{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2026/389 Esas<br>KARAR NO: 2026/460 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:  Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ESAS NO: 2026/6 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİHİ: 06/01/2026 (Ara Karar Tarihi)<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının Butlanı İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 05/03/2026<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkillerinin, davalı Şirketin fiilen tamamına sahip olan ve vefatından önce %99,99 oranında hissedarı bulunan muris ...’nun yasal mirasçıları olduğunu,  Muris ... vefatından 12 ay öncesine kadar Şirketin %99,99 payına sahip çoğunluk ortağı olduğunu,  kalan sembolik %0,01 payın ise yeğeni ...’na ait olduğunu,  murisin 81 yaşında, ağır hastalık (kanser) ve psikiyatrik tedavi sürecindeyken –vefatından yaklaşık 12 ay önce– şirket ortaklar genel kurulunda sermaye artırımı kararı alındığını, bu sermaye artırımında, yalnızca %0,01 oranında sembolik paya sahip olan yeğen ...'nun şirkete nakit borç verdiğini iddia ederek, sözde alacaklarını sermaye artırımında kullandığını ve herhangi bir nakdi ödeme yapmaksızın yeni paylar edindiğini, bu işlem sonucunda, muris ...’nun şirketteki pay oranı %99,99’dan %10’a kadar düşürüldüğünü, bu olağandışı işlemin, murisin hayatının son döneminde gerçekleştiğini, devamında, aradan yalnızca yaklaşık iki hafta geçmişken, 31/12/2022 tarihli kâr dağıtım/aktarım kararıyla şirket kayıtlarında yer aldığı iddia edilen ‘’dağıtılmayan geçmiş yıllar kârı’’ yeğen ... lehine ‘’yasal yedekler’’ hesabına aktarıldığını, bu kararın, yeğen ...’ün sermaye artırımında fiilen hiçbir nakdi ödeme yapmadığını bir kez daha ortaya koyduğunu, şirketin birikmiş değerinin ...’ün kontrolüne geçirildiğini açıkça gösterdiğini, nihayet muristen kalan %10’luk payın da 05/06/2023 tarihli bir devir işlemiyle sembolik bir bedel karşılığında devralınarak, bu işlemler zincirinin tamamlandığını ve şirketin tamamının fiilen ele geçirildiğini, 16/12/2022 tarihli genel kurulunda alınan böylesine ağır bir pay oranı değişikliğinin, hem muvazaalı hem de mirastan mal kaçırma amacıyla alınmış olması nedeniyle açık bir butlan sebebi olduğunu, sermaye artırımı esnasında murise, mevcut pay oranını koruyacak şekilde rüçhan hakkı (yeni pay alma) imkanının fiilen tanınmadığını, bu hakka ilişkin gerekli bilgilendirme yapılmadan yeğen ...'nun esasında olmayan bir alacak mahsup ederek tüm payları hiçbir bedel ödemeden üstlendiğini, şimdi ise, murisin mirasçıları olan davacıların söz konusu genel kurul kararının butlanına ilişkin işbu davayı açtığını, neticede davalı ... ... Şirketi’nin ....... Noterliği’nin .../12/2022 tarih, ... yevmiye no ile tasdikli 16/12/2022 tarihli Genel Kurul Kararının TTK’nın 447. maddesi kapsamında butlanla malul olduğunun tespitine, TTK m. 449 uyarınca, söz konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına, TTK m.448. uyarınca, davalı şirketin, işbu butlan davasının açıldığının ve mahkemenizce belirlenecek duruşma gününün usulüne uygun şekilde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan etmesi ve şirketin internet sitesinde yayımlaması için gerekli ara kararın tesisine, yargılama süresince dava sonunda verilecek kararın uygulanmasını güvence altına almak ve telafisi güç zararların doğmasını önlemek amacıyla ... ... Şirketi paylarının/hisselerin devrinin ihtiyati tedbiren mahkeme onayına tabi kılınmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 06/01/2026 tarih ve 2026/6 Esas sayılı ara kararında;\".....Somut olayda;  iddianın ileri sürülüşü ile mevcut delil durumu gözetildiğinde, iddianın yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlandığından söz edilemeyeceği; davacının, davanın sonucu ile ihtiyati tedbir hususunda yaklaşık ispata yarar delil sunmaması hâlinde, yine de dava konusunun korunması veya oluşacak muhtemel zararların önlenmesi amacı ile tedbir kararı verilemez. Aksi hâlde, herhangi bir soyut iddia karşısında, mahkemenin dava konusunun korunması amacıyla mutlaka ihtiyati tedbir kararı vermesi gerektiği sonucuna varılacak olup, bu kabul tarzı 6100 sayılı HMK' nın 390. maddesindeki düzenlemeye uygun değildir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 26.09.2024 Tarih ve 2024/1197 E. - 2024/1332 K. sayılı ilamı.) Bu sebeplerle talebin reddine karar verilmiştir.\" gerekçesi ile, <br>''1-Davacı tarafların, davalı şirketin paylarının/hisselerinin devrinin mahkeme onayına tabi kılınmasına yönelik İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacılar vekili 06/01/2026 tarihli tedbirin reddine dair ara karara karşı verdiği istinaf dilekçesinde özetle; davacı müvekkillerin mirasbırakanları ...’nun neredeyse tamamına (%99,99) sahip olduğu davalı şirkette, murisin vefatından kısa süre önce gerçekleştirilen olağandışı işlemler nedeniyle genel kurul kararının butlanını talep ettiğini, muris ..., 81 yaşında, kanser ve psikiyatrik tedavi görmekte iken -vefatından yaklaşık 12 ay önce- şirket genel kurulunda bir sermaye artırım kararı alındığını, bu karar uyarınca yalnızca %0,01 sembolik pay sahibi olan yeğen ...'nun, şirkete sözde nakit borç verdiğini ileri sürerek gerçekte var olmayan alacaklarını sermayeye eklemek suretiyle fiilen herhangi bir ödeme yapmaksızın yeni paylar edindiğini, murisin şirketteki payının %99,99’dan %10’a düşürüldüğünü, kısa süre sonra (05/06/2023’te) murise ait kalan %10’luk pay da sembolik bir bedelle devralınarak şirket paylarının tamamı yeğen ... tarafından ele geçirildiğini, davacıların murisin ağır sağlık sorunları yaşadığı bu dönemde gerçekleştirilen sermaye artırımının muvazaalı ve mirastan mal kaçırma amaçlı olduğunu, murise rüçhan hakkının kullandırılmadığını, işlemler sonucunda şirketin yüksek değerinin usulsüz biçimde tek elde toplandığını ileri sürerek genel kurul kararının kesin hükümsüz sayılmasını istediklerini, yargılama süresince doğabilecek hak kayıplarını önlemek üzere şirket hisselerinin devrinin mahkeme onayına tabi kılınması şeklinde bir ihtiyati tedbir kararı istendiğini, Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/01/2026 tarihli ara kararıyla ihtiyati tedbir talebini reddettiğini, yerel mahkemenin davacıların iddialarının “yaklaşık ispat” seviyesinde ortaya konulamadığı ve sırf dava konusu korumak amacıyla tedbir verilemeyeceği gerekçesiyle talebi geri çevirdiğini, söz konusu ara kararın hukuka aykırılığı ortaya konularak ihtiyati tedbirin ivedilikle verilmesi gerektiğini, 6100 sayılı HMK m.389/1 hükmü uyarınca ihtiyati tedbir koşullarının somut olayda mevcut olduğunu, dava konusu hakkın korunabilmesi için mevcut durumdaki muhtemel değişimlerin ileride telafisi güç veya imkânsız zararlara yol açacağı anlaşılırsa, mahkemenin ihtiyati tedbire hükmedebileceğini, HMK m.390/3 uyarınca tedbir isteyen tarafın başvuru dilekçesinde talebinin dayandığı tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmesii ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerektiğini, davacılar tarafından ileri sürülen vakıaların HMK m.389’daki tedbir sebebine uygun düştüğünü ve davanın esasına ilişkin haklılığın güçlü delillerle ortaya konduğu sonucuna varılmakta olduğunu, davacıların genel kurul kararının butlanına yol açan ağır hukuka aykırılıklar bulunduğunu somut olgularla ve belgelerle desteklediklerini, özellikle murisin sağlık durumu, pay devrinin olağandışı koşulları, rüçhan hakkının engellenmesi ve muvazaalı işlemler gibi aşağıda detayları açıklanacak hususların, davacının iddialarını en azından yaklaşık ispat düzeyinde kanıtlar nitelikte olduğunu, bu durumda dahi tedbir talebinin reddinin HMK’nın 389 ve 390. madde hükümlerinin amacına aykırı olduğunu, Dava konusu genel kurul kararıyla başlayan süreçte, davacıların şirketteki payları ve dolayısıyla şirket üzerindeki hakları fiilen ortadan kaldırılmış durumda olduğunu, şirket paylarının davalı tarafça üçüncü kişilere devredilmesi veya şirket malvarlığının el değiştirmesi halinde, davacıların bu davayı kazanması durumunda dahi haklarına kavuşmaları son derece zorlaşacağını, hatta imkânsız hale geleceğini, zira yargılama neticesinde genel kurul kararının butlanına hükmedilse bile, bu arada şirket hisseleri başkalarına geçecek olursa, hakkın fiilen iadesi veya eski hale getirilmesinin güçleşeceğini,Davalı şirketin bünyesinde iki akaryakıt istasyonunu barındıran, piyasa değeri yaklaşık 900 milyon TL olarak tahmin edilen oldukça büyük bir ticari işletme olduğunu, böylesine yüksek ekonomik değere sahip bir şirketin paylarının, davacıların murisine rağmen ve herhangi bir gerçek karşılık ödenmeden devrinin hukuki sonuçları bakımından geri döndürülmesi neredeyse imkânsız bir durum yaratacağını, şirket üzerindeki kontrol ve ekonomik değerin muvazaalı işlemlerle tek elde toplandığını, eğer tedbir kararı verilmez ve davalı taraf bu payları üçüncü şahıslara devreder veya şirkette geri dönülmesi zor değişiklikler yaparsa, dava sonunda alınacak bir hükmün işlerliği kalmayacağını, Türk Ticaret Kanunu’na göre sermaye artırımlarında esas olan, mevcut ortakların pay oranlarını koruyabilmeleri için rüçhan haklarını kullanabilmeleri olduğunu, somut olayda ise sadece %0,01 pay sahibi olan ...'nun, şirketin sermayesini kendi iddia ettiği alacakları karşılığında artırarak murisin payını %99,99’dan %10’a kadar düşürdüğünü, bu sermaye artırımı sırasında murise usulünce çağrı yapılmadığını, rüçhan hakkını kullanabilmesi için gerekli bilgilendirme ve süre verilmediğini, murisin şirketteki hakim ortak konumunun sona erdirildiğini, rüçhan hakkının engellenmesinin TTK’nın emredici hükümlerine aykırı olduğunu, genel kurul kararını sakatlayacağını, TTK m.414’ün öngördüğü şekilde genel kurula çağrı yapılmadan ve TTK m.461/3’ün aradığı asgari süre tanınmadan sermaye artırımına gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu, murisin payının %99’dan %10’a düşmesine yol açan sermaye artırım kararı rüçhan hakkının gasbedilmesi suretiyle alındığı için, davacıların bu işlemin hükümsüzlüğüne ilişkin iddialarının son derece güçlü bir hukuki temele sahip olduğunu, bunun da ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesinde davacıların haklılık olasılığını pekiştirmekte olduğunu, Sermaye artırımında ...’nun şirkete yönelik ileri sürdüğü alacak taleplerinin tamamen muvazaalı olduğunu, yeğen ...'ün şirkette uzun yıllardır maaşlı bir çalışan olup %0,01 oranında sembolik ortak durumunda olduğunu, bu kişinin aniden şirkete yüksek miktarda nakit borç verdiğini iddia ederek karşılığında alacaklarını sermaye artışında kullandığını söylemesinin hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığını, ...'nun fiilen hiçbir nakdi kaynak aktarmadan, sadece kağıt üzerinde yaratılan bazı finansal işlemlerle şirkete hakim olduğunu, davalı tarafın dayandığı sözde alacakların gerçekte mevcut olmayan veya son derece şüpheli alacak kalemleri olduğunu, nitekim şirkette yalnızca küçük paya sahip bir çalışan tarafından öne sürülen bu “muvazaalı alacak iddiaları” ile sermaye artırımı yapılmasının kağıt üzerinde bir sermaye eklenerek pay devri gerçekleştirildiğini göstermekte olduğunu, davacıların işlemlerin muvazaalı olduğunu gösteren olguları dosyaya sunarak yaklaşık ispat külfetini yerine getirdiğini, alacak iddialarının gerçek dışı oluşunun, işlemlerin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ortaya koymakta olduğunu, tüm bu nedenlerle genel kurul kararının hükümsüzlüğü iddiasının güçlü dayanaklara sahip olduğunu ve ihtiyati tedbir talebinin haklılığını destekleyen önemli bir unsur olduğunu, Somut olayda ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektiren şartların fazlasıyla mevcut olduğunu, gerek telafisi güç zarar tehlikesi, gerekse davacıların iddialarının yaklaşık ispat düzeyinde ortaya konulmuş olması hususlarında herhangi bir tereddüt bulunmadığını, HMK m.389 ve 390’daki tedbir şartlarının gerçekleşmiş durumda olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep; davalı şirketin 16/12/2022  tarihli Sermaye Artırımına İlişkin Genel Kurul Kararının hükümsüzlüğünün (butlanının) tespiti istemi ile açılan davada, dava konusu genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılması, şirket hisse devrinin mahkeme onayına tabi kılınmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep emiştir.Mahkemece yapılan 06/01/2026 tarihli tensip tutanağının 16 nolu ara kararı ile; Davacılar vekilinin ilgili genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılması talebinin, şirket müdürü ...'nun beyanı alındıktan ya da verilen kesin süre geçtikten sonra değerlendirilmesine, 24 nolu ara kararı ile de; Davacı tarafın, davalı şirketin paylarının/hisselerinin devrinin mahkeme onayına tabi kılınmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine,  karar verilmiş, bu hususta  istinafa konu  gerekçeli ara karar yazılmış ve ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrası; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" şeklindedir. Yine 6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir.Somut olayda; davacıların dava dilekçesinde ileri sürdükleri iddialar ispata muhtaç olup eldeki davada iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sonucunda ortaya çıkacaktır. Davacılar tarafından dosyaya ibraz edilen belgeler, HMK'nın 390/3 maddesine göre yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Talep ve ara karar tarihi itibariyle yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği, koşulların değişmesi halinde ise mahkemeden her zaman yeniden tedbir talep edilebileceğinden, ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararı dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olup talep eden davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.  Yukarıda izah edilen gerekçelerle; İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine yönelik aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br> 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00'şer TL istinaf karar harcı istinaf eden davacılar tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacılar üzerinde bırakılmasına, <br>5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br><br><br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"128d730be2174718","SID":"7765601df9b895aa"}}