{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/240 <br>KARAR NO: 2026/393<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:17/12/2019<br>NUMARASI: 2017/506 E. - 2019/453 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, Maddi ve Manevi Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin logo ve “...” markasının 37. emtia sınıfında 03.08.2007 tarihinde TPMK nezdinde tescilli olduğunu ve 03.08.2017 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile yenilendiğini, \"...” markasının 20 yıldan bu yana müvekkili şirket tarafından kullanılıp meşhur ve maruf hale getirilmiş olduğunu, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak müvekkilinin yıllarca çalışarak, emek ve masraf yaparak meşhur hale getirdiği  marka ve unvandan yararlanmaya çalıştığını,  davalı şirket müvekkilin tescil belgesi ile koruma altında olan markasına tecavüz ederek müvekkilin isim ve logodan oluşan markasını birebir aynen kullanmakta olduğunu, davalının tecavüz fiillerinin yalnızca müvekkil şirketle aynı faaliyet alanında isminin kullanılması ile sınırlı olmadığını, aynı zamanda müvekkilinin uluslararası tasarım şirketlerinden danışmanlık alarak oluşturduğu ve tescilli markası kapsamında yer alan tanıtıcı simgesi, logosu da davalı tarafından aynen kullanılmakta olduğunu, davalının söz konusu tecavüz fiillerine sahibi bulunduğu .... isimli internet sitesi üzerinden de sürdüğünü, bu durumun müvekkili haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek, tecavüzün tespitini, önlenmesini, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 100.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, davalıya ait ...isimli internet sitesine erişimin engellenmesini, tecavüz oluşturan reklam tanıtım ve ürünlere  ve ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulmasını ve el konulan ürün, reklam ve tanıtım vasıtaları üzerinde müvekkiline mülkiyet hakkı tanınmasını ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının marka hakkına tecavüzün kasıtlı bir kullanım olmadığını, sadece müvekkili hissedarlarından...’ın soyadını kullanmasından ibaret olduğunu, faaliyetine yeni başlayan ve henüz ticaret hayatının başında olan başlayan müvekkilinin, sırf bu sebeple ve hiçbir ihlal olmamasına rağmen, fotoğraf üzerindeki bu kullanımını durdurmuş olduğunu, ancak “...” ibaresinin müvekkili tarafından kullanımının tamamen ticaret unvanı kapsamında olup, davacının meşhur olmadığı halde, meşhur marka diye nitelendirdiği markasıyla bir iltibas veya iltibas kastından kaynaklı olmadığını, “...” ve yan yana bina şeklinde tescil edilmiş birçok markanın olduğunu, davacının iltibas oluşturduğunu ve tecavüz edildiğini iddia ettiği \"...” markası ile tarif edilen logo bir çok marka tarafından kullanılmış olduğunu, müvekkilinin ticaret unvanı olarak tescil ettirdiği isim ve bu isim içinde geçen logonun kullanılmasının davacının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 2017/506 esas, 2019/453 karar sayılı,  17/12/2019 tarihli kararı ile; \"Taraf vekillerince deliller sunulduktan ve resen celbi gereken deliller de toplandıktan sonra dosyada bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bu doğrultuda iki ayrı bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. İlk raporda sınai mülkiyet uzmanı bilirkişi bulunmadığından, itibar edilmemiştir. Dosya kapsamı, deliller ve sınai mülkiyet uzmanı ... ile ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, davacıya ait ... tescil numaralı \"...+Şekil\" markasının 37. sınıfta 03/08/2017 tarihinden beri tescilli olup, geçerli olduğu, davalı unvan tescilinin bundan çok sonra olduğu, davalının internet görsellerinde  davacı adına tescilli ... tescil nolu \"...+şekil\" markasına \"Yanyana gelmiş, orta boyutta bir bina, yanında yüksek bir bina ve onun yanına kısa bir bina şeklindeki \" logoyu \"...\" ibaresi ile birlikte kullanmak suretiyle davalının davacı marka haklarına tecavüzünün sabit olduğu anlaşılmakla, marka haklarına tecavüzün tespiti ve önlenmesine dair talebin kabulü gerekmiştir. Yine SMK 7/3-c bendi uyarınca \"....\" alan adına erişimin engellenmesine karar vermek gerekmiştir. Davacının tazminat taleplerine gelince, davalı şirketin kuruluş tarihi, ihlalin süresi ve yapılan mali incelemeye göre tazminat tutarının tam olarak tespiti mümkün olmadığından, TBK 50 ve 51 maddeleri uyarınca davacı yararına 10.000,00 TL maddi tazminat takdir edilmiştir. Davalının yukarıda değinilen eylemi, aynı zamanda davacının markadan doğan manevi haklarını da ihlal ettiğinden, ihlalin niteliği, tarafların ekonomik durumu ve manevi tazminatın amacı gözetilerek, davacı yararına 10.000,00 TL manevi tazminat takdir edimiştir. Bu itibarla davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davacı adına tescilli ... tescil nolu \"...+şekil\" markasına \"Yanyana gelmiş,orta boyutta bir bina, yanında yüksek bir bina ve onun yanına kısa bir bina şeklindeki \" logoyu \"...\" ibaresi ile birlikte kullanmak suretiyle davalının davacı marka haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, önlenmesine, \"...\" alan adına erişimin engellenmesine, Yukarıda belirtildiği şekilde tecavüz oluşturan davalıya ait reklam ve tanıtım ürünlerine el konularak bunlar üzerinde davacıya mülkiyet hakkı tanınmasına, Takdiren 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dayalı tazminat taleplerinin reddine \" karar vermiştir.<br>İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamında alınmış olan eksik ve hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden davanın kısmen kabulüne karar verdiğini, davacının marka hakkına tecavüz söz konusu olmadığını, müvekkili kendi soyadını kullandığını, Hissedarının soyadını kullanan müvekkilin kusuru söz konusu olmadığı gibi kötü niyeti de bulunmadığını, davacının iltibas oluşturduğunu ve tecavüz edildiğini iddia ettiği “...” markası ile tarif edilen logo bir çok marka tarafından kullanıldığını, müvekkilinin ticaret unvanı olarak tescil ettirdiği isim ve bu isim içinde geçen logonun kullanılması davacının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağını, ‘’...’’ ve yan yana bina şeklinde tescil edilmiş birçok marka olduğunu, müvekkili ticaret unvanı da “ ... ... A.Ş” olduğunu, davalının tescil ettirdiği markası ... + şeklinde olduğunu, müvekkilinin markası (36. sınıf) ile davacının markasının (37. sınıf) farklı alanlarda tescilli olup iş kapsamlarının farklı olduğunu, dosyadaki bilirkişi raporunda müvekkilin faaliyetlerinde ... marka ve logosunu ön plana çıkardığını, ... ibaresinin ne afişlerde ne de diğer tanıtım alanlarında en ufak şekilde yer almadığını tespit edildiğini, markalar arasında tüketici nezdinde karışıklığın olmayacağını, davacının zarar iddiaları yersiz olduğunu, müvekkilin inşaat faaliyeti dahi durduğunu, müvekkilinin ''... A.Ş.'' markası 36 ve 42. Sınıflarda tescilli olduğunu,  ... alan adı mevcut olduğunu, web sitesinde tecavüz teşkil eden hiçbir içerik olmadığını, erişimin engellenmesi ile orantısız güç uygulandığını,  belirterek istinaf isteminin kabulü ile haksız ve kötü niyetle açılan  davanın reddi ile, davacının haksız ve hukuka aykırı müvekkili şirkete ait ürün, cihaz ve makineler üzerinde mülkiyet hakkı tanınması talebinin, maddi ve manevi tazminat talebinin reddine, ''... yatırım'' ibaresi uyuşmazlık konusu olmadığından alan adı kullanımının engellenmesi taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAFA CEVAP:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı tarafça ticari defter ve kayıtlar sunulmadığından mali incelemenin yapılmamış olması dikkate alındığında davacı müvekkilin maddi taleplerinde haklı olduğunu, bu durumda defterlerin usulüne uygun tutulmadığı sabit olduğundan maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulü gerektiğini, dosya kapasımında alınan 20.02.2019 tarihli bilirkişi raporu, dosya içinde mevcut deliller, davalı şirketin ikrarı, davalı şirketin kullandığı web sitesi, inşaat alanını çevreleyen reklam görselleri ve sosyal medya hesapları ile davalı şirketin müvekkiline ait ... marka ve logosunu marka hakkında tecavüz oluşturacak şekilde kullandığı sabit olduğundan davalının istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek şeklinde belirtilmiştir.Yukarıda yazılı açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; markasal kullanımlar arasında iltibasa yol açacak derecede benzerlik olup olmadığının tespitinde işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmekte olup davacıya ait  ... tescil numaralı  ''...'' ibare +şekil unsurlu markanın 03.08.2007 tarihinde tescil edilmiş olup, 03.08.2017 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle yenilendiği, 37.sınıfta tescilli olduğu, davalıya ait ... tescil numaralı ''... ... A.Ş.'' ibareli markanın 36. ve 42. sınıfta tescilli olduğu, markada öncelik ilkesi geçerli olup davacının önceye dayalı tescilli hak sahibi olduğu,  her ne kadar davalı tarafça ''...'' ibaresinin yalnızca ticaret unvanı olarak kullanıldığı, markasal kullanım olmadığından bahisle marka hakkına tecavüzün söz konusu olamayacağı ileri sürülmüş ise de davalının ticaret unvanını marka olarak  sonraki tarihte tescil ettirdiği ve davalının internet görsellerinde  davacı adına tescilli ... numaralı \"...+şekil\" markasındaki \"Yanyana gelmiş, orta boyutta bir bina, yanında yüksek bir bina ve onun yanına kısa bir bina şeklindeki \" logoyu ve \"...\" ibaresini öne çıkarmak sureti ile markasal kullanımlarının tespit edildiği, tarafların markalarını kullandıkları faaliyet alanının inşaat sektörü olduğu, taraf markasal kullanımlarındaki ortak ibarenin ''...'' olup yatırım ibaresi tanımlayıcı olmakla davacı markasından farklılaştırmaya yeterli olmadığı, davacının önceye dayalı hak sahibi olduğu markanın  37. sınıfta, davalı markası 36 ve 42. sınıfta tescilli ise de tarafların davaya konu ibareleri  kullandıkları alanın inşaat /mimari yapım ve satım sektörüne ilişkin olmakla aynı mal / hizmet alanında kullanılan her iki markanın aynı ortalama tüketici kitlesine hitap ettiği, raporlar arasında çelişki bulunduğu istinaf sebebi yapılmış ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarihli ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu ilkesinden hareket ile somut uyuşmazlık yönünden benzerlik ve karıştırılma (iltibas) değerlendirmesinin esasen hukuki bir konu olması nedeni ile yeni bir heyetten rapor alınmamasında isabetsizlik görülmediği,  böylece davalının, davacının markasının kapsadığı mal/ hizmet sınıflarına yönelik kullanımının ortalama tüketici nezdinde tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali doğuracağı anlaşılmakla, davalının markasal kullanımının, SMK'nın 7. ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Davalı taraf hiçbir ticari faaliyeti olmayıp davacıya zarar verecek kazancı mevzu bahis olmadığından maddi tazminata ve koşulları oluşmadığından manevi tazminata hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürmüş ise de SMK'nın 149. maddesi  gereğince sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan davacının maddi ve manevi zararın tazminini istemekte haklı olduğu anlaşılmış olup SMK 7/3-d bendi uyarınca \"....\" alan adına erişimin engellenmesine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin  istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1- Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 17/12/2019 tarih ve 2017/506 E., 2019/453 K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.415,50 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,6TL harcın mahsubu ile bakiye  2.987,90 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, <br>3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,<br>5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 05/03/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1470b6d1fc224c3a","SID":"8eab5f3d8da95e88"}}