{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2026/395 <br>KARAR NO: 2026/500<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/11/2025<br>NUMARASI:2025/507 Esas -  2025/857 Karar<br>DAVA:Alacak<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026<br>Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin araç satımı ile uğraşan bir tacir olduğunu, davalı tarafından açık ihale usulü ile araç satın aldığını, müvekkilinin davalı firmadan ... plakalı ... otomobil araç satın aldığını, aracın davalı tarafından açık arttırma usulüyle satın alındığını, müvekkilinin davalı tarafa toplam 710.900,00 TL bedel ödediğini, söz konusu aracın ayıplı olduğunu, davalının ise ayıptan kaynaklı zarar bedelini ödemeye yanaşmadığını beyanla 46.200,00 TL bedelin yüksek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin aracı konumunda olduğunu, davacının aracın durumunu bilerek satın aldığını, usulüne uygun ayıp ihbarı yapılmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Her ne kadar taraflar arasında davaya konu aracın satışına ilişkin noter huzurunda imzalanmış satış sözleşmesi mevcut ise de dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde uyuşmazlığın 6098 sayılı TBK'nın 520 vd. maddelerinde düzenlenen simsarlık sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Gerçekten de az önce değinildiği üzere taraflarca noter önünde araç satışına ilişkin sözleşme imzalanmış ise de davalının dava dışı şirketten dava konusu aracı 24/03/2025 tarihinde satın alıp aynı gün davacıya sattığı, mübrez Açık Artırma Üyelik Sözleşmesinin 2, 4.1 maddelerinden davalının asli yükümlülüğünün satış sözleşmesinin kurulmasına aracılık etmek olduğunun anlaşıldığı, bahse konu sözleşmenin 8. Maddesinde davalı lehine sorumsuzluk kaydı bulunduğu, gelen cevabi yazılardan davacının tacir olduğunun ve araç alım satım işi ile uğraştığının anlaşıldığı, yine sözleşmenin 4.4 maddesinde davalının araçlara garanti vermediğinin ve alıcının aracı satın almadan önce tamamen incelemek zorunda olduğunun bağıtlandığı, muayene külfetini yerine getirmeyen, tacir olan, davalının sorumsuzluğunu kabul eden ve noterde düzenlenen sözleşmede aracı olduğu gibi kabul ettiğini beyan eden davacının davalıdan tazminat talep etmesine olanak bulunmadığı kanaatine varılarak davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının aynı gün aracı devraldığını gerekçe göstererek simsarlık sözleşmesine dayanmaya çalışmışsa da bu durumun vakıanın gerçeğini yansıtmadığını, davalı firmanın araçları devrettiği gün değil çok önceden satın almakta ve uhdesinde bulundurduğunu, her ne kadar devrini almasa da esasında yani reelde aracı satın aldığını, ne zamanki müşteri ile anlaştığında tüm işlemleri birlikte yapıp devirleri tamamladığını, müşterisi olan müvekkiline aracı satarken aşağıda açıkça yazdıkları kusurları açıklamış olup, devirden sonra ortaya çıktığını, müvekkilinin tüm yazışmaları da gözetildiğinde davalı yanın kusurunu kabul ettiğinin görüldüğünü, gizli ayıpların başkaca hasarlar kullanılarak gizlendiğini, mevcut durum ortaya çıktığında da müvekkilinin durumu derhal davalıya bildirdiğini, davalının bu durumu kabul ettiğini ve müvekkil ile zararın bir kısmını sadece giderme hususunda teklifte bulunduğunu, müvekkilinin davalı firmadan 25.03.2025 tarihinde ... şasi numaralı ... plakalı 2022 model sedan ... otomobil cinsi araç satın aldığını, bu aracın ... A.Ş. 'ye aitken davalı yanın sistemi üzerinden yine davalı yandan açık arttırma usulüyle satın alındığını, davalının yürüyen halde olduğunu kullanıma hazır olduğunu satın alım ve devir işlemleri sonrası teslim alınıp götürülebileceği hususunda müvekkilini bilgilendirdiğini ancak kendisine teslim edilen aracın yürür halde olmadığını, çalıştırılamaz durumda olduğunu gördüğünü, müvekkilinin aracı geri almaları ya da nakliye ve tamir bakım masrafları davalı yanca karşılanmasını istediğini, bunun üzerine aracın yürür hale gelmesi için yapılacak masrafları üstleneceklerinin sözlü olarak belirtildiğini, müvekkilinin ticari amaçla satın aldığı bu aracı kendi galerisinde piyasaya arz edip kar etmek amacıyla satın aldığını, müvekkilinin uzun dönemdir birlikte çalıştığı davalı yan müvekkile yürür halde olmayan arızalı aracı satmak suretiyle basiretli bir tacir gibi davranmadığını, davalının yönlendirdiği exper firmasıyla yaklaşık 79 bin TL arıza bedeli olduğu ortaya çıktığını, davalının müvekkiline 12.000 TL teklif ettiğini, müvekkilinin tüm iyi niyetine rağmen davalı yan arıza bedeli ödeme hususunu kabul etmeyince müvekkilinin  aracı 46.200,00 TL bedelle tamir ve bakımını tamamladığını, açık artırma yoluyla yapılan satışta ayıptan sorumluluğun bulunmadığı yönündeki kabul, TBK hükümleri ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, Yargıtay'ın açık artırma yoluyla yapılan satışlarda dahi satıcının ağır kusurla gizlediği ayıplardan sorumlu olduğunu istikrarlı şekilde kabul ettiğini(Yargıtay 13. HD, 2017/2986 E., 2019/8732 K.) Mahkemece, ayıbın gizli ayıp olup olmadığı ve satıcının ayıptan haberdar olup olmadığı yönlerinde hiçbir değerlendirme yapılmadan hüküm kurulmasının, maddi hukukun yanlış uygulanması niteliğinde olduğunu TTK m.18 kapsamında basiretli tacir yükümlülüğü gözetilmeden eksik inceleme ile doğruca red kararı verildiğini, Yargıtay'ın tacir sıfatına sahip satıcının ayıptan habersiz olduğu savunmasına itibar edilemeyeceğini kabul ettiğini (Yargıtay 3. HD, 2020/4321 E., 2021/6154 K.) Mahkemece bu husus hiç tartışılmadan, davalının ayıptan sorumluluğunun bulunmadığı kabul edilerek karar verilmesi eksik incelemeye dayandığını, ayıbın varlığı ve zarar ile illiyet bağı yönlerinden bilirkişi incelemesi yapılmadan, gerekçesiz şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,  deliller toplanmadan hüküm kurulduğunu, bu durumun HMK m.266’ya açıkça aykırı olduğunu, karar gerekçesinde, ayıbın neden tazminat doğurmadığına ilişkin yeterli, denetlenebilir ve tartışmalı bir gerekçe bulunmadığını, Yargıtay’a göre ayıptan sorumluluğun sözleşme ile tamamen kaldırılmasının, özellikle standart sözleşmelerde, dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, bu haliyle kararın HMK m.297 ve Anayasa m.141’e aykırı şekilde gerekçesiz olduğunu beyanla İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 26/11/2025 tarihli ve 2025/507 Esas-2025/857 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden görülmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, ayıplı satış iddiasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Dosya kapsamına sunulan bilgi ve belgelerden, davacının araç ticareti faaliyeti ile iştigal ettiği, davaya konu ... plakalı 2022 model sedan ... marka aracın Beyoğlu ....Noterliğinin 24.03.2025 tarih ve ... yevmiye numaralı satış sözleşmesi ile davalı tarafından dava dışı ...  Sirketi'nden 690.000 TL bedelle satın alındığı, aynı gün aynı noterlikten yapılan ... yevmiye numaralı satış sözleşmesi ile davacıya 690.000 TL bedelle satıldığı anlaşılmaktadır.Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 219, 223, 225, 227 ve 229. maddelerine göre satıcı, alıcıya karşı herhangi bir suretle bildiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi nitelik veya niteliği etkileyen niceliklere aykırı olan kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi hukuki ya da ekonomik ayıpları bulunmasından sorumludur. Alıcı tarafından bilinen ayıplardan satıcı sorumlu değildir. Alıcı satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır, bildirilmezse bu ayıpla birlikte kabul etmiş sayılır. Ağır kusurlu olan satıcı ayıbın kendisine bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulmaz. Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, satılanın masrafları satıcıya ait olmak üzere onarılmasını isteme, imkanı varsa satılanı ayıpsız bir benzeri ile değiştirme seçimlik haklarını kullanabilecek olup, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklıdır. Satıcı, kendisi hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alıcının tüm zararlarından sorumludur.Somut olayda davalı , internet ortamında satışa sunulan araçların, üyelerden online olarak teklif alınması ve  en yüksek teklifi veren üyeye satış yapılması suretiyle  açık artırma hizmeti verdiğini ve bu nedenle davacı ve dava dışı üçüncü şahış ile arasındaki satışın gerçekleşmesinde aracı konumunda olduğunu ileri sürmüş ise de davaya konu aracın noter satış sözleşmesi ile davalı tarafından davacıya satıldığı anlaşılmakla davalının satıcı sıfatına haiz olduğu açıktır. Bu durumda TBK'nın 219 ve devamı maddelerinde yer alan satış sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirme yapılmak üzere işin esasına girilip, taraf delilleri toplanarak sonucuna  göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece uyuşmazlığın TBK'nın 520 vd. maddelerinde düzenlenen simsarlık sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,<br>2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,<br>3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"14bf1168aa78244f","SID":"e1ee52f14d286478"}}