{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/252 Esas<br>KARAR NO: 2026/384<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/10/2023<br>NUMARASI: 2022/17 E. - 2023/651 K.<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA DİLEKÇESİ:,Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ...'ın oğlu Müvekkil  ...'ın,  zor durumda olduğu bir dönemde paraya ihtiyacı olduğu için aracı bir şahsın vasıtasıyla para alış verişi yapan davalı ...'nin babası dava dışı ...ile tanıştığını, dava dışı ...'nin müvekkil ...'a '' İpotek karşılığı aylık yüzde 6 faiz üzerinden 110.000 TL lira verebileceğini' söylediğini,  zor durumda olduğundan kabul etmek durumunda kaldığını,  ...'ın maliki ... Mahallesi'nde bulunan 165 pafta, 215 ada,  9 parselde bulunan 8 numaralı bağımsız bölüm üzerine davalı lehine 28/02/2019 tarihinde 6 ay süreli  350.000,00 TL bedelli ipotek borcun teminatı olarak koyulduğunu,  ...'ın 29.03.1938 doğumlu olup 83 yaşında olduğunu,  yaşı itibariyle 2017 yılından itibaren akıl sağlığı bozulduğunu, ipotek  işleminin yapıldığı gün dahi hiçbir şeyin farkında olmadan, hiçbir şeyi anlamadan sadece  davalı ... ve dava dışı  ...'nin yönlendirmesiyle, zorlamasıyla ipotek verdiğini,  ipoteğin dışında  ...'a ve oğlu ...'a  ödeme günü, bedel kısmı düzenleme tarihi, lehtar kısmı ve içeriği boş olan senetler imzalattıklarını, gerçekte var olmayan bir borç için  banka kanalıyla 175.200,00 TL elden de 24.000 TL ödendiğini, kambiyo senedi vasfı bulunmadığını, avaliste protesto çekilmediğini, ipotekli takip nedeni ile mükerrer takip yapılmayacağını, bonolar nedeni ile borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dışı ...ile aralarında ki bir takım ilişkilere dayanarak davalıya borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiş ise de huzurda ki dava da dava dışı ...ile aralarında ki ilişkilere dayanmaları hukuken mümkün olmadığını, huzurdaki davanın konusu davacının iddia ettiği şekilde davacı ...'ın dava dışı ...ile olan ticari ilişkisi olmadığını, davacı ... şayet dava dışı ...ile bir anlaşmazlık yaşadı ise, bu durumda davacı ...'ın dava dışı ...'ye dava açması ve yasal haklarını dava dışı ...'ye karşı kullanması gerekli olduğunu, dava dışı 3. kişiler arasındaki alacak verecek iddialarının huzurdaki davada dile getirilmesine, bu iddialar üzerinden davacının davalıya borçlu olmadığını ileriye sürmesine itiraz ettiğini, davanın evvela husumet nedeni ile reddini, davacı taraf davalının alacak iddiasını ispat etmesi gerektiğini iddia etse de imzası inkar edilmemiş yazılı senetler karşısında davacıların borçlu olmadıklarını aynı kuvvette yazılı deliller ile ıspat etmeleri gerekli olduğunu, davacı taraf  İstanbul Üsküdar ... Mahallesi 215 ada 9 parsel 8 nolu daire nitelikli taşınmazı davalıya satmayı taahhüt etmiş, satış bedeline mahsuben davalıdan paralar almış, gayrimenkulü davalıya satmadığı gibi davalıdan almış olduğu bedelleri de ödemediğini, alacağın yazılı deliller ile sabit olduğunu, davacı tarafın takip hukukundan kaynaklanan sebeplerle menfi tespit talebinde bulunması mümkün olmadığını, icra takibine konu senetler kambiyo vasfına haiz olduğunu, davacı taraf davalının rehnin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine giriştiğini, bu sebeple ilamsız icra takibi yapamayacağını belirtse de her iki dosya alacağı farklı olduğunu, davacı tarafın avaliste ödeme protestosu çekilmediği yönündeki iddiası takip hukukundan kaynaklanmakta olup menfi tespit davasında öne sürülmesi mümkün olmadığını, kambiyo hukuku bakımından avaliste protesto çekme zorunluluğu bulunmadığını, davalının alacağının yazılı belgeler ile sabit olduğu ve yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, İİK 72/2 uyarınca takipten sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği hususu dikkate alınarak davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine, davaya cevapların kabulüne, davacının davanın mahiyetine uygun olmayan delil toplatma ve tanık dinletme talebinin reddine, ispat edilemeyen hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, %20'den az olmayan tazminatın davacıdan tahsilini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 2022/17 esas, 2023/651 karar sayılı, 13/10/2023 tarihli kararı ile; \"Davaya konu senetlerin teminat senedi olduklarına dair senet üzerinde veya ayrıca yazılı bir evrakın bulunmadığı, dolayısıyla bonoların teminat senedi olduğu hususunun ispatlanamadığı, davacıların bonoları dava dışı ...'ye olan borcun teminatı olarak boş verildiğinin iddia edildiği, davalının ise taşınmaz bedeline mahsuben ödeme yapıldığı ve bunun için düzenlendiğinin iddia edildiği, davalının bonoya dayalı olarak ödeme yapmadığına dair ispata yarar yazılı delillin olmadığı, dolayısıyla bonolardan kaynaklı borçlu olunmadığı hususunun ispatlanamadığı, davalı ...'ın akıl sağlığının olmadığı ve ayırt etmede güçlük çektiğine ilişkin iddialara dair somut bir delilin bulunmadığı, işlemlerin 2019 yılında yapıldığı, dava açılmak üzere 2021 yılında vekalet verildiği, davanın 2022 yılında açıldığı, CBS tarafından kendisini çok iyi ifade ettiği, anlatım ve algısının iyi olduğunun ifade verirken gözlemlendiğinin takipsizlik kararında belirtildiği, davacının dava dışı ...ile olan tüm işlemlerinin davaya konu bonolardan kaynaklı olarak borçlu olunmadığına dair iddiayı ispata yeterli olamayacağı, bonolara  dayalı bir ödemenin yapıldığına dair iddia ve delilin bulunmadığı, iddianın bononun boş düzenlendiğine ilişkin olduğu, hukukumuzda boşa imzanın geçerli olduğu hususları hep birlikte değerlendirildiğinde ispatlanamayan davanın REDDİNE\" karar vermiştir.<br>İSTİNAF:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili ... ve ...'ın davalı ... ve dava dışı ...'ye herhangi bir borcu olmamasına rağmen hukuka aykırı yollarla müvekkili borçlu kılındığını, müvekkillerin davalı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkili ...'ın davalı taraftan herhangi bir para alışı olmadığını, borç ilişkisini doğuracak tek bir işlem dahi bulunmadığını, müvekkilin oğlu ... davalı ...'nin babasından  110.000 TL aldığını, alınan bu borç ile müvekkili ...'ın hiçbir bağlantısı bulunmadığını,  ...'ın davalının babası ...'den almış olduğu 110.000TL'yi ödediğini, müvekkillerin davalı yana herhangi bir borcu olmamasına rağmen; boş olarak imzalatılan teminat senetlerini gerçeğe aykırı olarak doldurup davaya  konu olan İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyada takibe koyulduğunu, mükerrer bir şekilde ve fazlası ile talep edilen söz konusu alacak kanuna aykırı olduğunu, davalı tarafın alacak iddiasını ispat edemediğini,  davalı ... ve  dava dışı babası ...tarafından yapılan işlemler kendi içerisinde çelişkili olduğunu, müvekkillerin takibe konu senetlere ilişkin herhangi bir borçları olmadığını, 83 yaşında kendi halinde yaşlı  olan sağlık problemleri olan bir kadının davalı tarafa ipotek dahil yaklaşık 700.000 TL borçlu olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili ... senetlerin imzalandığı sırada ayırt etme gücü yerinde olmadığını, müvekkillerinin iradesi sakatlandığını, söz konusu senetler bono vasfına haiz olmadığından söz konusu takiplerin iptali gerektiğini, davalı taraf ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığını, davaya konu senetlerde avalist olarak gözüken müvekkili ...'a bahse konu bonolarla alakalı olarak herhangi bir ödememe protestosu gönderilmediğini, bu nedenle müvekkili bono alacağının muaccel olduğundan ve ödenmediğinden haberdar olmadığını, bononun ödeme gününden sonra, müvekkiline ödememe protestosu göndermeyen davalının, müvekkile karşı müracaat hakkı ortadan kalkacağını, bu sebeple takibin iptalinin gerektiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulü ile müvekkili ... ve ...'ın  davalıya borçlu olmadığının tespitine; bonoların iptaliyle aynen istirdatına, müvekkilleri  aleyhine başlatılan icra takibinin iptaline, davalının kötü niyetli olması sebebiyle %20'dan aşağı olmamak üzere müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacıların dava dışı ...ile iddia ettikleri bir takım hukuki ilişkilere dayanarak müvekkiline borçlu olmadıklarının tespitini talep etmeleri mümkün olmadığını, gerekçeli kararda bu hususun açıkça belirtildiğini, huzurdaki davanın konusu davacının iddia ettiği şekilde davacı ...'ın dava dışı ...ile olan ticari ilişkisi vs... olmadığını, mahkemece dosya kapsamına uygun bir şekilde davacının bu yöndeki ispat edilemeyen iddialarına itibar edilmediğini, davacıların bu yöndeki istinaf itirazları haksız ve yersiz olup reddi gerektiğini, davacı taraf müvekkilin alacak iddiasını ispat etmesi gerektiğini iddia etse de imzası inkar edilmemiş yazılı senetler karşısında davacıların borçlu olmadıklarını aynı kuvvette yazılı deliller ile ıspat etmeleri gerektiğini, davacı taraf  İstanbul Üsküdar ... Mahallesi 215 ada 9 parsel 8 nolu daire nitelikli taşınmazı müvekkile satmayı taahhüt ettiğini, satış bedeline mahsuben müvekkilden paralar aldığını, gayrimenkulü müvekkile satmadığı gibi müvekkilden aldığı bedelleri de ödemediğinden, alacak yazılı deliller ile sabit olduğunu,  350.000 TL borcun doğum sebebi ve miktarı, davacının tapu müdürlüğüne verdiği dilekçe, resmi makamlar önündeki ikrarı ile sabit olduğunu, davalının temyiz kudretinin yerinde olmadığı iddiası gerçek dışı olduğunu, davacı tarafın avaliste ödeme protestosu çekilmediği yönündeki iddiası takip hukukundan kaynaklandığını, menfi tespit davasında öne sürülmesi mümkün olmadığını,  kambiyo hukuku bakımından avaliste protesto çekme zorunluluğu bulunmadığını belirterek davalıların istinaf isteminin reddi ile ispat edilemeyen hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, %20' den az olmayan tazminatın davacıdan tahsili ile müvekkile verilmesine, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; İİK'nin 72.maddesi kapsamında, icra takibine dayanak bonolara yönelik menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacılar vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Dosyanın tetkikinde;  İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğünün ... numaralı takip dosyasına dayanak 4 adet bononun zorunlu unsurları içerdiği, kambiyo senedi vasfını taşıdıkları, davacı ...'ın keşideci, davacı ...'ın avalist, davalının lehtar olmakla, taraflar arasında temel ilişkinin bulunduğu, bonoların nakden kaydı ile düzenlendiği, davacıların, bonoların davacı ...'ın davalının babasından aldığını iddia ettiği 110.000-TL'lik borç karşılığı verildiğini, miktarın sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu, bonolara ilişkin olarak banka kanalıyla 175.200-TL elden de 24.000 TL ödendiğini, ödeme yapmalarına rağmen davalının takip başlattığını, bu nedenlerle borçlu olmadıklarının tespitini talep ettikleri, davalının ise  davacı keşidecinin maliki olduğu taşınmazın satımı karşılığında tarafların anlaştıklarını, ancak taşınmazın kendisine devredilmediği gibi satış bedeline mahsuben yapılan ödemeler nedeni ile bonoların düzenlendiğini savunduğu anlaşılmıştır.Dosya kapsamında davacı keşidecinin ayırt etme gücünden yoksun olduğu ileri sürülmüş olup ilk derece mahkemesi tarafından, bonoların düzenlenme tarihlerinin 2019 olduğu, davanın açılması amacı ile 2021 yılında vekalet verildiği, davacı/ müştekinin şikayetçi olduğu soruşturma dosyası kapsamında kendisini çok iyi ifade ettiği, anlatım ve algısının iyi olduğunun ifade verirken gözlemlendiği, neticesinde takipsizlik kararının verildiğinden bahisle gerekli araştırmanın yapılmadığı anlaşılmıştır. Ancak hak ve fiil ehliyeti açısından kambiyo senetlerinde TMK hükümlerinin uygulanacağı 6102 sayılı TTK’nın 670. maddesi ile düzenleme altına alınmış olup mezkur madde hükmüne göre sözleşme ile borçlanmaya ehil olan kişi, kambiyo senetleri ile borçlanmaya da ehildir. TMK'nın 15. maddesinde ifade edildiği üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanması mümkün değildir. Ayrıca dava ehliyeti, fiil ehliyetinin usul hukukundaki yansıması olup HMK'nın 114. maddesi gereğince dava şartıdır. Böylece yargılamanın her aşamasında resen nazara alınarak gerekli inceleme ve araştırma yapılmasını gerekli kılmaktadır. Bu durumda, mevcut ise ehliyetsiz olduğu iddia edilen davacıya ait doktor raporları, hasta gözlem (müşahede) kağıtları, film grafilerinin eksiksiz celbinin sağlanması gerekmektedir. Bunun yanında temyiz kudreti, salt biyolojik nedenlere değil aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin mevcut ise belirlenmesi, çoğu zaman hakimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgiyi gerektirmekte olup bu yönde yetkili sağlık kurulundan, mümkünse Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden rapor alınmasını da gerekli kılmaktadır. Nitekim TMK'nın 409/2. maddesi akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini ifade etmektedir. Dolayısıyla gerekli inceleme ve araştırma yapılarak davacı keşidecinin fiil ehliyetini hâiz olup olmadığının belirlenmesi gerekirken bu yönde herhangi bir araştırma yapılmadan davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle belirtilen hususlarda inceleme yapılması amacı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-4-6. maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1- Davacılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;<br>2-İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/10/2023 tarih, 2022/17 E. 2023/651 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-4-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, <br>4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,<br>5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,<br>6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,HMK'nın 353/1-a-4-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 05/03/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0e222585bc340019","SID":"75213a146becb077"}}