{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2025/2000 - 2026/16<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2025/2000 <br>KARAR NO\t: 2026/16<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/07/2025<br>NUMARASI\t\t: 2025/15 E.  -  2025/272 K.<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t:YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/07/2025 Tarih ve 2025/15 Esas - 2025/272 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili şirketin ... markalarının sahibi olduğunu, 2005/14436 sayılı “...” ve 2017/75954 sayılı “...” markalarının müvekkili adına tescilli bulunduğunu, davalı şirketin, bu markalar ile karıştırılma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ... nezdinde 2017/41031 sayılı başvuruyu yaptığını, müvekkilinin başvuruya itirazının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalı yanın, dava konusu markasının hiçbir ayırıcı vasfının, baskın unsurunun, orijinal niteliğinin bulunmadığını, yine ilgili sınıflar bakımından hiçbir üstün hakkının da mevcut olmadığını,  anılan markanın müvekkilinin markalarının esaslı unsurunu olduğu gibi ihtiva ettiğini, davalının bu sayede müvekkilinin markasının bilinirliğinden yararlanarak kendisine bir avantaj temin edeceğini, markaların görsel, fonetik ve işitsel olarak benzer olduklarını, bu benzerliğin orta derecede tüketicide ve hatta bilinçli tüketiciler nezdinde dahi karıştırılma ihtimalini doğurduğunu, markaların emtia listelerinin de birbiri ile uyuştuğunu, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, bu nedenle davaya konu kararın hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2018-M-7303 sayılı kararının iptaline, başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili,  taraf markalarının ilk bakışta kolayca tefrik edilemeyecek derecede benzer olduğundan ve bu sebeple iltibas ihtimalinden bahsedilmesinin olanaksız olduğunu, davacı yan markalarının tanınmışlık iddialarına ilişkin yeterli bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığını, kötü niyet iddialarının da ispatlanamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Davalı Şirket vekili, müvekkilinin kuruluşu ile birlikte \"...\" ibareli markasını kullanmaya başladığını ve markasına yoğun yatırım yaptığını, anılan markaya kazandırdığı ayırt ediciliğin tüketiciler nezdinde bilinir hale geldiğini, müvekkilinin markası ile davacı yanın markaları arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, markaların parçalara ayrılarak karşılaştırılmaması gerektiğini, “...” kelimesinin ayırt edici bir sözcük olmadığını, yanına getirilen kelimeler ile birlikte ayırt edicilik kazandığını, davacının 2017/75954 sayılı markasının 30. sınıfta tescilli olduğunu, davacı tarafın kullanmadığı emtialarda markasını tescil ettirmesinin kötü niyetli bulunduğunu, kaldı ki müvekkilinin markası kapsamında yer alan emtialar ile davacı yana ait markanın sınıflarının birbirlerinden tamamen farklı olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, uyuşmazlık kapsamında YİDK kararının iptali talepli dava bakımından kullanmama def'i ileri sürülmemiş olup, hükümsüzlük talepli dava bakımından kullanmama def'i savunması bulunduğu, uyuşmazlık konusu emtiaların ilgili tüketici kitlesi açısından taraf markalarının birbiri ile karıştırılabilecek düzeyde benzer görülmelerinin veya markaları birbirlerinin devamı olarak nitelendirmelerinin mümkün olmadığı, davacı yanın markalarının tanınırlığını ispatlamaya elverişli delili dosyaya ibraz etmediğinden SMK'nın 6/5 maddesi uyarınca anılan ibarenin tanınır olup olmadığı hususunda bir kanaate varılmasının ya da anılan madde şartlarının oluştuğundan bahsedilmesinin mümkün bulunmadığı, SMK'nın 6/9 maddesi şartlarının da oluşmadığı, hükümsüzlük talebi açısından davacı yanın davaya dayanak tek markasının, SMK'nın 25/7 kapsamında ileri sürülen kullanmama def’i karşısında kullanıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, ilk derece mahkemesi kararının, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun tekrarı niteliğinde olduğunu, mahkemeye ait herhangi bir gerekçeyi içermediğini, mahkemece denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verildiğini, davalı markasının, müvekkili markasında yer alan \"...\" ibaresini aynen ihtiva ettiğini, dolayısıyla markaların esas unsurları arasında ayniyet derecesinde benzerlik olduğunu, bu durumun markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerliğe yol açtığını, mahkeme kararında da, \"...\" ibaresinin tali nitelikte olmadığının belirtildiğini ve benzerlik incelemesinin bu ibare üzerinden yapıldığını, ancak mahkemece \"...\" ibaresinin, gıda ürünleri bakımından \"yöresel\" anlamına geldiği, ayırt ediciliğinin düşük olduğu, dolayısıyla zayıf marka oluşturduğu gerekçesiyle taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimali doğmayacağına hükmettiğini, oysa \"...\" ibaresinin zayıf marka olmadığını, müvekkili markasının tescilli olduğu mal ve hizmetlerin bir kısmında kullanıldığının davalı tarafından da kabul gördüğünü ve bu hususta bir def'i ileri sürülmediğini, ileri sürülen kullanmama def'inin de hangi sınıflar açısından ileri sürüldüğünün net bir şekilde belirtilmediğini, herhangi bir şekilde kullanım ispatı yükümlülüğünün yerine getirilmediğinin kabulü anlamına gelmemekle birlikte, mahkemenin tüm sınıflar bakımından kullanmama def'i öne sürülmüşcesine müvekkili markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetlerde kullanım ispatı aramasının ve davayı tümden reddetmesinin isabetsiz bulunduğunu, mahkemece eksik bırakılan bir başka hususun ise müvekkili markasının tüketici çevresinde yüksek tanınırlığa ulaşması olduğunu, müvekkili markasının tanınmışlığı nedeniyle de davanın kabulünün gerektiğini, davalı başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br> <br>GEREKÇE\t:1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate    alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, marka hükümsüzlüğüne ilişkin dava yönünden davalı Şirketin SMK'nın 25/7. maddesi kapsamında kullanmama defini ileri sürdüğü, buna göre davacının önceki tarihli olan ve dava tarihi itibariyle beş yıldan uzun süredir tescilli bulunan 2005/14436 sayılı markasının kullanıldığını ispat etmesi gerektiği, her ne kadar davacı tarafça istinaf dilekçesinde, müvekkili markasının tescilli olduğu mal ve hizmetlerin bir kısmında kullanıldığının davalı tarafından da kabul edildiği, kullanmama definin hangi sınıflar açısından ileri sürüldüğünün net bir şekilde belirtilmediği hususuna dayanılmış ise de davaya cevap dilekçesinin 12. sayfasında açıkça, \"karşı tarafın ... ibareli markasını tescilli olduğu tüm emtialarında kullanmadığı <br>hususu dikkate alındığında\" denildiği, bu itibarla davaya dayanak 2005/14436 sayılı markanın, kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden kullanıldığının ispatlanmasının gerektiği, dosyaya sunulan delillerle davacı markasının kullanıldığının ispat edilemediği, zira dosya kapsamında alınan ek bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere kullanım ispatı için 9 adet kasa fişinin, sadece 12 adet ürüne yönelik bulunduğu, sunulan market broşürlerinden tarih bilgisi içeren broşür sayısının az olduğu, bu broşürlerin markasal kullanımın varlığı açısından yeterli sayı ve içerikte bulunmadığı, sonuç olarak davacı yanın 2005/14436 sayılı markasının tescili kapsamındaki mallarda ciddi ve devamlılık arz eden şekilde kullanıldığının ispatlanamadığı, dolayısıyla 2005/14436 sayılı davacı markasının SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında değerlendirmeye esas alınamayacağı, 2017/75954 sayılı davacı markasının başvuru tarihinin ise dava konusu markanın başvuru tarihinden sonraki tarihli olduğu, bu itibarla anılan markanın da SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında bir incelemeye esas teşkil etmeyeceği, açıklanan nedenlerle SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığı, öte yandan davacı markasının tanınmış olduğunun ya da dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\t2-Ancak, davacının marka başvurusuna itirazı üzerine davalı Şirket tarafından SMK'nın 19/2. maddesi kapsamında kullanım ispatı talebinde bulunulmadığından, YİDK kararının iptaline yönelik dava bakımından, davacının 2005/14436 sayılı markanın SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında başvurunun tesciline engel teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. <br>\t6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409).<br> Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, dava konusu başvuru \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda başka bir unsura yer verilmemiştir. Davacının itirazına mesnet 2005/14436 sayılı markası ise \"...\" ibareli olup, bu markada da başkaca bir unsur bulunmamaktadır. Görüldüğü üzere, hem dava konusu başvurunun hem de davacı markasının asli unsuru \"...\" ibaresidir. Zira başvuruda yer alan \"...\" ibaresi, ülkemizin yedi bölgesinden birinin adı olup, kimsenin tekeline bırakılacak ibarelerden değildir. Bu hale göre yapılan değerlendirmede, dava konusu başvuru ile davacının 2005/14436 sayılı marka işaretleri arasında, asli unsurlarının aynı olmasından kaynaklı olarak,  SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu kabul edilmiştir. Nitekim mahkemece alınan bilirkişi raporunda da aynı sonuca varılmıştır. Her ne kadar mahkemece taraf markalarında ortak olarak yer alan \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu kabul edilmiş ise de anılan ibarenin uyuşmazlık konusu mallar yönünden ayırt ediciliğinin düşük olduğu söylenemeyeceği gibi Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/3299 E.- 2022/7121 K. sayılı ilamında, davacının \"...\" ibareli markasının \"...\" ibareli başvuru ile benzer kabul edilmesi karşısında mahkemenin bu gerekçesi yerinde görülmemiştir. <br>Tarafların marka kapsamlarının karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru kapsamında 29,30,31,32. sınıf mallarla 35. sınıf hizmetler yer almaktadır. Davacının 2005/14436 sayılı markası 29,30 ve 32. sınıf malları kapsamaktadır. Dosya kapsamında alınan ve içinde gıda mühendisi bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetince hazırlanan bilirkişi raporunda, dava konusu başvurunun içerdiği 29. sınıf “Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Tahin.”, 30. sınıf “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez.”, 31. sınıf “ Tarım ve bahçecilik ürünleri.”, 32. sınıf “Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri.” malları ile 35. sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar.  Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez. İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri. Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği açıklanmış, Dairemizce de emtia benzerliğine ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamalarına uygun değerlendirmeler içeren bu rapora itibar edilmiştir. Buna göre belirtilen mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşul da gerçekleşmiş olup, bunun dışında başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden ise emtia benzerliğine ilişkin şart oluşmamıştır. \t<br>Sonuç olarak, yukarıda açıklanan nedenlerle, davadaki YİDK kararının iptali istemi bakımından dava konusu başvuru ile davacının 2005/14436 sayılı markası arasında, başvuru kapsamında yer alan ve yukarıda sayılan mal ve hizmetler yönünden karıştırılma tehlikesinin oluştuğu gerekçesiyle bu yönden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bu yönden de davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.     <br>\t<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/07/2025 gün ve 2025/15 Esas - 2025/272 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın KISMEN KABULÜ ile YİDK'in 05.09.2018 tarih, 2018-M-7303 sayılı kararının, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 29. sınıf “Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Tahin.”, 30. sınıf “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez.”, 31. sınıf “ Tarım ve bahçecilik ürünleri.”, 32. sınıf “Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri.” malları ile 35. sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar.  Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez. İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri. Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” yönünden  KISMEN İPTALİNE, YİD kararının iptaline yönelik fazlaya dair istemin REDDİNE,<br>\t4-Marka hükümsüzlüğüne yönelik DAVANIN REDDİNE,<br>\t5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 35,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 696,10 TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduklarından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, <br>\t8-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 11.800,00 TL bilirkişi ücreti, 333,50 TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 338,00 TL tebligat masrafı, 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 14.154,60 TL'nin, davanın kabul ve ret oranı takdiren 1/2 kabul edilerek, bu orana tekabül eden 7.077,30 TL'ye, 35,90 TL peşin harç ve 35,90 TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 7.149,10 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t9-Davalı ... tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 48,00 TL posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 52,00 TL tebligat masrafından oluşan toplam 100,00 TL'nin, davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 50,00 TL'nin davacıdan alınarak davalı ... verilmesine, bakiyesinin davalı ... üzerinde bırakılmasına, <br><br>\t10-Davalı şirket tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t11-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>   12-Davacıdan peşin olarak alınan 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>13-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/01/2026 <br>\t\t\t\t<br>Başkan<br><br> <br>Üye<br><br> <br>Üye<br><br> <br>Katip<br><br> <br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"acde7927781cd8b6","SID":"5961440e6c530739"}}