{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2025/224 <br>KARAR NO\t: 2026/212<br> TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/11/2024<br>NUMARASI\t: 2018/603 Esas, 2024/846 Karar  <br>DAVANIN KONUSU: Tespit<br>KARAR TARİHİ : 18/02/2026 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : <br>Davacı (müflis) yüklenici şirket yetkilisi, davalı işsahibi şirket ile büyük ortağı ve yönetici olduğu davacı şirket adına 01/02/2011 tarihinde ... – ...... Konutları işinin mekanik tesisatının yapımı hakkında sözleşme imzaladıklarını, sözleşme kapsamında bir çok hazırlık ve bir kısım işleri de yaptıklarını ancak davalının sözleşme konusu işle ilgili Belediyede yaşadığı sorun nedeniyle işlerin durdurulduğunu ve 1 yıla yakın süre beklediğini, bu sırada davalı tarafça kendilerine her hangi bir bildirim veya ihtar yapılmadan işin bir başka firmaya verildiğini, sözleşmenin geçerli olarak düzenlenmediğini, sözleşme öncesi durumlarla ilgili kendisinin bilgilendirilmediğini ve bu nedenle yanıltıldığını, edimler arasında orantısızlık bulunduğunu, sözleşmenin iradeyi sakatlayan sebepler nedeniyle geçersiz olduğunu, beklenilen süre boyunca bir çok masraf yaptıklarını ve kâr kaybına uğradıklarını, maddi ve manevi zarar gördüklerini belirterek, bu sebeple uğranılan kâr kaybına ilişkin olarak işin toplam keşif bedelinin (bitirilmiş hali ile son toplam maliyetinin) %14'ü oranında kâr kaybı bedelinin, sözleşme bedelinin %20'sinden az olmamak üzere maddi ve manevi tazminatın, bekleme süresi boyunca maruz kaldıkları dilekçede yazılı giderlerinin tespit olunarak karara bağlanmasını, tespit edilecek alacaklarının hak kazanım tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, harca esas bir dava değeri göstermemiş ve peşin nispi harç yatırmamış, tevzi formunda dava türü \"tespit davası\" olarak yer almıştır.<br>Davacı (müflis) yüklenici şirket yetkilisince sunulan 16.07.2018 tarihli dilekçeyle, davanın tespit kararı alınmasına yönelik olduğu, eda hükmü talep edilmediği belirtilerek, dilekçede yazılı delillerinin toplanması ve yoksun kalınan kâr konusunda rapor alınması talep edilmiştir.<br>Davacı (müflis) yüklenici şirket yetkilisince, Mahkemenin 24.04.2019 tarihli duruşma ara kararı üzerine sunulan 29.04.2019 tarihli dilekçeyle, davanın belirsiz alacak ve tespit davası olduğu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, kar mahrumiyetine dayalı müspet zarar, yeni iş alınmaması sebebiyle uğranılan kayıp, haksız eyleme dayalı maddi tazminat ve bekleme süresinde oluşan zararlar yönünden toplam taleplerinin şimdilik 10.000,00 TL olduğu, sözleşmenin ifa ettirilmemesi sebebiyle uğranılan zararın kesinti yöntemine göre hesap edilmesi gerektiği belirtilerek, dilekçede yazılı delillerinin toplanması talep edilmiş ve buna dair 127,00 TL harç ikmali yapılmıştır.<br>Davacı (müflis) yüklenici şirket yetkilisince sunulan 03.01.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle, davacı şirketin uğradığı zararların TBK'nın 112. Maddesi gereğince davalıdan tazmin edilmesi istendiğinden dava neticesinde ayrı ayrı tespit ve eda hükmü verilmesi talep edilerek,<br>Tespit talebi kapsamında; Sözleşme için ... Bankası Kurtköy Şubesinden alınarak davalı işverene tevdi edilen banka teminat mektubu masraflarının, ...Tesisat İşleri için satın alınan malzeme bedellerinin, Küçükçekmece SGK Müdürlüğünden celp edilen bordrolara göre İşçilik ücreti ve sek primlerinin, şantiye kurulum ve mobilizasyon giderlerinin, ... Şantiyesinde 3,5 yıl boyunca istihdam edilen ... isimli şantiye bekçisi personelin maaş ve SGK giderlerinin, konteyner kiralarının, yüklenici ... Firmasının 1.2.2011-1.11.2014 tarihleri arasındaki finansman ve faktoring giderlerinin, yüklenici ... Firmasının Erenköy ve Suadiyedeki ofis binası ve burada istihdam edilen personelin 1.2.2011-1.11.2014 tarihleri arasındaki masraf ve giderlerinin ( kira, personel maaşı, Sgk giderleri, muhasebe ücreti v.s.) tespit edilmesi,<br>Tahsil talebi kapsamında; 1-)Davalı ile imzalanan ve ifa ettirimeyen Sözleşmenin konusu olan ... Projesindeki 145 konut ve altyapının ıslah tarihi itibarı ile güncel toplam değeri ve güncel mekanik tesisat işleri bedelinin bilirkişi vasıtası ile tespit edilmesi ve bu bedel üzerinden işin ifa edilmemesi nedeniyle uğranılan kar mahrumiyeti zararı hesaplanarak, bilirkişi raporundan sonra arttırılmak üzere şimdilik 5.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacı şirkete ödenmesi, 2-Davalı işveren tarafından ...Tesisat İşleri kapsamında ... A.Ş.'ye yaptırılan 2.904.182,14 TL tutarındaki mekanik imalatların %10'u oranında kar mahrumiyeti zararına karşılık şimdilik 5.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacı şirkete ödenmesi talep edilmiş ve buna dair 171,00 TL ıslah harcı yatırılmıştır.<br>Davalı iş sahibi şirket vekili, davacı şirketin iflas etmesi nedeniyle dava açma ehliyetinin olmadığını, HMK'nın 84/b maddesi gereğince iflas eden davacı şirketten teminat alınması gerektiğini, sözleşmeye konu proje için 20/04/2010 tarihinde ruhsat alındığını ancak ruhsatın Belediye tarafından 12/05/2011 tarihinde iptal edildiğini, bununla ilgili idare mahkemesinde dava açtıklarını, inşaatın durdurulmasına ilişkin idare kararından sonra (İstanbul 7. idare Mahkemesi 2014/617 Esas) inşaata devam edildiğini, yapılan işlere karşılık düzenlenen 4 adet hakediş bedelinin davacıya ödendiğini, davacıya verilen avans nedeniyle müvekkilinin alacaklı olduğunu, davacı şirketin 19/11/2014 tarihinde iflasına karar verildiğini, sözleşmenin 53/2 fıkrası gereğince iflas nedeniyle sözleşmenin kendiliğinden fesholunduğunu, davacı taleplerinin haklı olmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.<br>Mahkemece ilk olarak 2016/167 - 2017/181 Karar sayılı kararla; İstanbul Anadolu 3. İflas Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davacıya işbu Mahkeme dosyasını takip etmeye yetki verildiğinin 13.05.2016 tarihli belge ile bildirildiği, davanın 19.02.2016 tarihinde açıldığı, müflis şirketin ise 19.11.2014 tarihinde iflas ettiği, davanın açıldığı tarihte davacının sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın sıfat yokluğundan reddine karar verilmiştir.<br>Bu kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 19/06/2018  tarih ve 2017/891 Esas - 2018/820 Karar sayılı ilamıyla; \"...yargılama sırasında 13/05/2016 tarihinde İstanbul Anadolu 3. İcra Müdürlüğü'nün ... iflas dosyasından davacıya davayı takip yetkisinin verildiğinin anlaşılmasına göre, davanın esası incelenip karar verilmesi gerektiği\" gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>Kaldırma kararı sonrasında, Mahkemece, bilirkişi heyetinden dosya üstünden kök ve ek raporlar alınmış ve yeniden yapılan yargılama neticesinde, istinafa konu kararla; Taraflar arasındaki sözleşmenin 01/02/2011 tarihinde imzalandığı, 20/04/2010 tarihinde ruhsatın alındığı, 12/05/2011 tarihinde yapı ruhsatının iptal edildiği, İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 2011/2071 esas sayılı dosyasında 25/02/2013 tarihinde iptal kararı verildiği, İstanbul 5. İdare Mahkemesinin 2010/2433 esas sayılı dosyasında ruhsat iptali kararı verildiği, Danıştay 6. Daire Başkanlığının 21/06/2013 tarih 2013/1129 esas 2013/4410 karar sayılı ilamı ile kararın bozulduğu ancak bozma ilamı uygulamaya engel olmayacağından inşaat yapımına izin verilmediği, bunun üzerine İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 2014/617 esas sayılı dosyasında 30/01/2015 tarihinde iptal kararı verilmesi ile duran inşaat çalışmalarına devam edildiği, davacı şirket hakkında İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1418 esas sayılı dosyasında 19/11/2014 tarihinde iflas kararı verildiği, sözleşmenin 53/2. Maddesine göre iflas halinde sözleşmenin iflas nedeniyle münfesih sayılacağının kararlaştırıldığı, davalının savunmasında, davacının zararına davalı tarafın sebep olmadığını, aksine davacının zararına haksız karar veren belediyenin yol açtığını ve belediyenin haksız kararı nedeniyle kendilerinin de dava açmak durumunda kaldıklarını belirttiği, alınan bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere, 4. Hakedişte ilerledikçe yapılan işlerde düşüş olduğu, son hakedişin Nisan 2011 tarihli olduğu ve bu tarihin davacının iflas tarihi olan 19/11/2014 tarihinden önce olduğu ve aynı zamanda ruhsat iptal tarihi olan 12/05/2011 tarihinden önce olduğu, bu durumda, sözleşmenin akdedilmesinden sonra, ruhsat iptalinden önce ve bu tarihe kadar geçen 167 günde (kararlaştırılan işin bitirilme süresi olan 480 günlük sürenin 167. Gününde) sadece %2,13'lük kısmına isabet eden iş yapıldığı, ayrıca davacının iddia ettiği dava dışı ... ile ilişkinin ise Temmuz 2014 yılında başladığı, sözleşme üzerinde ise sadece 2014 şeklinde yılının belirlendiği, bu tespitler ışığında taraflar arasında akdedilen mekanik tesisat yapımı hakkındaki sözleşmenin davacının iflas etmesi nedeniyle münfesih hale geldiği, bu durumun davacıdan kaynaklandığı ve davalının bir etkisinin bulunmadığı, ayrıca sözleşme gereği işin tamamlanması için kararlaştırılan zamanın 480 gün olduğu da göz önünde bulundurulduğunda davacının sözleşmenin akdedilmesinden ruhsat iptaline kadar geçen 167 günde 940.521,00-TL'lik işin 20.030,30-TL tutarındaki kısmını ifa ettiği yani işin sadece %2,13'lük kısmının tamamlanması nedeniyle davacının davalıdan talep edebileceği gider ve masrafının bulunmadığı, davacının taleplerinin haksız olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br>Davacı vekili istinafında;<br>1-)Yerel mahkemece davanın hukuki niteliğinin hatalı belirlendiğini, davanın tespit davası olarak nitelendirildiğini ancak gerçekte geçerli eser sözleşmesinin davalı tarafından haksız ve keyfi şekilde ifa ettirilmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazminine yönelik bir tazminat davası olduğunu, bu yanlış nitelendirme sebebiyle kararın somut olaya uygun düşmediğini, delillerin toplanmadığını, uygulanması gereken hukuk kurallarının hatalı belirlendiğini, davanın kabulü gerekirken reddedildiğini,<br>2-)Dava sırasında yapılan ıslahın mahkemece dikkate alınmadığını, ıslah yapılmamış gibi gerekçe oluşturulduğunu, ıslahla ileri sürülen yeni taleplerin ve delillerin karar gerekçesinde tartışılmadığını, taleplerin neden reddedildiğinin açıklanmadığını, bu durumun adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini,<br>3-)Davalı iş sahibi ile yüklenici ... ... Ltd. Şti. arasında Büyükçekmece ...’da yer alan “......” projesinde toplam 145 daire, sosyal tesisler ve saha altyapısına ilişkin tüm mekanik tesisat işlerinin malzemeli olarak yapılmasına dair 01.02.2011 tarihli eser sözleşmesi imzalandığını, davalının kusuru ile sözleşmenin ifa ettirilmemesi nedeniyle yüklenicinin zarara uğradığını, iş kapsamının bloklara ait tüm mekanik tesisat, ortak alan tesisatları ve sosyal tesisleri kapsadığını, sözleşme keşfinde bazı bloklara ait kalemlerin birim fiyat olarak yer aldığını, gerçek metraj ve tüm bloklar dikkate alındığında iş bedelinin daha yüksek olduğunu,<br>4-)Yüklenicinin sözleşme sonrası SGK açılışı yaptığını, mobilizasyonu sağladığını, ekipman ve personel hazırladığını, teminat mektubunu sunduğunu, alt yüklenicilerle sözleşme yaptığını, malzeme temin ettiğini, işin yürütülmesi için gerekli tüm hazırlıkları tamamladığını, davalı tarafından yükleniciye herhangi bir ihtar veya kusur bildirimi yapılmadığını, yükleniciye kusur atfedilemeyeceğini,<br>5-)Sözleşmenin 49. maddesine göre fesih için yükleniciye ihtar çekilmesi ve süre verilmesi gerektiği halde bu usule uyulmadığını, sözleşmenin keyfi ve nedensiz şekilde fiilen feshedildiğini, bu nedenle yüklenicinin uğradığı tüm zararların kapsamlı şekilde tazmini gerektiğini,<br>6-)Sözleşmenin 50. maddesi gereğince işverenin arsayı teslim yükümlülüğü bulunduğunu, imar ve ruhsat sorunları nedeniyle işin başlatılamadığını, yüklenicinin uzun süre ekip ve personelini hazır tutarak mali külfetlere katlandığını, işin durdurulduğuna dair TTK 20/3 kapsamında herhangi bir bildirim yapılmadığını, buna rağmen işin başka firmaya verildiğini,<br>7-)Yerel mahkemenin sözleşmenin yüklenicinin iflası nedeniyle sona erdiği yönündeki kabulünün hatalı olduğunu, işin ... firmasına verilme tarihinin yüklenicinin iflasından önce 06.06.2014 olduğunu, BA-BS kayıtları ve hak ediş faturalarıyla bu hususun sabit olduğunu, mahkeme gerekçesinde çelişki bulunduğunu,<br>8-)Sözleşme devam ederken işin başka firmaya verilmesinin sözleşmeye aykırı olduğunu, davalının tek taraflı ve keyfi iradesiyle fiili fesih gerçekleştirdiğini, bu nedenle yüklenicinin uğradığı zararların en geniş kapsamda tazmini gerektiğini,<br>9-)Sözleşme kapsamında yapılan masraflar, satın alınan malzemeler, işçi ve teknik personel ücretleri, SGK giderleri, şantiye ve merkez ofis giderleri ile uğranılan kar kaybının davalı tarafından karşılanması gerektiğini,<br>10-)Yüklenicinin 167. günde işin %2,13’ünü yaptığı gerekçesiyle kusurlu sayılmasının hatalı olduğunu, mekanik işlerin betonarme imalat sonrası yapılabileceğini, davalı tarafından gerekli altyapı sağlanmadığını ve ihtar yapılmadığını,<br>11-)Davalının defter incelemesine dayanılarak davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, taraflar arasında kesin hesap yapılmadığını, yüklenicinin yaptığı masraflar ve uğradığı kar kaybı dikkate alınarak hesaplaşma yapılması gerektiğini,<br>12-)Bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, yerinde keşif yapılmadığını, yüklenici tarafından yapılmayan işlerin bedelinin doğru tespit edilmediğini, ... firmasına yaptırılan işlerin ve kar kaybının hesaplanmadığını,<br>13-)Islah dilekçesi ekinde sunulan malzeme faturaları, ücret ödemeleri ve SGK giderlerinin bilirkişiye incelettirilmediğini, bu deliller dikkate alınmadan karar verildiğini,<br>14-)Zararların ispatı için bildirilen tanıkların dinlenmediğini,<br>15-)Proje kapsamında çalışan personel giderlerine ilişkin talepler hakkında inceleme yapılmadığını ve hüküm kurulmadığını,<br>16-)Davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı hesaplandığını, davalı sayısının artmasının yargılama sırasında gerçekleştiğini ve tek vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini,<br>17-)... projesinde keşif yapılması ve iş bedelinin gerçek değerinin belirlenmesi gerektiğini, buna göre kar kaybının hesaplanması gerektiğini belirterek,<br>istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, uyuşmazlığın eser sözleşmesinin keyfi feshi nedeniyle açılan tazminat davası olarak değerlendirilmesini, tüm delillerin toplanmasını, bilirkişi incelemesi, keşif ve tanık dinlenmesi yapılmasını, dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesini talep etmiştir.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalılar iş sahibidir.<br>Davacı yüklenici tarafından dava dilekçesinde, davalının, taraflar arasındaki 01.02.2011 tarihli mekanik tesisat yapımına ilişkin sözleşmeye konu edimlerini yerine getirmemesi, her hangi bir bildirim veya ihtar yapmadan işi bir başka firmaya vermesi nedeni ile uğradığı kâr kaybının,  maddi ve manevi zararın,  bekleme süresi boyunca maruz kaldıkları dilekçede yazılı giderlerinin tespit olunarak karara bağlanması talep edilmiş, davanın türü \"HMK'nın 106. Maddesi kapsamında alacak tespiti\" olarak belirtilmiş, 16.07.2018 tarihli dilekçeyle, davanın tespit kararı alınmasına yönelik olduğu, eda hükmü talep edilmediği belirtilmiş, 29.04.2019 tarihli dilekçeyle, davanın belirsiz alacak ve tespit davası olduğu, davadaki talep kalemlerine ilişkin taleplerinin şimdilik 10.000,00 TL olduğu belirtilmiş ve buna dair 127,00 TL harç ikmali yapılmış, 03.01.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle, tespit talebi kapsamındaki talepleri ile tahsil talebi kapsamındaki talepleri ayrı ayrı belirtilmiş olmakla, tüm bu dilekçeler bir arada değerlendirildiğinde davacının işbu davadaki talepleri; 1-)Islah dilekçesinde ayrıntılı olarak belirtilen tazminat ve gider kalemlerinin HMK'nın 106. Maddesi kapsamında tespiti, 2-)Davalının işi bir başka firmaya vermesi nedeni ile uğradığı kâr kaybına ilişkin iki ayrı yönteme göre hesaplanması istenen ayrı ayrı 5.000,00'er TL'den toplam 10.000,00 TL kâr mahrumiyeti zararının tahsili talebine ilişkindir.<br>Tespit davası, kendine özgü davalardan olup, dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad. 106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad.114/1-h, 115) (Emsal; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 02.04.2003 Tarih 2003/1-256 E., 2003/269 K. - Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 26.12.2024 Tarih 2023/4379 E., 2024/5215 K. - 11.11.2025 Tarih 2025/1735 E., 2025/3823 K.).Buna göre, somut olayda, davacı yüklenici tarafından ıslah dilekçesinde ayrıntılı olarak belirtilen tazminat ve gider kalemlerinin HMK'nın 106. Maddesi kapsamında tespiti talebi ileride açılacak bir eda davasında tartışılabileceğinden, davacının bu talebi bakımından bu aşamada dava açmada hukuki yararı bulunmadığı gözetilerek, bu talep bakımından davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemece bu talep bakımından esas dair değerlendirmelerle davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.<br>Davacının diğer talep kalemi olan, davalının işi bir başka firmaya vermesi nedeni ile uğradığı kâr kaybına ilişkin toplam 10.000,00 TL kâr mahrumiyeti zararı talebi değerlendirildiğinde; Taraflar arasındaki 01.02.2011 tarihli sözleşmenin \"Sözleşmenin Feshi\" başlıklı 49/1-d. Maddesinde açık bir şekilde; \"İşveren istediği zaman neden göstermeksizin işi askıya alabilir, durdurabilir ya da feshedebilir. Bu durumda Taşeron herhangi bir kar kaybı ya da tazminat için talepte bulunamaz.\" düzenlemesine yer verilmiş olup, bu sözleşme hükmüne göre davacı yüklenicinin, davalı iş sahibinden, sözleşmeye konu işin yapımı devam ederken sözleşme ilişkisini sonlandırarak işi bir başka firmaya vermesi nedeni ile uğradığı kâr kaybını talep etme hakkı bulunmadığı gözetilerek, bu talep kalemi bakımından bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemece bu talep bakımından da esas dair değerlendirmelerle davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.<br>Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. <br>Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin gerekçe yönünden kabulüne, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davacının HMK'nın 106. Maddesi kapsamında tespit davası talebinin  yukarıda belirtilen gerekçe doğrultusunda HMK mad.114/1-h, 115 gereğince hukuki yarar yokluğundan reddine, kâr kaybı talebinin ise sözleşmenin 49/1-d. Maddesindeki düzenleme gereğince esastan reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş; ancak kararın kaldırma sebebine, istinafa gelenin sıfatına ve aleyhe kaldırma yasağına göre ilk derece mahkemesince davacı lehine hükmedilen vekalet ücreti aynen korunmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>A)1- Davalı vekilinin istinaf talebinin gerekçe yönünden KABULÜNE,<br>2-İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 27/11/2024 tarih ve 2018/603 Esas, 2024/846 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>3-Davanın;<br>a-Davacının HMK'nın 106. Maddesi kapsamındaki tespit davası talebi bakımından HMK mad.114/1-h, 115 gereğince hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,<br>b-Davacının kâr kaybı talebi bakımından sözleşmenin 49/1-d. Maddesindeki düzenleme gereğince esastan REDDİNE,  <br>B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN<br>1-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 29,20 TL harç ile 127,00 TL tamamlama harcı ve 171,00 TL ıslah harcı toplamı 327,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 404,80 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,<br>2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br> 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN<br>1-Davalı tarafın istinaf talebi kabul edildiğinden istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,<br>2-Davalı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 340,00 TL tebligat ve posta  gideri olmak üzere toplam 2.023,10 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE, <br>3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>4-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 18/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.   <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cd442dfb91b17dae","SID":"21f874b108b5597d"}}