{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/220 <br>KARAR NO:2026/217<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:12/12/2023<br>NUMARASI:2012/302 Esas - 2023/1316 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>KARAR TARİHİ:11/02/2026<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesi ile; muris ...'ın 17/02/2010 tarihinde vefat ettiğini, müteveffanın ... A.Ş. ... Şubesinden; 21.08.2007 tarihinde  tüketici kredisi kullandığını, bu krediye karşılık ... adresindeki konutuna rehin konulduğunu, işbu şube ... A.Ş. acentası sıfatıyla müteveffanın sigortalı olduğu bir ... sigortası tanzim edildiğini, ilgili ... sigortası her yıl yenilenerek devam ettiğini, en son keşide edilen ... sigortası 31/08/2009 tarihli ve 45.475.52 TL bedelli, ... nolu ... A.Ş. tarafından keşide olunan bu poliçeye göre, müteveffa sigortalı, ... A.Ş. sigorta ettiren ve ... A.Ş. ...Şubesi de lehtar konumunda olduğunu, en son poliçeden önceki ... sigortalarının primlerini sigorta ettiren sıfatıyla ... A.Ş.'ye ödendiğini, daha sonra bunu mudisinden tahsil ettiğini, ancak en son yıla ait ... sigortasının primlerini işbu barıkanın prim ödeme yükümlüsü olarak ödemediğinin anlaşıldığını,  müteveffanın hastalığının yoğunlaştığı Aralık 2009'a kadar kredilerini ödemeyi sürdürdüğünü, sigorta pofiçesinin iptal edilmesinin geçerli olduğunun düşünülmesi durumunda bile bu duruma sebebiyet verenin davalılar olacağını, Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirme Yönetmeliğine göre, davalıların genel bilgilendirme yükümlüğüne riayet etmediklerini, davalı banka acenta hükmüyle ve davalı sigorta şirketine sigortalı müteveffaya ne de mirasçılarına bilgilendirme formu vermediği gibi sigorta ettiren hükmüyle ... A.Ş.'nin ödemek zorunda olduğu primleri yatırması için dahi uyarıda bulunmadığını, her ay yaklaşık olarak 1.500.00 TL kredi ödeyen müteveflanın 272.85 TI poliçe primini yatırmaması hayatın olağan akışına aykırı olup, ayrıca davalılar tarafından dava konusu poliçenin iptaline ilişkin ihtarname ya da fesh-i ihbar yollanmadığını, poliçenin iptal olduğunun düşünülmesi durumunda bile davalıların kusurlu olduğunu, dava kurumlardaki memurlarla şifahen görüşmemiz sonucunda dava konusu poliçe dışında ... nolu başka bir ... sigortası da aynı davalılar tarafından müteveffa lehine keşide edildiğinin beyan edildiğini, davalı kurumlarının müteselsilen sigortalı mirasçılarına poliçe tutarlarınca borçlu olduğunun tespit edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacılar vekili tarafından açılan işbu dava Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/175 Esasına tevzi edilmiş olup yargılama sırasında davacılar vekili sunmuş olduğu 25.04.2011 tarihli  dilekçesi ile; sigorta teminat bedeli olan 45.475,52 TL'nin fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin rizikonun gerçekleştiği 17.02.2010 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava sonuna kadar konut kredisi taksitlerin ertelenmesi şeklinde talebini değiştirmesi nedeniyle davanın alacak davasına dönüştüğü, daha sonra sunulan 14/02/2012 tarihli dilekçe ile fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak alacak talebinin 24.500,00 TL artırılarak daha önceki 1.000,00 TL tazminat talebinin ilavesi ile 17.02.2010 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiği, mahkemece 22.05.2012 tarihli son oturumda davacıların 25.04.2011 tarihli  dilekçesi ile tespit davasını eda davasına dönüştürdüğü ve bu dilekçenin de ıslah dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği, bir davada iki kez ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle HMK 176/2 maddesi uyarınca 14/02/2012 tarihli ıslah talebinin reddi ile 1.000,00 TL'lik talep yönünden nihai karar verilmiş olmakla dosya içerisinde bulunan 14.02.2012 tarihli ıslah dilekçesindeki 24.500,00 TL alacak talebi için başvuru harcı ile peşin harç yatırıldığından bu talep yönünden yeni bir dava açıldığı kabul edilerek davacılara ait dilekçenin tevzi işlemine dahil edilmesi ve davacılar vekilinin 24.05.2012 tarihli dilekçesi doğrultusunda Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerine tevzi yönünde gerekli işlemin yapılması talebi üzerine huzurdaki dosyanın Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi olunduğu görülmüştür.<br>CEVAP:Davalı... Bank A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile;  Dava usulüne uygun dilekçe ile, usulüne uygun şekilde açılmamış olup davanın öncelikle bu açıdan reddi gerektiğini, dava yetkisiz ve görevsiz mahkemede açıldığını,, davacıların iddialarını kabul etmemekle birlikte öncelikle zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle davanın reddini talep ettiklerini, gerek kanunen gerekse sözleşmesel olarak davalı bankanın kredi kullanan müşterilerine ... sigortası yapmak veya yenileme zorunluluğunun bulunmadığını ancak kredi kullanılan menfaatine olacak şekilde ölüm riskine karşı ... sigortası yapılmasını tavsiye edebileceğini, bu bağlamda kredi kullananın belli bir prim ödeme borcu altına girmekle birlikte ... sigortası kapsamına alınmasında onun ve mirasçılarının menfuatinin olduğunu, müteveffanın ... sigortası talep ettiğini ve prim borcunu yerine getirdiğini ve sözleşme hükmü gereğince müvekkili bankanın uygun gördüğü şartlarda ... poliçe nolu poliçe ile 28/08/2008- 28/08/2009 dönemini kapsar şekilde ... tarafından sigorta ettirildiğini, bu dönemin sona ermesinden sonra sigorta şirketi tarafından ... poliçe nolu 28/08/2009—28708/2010 dönemini kapsar poliçe düzenlendiğini ancak bu poliçenin primlerinin ödenmemesi sebebiyle herhangi bir borç doğurmadan sigorta şirketi tarafından iptal edildiğini, bu nedenle haksız açılan davanın  reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Usulüne uygun açılmış bir dava olmadığını, alacağa dayanak gösterilen Bakırköy 2. Sulh Mahkemesinin 2012/175 Esas sayılı dosyası henüz kesinleşmediğini, kesinleşmeyen işbu kararın delil ve dayanak niteliği olmadığını, borcu kabul etmemekle birlikte davacıların ek davaya konu ettiği kısmın zamanaşımına uğradığını,  davaya konu edilen en son düzenlenen ... nolu 28.08.2009 başlangıç tarihli ... sigorta poliçesinin 272,85 TL prim ödemesi sigortalı müteveffa tarafından yapılmadığından poliçenin 15.12.2009 tarihinde iptal edildiğinden müvekkil sigorta şirketinin bir sorumluluğu bulunmadığından açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece, \"  ...Bahse konu kredi nedeni ile ... A.Ş. acentası tarafından ... sigortası düzenlendiği, ... sigortasının her yıl yenilendiği en son düzenlenen poliçenin 31.08.2009 tarihli 45.475,52 TL bedelli olduğu, önceki poliçenin primlerini ... A.Ş.nin ödediği ve daha sonra muris ...'tan tahsil ettiği, ancak en son yapılan poliçe primlerinin ... A.Ş tarafından ödenmediği, murisin vefat ettiği tarihe kadar ... A.Ş.ye kredi taksitlerini ödemeyi sürdürdüğü, hususları tartışmasız olup, uyuşmazlık söz konusu  28.08.2009 başlangıç tarihli 45.475,52 TL bedelli ... nolu ... A.Ş. yıllık ... Poliçesi'nin 272,85 TL olan priminin muris tarafından ödenmemesi nedeni ile geçerlilik kazanıp kazanmadığı noktasında olup davalı ... A.Ş tarafından bahse konu poliçenin 15.12.2009 tarihinde yani başlangıç tarihinden yaklaşık 3 ay 17 gün sonra iptal edildiği bu süre içerisinde murise prim ödemesi hususunda herhangi bir bildirim yapılmadığı daha önceki poliçelerin ... A.Ş tarafından primlerinin ödenip sigortalıya yansıtılmış olması nedeni ile murisin aynı prosedürün uygulanacağı yönünde inancının oluştuğu bu nedenle 28.08.2009 başlangıç 28.8.2010 bitiş tarihli ... nolu ... Sigortası poliçesinin davalı bankanın bireysel kredilerde bağlantılı sigortalar uygulama esasları yönetmeliği hükümlerine göre poliçe hakkında sigortalıya bilgi vermek ve bilgilendirme sorumluluğunu yerine getirmekle mükellef olduğu dikkate alındığında poliçenin geçerli olduğunun kabulü gerektiği \" gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile; 24.500,00 TL' nin murisin vefat tarihi olan 17/12/2010 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı .. Bank A.Ş. vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki usul ve esasa ilişkin itirazlar değerlendirilmeden karar verildiğini görev, yetki ve zamanaşımı ve husumet  itirazlarının tekrarı ettiklerini, ayrıca davacı, davasını usule aykırı olarak ikame etmiş olup, işbu huzurdaki davaya konu olaya yönelik Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/175 E. sayılı dosyası ile daha önce davacı tarafça dava edildiğini, müvekkil bankanın müteveffanın prim ödemelerini takip etme ya da eksik prim ödemesi yapıldığı takdirde sigortalıyı bilgilendirme yükümlülüğü olmadığı gibi müvekkil bankanın da herhangi bir şekilde prim ödeme yükümlülüğü de bulunmadığını, dolayısıyla sigorta primlerini ödemeyen, primlerin ödenmemesi nedeniyle poliçenin iptaline sebebiyet veren sigortalı mütefevvanın kusurlu olduğunu kaldı ki ... sigortası ihtiyari sigorta olup, müvekkil banka tarafından mevzuat kapsamında yükümlülüklere uygun davranıldığını, önceki poliçelerin primlerinin müvekkil banka tarafından ödenip sigortalıya yansıtılmış olması bu nedenle murisin aynı prosedürün uygulanacağına dair inancının oluştuğu yönündeki gerekçenin hukuki dayanağı da bulunmamakla dava konusu edilen işlemlerin inanca dayalı şekilde gerçekleştirilebilecek işlemlerden olmadığı açık olduğunu,  müteveffa, prim ödeme borcunu yerine getirmemesinden kaynaklı kendi kusuru ile dava konusu olaya sebebiyet vermiş olup, dava konusu olayda illiyet bağı kesildiğinden müvekkil bankaya sorumluluk yüklenemeyeceğini ileri sürmüştür.Davalı... A.Ş. vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; huzurdaki davaya konu olaya yönelik Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/175 E. sayılı dosyası ile daha önce davacı tarafça dava açıldığını, bu nedenle davanın derdestlik nedeniyle reddi gerektiğini, bununla birlikte alacağa dayanak gösterilen Bakırköy 2. Sulh Mahkemesinin 2012/175 esas sayılı dosyası henüz kesinleşmediğini, borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacıların ek davaya konu ettiği kısım zamanaşımına uğradığını, müvekkil şirket bir sigorta şırketi olarak poliçenin geçerliliği hususunda prim ödemesinin tam ve eksiksiz yapılması gerektiğini, en son yenilen poliçenin primi yatırılmadığından iptal edildiğini, bu nedenle müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmadığını ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, ... sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.Dosya kapsamına göre; davacıların murisi ...'ın davalı ... A.Ş. 'den  21.08.2007 tarihinde kullanmış olduğu  tüketici kredisi kredisinin teminatı amacıyla davalı sigorta şirketi nezdinde her yıl yenilen 28.08.2008-2009 tarihli ... sigorta poliçesi düzenlendiği, ikinci yıl yenilenen ... nolu 28.08.2009-2010 dönemini kapsayan 45.475,52 TL teminat bedelli poliçenin 253,00 TL priminin ödenmemesi nedeniyle poliçenin 3 ay 17 gün sonra 15/12/2019 tarihinde iptal edildiği, sigortalı muris ...'ın 17/02/2010 tarihinde vefat etmesi nedeniyle ... sigortası poliçesi kapsamındaki vefat tazminatın ödenmesi amacıyla huzurdaki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Görev ve yetki itirazı yönünden;  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 15/2. maddesi gereği, can sigortasından kaynaklanan uyuşmalıkta, sigorta ettirenin veya lehtarının leh ve aleyhine açılacak davalarda onların  yerleşim yeri mahkemesinin kesin yetkili olduğu ve huzurdaki davanın, davacıların yerleşim yeri mahkemesinde açıldığı, davanın açıldığı tarih itibariyle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun henüz yürürlüğe girmediği, aynı kanunun 73/1. maddesinde “tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin  görevli olduğu\"  83/2. maddesinde de “taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez” hükümlerin, yürürlükte bulunan 4077 sayılı Kanunda yer almaması ve  Türk Ticaret Kanununda düzenlenen sigorta hukuku hükümlerinden kaynaklanan davalarda görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğundan davalıların görev ve yetki itirazının reddine karar verilmiştir.Zamanaşımı def'i yönünden ; 6102 sayılı TTK'nın 1420. maddesinde; ''(1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır.'',TTK'nın 1427. maddesinde; ''...(2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. ...sigortaları için bu süre onbeş gündür.Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez... (4) Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.'',6098 sayılı TBK'nın 149. maddesinde; \"Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar.\" hükümlerine yer verilmiştir... Sigortaları Genel Şartlarının B.maddesinde; \"Hak sahipleri, rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren durumu beş gün içinde sigortacıya bildirmek zorundadırlar... Bütün belgelerin sigorta şirketine verilmesinden sonra sigortacı, sözleşme hükümlerine göre ödemesi gereken kesinleşmiş tazminatı on gün içinde hak sahiplerine öder...\", C.13.maddesinde; \"Sigorta sözleşmesinden doğan bütün talepler iki yılda zaman aşımına uğrar.\" düzenlemeleri yer almaktadır. Somut olayda ihbarın hangi tarihte yapıldığı dosya kapsamından anlaşılamamış ise de  müteveffa sigortalının 17/02/2010 tarihinde vefat ettiği, huzurdaki ek davanın ise 14/02/2012 tarihinde Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/175 Esasına dosyasına sunulan ıslah dilekçesi ile açıldığı, bu tarih itibariyle başvurma ve peşin harcın yatırıldığı, daha sonrasında dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edildiği anlaşılmakla 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmıştır.Derdestlik itirazı yönünden; Yukarıda açıklandığı üzere huzurdaki davanın fazlaya dair hakların saklı tutularak açılan kısmi talepli  Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/175 E. Sayılı davanın eki niteliğinde olduğunda derdestlik itirazının reddine karar verilmiştir.Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/175 E. Sayılı dosyası incelendiğinde; mahkemenin 22/05/2012 tarihli kararı ile; davacının 14.02.2012 tarihli ıslah dilekçesinin HMK. 176/2 maddesi gereği reddine, 1.000 TL alacak yönünden açılan davanın kabulü ile 1.000 TL’nin murisin ölüm tarihinden itibaren banka mevduatına uygulanan en yüksek faiz ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ... A.Ş’ye muris ...'ın 21.8.2007 tarihinde kullandığı ... ... referanslı Tüketici Kredisinin ödenmeyen kısmının davalı ... A.Ş. bünyesinde düzenlenen ... nolu 31.08.2009 tarihli poliçe teminatından ödenmesine, 28.08.2009 tarihinden 17.02.2010 tarihine kadar olan poliçe prim borcunun davacılar tarafından davalı ... ... A.Ş'ye ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine  Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 02/02/2017 tarih 2014/9340 E. 2017/930 K. Sayılı ilamı ile \"Somut olayda, davacılar vekili, hem 25.04.2011 tarihli ilk ıslah dilkeçesinde, hem de 14/02/2012 tarihli ikinci islah dilekçesinde tazminat talebinin davalılardan müştereken ve müsteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmektedir. Buna rağmen, mahkemece talep dışında talep aşılmak suretiyle; davalı ... A.Ş’ye muris ...'ın 21.8.2007 tarihinde kullandığı ... ... referanslı Tüketici Kredisinin ödenmeyen kısmının davalı ... A.Ş.bünyesinde düzenlenen ... nolu 31.08.2009 tarihli poliçe teminatından ödenmesine, 28.08.2009 tarihinden 17.02.2010 tarihine kadar olan poliçe prim borcunun davacılar tarafından davalı ... ... A.Ş.ye ödenmesine karar verilmiş olması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Bozma neden ve şekline göre ise, davalı Banka vekilinin ve davalı sigorta şirketi vekilinin  sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer bulunmadığı\" gerekçesiyle bozma kararı verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak 08/06/2018 tarihli kararı ile açılan davanın kabulü ile1.000,00 TL'nin murisin vefat tarihi olan 17/12/2010 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, verilen karar davalı ... A.Ş tarafından temyiz edilmesi üzerine  Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 17/11/2020 tarih 2018/4742 E. 2020/7185 K. Sayılı ilamı ile verilen kararın kesin hüküm niteliğinde olduğu gerekçesiyle temyiz talebinin kesinlikten reddine karar verilmesi ile kararın kesinleştiği görülmüştür.Bankacı bilirkişi ile sigorta uzmanı bilirkişinden alınan 09/10/2023 tarihli müşterek raporda özetle; \"Dosya içerisinde bulunan davalı banka ile sigorta şirketi arasındaki 22/02/2020 tarihli e-mail yazışması “... 21.08.2007 tarihinde şubemizden ev sahipleri için Kredi Kolay kullanmıştır. Krediye bağlı ... sigortası 2008 ve 2009 yıllarının Ağustos ayında yenilenmiştir. 2009 Ağustos ayında yenilenen ... sigortası poliçesi tahsilat yapılmadığı için 15.12.2009 tarihinde muhtelif alacaklar silinerek ... nolu poliçe iptal edilmiştir.18.02.2010 tarihinde poliçenin mevcut olmadığı şubemizce fark edilmiş ve ... sigortası yapılmıştır. Ancak bugün (22.02.2010) müşterimizin yakınları şubemize uğramış ve ...\"ın 17.02.2010 tarihinde vefat ettiğini ekteki ölüm belgesi ile bildirmişlerdir. Ağustos ayında yenilenen hayal sigortasının m/a kayıtlarından iptali hakkında şubemize bildirim yapılmadığı için sigorta eksikliği geç tespit edilmiştir. Şu anda aktif ... poliçe no.lu ... sigortası mevcuttur. Ancak müşterimiz poliçe kesilmeden önce vefat etmiştir. Şube olarak mağduriyetimizi bildirir; aktif poliçenin tazminat ödenmesinde değerlendirmeye alınıp alınmayacağı konusunda bilgi ve görüşlerinizi rica ederiz.\" şeklinde olduğu, davalı banka ve sigorta şirketinin dava konusu ... sigortasını iptal cderken sigortalıya bilgilendirme yaptığına dair bir belgenin dosya kapsamında tespit edilmediği, ... Sigortası Genel Şartlarına göre davalı sigorta şirketinin tebliğ ve ihbar yükümlüğüne aykırı davrandığı, bireysel krediler ödeme planına göre sigortalının vefat tarihi itibari ile 36.302,29 TL kredi borcu kaldığı, davalı banka ve sigorta şirketinin sigortalının ölüm tarihi itibari ile kredi borcunun kapatılması konusunda sorumlu olduğu\" görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Kredi sözleşmesinin 28/08/2009 tarihinde düzenlendiği, murisin 17/02/2010 tarihinde vefat ettiği anlaşılmakla, somut olay yönünden 6762 sayılı TTK hükümlerinin incelemesi gerekmektedir. 6762 sayılı TTK'nın 1282.maddesinde \"Aksi kararlaştırılmış olmadıkça sigortacı, primin ödendiği tarihten itibaren gerçekleşen rizikolardan mesuldür. Sigortanın devam müddeti mukavelede yazılı değilse tarafların müşterek maksadiyle mahalli teamül ve sair haller göz önünde tutularak mahkemece tayin olunur.\" (6102 sayılı TTK 1421) 6762 sayılı TTK'nın 1294.maddesinde \"Sigorta ettiren kimse, primlerin en yüksek haddinin tayinine ait hususi hükümler mahfuz kalmak üzere, mukavele ile kararlaştırılmış olan primi ödemekle mükelleftir. Sigorta primi mukavelede gösterilmemişse ilgili vekaletçe tasdik edilmiş olan tarifeler gereğince tayin olunur. Sigorta primi para olarak ödenir. Ödeme için senet verilmesi halinde senet bedelinin tahsil edildiği tarihte ödeme yapılmış sayılır. Primin aylık veya yıllık olarak taksitle ödenmesi kararlaştırılabilir. Böyle bir mukavele yoksa sigorta priminin toptan ödenmesi lazımdır.\", 1295.maddesinde \"Sigorta priminin tamamının, taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksitin, akit yapılır yapılmaz ve poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi gerekir. Sigortacının sorumluluğu primin veya ilk taksitin ödendiği tarihten başlar.\",  (6102 sayılı TTK'nın 1430, 1431. maddesi) 6762 sayılı TTK'nın 1297.maddesinde \"Bir yıldan uzun süreli can sigortalarında,sigorta ettiren kimse, sigorta primini 1295 inci madde gereğince vermemiş veya prim tecil edilmiş yahut taksitlere bağlanmış olduğu halde işbu primi veya herhangi bir taksidi vadenin bitiminde ödememiş ise, sigortacı, kendisinin veya akid sıfatıyle hareket eden vekilinin yazı ile sigortacıya bildirilmiş son ikametgah veya meskenine resmi bir ihtarname veya taahhütlü mektup göndererek bir ay içinde söz konusu ücret veya taksidi ödemez ise sigortanın feshedilmiş olacağını ihtar eder. Bu sürenin bitiminde borç ödenmemiş ise sözleşme feshedilmiş olur.\", 1325.maddesinde \"Sigorta priminin ödenmemesi halinde 1297 nci maddenin 1 inci fıkrası hükmü cari olup sigortacının bu sebepten dava açmıya hakkı yoktur.\" (6102 sayılı TTK'nın 1434. maddesi)...Sigortaları Genel Şartları'nın \"Sigorta Priminin Ödenmesi ve Sigortacının Sorumluluğunun Başlaması\" başlıklı C.1. maddesinin 5. bendinde; \"Bir yıldan uzun süreli ... sigortalarında sigorta ücretinin veya taksitlere bağlanmış olduğu takdirde herhangi bir taksitinin vadesinde ödenmemesi halinde sigortacı, sigorta ettirenin kendisine bildirmiş olduğu son ikametgah adresine taahhütlü mektupla veya noter kanalıyla ücret veya taksitin bir ay içinde ödenmesini, aksi takdirde sigortanın feshedilmiş olacağını ihtar eder. Bu sürenin sonunda söz konusu ücret veya taksit ödenmemiş ise sözleşme feshedilmiş olur.\"... Sigortaları Genel Şartları'nın \"Tebliğ ve İhbarlar\" başlıklı C.10 maddesinde; \"Sigortalı ve sigorta ettirenin bildirimleri, sigorta şirketinin merkezine noter eliyle veya taahhütlü mektupla yapılır. Sigortacının bildirimleri de sigorta ettirenin ve sigortalının poliçede gösterilen adresine aynı surette  yapılır. Bu adreslerin değişmiş olması halinde ise, sigorta ettiren bunu sigorta şirketine bildirmek zorundadır. Aksi takdirde sigortacı tarafından yapılacak tebligatın sigorta ettirene ulaştırılmamış olmasından doğacak kanuni sonuçlar doğrudan doğruya sigorta ettirene ait olur. Taraflara imza karşılığında, elden verilen mektup veya telgraf ile yapılan bildirimler de taahhütlü mektup hükmündedir.\" şeklinde düzenlenmiştir,Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 05/03/2019 tarihli 2016/14440 E. 2019/2476 K. sayılı ilamı ile; \"Dava, ... sigortası poliçesinin yenilenmemesinden kaynaklanan maddi tazminatın kredi veren bankadan ve poliçeyi düzenleyen sigorta şirketinden tazmini istemine ilişkindir.Hazine Müsteşarlığı'nın 17/01/2009 tarih ve 27113 sayılı Resmi Gazetede yayımladığı Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 2. fıkrasında, ihtiyari sigortalarda kredi süresi içerisinde yenileme sorumluluğunun kredi kullanana, yenilemeye ilişkin bildirim yapma ve bilgilendirme sorumluluğunun ise kredi kuruluşuna ait olacağı düzenlenmesi yer almaktadır.Anılan Yönetmeliğe göre, kredi süresi içerisinde yenileme yükümü kredi kullanana, yenilemeye ilişkin bildirim yapma sorumluluğu da kredi kuruluşuna (bankaya) aittir. Konunun gerek anılan hüküm, gerekse sigorta hukuku kapsamında sigortalının yükümlülüğü yönlerinden değerlendirilmesinde; kredi süresi içerisinde poliçenin yenilenme sorumluluğunun esas itibarı ile sigortalıya ait olduğu, kredi kuruluşu açısından ise \"bilgilendirme sorumluluğunu yerine getirmemiş olması\" halinin müterafik kusur teşkil edeceği açıktır.Somut olayda, mahkemece, davalı Bankanın poliçenin yenilenmemesi konusunda kusuru olduğunun kabulü isabetli ise de, yukarıdaki açıklamalar ışığında, bankanın bu kusurunun (bilgilendirme yükümünü yerine getirmemiş olması halinin) müterafik kusur teşkil edeceği ve poliçenin yenilenmesi hususundaki esas sorumluluğun sigortalıya ait olduğu hususları gözetildiğinde, davalı Banka yönünden kabul edilen kusur oranının fazla olduğu görülmüş ve davalı Banka açısından hakkaniyete uygun şekilde müterafik kusur oranı belirlenerek bu doğrultuda hüküm tesisi gerekirken yazılı  şekilde ve yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi isabetli olmamıştır...\"Yine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 23/09/2021 tarihli 2021/17489 E. 2021/5359 K. sayılı ilamında; \"...Somut olayda, mahkemece, davalı banka aleyhine açılan davanın tam kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, davalı konumundaki bankanın kredi veren kuruluş olması ve aynı zamanda sigortacının acente konumunda olması da değerlendirildiğinde; poliçenin yenilenmesi hususundaki esas sorumluluk sigortalıya ait ise de davalı bankanın da poliçenin yenilenmemesi konusunda (müterafik) kusurunun bulunduğu hususları ve Dairemiz uygulaması da gözetilerek gerekli araştırma yapılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli görülmemiş...\" gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. Mahkemece, daha önceki poliçenin ... A.Ş tarafından primlerinin ödenip sigortalıya yansıtılmış olması nedeni ile murisin aynı prosedürün uygulanacağı yönünde inancının oluştuğu bu nedenle 28.08.2009 başlangıç 28.8.2010 bitiş tarihli ... nolu ... Sigortası poliçesinin davalı bankanın Bireysel Kredilerde Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği hükümlerine göre poliçe hakkında sigortalıya bilgi vermek ve bilgilendirme sorumluluğunu yerine getirmekle mükellef olduğu dikkate alındığında poliçenin geçerli olduğuna karar verilmiş ise de  emsal yargıtay kararlarında ifade edildiği üzere  müteveffa sigortalının  poliçenin süresinin dolup dolmadığını takip etme ve sigortayı yeniletme konusunda kendisine düşen prim ödeme yükümlüğü bulunmaktadır. Bu itibarla  poliçenin yenilenmesi hususundaki esas sorumluluğun sigortalıya aittir. Davalı bankanın poliçenin yenilenmemesi konusunda kusuru olduğunun kabulü isabetli ise de, yukarıdaki açıklamalar ışığında, bankanın bu kusurunun (bilgilendirme yükümünü yerine getirmemiş olması halinin) müterafik kusur teşkil edecektir. Nitekim davalı banka, kendi bankasından kullandırılan kredinin teminatı amacıyla söz konusu poliçeyi davalı sigortacının acentası sıfatıyla düzenlemesi, nitekim önceki poliçeye ait primin davalı banka tarafından tahsil edilmesi dikkate alındığında davalı sigortacı ile birlikte davaya konu poliçenin yenilenmesi için davacıya bilgilendirme yapması gerektiğinden davalı sigortacı ile birlikte sorumludur. Ancak yukarıda ifade edildiği üzere davalı banka kendi üzerine düşen bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden müterafik kusurlurludur. Müterafik kusur indiriminin tatbik edilebilmesi için, her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle somut olayın özelliğine ve  hakkaniyete uygun %75 oranında  kusur indirimi cihetine gidilmesi hukuka uygun olacaktır. Buna göre sigorta poliçesinde kararlaştırılan sabit tutarlı 45.475,52 TL vefat tazminatının davalı bankanın % 75 oranındaki müterafik kusuruna denk gelen tutar  mahsubu ile talep edilebilecek tazminat tutarı 34.106,64 TL olarak hesaplamıştır. Davacıların alacak talebi ise 24.500,00 TL olduğundan gerekçe her ne kadar hatalı ise de taleple bağlılık ilkesi uyarınca davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Sonuç olarak, ilk derece mahkemesinin  kararı her ne kadar sonuç itibariyle doğru ise de gerekçenin yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olmadığından davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kabulü ile HMK'nın 353/1-b.2 bendi gereğince gerekçenin düzeltilmesi cihetine gidilerek yeniden hüküm tesis edilmesine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-Davalıların istinaf başvurularının gerekçe yönünden KABULÜ ile, BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 12/12/2023 tarihli ve 2012/302 Esas 2023/1316 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.b.2 maddesi uyarınca kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>2-Davanın KABULÜ İLE; 24.500,00 TL'nin murisin vefat tarihi olan 17/12/2010 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,    <br>3-Alınması gerekli 1.673,60 TL karar ilam harcından davacı tarafça yatırılan 364,00 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.309,60 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,<br>4-Davacı tarafından yapılan 21,15 TL başvurma harcı, 364,00 TL peşin harç, 1.828,25 TL, posta / tebligat / bilirkişi gideri  (ayrıntısı uyapta kayıtlı) olmak üzere toplam  2.213,40 TL yargılama giderinin  davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,<br>5- Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemizin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi gereğince hesap ve takdir olunan  edilen  24.500,00 TL  ücreti vekaletin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,<br>6-Davalıların yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına\t<br>7-HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline iadesine,<br>İstinaf giderleri yönünden;<br>1-İstinaf başvurusunun kabul sebebine göre istinaf yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına, davalılarca yatırılan başvurma harcının hazineye irat kaydına, her bir davalı yönünden ayrı ayrı alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcın, davalı ... A.Ş. tarafından yatırılan 1.309,60 TL'den mahsubu ile arta kalan 577,60 TL'nin, davalı ... A.Ş.  tarafından 1.360,00 TL'den mahsubu ile arta kalan 628 TL'nin istemi halinde davalılara iadesine,<br>2-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>3-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.11/02/2026 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1fda026aaae4124e","SID":"5c0d55d12f6072fe"}}