{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2024/586 - Karar No:2026/257<br>                        T.C.<br>                   ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         27. HUKUK DAİRESİ<br><br>         <br><br>DOSYA NO\t: 2024/586 <br>KARAR NO\t: 2026/257<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/10/2023<br>NUMARASI\t\t: 2020/280 E-2023/789 K<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t:  04/03/2026<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:  04/03/2026\t<br>\t<br>\tDavacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin  davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince  istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; <br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDavacı vekili özetle; müvekkili şirket ile davalı şirketler arasında akdedilen  16.05.2016 tarihli  Taşeron Sözleşmesi  ile davalılar adına Türkiye-Gürcistan (Kars-Tiflis) Demiryolu Alt ve Üst yapı ikmal inşaat işinde bir kısım işlerin  sözleşmede belirlenen birim fiyatlar üzerinde yapılmasına karar verildiğini, müvekkili şirketin sözleşmede hükümleri uyarınca işi tamamladığını,  müvekkilinin işi yürüttüğü sırada  sözleşmenin m.15/b hükmü uyarınca hakedişlerinden %5'i oranında nakdi teminat kesildiğini, iş tamamlandıktan sonra teminatın iadesi gerekirken davalı şirketlerin gerekçe sunmaksızın teminatı iade etmediğini, müvekkilinin teminatın iadesi taleplerinin karşılanmaması neticesinde davalı aleyhine Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/502 E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalıların mesnetsiz bir şekilde takibe itiraz etmesi nedeniyle huzurdaki davanın açıldığını, yapılan itirazın dayanaksız olduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini ve  %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... Madencilik Tur. İnş. Nak. San. Ve Tic. A.Ş. vekili özetle; davacı tarafın dava değerini 170.423,30 TL olarak bildirdiğini,  fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğuna dair herhangi bir beyanda da bulunmadığını,  davacı tarafın itirazın kaldırılması talebinde bulunduğu Ankara 6. İcra Müdürlüğü 2019/502 Esas sayılı dosyasında   başlatılan icra takibine taraflarınca asıl alacak ile tüm faiz ve ferilerine itiraz edildiğini,  taleple bağlılık ilkesi gereği davacı tarafın dava değerini arttırma talebi olduğu takdirde muvafakatlerinin bulunmadığını, dava ve taleplerin zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirket aleyhine  Ankara 6. İcra Müdürlüğü 2019/502 E. Sayılı dosyası ile  başlatılan ilamsız icra takibine  karşı 29.01.2019  tarihinde itiraz edildiğini, davanın  ise 03.07.2020 tarihinde 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davalı şirketlerin işbirliği ile  Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Alt Yapı Yatırımları Genel Müdürlüğünce ihale edilen \"Türkiye-Gürcistan (Kars-Tiflis) Demiryolu Alt ve Üst Yapı İkmal İnşaatı\" işinin ihale yüklenicisi olduğunu, ihale konusu iş kapsamında akdedilen 16.05.2016 tarihli taşeronluk sözleşmesi uyarınca imalatlar ile ilgili her türlü makinalı işçiliğin kısmen malzemeli olarak yapılmasının davacı şirkete bırakıldığını,  taşeron davacının  işbu sözleşme ve idare ile yüklenici arasında akdedilen sözleşmeye uyacağını taahhüt ettiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 10. maddesine göre  bu iş ile ilgili tüm gider, masraf ve diğer yükümlülüklerin taşerona ait olduğu hususu taahhüt altına alındığını, giderlerin işveren tarafından karşılanması halinde  bedelin taşeronun hakedişinden kesilebileceğini, sınırlandırma yapılmaksızın bütün masrafların sözleşme bedeli içerisine dahil edildiği, sözleşme gereği masraflar ,hatalı imalatlar ve bu nedenle doğacak  zararlardan taşeronun sorumlu olduğunu, sözleşmenin 15. Maddesi ile teminata ilişkin hususların düzenlendiğini, sözleşmenin; m.15/b hükmünde teminat miktarının, m.15/c hükmünde teminatın iadesine ilişkin koşulların, m.10/b hükmünde hatalı imalatlardan doğan zararın sorumluluğunun,  m.30 hükmünde işte eksik veya kusur tespit edildiği hallerde uygulanacak yaptırımın,  m.19/2 hükmünde düşülecek kesintilerin yer aldığını,  taraflar arasındaki ticari ilişki ile sözleşme hükümleri uyarınca sunulan ödeme icmal tablosu ve hakediş raporunda görüleceği üzere müvekkil şirketin davacı yana borcunun bulunmadığını,  son hak ediş olan 2017-1 nolu hakedişte, davacının 176.344,84 TL imalat eksiklik farkı, ilgili dönemler verilen malzeme ve makine kiralama bedeli olan 191.812,54 TL  ve İşveren tarafından davacı taşeron adına yapılan  40.294,50 TL SGK ödemesi ile birlikte davacı firmanın müvekkili şirketin dahili olduğu ortak girişime toplam 408.451,88 TL borcu bulunduğunu, davacının iş bu borcu nedeniyle müvekkili şirket  tarafından  teminatın mahsup edildiğini,  mahsup halinde dahi davacı şirketin  müvekkili şirkete  213.369,70 TL borcunun bulunduğunu, davacının tüm işleri tamamlayıp nakit teminatının iade edilmediği yönünde iddiası gerçeğe açıkça aykırı olduğunu, davacı tarafın müvekkili şirketten alacağı bulunmadığından davacının icra inkar tazminat talebinin de reddinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının isnat ettiği belirli ve likit bir alacak olmadığından icra inkar tazminatı talep edemeyeceğini belirterek davanın usulden ve esastan reddi ile takibin iptalini ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... Yapı Sanayi ve  Ticaret A.Ş.   vekili özetle; dava konusu taleplere ilişkin husumet, hak düşürücü süre, zamanaşımı, arabuluculuk itirazlarının  bulunduğunu, davaya konu icra takibine itirazlarından  sonra 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığını, ...-... ortak girişiminin Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Alt Yapı Yatırımları Genel Müdürlüğünce ihale edilen \"Türkiye-Gürcistan (Kars-Tiflis) Demiryolu Alt ve Üst Yapı İkmal İnşaatı\" işinin  yüklenicisi olduğunu,  ihale konusu iş kapsamında taraflar arasında  imalatlar ile ilgili her türlü makinalı işçiliğin kısmen malzemeli olarak yapılması işlerine ilişkin 16.05.2016 tarihli taşeronluk sözleşmesinin akdedildiğini,  sözleşmenin 10. maddesine uyarınca işin yapımı ile ilgili giderlerin   taşerona ait olduğunu, bu bedellerin işveren tarafından taşeron namına ödemesi durumunda bedelin taşerondan tahsil edileceğini, sözleşmenin 15. maddesinde teminata ilişkin hususların düzenlendiğini,  bu hüküm uyarınca taşeronun hakedişlerinden bahsi geçen oranda teminat kesintileri yapıldığını,  işin yapımı sırasında davacının imalatlarına eksiklikler tespit edildiğini, davacı tarafından ödeme yapılmadığından malzeme ve makina kira bedelleri ve  SGK prim borçları ödendiğini, bu ödemelerin son hakediş olan 2017-1 nolu hakedişte, davacının 176.344,84 TL imalat eksiklik farkı ve ilgili dönemler verilen malzeme ve makine kiralama bedeli olan 191.812,54 TL tutarları olmak üzere toplam 368.157,38 TL olarak belirtildiğini, davacı taşeron işçilerine ilişkin taşeron şirket adına  yapılmış olan 40.294,50 TL SGK prim borcu ödemesi ile birlikte davacı şirketin toplam 408.451,88 TL borcu bulunduğunu, davacı şirket yetkilisinin  ihtirazi kayıt ileri sürmeden hakedişleri imzalayarak  bedelleri kayıt altına aldığını,  davacının iş ortaklığına borcu nedeniyle  kalan teminatının  borcuna mahsup edildiğini, mahsuplaşma işleminden sonra dahi davacı şirketin davalı iş ortaklığına bakiye  213.369,70 TL borcu bulunduğunu, bu hususun davalı ortaklığa ait  ticari defterler ve hakedişler incelendiğinde görüleceğini belirterek davanın reddi ile dava konusu tutarın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>\tİlk derece mahkemesince; taraflar arasındaki sözleşmenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi olduğu, davacının  sözleşmede hükümleri uyarınca işi tamamladığını,  müvekkilinin işi yürüttüğü sırada  sözleşmenin m.15/b hükmü uyarınca hakedişlerinden %5'i oranında nakdi teminat kesildiğini, iş tamamlandıktan sonra teminatın iadesi gerekirken davalı şirketlerin gerekçe sunmaksızın teminatı iade etmediğini iddiasına dayandığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin \"Teminatlar ve İadeleri (Kesin ve Nakit Teminat)\"  başlıklı 15. maddesinde; “a) İş için belirlenen yaklaşık kesin teminat tutarı 750.000 TL.'dir. Sözleşmenin imzalanması anında Taşeron tarafından, İşveren belirlenen bedelli teminat çeki teslim edilecektir. Belirlenen teminat tutarı kesin, kayıtsız, şartsız, süresiz teminat mektubu olacak şekilde değiştirilecektir. Teminat çeki ve mektubu verilmediği takdirde, verilene kadar İşveren taşeronun hakedişlerinden % 10 oranında nakit teminat kesme hakkına sahiptir. Bu teminat, taşeronun işverene karşı bu sözleşmeden doğabilecek her tür borcuna karşılık kesin teminat niteliğini taşımakta olup; taşeronun işvereni uğrattığı zararları tazmin ve diğer her tür ödeme yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde teminat irat kaydedilir ve/veya işveren alacaklarını teminat bedelinden alabilir. Yapılan işlerin bedeli kesin teminata esas olan sözleşme tutarını aştığı takdirde kesin teminat miktarı da işbu aşan fazlalığın %10’u oranında aynı şartlarla arttırılır. Taşeron fazlalığın ortaya çıktığı tarihten itibaren 5 takvim günü içinde kesin teminatını arttırmadığı takdirde işveren söz konusu teminatı, taşeron hakedişlerinden belirtilen oranda nakit olarak kesmeye yetkilidir.b) Taşerona yapacak hakedişlerinden % 5 oranında bir tutar nakdi teminat teşkil etmek üzere işveren tarafından kesilir. Nakit teminat kesintileri, aynı tutardaki süresiz banka teminat miktarı ile yer değiştirebilir ve yapılmış olan kesintiler nakde dönüştürülebilir.\tc) Kesin ve nakit teminatların iadesi: Taşeronun sözleşme konusu işlerden dolayı kesin hesap ve kesin hakediş tasdiki ile taşeronun bu işle bir ilişiğinin bulunmadığı anlaşılması ve işverene ibra edecek bir vesikanın (ibraname) tevdiinden sonra, taşeronun bu sözleşmeden dolayı başka bir yükümlülüğünün kalmadığının işveren tarafından tevsik edilmesi, işçi veya üçüncü şahıs tarafından işveren aleyhine açılmış ve henüz sonuçlanmamış bir davanın bulunmaması halinde, bir işçi veya üçüncü şahıs dava açmamış olsa bile, bir talebin bulunması halinde işveren tarafından bu talebin haksızlığının kesin olarak kanaatine varılması veya taşeron tarafından talebin yerine getirilmiş olması, taşeron tarafından bunlara ilişkin bilgi ve belgelerin sunulması, Sosyal Güvenlik Kurumu mevzuatına göre bu işle ilgili evrak, belge eksiği, prim borcu ve işsizlik primi kesintisi gibi yeni ihdas edilecek kesintilerden de borcunun olmadığını ispat edecek şekilde SGK'dan ve Vergi Dairesinden ilişiksizlik belgesi getirilmesi, işçilik hesabını işveren tarafından işin genel işçilik orana göre yapacağı kontrollerin sonucunda işçilik tutarında farkın bulunmaması, taşeronun yaptığı işlerin idare ve işveren tarafından kabul edilebilir bulunması ve Geçici veya Kesin (İşin esasını etkilemeyen geçici kabul eksikliklerinin bulunmaması halinde) Geçici Kabulün yapılması halinde yarısı iade edilir. Teminatın iade edilmesi halinde dahi taşeronun sorumluluğu bitmeyecek olup, Geçici veya kısmi Geçici Kabullerin yapılmasından sonra yapılacak Kesin kabul ile is sona erecek ve İş teslim edilmiş sayılacaktır. Kesin kabulün yapılması ile kalan teminatlar, taşeronun talebi ile iade edilecektir, sözleşme konusu işlerden dolay işveren aleyhine açılmış ve henüz sonuçlanmamış olan davanın bulunması taşeronun yaptığı işlerin işveren tarafından kesin kabulünün yapılmaması ve/veya taşeronun işverene borcunun kaldığını saptanması, SGK'dan ve Vergi Dairesinden ilişiksizlik belgesi getirilmemesi, işçilik hesabının işveren tarafından iş için genel işçilik orana göre yapacağı kontrollerin sonucunda işçilik tutarındaki farkın bulunması ile ayrıca aşağıdaki ilgili maddede açıklandığı biçimde işveren aleyhine açacak davaların veya takiplerin sonucunun alınamaması ve hükmedilen (ya da hükmedilmesi muhtemel ) tutarın taşeron tarafından işverene tamamen ödenmemesi, işveren aleyhine taşeronun eylem ve fillerinden kaynaklan nedenler ile dava/takip uyuşmazlık/İdari Para Cezası (İPC) ortaya çıkması olasılığının yüksek olması, taşeronun işyerini terk etmesi, işe hiç başlamaması, işi yavaşlatması; gerekli sayı ve nitelikte personel bulundurmaması, SSK primlerini yatırmaması sigortasız işçi çalıştırması, şantiyede sigortasız işçi bulundurması, finansman yönünden yetersiz olduğunun işveren tarafından saptanması ve bunun gibi hallerde teminat iade edilmez ve gereğinde nakde çevrilerek cezai şart hükmünde irad kaydedilir, ve/veya işveren alacaklarını teminat bedelinden alabilir. Yukarıda sayılan durumlarda, teminatın eksik kaldığını anlaşılması ile taşerondan ek teminat istenir, ek teminatın nakit veya banka teminat mektubu olarak verilmesi halinde, işveren tarafından yeterli tutarda teminat, hakediş ve alacaklardan alınabilir.”,  \"İşin Kabulü (Geçici ve  Kesin Kabul )\"  başlıklı 30. maddesinde; \"Geçici veya Kısmi Geçici Kabul: Taşeron, İş bu sözleşmede tanımlanan işlerin tamamlandığına dair İşveren'e yazılı müracaatta bulunulacaktır. Taşeron'un yazılı müracaattı sonrası, İşveren ve Taşeron temsilcilerinden oluşan bir komisyon kurulacak ve komisyonun belirleyeceği tarihte tamamlanan işlerin, Sözleşme ve ekleri, Ana Sözleşme, ekleri, şartnameler ilgili mevzuat ve sair uygulama, teamül ve İşverenin talimatlarına uygun olarak yapılıp yapılmadığını kontrol edilecektir. Yapılan kontrol sonucunda herhangi bir eksiklik bulunmaz ise geçici kabul tutanağı düzenlenerek taraflarca imza altına alınacaktır. Eğer eksik ve kusurlar tespit edilmiş ise tespit edilen kusur ve eksiklikler bir tespit tutanağına bağlanacaktır. Tespit  edilmiş kusur ve eksikliklerin tamamlanması için belirli süre verilecektir. Kusur ve eksikliklerin giderilmesi sonrası, geçici kabul işlemine yukarıda açıklanan şekilde tekrar başlanacaktır. Durumun gerektirdiği hallerde, İşveren'in böyle bir bildirimde bulunmasına ve süre vermesine gerek kalmadan işleri üçüncü kişilere tamamlattırma yetkisi bulunmaktadır. Bu durumda da tüm masraflar Taşeron'un sorumluluğunda olup, bu maddede anılan kesinti miktarları, Taşeron'un hakedişlerinden ve diğer ödemelerinden veya teminatlarından kesilebileceği gibi ayrıca tahsili cihetine de gidilecektir. Kesin Kabul: Taşeron tarafından yapılacak işin kesin kabulü: Sözleşmenin bitim tarihine müteakip yapılacaktır. İşveren ve taşeron temsilcilerinden oluşan bir komisyon kurulacak ve komisyonun yapılan işi birlikte tekrar kontrol edeceklerdir. Yapılan işlerden kaynaklanan her hangi bir kusur ve hatanın bulunmaması durumunda kesin kabul tutanağı düzenlenerek imza altına alınacaktır. Eğer yapılan işlerde kusur tespit edilirse veya işlerin \"işbu sözleşmeye, ilgili tüm mevzuata ve uluslar arası kabul görmüş standartlara ve Taşeron'un nam ve hesabına işi tamamlayarak veya üçüncü şahıslara tamamlatacak ve tamamlatma masraflarını Taşeron'dan tahsil edecek veya teminatlarını irat kaydedecektir.\"  düzenlemesinin olduğu, 30.11.2016 hakediş tarihli 6 nolu Ödeme İcmal Tablosu'nun tahakkuk tutarı başlıklı bölümünde \"Nakit Teminat Kesintisi (Bu defaki toplam hakediş tutarı x%5)\" açıklamasıyla toplam 695.082,17 TL kesinti yapıldığı tespit edildiği, davacının talebinin 170.423,30 TL olduğu, dosyaya sunulan taraflarca imzalandığı görülen 15.04.2017 hakediş tarihli 2017-1 ve son  nolu Hak Ediş Raporuna göre ;- 167.227,59 TL (sözleşme fiyatı ile yapılan iş tutarı) ,  -30.100,97 TL (%18 KDV), -8.361,38 TL (Nakit teminat kesintisi) , 20.983,72 TL (kesintiler ve mahsuplar toplamı) olmak üzere toplam hakediş tutarının -176.344,84 TL,  aynı raporun \"kesintiler ve mahsuplaşmaya esas değerler \" başlıklı bölümünde 575 TL malzeme bedeli, 146.360 TL   kiralık makine ve ekipman kesintisi, 1.480 TL  işçi sağlığı ve güvenliği malzeme, 14.138,00 TL yemek kesintisi, 29.259,54 TL %18 KDV olmak üzere toplam 191.812,54 TL olduğu,  2017-1 ve son  nolu Hak Ediş Raporuna göre davacı tarafın davalı iş ortaklığına toplam 368.157,38 TL borçlu olduğunun  tespit edildiği, yanlar arasında akdedilen sözleşmenin \"Ölçme ve Hakedişler\"  başlıklı 18. maddesinde; \"...Hakediş raporu, tutanakları, ölçümleri, fiyatları her iki tarafça onaylandıktan, herhangi bir itirazı kayıt veya itiraz dercedilmeksizin imzalandıktan ve/veya işveren tarafından onaylanmış hakedişe uygun hakediş faturasının düzenlenmesinden sonra, hakedişe, hakediş tutarına, imalatlara, ölçümlere, fiyatlara veya hakedişin herhangi bir bölümüne itiraz kabul edilmeyecektir.\" denildiği, yanlar arasında akdedilen sözleşmenin 22. maddesinde eki niteliğinde olduğu belirtilen Yapı İşleri Genel şartnamesinin; \"Geçici Hakediş Raporları \"  başlıklı 39. maddesinde;\".. e) Yüklenicinin geçici hakedişlere itirazı olduğu takdirde, karşı görüşlerinin neler olduğunu ve dayandığı gerçekleri, idareye vereceği ve bir örneğini de hakediş raporuna ekleyeceği dilekçesinde açıklaması ve hakediş raporunun “idareye verilen ......tarihli dilekçemde yazılı ihtirazı kayıtla” cümlesini yazarak imzalaması gerekir, eğer yüklenicinin, hakediş raporunun imzalanmasından sonra tahakkuk işlemi yapılıncaya kadar, yetkililer tarafından hakediş raporunda yapılabilecek düzeltmelere bir itirazı olursa hakedişin kendisine ödendiği tarihten başlamak üzere en çok on gün içinde bu itirazını dilekçe ile idareye bildirmek zorundadır. Yüklenici itirazlarını bu şekilde bildirmediği takdirde hakedişi olduğu gibi kabul etmiş sayılır..\" denildiği, tarafların defter kayıtları karşılıklı incelenmesine ilişkin bilirkişi raporlarında 2017 sonu itibarı ile davacı tarafın defterinde davalıdan 170.423,31 TL alacaklı olduğu, davalının  tarafın defterinde ise 233.887,70 TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu, sözleşme ve Yapı İşleri Genel Şartnamesi hükümleri uyarınca taraflarca ihtirazı kayıt içermeden  imzalandığı görülen 15.04.2017 tarih 2017-1 ve son  nolu Hak Ediş raporunda tespit edilen borcun varlığının kabul edildiğinde dahi davacı taraf defter kayıtlarına göre  tespit edilen  170.423,31 TL alacağı davalı iş ortaklığının  2017-1 ve son  nolu Hak Ediş Raporuna göre tespit edilen alacağından mahsup edildiğinde  davacı tarafın icra takibine konu bir alacağının kalmadığı zira hak edişi ihtirazi kayıt koymaksızın imzaladığı ve her ne kadar buna ilişkin tutanağın sonradan doldurulduğu iddiasında ise de davacının buna ilişkin delil de sunamadığı görülerek davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemeye ibraz edilen 30.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda, davalılar ile müvekkil arasında sözleşme uyarınca kesilen nakdi teminatların 126.00.03 nolu alt hesap kodu ile alıcılara verilen depozito ve teminatlar adı altında yer verildiğinin tespit edildiği, yapılan bu tespit sonucunda müvekkilinin, davalılardan 170.423,31 TL tutarında alacaklı olduğu hususunun tespit edildiği, bu tespitten sonra bilirkişi tarafından müvekkilinin ticari defterlerinin HMK 22/3 maddesine göre lehe delil olarak kabul edilebilmesi için davalı tarafın defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapıldıktan sonra ortaya çıkacak duruma göre karar verilebileceği hususunun belirtildiği, raporda, davalı tarafın ticari defterlerinin TTK 64/3 maddesine göre kapanış onayının yapılmadığının tespit edildiği,  ticari defter kayıtları dışarıdan sonradan müdahalelere açık şekilde bırakılmakta olduğundan dolayı sahibi lehine delil olarak değerlendirilemeyeceği,  bu çerçevede değerlendirildiğinde 30/05/2022 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporunun sonuç kısmında; \"....  HMK 222/3 maddesinde ’’ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi…” hükmünün mevcut olduğunun  belirtildiği, davalı tarafın defterleri TTK 64. maddesine uygun olarak tasdik edilmediği için dikkate alınmayacağının yasanın ilgili hükümleriyle ve Yargıtay’ın içtihatlarıyla sabit olduğu, dolayısıyla müvekkilinin ticari defter ve belgelerinin müvekkil lehine delil olarak kabul edilip buna göre karar verilmesi gerekirken, mahkeme tarafından yanılgıya düşülerek usul ve yasaya aykırı bir şekilde davanın reddine karar verildiği, dosya yer alan bilirkişi raporunda, davalıların ticari defterlerinin delil olarak değerlendirilip  değerlendirilmeyeceği hususunun mahkemenin taktirine bırakılarak  davalıların ticari defterlerinin incelendiği, yapılan incelemede, müvekkilinin defter ve kayıtlarında yer almayan sözde müvekkili adına düzenlenen ve hiç bir şekilde müvekkiline tebliğ edilmemiş, müvekkili tarafından teslim alınmamış ve müvekkilimin varlığından haberdar olmadığı faturalara, makbuz ve dekontlara yer verildiğinin  tespit edildiği, aynı şekilde  mahkeme tarafından verilen kararda da; \"...Tarafların defter kayıtları karşılıklı incelenmesine ilişkin bilirkişi raporlarında 2017 sonu itibarı ile davacı tarafın defterinde davalıdan 170.423,31 TL alacaklı olduğu, davalının  tarafın defterinde ise 233.887,70 TL alacaklı olduğu kayıtlıdır.Sözleşme ve Yapı İşleri Genel Şartnamesi hükümleri uyarınca taraflarca ihtirazı kayıt içermeden  imzalandığı görülen 15.04.2017 tarih 2017-1 ve son  nolu Hak Ediş raporunda tespit edilen borcun varlığının kabul edildiğinde dahi davacı taraf defter kayıtlarına göre  tespit edilen  170.423,31 TL alacağı davalı iş ortaklığının  2017-1 ve son  nolu Hak Ediş Raporuna göre tespit edilen alacağından mahsup edildiğinde  davacı tarafın icra takibine konu bir alacağının kalmadığı zira hak edişi ihtirazi kayıt koymaksızın imzaladığı ve her ne kadar buna ilişkin tutanağın sonradan doldurulduğu iddiasında ise de davacının buna ilişkin delil de sunamadığı görülerek davanın reddine karar verilmiştir....\" denilmek suretiyle usul ve yasaya aykırı verilen kararın gerekçesini davalıların hükme esas alınamayacak nitelikteki ticari defterlerine dayandırıldığı, söz konusu defterlerin yasaya uygun düzenlenmemesi nedeniyle dikkate alınmaması gerektiği, bu defterlerde yer verilen faturaların müvekkil şirkete hiç bir şekilde tebliğ edilmediği, dolayısıyla müvekkil şirketin bu faturalardan haberdar olmadığı, yasaya uygun bir şekilde müvekkiline tebliğ edilmeyen faturalara dayanarak müvekkilinden alacaklı olduğunu iddia eden davalının bu iddiasını ispat etmekle mükellef olduğu,  söz konusu kayıtlara baktığımızda davalı tarafın faturalı düzenleme nedeni olarak açıklamaya \" ... İNŞ 1.(SON) HKDŞ\" yazarak aynı hakediş raporuna göre farklı tarihlerde iki farklı fatura düzenlediği, söz konusu hakediş raporunun düzenlenme tarihine bakıldığında 15.04.2017 olduğu, ancak fatura tarihlerine bakıldığında ise 30.04.2017 ve 18.05.2017 olarak görüldüğü, buradan da anlaşıldığı üzere davalı tarafın sonradan faturalar düzenleyip kendi ticari defterlerine kaydedip alacaklı çıkmaya çalıştığı, söz konusu hak ediş raporunun müvekkil tarafından kabul edilmediğinin dosyada  mübrez cevap dilekçesinde de belirtildiği, davalı tarafın ticari defterlerine de bu hak ediş raporunun işlenmediği, dosyada yer alan bilirkişi raporunda, bilirkişiler tarafından raporun sonuç kısmında ise ticari defterlerindeki kayıtlardan ziyade 15.04.2017 tarihli 2017-1ve Son Hak Ediş raporu dikkate alınarak müvekkilinin davalı tarafa borçlu olduğuna dair görüş bildirildiği, bu şekildeki tespite katılmadıkları, taraflar arasından imzalanan 6 nolu hakedişin 30.11.2016 tarihinde yapıldığı ve bu hak edişe karşılık müvekkilinin düzenlediği 30.11.2016 tarihli 1.916.681,40 TL bedeli faturanın dosyada yer aldığı, bu aşamaya kadar bilirkişi raporuna göre tarafların defter ve kayıtları bir birini doğruladığı, daha sonra düzenlenen 15.04.2017 -1 ve son hak ediş raporunun ise müvekkil şirket adına imzalandığı gibi görülmekte ise de, bu raporun daha önce müvekkil şirket çalışanlarına (yetkililerince imzalanan bir belge değil) imzalatılan boş hak ediş sayfaların sonradan doldurularak hazırlandığı, rapor incelendiğinde müvekkil şirket adına atılan imzaların farklı olduğunun görüleceği,  raporda \" Taşeronun Keseceği Fatura Matrahı\"nın -167.227,59 olduğunun yazılmış olmasının da raporun sonradan doldurulduğunu gösterdiği, aksi taktirde buraya \" İşverenin Keseceği Fatura Matrahı \" yazılacağı, bu şekilde hazırlanan raporun müvekkili tarafından kabul görmesinin mümkün olmadığı, müvekkilinin  de bunu kabul etmediği, her ne kadar bilirkişi raporunda müvekkilinin bu rapora yazılı olarak itiraz etmediği belirtilmiş ise de, müvekkilinin başta bu rapordan haberdar olmadığı,  sonradan ise sözleşme uyarınca herhangi bir hak ediş faturasının düzenlenmemiş olması ve davalılar tarafından herhangi bir talebin ileri sürülmemiş olması nedeniyle ve ileride tekrardan davalılardan iş alabileceği umuduyla, kötü olmamak için bir yazılı dilekçeyi davalı taraf sunmadığı, rapora göre müvekkilinin davalılardan iş yapmak için malzeme aldığı (575 TL) , makine ve ekipman kiraladığı (146.360 TL),  işçilerine işçi sağlığı ve güvenliği malzemesi aldığı (1.480 TL), işçilerine yemek aldığı (17.138 TL), SGK primlerini borçlandığı, ama 4 ay boyunca herhangi bir üretim yapmadığı, bunun yerine davalıların üretim yaptığı (167.22759 TL), nakti teminat yatırdığı (8.361,38 TL), başkaca kesintiler ve mahsuplar yaptığı (20.98,72 TL) ve bu yapılanları borç olarak müvekkiline yazdığının görüldüğü, böyle bir durumun ticari hayatta yaşanmasının söz konusu olmadığı, davalının söz konusu rapora müvekkilinin 4 ay boyunca yapmış olduğu imalatları ve bu imalatlar karşılığında müvekkiline ödenmesi gereken bedeli yazmadığı, hiç bir şirket veya tacirin yapmış olduğu çalışmalar karşılığında hak etmiş olduğu bedeli yok sayarak bu şekilde bir hak ediş raporunu kabul edip imzalamayacağı, bu nedenle müvekkilinin sonradan öğrendiği söz konusu raporu kabul etmediği ve ticari defterlerine de işlemediği, davalı tarafın da bu rapora göre defterlerini son düzenlemediği,  davalı tarafın defterlerine göre borç alacak rakamlarının da farklı olduğu,  yasaya uygun tutulmayan davalı tarafın ticari defterlerine göre gerekse müvekkilince kabul edilmeyen hak ediş raporuna göre yapılan inceleme sonucunda hatalı ve eksik hazırlanan rapor doğrultusunda verilen mahkeme kararının usul ve yasaya açıkça aykırılık teşkil ettiği sabit olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.<br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali  istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair  verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun  355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.  <br>\tMahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal<br>düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 18/4. maddesinde \"Hakediş raporu, tutanakları, ölçümleri, fiyatları her iki tarafça onaylandıktan sonra, herhangi bir ihtirazı kayıt veya itiraz dercedilmeksizin imzalandıktan ve/veya işveren tarafından onaylanmış hakedişe uygun hakediş faturasının düzenlenmesinden sonra, hakedişe, hakediş tutarına, imalatlara, ölçümlere, fiyatlara veya hakedişin herhangi bir bölümüne itiraz kabul edilmeyecektir.\" düzenlemesinin hüküm altına alındığı, yine sözleşmenin 22. maddesinde işin Yapım İşleri Genel Şartnamesine  uygun şekilde yapılmasının kararlaştırıldığı,  2017-1 ve son  nolu, hakedişte davacının borcunun -176.344,84 TL,  sözleşme fiyatlarıyla yapılan iş tutarının 167.277,59 TL olduğu, bunun yanında da 191.812,54 TL  kesinti bedelinin bulunduğu ve dosya kapsamı ile taraf beyanları dikkate alındığında  hakedişin itirazı kayıtsız imzalanmış olduğu ve bu durumda davacının alacaklı olmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin  istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak  üzere  04/03/2026  tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br><br>     Başkan                   Üye             Üye                  Katip <br>  e-imzalıdır           e-imzalıdır          e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"882f6a137596f2ec","SID":"9a137705b69e40f9"}}