{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2025/1995 <br>KARAR NO: 2026/278<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/10/2025<br>NUMARASI\t: 2022/625 Esas, 2025/683 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ : 04/03/2026 <br>  Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : <br>Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla temlik sözleşmesine dayanılarak; davacı temlik alan tarafından davalı aleyhine yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine  ilişkin olup, mahkemece davanın  davanın aktif husumet dava şartı yokluğundan HMK 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine dair  verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; davacının, davalı aleyhine  İstanbul 25. İcra Müdürlüğü’nde ... E. Sayılı dosyası ile başlattığı takibe davalının 28.12.2021 tarihinde  ile haksız ve kötü niyetli olarak  itiraz ettiğini, bu sebeple takibin durduğunu,  ... ... adına alacağının tahsili için 08.10.2018 tarihinde Mersin 6. İcra Müdürlüğü ... E. Sayısı ile davalı borçlu şirket aleyhinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, daha sonra ... ... ile davacı ... ... arasında Mersin 4. Noterliği’nin 10.10.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı alacağın devri sözleşmesi imzalandığını,  o tarih itibariyle dosya borcundan dolayı davacı ... ...’in alacaklı hale geldiğini, davalı borçlu tarafın 16.10.2018 tarihli itiraz dilekçesi ile borca, faize ve fer’ilerine ve yetkiye itiraz ettiğini, alacağı devreden ... ... ile borçlu taraf arasında yapılan sözleşmenin 22. Maddesinde; anlaşmazlıklarda İstanbul Çağlayan Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili olduğunun kararlaştırıldığını, taraflarınca dosyanın yetkili İstanbul Çağlayan icra dairesi’ne gönderilmesinin talep edildiğini, Mersin 6. İcra Müdürlüğü tarafından taleplerinin haklı ve yerinde görülerek kabul edildiğini ve dosyanın yetkisizlikle İstanbul’a gönderildiğini, İstanbul 25. İcra Dairesi’nde ... Esas sayısını alan icra dosyası ile takip işlemlerine devam edildiğini, davalı-borçlu tarafa ödeme emri tebliğ edildiğini, borçlu tarafça haksız olarak ödeme emrine itiraz edildiğini, belirterek;  itirazın iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın % 20 den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, talep ve dava etmiştir,<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; ...  A.Ş. - ... . Ltd. Şti. Adi Ortaklığı’nın Mersin Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde Muhtelif Cadde, Bulvar ve Yollarda Toprak İşleri, Sanat Yapıları ve Üst Yapı İşleri (..., ... Kaplama) Yapım İşi'nin ana yüklenicisi olduğunu, ... .... A.Ş. nin ana yüklenicinin taşeronu konumunda olduğunu, işin idare ile geçici kabulünün 05.10.2017 tarihinde, kesin kabulünün 12.11.2018 tarihinde yapıldığını, davacının temlik aldığını iddia ettiği alacaklara ilişkin sözleşmenin, ... ... ile ... İnşaat - ... ... arasında yapıldığını, sözleşme uyarınca temlik borçlusu üçüncü kişi ... İnşaat tarafından sözleşme konusu işin yapılmasının üstlenildiğini, bu doğrultuda 5 hakediş düzenlendiğini ve kesilen faturalar uyarınca temlik borçlusuna ödemeler yapıldığını, temlik borçlusunun, işi sözleşme ve teknik şartnameye uygun olarak ifa edemediğini  ve işyerini terk ettiğini,  kesin hesabı dahi yapılamadan işi bıraktığını, İdare tarafından temlik borçlusu üçüncü kişinin çalıştığı bölgede yanlış ölçüm ve İdare tarafından kabul edilmeyen imalatların tespiti ile birlikte kesin hesap yapıldığını ve üçüncü kişinin ... ... 'a borçlu olduğu ortaya çıktığını, temlik borçlusunun işi terk etmesi sebebiyle herhangi bir geçici kabul veyahut kesin kabul de yapılamadığını, bu doğrultuda, 6. Hakedişi olan kesin hesabı yapıldığını, eksik imalatlarından dolayı ... ...'a 13.612,28 TL borçlu çıktığı tespit edildiğini, dava konusu temlik alınan sözleşmenin 15. Maddesinde teminat ve garantilere dair şartlar yer aldığını, ayrıca, sözleşmenin 2015 tarihli olup; temlik borçlusunun tüm alacakları zamanaşımına uğradığını, davacının tutulan nakdi teminatlarına ilişkin ilk takibi yetkisiz icra müdürlüğünde açtığını, akabinde alacakların temliki ile birlikte davacı 2021 tarihinde yetkili icra müdürlüğünün başka bir icra müdürlüğü olduğunu ifade edip önceki icra işlemlerinden feragat ederek dosyanın yeni icra müdürlüğünde yürütülmesini talep ettiğini, bu doğrultuda, 2021 tarihinde taraflarına yeni bir ödeme emri tebliğ edildiğini, eser sözleşmesine bağlı alacakların 5 yıl içerisinde zamanaşımına uğradığını, davacının var olduğunu iddia ettiği tüm alacaklara karşı zamanaşımı defini sunduklarını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddine, İstanbul 25. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı icra takibinin iptaline, kötüniyetli davacıya %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Mahkemece 10.10.2025 tarihli  karar ile;  uyuşmazlığın, dava dışı temlik veren taşeron ile davalı işveren arasında akdedilen eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye alacak bulunup bulunmadığı, temlik alan davacının alacak talep etme hakkı bulunup bulunmadığı, bu kapsamda davacı tarafça yapılan icra takibinin yerinde olup olmadığı hususlarında toplandığı, Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin \"taşeron'un Yapacağı İşler Ve Sorumlulukları\" Taşeron'un Yapacağı İşler Ve Sorumlulukları\" başlıklı 11. Maddesinin 7. bendinde;\"taşeron, işveren'in muvafakati olmadan alacağını kısmen veya tamamen başkalarına temlik edemez.\" şeklinde düzenlenmiş olup; madde metninden açıkça anlaşılacağı üzere sözleşmede temlik yasağının bulunduğu ve temlik yasağının bertaraf edildiğini gösterir muvafakat de bulunmadığından, davacının temlik alan sıfatı ile işbu dava bakımından aktif husumetinin bulunmadığı, gerekçesi ile davanın aktif husumet dava şartı yokluğundan HMK 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; dava dışı ... ... adına, alacağının tahsili için 08.10.2018  tarihinde Mersin 6. İcra Müdürlüğü ...  esas numarasıyla davalı borçlu şirket aleyhinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, daha sonra  ... ... ile davacı ... ... arasında Mersin 4. Noterliği’nin 10.10.2018 Tarihli ve ... Yevmiye Numaralı alacağın devri sözleşmesi imzalandığını, ... ...'ın Mersin 6. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasındaki alacağının tamamını tüm faiz ve ferileriyle birlikte gayrikabili rücu olmak üzere ... ...’e devrettiğini, o tarih itibariyle dosya borcundan dolayı davacının alacaklı hale geldiğini, temlik sözleşmesinin usulüne uygun düzenlendiğini ve icra dosyasına bildirildiğini, davalının16.10.2018 tarihinde borca faize ve ferilerine ve yetkiye itiraz etmesi sonucu dosyanın yetkisizlik ile  İstanbul İcra Müdürlüğü’ne gönderildiğini ve bu dosyadan davalıya yeni ödeme emri düzenlendiğini ve alacaklı olarak  davacının gösterildiğini, dosya alacağını devreden ... ... ile davalı borçlu şirket arasında “Mersin Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde Muhtelif, Cadde, Bulvar Ve Yolarda Toprak İşleri, Sanat Yapıları Ve Üst Yapı İşleri (..., ... Kaplama) Yapım İşi” İşine Ait Taşeron Serim Sözleşmesi akdedildiğini, yapılan bu sözleşmeye göre davalı şirketin; işveren sıfatıyla Mersin Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı tarafından kendisine verilen “iş”i yapmayı taahhüt ettiğini, ... ...'ın ise taşeron sıfatıyla aralarında yapmış oldukları sözleşme kapsamında verilen işi noksansız olarak yapmayı taahhüt ettiğini, bunun karşılığında davalı işveren tarafından yapılan işe ait hakkediş ödemeleri yapılmasının karşılaştırıldığını, taşeron ... ...'ın  sözleşme kapsamında üstlenmiş olduğu iş gereği gibi yerine getirildiğini, ardından faturalar düzenlediğini ve davalı  tarafça ... ...'a hak ediş ödemelerinin yapıldığını, yapılan iş kapsamında takip dayanağına konu, 31.08.2015 tarih, ... sıra no’lu 74.949,67 TL bedelli 1 no’lu hak ediş bedeline ilişkin fatura, 31.08.2015 tarihli ... sıra no’lu 631.154,08 TL bedelli 2 no’lu hak ediş bedeline ilişkin fatura, 28.10.2015 tarihli ... sıra no’lu 159.454,86 TL bedelli 3 no’lu hak ediş bedeline ilişkin fatura, 30.11.2015 tarihli ... sıra no’lu 122.926,71 TL bedelli 4 no’lu hak ediş bedeline ilişkin faturalar düzenlendiğini, davalının  taşeron sözleşmesine istinaden ... ...’a ait hak edişlerden %5’lik kesinti yaparak teminat olarak tuttuğunu,  sözleşmenin 15.2. maddesine göre Hak ediş tutarlarından kesilen ve  hak edişlerin %5’ine tekabül eden teminatın sözleşmenin 15.5. maddesine istinaden, üstlenilen iş taşeron ... ... tarafından ifa edildiği ve davalı tarafından yapılan işin kabul edildiğinden;  teminatın tamamının iade edilmesi gerektiğini, teminatın ... ...’a ödenmediği gibi; alacağın davacıya  devredildiği 10.10.2018 tarihinden bu yana  davacıya da  herhangi bir ödeme yapılmadığını, takibin devamının sağlanması için iş bu  itirazın iptali davası açtıklarını, mahkemenin sözleşmede yer alan “alacağın temlik edilemeyeceğine dair hüküm” nedeniyle davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddi kararının, hukuka, hakkaniyete ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, zira icra dosyasındaki alacağın temliki, sözleşmesel alacağın temlikinden farklı nitelikte olup, takip hakkının devri anlamına geldiğinden; temlik yasağının bu aşamada uygulanamayacağını, icra takibine konu alacağın, takip başlatılmasıyla birlikte artık icra dosyası kapsamında bireyselleşmiş bir tahsil hakkına dönüştüğünü, “alacağın devri” değil, icra dosyasındaki takip hakkının devredildiğini, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. \t<br>Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden   kaynaklanmaktadır.<br>  Somut olayda; dava dışı Mersin Belediyesi  Büyükşehir Belediyesi ile dava dışı ... , ... İnşaat ortak girişimi arasında  15.05.2015 tarihinde, \" Mersin İli sınırları içinde muhtelif cadde, bulvar ve yollarda toprak işleri, sanat yapıları ve üst yapı işleri yapım işine ait sözleşme imzalanmış,  yükleniciler bu işi davalı ... ...Şirketine taşeron olarak vermişler, ... Şirketi de kendisine taşere edilen işlerden bir kısmını 16.06.2016 tarihli  taşeron sözleşmesi ile dava dışı  ... İnşaat - ... ...'a vermiştir. ... ..., taşeron olarak yaptığı işlerin bedelinin tahsili için davalı yan aleyhine  08.10.2018 tarihinde icra takibi başlatmış, takipten 2 gün sonra, davacı yan ile  Mersin 4. Noterliği’nin 10.10.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı alacağın devri sözleşmesi imzalanarak;  icra dosyasındaki alacağını davacı yana temlik etmiş, davalı yan ise  eksik imalatlarından dolayı asıl davalının , alacağını temlik edenden 13.612,28 TL alacaklı olduğunu, alacağın zaman aşımına uğradığını, savunmuş, mahkemece; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin \"Taşeron'un Yapacağı İşler Ve Sorumlulukları\" Taşeron'un Yapacağı İşler Ve Sorumlulukları\" başlıklı 11. Maddesinin 7. bendinde;  \"taşeron, işveren'in muvafakati olmadan alacağını kısmen veya tamamen başkalarına temlik edemez.\" şeklindeki düzenleme ile temlik yasağının bulunduğu ve temlik yasağının bertaraf edildiğini gösterir muvafakat de bulunmadığı, gerekçesi ile davanın aktif husumet dava şartı yokluğundan HMK 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.     <br>Yargıtay\tHukuk Genel Kurulunun;  2018/(15)6-565 E., 2021/1464 sayılı, 18.11.2021 tarihli ilamında da belirtildiği gibi; sözleşmede temlik yasağı bulunmasına rağmen, dava açıldıktan sonra (veya icra takibi sonrası) alacak temlik edilmiş ise, HMK’nın 125. maddesi anlamında dava konusunun devredildiği kabul edilerek davaya devralan şahıs huzurunda devam edilir, ancak davalı temlik yasağının bulunduğunu ileri sürdüğü takdirde alacağın varlığı ispatlanmamış olacağından davanın reddine karar verilmelidir. Başka bir ifadeyle alacağı devralan HMK’nın 125. maddesi gereğince davacı/alacaklı yerine geçerek usulden doğan yetkilerini kullanabilir ise de; davalının sözleşmede kararlaştırılan temlik yasağını bulunması durumunda maddi hukuk anlamında talep edebileceği alacağının bulunduğunu kanıtlaması hâlinde alacağa hükmedilebilecektir. Davalı yan ise temlik yasağının bulunduğu sözleşmeye delil olarak dayanmıştır, kaldı ki mahkemece alınan  09/04/2025 tarihli raporu ile de; 01.10.2016 tarih itibariyle davalının, temlik eden dava dışı ... ... firmasından 14.429,66 TL alacaklı olduğu, davalının ... ... lehine bu alacağı ticari defterlerinde sıfırladığı  tespit edildiğinden; davalının aslen temlik eden borçlu olmadığı da sabit olduğundan; mahkemece davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmesi isabetli olmuştur.<br>Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br> 1-İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 01/10/2025 tarih ve 2022/625 Esas, 2025/683 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, <br>2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan .615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60  TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,<br>3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 04/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2a5cd107c4992a79","SID":"7f988a1a1da96314"}}