{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1579 <br>KARAR NO\t: 2026/277<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:24/05/2024<br>NUMARASI\t:2023/78 Esas - 2024/422 Karar<br><br>DAVACI\t:... - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ... - ...<br>DAVALI\t:... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVA\t:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t:30/01/2023<br><br>KARAR TARİHİ\t:16/02/2026<br>KR. YAZIM TARİHİ\t:13/03/2026<br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı arasında cari hesap ekstresi uyarınca ticari ilişki bulunduğunu, davalının söz konusu ticari ilişki kapsamında doğan borcu ifa etmemesi nedeniyle, davacı şirketin cari hesabında 40.672,53-TL alacak bakiyesi ortaya çıktığını, davalı şirket ile davacı şirket arasında mevcut alacağa ilişkin faturaları sunduklarını, davalı şirkete Kadıköy 26. Noterliği tarafından düzenlenen 09.12.2022 tarihli 37251 yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiğini, ilgili ihtarnamede tespit edilen 40.672,53-TL cari hesap borcunun 12.12.2022 tarihine kadar davacı şirketin banka hesabına ödenmesinin talep edildiğini ancak davalı şirketin bu tarihe kadar herhangi bir ödeme yapmadığını, davacı şirketin cari hesabında ortaya çıkan alacak bakiyesinin ödenmemesi sebebi ile Gebze İcra Dairesinin 2023/462 Esas sayılı dosyası kapsamında bakiye alacağının tahsili amacıyla davalıya karşı ilamsız icra takibi başlatıldığını, akabinde davalının ödeme emrine karşı borcun tamamına, faize ve ferilerine haksız ve mesnetsiz bir şekilde itiraz ettiğini ve takibin 12.01.2023 tarihinde durduğunu, davalının haksız itirazı kapsamında söz konusu ticari uyuşmazlık nedeniyle zorunlu arabuluculuk müessesesine başvurulduğunu, cari hesap ekstresi uyarınca bakiye tutarın ödenmemiş olmasından açıkça anlaşılacağı üzere davacı şirketin davalıdan alacaklı olup, davalı yanca borca itiraz edilmesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, keza davacı şirketin üzerine düşen tüm yükümlülükleri halihazırda yerine getirdiğini, ihtarname keşide etmek suretiyle ödeme yapılması için davalıya süre verdiğini, uzun bir süre borcun ödenmesini beklemesine rağmen, davalının bu çerçevede tacir sıfatı ile kötüniyetli bir şekilde icra takibine itiraz ettiğini, bu sebeple davalının, icra sürecini uzatma saikinde olduğunu, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı da ödemesi gerektiğini, davalının söz konusu icra takibine ilişkin tüm itirazlarının iptaline, takibin devamı ve davalının haksız itirazı sonucu davacı şirket lehine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin ticari hayatını normal şartlar altında hayatın olağan akışına uygun olarak sürdürdüğü bir dönemde bir nakit krizi ortaya çıktığını, bu krizin sadece özel sektörü değil kamu sektörünü de ciddi anlamda etkisi altına aldığını ve firmanın ağırlıklı olarak çalıştığı kamu sektörünün bu durumundan son derece olumsuz etkilendiğini, bankaların kredi vermeyi durdurduğunu, eski kredileri yenilememeye başladığını, yeni krediler temin edilemediğini, ayrıca şirketin bugüne kadar karşılıksız çıkmış herhangi bir çeki bulunmadığını, davalı şirketin borçlarını nakletmek ve alacaklılar da alacaklarını temlik almak suretiyle, bankalar ve faktoring şirketleri hariç bütün alacaklılara borcunu ödediğini, davalı şirketin bankalara ve faktoring şirketlerine olan borçlarını da ödemek gayesi ile konkordato talebinde bulunduğunu, yerel mahkemenin 2021/197 Esas sayılı dosyasında konkordato komiserler kurulu tarafından tanzim edilen raporlar ve nihai rapor doğrultusunda davalı şirketin konkordato revize projesi kapsamında borçlarını ödeyebileceği kanısıyla konkordato talebinin kabulüne karar verildiğini, hak düşürücü süre/zamanaşımı itirazı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber davacının iddia ettiği alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, bu yönlerden de davanın reddi gerektiğini, davalı şirket aleyhine takip başlatma yasağı bulunduğunu,  konkordato kapsamında verilen tedbir kararı sonrası takip başlatılamayacağından davanın usulden reddi gerektiğini, davalı şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının iddia ve beyanlarını kabul etmediklerini ancak davacı vekilinin haksız ve gerçeğe aykırı olmayan bir şekilde davalı şirketin aleyhine icra takibi başlattığını, davalı şirketçe borca, faize ve imzaya itiraz edildiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber, konkordatoya alacağını yazdırmadığını, alacaklının artık alacağını talep hakkı bulunmadığını, yerel mahkeme tarafından 2021/197 Esas sayılı dosyadan verilen konkordato tasdik kararı doğrultusunda, alacakların 3 aylık ve 20 eşit taksitlerle ödenmesi gerekeceğini, davacının davalı şirketten herhangi bir alacağı olmadığının konkordato dosyası ile de sübuta erdiğini, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında hiçbir şekilde akdi ilişki olmadığını, aralarında bir ticari ilişki olmamasına rağmen davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı şirket ile davacı şirket arasında, akdi ilişki olmadığından ve gerçekte alım satımı yapılan bir mal olmadığından ve kabul anlamına gelmemekle beraber alacağını konkordato dosyasına kaydettirmediğinden dolayı, davacı tarafın davasının reddini talep ettiklerini, ayrıca konkordato tedbir kararına aykırı şekilde takip başlatıldığından davanın usulden reddi gerektiğini, itirazın iptali davasına konu edilmiş olan alacağın mevcut olmadığının açık olması ve alacaklının da kötüniyetli olarak icra takibi başlatmış olması nedenleriyle davacının kötü niyetli olmasından dolayı davanın reddine ve iddia edilen alacak tutarının %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2023/462 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 40.672,53-TL asıl alacak, 275,51-TL faiz üzerinden iptaline, takibin bu meblağlar üzerinden aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>2-Davalının takip konusu edilen ve hüküm altına alınan alacağın %20'si olan  8.189,61-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine,<br>3-Davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava süresinde açılmadığını, ayrıca kabul anlamına gelmemekle beraber davacının iddia ettiği alacak kalemleri için hak düşürücü sürelerin geçtiğini ve alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının davalı şirket hakkında konkordato kararı verilen Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/197 Esas sayılı dosya yargılaması kapsamında gerçekleştirilen 28.04.2022 tarihli adi alacaklılar toplantısında alacağını 16.922,68-TL olarak bildirdiğini ve kaydettiğini, buna ilişkin ödemelerin yapıldığını, davacının bu kez işbu davayı ikame etmiş olmasının açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davacı şirketin,  icra dosyası ile talep ve iddia ettiği alacağını konkordato dosyasına kaydettirmemiş olup davaya konu alacağı kabul etmediklerini, öte yandan; mahkeme tarafından verilen tasdik kararı neticesinde bağlayıcı hale gelen konkordatonun, kural olarak bütün alacaklılar için bağlayıcı olduğunu, ayrıca işbu davaya konu faturalar nedeniyle davalının konkordato kapsamında borçtan sorumlu tutulduğunu, aynı faturalara ve belgelere dayanarak davalının yeni borçlardan sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, davalının aynı nedenle birden fazla kez borçlu kabul edilmesi mümkün olmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. <br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/05/2024 tarih, 2023/78 Esas - 2024/422 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelemesinde; davacı tarafından davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı davalıya ürün sattığı, bundan kaynaklı açık hesap ilişkisinde davalıdan alacağının bulunduğu, davalının fatura bedellerini ödememesi üzerine Gebze İcra Dairesi'nin 2023/462 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine takip başlatıldığı, davalının takibe ve borca itiraz etmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, davalı tarafından davanın reddinin savunulduğu, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın davalı tarafından istinaf edildiği görülmektedir.<br>İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir.<br>İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).<br>Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.<br>Diğer taraftan, İİK’nın 67. maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.<br>Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır (HGK 2017/(19)11-1309 e.  2021/377 k. Sayılı ilamı).<br>Dava konusu faturalar ve sevk irsaliyelerinin düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.<br>Vergi Usul Kanununun (VUK) 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" hükmünü haizdir.<br>Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.<br>TTK’nın  21. maddesine  göre fatura  düzenlenmesi  için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.<br>Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.<br>Tek  başına  fatura  düzenlenmesi  akdi  ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197   k. Sayılı ilamı) Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı)<br>Somut olayda, davacı tarafından takip konusu faturaların tarafların ticari defterlerine işlendiği ve ilgili vergi dairelerindeki Ba/Bs formlarının birbirini doğruladığı görülmektedir. Davacı tarafından dava ve takip konusu faturalar, davalı adına düzenlenmiş ve ticari defterlerine işlenmiştir. Davalıya tebliğ edilen bu faturalar, davalı tarafından ticari defterlerine işlenmiştir. Tarafların ticari defterlerinin birbirini doğruladığı görülmektedir. Tarafların ba/bs formları da birbirini doğrulamaktadır. Bu durumda davalı tarafından mal teslim alındığının kabulü gerekmekte, ödeme yapıldığını ispat külfeti ise davalıya geçmektedir. Davalı tarafından bu husus ispat edilemediğinden davacının alacağı doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>Davalı tarafından kendisi hakkında konkordato kararı verildiği ve bu nedenle aleyhine icra takibi yapılamayacağı savunulmuştur.<br>Kesin mühletin alacaklılar bakımından sonuçları İİK.m.294'te Mühlet içinde borçlu aleyhine 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>04/09/2023 tarihli Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/197 E. sayılı dosyasında görevlendirilen kayyım raporu ile, davalı şirketin konkordato talebinde bulunduğu ve iflas erteleme süreci geçirdiği, ticari faaliyetine kayyım nezaretinde devam ettiği, davacı şirketin davaya konu alacak için komiserliğine alacak talebinde bulunmadığı, alacağın cari dönem alacağı olarak değerlendirildiği, konkordato kapsamında bir alacak olmadığı belirtilmiştir.<br>Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/197 E. sayılı dosyasında verilen kesin mühlet kararı ile konulan tedbirlerin 30.05.2022 tarihli karar ile kaldırıldığı, kararın 10.10.2022 tarihinde kesinleştiği, davacının davalıya gönderdiği ihtarname ile bakiye borcun 12.12.2022 tarihine kadar ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarnamenin davalıya 14.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 09.01.2023 tarihinde icra takibini başlattığı, tüm bu işlemlerin kesin mühlet kararının kaldırılmasından sonra gerçekleştiği bu nedenle dava konusu alacağın konkordatoya tabi olmadığı yönündeki mahkemenin değerlendirmesinde bir isabetsizlik yoktur. <br>6098 sayılı TBK'nın 146. maddesinde (818 sayılı BK. md.125) sözleşmeye dayanan alacakların, başka türlü hüküm mevcut olmadığı takdirde (10) yıllık zamanaşımına tabi olduğu hükme bağlanmıştır. <br>Bu bilgiler ışığında, somut olay irdelendiğinde; davacının talebinin, taraflar arasındaki alım-satım sözleşmesinden kaynaklandığı, faturaların düzenlenme tarihinin 2021/2022 olduğu görülmektedir. Bu bağlamda, dava konusu uyuşmazlığa uygulanacak zamanaşımı süresi, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunması nedeniyle 6098 sayılı TBK'nın 146. (mülga 818 sayılı BK'nın 125) maddesi gereğince (10) yıl olup, dava tarihine kadar geçen sürede zamanaşımı süresinin dolmadığı açıktır.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 2.797,16-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 699,29-TL'nin mahsubu ile kalan 2.097,87-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/02/2026<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>*Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cc53d69508e59bb6","SID":"d918e22a3625e72c"}}