{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t:2023/1256 <br>KARAR NO\t:2026/315<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2021/39 <br>KARAR NO\t:2023/129<br>DAVA TARİHİ: 20/01/2021<br>KARAR TARİHİ: 22/02/2023<br>DAVA:Alacak (Ticari İş Tellallığı Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:04/03/2026<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının bankalarda genel müdür yardımcılığı ve genel müdür baş yardımcılığı gibi çeşit düzeylerde çalıştığını, yılların getirdiği tecrübe ile ... isimli şahıs şirketi kurduğunu, davalı şirketler yetkilisi ...'nun kendisine finansal danışmanlık hizmet vermesini istediğini, kendisinin bu teklifi kabul ettiğini, aylık danışmanlık ücreti aldığını, davalı şirketler yetkilisi ... ile limitlerinin yükseltilmesi için proje bazlı sözlü olarak simsarlık ilişkisi kurduklarını, 2017 yılından beri yapılan danışmanlık hizmeti karşılığı ödenen aylık danışmanlık bedelinin 2019 Şubat ayı itibariyle sonlandığını, bir sözleşme olmaksızın 2017-2019 yılları arasında aralıksız çalıştığını, davalı şirketlerin kredi limitlerinin arttırılmasına aracılık etme görevi neticesinde ana sözleşmenin kurulmasının akabinde simsarlık ücretinin kararlaştırıldığını, bu kapsamda görüşmeler gerçekleştirildiğini, bu görüşmelerin büyük kısmının davalı şirketler grubu ofislerinde yapıldığını, kredi limitlerinin arttırılması amacıyla birçok kredi kuruluşunu ziyaret ederek görüşmeler gerçekleştirdiğini, bu kapsamda davalılar bünyesindeki şirketlerin kredi limitlerinin arttırıldığını ancak davalı şirketler yönetim kurulu başkanı ... ile ücrete ilişkin randevu ve ücret talepleri hususunda bir sonuç alamadığını, davalılara Beşiktaş ... Noterliğinin 25/11/2020 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ettiğini, ihtarnamenin tebliği ile davalıların temerrüde düştüğünü beyan ederek taraflar arasındaki sözlü simsarlık sözleşmesinden doğan ücret alacaklarının tespiti ile şimdilik 10.000,00 TL'nin alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalılar, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından gönderilen ihtarname ile 6.500.000,00 TL ücret talep edilmesine rağmen zamanaşımı süresini kesecek şekilde davayı 10.000,00 TL belirsiz alacak davası olarak ikame ettiğini, taraflar arasında simsarlık sözleşmesinin akdedilmediğini, ...'nun davacıya kredi limitlerinin yükseltilmesine ilişkin bir talimat vermediğini, davacının ... kredi İimitlerinin arttırılmasına aracılık ettiği ve bu amaçla aralarında simsarlık sözleşmesi bulunduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, bu iddianın ispat yükünün davacıda olduğunu, iddia edilenin aksine 2019 yılı öncesi yazılı bir sözleşme olmaksızın davacıya herhangi bir ücret ödemesi yapılmadığını beyan etmiş olup, davacının iddiasının ispata elverişli delillerini sunması gerektiğini beyanla hukuki gerekçesi bulunmayan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; ''...tarafların ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu ve lehlerine delil vasfına haiz olduğu, davacı tarafından davaya konu alacağın sözlü anlaşmaya istinaden verilen hizmete ilişkin olduğunun iddia edildiği, Davalı şirketlerin defterlerine göre Davacı ... ile borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı, taraflar arasında yazılı bir simsarlık sözleşmesi bulunmadığı, simsarlık sözleşmesinin bir şekle tabi olmadığı, davacının 2017 yılından itibaren simsar olarak görev yaptığı, kendisine 2019 yılı Şubat ayına kadar aylık danışmanlık ücreti ödendiği, somut olayda davacının ücrete hak kazanabilmesi için kredi sözleşmelerinin kendi faaliyetleri ve aracılığı çerçevesinde gerçekleştiğini dolayısıyla simsarlık faaliyetleri ile kredi sözleşmeleri arasında nedensellik bağı bulunduğunu ispat etmesi gerekeceği anlaşılmış olup, davacının görev yaptığı 2017-2019 döneminde davalı ... A.Ş.'nin banka kredilerinin 2018 yılında arttığı, 2019 ve 2020 yıllarında düştüğü 2018 yılındaki artışın davacının aracılık ettiğine ve kredi limiti artışının bu sebeple artırıldığına dair  olduğunun ispat edilemediği, Davacının davalı tarafından limiti artırılan kredilerde aracılık yaptığı ve bu faaliyetiyle ücrete hak kazandığı iddiasını tanıkla da ispat edebilmesi mümkünse de; tanık ifadelerinin ihtilaf konusu olan davalıların kredi limitlerinin artışlarının davacının aracılığı sonucunda gerçekleştiğini ve davacının bu sebeple ücrete hak kazandığını ispatlama konusunda taraf tanık beyanlarının çelişkili olduğu ve bu halde tek başına yeterli olmadığı kanaatine varılmış olup, taraflar arasında bir danışmanlık/simsarlık ilişkisi bulunmakla birlikte, davacının aracılığı sayesinde davalı şirketlere verilen veya tanımlanan kredi limiti artışı olup olmadığı tespit edilemediği, davalı şirketlerin kredi limit artışlarının, davacı danışmanın aracılığı sayesinde artırıldığının ve davacının simsarlık ücretine hak kazandığının açık ve kesin şekilde ispatlanamadığı...\" gerekçesiyle dava reddedilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, mahkemenin maddi vakıayı tespitte fahiş bir hataya düştüğünü, simsarlık sözleşmesinin herhangi bir şekil şartına tabi olmayıp dosya münderecatı  ile sabit olduğu üzere müvekkilinin davalılara simsarlık sözleşmesi kapsamında hizmet verdiğini, mahkemece dosyadaki delillerin değerlendirilmesinde hata yapıldığını, bazı delillerin ise hiç değerlendirmeye alınmadığını, oysa bankalara yazılan müzekkerelere verilen cevaplar dosya kapsamında olup yazı cevaplarının dava dilekçesinde ifade edilen bankalarla görüşme yapıldığını teyit ettiğini, söz konusu görüşmelerin yapılmasına müteakiben davalı ...’in ...bank kredi limitlerinin 215 Milyon TL’den 425 Milyon TL’ye çıktığını, huzurda dinlenen tanıklar... ile...'in beyanlarının da taraflar arasındaki simsarlık sözleşmesini açık bir şekilde kanıtladığını, taraflar arasındaki whatsapp yazışmalarında görüleceği üzere davalılardan İbrahim'in müvekkilinin çalışmaları sonrası ...’in kredi limit artışının müvekkili sayesinde gerçekleştiğini kabul etmesine rağmen \"Katar sadece sasayı onayladı grubda hiçbir şeyi onaylamadı bundan dolayı size vermem gereken bir şey yoktur\" beyanıyla açıkça müvekkilinin hak edişini ödemekten kaçındığını, yine taraflar arasındaki mail yazışmalarında da müvekkilinin çalışmaları sayesinde ...’in limitlerinin artırıldığı açıkça belli olduğunu, tüm bu delillerin gerek mahkeme gerekse bilirkişi heyeti tarafından incelenmediğini, raporda ve kararda yer verilmediğini, mahkemece eksik bilirkişi raporuna dayalı hüküm kurulduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, taraflar arasında sözlü olarak simsarlık sözleşmesi kurulduğu, bu kapsamda davalıların kredi kuruluşlarından kredi limitlerinin artırılmasına davacı tarafın aracılık ettiği ve ücrete hak kazanıldığı iddiasıyla açılmıştır.Danışmanlık sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmeyen atipik/isimsiz bir sözleşmedir ve danışmanın belli bir ücret karşılığında, danışmanlığının talep edildiği konularda gerekli bilgiyi sağlayarak bunları yorumlamayı, danışanın karşılaştığı sorunları teşhis ederek amaca en iyi ve en uygun çözüm önerilerini hazırlamayı, sunduğu çözüm önerilerinin uygulanmasını, bazen denetimini veya uzmanlığının gerektirdiği çeşitli hizmet edimlerinde bulunmayı üstlendiği sözleşmeler olarak tarif edilebilir.Simsarlık sözleşmesi ise Türk Borçlar Kanunu'nun 520 vd maddelerinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 520.maddesine göre simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmeler olarak tanımlanmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 114. maddesinde dava şartları tek tek sayılmış olup dava şartı, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve karar verilebilmesi için varlığı veya yokluğu mutlaka gerekli olan şartlardır. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını re'sen belirleyecektir.HMK'nın 1. maddesinde; \"Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.\" hükmü yer almaktadır.  HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca \"Mahkemenin görevli olması\" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. Yine HMK'nın 115. maddesinde \"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir...\" düzenlemesi yer almaktadır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1.maddesinde; \"Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519,komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.\" hükmüne yer verilmiş ve TTK'nın 5/1. maddesinde ticari davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu belirtilmiştir.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup TTK'nın 4/1.maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.Nispi ticari davalar ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Yine, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, TTK'nın 19/II.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir.Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevi, ticari davalarla sınırlı olup, davanın ticari dava olup olmadığının TTK'nın 4.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. TTK'nın 4/1.bendinde nispi ticari dava, \"her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları'' olarak belirtilmiş ve nispi ticari dava ticari işletme kavramı ile tanımlanmış olup, TTK'nın 11.maddesi; \"Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.\" şeklinde düzenlenmiştir yani ticari işletmeden bahsedilebilmesi için; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, bu faaliyetin devamlı olması ve bu faaliyetin bağımsız yürütülmesi şeklinde üç unsurun bulunması gerekmektedir. TTK'nın 15.maddesinde esnaf kavramı \"İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi\" olarak tanımlanmıştır. ... nolu Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun 3. maddesinde Esnaf ve Sanatkar: İster gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak tanımlanmıştır.TTK'nın 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez.21/07/2007 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 18/06/2007 tarihli 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12.maddesi (6102 sayılı TTK 11.maddesi) ve 17.maddesinin (6102 sayılı TTK 17.maddesi) uygulaması bakımından;<br>a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri,Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla ...bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması,<br>b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla ... bünyesindeki odalara kaydedilmeleri kararlaştırılmıştır.Davacı gerçek şahıs olup dosya kapsamında tacir olduğuna dair bir kayıt bulunmamaktadır.Ticaret Sicil Müdürlüğünden genel cevabi yazıda davacının gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı bildirilmiştir. ... gelen cevabi yazıda herhangi bir kaydının olmadığı belirtilmiştir. Beşiktaş Vergi Dairesinden gelen yazıda ise \"İlgi yazılarınızda belirtilen dairemiz ... vergi hesap numarasında kayıtlı bulunan ... İle ilgili kayıtlarımız tetkikinde mükellef Mecidiyeköy Vergi Dairesi'nden 01/04/2018 tarihinde Daire'mize nakil geldiği görülmüş olup; ...BEŞİKTAŞ/İSTANBUL adresindeki işletme ve diğer idare danışmanlık serbest meslek faaliyetine devam etmektedir.\" şeklinde yanıt verilmiştir. Bilirkişi raporunda ise davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu belirtilmiştir. Ancak davacının esnaf sınırını aşan gelir elde edip etmediği, tacir sayılıp sayılmayacağı hususu araştırılmamıştır. Öncelikle davacının tacir kaydı olmadığından ticari işletme sahibi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle bağlı olduğu vergi dairelerinden hangi usulde defter tuttuğunun sorulması, vergi kayıtları getirtilerek yukarıda yapılan açıklamalar ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177 nci maddesinde belirtilen hususlar (defter tutma ve sınıf değiştirme hadlerine dair vergi usul kanunu genel tebliğleri ile her yıl için ayrı ayrı belirlenen sınırlar) dikkate alınarak ticari işletme sahibi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği gerekirse bu yönde bilirkişi incelemesi yaptırılarak tespit edilmelidir. Zira davacının tacir ve ticari işletme sahibi olmadığının belirlenmesi halinde, simsarlık sözleşmesinin TBK 520.vd maddelerinde düzenlenmiş ve TTK'nın 4.maddesi kapsamında mutlak ticari davalar arasında sayılmamış olması yine danışmanlık sözleşmesinin ise TBK'da yada TTK'da özel olarak düzenlenmemiş hizmet niteliğinde bir sözleşme olup TTK'nın 4.maddesi kapsamında mutlak ticari davalar arasında sayılmamış olması nedeniyle, mahkemece görev hususunun öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir.Davacının tacir veya ticari işletme sahibi olduğunun belirlenmesi halinde nispi ticari dava gündeme gelebilecek ise de, bu şartları taşımadığı takdirde eldeki dava nispi ve mutlak ticari dava niteliğinde olmayacağından, bu durumda görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olacağı nazara alınmalıdır.Açıklanan nedenlerle, mahkemece gerekli araştırma yapılarak öncelikle dava şartı niteliğinde olan görev hususunun değerlendirilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin sair istinaf sebepleri şimdilik incelenmeksizin, 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi nazara alınarak istinaf istemlerinin kabulü ile kararın HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/39 E. 2023/129 K. Sayılı 22/02/2023 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,<br>3-Davacı tarafça yatırılan  istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,<br>4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,<br>5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/03/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"73e7f8255ee86593","SID":"96942689497777d1"}}