebepsiz zenginleşmesine yol açar ki, bu da usul ekonomisi ilkesine aykırılık teşkil eder. Dava konusu alacak döneminde yürürlükte bulunan yönetmelik ve abonelik sözleşmesinin ilgili maddeleri uyarınca, davalının normal tüketim bedelinin aslından (ana borçtan) her halükarda sorumludur. <br>Somut olay değerlendirildiğinde; davacı şirket  ile davalı ... arasında KT... numaralı sözleşme imzalanarak ... sayaç seri numarası üzerinden ... tekil kod ve ... tesisat numaralı davacı şirket tarafından davalıya aktif elektrik enerjisi satışının 01.08.2017 tarihinde başlanmış ve bu şekilde taraflar arasında elektrik teminine ilişkin sözleşme ilişkisi kurulmuştur. Davacı şirket tarafından davalıya tahakkuk edilen 10EA... numaralı fatura tarihi olan 17.05.2018 tarihinde davacı şirket tarafından davalı aboneliğe ait sözleşme fesih edilerek elektrik enerjisinin kesildiği, takibe konu 10EA... numaralı faturada KDV hariç 4.064,41 TL gecikme bedeli ve KDV hariç 103.426,74 TL ceza bedeli tahakkuk edildiği, takibe konu OEA... numaralı 20.09.2018 fatura tarihli 28.09.2018 son ödeme tarihli faturanın içeriğinde herhangi bir elektrik tüketim bedelinin bulunmadığı, söz konusu faturada elektriğin kesildiği tarihli takibe konu diğer 10EA... numaralı ve 30.05.2018 son ödeme tarihli faturadan sonrasında davalı tarafından yapılan ödemeler de düşülerek kalan borca 20.09.2018 tarihine kadar olan gecikme cezasının tahakkuk edildiği anlaşılmaktadır. Davacı sözleşme kapsamında tüketim bedeli için düzenlediği 1O... numaralı, 17.05.2018 fatura tarihli, 30.05.2018 son ödeme tarihli 189.889,37 TL tutarlı faturanın 122.042,05 TL'lik kısmı ve OEA... numaralı 20.09.2018 fatura tarihli 28.09.2018 son ödeme tarihli 29.168,31 TL tutarlı faturanın tamamı ödenmediği iddiasıyla iptale konu icra takibini yapmıştır. <br>Davacının ticari defterlerinin incelemesinde; dava konusu faturalarının davacının ticari defterinde kayıtlı olduğu, davacının davalıdan 20.09.2018 tarihinden  itibaren 151.210,36 TL alacaklı olduğu, davalı ödemelerinin davacı kayıtlarında 415.897,67 TL olarak yer aldığı; Davalının ticari defterlerinin incelemesinde; Davalının kendi ticari defterlerinde davacıya 322.767,88 TL borcu bulunduğu, Davalı tarafından itiraz konusu yapılan OEA... nolu fatura tutarına istinaden 122.043,55 TL iade faturası düzenlendiği, ancak davacı tarafından kabul edilmemesi nedeni ile iptal edildiği, davalının OEA... nolu 29.168,31 TL bedelli faturayı kayıtlarına almadığı, dosya içerisinde ekli 2017/8-9-10-11-12, 2018/1-2-3 dönemlerine yönelik faturaların kesinleştiği, takibe ve davaya konu 2018/4(bir kısmı) ve 2018/8 dönemlerine ait faturaların kesinleşmediği, davacının cari hesabına göre 2018/3. döneme ilişkin ödenmeyen fatura bedelinin davalıdan alınan 18.000,00 TL nakit teminattan mahsup edildiği belirlenmiştir.<br>Davalının, sözleşmeyi iptal ettirmedikçe abonelik üzerinden tüketilen elektrik bedelinden davacıya karşı sorumlu olur. Hükme esas alınan 10.06.2025 tarihli teknik bilirkişi raporunda; 2018/3. Döneme ait faturanın son ödeme tarihinin 25.04.2018 tarihi olduğu, 10 iş günün sonrasına denk gelen 10.05.2018 tarihinin elektriğin kesilmesi gereken tarih olduğu, takibe konu OEA... numaralı, 17.05.2018 fatura tarihli, 30.05.2018 son ödeme tarihli 189.889,37 TL tutarlı fatura üzerinde yazılı 72.396,70 TL bedel (önceki faturalardan ödenmeyen bedel) kesinleşen fatura yönünden esas alındığı, davalının normal tüketim bedelinin aslından (ana borçtan) her halükarda sorumlu olduğu dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre kesinleşmeyen fatura yönünden 62.255,50 TL miktarla sorumlu olduğu, takibe konu OEA... numaralı 20.09.2018 fatura tarihli 28.09.2018 son ödeme tarihli 29.168,31 TL tutarlı fatura yönünden ise elektriğin kesilmesi gereken 10.05.2018 tarihinden sonraki döneme ilişkin yapılan hesaplamasına göre fatura miktarının 24.461,56 TL olduğu tespit edilmiştir. <br>Dosya kapsamından; davalı tarafın kendi ticari defter ve kayıtlarına göre takibe konu faturaların kesinleşmediği, 30.05.2018 tarihli ve 189.899,37 TL bedelli faturada ceza bedeli 103.426,74 TL olarak belirlendiği, taraflar arasındaki sözleşmede tüketici fatura tutanın 10 günlük ödeme süresi içerisinde ödemediği takdirde tedarikçi, ödenmeyen fatura tutarına belirlenen vadenin bitim tarihinden itibaren, her ay ıçin % 4 oranında gecikme zammı uygulayarak gecikme bedelini hesaplayarak ve KDV'si ile birlikte fatura düzenleyeceği, tüketicinin sözleşmenin herhangi bir maddesini ihlal etmesi durumunda sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilebileceği, sözleşmenin sona erme tarihine kadar gerçekleşen tüketim dikkate alınarak o ana kadar tahakkuk etmiş olan aylık en yüksek fatura tutarının iki  katı oranında ceza bedelini tedarikçinin tüketiciye faturalandıracağı kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.<br> Davacı şirket tarafından sözleşme sona erene kadar tahakkuk eden fatura bedeli 51.713,37 TL dikkate alınarak 103.426,74 gecikme cezası hesaplandığı, 2018/03 dönemine ait elektrik faturasının fatura tarihinin 12.04.2018 son ödeme tarihinin 25.04.2018 olduğu, ilgili mevzuat hükümleri ve taraflar arasında yapılan sözleşme kapsamında 25.04.2018 tarihinden 10 iş günü sonrasına denk gelen, elektriğin kesilmesi gereken tarihin 10.05.2018 olduğu, 2018/04 dönemine ait elektriğin kesilmesi gereken 10.05.2018 tarihine kadar olan borcun tamamı, takibe konu faturalardaki aktif tüketim bedeli, dağıtım bedeli, eneıji fonu. KDV, gecikme cezası, reaktıf hizmet bedeli ve ceza bedeli, elektriğin kesilmesi gereken tarihten önceki tüketim yönünden faiz dahil fatura alacağının 187.716,17 TL olduğu, davalı tarafından 67.857,32 TL yönünden ödeme yapıldığı görülmekle 17.05.2018 tarihli ve 189.889,37 TL bedelli faturanın 122.042,05 TL'lik kısmının ödenmediği, 17.05.2018 tarihli ve 189.889,37 TL bedelli faturada yönünden elektriğin kesilmesi gereken tarihten (10.05.2018) sonraki dönem için ise, davalının elektriği kesmemesinin müterafık kusur teşkil edeceği ve faturanın da ancak davalı için gecikme zammından indirim sağlayacağı (abonelik sözleşmesinde gecikme zammının alınacağına dair hüküm var ise), bu indirimin de en fazla yasal faize kadar olacağı gözetilerek fatura tarihi itibariyle 122.043,55 TL ödenmeyen borç bedelinin gecikme zammı ve KDV bedeli dahil 22.260,02 TL olduğu, öte yandan, davalı dava konusu faturalara ilişkin uyuşmazlığın sulh ile sonuçlandığını savunmuş ise de bu hususta taraflarca imza altına alınan sulh protokolü ve ibraname bulunmadığından bu iddianın ispatlanamadığı, mahkemece gerekçeli ve denetime uygun bilirkişi raporu dikkate alınarak borçlu olunan alacak miktarı belirlenerek davanın kısmen kabulü dair verilen hükümde dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının icra inkar tazminatına yönelik açık istinafının olmamasına göre davalı vekillinin aksi yöndeki istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir.<br>Açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341/2, 346 ve 352/1 maddeleri gereğince usulden REDDİNE,<br>2-Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/12/2025 tarih, 2024/464 Esas - 2025/792 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>3-Davacının istinaf başvurusu sırasında yatırdığı istinaf karar harcının (2.581,06 TL) talep halinde kendisine iadesine,<br>4-Davalıdan alınması gereken 10.324,24 TL harçtan, peşin yatırılan 2.581,06 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.743,18TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, (harç tahsil müzekkeresinin temyize tabi dosyalarda Dairemizce, temyize tabi olmayan (kesin karar) dosyalarda ilk derece mahkemesince ilgili vergi dairesine yazı yazılmak sureti ile yerine getirilmesine,)<br>5-İstinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına,<br>6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Kararın tebliği ve diğer işlemlerin Dairemizce yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.b.2 ve 361/1 maddeleri gereğince, davacı yönünden KESİN, davalı yönünden kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine TEMYİZ yolu açık olmak üzere 13/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br><br>    \t\t                                              *\t                       <br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a391caccb8490f53","SID":"5421e261caece09d"}}